Bandırma Belediyesi’nin kampanya sütleri Teksüt’ten

Bandırma Belediyesi’nin kampanya sütleri Teksüt’ten

Bandırma Belediyesi, 2-4 yaş arası çocukların gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla ücretsiz süt dağıtımı gerçekleştiriyor. Bansüt adıyla dağıtılan UHT sütleri, Teksüt üretiyor.

Balıkesir’e bağlı Bandırma ilçesi Belediyesi, çocukların fiziki gelişimine katkı sağlamak amacıyla ücretsiz süt dağıtımı kampanyası başlattı. Belediye öncülüğünde Bandırma’daki 2-4 yaş arası çocuklar için 1 litrelik UHT süt paketleri dağıtılıyor. Süt talebine yönelik başvurular, muhtarlıklar vasıtasıyla veya doğrudan belediyeye yapılabiliyor. Sütler, belediyenin kendi araçlarıyla dağıtılıyor ve çocukların ebeveynlerine teslim ediliyor.

Belediyenin bu kampanya için açtığı süt ihalesini, bölgenin ve Türkiye’nin önde gelen süt ürünleri şirketlerinden Teksüt kazandı. Teksüt, proje çerçevesinde toplam 66 ton yani 66 bin litre sütü, 1 litrelik UHT süt paketleri biçiminde Bandırma Belediyesi’ne sağlayacak.

1983Beyoğlu’ndan yepyeni bir lezzet; “Beyoğlu çikolatalı pizza”

1983Beyoğlu’ndan yepyeni bir lezzet; “Beyoğlu çikolatalı pizza”

Çikolata deneyimini farklılaştıran, tutkunlarına benzersiz bir lezzet fırsatı sunan çikolata & kahve markası 1983Beyoğlu, sevilen tatlarına bir yenisini daha ekledi.

Eritilmiş Belçika sütlü, bitter, beyaz çikolata ile tercihe göre hazırlanabilen “Beyoğlu Çikolatalı Pizza” çikolata tutkunlarının vazgeçilmezi oluyor.

Sıcacık çıtır çıtır pizza hamuru üzerine sürülen eritilmiş Belçika çikolatasına eşlik eden taze çilek ve muzla hazırlanan “Beyoğlu Çikolatalı Pizza” damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor.

Yamalak Sarısı tanıtım desteği bekliyor

Yamalak Sarısı tanıtım desteği bekliyor

Adını yetiştiği topraklardan alan Yamalak zeytininin geleneksel hasat işlemleri tamamlandı. Üreticiler, zeytinin dünyaya tanıtılması için destek bekliyor.

Adını yetiştiği topraklardan alan Yamalak zeytininin geleneksel hasat işlemlerinde sona gelindi. Kuzey yarım kürede en erken gelişen ve ismini Aydın’nın Kuyucak İlçesi Yamalak Mahallesi’nden alan Yamalak Sarısı zeytininin 15 Eylül’de başlayan hasadı 15 Ekim itibarıyla sona erdi. Yamalak halkı ise en iyi yeşil salamuralık zeytinlerden olan Yamalak Sarısı’nın hak ettiği değeri görmesi için yaptığı çağrılarla gündeme geldi.

Yamalak zeytininin duyurulması için yoğun bir çalışma içinde olduklarını söyleyen Yamalak Mahalle Muhtarı Mustafa Kemal Çetinel, ”Kuzey yarım kürede ilk hasat yapılan zeytinimiz Türkiye’nin en iyi zeytinlerinden birisidir. Yamalak Sarısı olarak tescillenmiş bir marka olduğu halde bu güne kadar yeterince tanınmadığı için hak ettiği değeri henüz bulamadığını düşünüyoruz. Ancak, yeşil sofralık zeytin olarak mükemmel olan zeytinimiz, yağ kalitesi açısından da çok yüksektir. Bu sebeple Yamalak Zeytin ürünlerini tüketicilere ısrarla tavsiye ediyoruz.” dedi.

Koronavirüs zamanı daha çok nelere yöneldik

Koronavirüs zamanı daha çok nelere yöneldik

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 26. döneminde ülkemizin en önemli sorunları mercek altına alınıyor.

Salgınla beraber toplumsal ruh halinin daha da olumsuz bir yöne evirildiğini izliyoruz.  Vatandaşlar günlük hayatlarında endişeli, yorgun ve bıkkın hissediyor. Gerek ekonominin gidişatı, gerekse salgının ne zaman sona ereceğine dair var olan belirsizlik durumu olumsuz ruh halini daha çok tetikliyor. Bireylere son 1 hafta içinde salgının ülkemiz için etkileri konusunda daha iyimser mi kötümser mi hissettiklerini sorulduğunda yarıya yakını (%46) hislerinde herhangi bir değişim olmadığını belirtiyor. Salgının ülkeye etkisi konusunda daha kötümser hissedenlerin oranı (%33) ise daha iyimser hissedenlere (%21) kıyasla yüksek görünüyor. Kötümserliğin üst ve orta sosyo-ekonomik sınıfta (SES) daha yaygın olduğu görülüyor.

VİRÜSÜ KENDİMİZ VEYA AİLEMİZ İÇİN NE KADAR TEHLİKE GÖRÜYORUZ?

Ipsos; yaptığı araştırmaların ilk döneminden itibaren vatandaşların kendileri veya aileleri için salgını ne kadar tehlikeli gördüklerini izliyor. İlk dönemde salgının kendileri veya aileleri için çok tehlikeli olduğunu düşünenlerin oranı %37 düzeyindeyken, Eylül ayında %60 seviyesine kadar yükseldiği görülüyor.  Son dönemde ise benzer şekilde ciddi tehlikeli bulanların oranı %56 seviyesinde olduğu sonuçlardan okunuyor.

Bu tehlike algısı ise bireylerin demografik kimliklerinden ziyade salgına yakalanma veya iyileşme riskleri ile doğru orantılı seyrediyor. Örneğin, “salgına yakalanacağımı zannetmiyorum” diyenler arasında virüsü kendileri için ciddi tehlikeli görenlerin oranı %51 iken, bu ifadeye katılmayanlarda ciddi tehlike algısı daha yüksek (%66) olduğu görülüyor. Benzer şekilde, “virüse yakalansam bile kolay atlatacağımı düşünüyorum” ifadesine katılanların yarısı (%48), virüsü kendileri veya aileleri için ciddi tehlikeli olarak tanımlıyor. Bu ifadeye katılmayanlarda ise ciddi tehlike algısı %66 seviyesine çıkıyor.

SALGININ HAYATA BAKIŞ AÇISINA ETKİSİ

Salgının birçok konuda tutum ve davranışları doğrudan etkilediği aşikar. Bireysel veya toplumsal değerlerimiz üzerindeki etkilerini ise bugünden yorumlamak daha güç. Ipsos bu soruyu doğrudan bireylere sorduğunda aldığımız cevaplar bugünün hissiyatıyla verilmiş olabilir. Değerlerin salgın gibi çok büyük toplumsal olaylar karşısında ne kadar değişime uğrayacağını önümüzdeki dönem gösterecek. O nedenle bu grafikteki veriyi daha ihtiyatlı yorumlamak gerekliliğini düşünüyoruz.  Ipsos 26. dönem çalışmasında; koronavirüs salgınının çeşitli konulara bakış açısına olan etkisini sorguladı.  Buna göre salgınla beraber; her 10 bireyden 7’si; “kendisi”, 6’sı “bilim”, 5’i ise “din” konusuna daha fazla değer/önem verdiğini belirtiyor. Salgının ve bu süreçte zorunluluktan kaynaklı eve çekilmenin etkisiyle bireylerde kendisi hakkında daha fazla düşünme, kendi sağlığına daha fazla önem verme, anı yaşamaya daha değer verme gibi eğilimler gözlemleniyor.

Bilim ise salgından kurtulmamız için tek yol olarak bize iyi haber vermesini beklediğimiz bir alana dönüşmüş tek başlık olarak öne çıkıyor. Bilime duyduğumuz ihtiyaç bu verilerden okunuyor.  Din ise toplumun yarısı için tüm bu zorlu süreçte belki daha fazla maneviyat ihtiyacından ötürü, belki de insanın tek başına her şeye yetemediği düşüncesinin güçlenmesiyle beraber daha fazla önemli hale geldiği görülüyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerinde şunları iletti;  “Direnme gücünü ailemizden ve maneviyattan alıyoruz. Birey olarak kendi değerimizi daha fazla fark ettiğimiz bir dönem, bunun yanında gerek uzaktan eğitim etkisi ile gerekse kendi tercihlerimiz ile çocuklarımıza daha fazla zaman ayırıyoruz. Ülkemizde zaten çok önemli olan Din kavramı bu dönemde her iki kişiden biri için daha da önemli oldu, her on kişiden dördü ibadete daha fazla zaman ayırdığını belirtiyor. 

Bu güç ile direnmeye devam ederken aynı zamanda salgının sonunu bilimsel çalışmaların getireceğini de biliyoruz ve her on kişiden altısı için bilim eskisine kıyasla daha önemli hale geldi.  Toplumun yarısından fazlası salgının kendisi ve ailesi için ciddi bir tehlike olduğunu düşünüyor, oysa ki bu oran Haziran başında %40’lara kadar düşmüştü. Günlük hasta sayısının Mayıs ayındaki vaka sayısına denk olduğu bir dönemden geçiyoruz, her ne kadar bir süredir vaka sayıları açıklanmıyor olsa da en azından Mayıs ayından daha fazla olduğunu tahmin etmek zor değil. Tüm bu gidişat içinde son bir haftada kötümserliğe kapılanların sayısının daha iyimser olanların yaklaşık 1,5 katı olduğunu söyleyebiliriz.” 

 

5.YogaKioo Festivali Antalya’da yapıldı

5.YogaKioo Festivali Antalya’da yapıldı

Yoga tutkunlarını 1-4 Ekim tarihleri arasında Antalya’da buluşturan 5. YogaKioo Festivali, Türkiye’de on dört farklı eğitmen ile gerçekleşti.

Yoğun asana pratiklerinin yanı sıra, aile diziminden yazı atölyelerine, astrolojiden mitolojiye, masallardan psikoterapiye ve çakra çalışmalarına kadar birçok atölye ve dersi, rengarenk içerikleriyle katılımcılarla buluşturan festival, yoga tutkunlarının farklı konuları deneyimleme fırsatı bulmasına olanak sağladı. Her yıl merakla beklenen YogaKioo Festivali, altıncı yılında da Türkiye’nin en büyük yoga festivali olarak katılımcılarını ağırlamayı merakla bekliyor.

Kanyon’dan yerel markalara destek

Kanyon’dan yerel markalara destek

Back to İstanbul ve İyi Yaşam Günleri konseptleri ile sürpriz markaları Kanyon AVM misafirleri ile buluşturmaya devam ediyor.

Yerel markalara olan desteğini sürdüren ve yerelin önemini vurgulayan Kanyon, lokal olanı keşfederek her biri ayrı bir başarı hikayesine sahip, üretime inanan, yaratan, geliştiren markaların dünyası ile Kanyon misafirlerini bir araya getiriyor. 19 Ekim – 1 Kasım tarihleri arasında takıdan aksesuara, kırtasiye malzemelerinden ahşap oyuncaklara, dekorasyon ürünlerinden tasarım ürünlerine kadar birçok marka Kanyon Lokal İşler’de sizleri bekliyor!

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’dan sağlıklı ürünler atölyesi

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’dan sağlıklı ürünler atölyesi

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul, alışılagelmişin dışında bir deneyimi misafirlerine sunuyor. Earth Lab’de gerçekleştirilen atölye çalışmaları ile çevreye ve doğaya zarar vermeden, sürdürülebilir yaşamın sırları misafirlerle paylaşılıyor.

Otel, bünyesindeki Earth Lab’da gerçekleştirilen atölye çalışmalarında doğal diş macunu, organik el kremi, vücut kremi, doğal deodorant, peeling ve probiyotik zengini Kombucha yapımı ve sürdürülebilir yaşama dair pek çok ipucu misafirlerle paylaşılıyor.

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’un kendi bahçesinde yetişen defne, zeytin, limon ve ceviz ağaçlarından elde edilen yapraklar, organik bahçesinde yetiştirilen lavanta, kekik, hindibağ ve biberiye otlarından doğal yöntemlerle çıkarılan yağlar ile organik cilt bakım ürünlerinin hazırlık süreci misafirlerle paylaşılıyor.

Programı aylık olarak hazırlanan Earth Lab atölye çalışmalarına otelde konaklayan misafirlerin yanı sıra dışarıdan da misafir kabul edilebiliyor. Rezervasyon için 02123555500’dan bilgi almak mümkün.

Muallim Ocakbaşı’ndab yeni lezzet “Kaburga Roll”

Muallim Ocakbaşı’ndab yeni lezzet “Kaburga Roll”

Muallim Ocakbaşı, geleneksel lezzetlerin yanı sıra farklı tatlar ile dikkat çekiyor.

Şefin özel tarifiyle hazırlanan marine soslu kaburgaların, humus veya beğendi yatağında sunulduğu Kaburga Roll, patlıcan söğürme eşliğinde sunulan Muallim Kebap ve diğer spesyalleri müdavimlerinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Damak zevkinizi tatmin eden keyifli ve dost sohbetli sofralarınıza, kimi zaman eski Türkçe şarkılar kimi zaman da Türkçe şarkıların melodilerinden aşina olduğumuz Yunan şarkıları eşlik ediyor. Muallim Ocakbaşı; dostlarla geçirilecek konforlu, keyifli ve lezzet dolu bir akşam yemeği için gidilecek mekanlar listesine ekleyen misafirlerini memnun etmeyi bekliyor.

Muallim Ocakbaşı, geleneksel lezzetlerin yanı sıra farklı tatlar ile dikkat çekiyor.

Şefin özel tarifiyle hazırlanan marine soslu kaburgaların, humus veya beğendi yatağında sunulduğu Kaburga Roll, patlıcan söğürme eşliğinde sunulan Muallim Kebap ve diğer spesyalleri müdavimlerinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Damak zevkinizi tatmin eden keyifli ve dost sohbetli sofralarınıza, kimi zaman eski Türkçe şarkılar kimi zaman da Türkçe şarkıların melodilerinden aşina olduğumuz Yunan şarkıları eşlik ediyor. Muallim Ocakbaşı; dostlarla geçirilecek konforlu, keyifli ve lezzet dolu bir akşam yemeği için gidilecek mekanlar listesine ekleyen misafirlerini memnun etmeyi bekliyor.

Migros üst düzey kadın yönetici oranını artırıyor

Migros üst düzey kadın yönetici oranını artırıyor

Migros, perakende sektöründe nitelikli kadın iş gücünün ve yöneticilerin artırılmasına yönelik kurulan LEAD Network Avrupa’nın ‘CEO Taahhüdü’ne imza attı.

Migros bu kapsamda üst düzey görevlerde yer alan kadın yönetici oranını 2023 yılında 5 puan artırmayı hedefliyor. Migros Ticaret A.Ş. İcra Başkanı Özgür Tort, “LEAD Network Avrupa’nın ve ayrıca LEAD Network Türkiye’nin aktif üyelerinden biri olarak, işyerlerinde sağlanan cinsiyet ve fırsat eşitliğinin toplumsal düzlemde de dönüştürücü etki yaratacağını düşünüyoruz. Bu ilham verici girişimin cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık alanında sektörümüzde itici bir güç oluşturacağına yürekten inanıyorum” dedi.

Chef Seasons, yeni sos tesisinin inşaatına kasım ayında başlıyor

Chef Seasons, yeni sos tesisinin inşaatına kasım ayında başlıyor

Temmuz 2021’de faaliyete geçecek olan üretim tesisi sürdürülebilir gıda üretimi konusunda yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle çalışan ve atık yönetimi projeleri ile dünyadaki öncü ve örnek işletmelerden biri olacak.

Katma değerli ve ihracat odaklı büyüme stratejisi ile yatırımlarına ara vermeden devam eden Chef Seasons, İzmir’de yeni sıvı sos üretim tesisinin temelini atmaya hazırlanıyor. Yeni nesil marinasyonlar, kavrulmuş çeşniler, superfood çeşniler ve özel salata soslarından oluşan binlerce inovatif karışımıyla 30 ülkede 70 milyondan fazla hane halkına erişen Chef Seasons’ın 2,5 milyon dolarlık yatırımla hayata geçireceği 3000 metrekare alana sahip 12 milyon şişe / yıl kapasiteli yeni sıvı sos tesisinde üretim gelecek yıl başlayacak.