Yazılar

Polikistik Over Sendromu’na dikkat!

Polikistik Over Sendromu’na dikkat!

Toplumda ‘yumurta tembelliği’ olarak bilinen ve her ay olması beklenen yumurtlamanın gerçekleşememesi sonucu gelişen Polikistik Over  Sendromu, üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozuklukların başında yer alıyor. Öyle ki dünyada ve ülkemizde üreme çağındaki her 10 kadından birinde bu sendrom teşhis ediliyor.  Son yıllarda özellikle beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve obezitenin yaygınlaşması nedeniyle görülme sıklığı giderek artan Polikistik Over Sendromu’nda erken teşhis büyük önem taşıyor. Zira, tedavide gecikildiğinde hamileliği önlemesinin yanı sıra diyabetten kalp hastalıklarına, obeziteden karaciğer yağlanmasına kadar pek çok farklı sağlık sorununun oluşumunu da tetikleyebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, bu nedenle hiçbir yakınması olmasa bile her kadının yılda bir kez düzenli olarak jinekolojik muayene olması gerektiğine dikkat çekerek, “Özellikle adet düzensizliğinde ise zaman kaybetmeden hekime başvurmak çok önemli.  Erken teşhis ve tedavi sayesinde bu sendromun yol açabileceği ciddi komplikasyonlar önlenebiliyor veya kontrol altına alınabiliyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Cihan Kaya

En yaygın belirtisi adet düzensizliği

Polikistik Over Sendromu’nda belirtilerin sayısı ve şiddetli hastaya bağlı olarak değişse de çoğu kadında adet düzensizliği en sık görülen yakınmayı oluşturuyor. Yılda 9’dan az adet görme ya da ardışık 3 veya daha fazla ay adet görmeme şeklinde ortaya çıkabiliyor. Kesin nedeni henüz bilinmese de, yumurtlama fonksiyonunun düzenli çalışmamasında insülin direnci ya da artan erkeklik hormonu (testosteron) seviyeleri suçlanıyor. Özellikle adetleri düzenli ve zayıf kadınlarda herhangi bir belirti vermemesi nedeniyle genellikle başka bir hastalık için yapılan tetkiklerde tespit ediliyor. Kilo artışı, tüylenme, infertilite, saç dökülmesi, depresyon, sivilce ve akne gibi sorunlar da Polikistik Over Sendromu’nun diğer belirtilerini oluşturuyor. Bazı hastalarda sadece adet düzensizliği görülürken, bazı hastalarda ise sadece akne ve erkek tipi tüylenme şikayetleri olabiliyor.

Pek çok farklı hastalığı tetikleyebiliyor

Polikistik Over Sendromu infertilitenin en önemli sorumlularından biri olarak gösteriliyor. Özellikle adet düzensizlikleriyle birlikte olan bu sendromda infertilite; yumurtlamada bozukluk, yumurta kalitesinin etkilenmesi ve embriyonun tutunmasında yaşanan güçlükler nedeniyle oluşuyor. Bunun yanı sıra obezite ve diyabet hastalıkları da hamilelik süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor. Polikistik Over Sendromu kadın üreme organlarına yönelik sorunların yanı sıra vücuttaki pek çok farklı sistemi de olumsuz yönde etkiliyor. Öyle ki tedavi edilmediğinde insülin direnci, tip 2 diyabet, obezite,  kalp hastalığı, kolesterol artışı, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, uyku bozuklukları, erkek tipi kıllanma, sivilce ile akne gibi pek çok hastalıkları tetikleyebiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tanı çeşitli yöntemlerle konuluyor

Polikistik Over Sendromu tanısını koyduran özel bir test yok. Tanısında; genel muayene, bazı laboratuar testleri, adet düzeninin sorgulanması ve aile öyküsü önem taşıyor. Bunların yanı sıra yapılan hormon analizinde artmış testosteron seviyeleri de tanıyı destekliyor. Bazı hastalarda gizli şeker varlığı olabileceği için şeker yükleme testine de başvuruluyor.

Tedaviyle kontrol altına alınabiliyor!

Kesin tedavisi olmamakla birlikte ‘Polikistik Over sendromu’nun yol açtığı sorunlar tedaviyle kontrol altına alınabiliyor. Tedavisindeki temel yaklaşım, hastaların çoğu fazla kilolu oldukları için diyet ve düzenli egzersizin hayat akışına eklenmesi gibi yaşam tarzı değişikliği oluyor. Kilolu hastalarda mevcut kilonun yüzde 10’luk kaybıyla birlikte adetler normale dönebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, bu sendromda erken tanı ve tedavinin son derece önemli olduğuna işaret ederek, “Düzensiz adetleri olan hastada uygun hormonal tedaviler ile adet düzensizliği, akne-tüylenme ve rahim kalınlaşmasının önüne geçilebiliyor. Ayrıca kilo verilmesi ve insülin direncinin tedavisi gibi erken dönemde alınacak önlemler sayesinde diyabet, obezite ile kalp hastalıkları gibi sorunlar engellenebiliyor. İnfertilite sorunu yaşanıyorsa tedavi sonrasında hamile kalmak mümkün olabiliyor. Kendiliğinden hamile kalamayan hastalarda aşılama tedavileri ya da tüp bebek tedavileriyle hamilelik elde edilebiliyor” diyor. Doç. Dr. Cihan Kaya, düzenli aralıklarla kan basıncı ve vücut kitle indeksi (VKİ) ile bel çevresi ölçümlerinin yapılmasının da önem taşıdığını belirterek, “Kan kolesterol düzeyi bozuklukları ya da insülin direnci varlığında da uygun tedavilerle sorun kontrol altına alınabiliyor” diyor.

Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

Günümüzde kariyer hedeflerinin yanı sıra sosyal ve ekonomik etkenler nedeniyle kadınlar anne olma planlarını genellikle ileri yaşlara erteliyorlar. Birçok kadın artık aile kurmak ve anne olmak için 35 yaşından sonrasını bekliyor. Yapılan çalışmalar, son 15 yılda 35-39 yaş grubundaki kadınlarda canlı doğum sayısının yüzde 150 gibi oldukça yüksek bir oranda arttığını ortaya koyuyor. Ancak anne olma hedefi ertelenirken biyolojik saat de bir yandan çalışmaya devam ediyor; yıllar geçtikte doğurganlık kapasitesi hızla azalıyor! Bu nedenle tüm dünyada ve ülkemizde pek çok kadın anne olma şansını garanti altına almak için ‘yumurta dondurma’ yöntemine başvuruyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, son yıllarda vitrifikasyon adı verilen yeni bir dondurma tekniğinin gelişmesi sayesinde yumurta dondurma yönteminden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirterek, “Özellikle deneyimli merkezlerde uygun tedavi protokolleri uygulanması durumunda, 35 yaşından önce yumurta dondurma işleminin yapılması daha çok sayıda ve iyi kalitede yumurta elde edilmesini sağlayarak işlem başarısını artıracaktır” diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma yöntemi hakkında en çok merak edilen 8 soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Cihan Kaya

SORU: Yumurta dondurma işlemi nasıl yapılıyor?

CEVAP: Yumurta dondurma işleminde uygulanan yumurta geliştirici hormon tedavileri sayesinde yumurtaların bir veya birden fazla olacak şekilde çoğaltılmaları amaçlanıyor. Ortalama 10-14 günlük bir tedavi sonrasında olgunlaşan yumurtalar hafif doz anestezi altında toplanarak mikroskop altında inceleniyor. Uygun olanlar dondurma işlemine tabi tutularak sıvı nitrojen tankları içinde saklanıyor. Yumurta toplama işlemi kısa sürüyor ve hastalar genellikle 2-4 saat içinde günlük işlerine dönebiliyorlar. Hamilelik istendiğinde bu yumurtalar çözülerek uygun sperm ile birleştiriliyor ve embriyo elde edilebiliyor.

SORU: Kimler yumurta dondurma işleminden faydalanabilir?

CEVAP: Ülkemizdeki yasal mevzuatlara göre; yumurta dondurma işlemi, kanser nedeniyle tedavi alacak olan ve yumurtalık fonksiyonlarını kaybetme riski bulunan hastalarda tedavi öncesi öneriliyor. Bunun dışında halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriozis hastalığı nedeniyle yumurtalık kisti ameliyatı geçirecek olan ve yumurta sayısının düşmesi beklenen hastalara da ameliyat öncesi tavsiye ediliyor. Bunlara ek olarak, henüz doğum yapmamış olup ailesinde de erken menopoz öyküsü olan hastalar doğurganlığın korunması amacıyla yumurta dondurma işleminden faydalanabiliyorlar.

SORU: Yöntem için ideal yaş aralığı var mı?

CEVAP: Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminde yaşın önemli bir faktör olduğuna işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Özellikle yumurta dondurmak isteyen kadınların bu işlemi 35 yaşından önce yaptırmaları hem yumurta sayısı hem de yumurta kalitesi açısından önemlidir. Yaş ilerledikçe elde edilen yumurta sayısı azalıyor ve buna bağlı hamilelik şansı düşüyor. Özellikle 42 yaş ve üzeri hastalarda bu işlemin yararı ile ilgili bilgiler tartışılıyor.”

SORU: Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

CEVAP: Ülkemiz mevzuatlarına göre, hasta onayı ile yumurtalar 5 yıla kadar saklanabiliyor. Bu yöntemde yumurtaların 5 yıl ve üzerinde saklanmaları teknik olarak mümkün olsa da 5 yıldan sonraki süreç için Sağlık Bakanlığı’nın onayı gerekiyor.

SORU: Dondurma işlemi yumurtalara zarar verir mi?

CEVAP: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminin yumurtalıklarda bilinen bir zararı olmadığını ve hastaların bu işlem nedeniyle erken menopoza girmediklerini belirterek, “Günümüzde ileri dondurma teknikleri sayesinde yumurtaların 10 yıl üzerinde saklanabileceği biliniyor.” diyor.

SORU: Yumurta dondurma işlemi ile sağlanan hamileliklerde bebekler sağlıklı oluyorlar mı?

CEVAP: Yumurta dondurma işlemi ile elde edilen hamileliklerle ilgili olarak yapılan çalışmalarda; normal gebeliklere kıyasla artmış bir doğumsal anomali riskinin söz konusu olmadığı ortaya konmuş. Ancak tüp bebek işlemlerinde genel bir erken doğum ve dış gebelik riski olduğu belirtiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

SORU: Yumurta dondurma yönteminin embriyo dondurmadan farkı nedir?

CEVAP: Yumurta dondurma yönteminde embriyo dondurma işlemine benzer şekilde yumurtaların olgunlaştırılmaları amacıyla hormon ilaçları veriliyor, yumurta takibi yapılıyor ve yeterli büyüklüğe ulaşan yumurtalar toplanıyor. Embriyo dondurma işleminden farklı olarak, bu yumurtalar sperm ile birleştiriliyor. Oluşan embriyolar donduruluyor. Çiftlerin ve rahmin uygun olduğu bir dönemde de embriyo transferi yapılıyor.

SORU: Yumurta dondurma işleminin başarı oranı nedir?

CEVAP: Yapılan büyük ölçekli çalışma sonuçlarına göre; dondurma ve çözdürme işlemlerinden sonra yumurtaların hayatta kalma oranının yüzde 90-97, spermle birleştikten sonra embriyo oluşma oranının yüzde 71-79 ve embriyonun rahme tutunma oranının yüzde 17-41 olduğu tahmin ediliyor. Daha önce dondurulmuş ve çözülmüş yumurta başına hamilelik oranı ise yüzde 4,5 – 12 arasında değişiyor.

Miyomlara izsiz ve ağrısız operasyon

Miyomlara izsiz ve ağrısız operasyon

Rahmin düz kas tabakasından kaynaklanan iyi huylu tümörler olan miyomlar, doğurganlık çağındaki kadınlarda oldukça sık rastlanan bir hastalık. Öyle ki ülkemizde her 5 kadından birinde, çapı ufak veya büyük, az ya da çok sayıda  ‘miyom’ tespit ediliyor! Vücuttaki östrojen seviyelerinin daha yüksek olması nedeniyle sıklıkla üreme çağındaki 18-45 yaş grubundaki kadınlarda görülen miyomlar, rahim alınması operasyonlarının en sık nedenini oluşturuyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, miyomların hastaların çoğunda herhangi bir şikayete yol açmadıkları için genellikle rutin muayeneler sırasında tesadüfen tespit edildiklerine dikkat çekerek, “Miyomlar bazı hastalarda ise düzensiz ya da miktarı artan adet kanaması, kasık bölgesinde ağrı, kabızlık ile sık idrara çıkma gibi yakınmalara neden olabiliyor. Daha da önemlisi, rahim içerisinde yerleşmiş olan miyomlar hamilelik oluşumunu önleyebiliyor; hamilelik oluşsa bile tekrarlayan düşüklere veya erken doğuma yol açabiliyor. Herhangi bir yakınma oluşturmayan miyomlarda düzenli aralıklarla takip yeterli gelirken, yaşam kalitesini düşüren sorunlara yol açtığında veya anne olmayı önlediğinde ise ilaçla veya cerrahi olarak müdahale etmek gerekiyor” diyor.

Doç. Dr. Cihan Kaya

V-NOTES ile ‘izsiz’ ve ‘ağrısız’ ameliyat!

Günümüzde miyom ameliyatlarının büyük çoğunluğu, hastalara açık cerrahiye göre daha az hastanede kalış süresi ve daha kısa sürede günlük aktivitelere dönüş imkanı gibi önemli konforlar sağlayan ‘laparoskopik’, bir başka deyişle kapalı yöntemle yapılabilir oldu. Son yıllarda teknoloji dünyasında atılan dev adımlar sayesinde laparoskopik ameliyatlarda hastaların yüzünü güldüren önemli bir gelişme daha yaşandı; tüm işlemlerin ‘doğal açıklıktan’ gerçekleştiği V-NOTES yöntemi!

Dünyada ve ülkemizde birkaç yıldır uygulanan V-NOTES yönteminin hastalara sağladığı en dikkat çekici faydaları; tüm işlemlerin doğal açıklıktan uygulanması nedeniyle karın bölgesinde kesi izi oluşturmaması ve bu sayede operasyon sonrasında ağrı oluşumunu önlemesi! Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, “V-NOTES cerrahisi; karın duvarına hiçbir kesi yapmadan, laparoskopik aletler eşliğinde, doğum kanalından gerçekleştirilen cerrahi yöntem demek. Miyomların izsiz ve ağrısız çıkarılmasını sağlayan bu yöntem sayesinde hastalar ameliyat sonrasında hastaneden aynı gün taburcu olabiliyor; kısa sürede iş ve günlük yaşamlarına dönebiliyorlar” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Karın bölgesinde ‘iz’ olmuyor

Tıp dünyasında büyük heyecan yaratan V-NOTES yöntemi; özellikle çocuk istemeyen ve büyük miyomlar nedeniyle düzensiz adet kanaması, sık idrara çıkma, kabızlık, cinsel ilişki sırasında ağrı ve sürekli oluşan kasık ağrısı nedeniyle rahmin alınması gereken hastalarda uygulanabiliyor. Ayrıca rahmin korunmasını isteyen hastalarda, özellikle rahmin dış kısmına yakın yerleşimli miyomlarda da kolaylıkla yapılabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı  Doç. Dr. Cihan Kaya, gerek rahmin korunduğu gerekse tamamen alındığı durumlarda başvurulabilen V-NOTES yönteminin nasıl uygulandığını şöyle anlatıyor:

“Doğum kanalının en derin noktasına yapılan 2-3 santimlik kesilerden karın boşluğuna ulaşılıyor. Bu yöntem için özel olarak geliştirilmiş, doğum yolunu koruyucu platformlar yardımıyla, karın içerisindeki organlar görünür hale getiriliyor. Ardından miyomlar kamera ve laparoskopik aletler yardımıyla vücut dışarısına alınıyor. Doğum kanalı tekrar onarılarak operasyon tamamlanıyor”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Ameliyat sonrasında ‘ağrı’ sorunu yaşanmıyor!

Klasik laparoskopide karın cildine ve cilt altı dokulara yapılan ufak kesiler ve ameliyat süresinin uzun olması gibi etkenler nedeniyle, ameliyat sonrasında özellikle alt karın bölgesi ile kesi yerlerinde ağrı gelişebiliyor. V-NOTES yönteminde ise tüm işlemler doğum kanalında gerçekleştiği ve ortalama 30-45 dakika gibi kısa bir sürede tamamlandığı için ameliyat sonrasında ağrı sorunu yaşanmıyor.

Hastalar normal doğum yapabiliyor

Yöntemin sağladığı bir başka önemli fayda ise ameliyat süresinin kısa olması ve karın bölgesinde kesi olmaması sayesinde hastaların aynı gün taburcu olabilmeleri. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, “V- NOTES ameliyatından sonra hastalar ortalama 6-18 sonra evlerine dönebiliyor, iş ve günlük aktivitelere kısa sürede dönüş yapabiliyorlar. Karın bölgesinde kesi yeri fıtıklarının gelişmemesi ve kesi izlerine bağlı kozmetik kaygıları önlemesi de bu yöntemin diğer önemli faydasını oluşturuyor”  diyor. Doç. Dr. Cihan Kaya, ameliyat sonrasında hastaların normal doğum yapabileceklerini de sözlerine ekliyor.

Hangi jinekolojik sorunlarda uygulanıyor?

  • Miyomlar
  • Ağır adet kanaması
  • Erken evre rahim kanseri
  • Yumurtalık kistleri
  • Dış gebelik
  • Rahim sarkması
  • Tüp ligasyon (bağlanması) istemi
  • Tüp bebek öncesi tüplerin alınması