Profesyonel futbol kaldırılacak mı?
Profesyonel futbol kaldırılacak mı?
Pandemi nedeniyle birçok faaliyetin askıya alınmasının hayatı ne kadar zorlaştrdığını tekrar etmeye gerek yok. Ama, hani her kötü durumun içerisinde olumlu bir şey aramak gibi bir tesellimiz vardır ya her şerden bir hayır çıkarmak gibi, ben “verilen aradan profesyonel futbol için böyle bir hayır çıkar mı” diye düşünmüştüm. Bir nevi fantezi.
Pandemi arası verilmeden önce profesyonel futbolun durumu şöyledir:
Bütün önde gelen kulüplerin büyük gelirleri vardır. İlaveten büyük borçlar da yapmışlardır. İleriye yönelik borçlarını daha artıracak şekilde bankalarla borç yapılanmalarına da devam etmektedirler.
Ayrıca taraftardan para isteme eğilimi gelişmektedir. Her birinin borsaya kote şirketleri olan bu kulüplerin taraftardan para istemesi ayrı bir ilginç durumdur. Özünde Arçelik şirketinin “biz bu yıl zarar ettik, ama sizin bulaşıklarınızı,çamaşırlarınızı yıllardır bizim makinelerimiz yıkıyor” diye duygusal bir İletişim kurup halktan bağış istemesinden farklı bir durum yoktur. Normal sanılan anormal durumlardan birisi.
Bu kadar büyük paraya karşılık kulüplerin hiçbir başarıları yoktur. Kendine özgü durumu nedeni ile Başakşehir’i ayrı tutarsak hepsi katıldıkları Avrupa turnuvalarında sonuncu olmuşlardır, bir tane büyük kulüp ise turnuvaya bile katılamamıştır.
Ülkenin her yerinde çimi sorunlu olsa bile inşaatı güzel stadlar yapılmıştır. Stad eksikliği, tesis azlığı gibi bir şikayet de yoktur üstelik.
Bir sektörde bu kadar çok para ile bu denli büyük başarızlığın birlikte olması orada kangren olmuş bir düzenin varlığına işaret eder. Para sistemin başarısı için kullanılmıyor anlamına gelir.
Elbette artık ezberledik, bütün yöneticiler önceki yöneticileri suçlayacaktır. Bundan sonra gelecek olanlar da bugünkü yöneticileri. Toplu olarak bütün bir önceki yöneticiler “suçludur”.Başka göstergelere de göz atabiliriz.
Eski hakemlerin ısrarla altını çizdikleri konu halen aktif olan hakemlerin eyyamcı, komplocu,korkak ve hatta rüşvetçi olduklarıdır. Hemen bütün kulüp yöneticileri de en azından ilk üçüne katıldıklarını sık sık ifade ederler.
Ayrıca hemen her kulüp yöneticisi diğer kulüplerin bir takım karanlık işler çevirdiğine inanır ve bu inancını sık sık dile getirir. Fanatik taraftar grupları da aynı inancı paylaşır. Hepsini haklı kabul ettiğimizde,ortada temiz olduğuna herkesin inandığı bir kulüp veya oyun kalmamış demektir.
Bu işleri yönetmekle görevli federasyona, yönetimin adeta tayinle geldiği ve genel kurulun el kaldırmaktan başka bir işlevinin olmadığı da bilimektedir. Eleştiri,özeleştiri gibi bir mekanizma bulunmamakta, göstermelik olsa bile ikinci bir aday çıkamamaktadır. Siyaset gittikçe daha fazla bu profesyonel rekabetin içine çekilmekte veya girmektedir.
Sistem “ben burdayım”diye bağıran bütün sorunlarına rağmen “hangi oyuncu dikine oynadı, sağdan mı ,soldan mı orta yapılmalı” konularından başka bir değerlendirme yapacak durumda değildir.
Seyirci de bu sistemin doğal bir parçası haline getirilmiş, afyonlanmış gibidir. Gittikçe daha fazla yerel rekabetin içine gömülmekte, uluslararası arenada harcadığı para dışında hiçbir farkedilirliğii olmayan yerel lige hapsolmaktadır.
Medya yayınını bu “uyuşma” haline dayandırmıştır. Son aylarda büyük gazetelerin web siteleri “FB teknik direktörünü nihayet …” diye onlarca kez manşet atıp, sanki hoca seçilmiş izlenimini yaratarak, her seferinde tıklanma rekorları kırmışlardır.
Ülkede spor radyosu adı altında sadece profesyonel futbol ve bahis yayını yapılmaktadır.
Futbola verilen ara dönemin sona ermesi bu anlattığım ortama geri dönülmesidir. İşte benim fantezim bu ara aşamada devreye girmişti.
Bilgisayar ekranın donduğunda sağı solu kurcalar, muhtelif tuşlara basarak sorunu çözmeye çalışırsın. Hiçbirisi işe yaramadığında son çözüm fişi prizden çekmek olur. Bir süre beklersin ve sonra yeniden takarsın. Çoğunlukla makine kendine gelir, sorun çözülmüş olur.
Dört bir yandan kilitlenen profesyonel futbol için fişi çekmek de kulüplerin profesyonel futbol şubelerini en azından 7 seneliğine kapatmaktır. Ligler bölgesel hale döner ve tamamen veya ksımen amatörleşmiş takımlar arasında oynanır. Zorunlu coğrafi nedenler dışında transfer yapılamaz. Her kulüp kendi kaynağından futbolcu oynatmak ve yetiştirmekle liglerin içinde kalabilir. Büyük seyircili bozuk çimli stadlar yerine iyi çimli az seyircili çok sayıda saha yapılması esas alınır. Seyretmekten çok spor teşvik edilir yani. Sistemin ürettiği para spora döner. Kişinin kimin malı olduğunu gösteren bonservis uygulaması da ortadan kalkar….
Vikipedi sporu şöyle tanımlıyor; “önceden belirlenmiş kurallara göre bireysel veya takım halinde yapılan, genellikle rekabete dayalı yarışma ve kişisel eğlence veya mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fiziksel veya zihinsel aktivite.”.
Profesyonel futbol sözkonusu olduğunda bu tanıma sadece sahada maçı yapan oyuncuları uydurmaya çalışabilirsin. Ama onların hiçbiri de “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” diye sahada maç yapmıyorlar.Eğlence sektörünün alt segmentlerinden birisinde sınıflandırılabilecek bir “show business “ işindeler. Dünyanın her yerinde nazik adı ile bahis kaba tanımı ile kumar denilen bir sektörle içiçe geçmiş büyük bir işin bir parçasılar.
Liberal ekonomik sistemin normali ticari olarak başarısız olanın batıp kapanması, başarılı olanın çıkmasıdır. Anormal olan ise böylesine büyük bir profesyonel endüstriye amatör bir tutku, bir çeşit spor gibi muamele etmekdir.
Benim fantezim burda bitiyor. Bu yazıyı yazdığım sırada Erman Toroğlu Hüseyin Göçek isimli hakemin “diyet ödediğini”, yani maçı bir takımın kazanması amacı ile yönettiğini söyleyen bir yazı yazmış. Ülkenin en kariyerli Teknik direktörü Fatih Terim ise “sahanın ve oyunun adaletinin yitirildiği” açıklamasını yapmış. Anormali normal gibi yaşamaya devam…

+90 544 455 22 63

