Güzel günler yakında

Hayırlı günler… Hayırlı kışlar… Hayırlı haberler… Deyip başlamak geldi içimden.

Pandemi nedeniyle zor günler geçirdik. Aşıların gelmesi ile derin bir oh çektik. Mart ayı itibari ile özgür bir yaşam bizim için başlıyor.

Gençlere ayak uydurmak

Bu zor günleri genelde evlerimizde geçirdik. Bu dönemde hayatımızda en rahat ve mutlu olacağımız yerin evimiz olduğunu anlamışızdır. Benim dönemimden gelenler daha şanslıdır zira o şaşalı konserleri, filimler ve tiyatroları, gösterileri doya doya izlemiş telefon ve bilhassa internette kalan sanal dostluklar yerine hakikilerini can cana yan yana tatmışlardır. Yenileri hiç kınamıyorum. Ama inanın uzun zamandır ne bizim aile yemeklerini, ne okuldaki dostluk toplantılarını, ne pazar gezmelerini kana kana tadamadılar. Yeni trendlerle çoğu hisler yok oldu. Ve maalesef onlara dönüş olamıyor. Yeni akıma göre epey uzak olan ben ve yaşıtlarım bile uymak zorunda kaldığımızdan instagram, facebook gibi yeniliklere başta istemeyerek şimdi gönüllü olarak uymak durumunda kaldık.

Birbirimize eski dizilerden, konserlerden, eski İstanbul, Ankara, İzmir görüntülerinden enstantaneler yollayıp hasret giderdik.

Ne güzel duygu, kültür, sevgi dolu yıllar geçirmişiz. Rahmetli annem babam  “bizim zamanımızda” diye başladıklarında burun bükerdik. Şimdi çok hak veriyorum onlara da yeni gençlerimize de.

Televizyonda ne var?

Ama genelde evlerimizde olduğumuz bu dönemde bağlı kaldığımız televizyon harikasının geçen yıllardan daha fena olmasını affedemiyorum. Mesela diziler… Cansız hepsi birbirinin benzeri. Hiçbir patlama yok, hani tam biraz çekici oluyor iki bölüm sonra biteceği haberi geliyor veya 3 yıl sürüyor. Tadında bırakmak kimsenin aklına gelmiyor. Neden Netflix? Belki de bu yüzden…  8-9 bölümde bitiyor diziler. Aynılarının bizdeki versiyonları seneler sürüyor. Ve de her dizi akşam 8 de başlıyor 12 civarı bitiyor.  Yurt dışında takip ettiğim diziler 40 dakika sürüyordu ve takibi rahat oluyordu.

Gündüz programları keza… Birbirinin kopyaların kayıpların aranması, karı koca sevgili kavgaları… Kendilerini çok başarılı gören medya programları, aldı başını gidiyor…

Hiç mi kimseyi beğenmiyorum… Var… Hem de çok beğendiğim sabah programı Çağla Şikel var. Bazen çok iyi hekimlerle günün yorumlarını yapıyor. Bazen mutfak fikirleri veriyor, bazen modadan rafine bir üslupla konuşuyor… Kutluyorum… Akşam. Programları arasında oyunlarıyla yine Şikel’in eğlenceli yarışma şovu benim için 1 numara… Hani Amerika’da dünya çapında Ellen DeGeneres’in show’u var ya onu anımsatıyor. Ve de çok abartısız başarılı.

İşte herkesin evlerinde en büyük meşgaleleri televizyon olan bu devirde hani ne yapalım bu var denileceğine daha kuvvetli, daha duygusal, daha hicivli, daha üstün yapımlar yapabilsek?

Önceki yazılarda New York, İstanbul, Milano vs kentlerdeki sinema, tiyatro, müzikal, sergileri, restoranları yazıyordum. En iyi sinema, müzikal, restoran bir yıldır evimiz. O yüzden en iyisini bekliyoruz mucizeli kutudan.

Masumlar Apartmanı

Bu arada en iyileri de söylemeden edemeyeceğim. Mesela başta Ezgi Mola, Birkan Sokullu, Merve Dizdar, Farah Zeynep Abdullah’ın muhteşem oynadığı ‘masumlar Apartmanı’… Süper… Minik bir hatıra, yazın son günlerinde arkadaşım Fatih Ürek ile Ezgi Mola’nın Alaçatı’daki kahvaltı bahçesi Roop’ta konuşmuştuk. Mola çok heyecanlı olduğunu ilk kez takıntılı bir kadını canlandıracağını ve ciddi bir dizide rol alacağını söylemişti. Meğer çok haklıymış. Kendi de dizi de liste başı oldu heyecanına değdi bence.

Bu arada Burak Özçivit, Özge Törer, Tamer Yiğit, Ayşegül Günay, Burak Çelik gibi sanatçıların rolleri paylaştığı Kuruluş Osman hikayesi, dekor ve kostümleri ile muhteşem…

Bir de Türkiye’nin uluslararası arenada ‘En İyi Erkek’ ödülünü en çok alan yetenekli aktör Feyyaz Duman’ın başrolde oynadığı ‘Baraj’ dizisinde Arif karakteri ile gönüllere taht kurdu.  Feyyaz oyunculuğu kadar güzel seven adam karakterlerini canlandırması ile hayranlarını etkiliyor. Bu arada diziyi yıllarca aynı adlı filim yani ‘Baraj’ filminde Tarık Akan ile başrolü oynayan Türkan Şoray’ın güzel kızı Yağmur Ünal ile Fatih Aksoy’un çektiğini de düşünürsek…

Ve de reyting krallarından ‘Sadakatsiz’

Orijinali ‘Doktor Foster’ı aratmadı. İyi oyuncular yanı sıra Selçuk rolü ile öne çıkan Emir Taro Tekin başa güreşen dizilerden ‘Yasak Elma’nın vazgeçilmez oyuncusu Şevval San ile Futbol krallarından Metin Tekin ‘in oğullarıymış. Oxford’da drama eğitimi alan Emir çok başarılı bir oyuncu… Tebrikler…

‘Menajerim sensin’ de çok tutulan süper dizi… O da ‘Call my agent’ dizisinin uyarlanmış.

Aynen ‘Alev alev’ in 1800lerde geçen ‘Le Bazar de la charite’ gibi.

İşte dizilerden minik bir tur… Dileğim gece gündüz tek rahatlama dinlenme heyecan kutumuzun daha da renkli dostumuz olması…

Serdar Uzuntaş’tan süper defile

Bu arada canım kardeşim bir arkadaşımı tebrik etmek istiyorum. 16 Ocakta Kiton, Iceberg, Fendi, Prada vb. gibi dünya markaları ile Milano’da süper bir defile gerçekleştirdi Serdar Uzuntaş. Şu anda sizin için telefonda konuştum, Başarı ile geçen dijital gösterisinden sonra gelen siparişleri değerlendirmek için hala Milano’da. Tebrikler Serdar…

Geçen hafta İzmir’e gelen hattan bende 2 gün kalan canım çocuklarımdan Ümit Temurçin hem önemli bir gazetenin moda köşesinde nefis yazılar yazıyor, hem renkli eventlerde çevrenin kalbine giriyor. Beraber animasyonda çalıştığımız günlerde her fırsatta en güzel sahneleri daha güzel bir şekilde sunardı. O kadar değerlendirdi ki bu sanat ruhunu animasyonun ardından hanım aksesuarlarının dizaynından başlayıp büyük eventlere geçti ve ülke çapında bir sanatçı oldu. Hatta birkaç kez Cannes festivaline ve de 2 kez tasarlanan kostümleri giydirmek üzere Oscar törenine Los Angeles’e gitmiş.  Kutluyorum Ümit…