Ekonomik Kalkınma mı, Görünürlük Yarışı mı?

yazı: Fuat Çağdaş

Türkiye, son on yılda festival sayısını neredeyse geometrik bir hızla artırdı. Gastronomiden müziğe, doğa sporlarından kültürel mirasa kadar her şehir kendi “marka festivalini” yaratma yarışında. Peki bu renkli kalabalığın ardında nasıl bir ekonomik gerçeklik, nasıl bir toplumsal dönüşüm var? Festivaller gerçekten kalkınma mı sağlıyor, yoksa görünürlük ekonomisinin yeni vitrinleri mi?

Türkiye’deki Festivaller: Türler, Şehirler, Kimlikler

Gastronomi Festivalleri

Türkiye’de yılda 200’den fazla gastronomi festivali düzenleniyor. Bu sayı, Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde. Ancak sorun şu: Bu festivallerin ekonomik etkisine dair düzenli, şeffaf bir etki analizi yok.

Gaziantep GastroAntep

Alaçatı Ot Festivali

Adana Lezzet Festivali

Urla Enginar Festivali

Bu festivaller, doğru kurgulandığında yerel üreticiyi görünür kılıyor, gastronomi turizmini destekliyor. Ancak son yıllarda içeriklerin “bayi toplantısı” formatına dönüştüğü, aynı şeflerin tüm ülkeyi turladığı, yerel mutfak kimliğinin geri planda kaldığı eleştirileri artıyor.

Gaziantep GastroAntep’in 2023’te şehre yaklaşık 1 milyar TL’lik turizm hareketi yarattığı tahmin ediliyor (yerel raporlar).

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yalnızca iki festival için 78,5 milyon TL harcaması, kamu kaynaklarının etkin kullanımı tartışmasını büyüttü.

Müzik Festivalleri

İstanbul Caz Festivali

Rock’n Coke (artık yapılmıyor ama etkisi büyük)

Zeytinli Rock Festivali

Cappadox (çok-disiplinli)

Müzik festivalleri, Türkiye’nin genç nüfusunun kültürel talebini en iyi yansıtan alan. Ancak son yıllarda izin süreçleri, güvenlik gerekçeleri ve ekonomik maliyetler nedeniyle festival sayısı azaldı. Buna rağmen, her büyük müzik festivali ortalama 10–50 bin ziyaretçi çekiyor.

Kültür – Sanat Festivalleri

İstanbul Film Festivali

Antalya Altın Portakal

Mersin Uluslararası Müzik Festivali

Bursa Karagöz Kukla Festivali

Bu festivaller, Türkiye’nin kültürel diplomasi araçları. Uluslararası görünürlük sağlıyor, şehirlerin marka değerini artırıyor. Ancak ekonomik getirileri gastronomi ve müzik festivalleri kadar yüksek değil; daha çok kültürel sermaye üretirler.

Doğa ve Spor Festivalleri

Kapıkaya Doğa Sporları Festivali

Likya Ultra Maratonu

Erciyes Kış Festivali

Bu tür etkinlikler, turizmi mevsimsellikten kurtaran en güçlü araçlardan biri. Kapıkaya örneğinde yapılan akademik araştırmalar, festivalin yerel halkın turizme desteğini pozitif yönde artırdığını

Dünyadaki festivaller

Türkiye’deki festivalleri anlamak için dünyadaki örneklerle karşılaştırmak şart.

Rio Karnavalı – Brezilya

Yıllık ekonomik katkı: 1,5 milyar dolar

Katılımcı: 2 milyon kişi

Oktoberfest – Almanya

Yıllık ekonomik katkı: 1,2 milyar euro

Bira satışları, konaklama, ulaşım ve yan sektörlerle dev bir ekonomi yaratıyor.

Coachella – ABD

Yıllık ekonomik katkı: 700 milyon dolar

Festival ekonomisinin küresel ölçekte nasıl bir “deneyim endüstrisi” yarattığının en net örneği.

Venedik Karnavalı – İtalya

Şehrin yıllık turizm gelirinin %20’sine yakın bir bölümünü tek başına oluşturuyor.

Türkiye Festivallerinin Ekonomik Katkısı: Rakamlarla Gerçekler

Türkiye’de festival ekonomisi henüz tam ölçülmüyor. Ancak mevcut veriler ve saha gözlemleri şöyle bir tablo çıkarıyor:

Doğrudan Ekonomik Etkiler

Konaklama gelirleri

Yeme-içme harcamaları

Ulaşım

Bilet satışları

Sponsorluklar

Dolaylı Etkiler

Şehir markası değerinin artması

Yerel üreticinin görünürlüğü

Kültürel diplomasi

Mevsim dışı turizm hareketi

Tahmini Ekonomik Çerçeve

Büyük şehirlerdeki festivaller (İstanbul, Antalya, İzmir): 100–500 milyon TL arası ekonomik hareket yaratıyor.

Orta ölçekli şehir festivalleri: 10–50 milyon TL

Küçük ölçekli yerel festivaller: 1–5 milyon TL

Sorunlar

Etki analizlerinin yapılmaması

Kamu kaynaklarının şeffaf kullanılmaması

İçerik kalitesinin düşmesi

Yerel üreticiye yeterince yansımayan gelir

Türkiye İçin Yol Haritası: Festival Ekonomisi Nasıl Güçlenir?

Etki Analizi Zorunlu Olmalı

Her festival sonrası ekonomik, sosyal ve çevresel etki raporu yayınlanmalı.

Yerel Üretici Merkeze Alınmalı

Festival bütçeleri “görünürlük ekonomisi” yerine üreticiye yönlendirilmeli.

3Uluslararasılaştırma Stratejisi

Türkiye’nin festivalleri, Rio veya Oktoberfest gibi küresel markalara dönüşebilir. Bunun için:

Çok dilli tanıtım

Uluslararası iş birlikleri

Tematik özgünlük şart.

Şehirler Arası Uzmanlaşma

Her şehir gastronomi şehri olmak zorunda değil.

Bazıları teknoloji, bazıları kültür, bazıları spor festivalleriyle öne çıkmalı.

Türkiye’nin Festival Hikâyesi Henüz Yazılmadı

Türkiye, festival potansiyeli çok yüksek bir ülke. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için planlama, şeffaflık ve özgünlük şart. Festivaller, doğru kurgulandığında hem yerel kalkınmanın hem de ulusal marka değerinin en güçlü araçlarından biri olabilir.

Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, “coşku üretmekte” çok başarılı; şimdi sırada “kalıcı değer üretmek” var.

#FestivalEkonomisi #TürkiyeFestivalleri #GastronomiFestivali #MüzikFestivali #KültürSanat #DoğaSporları #TurizmHaberleri #ŞehirMarkası #EkonomikKatkı #FestivalKültürü #FuatÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Fuat Çağdaş Kimdir?

Medya dünyasında yükselen bir girişimci 

Fuat Çağdaş, Türkiye’de dijital medya yatırımlarıyla adından söz ettiren bir isim. 2017 yılında İnter Medya İletişim Hizmetleri çatısı altında yayın hayatına başlayan Pause Dergi ile sektöre güçlü bir giriş yaptı. Ardından yeme-içme ve turizm odaklı haber portallarıyla dijital medyanın nabzını tutmaya devam etti.

Yeni yatırımlar, yeni markalar 

Çağdaş, 2023 yılında iş dünyası ve politika ağırlıklı içerikleriyle öne çıkan Pause Journal’ı hayata geçirerek medya portföyünü genişletti. Bugün; Hanedancity, Pausedergi, Pausejournal, Pausesanat, Pausespor, Pausesaglik olmak üzere altı haber sitesi ve iki dijital dergi ile medya sektöründe emin adımlarla ilerliyor.

Dijitalde büyüme vizyonu 

Fuat Çağdaş, yalnızca yazılı içerikle sınırlı kalmayıp PauseTV YouTube kanalı ile görsel medyaya da yatırım yaptı. Çağdaş, “Dijitalde büyümeye devam edeceğiz” diyerek medya yatırımlarını geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koyuyor.

İş dünyasında güçlü bir figür 

Medyadaki deneyimlerini girişimcilik vizyonuyla birleştiren Çağdaş, dijital medya yatırımlarını çeşitlendirerek Türkiye’nin medya ekosisteminde kendine sağlam bir yer edindi. Onun hikâyesi, basit bir dergi girişiminden çok sektörler arası büyüyen bir medya dönüşümün örneği olarak dikkat çekiyor.

 

#FuatÇağdaş #PauseDergi #PauseJournal #PauseTV #MedyaYatırımı #DijitalMedya #İşDünyası #Girişimcilik #TürkiyeMedya #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye’nin Streaming Ekosistemi: On Dört Platform, On Sekiz Milyon Abone ve Ortadaki İzleyici

2018 yılında Türkiye’de dijital yayın platformları sektörünün bugünkü boyuta ulaşacağını öngören az analist vardı. O dönemde Netflix yeni girmiş, BluTV çıkışının üzerinden birkaç yıl geçmiş, dijital yayıncılık hâlâ “gerçek bir pazar mı yoksa geçici bir trend mi” tartışılıyordu.

2025’e gelin. Türkiye, Orta Doğu ve Afrika bölgesinin en büyük streaming pazarlarından biri. On sekiz milyonu aşan dijital platform abonesiyle bölgede lider konumdaki ülkelerden. Yabancı platformlar Türk içeriğine milyonlarca dolar yatırım yapıyor; yerli platformlar küresel standartlarda yapımlar üretiyor. Bu büyümenin neresindeyiz ve buradan nereye gidiyoruz?

Bu yazıda Türkiye streaming ekosisteminin bugünkü haritasını çiziyor, önümüzdeki döneme bakıyor ve tüm bu tablonun ortasındaki sıradan izleyiciye ne anlam taşıdığını tartışıyoruz.

Rakamlarla Türkiye Streaming Pazarı

Türkiye’deki dijital video platformu abonesi sayısı 2020’den bu yana neredeyse ikiye katlandı. Pandemi döneminde patlayan dijital içerik talebi, bu yılların ardından da sürdürülebilir bir büyüme trendi olarak devam etti. Bugün pazarın aktörlerine bakıldığında on dörtten fazla platform var: Netflix, Disney+, Amazon Prime Video, BluTV, Gain, Exxen, MUBI, TOD, Tabii, Puhutv, beIN CONNECT, Tivibu ve daha fazlası.

Bu platform sayısı Türkiye’nin büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda oldukça yüksek. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Türkiye’nin nüfus olarak yakınında bulunan bazı Avrupa ülkelerinde aktif büyük platform sayısı Türkiye’nin yarısı düzeyinde. Bu yoğunluk hem fırsatı hem de karmaşayı birlikte getiriyor.

Platform Savaşlarının Yeni Kuralları

2019-2022 arası dönem küresel streaming tarihinde büyüme döneminin zirvesi olarak geçiyor. Bu dönemde her büyük medya şirketi kendi platformunu kurdu. Türkiye’de de benzer bir çoğalma yaşandı. Exxen, Gain ve yenilenen BluTV bu dönemde piyasaya girdi ya da güçlendi.

İkinci dönem çok daha seçici. Bazı platformlar kapandı, bazıları birleşti. Abone sayısı artık tek başına başarı kriteri sayılmıyor; kârlılık ön plana geçiyor. Netflix’in abonelik fiyatlarını artırırken şifre paylaşımını kısıtlaması bu yeni dönemin simgesi. Büyüme değil, verimlilik artık sektörün ana teması.

Türkiye özelinde bu evrimin yansımaları biraz farklı. Yerli platformlar hâlâ büyüme odaklı; Türk dizi ihracatı potansiyeli düşünüldüğünde bu mantıklı. Ancak yabancı platformlar Türkiye’de kârlılık hesabı yapıyor; bu da fiyat artışlarının yakın vadede sürebileceği anlamına geliyor.

Yerli İçeriğin Küresel Yükselişi

Türk dizi ihracatı son yıllarda beş yüz milyon dolar sınırına yaklaşıyor. Bu rakam on yıl önce hayal bile edilemezdi. Bugün Türk yapımları Latin Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya, Orta Doğu’dan Doğu Avrupa’ya kadar yetmişi aşkın ülkede izleniyor.

Netflix bu fırsatı erkenden gördü ve Türkiye’deki yatırımlarını artırdı. Sonuçta ortaya çıkan Türkçe Netflix orijinalleri hem yerelde hem globalde dikkat çekti. BluTV’nin uluslararası lisans anlaşmaları da hız kazandı; yerli platformlar artık yalnızca iç pazara değil, ihracat gelirlerine de bakıyor.

Bu yükseliş Türkiye’deki dijital yayıncılık pazarını şekillendiriyor. Yerli platformlar kaliteli Türkçe içerik arayan izleyicinin ilk durağı olmaya devam ediyor. BluTV’nin premium konumlanması, yüksek prodüksiyon değerleri ve sınırlı ama seçkin katalog stratejisi bu mantık üzerine kurulu.

İzleyicinin Artan Gücü

Platform sayısı arttıkça, ironik biçimde, izleyicinin gücü de artıyor. Seçenek çokluğu platformları içerik kalitesinde, fiyatlamada ve kullanıcı deneyiminde rekabetçi kalmaya zorluyor. Bir platformun içeriği düşerse izleyici başka yere geçiyor; bu mobilite dönemle birlikte hızlandı.

Ancak bu gücü kullanmak için önce bilgiye ihtiyaç var. Hangi içeriğin nerede olduğunu bilmeden platform değiştirmek rastgele bir karara dönüşüyor. nereden-izlenir.com tam bu noktada devreye giriyor: Türkiye’deki tüm büyük dijital platformları tek arama noktasından sorgulayan bu ücretsiz araç, izleyicinin elindeki en pratik kozlardan biri. Platform bağımlılığı azalıyor, içerik kalitesi ön plana çıkıyor.

Streaming Ekosisteminin Kısa Tarihi

Bugünkü tabloyu anlamak için kısa bir geriye bakış faydalı.

2007: Netflix DVD dağıtımından online yayına geçiyor. Sektörün dönüşümünün başlangıç noktası.

2013: House of Cards ile Netflix ilk büyük orijinal içeriğini sunuyor. Platform içeriği kavramı bu dönemde anlam kazanıyor.

2016: Netflix Türkiye’ye giriyor. Yerli platform BluTV daha önce yola çıkmış ama rekabet bu dönemde gerçek manada kızışıyor.

2019: Disney+, HBO Max ve diğerleri piyasaya giriyor. Herkes kendi platformunu kuruyor. Türkiye’de de Exxen ve Gain bu dönemde sahne alıyor.

2020-2021: Pandemi döneminde platform abonelikleri dünya genelinde zirveye çıkıyor. Türkiye’de dijital dönüşüm hızlanıyor.

2022-2023: Büyüme yavaşlayınca kâr odaklı döneme geçiş başlıyor. Fiyat artışları ve şifre kısıtlamaları bu dönemin sembolü.

2024-2025: Türk dijital yayıncılığı olgunlaşıyor. Yerli içerik yatırımları yüksek seyrediyor, pazar konsolidasyona doğru ilerliyor.

Teknoloji ve Kişiselleştirme

Netflix’in öneri algoritması, kullanıcıların izleyecekleri sonraki içeriği tahmin etmekteki başarısıyla uzun süredir sektörün referans noktası. Yapay zeka destekli yeni nesil öneri motorları ise yalnızca geçmiş izleme verilerini değil, farklı kullanıcı sinyallerini de faktöre katıyor.

Bu teknoloji Türkiye’deki platformlara da nüfuz ediyor. BluTV, Gain ve Netflix’in makine öğrenimi ekipleri kişiselleştirme yetkinliklerini artırıyor. Sonuç olarak izleyiciler daha isabetli içerik önerileriyle karşılaşıyor, platformlarda geçirilen süre uzuyor.

Ancak öneri motorları ne kadar gelişirse gelişsin, dış kaynaklı içerik keşfi tamamen ortadan kalkmıyor. İzleyiciler sosyal medyadan, arkadaş önerilerinden ve eleştiri sitelerinden içerik keşfetmeye devam ediyor. Bu keşif noktasında sorulan soru hep aynı: “Bu nerede izlenir?”

Bu soruyu yanıtlamak için arama motorları yetersiz kalıyor. Platformlar kendi içeriklerini gösteriyor. Uluslararası araçlar Türkiye özelinde eksik kalıyor. nereden-izlenir.com bu boşluğu dolduruyor: sosyal medyada duyduğunuz ya da birinin önerdiği içerik için platformlar arasında dolaşmanıza gerek kalmıyor.

2025 Sonrası: Neler Bekleniyor?

Reklam Destekli Modeller

Netflix ve Disney+’ın reklam destekli, daha düşük ücretli planları Türkiye’de de kullanıma giriyor ya da yaygınlaşıyor. Bu model, fiyat hassasiyeti yüksek ülkelerde platform erişimini daha geniş bir kitleye açıyor. Türkiye bu model için uygun bir pazar: büyük genç nüfus, yüksek mobil kullanım, değişken gelir düzeyi.

Canlı Yayın ve Spor Entegrasyonu

Streaming platformlarının bir sonraki büyük cephesi canlı yayın ve spor hakları. Küresel örneklere bakıldığında Apple TV+’ın futbol, Amazon’un cricket ve rugby haklarını aldığı görülüyor. Türkiye’de spor hakları hâlâ büyük ölçüde geleneksel yayıncılar ve kablo kanallarının elinde; ama bu denge önümüzdeki dönemde değişebilir.

Yerel-Global Ortaklıklar

Küresel oyuncular büyüme için yerel içerik bilgisine, yerel oyuncular ise küresel dağıtım ağına ihtiyaç duyuyor. Bu simetrik ihtiyaç gelecekte beklenmedik iş birliklerine ve ortaklıklara kapı aralıyor. Türkiye bu tür ortaklıklar için cazip bir pazar olmayı sürdürüyor.

Yapay Zeka Destekli İçerik Üretimi

Yapay zekanın prodüksiyon süreçlerine entegrasyonu platform maliyetlerini düşürüyor ve içerik hacmini artırıyor. Türkiye’deki platformlar bu teknolojiyi senaryo geliştirmeden post-prodüksiyona kadar farklı aşamalarda kullanmaya başladı. Bu eğilim önümüzdeki yıllarda daha belirgin hale gelecek.

İzleyiciye Pratik Öneriler

Platform savaşları ne kadar kızışırsa kızışsın, bilinçli izleyici her koşulda avantajlı konumda. Bilinçli olmak için gereken şeyler basit:

  • Hangi içeriğin nerede olduğunu bilmek
  • Abonelik kararlarını sezgiye değil veriye dayandırmak
  • Kullanmadığı platforma para ödemek yerine gerçekten değer aldığı hizmete yatırım yapmak
  • Platform değişikliklerini ve içerik hareketlerini takip etmek

Bu bilgiye ulaşmanın en hızlı yolu nereden-izlenir.com. Türkiye’deki tüm büyük dijital platformları tek arama noktasından sorgulayan bu ücretsiz araç, izleyicinin elinde güçlü bir bilgi kaynağına dönüşüyor.

Türkiye’deki Platformların Güçlü ve Zayıf Yönleri

Her platformun kendine özgü güçlü yanları ve sınırlılıkları var. Bu tabloyu bilmek hem içerik keşfini hem abonelik kararını kolaylaştırıyor.

Netflix Türkiye: Küresel içerik zenginliği ve Türkçe orijinal yapım kalitesinde lider. Zayıf yönü: spor içeriği yok, canlı yayın yapılmıyor. Fiyat aralığı diğer platformlara kıyasla yüksek.

BluTV: Yerli dizi kalitesinde rakipsiz. Zayıf yönü: uluslararası içerik seçeneği kısıtlı. Türkçe içerik odaklı izleyiciler için birinci tercih.

Disney+: Franchise gücü benzersiz; Marvel, Star Wars, Pixar, National Geographic tek çatı altında. Zayıf yönü: yerli içerik üretimi sınırlı.

Gain: Spor ve reality segmentinde baskın. Zayıf yönü: drama ve sinema içeriği yetersiz.

MUBI: Küratörlüklü yaklaşımıyla kalite açısından öne çıkıyor. Zayıf yönü: katalog sınırlı, popüler aksiyon ya da dizi türünde içerik bulunmuyor.

TOD: HBO yapımları için Türkiye’nin birincil adresi. Zayıf yönü: HBO dışında içerik çeşitliliği sınırlı, ek abonelik gerektiriyor.

Sonuç: Akıllı İzleyici Çağı

Türkiye’nin streaming geleceği parlak ama karmaşık. Platform sayısı zamanla istikrar kazanacak, içerik kalitesi yükselmeye devam edecek, fiyatlar gerçekçi seviyelerde dengelenecek. Bu tabloda izleyiciye düşen rol basit ama önemli: bilinçli olmak.

Streaming savaşları ne kadar kızışırsa kızışsın, en sonunda galip gelen içeriği en çok olan ya da en çok reklam yapan platform değil, izleyiciye gerçek değer sunan platform olacak. İzleyici bu değeri ölçmek için doğru araçlara sahip olduğunda ekosistem çok daha sağlıklı bir yere doğru evriliyor.

Bu yazıyı okuduktan sonra bir film ya da dizi arayışına girecekseniz nereden-izlenir.com‘u açın. Türkiye’deki tüm büyük platformları tek aramada sorgulayan bu ücretsiz araç, platform karmaşasını çözmenin en pratik yolu. Kayıt gerektirmiyor, mobil uyumlu, Türkiye odaklı ve sürekli güncelleniyor.

NUDE’un İlk Şarap Elçisi Honey Spencer Oldu

Şişecam’ın global tasarım markası NUDE, “Simple is Beautiful” (Yalın Güzeldir) felsefesini şarap kültürüyle buluşturan yeni bir iş birliğine imza attı. Uluslararası gastronomi dünyasında saygın bir isim olan ödüllü sommelier Honey Spencer, NUDE’un Birleşik Krallık’taki ilk Şarap Elçisi oldu.

Michelin yıldızlı restoranlardan seçkin gastronomi mekanlarına uzanan deneyimiyle tanınan Spencer, NUDE’un tasarım yaklaşımını şarap kültürü ve içim deneyimi odağında daha da ileri taşıyacak. NUDE koleksiyonları dünya çapında prestijli restoran ve barlarda tercih edilirken, bu iş birliği markanın yeme-içme dünyasıyla kurduğu bağı güçlendirecek.

Honey Spencer, NUDE Şarap Elçisi unvanıyla tasarım detaylarının tat ve duyusal deneyim üzerindeki etkisini görünür kılacak; uzman bakış açısıyla markanın global iletişim çalışmalarına katkı sağlayacak.

#NUDEDesign #HoneySpencer #ŞarapElçisi #SimpleIsBeautiful #ŞarapKültürü #Gastronomi #CamSanatı #Şişecam #TasarımVeLezzet #GurmeHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Restoranlarda “Servis Ücreti” Yasaklandı: Peki Masada Gerçekten Özgür müyüz?

Uzun zamandır tartışılan bir konu nihayet netleşti: Restoranlarda servis ücreti, masa ücreti ve kuver adı altında ek ücret almak yasaklandı. Açıkçası bu karar, hem tüketici hem de sektör açısından önemli bir dönüm noktası. Çünkü zaten masayı kurmak zorundasın, servisi yapmak zorundasın. Bunun için ekstra bir ücret talep etmek, müşterinin cebinden fazladan para çıkarmaktan başka bir şey değildi.

Karar sevindirici, evet. Ama işin bir de perde arkası var. Fiyatların zaten yüksek olduğu bir dönemde, bu yasakla birlikte işletmelerin “servis ücreti kalktı” bahanesiyle fiyatları menüye gizlice eklememesi gerekiyor. Çünkü tüketici artık daha bilinçli, daha sorgulayıcı.

Çifte Servis ve Mecburi Harcama Çelişkisi

Bir başka mesele ise “çifte servis” uygulaması. Yemeğinizi bitirir bitirmez masadan kalkmanız için üzerinizde hissettirilen baskı, aslında müşteri deneyimini zedeleyen bir durum. Restoranın amacı hızlı masa devri değil, keyifli bir akşam yaşatmaktır. Eğer bu uygulama da yasaklanırsa, işte o zaman gerçek anlamda müşteri dostu bir düzenleme yapılmış olur.

Bir de “mecburi harcama yok” diyen ama rezervasyon sırasında “en az bir ana yemek, iki meze, iki ara sıcak ve bir içecek” şartı koyan mekanlar var. Bu, tüketiciyi yanıltan bir yaklaşım. Adı konmamış bir mecburi harcama aslında. Şeffaflık, gastronomi sektöründe güvenin en temel taşıdır.

Şeffaflık ve Adalet

Servis ücreti yasağı, tüketici lehine atılmış doğru bir adım. Ancak bunun fiyatlara dolaylı yoldan yansıtılmaması, çifte servis baskısının ortadan kalkması ve rezervasyon şartlarının dürüstçe belirtilmesi gerekiyor. Çünkü biz sadece yemek yemek istiyoruz; masada özgür, hesapta adil olmak istiyoruz.

Fuat ÇAĞDAŞ

#PauseJournal #ServisÜcreti #RestoranKültürü #TüketiciHakları #Gastronomi #KuverYasağı #Şeffaflık #AdilHesap #MecburiHarcama #ÇifteServis #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #FuatÇağdaş

TatilBudur’dan sömestr tatiline özel rotalar

Türkiye’nin önde gelen seyahat platformu TatilBudur, sömestr tatiline özel yurt içi ve yurt dışı seçenekler sunuyor. Yurt içi favoriler: Palandöken ve Uludağ’da kayak keyfi, Sapanca’da doğa ile huzur, Kıbrıs’ta deniz ve eğlence. Kültür turları: Kapadokya balonları, GAP turu, Turistik Doğu Ekspresi ve Batum rotaları. Yurt dışı keşifleri: İtalya, Paris, Londra, Atina ve sıcak iklim arayanlar için Sharm El Sheikh.

Vizesiz alternatifler: Batum ve Balkanlar, kısa ama dolu dolu tatil fırsatlarıyla öne çıkıyor. Avantajlı fiyatlar, güvenli seyahat anlayışı ve TatilBudur’un deneyimli organizasyon gücüyle sömestr tatili hem konforlu hem de keyifli geçecek.

#TatilBudur #SömestrTatil #YurtİçiRotalar #YurtDışıTurlar #KayakKeyfi #KapadokyaBalonları #VizesizTatil #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Muğla ve Bodrum Emitt Fuarında

Bu yıl 28’incisi düzenlenen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT), Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Bodrum Belediyesi iş birliğiyle hazırlanan Bodrum standı büyük ilgi gördü.

Bodrum Belediyesi ve Bodrum Ticaret Odasının organizasyonu, Muğla Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle hazırlanan standın açılış kokteyli, birçok turizm profesyonelini bir araya getirdi. BOTAV (Bodrum Tanıtım Vakfı)’da bu önemli etkinlikte Muğla Belediye Başkanı Ahmet Aras ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’yi yalnız bırakmadılar. BOTAV Başkan Yardımcısı Alptekin Polat ve Muğla Turizm Platform Koordinatörü Cumhur Güven Taşbaşı fuar boyunca çalışmalara büyük destek verdiler.

Şişecam Cumhuriyet Bayramı’na özel film

Şişecam, Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te ilan ettiği ve Ata’nın 10. Yıl Nutku’nda ‘en büyük bayram’ olarak ifade ettiği Cumhuriyet’i, 29 özel filmle kutluyor. 101. yaşında Cumhuriyet’in bize kattıklarını ve Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün devrim ve öğretilerini bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlanan 29 kısa film, Cumhuriyet’in sadece bir yönetim biçimi olmadığına, aynı zamanda yaşam hakkının, eşitliğin ve özgürlüğün teminatı olduğuna vurgu yapıyor.

KÜNYE

Reklamveren: Şişecam

Reklamveren yetkilileri: Arzu Özcan, Şenol Gündüz, Celil Kaya, Gözde Mıdık

Reklam Ajansı: Punch BBDO

CCO: Ali Musa Paça

ECD: Erçin Sadıkoğlu

CSO: Yelda Aktuna

Genel Müdür Yardımcıları: Gülin Erdoğan, Koray Öztürk

Kreatif Direktör: Tolga Özbakır

Yaratıcı Ekip: Ceren Demir Zigaloğlu, Emre Ünaylı, Kahraman Berk Özgül, Öykü Avaroğlu, Emre Eryücel, Ecem Yurdagül, Müzeyyen Yıldız, Merve Çalışkan

Müşteri Ekibi: Merve Kandiş, Derya Çağdaş

Strateji Ekibi: Aysu Abdula, Melisa Bakar

Grafik: Ozan Küme

Ajans Prodüktörleri: Nurcan Habip Gök, Begüm Kaptanoğlu

Prodüksiyon Şirketi: Depo Film

Yönetmen: Serdar Dönmez

Animasyon: Baran Baran Animasyon Ofisi

Müzik: Mert Tünay

Fotoğraf: ‘Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık’ 29 Ekim 1933/Uşak

Fotoğrafı Çeken: Hüsnü Kazım Özler

Sergilendiği Yer: Uşak Belediyesi Kent Tarihi Müzesi

Başak Dizer Tatlıtuğ, Atasay reklamında

Stil danışmanı Başak Dizer Tatlıtuğ ve Atasay iş birliğiyle hazırlanan kapsül koleksiyon, “Gittiğin her yerde başrol sensin” mottosuyla hazırlanan reklam filmiyle   mücevherseverlerin karşısına çıktı.

TBWA\Istanbul imzası taşıyan reklam filmi, Atasay’ın “Tak Sana Yakışanı” manifestosu etrafında şekilleniyor. Başak Dizer Tatlıtuğ’un kendi sesinden tüketicilere seslenen film, “Herkesin var bir yakışanı”, “Bul moduna yakışanı”, “Seç tarzına yakışanı”, “Kalbinden geçen mücevheri bulduğunda tak sana yakışanı” diyerek, “Bu koleksiyonla gittiğin her yerde başrol sensin” mesajını veriyor.

Künye:

Reklamveren: Atasay

Reklamveren Yetkilisi: Elif Arıcan, Gülce Bir, Serra Hatman, Orçun Filya

Reklam Ajansı: TBWA\Istanbul

CCO: İlkay Gürpınar

Grup Kreatif Direktörü: Ufuk Işık

Kreatif Direktör: Mehmet Demirel

Kreatif Grup Liderleri: Ulaş Şahin, Berke Gülçiçek

Kreatif Ekip: Bicem Ünsal, Öyküm Avadan, Hamza Kocadayı

Marka Ekibi: Aynur Kızılırmak, İrem Aydoğan, Nil Sipal

CSO: Toygun Yılmazer

Genel Müdür: Ela Bilgisel

Stratejik Planlama Ekibi: Nisan Danışman, Berkay Başer

Ajans Prodüktörü: Taha Palta, Elif Mermer

Optimizasyon ve Satınalma Sorumlusu: Neslihan Gücüm, Gözde Bilir

Prodüksiyon Şirketi: Rpresenter

Yönetmen: Kübra Ayaz

Müzik Düzenleme: Jingle Jackson

Fotoğraf: Tamer Yılmaz

Saç Makyaj: Önder Tiryaki

Styling: Zekiye Karadağ

Çilek Mobilya’da atama

Çilek Mobilya’da atama

Çilek Mobilya’da Satıştan Sorumlu Genel Müdür görevine Ufuk İnce atandı. Çilek Mobilya, ekibini yeni isimlerle güçlendirmeye devam ediyor. Şirkette son olarak Satıştan Sorumlu Genel Müdür pozisyonuna Ufuk İnce getirildi.

Ufuk İnce kimdir?

Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olan Ufuk İnce, 2008 yılında Sabancı Üniversitesi’nde MBA programını tamamladı. 2004 yılından bu yana iş hayatında olan İnce, STA Joint Venture, Loft Jeans, Colin’s firmalarında üst düzey yöneticilik yaptı. 2015-2018 yılları arasında Hollanda merkezli moda markası Mexx’in Batı Avrupa’daki satış operasyonlarını yöneten İnce, son olarak Colin’s firmasında Head of Sales Group olarak görev aldı.