Yazılar

Ülkemizde 2 milyon kadının sorunu!

Ülkemizde 2 milyon kadının sorunu!

Endometriozis, halk arasındaki yaygın ismiyle ‘çikolata kisti’ normalde rahmin içini kaplayan endometrium dokusuna benzer dokuların rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık. Ülkemizde üreme çağındaki yaklaşık 2 milyon kadın, bir başka deyişle her 10 kadından biri, endometriozis ile mücadele ediyor. Endometriozis bazı hastalarda hiçbir belirti vermezken, bazılarında ise karın ile kasık ağrısı ve bağırsak problemleri gibi pek çok hastalıkta görülebilen belirtilerle gelişebiliyor. Ayrıca ağrılı adetin olağan bir durum olarak düşünülmesi nedeniyle hekime başvurulmakta gecikilebiliyor. Bu etkenler nedeniyle endometriozise tanı konulması 6-7 yıl gibi uzun bir süreyi alabiliyor. Teşhis ve tedavideki gecikme ise tablonun daha da ciddileşmesine neden olabiliyor. Örneğin infertilite ve böbrek kaybıyla sonuçlanması gibi! Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, bu nedenle erken teşhis ve tedavinin endometriozis hastalığında büyük bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Tanı ve tedavideki gecikmeyi önlemek için öncelikle hastalığın sinyalleri iyi tanınmalı ve zamanında hekime başvurulmalıdır. Özellikle ağrılı adet görme, ağrılı cinsel ilişki ve adet döneminde ağrılı dışkılama varsa, akla mutlaka endometriozis gelmelidir.” diyor.

Prof. Dr. Taner Usta

Nedeni henüz bilinmiyor

Endometriozis hastalığının oluşum sebebi hala bilinmemekle birlikte pek çok teori öne sürülüyor. Üreme çağındaki kadınlarda rahim her ay hamilelik için hazırlanıyor ve rahmin iç tabakası kalınlaşarak embriyonun yerleşmesi için hazır hale geliyor. Hamilelik oluşmazsa bu tabaka adet kanamasıyla birlikte vücuttan atılıyor. En çok kabul gören teoriye göre; bazı durumlarda adet sırasında endometrial doku (rahmin en iç tabakasındaki bebeğin hamilelikte yerleştiği zar) peritoneal boşluğa, yani karın boşluğuna geri akıyor. Endometriozis en sık yumurtalıklar, tüpler ve rahim üzerinde oluşuyor. Nadiren de olsa bağırsaklar, mesane, eski ameliyat yeri, tırnak, meme, diyafram, göz ve burun gibi pelvik dışındaki bölgelere de yerleşebiliyor. Endometriozis lezyonlarının yol açtığı bu kistlere ‘çikolata kistleri’ deniyor.

Özellikle 3 belirtisi çok önemli!

Endometriozisin en sık görülen belirtisi, adet döngülerinde artan pelvik ağrıları oluyor. Kadınlarda adet kanaması sürecinde endometrium dokusunda da kanama meydana geldiği için adet ağrısı çok daha şiddetli bir seyir izleyebiliyor. Ayrıca normalden daha ağrılı kramplar gelişebiliyor. Adet döngüsünün uzadığı durumlarda bel ve karın ağrısı da oluşabiliyor. Cinsel ilişki sırasında ve sonrasında gelişen ağrı ile adet dönemi boyunca ağrılı dışkı olması da endometriozisin diğer iki önemli belirtilerinden. Adet döneminde aşırı miktarda kanamanın yanı sıra nadiren de olsa adet döneminde yorgunluk, ishal, kabızlık, şişkinlik ya da aşırı bulantı gibi semptomlar da görülebiliyor.

Tanı için hastanın detaylı öyküsü şart

Endometriozis tanısında en önemli aşamayı hastanın detaylı alınan öyküsü oluşturuyor. Normal bir pelvik muayene, kist ya da skar dokusunu kolaylıkla belirleyebilse de çikolata kisti teşhisinde yeterli olmayabiliyor. Tam teşhis için sıklıkla ultrason, ihtiyaç halinde de Magnetik Rezonans gibi görüntüleme teknolojilerinden yararlanılıyor. Ultrason genellikle tanıda yeterli geliyor. Ultrason ile hastalığın ne durumda olduğu, ne kadar yaygın olduğu, komşu organlarda tutulum olup olmadığı tespit edilebiliyor.

Ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir

Endometriozisin zamanında teşhis ve tedavi edilmemesi durumunda ciddi sağlık sorunları gelişebiliyor. Geç teşhis edildiğinde yumurtalıkların fonksiyonelliği ve yumurta rezervleri (yumurta sayısı) olumsuz etkilenebiliyor ve bunun sonucunda infertilite (kısırlık) oluşabiliyor. Öyle ki çocuk sahibi olmakta güçlük çeken kadınların yaklaşık yüzde 40’ında endometriozis tespit ediliyor. Prof. Dr. Taner Usta, “Erken teşhis ve tedavi edildiğinde ise endometriozis sorunu yaşayan pek çok kadın çocuk sahibi olmayı başarabiliyor” diyor. Endometriozisin yol açtığı bir başka önemli sağlık problemi ise böbrek kaybı! Çünkü iyi huylu ama kötü seyirli olabilen çikolata kisti, idrar yollarına giden borucuğu daraltarak sessiz böbrek kaybına neden olabiliyor. Bunların yanı sıra derin endometriozisin bağırsağı tıkaması sonucu bağırsak tıkanıklığı tablosu gelişebiliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar endometriotik dokuların zamanla kansere dönüşebileceğini de ortaya koyuyor. Hastalık ilerlemesine rağmen tedavi edilmezse cerrahi operasyonla yumurtalıkların ve rahmin alınması noktasına da gelinebiliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta

Tedavi edilebilen bir hastalık

Endometriozis günümüzde tedavi edilebilen bir hastalık. Tedavisinde bazı durumlarda ilaç kullanımı yeterli olurken, bazen cerrahi tedavi gerekebiliyor. Hastalığın evresi, ağrının şiddeti, semptomlar ve hastanın çocuk isteği gibi etkenler tedavinin yaklaşımını belirliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, cerrahi yöntemin genellikle yumurtalık ve rahim gibi pelvik organlarında anatomik bir sorun oluştuğunda ya da idrar yolları veya bağırsaklar tıkandığında tercih edildiğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Endometriozis cerrahisi tüm dünyada kapalı şekilde yapılıyor. Çoğunlukla yumurtalık dokusu ile rahmin korunduğu, yani sadece endometriotik dokuların vücuttan çıkarıldığı koruyucu yöntem tercih ediliyor. Çocuk sahibi olmak istemeyen veya tekrarlayan endometriozis cerrahisi geçiren daha ileri yaşlardaki hastalarda ise rahmin alınması ameliyatı olan histerektomi, özellikle dokuların rahimde tutunduğu hastalarda yapılabiliyor. Bazı durumlarda yumurtalıkların alınması gerekebiliyor. Cerrahi tedavide edinilen tecrübeler ve yaşanan gelişmeler sayesinde çikolata kistlerinin ameliyat sonrasında tekrar etme riski günümüzde deneyimli merkezlerde oldukça düşük oranda seyrediyor.”

Aşırı kanamalarda TCEA tedavisi!

Aşırı kanamalarda TCEA tedavisi!

Dünya Sağlık Örgütü menopozu; ‘Kadının başka bir sebep olmaksızın, geriye dönük olarak en az bir yıl süreyle hiç adet görmemesi’ olarak adlandırıyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine menopoz bir hastalık değil, kadınların hayatındaki doğal süreçlerden birini oluşturuyor. Ancak kadınlar menopoz dönemine yaklaştıkça, özellikle hormon düzeylerindeki değişikliğe bağlı olarak, adet düzeninde sıklıkla değişiklikler görülüyor. Yani, kadınların çok düzenli gördükleri periodlar aniden bitmiyor, bir geçiş döneminin sonrasında menopoz başlıyor. Bu geçiş döneminde adet kanamalarında yaşanan önemli sorunlardan biri ise ‘uzun süren aşırı kanamalar’ oluyor. Sosyal, iş ve evlilik hayatını olumsuz etkileyebilen aşırı kanamaların tedavisinde uygulanan ‘Endometrial Ablasyon’ yöntemi, kadınların hayat kalitesini hızlıca düzeltebiliyor. Üstelik günübirlik uygulanan bu yöntemde rahmin alınmasına gerek duyulmuyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, “İlaç veya rahim içi araç gibi diğer tedavilere yanıt vermeyen veya o yöntemlerin kullanılamadığı hastalarda uygulanan Endometrial Ablasyon ile hastanın rahmi korunurken, cerrahi gereksinim de çok azalıyor” diyor.

Pause Dergi

Prof. Dr. Taner Usta

Anemiye neden olabiliyor!

Uzayan veya zamansız olan şiddetli kanamalar, özellikle aktif hayatın içindeki iş kadınlarını çok zor durumlarda bırakabiliyor. Bu kanamalar sadece kadınların hayat kalitesini olumsuz etkilemekle kalmıyor, bazı klinik tablolara da yol açabiliyor. Örneğin devamlı ped veya hasta bezi kullanma ihtiyacı vajinal florayı (ortamı) bozarak geçmeyen vajinal akıntı ve vajinal enfeksiyonlara neden olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, bu sorunların yanı sıra devamlı, sık veya fazla miktardaki kanamanın anemiye (kansızlık) de yol açabildiğine işaret ederek, “Bu aneminin diğer anemilerden en önemli farkı  ise kan seviyesindeki düşmenin ana sorumlusu olan vajinal kan kaybını engellenmeden, aneminin tam olarak tedavi edilememesidir” bilgisini veriyor.

Tedaviye ihtiyaç duyulabiliyor

Kadının günlük hayatını çok olumsuz etkilemiyorsa ve patolojik bir nedene bağlı oluşmamış ise aşırı vajinal kanamanın sadece izlenmesi yeterli geliyor. Miyom, rahim duvarında anormal kalınlık artışı, rahim içinde polip veya iltihap gibi tablolar saptanırsa, lezyona yönelik tedavi yapılıyor. Prof. Dr. Taner Usta, ancak önemli sayıda kadının günlük hayatı olumsuz etkileyen kanamalar nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak, “Tedavi yöntemlerinin başında ise östrojen ve progesteron içeren tabletler gibi ilaç tedavisi geliyor. Bu tedaviden başarılı sonuçlar alınıyor. Uygun hastalarda ilaç salgılayan rahim içi araç da tedavide oldukça etkindir” diye konuşuyor.

Pause Dergi

Bu yöntemle kanama durduruluyor!

Hastaların büyük çoğunluğu ilaç tedavisi ve ilaç salgılayan rahim içi araçtan faydalansalar da bazılarında tedavilerden yanıt alınamıyor. Günümüzde bu hastalarda rahmi almadan da kanamayı durdurabilecek olan ‘Radyo Frekans (RF) Endometrial Ablasyon’ yönteminden oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Bu yöntem; aşırı adet kanaması olan veya adet kanamaları 10 günden fazla süren, aşırı kanama nedeniyle kansızlık riskiyle karşılaşan ve rahmin alınmasının uygun olmadığı kadınlarda tercih edilebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, Radyo Frekans Endometrial Ablasyon yönteminde rahmin iç tabakasının yakılarak etkisiz hale  getirildiğini vurgulayarak, “Aşırı kanama sorunu yaşayan ve çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlarda histerektomiye, yani rahim alınması ameliyatına alternatif olarak uygulanan bu yöntemle hastanın rahmi korunuyor” diyor.

İşlem bir dakikada tamamlanıyor!

Günümüzde Radyo Frekans Endometrial Ablasyon tedavisinde en minimal invaziv yöntem olan TCEA (Trans Cervical Endometrial Ablasyon) ile rahim ağzından girilerek rahmin iç tabakası yakılıyor. Sedasyon altında, ultrason eşliğinde ve vajinal yoldan gerçekleştirilen bu yöntemde, 5 mm kalınlığına sahip olan elektrot, rahim ağzından geçirilerek rahim içerisine doğru yönlendiriliyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, rahmin içerisine girildikten sonra ablasyon, bir başka deyişle yakma işleminin uygulandığını belirterek, “İşlem sadece bir dakika gibi kısa sürede tamamlanıyor. Gelişmiş bir ısı kontrolüne sahip olması, tekniğin avantajlarını artırıyor” diyor. Endometrial ablasyon yöntemi sonrasında sonra ağrı ya hiç olmuyor veya çok az hissediliyor. İşlemin ardından 3-4 haftaya kadar lekeler şeklinde kanama hariç önemli bir yan etki de görülmüyor.

Adet döneminde bunlara normaldir demeyin!

Adet döneminde bunlara normaldir demeyin!

Endometriozis ya da toplumda daha çok bilinen adıyla ‘çikolata kisti’, rahim içini oluşturan ve endometrium olarak adlandırılan dokunun bu bölge dışında bulunması durumu olarak tanımlanıyor. Ülkemizde üreme çağındaki her 10 kadından 1’i, bir başka deyişle 2 milyon kadın endometriozis hastalığıyla mücadele ediyor. Pek çok hastalıkla ortak belirtilere sahip olması, kimi hastalarda sinsi ilerlemesi ve yıllık rutin kontrollerin ihmal edilmesi nedeniyle tanı konulması 7 yılı bulabiliyor. Geç teşhis edilmesi hastaların yıllarca yaşam kalitelerini bozacak şiddette seyredebilen ağrılarla yaşamak zorunda kalmalarına, dahası infertilite sorununa neden olabiliyor. Pek çok organda tutulum yapabilen ve karın zarından 5 mm’den daha fazla derine ilerlemiş olan ‘derin endometriozis’ tablosunda ise tedavide geç kalındığında organlarda ciddi kalıcı hasar oluşabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, derin endometriozis tedavisinden başarılı sonuç alınmasında erken tanının kilit role sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı organlarda fonksiyon kaybı ve daha ağır ameliyatlardan hastayı kurtarabiliyor. Tedavi ile ağrılardan kurtulmak ve normal bir hayat sürmek mümkün oluyor. Hastanın ağrılarının ve fonksiyon kaybının düzelmesi sayesinde iş, özel ve sosyal hayatı olumlu yönde etkileniyor” diyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta

Prof. Dr. Taner Usta

Organlarda kalıcı hasar oluşturabilir!

Endometriozis vücutta bulunduğu bölgelere göre; peritoneal endometriozis, endometrioma, karın duvarı endometriozisi ve derin endometriozis olarak sınıflandırılabiliyor. Karın zarından 5 mm’den daha fazla derine ilerlemiş olan endemotriozis, ‘derin endometriozis’  olarak tanımlanıyor. Derin endometriozis kalın bağırsak (özellikle kalın bağırsağın son kısmı olan rektum), appendiks, idrar kesesi ve üreter (böbrekten idrarı mesaneye ileten tüpler), siyatik sinir, diyafram ve akciğer gibi organlarda görülüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, endometriozis hastalarının yüzde 10-20’sinde oluşan derin endometriozisin şiddetli ağrının yanı sıra başta bağırsaklar, yumurtalıklar ve böbrekler olmak üzere tutulum yaptığı organlarda önemli hasarlar oluşturabildiği uyarısında bulunarak, “Tutulan organa göre sorunlar değişiyor. Örneğin bağırsak tutulumunda karın hamile gibi şişerken, dışkılama sırasında şiddetli ağrı gelişebiliyor. Siyatik sinirleri tutmuş ise yürümede güçlük ve düşük ayak sorunları oluşabiliyor. Mesane endometriozisinde kasık ağrısı ve kanlı idrar sorunları yaşanırken, diyafram endometriozisinde ise şiddetli sağ omuz ağrısı görülüyor. Tedavide geç kalındığında bu tür önemli sorunlar kalıcı hale dönüşerek hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor” diyor.

Bu üç sinyal çok önemli!

Derin endometriozisin en yaygın belirtisi, yani birincil semptomu, özellikle adet dönemlerinde yaşanan yoğun pelvik ağrısı (kalça-bel) oluyor. Ancak adet döneminde gelişen ağrılar hastalar tarafından olağan bir durum olarak görüldüğü için genellikle ihmal ediliyor ve hekime başvurulmakta gecikiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, erken tanı için derin endometriozis belirtilerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, “Özellikle sancılı adet görme, adet sırasında sancılı dışkılama ve ağrılı cinsel ilişki sorunları derin endometriozisin üç önemli belirtisini oluşturuyor. Bu sorunlar ihmal edilmeden mutlaka endometriozis tedavi merkezine başvurulmalıdır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Ameliyat kritik önem taşıyor

Endometriozisin tedavi protokolü; hastalığın seviyesine, yol açtığı sorunlara ve hastanın çocuk sahibi olmak isteyip istemediğine göre belirleniyor. Hastalık ilaç tedavisi, cerrahi yöntem veya her iki yöntemin birlikte uygulanmasıyla tedavi ediliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, ancak derin endometrioziste  ilaç tedavisi uygulansa dahi organlardaki tıkanıklıkların ve yapışıklıkların ortadan kaldırılması için cerrahi yönteme başvurmak gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor: ”Ekipte endometriozis cerrahının yanı sıra, kolorektal cerrah, ürolog ve bazı nadir durumlarda göğüs cerrahı ile sinir cerrahının bulunması son derece önem taşıyor. Tutulan organa göre, o organla ilgilenen branş ile endometriozis cerrahı tedaviyi ortak olarak yönetiyor. Geride hastalıklı doku bırakılmadan, hangi doku hangi organ olursa olsun, lezyonlar tamamen çıkartılıyor. Tanının erken konulmasının yanı sıra tedavinin başarıyla yürütülmesi için endometriozis konusunda deneyimli bir ekip tarafından endometriozis tedavi merkezinde yönetilmesi son derece önem taşıyor.”

Kapalı yöntem başarıyı artırıyor

Derin endometriozis tedavisinde, sağladığı önemli avantajlar nedeniyle, genellikle, kapalı yöntemler olan laparoskopik veya robotik cerrahi tercih ediliyor. Kapalı cerrahinin en önemli faydası, ameliyat sırasında aynı giriş yerinden genel cerrah, ürolog ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanının birlikte çalışabilmelerine imkan tanıması. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, kapalı yöntem sayesinde bağırsak, rahim, yumurtalık, böbrek veya idrar torbasıyla ilgili sorunlara aynı kesi yerinden müdahale edilebildiğine işaret ederek, “Ayrıca kapalı cerrahide  vücut anatomisinin daha net görülmesi sayesinde ameliyattan daha başarılı sonuçlar alınırken, daha az ağrı ve daha az kanama sayesinde hastalar günlük yaşamlarına daha hızlı dönebiliyorlar” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bu belirtiler varsa…

Aşağıda yer alan belirtilerden 5’i varsa, sorununuzun nedeni derin endometriozis olabilir!

  • Pelvik bölgesinde (kalça-bel) sürekli ağrı
  • Adet döneminde aşırı kanama
  • Adet döneminde şiddetli ağrı
  • Ara lekelenme kanamaları
  • Dışkı yaparken zorlanma, şiddetli ağrı, kabızlık ile gaz sorunları
  • Ağrılı cinsel ilişki
  • Karında şişkinlik
  • İdrar yaparken ağrı ve yanma, kanlı idrar
  • Özellikle adet döneminde migren sorunu yaşamak
  • Hamile kalamamak
  • Sürekli yorgun hissetmek

 Türkiye’den yurt dışına bilgi paylaşımı

Hastaların sağlıklarını ciddi boyutlarda tehdit etmesi nedeniyle endometriozisin, özellikle de derin endometriozisin tanı ve tedavisinde yaşanan güçlükleri aşmak için dünyanın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de bilim insanlarının çalışmaları hızla devam ediyor. Ülkemizde endometriozis alanında uzmanlaşmış olan hekimler, bu konuda önemli ilerlemeler sağlayarak, bu bilgileri bilimsel konferanslarda meslektaşlarıyla paylaşıyorlar. Dubai’de düzenlenen uluslararası “7. Endometriozis ve rahim sorunları”  kongresinde, Türk hekimler meslektaşlarına rehberlik etmek amacıyla, Türkiye’den yurt dışına ilk kez canlı derin endometriozis cerrahisi yaptılar. Bu canlı cerrahiyi dünyanın pek çok ülkesinden hekimlerin online olarak izlediklerini belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, “Özellikle ciddi ağrılara neden olabilecek endometriozis hastalığı kapalı yöntemle ve titizlikle yapılan ameliyat sonrasında geride kalıyor; hastalar ağrılarından kurtarabiliyor ve ilaçsız yaşama şansına sahip olabiliyorlar. Biz de endometriozis konusunda bilgi birikimimizi, uluslararası konferansta canlı cerrahi yaparak, meslektaşlarımızla paylaştık” diyor.

 Dünyada yalnızca 70 kadında görülen hastalık “Siyatik sinir endometriozis”

 Dünyada yalnızca 70 kadında görülen hastalıkSiyatik sinir endometriozis”

 Tam teşhis edilemediği için 8 yıl boyunca dayanılmaz ağrılar çeken Özlem Türe, Türkiye’nin ilk ‘siyatik sinir endometriozis’ hastası oldu. Bu hastalık Özlem Türe’nin yaşamının 8 yılını zehir etti. Tam nedeni anlaşılamadığı için farklı tedaviler uygulanan hatta ‘bel kayması’ denilerek beline 4 tane vida yerleştirilen Özlem Türe, ağır ağrı kesiciler ve iğnelerle geçirdi bu yılları. En sonunda başvurduğu Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta’dan duyduğu tanıya inanamadı. O hiç bitmeyen ağrılarının nedeni; derin endometriozisti. Rahimdeki doku ilerleyerek leğen kemiğinin içinden geçen siyatik sinirine kadar gelmiş ve sinire baskı yaparak ağrı çekmesine yol açmıştı… Çaresi, ameliyat olmaktı. Ama ameliyat da riskliydi; ayağını kullanamayabilir, uzun zaman fizik tedavi görmesi gerekebilirdi. Çektiği acılardan kurtulmak için hiç düşünmeden kabul etti. Ameliyat sonrasında yeniden doğduğunu söyleyen Özlem Türe, yaşadıklarını tüm içtenliğiyle anlattı; Prof. Dr. Taner Usta sinsi hastalık derin endometriozise yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

38 yaşındaki Özlem Türe, son 8 yılını her gün ömründen çalan dayanılmaz şiddette ağrıyla geçirdi. Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak da adlandırılan derin endometriozis hastalığı, 30 yaşında çaldı kapısını. Sinsi hastalık önce sırtında, kaburga kemiğinde ağrıyla sinyal verdi. “Kadın doğumcudan ortopediye, iç hastalıklarından beyin ve sinir cerrahisine, romatolojiden psikiyatriste dek sayısız doktora gittim. Hatta psikiyatrik ilaç tedavisi uygulandı. Kimi idrar yolu enfeksiyonu dedi, kimi kum döküyorsun! Kimi de bel kayması olduğu gerekçesiyle ameliyat edip 4 tane de vida taktı! Sabah-akşam iğne olmaktan damarlarım mosmor oldu.” diyen Özlem Türe’nin günde birkaç kez içtiği ağır ağrı kesiciler, sabah-akşam yaptırdığı iğneler, ameliyatlar derken 8 yılı kabus gibi geçti. Ama hiç biri hastalığına çare olmadı. İlaçların ve iğnelerin etkisi en fazla bir-iki saat sürüyor, her gün acil serviste alıyordu soluğu; “Beni öldürün, dayanamıyorum” diye her gün evin içinde ağlayıp ailesini de derin üzüntülere boğduğunu söyleyen genç kadın, bir gün yaşamına son vermeye bile kalkıştı, kardeşinin telkinleri ve ısrarlarıyla yaşamın kıyısından döndü.

30’lu yaşlarında her gün kabusu yaşadı!

Özlem Türe’nin 30’lu yaşlarının ‘kaybolmasına’ yol açan derin endometriozis hastalığı, tam 8 yıl sonra, başvurduğu Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta tarafından teşhis edildi. Prof. Dr. Taner Usta, özellikli ve kritik bir ameliyatla, endometriozisin siyatik sinirlerinde toplanmış olan, bu nedenle çekilmez ağrılarla yaşamı alt üst olan hastasını sağlığına kavuştururken, Özlem Türe “Bu güne kadar her gün kabus gibi yaşadım; şimdi yeniden dünyaya gelmiş gibi hissediyorum” diyor. Genç kadın, yaşamının ‘dönüm noktası’nı şöyle anlatıyor: “Taner hocama gittim. Muayene esnasında, beni yıllarca ağrıdan öldüren noktayı buldu ve tam oraya dokundu. O esnada canım gitti. Sonrasında bana her şeyi en iyi boyutundan en kötü boyutuna kadar ayrıntısıyla anlattı. Çünkü sinirin etrafında operasyon yapılacağı için, kritik bir ameliyat olduğundan ayağımın tutmama riski vardı, bir buçuk yıl fizik tedavi görebilirdim. Her şeyi kabul ettim. Ameliyata gireceğim sabah ben yine ağrıdan ölüyordum, yine ağrı kesici iğne olmak zorunda kaldım. Ameliyata girerken son sözüm; ‘Özlem artık buraya kadar’ oldu. Çünkü ameliyattan çıkamayacağımı düşünüyordum, ailemle vedalaşmıştım!’”

Yeniden doğdum!

Zorlu bir ameliyatın ardından iki gece hastanede kaldıktan sonra taburcu olan Özlem Türe “Ameliyattan sonra hızla sağlığıma kavuştum. Yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Ama 8 yılım heba oldu, üstelik onca acı çekerek… Bu hastalığın farkındalığının artması gerektiğine inanıyorum. Zira, benim gibi, bu sorunu yaşadığını bilmeyen çok kadın olduğunu öğrendim. Ağrısız yaşamak gerçekten çok güzelmiş, benim için adeta bir mucize” diyor.

Ülkemizde tedavisi yapılan ilk siyatik sinir endometriozisi!

Özlem Türe’yi sağlığına kavuşturmanın ötesinde adeta yeniden hayata gelmiş gibi hissettiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta da genç kadının hastalığını şöyle anlatıyor: “Özlem hanımın hastalığı siyatik sinir endometriozisiydi. Yani çikolata kisti hastalığının leğen kemiğinin içinden geçen siniri tutan nadir bir formu. Derin Endometriozis olarak da adlandırılan, yumurtalığın dışındaki doku ve organları tutabilen formun nadir bir türü. Hastalığı diğer jinekolojik muayenelerden farklı olan özel bir muayene yöntemi ve ayrıntılı tetkiklerle teşhis ettik.”

Özlem Türe’nin, ülkemizde tedavisi yapılan ilk siyatik sinir endometriozis’i hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Taner Usta “Siyatik siniri tutan derin endometriozisi 4,5 saat süren zorlu bir ameliyatla, üç boyutlu laparoskopik yöntemle cerrahi olarak çıkardık ve sinirin üzerini tamamen temizledik. Dolayısıyla siyatik sinir endometriozis’i doğru tanı ve tedavi ile rahatlıkla tedavi edilebilir bir hastalıktır.” diyor.  

Endometriozis böbrek kayıplarına bile yol açabiliyor!

Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen ve kadınların en sık karşılaştığı jinekolojik hastalıklardan biri olan endometriozis, rahmin içini dolduran doku tabakasına ait hücrelerin, yumurtalıklar, bağırsaklar ve mesane gibi rahim dışında başka bir organda yerleşip büyümesiyle ortaya çıkıyor. Bu sinsi hastalık, çok farklı şikayetlere yol açtığından teşhisi yıllarca konulamayabiliyor. Tek başına bel ağrısıyla kendini gösterebildiği gibi, sürekli yorgunluk, gaz ve şişkinlik, idrarda yanma, şiddetli adet sancıları hatta depresyon gibi birbirinden çok farklı maskelere bürünebiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, iyi huylu ama kötü davranışlı olan, isminin aksine kişiye hayatı zehir edebilen çikolata kistinin, etraftaki idrar yollarına giden borucuğu daraltarak sessiz böbrek kayıplarına bile yol açabildiğini belirtiyor. Bilimsel çalışmalar endometriozise tam olarak neyin neden olduğunu henüz ortaya koyamasa da, çevresel faktörler ve kimyasalların da bu hastalığa zemin hazırladığı tahmin ediliyor.