Yazılar

Endokrin hastaları Covid-19 konusunda daha hassas olmalı

Endokrin hastaları Covid-19 konusunda daha hassas olmalı

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsünün kronik hastalıklara olan etkisi en çok merak edilen konular arasında yer alıyor. Genel olarak yaşlı bireylerde ve erkek cinsiyette Covid-19 enfeksiyonunun daha ağır seyrettiği bilinmekle beraber, her geçen gün artan vaka sayıları özellikle kronik hastalıkları bulunanları tedirgin ediyor. Diyabet, obezite, tiroid ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklarda da Covid-19 virüsünün farklı etkiler gösterdiğini belirten Memorial Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit, bu rahatsızlıklarda Covid-19 virüsünün etkileri ve yapılması gerekenler ile ilgili 4 önemli soruya yanıt verdi:

1-Endokrinolojik hastalıklar Covid-19 enfeksiyonu riskini artırır mı?

DİYABET: Diyabet hastalarının en çok merak ettiği konulardan biri diyabetin koronavirüse yakalanma riskini artırıp artırmadığıdır. Pandeminin başında ilk çıkan makaleler bu yönde veriler ortaya koymuş olsa da daha sonra yayınlanan güvenilir bilimsel veriler ışığında diyabetli hastaların Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma riskinin diyabetli olmayan bireylerden fazla olmadığını göstermektedir.

OBEZİTE: Güncel veriler ışığında obezitesi olan bireylerin normal kilolu bireylere göre Covid-19’a yakalanma riskinin daha fazla olduğu söylenebilmektedir. Bilindiği gibi Covid-19 virüsü vücuda ACE2 reseptörleri aracılığıyla giriş yapmaktadır. Obezitede yağ dokusu artışına paralel artan ACE2 düzeyi ve Covid-19’un ACE2’ye olan afinitesi nedeniyle obezlerde normal kilolu hastalara göre daha yoğun viral yüke maruz kaldıkları söylenebilir. Obezitesi olan bireylerde sıklıkla eşlik eden başka hastalıkların olması ve immün yanıt oluşturma kapasitelerinin normal kilolu bireylere göre düşük olması Covid 19’a yakalanma açısından ek bir risk oluşturmaktadır. Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde çok önemli role sahip olduğu bilinen vitamin D düzeylerinin obezitesi olan bireylerde yaygın olarak düşük görülmesi de Covid-19 açısından obez bireyler için ek bir risk faktörü olarak düşünülebilir.

HİPERTANSİYON: Yapılan araştırmalar ışığında hipertansiyon hastası olmanın ya da kullanılan antihipertansif ilaçların Covid-19’a yakalanma riskini artırmadığını söyleyebiliriz.

TİROİD: Tiroid hastalığı olan kişilerde Covid-19 enfeksiyonu riskinin arttığına dair veri bulunmamaktadır.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI: Böbrek üstü bezi veya hipofiz hastalığı olan hastaların Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma riskinin toplum genelinden fazla olduğuna dair veri bulunmamaktadır. Ancak örneğin kortizol fazlalığı ile seyreden cushing hastalığı ve cushing sendromunun bağışıklık sistemini baskılayarak bireyi enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirme potansiyeli olduğu akılda tutulmalıdır.

2-Endokrinolojik hastalıklar Covid-19 enfeksiyonunun seyrini nasıl etkiler?

DİYABET: Diyabet hastalarında her türlü enfeksiyon daha şiddetli seyretmektedir. Diyabet hastalarında bağışıklık sistemi dengesi bozulurken, inflamatuar sitokin yanıtının arttığı görülmüştür. Artan bu aşırı sinyallerin virüse bağlı akciğer hastalığını alevlendirmesi ve çoklu organ yetmezliği riskini artırması mümkün olmaktadır. Yapılan çalışmalar kontrolsüz diyabetilerin Covid-19 enfeksiyonlarının daha ağır seyrettiğini ve ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir.

OBEZİTE: Pandemi süresince farklı ülkelerde yapılan çalışmalarda obezite varlığında hastalık seyrinin daha kötü olduğu, yoğun bakım ihtiyacının ve ölüm oranlarının normal kilolulara göre yüksek olduğu gösterilmiştir.

HİPERTANSİYON: Hipertansiyonu olan hastalarda Covid-19 enfeksiyonunun daha ağır seyretme ihtimali bulunmaktadır.

TİROİD: Tiroid hastalığına sahip olmanın Covid-19 enfeksiyonu seyrini olumsuz etkilediğine dair veri bulunmamaktadır.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI:  Böbreküstü bezi veya hipofiz hastalıkları olanlarda özellikle hastalığın kontrol altında olmadığı durumlarda Covid-19 enfeksiyonunun daha şiddetli seyredebileceği düşünülebilir.

3-Covid-19 enfeksiyonu endokrin hastalıklara yakalanma riskini artırır mı? 

DİYABET: Ortaya çıkan her türlü enfeksiyon metabolik kontrolü bozmaktadır. Dolayısıyla zaten başlangıçta metabolik kontrolü iyi olmayan prediyabet (şeker hastalığı riski yüksek bireyler) olgularında Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle kan şekeri düzeyleri daha da bozulup aşikar diyabet ortaya çıkabilmektedir. Covid-19 enfeksiyonu sırasında ani kan şekeri yükselmesi ve geçici veya kalıcı diyabet görülmesi mümkün olabilmektedir.

OBEZİTE: Karantina ve pandemik yaşam koşullarının yol açtığı hareketsizliğin obezite riskini artırması kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

HİPERTANSİYON: Covid-19 enfeksiyonu seyri sırasında kontrolsüz tansiyon yükseklikleri ile karşılaşılabilmektedir.

TİROİD: Covid-19 enfeksiyonu sırasında veya sonrasında tiroid bezinde subakut tiroidit benzeri bir iltihaplanma, ağrı ve tiroid fonksiyon bozuklukları görülme ihtimali artmaktadır.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI:  Hipofiz bezi ACE2 eksprese edebildiğinden virüs için direkt hedef organ haline gelebilmektedir. Covid-19 enfeksiyonunun hipofiz ve böbrek üstü bezi fonksiyonlarında bozukluğa yol açabilme potansiyeli bulunmaktadır.

4-Covid-19 sürecinde endokrinolojik hastalığı bulunanlar nelere dikkat etmelidir?

DİYABET: Covid-19 sürecinde diyabet hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmaları, kan şekerlerini evde daha sık takip etmeleri, yeterli sıvı tüketmeleri, sağlıklı beslenme önerilerine uymaları ve imkan varsa bahçede yoksa evde günde 5 bin adım olacak şekilde yürüyüş yapmaları önerilmektedir. Bu öneriler sayesinde bir yandan kan şekeri regülasyonu,  diğer yandan hem kilo kontrolü, hem de kişilerin psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissetmeleri sağlanır. Kan şekerinin sürekli olarak 250-300 mg/dl’nin üzerinde seyretmesi, ayakta yeni gelişen yara, göğüste şiddetli baskı hissi veya ağrı, kontrol edilemeyen tansiyon yükselmesi gibi ihmal edildiği takdirde ciddi sorunlara yol açabilecek belirtiler konusunda diyabetli bireylerin dikkatli olmaları ve hastaneye gitmekten çekinmemeleri gerekmektedir.

OBEZİTE: Obezitesi olan hastalara pandemi sürecinde yüksek kalorili beslenme düzeninden kaçınması, kalori kısıtlaması ile hafif de olsa kilo kaybı sağlamaya çalışması önerilmektedir. Ayrıca hafif-orta düzeyde egzersiz ile sedanter yaşam tarzından kaçınılması gibi yaklaşımlar da vücudun bağışıklık sisteminin virüse karşı daha dirençli olmasına katkı sağlayabilmektedir.

HİPERTANSİYON: Mevcut veriler ışığında kullanılan tansiyon ilaçlarının hiçbirinin Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma riskini artırmadığını ya da hastalığın daha ağır seyretmesine yol açmadığını söyleyebiliriz. Bu nedenle hipertansiyon ilacı kullanan hastaların ilaçlarını kesmeden aynı şekilde devam etmeleri gerekir. Ayrıca her zamanki tuzsuz sağlıklı beslenme önerilerine uymaları da son derece önemlidir.

TİROİD: Tiroid hastalıkları için kullanılan ilaçlar bağışıklık sistemini zayıflatmaz. Covid-19 için verilen genel öneriler tüm tiroid hastaları için de geçerli olmaktadır.

Tiroid bezinin az çalıştığı bir durum olan hipotiroidide tiroid hormonu (levotiroksin) alan hastalar eğer ilaç dozlarında yakın dönemde bir değişiklik yapılmadıysa ilaç dozlarını değiştirmeden rutin kontrollerini ileri bir tarihe erteleyebilir. Doz değişikliği yapılan hastalar ise kontrol zamanlarını hekimleri ile görüşerek belirlemelidirler.

Tiroid bezinin fazla çalıştığı durumlarda (graves hastalığı, hipertiroidi) ve antitiroid ilaç (metimazol, propiltiyourasil) kullananlarda zamanında tiroid fonksiyon testleri yapılarak ilaç dozu ayarlamak gerekmektedir. Uzun süre test yaptırmadan antitiroid ilaçların kullanılması doğru olmamakla birlikte, hastalar ilaçlarının dozlarını kendileri değiştirmemeli ve doz değişikliği kararını kendilerini takip eden hekimlere bırakmalıdırlar.

Hipertiroidi nedeniyle antitiroid ilaç (metimazol, propiltiyourasil) kullanan hastalar; boğaz ağrısı, ateş yüksekliği, gribal enfeksiyon gibi bulgular olursa ilaçlarını kesip en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak, kan sayımı (özellikle nötrofil) testlerini yaptırmalı ve kendilerini takip eden hekimler ile irtibata geçmelidirler.

Tiroid kanseri tedavisi için tiroid cerrahisi uygulanmış hastalar (sonrasında radyoaktif iyot almış veya almamış olabilir) Covid-19 enfeksiyonu açısından ilave risk taşımamaktadır. Tiroid kanserlerinde kemoterapi ve radyoterapiye (ışın) çok çok nadir durumlarda gereksinim duyulmaktadır Tiroid kanseri metastazı nedeniyle ışın tedavisi almış, halen kemoterapi alan hastalarda Covid-19 enfeksiyonu riski biraz artabilmektedir. Bu hastaların koruyucu tedbirleri daha sıkı uygulaması gerekmektedir.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI:  Addison (böbrek sütü bezi yetmezliği) ve hipofiz yetmezliği olan hastalar hayati önemi olan steroid tedavilerini ve almakta oldukları diğer ilaçları kesmemeli ve düzenli kullanmaya devam etmelidir.  Bu hastaların olası bir Covid-19 enfeksiyonu veya şüphesi durumunda aldıkları steroid ilaçlarının dozları artırılmalıdır. Bu nedenle hastalık tanılarını mutlaka Covid-19 tedavi planını yapacak olan sağlık ekibi ile paylaşmaları son derece önemlidir.

Kadın meclis üyelerine çiçekli tebrik

Kadın meclis üyelerine çiçekli tebrik

Kadıköy Belediye Meclisi 7 Aralık tarihli gündem toplantısını, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 86’ncı yıl dönümü olan 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü kutlayarak açtı.

Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı kadın meclis üyelerini selamlayarak kadınların seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü kutladı. Kadın meclis üyelerine bir mektupla çiçek hediye eden Odabaşı mektubunda “Seçme ve seçilme hakkını kullanarak üstlendiğiniz görevinizde, sizinle aynı koltukları paylaşmaktan mutlu ve gururluyum. Şiddetten arınmış, demokratik, çoğulcu ve çağdaş bir ülkede yaşamamızın teminatının kadınların siyasette varoluşuyla mümkün olacağına inancım, her zamankinden daha güçlü.” sözlerine yer verdi.

İşinin ve işyerinin etkilendi diyenlerin oranı %70

İşinin ve işyerinin etkilendi diyenlerin oranı %70

Ipsos’un gerçekleştirdiği Salgın ve Toplum araştırmasının 33. Döneminden derlenen verilere bakıldığında; “Çalışanlara, Kasım ayında açıklanan yeni kısıtlama kararlarından işinin veya işyerinin etkilenip etkilenmediği”de soruldu.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.  Araştırmanın 33. Döneminden derlenen verilerle;

  • Çalışanların kısıtlamalardan etkilenip etkilenmediği
  • İstanbulluların salgına bakışı, salgınla ilgili getirilen kısıtlamaları destekleyip desteklemedikleri
  • Toplumda İstanbul’a giriş-çıkışların kısıtlanması konusunda bir beklenti olup olmadığı değerlendiriliyor…

Çalışanların %70’i işi/işyerinin kısıtlamalardan etkilendiğini belirtiyor

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nda çalışanlara, “Kasım ayında açıklanan yeni kısıtlama kararlarından işinin veya işyerinin etkilenip etkilenmediği” soruldu. Verilen yanıtlar incelendiğinde; Çalışanların %70’i; işi/işyerinin bu kısıtlamalardan çok fazla veya kısmen etkilendiğini belirtiyor. Bu soru dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul için de sorulduğunda sonuçların oldukça benzer olduğu görülüyor.  İstanbul yanıtlarının detayına bakıldığında ise rakamlar; %30 çok etkilendiğini, %41 ise kısmen etkilendiğini dile getiriyor. 

İstanbullular, Türkiye Geneline Kıyasla Virüsü Kendileri ve Aileleri için Daha Ciddi Bir Tehlike Olarak Görüyor.

Ipsos’un yaptığı araştırmada; İstanbul halkının salgınla ilgili değerlendirmelerini ve deneyimleri de daha detaylı ortaya koyuluyor. Koronavirüsün kendileri ve aileleri için tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı ülke genelinde oldukça yüksek. Toplumun %57’si ciddi bir tehlike olduğu görüşünde… Bu oran, İstanbullular arasında daha da yüksek (%65). Virüsün kısmen tehlike oluşturduğunu düşünenlerle beraber oran %90 seviyesine çıkıyor.

Salgının Gidişatının Kötü Gittiğini Düşünenler Ağırlıkta. İstanbul Halkı, Ülke Geneliyle Benzer Görüşte. Ipsos’un araştırmasında; vatandaşlara ülkemizde koronavirüsle mücadelenin gidişatına dair değerlendirmeleri soruldu.  Gidişatı kötü bulanlar %47, çok kötü bulanlar ise %25. Diğer bir ifadeyle her 10 kişiden 7’si gidişatın kötü veya çok kötü olduğunu düşünüyor. İstanbul halkı da ülke geneliyle benzer bir değerlendirme yapıyor.

Toplumda İstanbul’a Giriş-Çıkışların Kısıtlanması Beklentisi Hakim… İstanbullular Bu Uygulamayı Daha Fazla Destekliyor. Araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde ülkemizde vaka sayısının ortalama 30bin olduğu açıklandı. Vatandaşların salgının hız kazanmasıyla beraber daha geniş kapsamlı kısıtlama beklentisi içine girdiği ortaya çıkıyor. Toplumun %80’i İstanbul’da giriş çıkışlara kısıtlama getirilmesi gerektiğini savunuyor. İstanbul halkı bu fikri daha da fazla destekliyor. %84, İstanbul için giriş-çıkış kısıtlaması getirilmesini söylerken, buna karşı çıkanların oranı %9 ile sınırlı kaldı.

Okulların Kapatılma Kararı Ülke Gelinde Destek Görüyor. İstanbul’da Destek Düzeyi Daha Yüksek.. Salgın sürecinde eğitimin nasıl devam edeceği ülkemizin en önemli konu başlıklarından birisi oldu. 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle başlayan yeni eğitim-öğretim yılı, 21 Eylül’de kademeli olarak yüz yüze eğitime geçiş yapılması kararıyla devam etti. Çocukların okula gidip gitmemesi ebeveynlerin tercihine bırakıldı. Ancak; yeni alınan bir kararla ara tatilden sonra okula dönülmeyeceği, tekrar uzaktan eğitime geçileceği açıklandı. Bu son karara ilişkin kamuoyunun yaklaşımını sorduğumuzda %77’si bu kararı doğru bulduğunu ifade ediyor. Karara karşı çıkanlar toplumun %15’ini oluşturuyor. İstanbul halkı, okulların kapanması kararına daha fazla destek veriyor. %83 bu kararın doğru olduğu görüşünde. Nüfus yoğunluğu, okula servisle gidip gelen veya toplu taşıma kullanmak zorunda kalan öğrencilerin sayısının İstanbul’da yüksek olması gibi etkenler bu görüşü İstanbul için daha güçlendirmiş olabilir.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde;

Korkutucu seviyelere ulaşmış olan günlük vaka sayıları hepimizi tedirgin ediyor, vatandaşlarımız gidişattan memnun değiller. Uzun zaman sonra yeniden ülke olarak sokağa çıkmadığımız bir hafta sonunu geride bıraktık. Salgınla mücadele tedbirleri geniş destek buluyor. Tabi bu önlemlerin faydalarını ancak önümüzdeki günlerde görebiliriz. Sağlık Bakanı geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki vaka sayısında %25 düşüş gözlemlendiğini ancak mücadelenin devam etmesi gerektiğini belirtti. Ülke olarak endişeliyiz ancak İstanbul’da yaşayanların endişe düzeyi Türkiye genelinden de yüksek. Okulların uzaktan eğitime geçmesi uygulaması gibi tedbirlere İstanbul’da daha fazla destek var. İstanbul nüfus yoğunluğu nedeni ile salgın ile mücadelede çok özel bir konuma sahip, çalışan kesimin yaşadığı tüm olumsuz etkilere rağmen Türkiye genelinde her on kişiden sekizi İstanbul’a giriş çıkışa sınır getirilmesi fikrini paylaşıyor, hatta İstanbullular arasında bu oran biraz daha yüksek” dedi.

Türkiye’nin yarıotomatik traktörü

Türkiye’nin yarıotomatik traktörü

TürkTraktör’de üretilen yarı otomatik şanzımanlı Case IH Farmall M serisi dünya çiftçilerinin kullanımına sunuluyor.

Case IH Farmall A Serisi traktörler, ‘Türkiye’nin ilk yerli yarı otomatik şanzımanlı traktörü’ olarak 2019 yılından beri çiftçilere sunuluyor. Case IH’in son 5 yılda pazara sunduğu 7 yeni seri arasında yer alan bu traktörler, Farmall M serisi olarak, dünyanın tarımdaki öncü pazarlarına ihraç edilmeye başlanıyor.

TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner, Case IH Farmall M’in ihracatı ile ilgili açıklamasında, “TürkTraktör olarak yerli üretimimiz ve 130’dan fazla ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatımız ile ekonomiye katkı sağlamaya devam ediyoruz. ‘Türkiye’nin ilk yerli yarı otomatik şanzımanlı’ traktörlerini Case IH Farmall M serisi ile, dünya tarımının hizmetine sunarken, hem yerli üretimin hem de ihracatımızın gücünden aynı anda yararlanıyoruz” yorumunu yaptı.

The Ritz-Carlton, İstanbul’da yılbaşına özel ayrıcalık

The Ritz-Carlton, İstanbul’da yılbaşına özel ayrıcalık

The Ritz-Carlton, İstanbul, yeni umutlar ve dileklerle yeni bir yılı karşılıyor. Misafirlerini yılbaşı gecesine özel ayrıcalıklı konaklama seçenekleriyle karşılayan otel; isteyene eşsiz manzarasıyla adeta bir İstanbul sergisine ev sahipliği yapan odalarında, isteyene ise tüm hijyen ve sosyal medya kurallarının uygulandığı ortak alanlarında özel bir konaklama deneyimi vadediyor.

İstanbul’un kozmopolit mirasının konut ortamını vurgulayan desen, mermer ve pastel tonların karışımıyla yansıtıldığı The Ritz-Carlton, İstanbul 23 süit ve 57 kulüp odası dahil olmak üzere 243 odasıyla konaklama deneyimini yaşatıyor.

Yeni yılın unutulmaz lezzetlerle karşılanacağı brunch, konaklama, hamam ve sauna kullanımlı ‘Festival’ seçeneğinin yanı sıra; konaklama, yeni yıl brunch’ı, özel olarak hazırlanan ve sınırsız içeceğin de sunulduğu yılbaşı yemeği, hamam ve sauna kullanımını da içeren ‘Sonsuzluk’ adındaki alternatif de deneyim ayrıcalıkları arasında yer alıyor. ‘İhtişamlı’ konaklama seçeneği ise konaklama, yılbaşı yemeği ve yeni yıl brunch’ının yanı sıra ‘couple suit’ masaj hizmetini de içeriyor. Seçeneklerini misafirlerine odalarda ya da ortak alanlar da sunan otel, misafir kullanımına sunulan restoranları dahil tüm ortak mekanlarda hijyen protokollerini uygulayarak, oturma ve yemek düzeninde sosyal mesafe kuralına uyulmasını sağlıyor.

Bu özel gece için dekore edilen The Ritz-Carlton, İstanbul Gala Yemeği için Executive Şef Selami Güleryüz ve ekibinin özenle hazırladığı yılbaşı menüsüyle misafirlerini bekliyor.

Yeni yılın ilk gününde ise Farm to Brunch adındaki konsept ile Atelier Real Food misafirlerini yılın ilk brunch’ına davet ediyor. Pek çok lezzetin hem göze hem damağa hitap ettiği brunch’ta birbirinden farklı ve ev yapımı lezzetlerle, dünya mutfaklarından örnekler sunuluyor.

Hijyen protokollerinin alındığı ve ‘safe tourism’ sertifikasına sahip otel, tüm konaklama ayrıcalıklarını, sosyal mesafe koşullarına uygun bir şekilde ve kısıtlı sayıda ziyaretçi ile gerçekleştiriyor.

The Ritz-Carlton, İstanbul Hizmeti Evinizde

The Ritz-Carlton İstanbul konaklamanın yanı sıra özel hediyeleriyle yansıttığı ve temsil ettiği hizmet ayrıcalığını misafirlerinin evinde de yaşatıyor. Yeni yıla girerken otel, misafirlerinin sevdikleri, iş ortakları ve çalışanlarıyla paylaşması için deneyimli The Ritz-Carlton, Istanbul şeflerinin sizin için özenle hazırladığı lezzetleri keşfetmeye davet ediyor. ‘Lezzete Davet Hediye Kutuları’nda yılbaşı sofralarında Ritz dokunuşu yaratacak seçenekler yer alıyor. Otel aynı zamanda deneyimli mutfak ekibi tarafından hazırlanan hindi servisiyle de öne çıkıyor.

The Ritz-Carlton İstanbul’da misafirler, otelin sıcak misafirperverliği ile kişiye özel hizmetin öne çıktığı bir anlayışla yeni yılı kusursuz bir şekilde karşılıyor.

Detaylı bilgi ve rezervasyon: 0212 334 41 88

Migros’da dijital dönüşüm çalışmaları hızlandı

Migros’da dijital dönüşüm çalışmaları hızlandı

Dijital dönüşüm konusundaki çalışmalarıyla önemli adımlar atan Migros, gıda güvenliğini ve şeffaflığı odağına alarak perakende sektöründe öncü bir uygulama başlattı, blockchain teknolojisini erişime açtı.

Müşteriler, Migros mağazalarında satışa sunulan MB (MigrosBlockchain) logolu 750 çeşidin üzerindeki meyve ve sebzenin tarladan rafa uzanan yolculuğuna, Migros Mobil Uygulaması’nda yer alan “Migros Blockchain” menüsünden kolaylıkla ulaşabiliyor.

Migros Ticaret A.Ş. İcra Başkanı Özgür Tort, “Tüketim alışkanlıklarının ve beklentilerin değiştiği günümüzde,  teknoloji ve dijitalleşme perakende sektörünün önemli bir parçası haline geldi. Bu kapsamda perakende sektöründe bir ilk olarak, blockchain uygulaması Migros’ta devreye girdi. Sektöre yön verecek bu öncü uygulamamız, meyve ve sebze ürünlerine dair bilgiler değiştirilemez bir şekilde kayıt altına alıyor. Böylece tedarik süreçlerine şeffaf bir şekilde erişim imkanı sunuyor. “Blockchain ile Meyve Sebze Şeffaflık Projesi”ni öncelikle çalışanlarımızla test ettik ve ardından projeyi müşterilerimizin kullanımına sunduk. Müşterilerimiz, “MB” logolu ürünlerimizin tarladan mağazaya kadar olan yolculuğuna Migros Mobil uygulamasındaki Blockchain menüsünden kolaylıkla ulaşabiliyorlar” dedi.

Aynı zamanda, dünyanın önde gelen perakende ve hızlı tüketim ürünleri üreticilerinin çatı kuruluşu olan Consumer Goods Forum’un Perakende Başkanlığını üstlenen Tort sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gıda güvenliği ile ürün bilgilerinin şeffaflığı ve tutarlılığı konuları global arenada da sektörümüzün en önemli konuları arasında yer alıyor. Bunun gibi, ortak değer yaratılabilecek konularda Consumer Goods Forum çatısı altında kurulan koalisyonlarda perakendeci ve üretici üreticisi şirketler bir araya gelerek çözümler geliştiriyor. Uçtan uca değer zincirinde ürün verilerinin standartlaştırılması alanında üzerinde çalışılan dijital sistemlerden biri de blockchain teknolojisi. Sürdürülebilir tarımın desteklenmesi odağımızla bu uygulamayı ülkemizde ilk olarak meyve – sebze alanında hayata geçirmek istedik. Sisteme dahil edilen ürün çeşidi ve kapsamı ile dünyadaki uygulamalar arasında öne çıkan projemiz aynı zamanda müşterilerimize en kaliteli ve güvenilir ürün ve hizmet sunma taahhüdümüzün de yansıması. Geleceğin perakendesine yön veren projelerimiz ve dijital alana yaptığımız yatırımlara hız kesmeden devam edeceğiz.”

Sanat Güneşi Bodrum’da anıldı

Sanat Güneşi Bodrum’da anıldı

Türk Sanat Müziğinin Güneşi, unutulmaz ses sanatçısı Zeki Müren 89.’ncu doğum gününde şarkılarıyla anıldı.

Bursa’da doğmasına rağmen Bodrum ile özdeşleşen Sanat Güneşi Zeki Müren’in 89.’ncu yaş günü farklı bir yolla anıldı. Her yıl binlerce kişinin katıldığı konser ve çeşitli programlarla doğum günü kutlanan Zeki Müren anısına bu yıl Bodrum Belediyesi tüm sokaklarda hafızalara kazınan o eşsiz eserleri çaldı. Gün içinde Yarımadanın her bölgesinde aralıklarla belediye hoparlörlerinden çalınan Zeki Müren şarkılarını dinleyen çok sayıda vatandaş sosyal medya hesaplarından paylaşımlarda bulundu.

 Nedeni burundaki bu 4 hastalık olabilir!

 Nedeni burundaki bu 4 hastalık olabilir!

“Maske nedeniyle nefes alamıyorum..” Covid-19 pandemi sürecinde bu yakınmayı çevremizde sıkça duyar olduk. Siz de solunum güçlüğü nedeniyle maske takmakta zorlanıyor musunuz? Yanıtınız ‘evet’ ise dikkat! Nefes almakta güçlük çekmenizin nedeni ‘maske’ değil, burnunuzdan kaynaklı bir sağlık problemi olabilir!

Tüm dünyayı sarsan Covid-19 pandemisinde maske kullanımının çok ciddi koruyucu etkisi olduğunu ve yaşamsal önem taşıdığını artık hepimiz biliyoruz. Ancak maske kullanımı bazı kişilerde nefes almakta güçlük çekmeye yol açabiliyor. Bunun sorumlusu olarak genellikle ‘maske’ görülse de, aslında altta yatan neden burundan kaynaklı bir sağlık problemi olabiliyor. Maske ile nefes almakta sorun yaşayan kişilerin maskeyi uzun süre kullanmaları ise sık ve uzayan üst solunum yolu enfeksiyonlarına, özellikle de boğaz enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor. Zamanında müdahale edilmediğinde de bu rahatsızlar kronikleşerek daha ciddi sonuçlar oluşturabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Altuğ Özagar bu nedenle maskeyle nefes almakta zorlanan kişilerin mutlaka bir hekime başvurmaları gerektiği uyarısında bulunarak, “Nefes alma organımız burundur. Burun sayesinde hava, konkaların ve septumun geniş mukozal yüzeyleri tarafından ısıtılıyor, neredeyse tamamen nemlendiriliyor ve büyük oranda filtre ediliyor. Dolayısıyla burun solunumun yetersizliği veya sadece ağız solunumu, tüm bu fonksiyonların kaybına veya azalması yol açıyor. Kuru, serin ve filtre edilmemiş havanın boğazdan geçerek akciğerlere ulaşması da üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor” diyor. Dr. Öğretim Üyesi Altuğ Özagar, burundaki sorunun tedaviyle ortadan kalkmasının maske kullanımının getireceği yararlara ek olarak, uzun süreli kullanımdan dolayı gelişebilecek problemleri ve Covid-19’a yakalanma durumunda da enfeksiyonun oluşturacağı yıkıcı etkileri azaltmak açısından da çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Peki burnumuzdaki hangi problemler maskeyle nefes almayı çekilmez hale getirebiliyor? Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Altuğ Özagar, maske kullanırken nefes alma güçlüğüne yol açan burundaki 4 sağlık problemini ve çözüm yollarını anlattı.

Septum deviasyonu

Septum deviasyonu; burnu ikiye bölen ve kıkırdak ile ince bir kemikten oluşan bölmenin eğri olması anlamına geliyor. Bu bölmedeki deformasyonlar burundan nefes alma sorunu yaratıyor. Sürekli maske kullanımı zaten sorunlu olan nazal solunumu azaltıp, oral solunumu artırıyor. Bu durum da kuru ve temizlenmemiş havanın boğazla direkt temasının artmasına ve boğazda farenjite yol açabiliyor. Bu nedenle eğri olan alanın cerrahi olarak düzeltilmesi çok önemli. Çoğunlukla endoskop kullanılarak yapılan ve sadece 30-35 dakika süren septum deviasyon ameliyatlarında hastaların yüzde 40’ında artık tampon kullanmaya gerek kalmıyor.

Konkalar (Burun etleri)

Burun anatomisinde septum dışında göze çarpan ikinci oluşum, burun boşluğunun yan duvarlarında boylu boyunca uzanan ve ‘konka’ olarak adlandırılan burun etleri oluyor. Konka boyutlarının büyük olmasına ‘konka hipertrofisi’ deniyor ve burun solunumunu zorlaştırdığı için genellikle radyofrekans, bir başka deyişle ses dalgasıyla küçültme işlemi uygulanıyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Altuğ Özagar yaklaşık 5-10 dakikada tamamlanan işlemi şöyle anlatıyor: “Radyofrekans yöntemi konkanın içine özel bir elektrot aracılığıyla belirli frekans ve güçte enerji verilmesi esasına dayanıyor. Burun etinde herhangi bir kesinin yapılmadığı bu operasyonda buruna tampon konulmasına gerek duyulmuyor.”

Alerjik rinit (Saman nezlesi)

Gözlerde ve burunda kaşıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı ve burun akıntısı… Bazı hastalarda bu yakınmalara baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük ve ses kısıklığı eşlik edebiliyor. Mukoza hastalığı olan alerjik rinit (saman nezlesi) burun solunumunu zorlaştıran bir diğer etkeni oluşturuyor. Genellikle kulak burun boğaz muayenesi ile tanı konuyor ve steroid içeren nazal spreylerle tedavi ediliyor.

Kronik sinüzit

Kronik sinüzit; sık olarak, örneğin yılda birkaç kez koyu burun ve geniz akıntısı, burunda tıkanıklık ile baş ağrısı gibi akut sinüzit ataklarıyla kendini gösteren ve endoskopik cerrahi yöntemlerle tedavi edilen bir diğer solunum yolu hastalığıdır. Dr. Öğretim Üyesi Altuğ Özagar  “Kronik sinüzitte çoğunlukla gördüğümüz ve patolojik burun etleri olarak da nitelendirebileceğimiz nazal polipler ise bir diğer burun tıkanıklığı sebebidir ve tedavisi kesinlikle cerrahidir.” diyor.

Rus tur operatörü İngiltere pazarına giriyor

Rus tur operatörü İngiltere pazarına giriyor

Rus tur operatörü Biblio Globus, Güney Kıbrıs programıyla İngiltere pazarındaki faaliyetlerine başlayacak.

Rusya’nın önde gelen tur operatörlerinden Biblio Globus, “Biblio Travel” alt markasıyla İngiltere’de Güney Kıbrıs’a yönelik tatil satışlarına başlayacak. Biblio Travel’ın yönetiminin başında Olympic Holidays’in eski CEO’su Clare Tobin yer alacak.

Travel Trade Gazette’den Gary Noakes’un haberine göre, Biblio Travel’ın web sitesi yeni yılda yayına girecek.

Biblio Travel, Moskova merkezli Biblio Globus’un İngiltere’deki yan kuruluşu olarak ana şirketin 41 milyon Sterlin’lik desteğiyle faaliyetlerine başlayacak.

İLK DESTİNASYON GÜNEY KIBRIS OLACAK

Yeni kurulacak tur operatörünün faaliyet alanı, ana destinasyonu Biblio Globus’un da operasyonlarının en yoğun olduğu destinasyonlardan Güney Kıbrıs olacak.

3 KENTTEN UÇUŞ DÜZENLEYECEK

Biblio Travel, Londra Heathrow ve Londra Gatwick, Manchester, Birmingham havalimanlarından Güney Kıbrıs’a charter uçuşları düzenlemeyi planlıyor.

Olympic Holidays’in eski CEO’su Tobin, Güney Kıbrıs’ın “İngiltere pazarına girmek için önemli ve kilit destinasyon” olduğunu söyledi.

İngiltere pazarından Güney Kıbrıs’a yönelik kapasite, son iki sezonda Thomas Cook’un iflası ve diğer tur operatörlerinin kapasitelerini azaltma kararıyla önemli oranda düşüş yaşadı.

Biblio Travel, “satışların % 90’ından fazlasının” acente kanalında gelmesini beklediğini açıkladı.

Biblio Globus, üç milyon yolcuyla Rusya’nın en büyük operatörleri arasında yer alıyor.

Anex Group’un 2021 Türkiye programının ilk detayları belli oldu

Anex Group’un 2021 Türkiye programının ilk detayları belli oldu

Anex Group’un, Almanya pazarı için önde gelen Akdeniz destinasyonlarına yönelik 2021 yaz sezonu programının ilk detayları belli oldu.

Almanya’da Anex Tour, Bucher Reisen ve Öger Tours markalarıyla hizmet sunan Anex Group, Akdeniz’deki başlıca destinasyonları (Türkiye, İspanya, Yunanistan ve Mısır) için 2021 yaz sezonuna yönelik otel ve uçuş programının yüzde 95’ini rezervasyona açtığını duyurdu.

Anex Tour, Bucher Reisen ve Öger Tours tur operatörleri Antalya’da 419, Ege ve Bodrum’da 30, Dalaman’da 25 olmak üzere 2021 yaz sezonunda toplam portföyündeki 504 otelde tatil paketleri sunacak.

TÜRKİYE’DE 5 NOKTAYA UÇACAK

Anex Group, ilk etapta üç markasıyla İzmir, Bodrum, Dalaman, Gazipaşa ve Antalya’ya toplam 560 uçuş planlıyor.

ANEX GROUP’UN YUNANİSTAN PROGRAMININ DETAYLARI

Anex Tour ve Bucher Reisen, Yunanistan’da ise portföyündeki 340 otel için tatil paketi sunacak. Alman tur operatörünün Yunanistan’daki otel portföyünün dağılımı şu şekilde: Girit’te 211 otel, Rodos’ta 119 otel ve Kos’ta on yeni otel.

Anex Tour ve Bucher Reisen, havayolu firmaları Condor, Corendon, Eurowings ve Sundair ile Almanya’nın sekiz havalimanından haftada 16 sefer gerçekleştirmeyi planlıyor.

2021 YAZ SEZONU İSPANYA PROGRAMI

Anex Group, “Anex Tour” ve “Bucher Reisen” markalarıyla 2021 yaz sezonunda Mallorca’da Iberostar Alcudia Park, Prinsotel La Dorada, Protur Biomar ve Protur Sa Coma Playa dahil on yeni otelde tatil imkanı sunacak.

Balear Adaları’nda ise iki marka aracılığıyla toplamda 140 otelde rezervasyon yapılabilir.

Tenerife Adası programında ise, Hotel Best Jacaranda, Iberostar Bougainville Playa ve Be Live Experience La Nina otellerinin de aralarında bulunduğu toplam altı otel var.

Diğer yandan Anex Group’un 2021 yaz programı kapsamında Gran Canaria’da 34, Fuerteventura’da 33 otel yer alıyor.

Önümüzdeki birkaç hafta içinde İspanya programına daha fazla otel ilave edilecek.

Her üç markayla da (Anex Tour, Bucher Reisen ve Öger Tours) rezervasyon yapılabilen Mısır destinasyonu için Kızıldeniz’de 130 otel seçeneği bulunuyor.