Yazılar

Sıcak çarpması aşırı kilolu ve zayıfları daha çok etkiliyor

Sıcak çarpması aşırı kilolu ve zayıfları daha çok etkiliyor

Haziran itibarıyla aşırı ısınan havalar; yaşlıları, 5 yaş altı çocukları, hamileleri ve aşırı kilolu ya da zayıf kişileri daha çok etkiliyor. Sıcak havalara karşı herkesin dikkatli olması ve önlem alması gerektiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Gündelik alışkanlıklar yaz mevsimine göre değiştirilmeli, vücut serin tutularak su kaybı önlenmeli. Öğle saatlerinde koşanlar sabah erken veya akşam saatlerini tercih etmeli. Mevsime uygun beslenmeye ve özellikle de bol su içmeye dikkat edilmeli” uyarılarında bulundu.

Terli ve soğuk cilt, bitkinlik, susama hissi, kas krampları, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma ve idrar koyulaşması gibi durumlar sıcak çarpmasının yaygın belirtileri arasında yer alıyor. Sıcaklık artmaya devam ederse cildin kuru, sıcak ve kırmızı bir hal aldığını, vücut ısısının yükseldiğini, solunum ve nabzın hızlandığını, davranış bozukluğu ve bilinç bulanıklığı gelişebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Damarların genişlemesi nedeniyle tansiyon düşer ve vücutta kan dolaşımını sağlamak için kalbin daha hızlı ve yoğun çalışması gerekir. Bu durumda damarlarda oluşan sızıntı yüzünden isilik veya ayaklarda şişme görülebilir. Tansiyon daha fazla düşerse hayati organlara yeterince kan ulaşamaz ve kalp krizi riski artar. Terleme yüzünden vücutta hem sıvı hem de tuz kaybı olur ve aralarındaki denge bozulur. Tansiyonun düşmesiyle birlikte bu sorun, sıcak bitkinliği olarak adlandırılan soruna yol açar” dedi.

Dr. Eyyüp Kenan Özok

Dr. Eyyüp Kenan Özok

Öğle saatlerinde dışarı çıkılmamalı

Öğle saatlerinde mümkün olduğu kadar dışarı çıkmamaya özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Dışarıya çıkarken açık renkli, hafif ve bol giysiler tercih edilmeli. Sıcak altında ağır spor ve fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı. Su başta olmak üzere yeterli sıvı alımına dikkat edilmeli. Mümkün olduğunca gölgede veya klimalı ortamlarda vakit geçirilmeli” şeklinde konuştu.

Şapkasız ve gözlüksüz dışarı çıkılmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Ayrıca güneşin zararlı ışınlarından korunmak için güneş koruyucu krem kullanılmalı” dedi.

Dr. Eyyüp Kenan Özok, vitamin ve mineral açısından zengin olan ayrıca sıvı kaybını da önleyen aşağıdaki 11 gıdanın sıcak havalarda tüketilmesini önerdi:

  1. Mısır
  2. Buzlu kahve
  3. Vişne
  4. Domates
  5. Ahududu
  6. Buzlu çay
  7. Yaban mersini
  8. Çilek
  9. Kabak
  10. Taze fasulye
  11. Karpuz ve kavun: Yazın en sevilen ve en çok serinleten meyvelerinden kavun ve karpuz, lif oranları düşük meyvelerdir. Bu nedenle de glisemik indeksleri düşüktür. 200 gram karpuz ve kavunda 13-15 gram karbonhidrat bulunur. Bu yüzden diyabetli bir bireyin ara öğünde 200 gramdan fazla kavun ya da karpuz yememesi gerektiği unutulmamalı.

Paketli gıdalar böbrek rahatsızlığına neden oluyor

Paketli gıdalar böbrek rahatsızlığına neden oluyor

Böbrek ve üriner sistem hastalıkları yetişkinlerin yanı sıra çocukları da etkiliyor. Bu noktada anne ve babalara önemli görevler düştüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Hazır ve paketli gıdaların sık tüketimi, idrara çıkmanın ertelenmesi veya gün içinde yeterli miktarda su içilmemesi gibi alışkanlıklar sebebiyle çocuklarda böbreklerle ilişkili sorunlar gözlemlenebiliyor. Bu kötü alışkanlardan çocukların uzak tutulması ya da kronik hastalığı olanların düzenli doktor kontrolüne götürülmesi çok önemli” açıklamasında bulundu.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte günümüzde pek çok çocuk bedensel hareketler içeren oyunlardan ve etkinliklerden oldukça uzak. Çocukların artık günlerini telefon, tablet ya da bilgisayar başında geçirdiklerinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Hareketsizliklerinin yanında abur cuburlarla öğün atlatıyorlar hatta su içmeyi dahi unutuyorlar. Ayrıca bazı kronik hastalıklar ve ilaçlar da çocuklarda böbrek taşı gelişimini hızlandırabiliyor” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı

Çocuklardaki böbrek taşı oluşumunun kaynağı farklı bir rahatsızlık olabilir

Bilimsel çalışmalar sonucunda, böbrek taşına sahip çocukların yüzde 75-85’inde altta yatan hazırlayıcı bir faktör bulunduğunu dile getiren Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu faktörler ağırlıklı olarak; idrar yolu enfeksiyonu, böbrek ve üriner sistemin yapısal bozuklukları ve çeşitli metabolik sorunlar şeklinde sıralanıyor. Yapısal yani anatomik bozukluklar idrar akışında yavaşlamaya yol açabiliyor bu durum da taş oluşumuna sebep oluyor. Böbrek büyümesi, idrarın böbreğe geri kaçması, idrarın mesaneye ulaşma güçlüğü ve böbrek kistlerinin varlığı çocuklarda taş oluşumu riskini artırıyor. Eğer ailede böbrek ya da üriner sistem taşı varsa risk daha da yükseliyor” dedi.

Üriner sistemdeki taşlar her zaman belirti vermiyor

Böbrek taşları bebeklik dönemi de dahil olmak üzere her yaş grubunda görülebiliyor diyen Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebekler böbrek taşı gelişimi açısından risk grubunda bulunuyor. Yaş büyüdükçe üriner sistemde taş görülme sıklığı da artıyor ve bazı bilimsel yayınlara göre erkek çocuklarda daha sık rastlanıyor” şeklinde konuştu. Böbrek taşında; karın ve göbek altı bölgede ağrı, kusma, idrarda renk ve koku değişikliği, idrar yapamama, idrar miktarında azalma, idrarda kan görülmesi, idrar kaçırma ve idrar yapma sırasında ağrı gibi belirtilerin görülebildiğini paylaşan Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu belirtiler gözlemlendiğinde hızlıca bir uzmana başvurmak gerekiyor. Bazen de farklı nedenlerle yapılan karın ultrasonografi incelemelerinde rastlantısal olarak böbrek ya da idrar yollarında taş saptanabiliyor. Olguların yüzde 30’u belirti olmadan, görüntüleme ile tanı alıyor. Bu yüzden düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerekiyor” dedi.

Tedavide cerrahi müdahale şart değil

Tam idrar tahlili ve üriner sistem ultrasonografisi gibi yöntemlerin hastalığın tanısının ilk basamağını oluşturduğunu dile getiren Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Eğer taş milimetre boyutlarında ise ve ağrı, tıkanma, enfeksiyon ya da kanama gibi belirtiler yoksa ultrasonografi veya idrar testleriyle hastanın takibine devam ediliyor. Bu aşamada bol su içilmesi, meyve ve sebzeden zengin bir diyet uygulanması ve paketli gıdalardan kaçınılması önemli. Taşın kendiliğinden düşme olasılığı yoksa ve ciddi bir tıkanıklığa sebep olmuşsa cerrahi tedavi yöntemlere başvurulabiliyor. Böbrek taşı olgularının yüzde 30-60’ı tedaviden sonra tekrarlayabilme özelliğine sahip. Bu nedenle yakın takipten vazgeçilmemeli” bilgilerini verdi.

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı çocukları böbrek taşı gelişiminden korumak için anne ve babalara başlıca 3 tavsiye verdi:

  •  Çocuklarınızın günlük sıvı tüketimini takip ederek su alımlarını yeterli seviyede tutun.
  • Çocuklarınızı tuz ve protein içeriği yüksek hazır gıdalardan ve paketli ürünlerden mümkün olduğunca uzaklaştırın.
  • Çocuklarınıza eğlenceli tarif ve sunumlarla meyve sebzeden zengin bir beslenme programını sevdirmeye özen gösterin.

Yaz aylarında tüketilmesi gereken 6 meyve

Yaz aylarında tüketilmesi gereken 6 meyve

Yaz mevsimi yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret değil. Yaz aylarına özel meyveleri de sofralarımızdan eksik etmememiz gerekiyor. Yaz meyvelerinin vitamin, mineral, lif ve antioksidan açısından oldukça zengin bir sağlık deposu olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Zengin vitamin, mineral ve antioksidan içerikleriyle, mevsiminde tüketilen yaz meyveleri dengeli bir beslenme planının önemli bir parçası. Özellikle meyvelerde bulunan C vitamini bağışıklık sistemimizi güçlendirirken, lifler sindirim sistemimizi düzenliyor ve kalp sağlığımızı destekliyor. Ayrıca, antioksidanlar serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarları azaltıyor, kanser riskini düşürebiliyor” açıklamasında bulundu. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, 6 yaz meyvesinin sağlık marifetlerini paylaştı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Üzüm

İçeriğindeki vitamin ve minerallerin yanı sıra sağlığımız için önemli olan pek çok bileşene sahip. Özellikle siyah üzüm, resveratrol içeriği sayesinde kalp ve damar sağlığında iyileştirici etkiye sahip. Demir içeriği sayesinde kansızlık sorunu yaşayanlar için kan üretimine destek olur. İçeriğindeki karotenoid sayesinde göz sağlığına katkı sağlar. Potasyum içerdiği için yüksek tansiyonu düşürür ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur. Ancak glisemik indeksi yüksek yani kan şekerini hızlı yükseltip düşüren bir meyve olduğu için özellikle diyabet hastaları dikkatli tüketmelidir.

Kavun

Selenyum, beta karoten, C vitamini ve bazı antioksidan maddeleri bakımından zengindir. Bu sayede oksidatif stresi önleyerek serbest radikallerin vücuttan atılmasına yardımcı olur, bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar ve kansere karşı koruyucu etki gösterir. C vitamini sayesinde cilt sağlığına da olumlu katkıları bulunur. İçeriğindeki beta karoten göz sağlığına iyi gelir. Yüksek su ve lif içeriğiyle sindirim sisteminin düzenli çalışmasını destekler. Potasyum içeriği ise kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur. Ancak fazla tüketimi ishale neden olabilir. Glisemik indeski yüksek bir meyve olduğu için diyabet hastalarının dikkatli tüketmesinde fayda var.

Karpuz

Karpuz deyince akla likopen gelmeli. Likopen, meyve ve sebzelere kırmızı rengini veren bir antioksidandır. Besinler yoluyla aldığımız likopen kalp ve damar hastalıkları, diyabet, kanser ve kemik erimesi gibi birçok hastalığa iyi gelir. Karpuz ayrıca içeriğindeki sitrülin ve arginin sayesinde kan basıncını düşürür, bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu lezzetli meyve sahip oduğu magnezyum ve potasyum sayesinde kas ağrılarına ve kramplara iyi gelirken, A, B6 ve C vitaminleri açısından da zengindir. Yüzde 90’dan fazlası su olduğu için vücudun özellikle yaz aylarında sıvı ihtiyacını karşılar. Lif içeriğiyle sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur.

Çilek

Çilek C, K, E ve B grubu vitaminlerini içerir. Mineral olarak da kalsiyum, demir, magnezyum ve bakır açısından zengindir. İçerdiği antioksidanlarla kanserden koruyucu etkiye sahip. LDL dediğimiz kötü huylu kolesterolü düşürücü etkisi de var. Ayrıca kan şekerini dengeleyerek diyabet riskini düşürür, içerdiği B9 vitaminiyle yorgunluk ve halsizliğe iyi gelir.

Önemli!

Alerjik besinlerden biri olan çilek, deride alerjiye bağlı çeşitli reaksiyonlara neden olabilir. Ayrıca çilek pestisit içeriğinden dolayı yıkandıktan sonra 5-10 dakika karbonatlı suda bekletilmeli, ardından tekrar yıkandıktan sonra tüketilmeli. Pestisit; besinleri haşere, bakteri ve virüsten korumak için tarımda kullanılan kimyasal bir maddedir.

Erik

Yüksek oranda C vitamini içeriğinin yanı sıra, A, K ve B grubu vitaminleri, sodyum, potasyum, kalsiyum, demir, magnezyum ve antioksidanlar içerir. C vitamini içeriğiyle demir emilimini artırır. K vitamini ve magnezyum sayesinde kemiklerin güçlenmesine katkı sağlar. Diş etini güçlendirir. A ve C vitamini sayesinde vücutta kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıkların oluşumunu geciktirir. İçerdiği beta karoten ile göz sağlığını korur. Lifli olduğu için tokluk sağlayarak kilo kontrolüne yardımcı olur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar ve kabızlığı önler. Kan şekerini dengelemeyi destekler. Bu nedenle diyabet hastaları rahatlıkla tüketebilir. Ancak erik ve tuz tüketimine dikkat edilmeli özellikle de böbrek ve tansiyon hastaları eriği tuzla tüketmemeli.

Kiraz

A, C, B ve K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, potasyum, manganez ve bakır mineralleri içerir. Özellikle A vitamini ve potasyumdan zengindir. Vücudun sodyum-potasyum dengesini sağlayarak tansiyonu düşürücü etkisi vardır. Vücuttan ürik asidin uzaklaştırılmasına yardımcı olur, gut ve eklem ağrılarına iyi gelir. Egzersiz sırasında inflamasyonu azaltır ve egzersiz sonrasında hızlı toparlanma sağlar. Melatonin içeriğiyle iyi ve kaliteli bir uykuyu destekler. Bol C vitaminiyle yaşlanma karşıtı etkisi de bulunur. Diyabet hastaları için ideal bir meyvedir. Yüksek lif içeriğiyle kabızlığa iyi gelir. Fazla tüketimi ishal yapabilir. Kalp ve tansiyon sorunu yaşayanlar kirazı dikkatli tüketmeli.

Zerdeçalın bilinmeyen faydaları

Zerdeçalın bilinmeyen faydaları

Ana vatanı Çin ve Hindistan olan zerdeçal; öksürük, soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere deri hastalıklarından eklem rahatsızlıklarına kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Zerdeçalın vücutta enfeksiyonu önleme, doku ve sistemlerin sağlığını koruma gibi birçok avantajının bulunduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Zerdeçal ile özellikle de karabiberle birlikte kullanılması zerdeçal içindeki faydalı kurkumin maddesinin 2000 kat daha aktif olmasını sağlar” dedi.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, zerdeçalın faydalarını paylaştı:

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren,

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Alzheimer hastalığının gelişimini yavaşlatır

Alzheimer, protein plaklarının birikimine bağlı olarak beyin hücrelerinin ölümünden kaynaklanan ilerleyici bir bilişsel hastalıktır. Zerdeçal bitkisinde bulunan kurkumin hem oksidatif stresi azaltarak hem de protein birikimini önleyerek Alzheimer hastalığının gelişimi ve ilerlemesini yavaşlatamaya yardımcı olur.

İnsülini destekler

Zerdeçal, diyabet hastalarında insülinin dengelenmesine destek olur. Vücutta insülin duyarlılığını artıran kurkuminin, enzimatik tepkimeleri etkileyerek fayda sağladığı düşünülüyor. Yapılan bir çalışmada kurkuminin antidiyabetik etkisinin onaylanmış bazı şeker ilacı gruplarıyla neredeyse karşılaştırılacak kadar kuvvetli olduğu ortaya çıkmıştır.

Kardiyovasküler hastalıklardan korur

Kurkumin, kardiyovasküler hastalıklardan korunmada büyük faydalar sağlayabilir. Yapılan çalışmalar zerdeçalın; kalp yetmezliği, kalp kası hastalıkları, ilaca bağlı kalp toksisitesi, kalp krizi, inme ve şeker hastalığı ile ilişkili kardiyovasküler semptomlar gibi hastalıklara karşı korumada destekleyici olduğunu belirlemiştir.

Uçuk ve griple mücadelede önemli bir yeri vardır

Kurkumin, uçuk ve grip de dahil olmak üzere çeşitli virüslerle savaşmanıza yardımcı olabilir.

Regl öncesi semptomları hafifletir

Zerdeçal, adet öncesi semptomları hafifletmeye yardımcı olur.

Obeziteden korunmaya destek olur

Zerdeçal obeziteye sahip kişiler için de önemli faydalara sahiptir. Kurkumin adipoz doku denilen yağ kaplı hücrelerden oluşan yapının inflamatuar salgılarını azaltarak obeziteden korunmayı destekler.

Prostat kanserinde kontrolsüz çoğalmayı engelleyebilir

Zerdeçal büyüme faktörü ve nükleer faktör gibi birçok hücre yoluna müdahalede bulunarak prostat kanserinde hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına etki ederek kontrollü hücre ölümlerinin sağlanmasına yardımcı olabilir.

Depresyonla mücadeleye yardım eder

Kurkumin majör depresif bozukluğa iyi geldiği gözlemlenmiştir. Zerdeçalın bu etkiye nörobiyolojik maddelerin miktarlarını azaltarak, arttırarak veya metabolize olmalarını sağlayarak sebep olduğu düşünülüyor.

Kas kramplarına ve eklem ağrılarına iyi gelir

Zerdeçal, adet öncesi semptomları hafifletmesinin yanında kas kramplarını da azaltabilir. Ayrıca eklem ağrısını, sertliğini ve iltihaplanmayı hafifletmeye destek olur.

Hazımsızlığı önler

Zerdeçal hazımsızlık semptomlarının giderilmesine yardımcı olur. Hazımsızlığı gidermenin yanında metabolizmayı düzenleme, proteinlerin sindirimini kolaylaştırma, midenin asitlere karşı dayanıklılığını sağlama, mide mukozasını kaplayan mukusu arttırma, mide suyunun asitlik derecesini ayarlama gibi süreçlere de yardımcı olur.

Yaraları iyileştirir

Kurkuminin yara iyileşmesi üzerine olumlu etkileri bulunur. 

Cevizin 6 faydası

Cevizin 6 faydası

Ceviz, lezzetli tadı ve doyuruculuğu sayesinde en popüler kuru yemişler arasında yer alıyor. Cevizin besin değeri açısından da çok zengin olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Ceviz, içerisindeki zengin yağ asitleri, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller kalp rahatsızlıklarından beyin hastalıklarına, hafıza sorunlarından diyabete, kanser riskinden korunmaya ve cilt sağlığının desteklenmesine kadar birçok fayda sağlıyor. Sağlıklı bir yaşam için cevizi beslenme rutininin bir parçası haline getirmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Cevizin kalorisi yoğun olduğu için vücuda iyi enerji sağladığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Tokluk süresini uzatır ve kan şekerini dengeleyerek kilo vermeye yardımcı olur. Günlük ceviz tüketim miktarı 1 fincana denk gelecek şekilde ortalama 30-60 gram olmalı. Düzenli ve ölçülü ceviz tüketiminin pek çok yararı bulunuyor öyle ki yapılan araştırmalarla özellikle meme, prostat ve kolorektal gibi kanser türlerinin oluşma riskini bile azalttığı görülüyor. Ancak ceviz tüketimi konusunda dikkat edilmesi gereken bir nokta var o da cevizin en çok alerjiye sebep olan ilk 8 besin arasında yer alması. Bu sebeple dikkatli tüketilmesinde fayda var” açıklamasında bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, cevizin sağladığı en önemli faydaları 6 maddede sıraladı:

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Antioksidan etkisi yüksektir

Ceviz, fındık, fıstık, kaju ve badem gibi diğer kuru yemişlere oranla daha fazla antioksidan içeriğe sahiptir. Bu sayede kötü kolesterol olarak bilinen LDL değerlerini düşürmeye yardımcı olup kalbi bu duruma bağlı oluşabilecek hastalık risklerine karşı korur ve ayrıca tiroit fonksiyonlarını destekler.

 Vücutta iltihaplanmayı önler

Vücuttaki fazla iltihaplanma yani inflamasyon; tip 2 diyabet, kanser, kalp hastalığı ve Alzheimer gibi birçok ciddi hastalığa yol açabilir. Cevizdeki inflamasyon karşıtı etki gösteren; ALA, omega-3, omega-6 yağları, magnezyum, aminoasit ve arginin gibi maddeler inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.

Bağırsak sağlığını güçlendirir

Bağırsak mikrobiyotasının sağlıksız olması yalnızca bağırsakların düzgün çalışmamasını değil, vücudun iltihaplanmasına da neden olarak kalp hastalığı, obezite, kanser gibi durumların görülmesine de neden olabilir. Düzenli bir şekilde ceviz tüketen kişilerde tüketmeyenlere oranla hem bağırsak fonksiyonlarının normal çalışması hem de kalp, obezite gibi bazı kronik hastalıkların daha az görülmesine katkı sağlar.

Kan basıncını kontrol eder

Ceviz yüksek kan basıncını kontrol altına alır ve böylece bu duruma bağlı olabilecek hastalık risklerinin önüne geçmeye yardımcı olur.

 Sağlıklı yaşlanmaya yardımcı olur

Yaşlandıkça fiziksel yetenekleri kullanma ve hareketli olma zorlaşabilir. Fiziksel yetileri sağlıklı bir şekilde sürdürmek için de iyi bir beslenme düzeninin olması önemlidir. Cevizde fiziksel işlevlerin devamlılığını sağlamaya yardımcı olan temel vitaminler, mineraller, kalori, lif ve yağlar bulunur.

Doğurganlığın artmasını sağlar

Ceviz yemenin erkek üreme sağlığı üzerinde olumlu etkileri bulunur. 117 erkek üzerinde yapılan bir çalışmada, düzenli ve belirli bir miktarda ceviz tüketiminin sperm hücrelerinin kalitesini artırdığı, spermin canlılığını ve hareketliliğini daha iyi hale getirdiğini belirtilmiştir. Düzgün ve sağlıklı bir beslenme şekli olmayan erkeklerin düzenli ceviz yemesi, sperm hücreleri üzerindeki olumsuz etkileri azaltıp erkek üreme sağlığına faydalı olabilir.

Brokoliyi 5 dakikadan fazla pişirmeyin

Brokoliyi 5 dakikadan fazla pişirmeyin

Daha sağlıklı ve zinde bir bünyeye sahip olabilmek için beslenmede sebze-meyve dengesinin sağlanması önemli. Brokolinin lif ve karbonhidrat bakımından oldukça zengin olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Brokoliden maksimum düzeyde faydalanmak için 5 dakikadan fazla pişirmemek gerekiyor. Uzun süre pişirilen brokolide yüzde 60 oranında vitamin ve besin kaybı ortaya çıkıyor. Bu kaybı önlemek için pişirme süresi kadar pişirme yöntemi de oldukça önemli, mutlaka buharda pişirme veya haşlama seçeneklerinden biri tercih edilmeli” açıklamasında bulundu.

Brokolinin guatrojen içeren bir besin olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Guatrojenik besinler vücudun iyot kullanma yeteneğini engellediği için kişinin tiroit fonksiyonlarını bozabilir. Özellikle tiroitte nodülleri olan bireylerin çiğ brokoli tüketimine dikkat etmesi gerekir. Aynı zamanda brokoli, yüksek miktarda K vitamini içerdiği için kanın pıhtılaşmasını sağlar. Bu sebeple kan sulandırıcı ilaç kullananlar da tüketmeleri gereken brokoli miktarını doktorlarına danışmalı” uyarısında bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Brokolinin 8 faydası

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, brokolinin haftada 2 gün tüketilmesinin 8 faydasını paylaştı:

  • K vitamini ve kalsiyum bakımından zengin olduğu için kemik sağlığını destekler.
  • Antioksidanlar açısından zengindir. Vücudu serbest radikallere karşı koruyarak oksidatif stresi azaltır.
  • İçerdiği lutein ve zeaksantin antioksidanlarıyla göz sağlığını güçlendirir.
  • Sahip olduğu biyoaktif bileşenler sayesinde kanser riskini azaltmaya yardımcı olur. Özellikle meme, prostat ve kolorektal kanserler üzerinde olumlu etkileri olduğu gözlemlenmiştir.
  • C vitamini açısından zengin olduğundan, bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı direnci artırır.
  • Yaşlanmayı yavaşlatır, ciltteki kırışıklıkları önler.
  • Sindirim sürecini düzenleyen ve kabızlık riskini azaltan lif bakımından zengindir. İyi bir lif kaynağı olması nedeniyle diyabet hastalarının da kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur.
  • Kalp sağlığına iyi gelir.

Bayramda sağlıklı tatlı tüketme önerileri

Bayramda sağlıklı tatlı tüketme önerileri

Bir aylık oruç tutma sürecinden sonra güzel yemeklerin ve tatlıların yeneceği Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı. Özellikle hamurlu şerbetli tatlıların ve ikramların bayramda yoğun tüketildiğini ve dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Yiyeceklerin içeriği kadar tüketilme miktarı da büyük önem taşıyor. Özellikle tatlılarda, miktar çok daha kritik. Bayram boyunca kilo almamak ve halihazırda olan kiloyu korumak için en fazla 2-3 defa tatlı tüketilmeli ve tatlı seçeneklerinden şerbetli değil sütlü tatlılar tercih edilmeli” açıklamasında bulundu.

Tatlı tüketileceği zaman, o günün genel beslenmesine de dikkat edilmesi gerektiğiniz, özellikle de tatlı tüketileceği günün sabahında proteinli kahvaltı yapılmaması ve ekmek tüketilmemesi önerisinde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Yumurta, peynir ve zeytin veya ceviz içi, söğüş, sebze ve bol mevsim yeşilliği birlikte tüketilmeli. Gün içinde meyve tüketilmemeli ve öğle veya akşam ana yemeklerinden biri mutlaka zeytinyağlı sebze olmalı. Ana yemeklerin yanında pilav, makarna gibi karbonhidrat alışkanlığından vazgeçilmeli. Diğer önemli bir husus ise aynı gün birden fazla tatlı tüketilmemeli” dedi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren,

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Ramazan ayı boyunca uzun süre aç kalınması, sadece 2-3 öğün tüketilmesi ve öğün tüketim saatlerinin akşam ve gece olması sebebiyle beslenme düzeninin oldukça değiştiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, normal günlük beslenme düzenine yavaş yavaş dönülmesi gerektiğini hatırlattı. Derya Eren, bu geçiş dönemi için 4 öneride bulundu:

  • Öğün sayısı yavaş yavaş artırılmalı. Önce sabah-öğle-akşam şeklinde günde 3 öğün planlanmalı. Ardından 1-2 ara öğün eklenerek günlük öğün sayısı 4-5’e çıkarılmalı.
  • Öğün içerikleri tatlı tüketimine bağlı olarak değişkenlik gösterse de kahvaltıda yumurta ve peynir, öğle yemeklerinden birinde mutlaka zeytinyağlı sebze, akşam yemeğinde de mutlaka et, tavuk, balık veya baklagiller gibi protein kaynakları bulunmalı.
  • Ara öğün olarak mutlaka meyve tüketilmeli. Günlük 2-3 porsiyon meyve tüketimi ile vücudumuzun glikoz ihtiyacını sağlayarak tatlı krizlerini azaltabiliriz.
  • Meyveleri kavrulmamış fındık, badem, ceviz gibi kuru yemişlerle veya süt grubuyla birlikte tüketerek hem kan şekerimizi dengeleyebilir hem de tokluk süremizi uzatabiliriz.

 

Hazımsızlığa iyi gelen 7 besin

Hazımsızlığa iyi gelen 7 besin

Hazımsızlık ve şişkinlik hissi genellikle sindirim sistemindeki rahatsızlıklardan kaynaklanıyor. Bu rahatsızlığı hafifletebilmek için sindirimi zorlayacak yağlı, ağır ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, hazımsızlık ve şişkinliğe iyi gelen 7 besini paylaştı:

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Nane

Nane çayı veya taze nane yaprakları sindirimi rahatlatıcı etkilere sahiptir.

Zencefil

Zencefil, sindirim sistemini sakinleştirebilir ve gazı azaltabilir.

Ananas

Ananas, sindirimi kolaylaştırıcı enzimler içerir ve şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilir.

Yoğurt ve kefir

Probiyotik içeriği sayesinde sindirimi destekleyebilir ve bağırsak sağlığını iyileştirebilir.

Yulaf

Lif açısından zengin olan yulaf sindirimi kolaylaştırabilir ve kabızlığı önleyebilir.

Kabak

Lif açısından zengin olan kabak sindirimi kolaylaştırabilir ve kabızlığı önleyebilir.

Su

Yeterli miktarda su içmek sindirimi destekler ve vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.

Ramazan’da sindirim problemi yaşamamak için 8 öneri

Ramazan’da sindirim problemi yaşamamak için 8 öneri

Ramazan ayında sahuru atlamak veya iftarda çok hızlı ve yağlı yiyecekler tüketmek sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Yağlı ve hızlı yemek yemekle birlikte yüksek kalorinin boş mideye bir anda alınmasının hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim problemlerinin yaşanmasına neden olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, Ramazan ayında sindirim problemi yaşamamak için 8 öneride bulundu:

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

  1. İftarınızı açarken 2 bardak oda ısısında su ile 4-5 zeytin veya 1-2 hurma tüketin. Bu sayede kan şekeriniz yavaş yavaş yükselmeye ve vücudun sıvı dengesi sağlanmaya başlar.
  2. Sindirim için en önemli kural iftarınızı ikiye bölün. Önce başlangıç sonra ana yemek tüketin.
  3. Başlangıç menüsünde sindirimi kolay besinler olmalı. Örneğin 1 kâse çorba, 4-5 yemek kaşığı zeytinyağlı sebze yemeği ile 1 dilim tam buğday ekmeği tüketilebilir.
  4. Başlangıç menüsü ile ana yemek arasında 15 dakika dinlenilmeli ve bu sayede başlangıç menüsünde tüketilen besinlerin sindirimine zaman tanınmalı.
  5. Ana yemekte ise mutlaka et, tavuk, balık, kurubaklagiller gibi protein içeriği yüksek besinler tüketilmeli. Bu sayede vücudun protein ihtiyacı karşılanmalı.
  6. Ramazan ayı birlik ve beraberlik ayıdır. İftar ve sahur yapılırken sohbet ederek yemekler yavaş tüketilmeli ve iftar sofrasında uzun kalmaya özen gösterilmeli.
  7. İftar 1-2 saat sonrasında vücudun kan şekerini dengeleyerek tatlı ihtiyacını kesen, vitamin deposu meyve tüketimi mutlaka olmalı. Meyve ile kefir tüketerek sindirim sisteminize katkı sağlayabilirsiniz.
  8. Sindirim problemi yaşamamak için siyah çay yerine 1 fincan rezene, nane, zencefil çayı tüketilebilir.

Ramazan’da kaçınılması gereken 6 hata

Ramazan’da kaçınılması gereken 6 hata

Ramazan ayında normal beslenme düzeni değişiyor, iftar ve sahur ile öğün sayısı sınırlanıyor. Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin hem fiziksel sağlığı koruduğunu hem de oruç tutarken enerji seviyesinin daha yüksek kalmasını sağladığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, kaçınılması gereken 6 hatayı paylaştı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Yeterli su için!

İftar ve sahur arasında geçen sürede mutlaka 10-15 bardak su içilmeli. Fazla çay ve kahve içmek su tüketimine engel olur. Bu nedenle bir fincandan fazla çay-kahve tüketmemeye özen gösterilmeli.

Her gün pide yemeyin!

İftar sofralarının vazgeçilmezi olan pide tüketimine sıklık ve miktar olarak dikkat edilmeli. Bir avuç içi büyüklüğünde pide bir dilim ekmeğe eş değerdir. Diyette olduğu gibi Ramazan’da da yasak değil, denge var. Ramazan’da bizleri uzun süre tok tutan, lif kaynağı, kan şekerini dengeleyen tam tahıllı veya çavdar ekmeği tüketilebilir. Bu sebeple pide tüketiminde miktar kadar tüketim sıklığı da önemli. Yani haftada 2 ya da en fazla 3 gün iftarda ana yemeklerle pide tüketilebilirken, diğer günler tam tahıllı besinlere tam buğday ekmek veya çavdar ekmeği veya buğday, bulgur gibi besinlere yer verilmeli.

Sahura kalkmadan oruç tutmayın!

Sahur ve iftar arasındaki açlık süresi düşünülerek sahur mutlaka yapılmalı ve besin içeriğine dikkat edilmeli. Sahurda uzun süre tok tutan, sindirimi kolay protein kaynaklarına yani süt, yumurta, peynir ve kan şekerini dengeleyen tam tahıllı ekmeğe yer verilmeli. Böylece sahur yapan kişiler gün içinde tok kalarak su tüketimiyle de sıvı kaybını en aza indirir. Sahur yapılmadığı taktirde gün içinde kan şekerinde düşme, baş ağrısı, sindirim problemleri, halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, mide bulantısı gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

İftardan sonra tatlı tüketimine dikkat edin!

İftardan sonra hızlı yükselen ve sonrasında düşen kan şekeriyle vücut tatlı ihtiyacı hisseder. Vücuttaki sağlıklı dengeyi oluşturabilmek için iftardan 1-2 saat sonra bir ara öğün yapılmalı. Bu ara öğün 1-2 porsiyon meyve ve süt grubu yani süt, kefir, yoğurttan oluşmalı. Böylece tatlı ihtiyacı karşılanabilir ve Ramazan’da kilo artışı engellenebilir. Haftada 1-2 gün sütlü tatlılar iftardan sonraki bu ara öğün yerine tercih edilebilir.

İftarda hızlı yemeyin!

Sindirim problemlerinin en çok yaşandığı öğün iftardır. Nedeni ise iftar öğününün çok hızlı tüketimi ve hiç ara verilmemesidir. İftar öğünlerinden sonra hazımsızlık şişkinlik, ağrı ve kramp gibi şikayetleri azaltmak için iftarı başlangıç ve ana yemek olmak üzere ikiye bölünmeli. Başlangıç olarak çorba tüketin ve 15-20 dakika sonra ana yemeğe geçilmeli. Ana yemek esnasında ise yemekleri yavaş yavaş, iyi çiğneyerek tüketilmeli.

Yemekten hemen sonra yürüyüş yapmayın!

Yemekten hemen sonra sindirim başlar ve yemekten hemen sonra yapılan yürüyüş sindirim problemi yaratırken reflüye sebep olacaktır. Bu sebeple yemekten en az 30 dakika sonra yürüyüş yapılmalı.