Yeni yıl şans getirsin

“Sürdürülebilir tarımın geleceği genç çiftçilerin elinde”

“Sürdürülebilir tarımın geleceği genç çiftçilerin elinde”

Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, IFCN Dairy Research Network (Uluslararası Sütçülük Araştırma Bilgi Ağı) tarafından düzenlenen Süt Forumu 2021 kapsamında “Sera Gazı Emisyonları ve Gelişmekte Olan Ülkeler için Çözümler” başlıklı oturuma konuşmacı olarak katıldı.

Sürdürebilir Tarım için genç çiftçilerin önemini vurgulayan İdil Yiğitbaşı, “Süt üretimi iklim krizinden olumsuz olarak etkileniyor. İnek başına süt veriminin artması sera gazı emisyonlarını azaltmak için en önemli araç. Türkiye’de süt üretimi 1970’lerden bu yana hayvan başına yıllık 500 kilogram seviyesinden 3,158 kg’a ulaşırken; Türkiye’de süt üretiminin halen Avrupa’nın gerisinde olduğu görülüyor. Sütte verimliliğin artması için süt çiftçilerinin farkındalığının artırılması ve bilinçlendirilmesi; eğitim çalışmalarının çeşitlendirilmesi ve teknolojinin kullanımıyla teknik ekipmanların güçlendirilmesi önemli” dedi.

“Ülkemizde üretilen sütün yüzde 66,4’ü 1-9 ineğe sahip, yüzde 29,8’i ise 10-49 ineğe sahip süt üreticilerinden geliyor. Bizler için en önemlisi genç çiftçileri süt üreticiliği için ikna edip tarımı sürdürülebilir kılmak” diyen Yiğitbaşı; “Özellikle son yıllarda tarım sektöründe yaş ortalaması yükseliyor. Yapılan araştırmalar, üreticilerin yarıdan fazlasının 50 yaşın üzerinde olduğunu gösteriyor. Sektörün yenilenmesi, teknolojinin süreçlere daha fazla dahil edilmesi, farklı görüş açılarıyla zenginleşmesi için süt sektörünün genç üreticilere ihtiyacı var. Tarımın geleceği için sürdürebilirlik büyük bir öneme sahip” şeklinde konuştu.

Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı

Sütümüzün Geleceği Bilinçli Ellerde Projesi ile Eğitimler Devam Ediyor”    

Kurulduğu günden bu yana üreticilere yönelik eğitim faaliyetlerini ara vermeden sürdürdüklerini belirten Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, şunları dile getirdi: “Sütün verimliliğinin ve kalitesinin artması için Pınar Süt olarak 1973 yılında başladığımız çiftçi eğitimlerimizi 8 yıldır Pınar Enstitüsü çatısı altında, “Sütümüzün Geleceği Bilinçli Ellerde” projesi ile devam ettiriyoruz. Süt sektöründe Türkiye’nin öncü markası olarak, ülkemizdeki süt üretimini bölgesel kalkınmayı da destekleyerek geliştirdiğimiz için gururluyuz. Sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından değerlendirdiğimizde, süt üretim çiftliklerinde süt miktarı ve çiğ süt kalitesinin artırılması için doğru sağım uygulamaları, hayvan refahı gibi  çok önemli alanlar var ve gelişmekte olan ülkelerin bu alanlara yatırım yapması gerektiğine inanıyoruz. Bunların yanı sıra, sütün işlenmesi ve paketlenmesi de önemli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Bu süreçte enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, atık yönetimi, biyogaz yatırımı, ambalaj azaltımı ve verimli paketleme gibi alanlar, odaklanılması gereken alanların başında geliyor. Süt alım ve ürün lojistiğinde optimizasyon sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından oldukça önemli. Bunun yanı sıra tüm değer zincirinde daha iyi ölçme ve data yönetimi önemli. Üreticiden tüketiciye kadar tüm değer zincirimizde sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda projeler geliştiriyor, sürdürülebilirlik yolumuza paydaşlarımızı da dahil ederek gelişimimizi sürdürüyoruz.”

Vitamin deposu kivi

Vitamin deposu kivi

Biraz tatlı biraz ekşi tadıyla kış aylarında ülkemizde de bolca tüketilen kivi besin değeri oldukça yüksek bir meyve olup, son yıllarda sağlığa faydaları da oldukça ilgi görüyor. Sabri Ülker Vakfı’nin derlediği bilgiler vitamin deposu kivinin besin profiline dair önemli bilgiler içeriyor.

Kivi, günlük C vitamini ihtiyacının neredeyse tamamını karşılayabiliyor!

Kivi meyvesinin en belirgin ve besleyici özelliği toplam askorbik asit (C vitamini) içeriğinin yüksek olması. Kivinin içerdiği C vitamini seviyesi iyi bir C vitamini kaynağı olan portakal ve çilekte bulunan vitamin değerlerinin neredeyse üç katı. Bunların yanı sıra kivi, iyi bir lif, potasyum ve K vitamini kaynağı. Kivinin “Hayward” denen yeşil renkli çeşidindeki C vitamini miktarı, 100 gramında 80 ile 120 mg arasında değişiyor. “SunGold” denen sarı renkli kivi çeşidinde ise, C vitamini miktarı 100 gramda 161.3 mg’dır.

Vücudumuz birçok biyolojik süreç için c vitaminine ihtiyaç duyuyor. Örneğin c vitamini kolajen gibi yapıların veya oksitosin gibi hormonların vücutta sentezi için gereklidir. C vitamini, güçlü antioksidan özelliği ile bağışıklık sisteminin desteklenmesinde büyük rol oynar. Bağışıklık sisteminde hayati işlevi olan lökositlerin yapısında da C vitamini bulunur.

Demir ve E vitamini kaynağı

Düşük demir seviyeleri küresel olarak en yaygın görülen besin ögesi yetersizlikleri arasında yer alıyor. Demir seviyesi düşük bireyler ile yapılan bir çalışmada demirle zenginleştirilmiş kahvaltılık gevrek ile kivi tüketiminin demir seviyesinde olumlu etkileri olduğu belirtiliyor. Kivinin yüksek C vitamini içeriği demir seviyesini arttırabileceğinden demirden zengin besinlerle birlikte tüketimi eksikliğini yaşayan bireyler için önerilebilir.

Kivi, C vitaminin yanı sıra iyi bir E vitamini kaynağıdır. “SunGold” ve yeşil kivi 100 g’da sırasıyla 1,40 ve 1,46 mg E vitamininin ana formu olan alfa-tokoferol içerir. Bunun yanı sıra yeşil ve altın kivi, tipik olarak 100 g başına yaklaşık 301-315 mg içeren iyi potasyum kaynağıdır.

Beslenmedeki önemli folat kaynaklarından birisi!

Kivi, diyette folatın iyi bir kaynağıdır. Folatın besin kaynaklarına baktığımızda, yeşil yapraklı sebzelerde bulunduğunu görüyoruz. Ancak bu sebzeler pişirildiğinde yani ısıl işlem uygulandıklarında folat miktarı uygulanan sıcaklık derecesine bağlı olarak azalır veya yok olur. Bu yüzden taze kivi folatın diyetteki iyi bir kaynağı olarak gösterilir.

Aynı şekilde lif kaynağı olan kivide bulunan liflerin en önemli özellikleri arasında su tutma özelliği yer alır. Su tutma fizyolojik olarak önemli bir özelliktir çünkü dışkıyı ve diğer fonksiyonel faydaları etkiler. Kivinin içerisindeki bileşenler dışkı hacmini ve yumuşaklığını arttırarak kabızlığın etkilerini azaltabilir.

Kivinin anti-kanser özellik gösterebileceği üzerinde de duruluyor. İçerisinde bulunan askorbik asit ve diğer antioksidan aktiviteye sahip yapılar aracılığıyla oksidatif hasarının azalması ve kanser hücreleri üzerindeki sitotoksik etkilerin azaltılarak anti-kanser etki gösterebileceği düşünülüyor. Bir diğer sebep ise kivinin günlük bağırsak hareketlerini ve dışkıda laktik asit bakterilerinin miktarını artırması ile kalın bağırsak kanseri için önleyiciliği olabileceğidir. Genel bir sonuç olarak, kivi tüketiminin sağlığımız için pek çok açıdan faydası olduğu bir gerçek. Ancak, unutmamak gerekir ki hiçbir besin mucizevi, her soruna çözüm değildir.   http://sabriulkervakfi.org

Muratbey ihracatta yelkenini inovasyondan aldığı güçle büyütüyor

Muratbey ihracatta yelkenini inovasyondan aldığı güçle büyütüyor

“Muratbey”, inovatif ürünleriyle ihracat pazarlarında da adından söz ettiriyor. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde ihracatın ciro içindeki payını yüzde 40’a çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol “İnovatif ürünlerimizle bulunduğumuz pazarlara yenilikler sunmaya devam ediyoruz. Bugün Türkiye’den Almanya’ya yapılan peynir ihracatının yaklaşık % 70’ini tek başına yapıyor olmamız, Muratbey’in ihracattaki başarısının en belirgin kanıtlarından bir tanesi” dedi.

Dünya çapında milyonlarca tüketiciye ulaşan Muratbey, Turquality’nin de gücünü arkasına alarak dış ticarette yeni pazarlara göz kırpıyor. Tüm dünyayı sağlıklı, inovatif, kaliteli ve leziz peynirlerle buluşturmayı hedefleyen Türkiye’nin yerli peynir markası Muratbey, 300’ü aşkın ürün çeşidiyle tüm dünyada büyük bir ilgi görüyor. Kısa süre önce Türkiye’de peynir sektöründe Turquality programından yararlanmaya layık görülen tek şirket olan Muratbey, “Bir dünya markası” olma vizyonu doğrultusunda ihracatta büyümeye devam ediyor.

Necmi Erol: İhracatımıza sürdürülebilir bir nitelik kazandırdık

Son yıllarda ihracat odaklı yatırımlarını artırarak tüm dünyada ilgi gören global bir marka olduklarını belirten Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, “Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, Amerika, Çin, Yeni Zelanda, Ortadoğu ülkeleri, Afrika, Türki Cumhuriyetler, Uzakdoğu, Balkan ülkeleri gibi dünyanın farklı coğrafyalarında, 5 kıtada milyonlarca insanı Muratbey’in lezzetli peynirleriyle buluşturuyoruz. Avrupa ülkelerine şu anda Burgu, Sürmeli, Misto, Topi, Anadolu Lezzetleri, Antep, Örgü, Izgara Peynir, Naturena çeşitleri ve Tel Peynir olmak üzere birçok çeşidimizi ihraç ediyoruz. Yurt dışında ‘Helix Cheese’ adıyla 5 kıtada onlarca ülkeye ihraç ettiğimiz ‘Burgu’ büyük beğeni kazanıyor. Hatta Almanya’da yayınlanan ünlü süt ve süt ürünleri dergisi Milch-Marketing’in okuyucuları tarafından kendi kategorisinde 2019-2020 için ‘Yılın Ürünü’ seçilerek ‘Altın Ödül’ aldık. Avrupa Birliği ülkelerine peynir ihracatını sürdürülebilir şekilde başaran öncü markayız. Bugün Türkiye’den Almanya’ya yapılan özel peynirler ihracatının yaklaşık % 70’ini tek başımıza Muratbey olarak biz gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Yeni ürün lansmanları hız kesmeyecek

Geçtiğimiz yıl ihracatlarını önemli ölçüde artırdıklarını söyleyen Necmi Erol, önümüzdeki dönem ihracat hedeflerini şu sözlerle açıkladı: “5 yıllık stratejik planımız doğrultusunda ihracatın ciromuzdaki payını yüzde 40’a çıkarmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde öncelikle Avrupa, Ortadoğu ve Çin pazarlarında büyümek istiyoruz. Muratbey olarak değişen tüketici taleplerine daima inovatif ürünlerle karşılık verdik, vermeye devam ediyoruz. Bu sene içinde ve gelecek yıl gerçekleştireceğimiz yeni ürün lansmanlarıyla ihracattaki iddiamızı perçinleyeceğiz. Bu yeniliğin de tıpkı daha önce üretilen peynirlerimiz gibi tüm dünyada büyük ses getireceğine inanıyoruz”.

SIAL China Fuarı’nda ‘Plus’ ve ‘Misto’ya yoğun ilgi

Muratbey’in önümüzdeki dönem ihracat hedeflerini gerçekleştirme adına Çin pazarının çok önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Erol, Çin’e ilk kez bu yıl peynir ihracatı yapmanın gururunu yaşadıklarını dile getirdi. Bu yıl Şangay’da katıldıkları SIAL China’da “D vitaminiyle zenginleştirilmiş, “Plus” ve “Misto” peynirlerinin fuarda katılımcılarından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Necmi Erol şöyle konuştu: “Çin’in ardından Azerbaycan, İsveç ve Kosova’yı da ihracat ağımıza kattık. Özellikle Avrupa pazarından uzun süredir gelen talepler üzerine yeni ürünler ile portföyümüzü genişlettik. Son olarak büyük bir başarıyla geride bıraktığımız ANUGA Fuarı’nda da, ihracat potansiyelimizi daha da artıracak yeni temaslar geliştirdik. Yurt içinde ve ihracatta İzmir Tulum Peyniri’ni Muratbey markasıyla tüketiciyle buluşturduk. İnovatif peynirlerimizden Naturena çeşnili peynirlerimiz ve geleneksel peynir çeşitlerimizle yoğun ilgi görerek büyümeye devam ediyoruz. Bulunduğumuz her ülkede markalaşma yatırımları yaparak peynirlerimizi herkese tanıtmaya ve sevdirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Çin ve Türkiye sergide buluştu

Çin ve Türkiye sergide buluştu

Türkiye ve Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcının 50. Yılı konulu panel ve fotoğraf sergisi düzenlendi.

Doğuş Üniversitesi’nde düzenlenen programa Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, Rektör Prof. Dr. Turgut Özkan, Türk Çin Kültür Derneği Başkanı İrfan Karslı ve Öğretim üyesi Doç. Dr. A. Murat Köseoğlu katıldı.

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, Türkçe olarak yaptığı konuşmasında, Türk Çin Kültür Derneği ve Doğuş Üniversitesi tarafından düzenlenen programa ve fotoğraf sergisine davet edilmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sergideki fotoğrafların 50 Yıllık Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin tarihinin önemli anlarını yansıttığını ifade etti.

Kan şekeriniz düştüğünde ‘aşırı şeker’ tüketmeyin

Kan şekeriniz düştüğünde ‘aşırı şeker’ tüketmeyin

Su içmenize rağmen sık sık şiddetli susuzluk hissi yaşıyor musunuz? Çevrenizi puslu mu görüyorsunuz? Yorgunluk ve karın ağrısı yakınmalarınız mı başladı? İstemsiz kilo kaybınız var mı? Sık sık idrara çıkıyor musunuz? Son zamanlarda bu sorunlardan şikayet etmeye başladıysanız, dikkat! Yakınmalarınızın nedeni; günümüzde gençlerde dahi sıkça görülen ‘yüksek kan şekeri’ olabilir!

Kanda şekerin belli düzeylerin üzerinde olması ‘diyabet’ olarak tanımlanıyor. Kandaki şeker yüksekliği ihmale gelmiyor, çünkü damarlarda hasarlar oluşturarak; kalp krizinden inmeye, böbrek yetmezliğinden kalıcı görme kaybına kadar pek çok ciddi sorunlara yol açabiliyor. Dolayısıyla vücudumuza verdiği hasardan korunmak için kan şekerinin ideal değerlerde olması büyük önem taşıyor. Ancak yaptığımız bazı hatalar var ki kan şekerini hızla yükseltebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya kan şekerini yükselten 10 hatayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Ozan Kocakaya

Belirtileri göz ardı etmek

Çok su içmek, çok sık idrara çıkmak, görme bozuklukları, kilo kaybı, yorgunluk – bitkinlik gibi belirtileri göz ardı etmek, yüksek kan şekerinin tanı ve tedavisini geciktiriyor.

Sağlıksız beslenmek

Şekerli veya şeker, yağ ile tuzla işlenmiş gıdaları fazla tüketmek de kan şekerini yükselten önemli faktörler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Kas kütlesinin kaybına seyirci kalmak

Kaslar hayatta kalmak için şeker yakarlar. Dolayısıyla yeterli egzersiz yapmamak, harcanan enerji miktarını sınırlı tutarak, şekerin yakılmadan vücutta kalmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da kan şekeri yüksek değerlere ulaşıyor. Kas kütlenizi kaybetmemek için bolca hareket etmeye ve düzenli olarak egzersiz yapmaya özen gösterin. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, yürümek gibi hafif fiziksel aktivitenin bile şekerin yakılmasında son derece etkili olduğunu belirtiyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Aile öyküsünü göz ardı etmek

Ailede diyabet hastalığı tanısı alanlar olduğunu göz ardı etmek de kan şekerini yükselten önemli hatalardan. “Genetik mirasımız kaderimiz değil ama bize hangi konularda daha çok farkındalığımız olması gerektiği konusunda uyarıcı oluyor” diyen Dr. Ozan Kocakaya, ailenizde, özellikle birinci derece yakınlarınızda diyabet hastası varsa, belirtiler konusunda dikkatli olmanız, yakınmanız varsa zaman kaybetmeden hekime başvurmanız gerektiğini hatırlatıyor.

Geçmiş hastalıkları dikkate almamak

Polikistik Over Sendromu, gebelik şekeri ve pankreatit gibi hastalıklar geçirdiyseniz, bunları unutmayın. Çünkü bu hastalıklara hayatının bir döneminde yakalanmış olanlar, ilerleyen yaşlarda diyabete daha yatkın oluyorlar. Dolayısıyla kan şekerinizi en az yılda bir kez ölçtürmeyi ihmal etmeyin.

Tedaviyi aksatmak

Kan şekerini yükselten bir başka önemli hata da, tedaviyi aksatmak. Diyabet hastalarının ilaçlarını mutlaka düzenli almaları gerektiğine işaret eden Dr. Ozan Kocakaya, “İster hap ister insülin olsun, diyabet tedavisine düzenli devam etmemek kan şekerini yükseltiyor ve sizi diyabetin neden olduğu hastalıklarla karşı karşıya bırakıyor” diyor.

İlaçları bilinçsizce kullanmak

Kan şekerini yükseltebilecek olan ilaçları bilinçsizce kullanmak da yapılmaması gereken önemli hatalardan. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, “Kortizon veya idrar söktürücü özelliğe sahip bazı ilaçlar, hatta masum gibi görünen bazı grip ilaçları bile şeker metabolizması üzerinde ciddi etkiler oluşturabiliyorlar. Dolayısıyla doktorunuzun ilaçlarla birlikte yapacağı diyet önerilerini ve kan şekeri takibinin gerekli olup olmadığını dikkatle dinleyin” uyarısında bulunuyor.

Kan şekeri düştüğünde aşırı şeker tüketmek

Kan şekeri düştüğünde sıkça yapılan önemli hatalardan biri, aşırı şeker tüketmek oluyor. Dr. Ozan Kocakaya, “Kan şekeri düşüşü, yani hipoglisemi son derece rahatsız edici, kaygı verici bir durum. Sinirlilik, terleme ve çarpıntıyla başlayıp bilinç kaybına kadar ilerleyebilen bu tablo kan şekeri düşen hastalarda paniğe ve belirtiler düzelene kadar yüksek miktarda şeker veya şeker içeren yiyecek ile içecek tüketmelerine neden olabiliyor” uyarısında bulunuyor. “Tedavi nedeniyle de zaman zaman kan şekerinde düşüş yaşayabilirsiniz” diyen Dr. Ozan Kocakaya, “Bu durumda paniğe kapılmadan tek küp şeker veya yarım bardak meyve suyu içmeli, ardından 15 dakika bekleyip yeniden ölçüm yaparak, bir kez daha düzeltme yapmaya ihtiyacınızın olup olmadığını değerlendirmelisiniz. Çünkü kan şekeriniz düştüğünde aşırı şeker tüketirseniz, bu kez aşırı yükselmeye başlar” bilgisini veriyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

 

 

 

Kilo almak

Kilo alan kişilerde artan yağ dokusundan salınan hormonlar, şekerin hücrelerin içine girmesini sağlayan insülin hormonunun görevini yapmasını önlüyorlar. İnsülinin etkili bir şekilde kullanılamaması nedeniyle de şeker hücrelere giremiyor ve kan dolaşımında birikmeye başlıyor. Bunun sonucunda da diyabet gelişiyor.

Sigara içmek

Sigaranın içindeki nikotin kısa vadede iştah kapatıp metabolizma hızını arttırsa da, uzun dönemde diyabet oluşumuna zemin hazırladığı ortaya kondu. Amerika Birleşik Devletleri’nde, 18-30 yaş arasındaki 5115 erişkinin 7 yıl takip edilerek verilerinin derlendiği bir çalışmada; sigaranın içindeki nikotinin kilo alımına ve kandaki kötü yağları artırıp iyi kolesterolün düşmesine yol açtığı, ayrıca insülin direncini tetiklediği kanıtlandı. “Kan şekeriniz yüksek ise yapmanız gereken birinci şey bunun için yardım aramaksa, ikincisi de sigarayı bırakmaktır” diyen Dr. Ozan Kocakaya,  sigarayı bırakmak için doktorunuza, hemşirenize, eczacınıza mutlaka danışmanız, sigara bıraktırmaya yönelik programlara dahil olmanız veya “Alo 171” sigarayı bırakma hattını aramanız gerektiğine dikkat çekiyor.

 Kan şekeri neden yükseliyor? 

Besinlerimizdeki her bir parça sindirim sistemi tarafından en küçük yapıtaşlarına kadar parçalanıyor ve içlerindeki şeker ortaya çıkartılıyor. Bunun nedeni ise vücudumuzdaki tüm hücrelerin çalışmak için şekere ihtiyaç duymaları. Şeker molekülleri enerji sağlayacakları hücrelerin içine insülin hormonuyla girebiliyorlar. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, “Eğer vücudunuzda insülin yoksa veya vücudunuz insüline doğru şekilde yanıt vermiyorsa şeker hücrelere giremiyor ve kan dolaşımında birikmeye başlıyor” diyor. Açlık kan şekerinin 110-125 miligram/dl, yemekten iki saat sonra bakılan kan şekerinin 200 mg/dl’den yüksek olması veya kan şekeri yüksekliği belirtileri gösteren bir kişide rastgele yapılan kan şekeri ölçümünde değerin yine 200 mg/dl’nin üzerinde çıkması, tanıyı koyduruyor.

Şimdi probiyotiklerle bağışıklığımızı güçlendirme zamanı…

Şimdi probiyotiklerle bağışıklığımızı güçlendirme zamanı…

Bağışıklığımızı desteklerken, vücudumuzdaki ikinci beyin olarak adlandırılan bağırsak sistemini de düzenlemeye yardımcı probiyotikler, sağlığımız üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor. Probiyotik yoğurt, ayran, kefir gibi ürünler düzenli olarak tüketildiğinde faydalarını göstermeye başlıyor.

Havaların soğuduğu bugünlerde vücudumuzun direncini artıran en önemli yardımcıların başında, faydalı dost bakterileriler probiyotikler geliyor. Yaşam konforumuzla doğrudan ilişkili olan sindirim sistemimizin sağlıklı bir şekilde çalışmasına katkı sağlayan probiyotikler, bağışıklığımız için de koruyucu kalkan oluşturmaya yardımcı oluyor. Düşman bakterilere karşı savaşarak bağırsak florasında doğal bir dengenin oluşmasını destekleyen probiyotikler, tıpkı kelime anlamında olduğu gibi “yaşam için” kıymetli görevler üstleniyor.

Modern beslenme trendlerine uyum sağlıyor

Probiyotik içeren ürünler, modern beslenme trendlerine de uyum sağlıyor. Özellikle pandeminin etkisiyle birlikte yeni nesil tüketiciler, ürünlerin daha sağlıklı ve doğal olmasının ötesinde belirli bir faydaya odaklanmasını tercih ediyor. Bu nedenle bedenimize iyi gelen, fonksiyonel fayda sağlayan probiyotik içeren ürünler daha fazla ilgi görüyor.

Tüm fermente ürünler probiyotik değil

İçinde canlı mikroorganizma bulundursa da sanıldığının aksine tüm fermente ürünler probiyotik özellikler taşımıyor.  Bir ürünün probiyotik olabilmesi için 1g’ında veya 1ml’sinde en az 10 milyon canlı mikroorganizma içermesi gerekiyor.

Dayanıklı olmayan zayıf mikroorganizmalar midedeki asidik şartlarda canlı kalamazken, dayanıklı probiyotik mikroorganizmalar hayatta kalarak, vücudumuz için önemli işlevlerini yerine getirebiliyor. Probiyotik desteğini yoğurt, ayran ve kefir gibi ürünleri tüketerek karşılamak isteyenlerin bu ayrıma dikkat etmesi öneriliyor.

Probiyotik ürün ailesi

Probiyotiklerin sindirim ve bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkilerinin daha kalıcı olması için bir beslenme alışkanlığı haline getirilerek günün her öğününde sıklıkla tüketilmesi öneriliyor. Lezzetten ödün vermeyen Eker Probiyotik Ürün Ailesi’nin her bir çeşidi, ara öğünlerde tek başına ana öğünlerde ise yemek ile uyumuna bağlı olarak gönül rahatlığıyla tüketilebiliyor.

Yenilikçi seçenekler

Eker’in Probiyotik Ürün Grubu’nda; atıştırmalık olarak veya ailece tüketilebilecek boyutta Probiyotik Ayran, Probiyotik Kefir ve Probiyotik Sade Yoğurt seçenekleri yer alıyor. Ayrıca özellikle şeker ilave edilmemiş ürünleri tercih edenler ve yeni tatların arayışında olanlar için şeker ilavesiz probiyotik yoğurt grubu dikkat çekiyor. Eker’in şeker ilavesiz probiyotik yoğurt grubunda; İncirli Yulaflı Probiyotik Yoğurt ile Hurmalı Chialı Probiyotik Yoğurt alternatifleri bulunurken, meyveli probiyotik yoğurt serisinde ise tüketicilere Çilekli Probiyotik Yoğurt ile Kayısılı Probiyotik Yoğurt seçenekleri sunuluyor.

Bilimsel araştırmalara göre düzenli olarak tüketildiğinde etkisini göstermeye başlayan probiyotikler, daha mutlu ve daha sağlıklı bir yaşama katkı sağlıyor.

Ege’den tarım sektörlerinin ihracatı 5,5 milyar doları aştı

Ege’den tarım sektörlerinin ihracatı 5,5 milyar doları aştı

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, son 1 yıllık dönemdeki ihracatlarının yüzde 25’lik artışla 12 milyar 816 milyon dolardan, 16 milyar 24 milyon dolara ulaştıdığını dile getirdi. Eskinazi, böylelikle 2021 yılı sonu için 15 milyar dolardan, 16 milyar dolara yükselttikleri hedeflerini 43 gün önce yakaladıklarının altını çizdi.

EİB’nin ihracatında en büyük dilimi 9 milyar 331 milyon dolarlık ihracatla sanayi sektörlerinin gerçekleştirdiği bilgisini veren Eskinazi, “EİB’den yapılan sanayi ürünleri ihracatı son 1 yıllık dönemde yüzde 36’lık artış hızı yakalayarak 6 milyar 862 milyon dolardan, 9 milyar 331 milyon dolara tırmandı. EİB’nin son bir yıllık dönemde 3,2 milyar dolarlık ihracat artışının 2,5 milyar dolarlık dilimini sanayi sektörleri gerçekleştirdi” diye konuştu.

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin 2 milyar 121 milyon dolarlık ihracat performansıyla sanayi ürünleri ihracatına en büyük katkıyı sağladığa işaret eden EİB Koordinatör Başkanı Eskinazi, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin 2 milyar doları geçen tek birlik olduğunu vurguladı.

Kimya sektörü EİB çatısı altında temsili sonuna kadar hak ediyor

“Demir sektörümüzden sonra en çok ihracatı EİB çatısı altında ihracatçı birliğiyle temsil edilmeyen kimya sektörü 1 milyar 779 milyon dolarlık tutarla yaptı” diyen Eskinazi, “Bu ihracat Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde Ege Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği kurulması gereğini bir kez daha ortaya koydu. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz de, ihracatını yüzde 13’lük artışla 1 milyar 293 milyon dolardan, 1 milyar 462 milyon dolara taşıdı ve güçlü konumunu korudu” değerlendirmesinde bulundu.

Tarım sektörlerinin ihracatı 5,5 milyar doları aştı

Ege İhracatçı Birlikleri’nin 82 yıllık tarihi boyunca ihracat deseninde tarım sektörlerinin güçlü bir şekilde temsil edildiğine vurgu yapan Eskinazi, EİB bünyesindeki tarım sektörlerinin 2020 yılında ilk kez 5 milyar doları geçtiğini, Egeli tarım ihracatçılarının 20 Kasım 2020 – 19 Kasım 2021 tarihleri arasında yüzde 12,3’lük performans artışıyla 5 milyar 632 milyon dolarlık dış satım yaptığını ve 2021 yılı başında belirledikleri 5,5 milyar dolar ihracat hedefini aştıklarını dile getirdi.

EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin son bir yılda ihracatını yüzde 34 artırarak, 1 milyar 275 milyon dolarlık ihracatla gıda ihracatının lideri olurken aynı zamanda EİB çatısı altındaki 7 tarım ihracatçı birliği arasında ihracat artış rekortmeni olduğu bilgisini verdi. Eskinazi, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 1 milyar 165 milyon dolarlık ihracatla zirve ortağı olduğunu, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 847 milyon dolarlık ihracatla üçüncü güçlü sektör olduğunu belirtti.

Doğal taş ihracatında Türkiye lideri olan Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 13’lük artışla 938 milyon dolardan, 1 milyar 60 milyon dolara taşıdığını anlatan Eskinazi, ihracattaki başarılar sayesinde 2022 yılına moralli girdiklerini sözlerine ekledi.

Aradığın Burger King Menüsünü Petal Search’te bul

Aradığın Burger King Menüsünü Petal Search’te bul

Kasım ayı başında başlayan ve yılsonu 31 Aralık’a kadar sürecek olan Petal Search & Burger King Kampanyası kapsamında katılımcılar restoran / gel-al servislerde, Petal Search için özel olarak hazırlanmış menüden büyük bir indirim ile faydalanabilecekler.

Petal Search, Burger King ile çok lezzetli bir kampanya başlatıyor.

Kampanyaya Nasıl Katılınır?

Kampanya açılış sayfasına, Petal Search’ten, sosyal medyadan, internet sitesinden ve Burger King restoranlarından erişilebilir.

Petal Search tarafından sunulan hediye teklifini talep etmek için, öncelikle uygulamanın cihaza yüklenmesi gerekiyor.

Uygulamayı yükledikten sonra şartlar ve koşullar kabul edilmeli, daha sonra kullanım kodu girildikten sonra yönlendirme sayfasında “Kuponu Al” düğmesine tıklanmalı.

Kuponlar, Petal Search’te yer alan açılır bir pencerede gösterilecek ve kampanyaya ulaşım burada yer alan kampanya sayfasından gerçekleştirilecek.

Kampanya süresince, kazanma şansı yakalanan indirim kuponlarıyla Burger King restoranlarından alınacak Petal Search Menüsü’nde fiyat avantajı sunuluyor

Petal Search deneyimini masaüstü versiyondan da hızlıca yaşamak için buraya tıklayabilirsin.

Gurme 2021 Fuarı, Tüyap Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde

Gurme 2021 Fuarı, Tüyap Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde

Gurme 2021 Samsun Gıda ve Yöresel Lezzetler Fuarı, 23-28 Kasım 2021 tarihleri arasında Tüyap Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek.

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından organize edilen Gurme 2021 Samsun Gıda ve Yöresel Lezzetler Fuarı, Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası, Samsun Ticaret Borsası, Samsun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, Türkiye Aşçılar Federasyonu (TAFED) ve Karadeniz Aşçılar ve Turizm Birliği (KATBİR) destek ve iş birlikleri ile Tüyap Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde 23-28 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek.