Yazılar

“Gaz ağrısıdır, geçer” demeyin!

“Gaz ağrısıdır, geçer” demeyin!

Anne babaların çocuklarında en sık duydukları şikayetlerin başında ‘karın ağrısı’ geliyor. Öyle ki ilkokul çağındaki her 4 çocuktan 1’i karın ağrısından yakınıyor. Genellikle hatalı beslenmeyle ilişkilendirilse de karın ağrısı aslında apandisit ve bağırsak tıkanıklığı gibi yaşamsal sağlık sorunlarının habercisi de olabiliyor. Dolayısıyla bu şikayetleri ‘Gaz ağrısıdır geçer’ diyerek hafife almak tedavinin gecikmesine ve tablonun daha da ağırlaşmasına neden olabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Evşen Çetin, çocuklarda gelişen karın ağrısında hekime başvurmanın en doğru yaklaşım olduğuna dikkat çekerek, “Ayrıca ebeveynlerin çocuklarına gelişigüzel ağrı kesici ilaç vermekten kaçınmaları büyük önem taşıyor. Zira, hekim önerisi olmadan kullanılan ağrı kesiciler altta yatan nedeni saklayabiliyor. Bunun sonucunda hastalık ilerleyebiliyor ve tedavisi güçleşebiliyor” diyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Evşen Çetin

Dr. Evşen Çetin

Her 4 çocuktan birinde görülüyor!

Karın ağrısının çocukluk çağında sık görülen, herhangi bir hastalığa özgü olmayan bulgulardan biri olduğuna değinen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Evşen Çetin, bu durumu “Çocuklar erişkinlerin küçültülmüş versiyonları olmadıkları için erişkinlerden farklı değerlendiriliyorlar. Organların çoğu karın bölgesinde yerleşiyor. Karın bölgesinin çocuklarda diğer organlara daha yakın olması nedeniyle de ağrılar sıkça bu bölgede görülüyor” sözleriyle açıklıyor. Her 4 çocuktan 1’inde ara ara görülen karın ağrısı şikayetine kız çocuklarında daha fazla rastlanıyor. Bunun nedeni ise kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu ve sindirim problemlerinin daha sık yaşanması. Ayrıca 2 yaş civarındaki çocuklarda yüzde 3 oranında görülen karın ağrısı şikayetleri, 5-7 yaş aralığında yüzde 5, 8-12 yaş aralığında ise yüzde 25’e kadar yükseliyor.

Mide ve bağırsak enfeksiyonuna dikkat!

Karın ağrısının nedenleri ve sıklığı yaşa göre değişebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Evşen Çetin, çocuklarda karın ağrısının en sık sebebinin ‘gastroenterit’ adı verilen ve bakteriyel veya viral enfeksiyona bağlı ortaya çıkan mide ile bağırsak enfeksiyonu olduğunu ifade ediyor. Ayrıca kabızlık, besin zehirlenmesi, laktoz duyarlılığı gibi sindirim sorunları, karaciğer, bağırsak veya safra yolunda oluşan sorunlar, idrar yolu enfeksiyonu ile zatürre gibi enfeksiyon hastalıkları, bazı ilaçların yan etkileri de karın ağrısına yol açabiliyor. Cerrahi olarak acil müdahale gerektiren apandisit gibi durumlarda da şiddetli karın ağrısı olabiliyor. Dr. Evşen Çetin, okul dönemindeki çocuklarda sıklıkla sebebi olmayan ağrılar görüldüğünü belirterek, “Çocuk doktoru tarafından değerlendirilen çocuğun terapi veya ruhsal destek için ilgili uzmana yönlendirilmesi gerekebiliyor” diyor. 

Acıbadem Altunizade Hastanesi

Hekime ne zaman başvurmalı?

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Evşen Çetin, aşağıda yer alan belirtilerden biri bile varsa, hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor:

  • Karın ağrısı uykudan uyandırıyorsa
  • Başka bir şeyle ilgilenmeye engel oluyorsa
  • Yüksek ateş ve yoğun halsizlik varsa
  • Dışkıda kan görüldüyse
  • Öksürük veya idrarda yanma varsa
  • Yüzde şişlik ve döküntü gelişmişse
  • Baş dönmesi varsa
  • Cilt soluk görünüyorsa
  • Kusma ile birlikte beslenmeyi engelliyorsa
  • Nedensiz kilo kaybı veya büyümede yavaşlamaya neden oluyorsa

Hangi hastalıklara işaret edebiliyor?

Dr. Evşen Çetin, çocuklarda karın ağrısının işaret edebildiği hastalıklar konusunda şu bilgileri veriyor:

  • Karın ağrısı göbek çevresinde başlayıp karnın sağ alt tarafına indiyse apandisit
  • Karın ağrısı ve kusma, karın bölgesinde şişlik, gaz ve dışkılama yapılamaması durumunda bağırsak tıkanıklığı
  • Sık idrara çıkma ve idrarda yanma varsa idrar yolu enfeksiyonu
  • Travma öyküsü ve sonrasında ağrı varsa karın içi organ yaralanması
  • Aralıklı kramp, karında şişlik, karnın üst tarafında ele gelen kitle ve çilek jölesi kıvamında dışkılama eşlik ediyorsa bağırsağın iç içe geçmesi gibi durumlar söz konusu olabiliyor.

Çocuklarda tekrarlayan ateşe dikkat!

Çocuklarda tekrarlayan ateşe dikkat!

Anne babaları telaşlandıran ve genellikle nasıl davranacaklarını bilemedikleri yüksek ateş, doktora en sık başvurulan sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek ateş şikayetinin belirli aralıklarla sık tekrarlaması, çocuğun ve ailesinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilirken, çocukların okul başarısını da olumsuz etkiliyor. PFAPA sendromu olarak adlandırılan bir romatizmal hastalık ise bu tekrarlayan dirençli ateşlere neden olabiliyor.  Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, bir yaş üzerindeki çocuklarda gereksiz antibiyotik kullanımının ek sık nedenlerinden birisinin PFAPA Sendromu olduğunu söylüyor. Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, her mevsim görülebilen PFAPA sendromu (tekrarlayan ateş) hakkında bilinmesi gereken 9 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Ferhat Demir

Antibiyotik vermeyin çünkü fayda sağlamıyor!

PFAPA sendromu genelde 3-6 gün arası süren ve kendiliğinden geçen, sık tekrarlayan, dirençli ateş, farenjit, tonsillit (bademcik iltihaplanması), ağız yarası ve lenf bezlerinde büyüme bulguları ile seyir gösteren, çocukluk çağının ek sık görülen romatizmal periyodik ateş hastalığıdır. Doç. Dr. Ferhat Demir “PFAPA sendromu, bir enfeksiyon değildir, antibiyotik verilmesi gereken bir durum ise hiç değildir. Bulaşıcılığı yoktur. Bu hastalık özelinde en sık gördüğümüz yanlış uygulama, çocukların beta mikrobu ya da boğaz enfeksiyonu olduğu düşünülerek, bazen ayda birkaç kez gereksiz nedenle antibiyotik kullanmalarıdır” diyor.

Bu belirtilerle seyrediyor!
Çocuklarda 3-4 hafta ara ile 39-40 dereceyi bulan ateş şikayeti gelişmektedir. Atak aralığı bir haftaya kadar düşebileceği gibi iki-üç ay aralığına da genişleyebilir. Ateşe eşlik eden en sık bulgu ise boğaz içerisinde bademcikler üzerinde beyaz plakların olmasıdır. Boyun lenf bezlerinde büyüme, farenjit-tonsillit, ağız içerisinde yaralar, eklem ağrıları, daha nadiren, döküntü, karın ağrısı ve ishal de eşlik edebilmektedir. Ataklar arasında çocuklar tamamen sağlıklıdır ve hastalığa bağlı büyüme ve gelişmede etkilenme olmaz.

Ailesel geçiş gösterebiliyor

PFAPA Sendromunda (tekrarlayan ateş) ataklar sıklıkla 2-5 yaş arasında başlar ve 7-8 yaşından itibaren kaybolur. Hastaların bir kısmında bu ataklar ergenlikte ve yetişkinlikte de devam edebilir. Araştırmalar; tam olarak genetik bir neden ortaya konulamamakla birlikte, hastalığın ailesel geçiş gösterebildiğini düşündürmektedir. Kendi klinik tecrübelerimizde de anne-baba-amca-hala-teyze-dayı gibi bir yakında çocuklukta benzer bulguların olduğunu, bademcik ameliyatı sonrasında bulguların sonlandığını belirli hastalarda görebilmekteyiz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Her mevsim görülebiliyor!
Hastalığın özelliklerinden biri de diğer enfeksiyonlardan farklı olarak mevsim gözetmemesidir; kış ve bahar aylarında daha sık olmakla birlikte, her mevsimde PFAPA atakları gelişebilir. Bazı mevsimler daha sık görülmesinin nedeni, muhtemel viral enfeksiyonların bağışıklık sistemini uyararak PFAPA atağını tetikleyebilmesidir. Bu açıdan PFAPA tanılı çocukların aileleri, üst solunum yolu enfeksiyonları konusunda daha koruyucu ve dikkatli olmalıdır. Çocuklar, genel durumları iyi olduğu sürece, okul ve sosyal yaşamlarından kısıtlanmamalıdır.

Ana nedeni; bağışıklık sisteminin yoğun çalışması

Hastalığın temel sebebinin, bağışıklık sisteminin nedensiz bir şekilde yoğun çalışması olduğunu belirten Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir “PFAPA sendromunda bağışıklık sistemi yoğun çalışırken, enfeksiyon hastalıklarına benzer bulgular gelişebilmekte ve hastaların enfeksiyon varmış gibi gereksiz tedaviler almasına neden olabilmektedir. Güncel bilimsel verilerle, buna neyin neden olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, bazı genetik durumların bu hastalık için risk oluşturabildiğini biliyoruz” diyor.

 Başka hastalıklarla karışabiliyor!

Hastalığın tanısı doktor muayenesi ve hastanın benzer ataklarının görülmesi ile konulur. Laboratuvar testlerinde, sanki vücutta mikrobik bir durum varmış gibi yükseklikler görülür. PFAPA teşhisi koymadan önce benzer bulgulara neden olabilecek diğer hastalıkları dışlamak gerekmektedir. Çünkü başka enfeksiyon hastalıklarının yanı sıra ülkemizde sık görülen Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) hastalığı ve birkaç romatizmal periyodik ateş sendromunun bulguları PFAPA ile karışabilmektedir.

 Tedavide bu noktaya dikkat!

Doç. Dr. Ferhat Demir “Steroid (kortizol) tedavisi atak dönemlerinde sık kullanılıp faydası görülse de steroid uygulamasının istemediğimiz bir yan etkisi, atak aralıklarının kısalmasına neden olmasıdır. Steroid uygulaması sonrası ataklar haftada bire kadar sıklaşabilmektedir. Steroid tedavisi bu açıdan her ay ya da daha sık kullanılmasını önerdiğimiz bir tedavi yöntemi değildir. Bu nedenle, hastalara çocuk romatoloji uzmanı değerlendirmesi ile diğer romatizmal nedenler dışlandıktan sonra, gerekirse atak sıklığını azaltmada yardımcı olabilen ek tedaviler verilebilmektedir. Adeno-tonsillektomi (geniz ve bademcik ameliyatı), hastaların yüzde 85-90’lık kısmında atakların tamamen sonlanmasını sağlayan en etkin tedavi yöntemidir. Bademcik ameliyatına rağmen atak bulguları devam eden ve dirençli seyreden hastalarda daha üst basamak tedavi seçenekleri bulunmaktadır” diyor.

 Sürekli takip gerekli!
PFAPA herhangi bir kalıcı soruna neden olmaz. Büyüme, gelişme geriliği yapmaz ancak havale eşiği düşük olan çocukların yüksek ateşe bağlı ateşli havale geçirmesine neden olabilir. Tanı alan hastaların mutlaka çocuk romatoloji uzmanı takibine de girmesi gerekir. PFAPA hastalığı, temelinde bir romatizmal ateş hastalığı olduğu için, diğer periyodik romatizmal ateş hastalıkları açısından da bu çocukların değerlendirilmeleri mutlaka önerilir.

Erken tanı ve tedavi çok önemli!
Doç. Dr. Ferhat Demir “Hastalığa bağlı yaşadığımız en büyük sıkıntı, hem çocuğun hem de ailenin hayat kalitesinin ciddi anlamda azalmasıdır. Özellikle ayda bir ve daha sık atak geçiren çocuklarda bu daha ön planda gözlenmektedir. Bu nedenle çocukların okul hayatı da kesintilere uğrayabilmektedir. Bu açıdan erken dönemde iyi bir ayırıcı tanı yapılarak, etkin tedavi ile atakların sıklığının ve şiddetinin azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması asıl amacımız olmalıdır.