GMW MIMARLIK’ın imzası Taşkent Uluslararası Havalimanında

GMW MIMARLIK’ın imzası Taşkent Uluslararası Havalimanında

Havalimanı projeleri ağırlıklı olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında farklı fonksiyonlarda pek çok nitelikli mimari ve iç mimari projeye imza atan GMW MIMARLIK; genişletme ve modernizasyon projesini Yıldırım Şirketler Grubu’nun gerçekleştireceği Özbekistan Havayolları’na bağlı olan Taşkent Uluslararası Havalimanı projesinin mimarlık, mühendislik ve danışmanlık hizmetlerini yürütme görevini üstlendi. Dünyanın 4 kıtasında, 51 ülkede yatırımları bulunan Yıldırım Şirketler Grubu, bu modernizasyon projesiyle Taşkent Uluslararası Havalimanı’nı Özbekistan’ın dünyaya açılan kapısı haline getirmeyi hedefliyor.

Patronlar “DÜNYA PATRONLAR GÜNÜ’NDE” Buluştu

Patronlar “DÜNYA PATRONLAR GÜNÜ’NDE” Buluştu

Patronlar Platformu, “Dünya Patronlar Günü”n de Grand Cevahir Otel’de bir araya geldi. Bu yıl ikinci si düzenlenen “Dünya Patronlar Günü” etkinliğine İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya’dan 200 iş insanı katıldı.

Kahvaltının ardından söz alan Patronlar Platformu Başkanı Abdullah Küçükoğlu konuşmasında Patronlar Platformu üyelerine büyük iş düştüğünü söyleyerek sözlerine şöyle devam etti.

Küçükoğlu, “Türkiye’yi sevmek demek, bu ülke için büyük hayaller kurmak demektir. Bu yola çıkarken Amacımız, dostluğumuzu ve ticaretimizi geliştirmekti bu süreçte bizi motive eden, bu güzel ülkenin potansiyeline ve insanına olan inancımız oldu. Ülkemizin petrolü, doğalgazı, elması altını yeteri kadar yok, ama bunlardan daha kıymetlisi girişimci, zeki, çalışkan, dürüst iş adamlarımız yani sizler varsınız” dedi.

Ardından söz alan ve Patronlar Platformu tarafından “Yılın Patronu” ödülü Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Alpet Akaryakıt Yönetim Kurulu Başkanı Vakkas Altınbaş’ verildi. Altınbaş, dokuz kardeşli çiftçi bir ailenin ferdi olarak bugün 23 şirketli bir holdingin yönetim kurulu başkanı olmasının hikâyesini üyelerle paylaştı.

Yeni rota Cancun

Yeni rota Cancun

Meksika’nın yen, gözde tatil bölgesi Cancun’a artık daha rahat yolculuk yapacaksınız. Türkiye’den Candun’a tek aktarma ile gidebilirsiniz. Economy Class gidiş dönüş 363 dolardan başlayan fiyatlarla Air France ve KLM ile yolculuk yapabilirsiniz

Reis Gıda’dan ‘‘Royal’’ lezzetler

Reis Gıda’dan ‘‘Royal’’ lezzetler

Reis Gıda, yeni ürün gamı Royal serisini raflara sundu. Kinoa, chia, beluga mercimeği, siyah nohut, amarant gibi son dönemde sağlıklı beslenme listelerinin üst sıralarında yer alan 23 farklı çeşidi tüketicisiyle buluşturan Reis Gıda, Royal ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye yardımcı olacak.  38 yıllık tecrübesiyle bakliyat sektörünün en güvenilir markası olan Reis Gıda, İstanbul’da bulunan 125 bin ton üretim kapasitesine sahip, 13 bin 500 metrekarelik üretim tesisinde 46 çeşit ürün paketliyor. Sağlıklı beslenmeyi önceliği haline getiren ve obezite konusunda birçok sosyal sorumluluk projesi yürüten Reis Gıda, yüksek protein ve lif oranlarıyla öne çıkan Royal serisini tüketicisiyle buluşturdu.

 

Starkbierzeit Festivali

Starkbierzeit Festivali

Almanya-Münih, 2-25 Mart

Alman denilince akla elinde bira bardağı, tüylü şapkalı, göbekli insanlar gelir. Kışın Oktobberfest ile bira festivali yapan Münih şehri baharın gelişini de yine bira ile kutluyor.  Bira seven gezginler için ideal bir festival…  300 gelenek Starkbierzeit festivali için şehirde uzun masalar kuruluyor, bira içme yarışmaları şarkılar eşliğinde yirmi gün süren renkli bir festival.

 

MOPA Exclusive, şimdi de Pakistan’da…

MOPA Exclusive, şimdi de Pakistan’da…
40 yıldan fazla süredir mutfak üretimi yapan Türkiye’nin ilk modüler mutfak üreticisi MOPA’nın, MOPA Exclusive konsept markası, üst kalite grubu ürün ve hizmet talep eden müşterilerine uygun olarak, Dünya’nın en önemli marka mutfak showroom’larının bulunduğu İstanbul Etiler Nispetiye Caddesi’nde faaliyetlerine devam ederken, her geçen gün artan ihracat potansiyeliyle de göz dolduruyor.
Mutfak, banyo ve dekorasyon konularında Dünya’nın seçkin markalarını uzman mimarlık hizmetiyle birleştirerek kusursuz iş yapabilmeyi kendilerine amaç edindiklerini belirten Genel Müdür Nurettin Varol,  güçlü çözüm ortaklarıyla büyük projelere imza attıklarını belirtiyor. Varol; “Uzun süredir yurt dışı çalışmalarına da ağırlık veriyoruz. MOPA Exclusive olarak İsviçre, İsveç, Libya, KKTC ve Nijerya ihracatlarımız sürüyor. Şimdi de, Pakistan’ın en büyük inşaat şirketlerinden biri ile yaklaşık 3 aydır süren görüşmelerimiz tamamlandı ve Lahor kentinin en önemli lokasyonundaki MOPA Exclusive mağazası yeni konsept ürünleriyle donatılıyor. Yılda 8000 konut projesi tamamlamayı hedef alan iş ortağımız, Pakistan’ın 10 şehrinde de aynı konsept mağazaların yapılmasını hedefliyor. Nurettin Varol, “bu ihracatlar ile hem şirketimiz hem de ülkemiz açısından katma değer yaratmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” diye konuştu. Ayrıca ABD’nin Florida eyaletinde, Dubai ve Katar’da da yakında sonuçlanmasını bekledikleri projeler konusunda da umutlu olduklarını belirtti.
MOPA Exclusive, komple dekorasyon uygulamalarında tüketici ihtiyaçlarına A’dan, Z’ye çözüm üreten konsept mağaza, tasarım ve anahtar-teslim uygulama merkezi olarak ta çalışıyor. Hayata geçirdiği tasarımlarda yaşam standartlarını yükseltmeyi ilke edinen MOPA Exclusive, dekorasyonun tüm unsurlarına ait ürünler konusunda da, saygın kuruluşları bünyesinde toplayarak, fonksiyonelliği, estetik çizgisi, kaliteli ürünleri ve ürün çeşitliliği ile konut sektöründe hizmet veren,  deneyimiyle sektörünün önde gelen markalarından biri.
Şirket, bugüne kadar 10.000’lerce konutun mutfak, banyo ve dekorasyon işini üstlenmiş olup, yaptığı her işi lider konumda bitirmeyi ilke edinmiştir. MOPA Exclusive,  1911 yılında kurulan, 8500 çalışanıyla 68 ülkede faaliyet gösteren ve dünyanın önde gelen mutfak ve banyo sistemleri üreticilerinden FRANKE’nin, Türkiye’de 1100’ün üzerindeki satış noktasında hizmet veren bayiler içerisinde 2016 ve 2017’den sonra 2018’de de üst üste üçüncü kez, ithal ve yerli marka mutfak sektörü bayileri arasında perakende satışta en yüksek ciroyu yaparak Türkiye 1.si oldu.
Ayrıntılı bilgi için: 0212 352 00 01 – www.mopaexclusive.com

Markalar; şimdi çok daha bilinçli bir tüketici ile karşı karşıya

Markalar; şimdi çok daha bilinçli bir tüketici ile karşı karşıya.

Su, hayatımızın olmazsa olmazı; hava gibi, aldığımız nefes gibi.

Hayat Su olarak, sadece yetişkinlere değil, çocuklara da su içme alışkanlığı kazandırmak için çeşitli projeler yapıyoruz.

Türkiye, Danone için çok önemli bir ülke. Süregelen yatırımlar ve inovasyon projeleri de global olarak Türkiye’ye duyulan güven ve desteğin en büyük göstergesi.

 

GİRİŞ: Gelişim ve farklılaşma sadece markalarda ve veya sundukları hizmetlerle doğru orantılı olarak tüketicide de kendini gösteriyor. Markalar; şimdi çok daha bilinçli bir tüketici ile karşı karşıya. Dolayısıyla markaların; pazarlama, reklam, tanıtım, hizmet planlamalarında tüketici odaklı çalışmalar hayata geçiyor.  İnsanların istek, ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek stratejilerle ilerleyen kuruluşlar rekabet ortamında başarılı olabiliyor. Pause City’s derginin ilgiyle takip edilen Brand Desk sayfalarının bu ayki marka konuğu Danone Hayat Su…  Yabancı bir ülkede yapılmış bir yatırımın kurumsallaşması,  markalaşması, tüketicinin güvenini kazanması, sadakati koruma ve reklam, iletişim çalışmalarını;  Danone Su Pazarlama Direktörü Elif Kaypak, Y&R Marka Takım Direktörü Özlem Delikanlı ve MEC Müşteri Çözümleri Grup Direktörü Özden Turgut ile sizler için konuştuk. Keyifle okumalar.

 

Danone Hayat Su ülkemizde çok uzun zamandır bulunan, merkezi Fransa’da olan bir marka. Yabancı bir ülkede marka yaratmak, kurumsal bir marka olabilmek… Nasıl bir süreç, neler gerektiriyor kısaca bahseder misiniz?  E.K: Tüm dünyada su, sütlü ürünler, anne bebek beslenmesi ve medikal beslenme alanlarında uzmanlaşan Danone bünyesinde faaliyet gösteren Hayat Su olarak, Türk tüketicisi nezdinde “güvenilir marka” olarak anılıyoruz.

Türkiye’deki ambalajlı su pazarının kurucu markalarından biri olan Hayat Su’yun faaliyet geçmişi, 1984 yılına kadar uzanıyor. Bugün yerel deneyimi küresel kalite standartları ve inovasyonla buluşturarak, “ilklerin markası” olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Genç nüfusu ve de ekonomik olarak büyüyen bir ülke olması sebebi ile Türkiye, Danone için çok önemli bir ülke. Süregelen yatırımlar ve inovasyon projeleri de global olarak Türkiye’ye duyulan güven ve desteğin en büyük göstergesi. Bugün ise Türkiye ambalajlı su pazarındaki en güçlü ve geniş ürün portföyüne sahip olan marka konumundayız. Ancak tüm bunların yanında biz “sorumlu” bir markayız. İşimizin temelinde iyilik olduğuna ve bunu dünyaya borçlu olduğumuza inanıyoruz. Bu doğrultuda su kaynaklarının korunmasını kendi sorumluluğumuzda kabul ediyoruz. 2020 yılına kadar üretimde kullanılan atık suların yüzde 100’ünü doğaya geri kazandırmayı hedefliyoruz.  Bu alandaki çok yeni bir çalışmamız ise Ataşehir Belediyesi ile “Yeni Bir Hayat Yine Senin Elinde” sloganıyla başlattığımız, plastik atıkları geri dönüşüme kazandırma projesi. Bu amaçla Ataşehir bölgesinde çeşitli noktalara 25 adet pet şişe kumbarası yerleştirdik.

 

Karşılaştığınız sorunlar oldu mu? E.K: Su tüketimi konusunda farkındalık yaratmak ve sağlıklı su tüketimini teşvik etmek misyonuyla faaliyet gösteriyoruz. Türkiye’deki yetişkinler, dünya ortalamasında önerilenden yüzde 48, çocuklar ise yüzde 45 daha az su tüketiyor. Hayat Su olarak, sadece yetişkinlere değil, çocuklara da su içme alışkanlığı kazandırmak için çeşitli projeler yapıyoruz. Çocuk suyu kategorisinin yaratıcısı ve lideri olarak çocuklara sağlıklı su tüketimini aşılamayı görevimiz olarak görüyoruz. MASKOT sularımız ile her yaştan çocuğun su içerken eğlenmesini sağlıyoruz. Ayrıca okullara giderek su içmenin önemini ve sağlımız için gerekliliğini anlatıyoruz. Ayrıca yeni sporcu serisi ürünlerimizle “Sporun Her Anında Hayat Su Yanında” diyerek, insanları spor yaparken de su tüketimine teşvik etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda da birçok maratona ve spor etkinliğine sponsorluk yapıyoruz. Parklarda yoga etkinlikleri gerçekleştiriyor, katılımcılara su şişeleriyle spor yaptırıyoruz. Egzersiz sonrası sporseverleri diyetisyenlerimizle buluşturuyor, taze meyve ve sebzelerle hazırladığımız detoks suları ikram ediyoruz. Aslında burada vermek istediğimiz mesaj; pahalı aktivitelere gitmeden ya da pahalı sağlık trendlerini takip etmeden de çok basit bir şekilde egzersiz yaparak ve tabii ki su içerek sağlıklı yaşamanın da mümkün olduğu.

 

Sektörde ilk markalardan biri olmanız markalaşma yönünde, rekabet ortamında avantaj sağlıyor mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz?  E.K: Hayat Su olarak Türkiye ambalajlı su pazarının kurucu markalarından biri olmamız nedeniyle Türk tüketicisi nezdinde yüksek bir marka itibarına sahibiz. Bu itibar, Danone’nin inovatif ürün stratejisiyle birleşti. Böylece müşteri ihtiyaç ve beklentilerini tam olarak karşılayacak şekilde ürün segmentimizi genişleterek, marka bilinirliğimizi farklı hedef grupları nezdinde hızlı bir biçimde yükselttik. Yani önce su kategorisini farklılaştırdık ve kategori içerisinde de Hayat Su’yu farklılaştırdık.  Günümüzde; teknolojideki hızlı gelişim ivmesine paralel olarak tüketicilere yönelik çok sayıda ürün ve hizmet reklam mecraları üzerinden servis ediliyor. Bir markanın kalıcı olması ve rekabette öne çıkması için çarpıcı bir reklam kampanyasına imza atmasının yeterli olmadığını düşünüyorum.

Markanın ürünlerini sürdürülebilir kalite standartları ile tüketicilere ulaştırmasının yanı sıra “amaçlı marka” olmak ve müşterinizle iletişim kurarken iyi bir hikaye anlatıcısı olmak sizi farklılaştırıyor. Bu iki kavram, müşteri deneyimini başlatarak tercih ve sadakat yaratmak açısından atılması gereken en önemli adımlar. İşte bu bakış açısıyla Hayat Su’yun marka manifestosunu yeniden yazdık. Su, hayatımızın olmazsa olmazı; hava gibi, aldığımız nefes gibi. Biz de buradan yola çıktık, daha insan odaklı ve yaşamın içerisinden bir marka kimliği yarattık. Marka kimliğine sadık kalan ve gerçekten bir amaç taşıyan markaların sektörde kolayca ayrışarak, rekabette öne çıktığına inanıyorum.

 

Potansiyel müşteri kapasitenizi arttırmak için neler yapıyorsunuz? E.K: “Su Hayattır” felsefemiz doğrultusunda, her yıl marka kimliğimize uygun iletişim kampanyaları yaparak tüketicilerimize dokunuyor, potansiyel müşterilerimizi Hayat Su kalitesi ile tanışmaya davet ediyoruz. Değişen müşteri ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda, Mayıs 2018’de marka kimliğimizi yeniledik. Hayatın suyla başlayıp suyla bittiği gerçeğinden hareketle yeni logomuzda bu döngüye yer verdik. Amaçlı bir marka olarak “Yeni bir hayat yine seninle başlar” diyor, suyun hayatımızın merkezinde olduğu vurgusunu yapıyoruz. Bunu sadece söylemiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz etkinlikler ve sponsorluklarla marka manifestomuzu destekliyor, hayatın her anında tüketicilerimizin yanında olmaya çalışıyoruz.

 

Markanın reklam kampanyalarını planlarken oluşum sürecinizden bahseder misiniz? (Reklam Ajansı) Ö.D: Bizim için süreç müşterimizden brief’i aldığımız anda başlıyor. Büyük ve kritik kampanya süreçlerinde ajans tarafı olarak konuyu müşterimizle birlikte masaya yatırıyoruz ve tüm artı/eksileri ile değerlendirerek, stratejik olarak nasıl bir yoldan ilerlemek gerektiğini tartışıyoruz. Bu yıl hayata geçen Hayat Su kampanyamız için de böyle bir süreç yaşadık. Hayat Su olarak Danone bünyesindeki bir marka için ilk defa “marka manifestosu” çalışan ekip olduk. Yaklaşık 8 ay boyunca müşterimizle birlikte, hem onların hem bizim globalimizle workshop ve telekonferans görüşmeleri yaparak manifestomuzu oluşturduk.  Manifestomuz netleştikten sonra ise Hayat Su’yun çalıştığı reklam ajansı, medya ajansı, dijital ajansı ve PR ajansı olarak bir araya geldik ve brief’imizi aldık. Her birimiz brief’i farklı noktalarından ele alarak sorguladık. Sonrasında Ortaya çıkan iş hepimizi mutlu etti. Ancak sadece güzel reklam filmi olarak söylemiyorum bunu. Yayına girdikten sonra markanın satışlarının da artmış olması, özellikle ekonomik krizin etkilerini derinden hissettiğimiz böyle bir dönemde ne kadar doğru bir iş yaptığımızı da gösterdiği için her anlamda mutlu olduk açıkçası. Ortaklaşa çalışma yürütmenin, her aklın ve fikrin masada olmasının önemini, tepeden inmeci yaklaşımdan uzaklaşıldığında ortaya nasıl iyi bir sonuç çıkabileceğini de gösterdiği için ayrıca önemli bir yer etti hepimizde.

 

Hedef kitleye ait hangi iç görüler üzerinden ilerliyorsunuz? / Araştırma yaptırıyor musunuz?  E.K: Gerçekleştirdiğimiz iç görü araştırmaları ile hedef müşteri kitlesinin tüketim alışkanlıklarını düzenli olarak takip etmenin yanı sıra pazarlama stratejimizi de bu araştırma sonuçları ışığında güncelliyoruz. Türkiye’deki yetişkinler önerilenden ortalama yüzde 48, çocuklar ise yüzde 45 daha az su tüketiyor. Yaptığımız araştırma sonuçlarına göre tüketiciler aslında ne yapması gerektiğini biliyor ve bu hedefe ulaşamadığının da farkında. Bu bilgilerden hareketle biz de ‘Su Hayattır’ felsefesiyle su tüketimi konusunda farkındalık yaratmak ve sağlıklı su tüketimini teşvik etmek misyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda çok çeşitli projeler yapıyoruz. Araştırmalar bize zaten düşük olan su tüketiminin internette video izlerken çok daha fazla düştüğünü gösterdi.

 

Bu nedenle dijital video platformlarında “1 Dakika Durdurduk” temalı projemizi hayata geçirdik. Doğru etkiyi yaratabilmek için detaylı bir segmentasyon çalışması yaptık ve 11 farklı hedef kitle için özel mesajlar hazırladık. Bunlar; yemek tarifleri araştıranlar, ev ve ev dekorasyonu ile ilgilenenler, dizi ve TV programları izleyenler, video izleyip sporunu evde yapanlar, maç özetleri izleyenler, diyet yapanlar, makyaj videosu izleyenler, çizgi film seyredenler, otomobillerle ilgilenenler ve gamerlar. Bu hedef kitlelere özel video başlarında ve aralarında su içmeyi hatırlatıcı reklamlar hazırladık. 1 dakikalık bu statik reklamlarımızda, “Hadi su içip gelin, videoyu sizin için durdurduk” mesajını vererek, insanlara su içmeyi hatırlatmayı amaçladık. Yanı sıra Facebook üzerinden ulaşabileceğiniz Hayat Su Hatırlatıcı ile su içmeyi unutanlara günde altı kez düzenli olarak hatırlatmada bulunuyoruz. 2018’de tamamen bu konuya odaklandık. 2019’da “Taşı delen suyun kuvveti değil sürekliliğidir” bakış açısıyla hidrasyon konusunu sahiplenmeye devam edeceğiz. Sürekli bu mesajı vererek Türkiye’deki hidrasyon alışkanlıklarını değiştirmek ve insanlara su içme alışkanlığı kazandırmayı amaçlıyoruz.

 

Bu kampanyanızda medya planlamasını yaparken nelere dikkat ettiniz? (Medya Satın Alma Ajansı) Ö.T. Hayat Su için öncelikle markanın geniş ürün portfolyosunu baz alarak, 4 farklı hedef kitle belirledik. Bu hedef kitleler için de 4 farklı reklam videosu ile yayında olduk. Bu kitleler demografik olarak birbirlerinden oldukça farklı olduğundan, TV izleme alışkanlıklarını göz önünde bulundurarak her bir hedef kitle için özel TV ve online video stratejisi çalışıp, oldukça hedeflemeli bir kampanya yürüttük. Örneğin; klasik TV planıyla yayında olmak yerine yaz döneminde en çok izlenen içerik olan Dünya Kupası’nda sporcu videomuzla yer aldık. Kampanya dönemi boyunca dijitalde en iyi sonuçları aldığımız videoları ve hedef grupları düzenli olarak analiz ettik. Kampanyanın başından sonuna kadar veriye dayalı bir medya planıyla yayında olduk. Markamızdan da çok iyi iş sonuçları duymamız, yaptığımız planın doğruluğunu perçinlediği için de mutluyuz.

 

Marka ile potansiyel müşteri/kullanıcı arasındaki bağlığı nasıl tanımlıyorsunuz? Bunu güçlendirmek için neler yapıyorsunuz? (Reklam Ajansı) Ö.D: Günümüzde tüketiciler bir ürünü öylesine satın almıyor artık. Her anlamda daha bilinçli hale gelmiş bir tüketici ile konuşuyoruz. Tüketici; farklı hassasiyetlere sahip olabiliyor ve dolayısıyla aklındaki kritere en uygun ürünü bulmanın peşinden gidiyor. Onca marka arasından farklılaşma ve tüketici ile bağ kurma noktasında ise pek çok parametre devreye giriyor. Bunlardan en önemlisi ise aldığı ürünün ödediği paraya değmesi… Bir marka ne kadar dürüst, dolambaçsız ve süssüz olarak kendini tüketiciye anlatıyor ve aradığı özelliklerin hakkını veriyorsa, o kadar güvenini kazanıyor tüketicinin. Bu güveni devam ettirmesi ise markanın iletişiminde devamlılığı ve inandırıcılığıyla paralel. O nedenle markalarımıza tüketici ile sürekli temasta olmalarını, karşılarına farklı okazyonlarda çıkmalarını, ilişkilerini pekiştirmelerini öneriyoruz. Tüketicinin seçme özgürlüğü var ve pek çok da alternatifi var çünkü. Marka kendisini hatırlatmadığı sürece tüketicinin zihninde yer etmesi de mümkün olamıyor haliyle. Tüketiciyle sürekli konuşur halde olması önemli yani.

Biz de tam bu sebeplerle Hayat Su kampanyamızda tüketiciye dürüstçe; sağlıklı yaşamak için doğru olanı net bir şekilde söyledik. Hayali olan yeni bir hayat için trendler arasında kaybolmadan, çok basitçe, “su iç yeter” dedik. Fiktif bir şeyden ziyade gerçek hayattan örneklerle bu önerimizi destekledik. İnsanlar da Hayat Su’yun bu net ve samimi söylemine inandılar. Satışa yansımasından da çok net bir şekilde gördüğümüz üzere…

 

Reklam stratejisi oluştururken sizin için en önemli üç neden, öncelik nedir?  E.K: Öncelikle şirketlerin reklam stratejilerini, marka manifestolarıyla uyumlu bir biçimde hazırlaması gerekiyor. İkincisi; bu stratejinin, hedef kitlenin beklenti ve tercihleriyle uyum sağlaması çok önemli. Son olarak, reklam stratejisinin satış pazarlama faaliyetleri açısından yönlendirici olması ve tüketiciyi ürünü deneyimlemeye davet etmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Reklam verenlerin İletişim bütçeleri genel de limitli. Medya satın alma yaparken bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne tür aksiyonlar alıyorsunuz? ( Medya Satın Alma Ajansı)

Ö.T.: Limitli bütçe içerisinde öncelikle hedef kitle analizini çok iyi yapmak gerekiyor. Hayat Su gibi herkes tarafından tüketilen bir üründe dahi detaylı analizler sonunda farklı hedef kitleler bulunuyor. Optimum maliyet ve erişim analizleri sonucunda limitli bütçe dahi olsa ulaşması hedeflenen kitleye mesajımız iletiliyor. Burada yaratıcı materyalin de önemi oldukça büyük tabii ki,  biz kampanya sürecinde medya ajansı, kreatif ajans ve marka olarak tüm süreçlerde birlikte yer aldık. Bu çalışma yönteminin de başarılı sonuçlarda etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Markalaşmak neden güç? E.K: Bir şirketin, marka olduğunu ispat edebilmesi için fark yaratan bir ürün çizgisine sahip olması ve ortaya stratejik bir bakış açısı koyması gerekiyor. Ürün çizgisiyle farklılaşabilmek için ise inovasyona, tüketici beklentilerine ve teknolojiye yatırım yapılması gerekiyor.  Bu kapsamda, Hayat Su’yun marka stratejisinden bahsetmek istiyorum. Hayat Su olarak, Türk ambalajlı su sektöründe rekabetten sıyrılmak adına marka kimliğimizi yenilerken ambalajda farklılaşma stratejisini de hayata geçirdik. Yaptığımız araştırmalarda tüketicilerin Hayat Su ile ilgili hatırladıkları iki şey vardı. Bunlardan biri “Hayat için” sloganı diğeri de kırmızı hayat logosu. Biz de farklılaşmak ve diğer su markalarından ayrışmak için kırmızı kapak ve logo üzerine gittik.

 

Global marka oluşturabilmek konusunda sizce neden sıkıntı yaşıyoruz? / Global marka olabilmek için neler yapılmalı? / Başarılı marka üretebilmek için neler gerekli? E.K: Tüketiciler gözünde, markalar birer insan gibidir. Bu nedenle, küresel marka yaratmak isteyen şirketler, marka kimliğini tüm tüketicilerde ortak hisler yaratacak güven, şeffaflık gibi değerler üzerine inşa etmelidir. Dolayısıyla bu noktada marka manifestosunu yaratmak ve ona sadık kalmak büyük önem taşıyor.

 

Marka iletişimlerini, yöntemlerini değerlendirirken dünya markaları ile bir kıyaslama yaptığınızda artı ve eksi yanlar olarak neler dikkatinizi çekiyor? / Ülkemizde bu alandaki çalışmalar hakkında gördüğünüz eksikler var mı? / Ne önerirsiniz?  E.K: Global ve başarılı bir marka yaratabilmek için marka manifestosu çerçevesinde büyük bir sabırla ve süreklilikle geleceğe yatırım yapılması,  bir başka deyişle uzun vadeli hedefler ortaya koyulması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’ye hizmet eden, insana hizmet eden gerçek bir manifestoya sadık kaldığınız sürece marka olmamanız için hiçbir sebep yok önünüzde.

 

Uludağ eğlenceye doydu

Türkiye’nin kurumsal profesyoneller için düzenlenen ilk ve tek festivali olma özelliğini taşıyan Hopi Corporate Weekend Uludağ’da unutulmaz bir 4 güne ev sahipliği yaptı. Hopi ana sponsorluğunda ve Yapı Kredi desteği ile bu sene 8’incisi gerçekleştirilen festival ile Uludağ eğlenceye doydu.

İstanbul gece hayatının son dönemdeki en popüler sanatçılarından Alya, Baran Bayraktar, Bengü Beker, Deniz Sipahi’nin sahne aldığı festivalde, Hande Subaşı 14 Şubat gecesine özel Sevgililer günü performansı ile misafirlere unutulmaz anlar yaşattı.

Kayak, Eğlence ve Deneyim Bir Arada

Kayak ve kış sporları ile eğlenceyi bir araya getiren benzersiz festivalde, katılımcılara gün ve gece boyunca birbirinden özel deneyimler sunuldu. Ünlü DJ’ler Doğuş Çabakçor, David Şaboy, Cihat Uğurel, Emre Koca ve Bayram Özcan ile Tai the Percussionist’in muhteşem performanslarıyla after-ski partilerde ve Skoda Chill Zone’da eğlence doruğa çıktı. Son dönemlerin ilgiyle takip edilen ismi Kaan Sekban, kurumsal hayat skeçleriyle katılımcıları kahkahaya boğduğu stand-up gösterisini Hopi Sahnesi’nde gerçekleştirdi. Dr. Ayşegül Çoruhlu, Güzellik Buluşmaları’nda sağlıklı yaşam, cilt bakımı ve kollajen takviyesi konularındaki konuşmalarıyla büyük ilgi topladı. Sevilen radyo programcısı Geveze’nin eğlenceli sohbeti ve ödüllü oyunu ile katılımcılar keyif dolu dakikalar yaşadılar.

Taç yapım atölyesinden, tadım aktivitelerine, yogadan, çocuk içeriklerine kadar festival misafirleri için özenle hazırlanan deneyimlerle Hopi Corporate Weekend misafirleri unutamayacakları bir hafta sonunu seneye tekrar buluşmak üzere geride bıraktılar.

Araştırmada Yenilikler Konferansı 25 Nisan’da yapılıyor

Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın Bu Yılki Teması “Dayanıklılık / Resilience”

Araştırmanın gelişimine odaklanan ve gelirinin tamamı sosyal projelere aktarılan Türkiye’deki tek konferans olan Araştırmada Yenilikler Konferansı, bu yıl 25 Nisan’da Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilecek.

 

Bu yıl Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın 10. Yılı…

Konferansın 10. Yılında da araştırma ve pazarlama dünyasındaki en sıcak konular ve uzman konuşmacılar, katılımcılarla buluşacak…

 

Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın Bu Yılki Teması “Dayanıklılık / Resilience”

Dayanıklılık / Resilience kavramı bilimsel dünyaya 1970’lerin başlarında giriyor ve “Bir sistemin yaşadığı belli bir şoktan sonra kendini yeniden oluşturabilme kapasitesi” olarak tanımlanıyor. Genellikle ekoloji, biyo-çeşitlilik ve iklim değişikliği konularında Dayanıklılık / Resilience konsepti ve biliminden genişçe bahsediliyor.

Ekonomik Dayanıklılık / Resilience ise 2009’larda üzerinde çalışılmaya başlanmış bir kavram. World Economic Forum, Dayanıklılık / Resilience kavramını şöyle tanımlıyor: “Bir ekonominin belli bir şoka dayanma ve bu şoktan sonra çabucak toparlanarak eski büyüme performansına veya daha iyisine dönme kapasitesi.”

Dünyada yaşanan ticari gerginlikler, jeopolitik belirsizlikler vb nedenler küresel ekonomide belirsiz bir döneme işaret ederken, ülkemizde de son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar kolay bir dönemin içinde olmadığımızı bize gösteriyor. Dengelenme-Disiplin-Değişim kodları ile hazırlanan 2019-2021 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde bir dengelenme yılı olacağını düşündüğümüz 2019’un tüm toplum kesimlerinde bir mücadele yılı olacağı görünüyor. Dayanıklılık / Resilience ise bu belirsiz dönemi başarıya dönüştüren bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

 25 Nisan’da gerçekleştirilecek Araştırmada Yenilikler Konferansı’nda; Araştırma ve Pazarlama dünyasındaki en sıcak konulara Dayanıklılık / Resilience merceğinden bakılacak. Konferansta; Dayanıklılık / Resilience ‘a ulaşmada katılımcılara ilham verecek araştırma teknikleri/yaklaşımları ve dünyanın çeşitli coğrafyalarında benzer süreçleri yaşamış ülkelerin deneyimlerini içeren reçeteler, uzman konuşmacılar tarafından paylaşılacak.

 

  • Örtük Çağrışımları Test Ederek Sistem 1 Yaklaşımını Araştırmada Kullanmak

 

  • Yapay Zeka ile Sosyal Medyayı Kullanarak Etkili İçgörülere Ulaşmak

 

  • iDNA ile Online Alışverişçileri Anlamak

 

Konferansın ikinci bölümünde ise Dayanıklılık/Resilience konusuna sosyolojik ve ekonomik reçetelerle bakılacak:

 

  • Toplumu, Yaşam Tarzlarını ve Tutumlarını Daha İyi Tanıyarak Dayanıklılığa Ulaşmak

 

  • Ekonomide ve Pazarlamada Dayanıklılık İçin İlham Verici Reçeteler
    Araştırmada Yenilikler Konferansı Eğitime Destek Vermeye Devam Ediyor.Bu yılki konferans katılım ücretlerinin tamamı Balatlı çocukların eğitimine destek olacak. Konferansa katılım Bütün Çocuklar Bizim Derneği’ne yapılacak kişi başı minimum 600.- TL’lik bağışla gerçekleştirilecek. Toplanan bağışlarla, İstanbul Balat’ta yer alan Kırımlı Aslanbey İlkokulu’nda bir Maker Lab* kurulacak ve imkanı olmayan çocukların yaz okuluna katılımları sağlanacak. Yapılacak her bir bağış hem Maker Lab kurulumuna katkıda bulunacak hem de bir çocuğun yaz okuluna katılımını sağlayacak.Hedefimiz en az 100 çocuğun yaz okuluna katılmasını sağlayarak bambaşka deneyimlerle hayata daha umutla bakmalarına katkıda bulunmak…

Rose yürüyüşü Köln

Rose Monday Parade, Köln-Almanya – 12 Şubat

Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleşen Rose Pazartesi geçti renkli görüntülere sahne oluyor.  Sokak karnavalların en iyi örneklerinden biri olan Rose Pazartesi, yapılan devasal heykel geçidi, diğer Alman şehirlerinden hayli iddialı. Bir birinden komik ve mesaj veren heykeller hemen dikkat çekiyor