“Geçmiş Zaman Kargaları” Sergisi Büyükada’da Açıldı

Karikatürist Kemal Gökhan Gürses, İstanbul ve Adalar’ın gündelik yaşamını kargaların gözünden yeniden yorumladığı foto-illüstrasyon sergisi “Geçmiş Zaman Kargaları” ile sanatseverleri zamanda yolculuğa çıkarıyor. İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen sergi, Taş Mektep ve Büyükada Vapur İskelesi’nde izleyiciyle buluştu.

İstanbul’un Tanıkları

Uzun ömürleri ve kent yaşamındaki süreklilikleriyle kargaları İstanbul’un kadim tanıkları olarak ele alan Gürses, Osmanlı’nın son döneminden 20. yüzyıl ortalarına uzanan fotoğrafları çizimleriyle yeniden kurguluyor. Böylece kargalar, gündelik hayatın kenarındaki izleyiciler olmaktan çıkıp başrol oyuncularına dönüşüyor.

Zamanın Katmanları

Sergide Pera’nın 1930’lardaki eğlence hayatından Dolapdere’nin otomobil tamircilerine, Adalar’ın şık kadınlarından Kadıköy’e deniz havası almaya gelen ailelere uzanan farklı sahneler, kargaların gözünden yeniden hayat buluyor. İstanbul’un mimarisinden eğlence kültürüne, giyim kuşamından semtlerin hikâyelerine uzanan dönüşüm, bu sergide sanatla yeniden izleniyor.

Sergi Detayları

“Geçmiş Zaman Kargaları” sergisi, 3 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027 tarihleri arasında pazartesi hariç her gün 09.00 – 18.00 saatleri arasında Taş Mektep ve Büyükada Vapur İskelesi’nde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

#GeçmişZamanKargaları #KemalGökhanGürses #İBBCulture #İBBMiras #BüyükadaSanat #TaşMektep #İstanbulSanat #Fotoİllüstrasyon #ÇağdaşSanat #SergiHaberi

Şule Gazioğlu Gallery Londra’ya Açılıyor

Şule Gazioğlu Gallery, Londra’daki ilk sergisini İrlandalı ressam Hector McDonnell’ın “Istanbul’s Light” sergisiyle gerçekleştiriyor. 21–26 Eylül 2026 tarihleri arasında Gallery 8’de düzenlenecek sergi, İstanbul’u dışarıdan bakan bir ressamın kişisel gözünden yeniden yorumluyor.

McDonnell’ın eserlerinde İstanbul’un siluetinden çok iç mekânları, gündelik yaşamı ve ışığı öne çıkıyor. Apartman dairelerinden saraylara, kafelerden otel salonlarına kadar farklı mekânlar, şehrin hafızasını ve atmosferini yansıtan resimlere dönüşüyor. Sanatçı, İstanbul’u yalnızca tarihsel mirasıyla değil, ışığı ve yaşanmışlığıyla ele alıyor.

Serginin Öne Çıkan Yanları

  • Işık ve atmosfer: Doğal ışık, yansımalar ve gölgeler aracılığıyla mekânlar yeniden şekilleniyor.
  • Gündelik yaşam: İstanbul’un apartmanları, mutfakları, terasları ve sokakları resimlerde yer buluyor.
  • Uluslararası görünürlük: Galeri, Photo London katılımının ardından Londra’daki ilk sergisiyle uluslararası programını genişletiyor.

#ŞuleGazioğluGallery #IstanbulsLight #HectorMcDonnell #LondraSanat #ÇağdaşSanat #SanatGalerisi #İstanbulSanatı #Gallery8 #UluslararasıSanat #SanatHaberleri

Neslihan Yetişkin’den Bozcaada’da “Aidiyet Bahçesi”

Ekolojik sanatçı Neslihan Yetişkin, yeni sergisi “Aidiyet Bahçesi” ile 1–15 Eylül 2026 tarihleri arasında Bozcaada Itırlı Bahçe’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, bitkilerin başka topraklarda yeniden kök salma biçimlerinden yola çıkarak insanın yer, ev, bellek ve aidiyetle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.

Doğal Malzemelerle Sanat

Sergide balmumu batik ve doğal boyama tekniklerini kullanan Yetişkin; keten kumaşları siyah havuç, meşe palamudu, pas ve doğal boyalarla dönüştürüyor. Doğal renklerin zamanla geçirdiği değişim, eserlerin bir parçası haline geliyor. Sergide ayrıca bir çadır enstalasyonu da yer alarak aidiyet kavramını farklı bir boyuta taşıyor.

Mimari Bellek ve Kökler

“Aidiyet Bahçesi”nin dikkat çekici unsurlarından biri, kentsel dönüşüm nedeniyle boşaltılan bir yapının kömürlüğünde bulunan eski mimari çizimlerin kullanılması. Bu çizimler, bitkiler ve köklerle yan yana gelerek değişen kent ve mekânların bellekte bıraktığı izleri sanatla buluşturuyor.

Doğayla Birlikte Üretim

Uzun yıllardır resim, tekstil ve tasarım alanlarında çalışan Yetişkin, kimyasal boyalara karşı geliştirdiği alerji sonrası doğal malzemelere yöneldi. Anadolu’nun kadim boya reçetelerini araştırarak toprak pigmentleri, kök boyalar ve organik malzemelerle kendi renklerini üretiyor. Doğa, sanatçının üretim sürecinde yalnızca malzeme değil, aynı zamanda eserlerin dönüşümüne katkı sağlayan bir ortak haline geliyor.

Bozcaada ile Bağ

Bozcaada, Yetişkin’in sanat yolculuğunda özel bir yere sahip. İlk kişisel sergisini burada açan sanatçı, adanın yanan ormanlarının küllerini eserlerinde kullanmıştı. Çocuklarla yaptığı çalışmalarla da sanatını adanın doğasıyla buluşturmuştu. “Aidiyet Bahçesi” sergisiyle Yetişkin, bu kez köklenme ve aidiyet üzerine yeni bir düşünsel alan yaratıyor.

 

 

#AidiyetBahçesi #NeslihanYetişkin #BozcaadaSanat #EkolojikSanat #DoğalMalzemeler #SanatSergisi #BellekVeAidiyet #BozcaadaFestivali #KültürSanat #YerelYönetim

Muse Contemporary’de Yeni Sezon: Çakal Düğünü

Muse Contemporary, yeni sezonu Canan Savaş’ın “Çakal Düğünü” başlıklı kişisel sergisiyle açıyor.
18 Eylül – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek sergi, sanatçının yeni üretimlerini bir araya getirerek kişisel hafızayı kültürel mirasla buluşturuyor. Doğa, insan ve insan doğası arasındaki ilişkiyi evrensel bir anlatı üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.

 Kültürel Hafızanın İzleri
Serginin çıkış noktası, Akira Kurosawa’nın Düşler filmindeki “Tilki Düğünü” sahnesi ile Karadeniz’de aynı doğa olayının “Çakal Düğünü” olarak adlandırılması arasındaki beklenmedik bağdan doğuyor. Bu karşılaşma, farklı coğrafyalarda ortak sembollerle yaşayan kültürel hafızanın görünür kılınmasını sağlıyor.

Malzemeler ve Anlatı
Canan Savaş, ahşap, ip ve Joss Paper gibi malzemelerle görünmeyen hikâyeleri mekâna taşıyor. Ahşap insanı temsil ederken, ip ve Joss Paper kırılganlık ile dayanıklılığı, ritüelleri ve yaşamın dönüşümünü simgeliyor. Yerleştirmeler, doğanın ritmi ile insan hafızası arasında şiirsel bir bağ kuruyor.

Sanatçının Sözü
Sanatçı, “Yanabilir ama kokusu kalır; sonuçta hikâyesi kalır. Bir kız çocuğu bunu babasından dinler…” sözleriyle sözlü kültürün kalıcılığına ve hikâyelerin kuşaklar boyunca aktarılan gücüne dikkat çekiyor. Böylece bireysel bir anı, kıtaları aşan ortak bir kültürel belleğe dönüşüyor.

Canan Savaş’ın “Çakal Düğünü” sergisi, 18 Ekim 2026 tarihine kadar Muse Contemporary’de ziyaret edilebilecek.

 

 

#CananSavaş #ÇakalDüğünü #MuseContemporary #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #KültürelBellek #SanatHaberleri #İstanbulSanat #SergiEtkinliği #ContemporaryArt

İnsan Bedeninde Duygusal Haritalar

Hande Şekerciler, yeni heykel serisi “Antinomy” ile 23–27 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek Contemporary Istanbul 2026’da JD Malat Gallery B151 numaralı standında sanatseverlerle buluşuyor. Londra’ya taşınmasının ardından yeni atölyesinde üretmeye başlayan sanatçı, bu seride insanın aynı anda taşıdığı çelişkili duygulara odaklanıyor.

Çelişkilerin Haritası: Antinomy

“Gitmek isterken kalmak, severken öfkelenmek…” Şekerciler’in yeni heykelleri, insanın birbiriyle çelişen duyguları aynı anda yaşayabilme hâlini görünür kılıyor. Önceki çalışmalarında bütün bedeni ele alan figürlerin yerini bu kez yüzler, boyunlar, omuzlar ve eller alıyor. Beden, içsel çatışmaların haritasına dönüşüyor.

Felsefi Çıkış Noktası

Serinin adı Antinomy, Yunanca anti (karşı) ve nomos (yasa) sözcüklerinden türeyen; birbiriyle uyuşmayan iki önermenin aynı anda geçerli olmasını tanımlayan kavrama gönderme yapıyor. Şekerciler, bu kavram üzerinden insanın tek bir duyguya indirgenemeyen doğasını araştırıyor. Londra’ya taşınma sürecindeki belirsizlik ve kaygılar da serinin çıkış noktasını oluşturuyor.

Eller ve Çelişkiler

Yeni işlerde özellikle yüzlere eşlik eden eller dikkat çekiyor. Eller, hem kişinin kendi üzerinde yarattığı baskıyı hem de dışarıdan gelen müdahaleyi temsil ediyor. Aynı form, farklı ve karşıt okumaları mümkün kılıyor. Klasik heykel geleneğini dijital üretim teknikleriyle birleştiren sanatçı, farklı malzemeler üzerinden insanın duygusal dünyasını araştırmayı sürdürüyor.

Hande Şekerciler’in yeni işleri, Contemporary Istanbul 2026 kapsamında JD Malat Gallery B151 numaralı standında görülebilecek.

#HandeŞekerciler #Antinomy #ContemporaryIstanbul #JDMalatGallery #ÇağdaşSanat #HeykelSanatı #SanatSergisi #İstanbulSanat #SanatHaberleri #SergiEtkinliği

Art Basel Paris’te Ramize Erer İmzası

Ramize Erer’in “Séparation” (Ayrılık) başlıklı yeni sergisi, 19–31 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’teki Hôtel Langlois’nin 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluşuyor. Çağdaş sanat fuarı Art Basel Paris paralel etkinlikleri kapsamında düzenlenen serginin küratörlüğünü Nazlı Pektaş üstleniyor. Ayrılık fikrinin farklı katmanlarını ele alan sergi, portre, figür ve natürmortlardan oluşan 25 eseri bir araya getiriyor.

Serginin Kavramsal Dünyası

  • Sergi, kimseye kalıcı olarak ait olmayan bir otel odasında kuruluyor.
  • Hôtel Langlois’nin geçici doğası, ayrılık temasını mekânın kendisiyle bütünleştiriyor.
  • Aynı yatak, aynı gece içinde hem bir varışın hem de bir ayrılışın izini taşıyor.

Ramize Erer’in Sanat Dili

Erer’in resimlerinde porselen inceliğinde ten dokuları, solgun renkler ve kalın yağlıboya darbeleri öne çıkıyor. Sanatçının paletinde tekrar eden gül pembesi yanaklar ve izleyiciye yönelen gözler, eserlerde kendine özgü bir duygu dünyası yaratıyor.

Küratör Yorumu

Nazlı Pektaş, sergiyi “yarıda kalmış bir yasın yankısı” olarak tanımlıyor. Otel odasının geçici doğası, ayrılık temasını mekânın kendisinde yeniden üretirken, sergiyi estetik bir teşhir alanından varoluşsal bir sığınağa dönüştürüyor.

Ramize Erer’in “Séparation” sergisi, 19–31 Ekim 2026 tarihlerinde Paris’teki Hôtel Langlois’nin 44 numaralı odasında ziyaret edilebilecek.

 

#RamizeErer #Séparation #ArtBaselParis #HôtelLanglois #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #ParisSanat #NazlıPektaş #SanatHaberleri #SergiEtkinliği

Frank Bowling İstanbul’da: Pera Müzesi’nde İlk Sergi

Pera Müzesi, 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027 tarihleri arasında yaşayan en önemli soyut ressamlardan Frank Bowling’in eserlerini İstanbul’da ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor.

Alistair Hicks küratörlüğünde hazırlanan “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle” başlıklı sergi, Bowling’in altmış yılı aşan üretimini Francis Bacon ve Victor Willing’in yapıtlarıyla birlikte ele alıyor. İlk kez sergilenecek eserlerin de yer aldığı seçki, üç ressamın farklı yaklaşımları üzerinden resmin dönüşen olanaklarını tartışmaya açıyor.

1934 doğumlu Bowling, Londra ve New York arasında şekillenen üretiminde İngiliz resim geleneği ile Amerikan soyutlamasından beslenirken soyutlama ile bellek, geometri ile kendiliğindenlik arasında özgürce hareket etti. Renk, ışık ve boyanın maddesel olanaklarını araştırarak kendine özgü bir dil geliştiren sanatçı, bugün 92 yaşında üretimini aktif olarak sürdürüyor.

Sergide Bowling’in ünlü Harita serisinden (1967–71) yapıtlar, 2026 tarihli “Annemin Evine Yeniden Bakış” ve farklı dönemlerden eserler yer alıyor. Francis Bacon’ın “Lisa’nın Portresi” (1956) ve “Nü Etüt Çalışması” (1952–53) ile Victor Willing’in “Baş VI” (1985) adlı yapıtları da Bowling’in resimleriyle yan yana sergileniyor. Küratör Hicks, bu birlikteliği “Bowling’in resimleri arasında yolumuzu bulmamıza yardımcı olan pusulalar” olarak tanımlıyor.

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleşen sergi, soyutlama ile figürasyon arasındaki ayrımları sorgularken “Resim neye dönüşebilir?” sorusuna verilen radikal yanıtları izleyiciyle buluşturuyor.

Pera Müzesi Salı–Cumartesi 10.00–19.00, Pazar 12.00–18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 22.00’ye kadar açık, Çarşamba günleri ise öğrenciler için ücretsizdir.

 

#FrankBowling #PeraMüzesi #FrancisBacon #VictorWilling #ÇağdaşSanat #SoyutResim #İstanbulSanat #SergiHaberi #SanatEtkinliği #KültürSanat

offgrid art project Yeni Sezonunu “Aynı Şehirde” Sergisiyle Açıyor

offgrid art project, İstanbul’un değişen fiziksel ve kültürel katmanlarına odaklanan “Aynı Şehirde” başlıklı grup sergisiyle yeni sezonunu açıyor.

18 Eylül–25 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek sergi, Ci Demi, Hüseyin Güler ve Tibet Oktay Aslan’ın çalışmalarını bir araya getiriyor. Sergi, İstanbul’u yalnızca mimarisi ve dönüşen silueti üzerinden değil; hafıza, gündelik hayat ve insan-mekân ilişkileri üzerinden ele alıyor.

İstanbul’un Katmanlı Gerçekliği

İstanbul’un sürekli değişen yapısı serginin çıkış noktasını oluşturuyor. Yeni yapılar, yıkılan binalar ve dönüşen mahalleler, şehrin geçmişiyle birlikte varlığını sürdürüyor. Ci Demi’nin fotoğraf çalışmaları gündelik hayatı ve kentin dokusunu takip ederken; Tibet Oktay Aslan, fotoğrafı malzeme ve mekânla ilişkilendiriyor. Hüseyin Güler ise sosyal hafıza üzerinden şehrin görünmeyen katmanlarını araştırıyor.

Üç sanatçının farklı perspektifleri birleştiğinde İstanbul, tek bir görüntüye indirgenemeyen; farklı dönemlerin, yapıların ve deneyimlerin bir arada bulunduğu canlı bir organizma olarak ortaya çıkıyor. Sergi, izleyiciye şehrin değişimine farklı açılardan bakabileceği bir alan sunuyor.

Villa İpranosyan’da Sanat

Sergi, 212 Photography Istanbul’un paralel etkinlikleri arasında yer alıyor ve Villa İpranosyan’ın tarihi dokusuyla bütünleşiyor. Yapının geçmişi, göç ve kültürel etkileşim izleriyle serginin temalarıyla kesişiyor. Böylece mekân, yalnızca serginin gerçekleştiği bir alan değil, küratöryel kurgunun ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

#offgridartproject #AynıŞehirde #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #CiDemi #TibetOktayAslan #HüseyinGüler #Villaİpranosyan #SergiHaberi #212PhotographyIstanbul

Sevil Dolmacı Gallery’de Yeni Sergi: Gerçekliği Sorgulayan Sistemler

Sevil Dolmacı Gallery’de Yeni Sergi: Making Worlds. Systems of Being

Sevil Dolmacı Gallery, 9 Eylül–9 Ekim 2026 tarihleri arasında Villa İpranosyan’da uluslararası sanatçıları buluşturan “Making Worlds. Systems of Being” sergisine ev sahipliği yapıyor.

Küratör Dorothea Strauss’un hazırladığı sergide Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Christian Jankowski, Sofia Mitsola, Natasza Niedziółka, Serkan Özkaya, Tobias Pils, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying ve Beat Zoderer’in eserleri yer alıyor. Sergi, gerçeklik algımızı biçimlendiren görünür ve görünmez sistemleri sorgularken; kültürel kodlar, toplumsal roller, teknoloji ve hafıza gibi unsurların dünyayı nasıl şekillendirdiğini tartışmaya açıyor.

Villa İpranosyan’ın tarihi ve mimari dokusu, serginin küratöryel kurgusunun bir parçası olarak öne çıkıyor. Yapının geçmişi, göç ve kültürel etkileşim izleriyle serginin temalarıyla kesişiyor. Farklı odalarda beden, kimlik, kültürel hafıza ve dijital gerçeklik gibi konular sanatçılar aracılığıyla izleyiciyle buluşuyor.

Dorothea Strauss’un İstanbul sanat ortamıyla uzun yıllara dayanan ilişkisi, bu sergiyle yeni bir boyut kazanıyor. Strauss, 2013’te Zürih’te düzenlenen “Hot Spot Istanbul” sergisiyle Türkiye’deki soyut ve kavramsal sanat pratiklerini ele almıştı. “Making Worlds. Systems of Being” ise bu diyaloğun günümüz gerçeklik ve kimlik tartışmalarıyla devamını temsil ediyor.

 

 

#SevilDolmacıGallery #MakingWorlds #DorotheaStrauss #Villaİpranosyan #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SergiHaberi #SanatEtkinliği #KültürelMiras #SanatVeGerçeklik

Contemporary Istanbul 2026: Rashid Al Khalifa’dan Tersane’de Çağdaş Bir Deneyim

Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden Contemporary Istanbul, bu yıl 24–27 Eylül 2026 tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşiyor. Etkinlik, Bahreynli sanatçı Rashid Al Khalifa’nın “Inhabited Crate – Multicolored” adlı büyük ölçekli yerleştirmesine ev sahipliği yaparak İstanbul’un kültür ve turizm sahnesine uluslararası bir perspektif kazandırıyor.

Küratörlüğünü Cenevre Sanat ve Tarih Müzesi Direktörü Marc-Oliver Wahler’in üstlendiği eser, galvanize çelik ağ ve çok renkli toz boya kaplamadan oluşan şeffaf bir yapı olarak tasarlandı. İzleyiciyi yalnızca bakmaya değil, içine girip deneyimlemeye davet eden bu çalışma; ışık, gölge ve insan hareketiyle sürekli değişen bir mekânsal deneyim sunuyor.

Kültür Turizmine Katkı

Tersane İstanbul’un dört yüzyılı aşkın denizcilik mirasıyla çağdaş sanatı buluşturan bu yerleştirme, İstanbul’un kültürel altyapısına ve turizm ekonomisine değer katıyor. Etkinlik, uluslararası sanat koleksiyoncuları, yatırımcılar ve kültür profesyonellerini bir araya getirerek Türkiye’nin sanat odaklı turizm potansiyelini güçlendiriyor.

Sanat ve Yatırım Perspektifi

Contemporary Istanbul, her yıl olduğu gibi bu edisyonda da Türkiye’nin kültür ekonomisine katkı sağlayan önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Rashid Al Khalifa’nın eseri, sanatın mimari ve endüstriyel formlarla buluştuğu noktada kültürel yatırımın yeni yüzünü temsil ediyor.

#ContemporaryIstanbul #RashidAlKhalifa #InhabitedCrate #Tersaneİstanbul #KültürTurizmi #SanatYatırımı #MarcOliverWahler #ÇağdaşSanat #İstanbulEtkinlikleri #EkonomiHaberi #PauseDergi  #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity