Yazılar

Her 3 kadından 1’i bu ağrıyı çekiyor!

Her 3 kadından 1’i bu ağrıyı çekiyor!

Günümüzde her 3 kadından 1’inde rastlanan ama buna karşın toplumsal farkındalığın neredeyse yok denecek kadar az olduğu bir hastalık; Pelvik Konjesyon Sendromu. Karnın alt bölgesinde ve yumurtalıklarda şiddetli bir ağrı, ağrılı cinsel ilişki ve idrar kaçırma şikayeti ile kendini gösteriyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz, 20 ile 45 yaş arasındaki kadınları daha çok etkileyen, yaşam konforunu ciddi şekilde azaltan Pelvik Konjesyon Sendromu’nun başka hastalıkların belirtileri ile de karışabildiğini, bu nedenle bazen on yılı aşkın süredir teşhis konulamamış hastalar olduğunu söylüyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz, toplumda yaygın olmasına rağmen az bilinen Pelvik Konjesyon Sendromu hakkında bilinmesi gereken 6 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz

Doç. Dr. Ahmet Arnaz

  1. Bu etkenler riski artırıyor!

Kronik pelvik ağrının; altı aydan uzun süren, adet döngüsüne veya hamileliğe bağlı olmayan ve pelvik bölgeyi, özellikle alt karın ve pelvisi etkileyen kronik bir ağrı olarak tanımlandığını belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz “Pelvik Konjesyon Sendromu (PKS) ile ilişkili pelvik ağrı genellikle yumurtalıklar ve karın alt bölgesindeki toplar damarları içeriyor. Damarlar genişleyip bükülüyor ve kanla aşırı doluyor; bu da pelviste aşırı kan birikmesi sebebiyle ağrıya yol açıyor” diyor. 20 ile 45 yaşları arasında ve birden fazla doğum yapan kadınlarda PKS görülme olasılığının arttığını kaydeden Doç. Dr. Ahmet Arnaz diğer risk faktörlerini; varisli damarlar, ailede varis öyküsü, polikistik over sendromu, geçirilmiş derin ven trombozları, şişmanlık, hareketsizlik ve uzun süre oturarak ya da ayakta durarak zaman geçirmek olarak sıralıyor.

  1. En önemli belirtisi; pelvik ağrı!

Pelvik Konjesyon Sendromu’nun en önemli belirtisini pelvik ağrı yani göbek altında karnın en alt bölümündeki ağrının oluşturduğunu vurgulayan Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz şöyle konuşuyor: “Kronik pelvik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, bağırsak hareketleri veya idrara çıkma sırasında ağrı ve pelviste (leğen kemiği) dolgunluk hissi oluyor. Bu ağrı karnın alt kısmında ve kasıklarda künt veya dolgunluk hissi şeklinde kendini belli ediyor. En yaygın haliyle yalnızca sol tarafta ya da vücudun sağ tarafında veya her iki tarafında hissedilebiliyor. Ağrı, gün sonunda, adet dönemi öncesi ve sırasında, cinsel ilişki sırasında ve sonrasında, uzun süre ayakta kalınca veya oturunca daha sıklıkla görülüyor.”

  1. Başka hastalıkların belirtileri ile karışabiliyor!

Toplumda nadir bilinen ama yaygın bir hastalık olan Pelvik Konjesyon Sendromu akla gelmeyecek pek çok belirti ile kendini gösteriyor. Doç. Dr. Ahmet Arnaz başka hastalıklarla da karışabilen bu belirtileri “Sık ishal ve kabızlık nöbetleri (irritabl bağırsak), kahkaha, öksürme veya mesaneyi zorlayan diğer hareketlerden dolayı istemeden idrar kaçırmak, pelvis, kalça, uyluk, vulva ve vajinadaki varisli damarlar ve idrar yaparken ağrı” olarak sıralıyor. Hastalığın hemoroid ve bacak varisleri ile birlikte görülme olasılığı artıyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

  1. Yaşam kalitesini vuruyor!

Pelvik Konjesyon Sendromu’nun, ağrının şiddetine göre kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü belirten Doç. Dr. Ahmet Arnaz “Hayatı tehdit etmeyen ama kişiyi keyif aldığı aktivitelerden alıkoyan, fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak yıpratan, kronik yorgunluğa yol açan bu hastalık günlük yaşamı çekilmez kılabiliyor. Bu nedenle zaman kaybetmeden tedaviye başlanması gerekiyor” diyor.

  1. Tanısı uzmanlık gerektiriyor!

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz, belirtileri başka hastalıklarla da karışabildiğinden Pelvik Konjesyon Sendromu yıllarca konulamamış hastalarla karşılaştığını belirterek şöyle konuşuyor: “Yol açtığı şikayetler nedeniyle farklı branştan bir çok doktora giden ancak tanısı uzmanlık gerektirdiği için yıllarca tanı konulamamış hastalar var. Pelvik Konjesyon Sendromu’nun tanısı için pelvik muayeneyi de içeren fizik muayene ve tıbbi öyküyle başlanıyor. Muayene sırasında doktor, ağrının nereden kaynaklandığını saptamaya çalışmak için yumurtalıklar, serviks ve rahimde hassasiyet olup olmadığını kontrol ediyor. Görüntüleme metotları, doktorun kronik pelvik ağrıya neden olan diğer durumları ekarte etmesine ve damarlarda PKS ile potansiyel olarak ilişkili düzensizlikleri görmesine yardımcı oluyor. Tercih edilen başlıca görüntüleme yöntemlerini; ultrason, MR veya CT taraması, pelvik venografi ve laparoskopi oluşturuyor. Hastanın mevcut tablosuna göre gerekli tetkikler yapılarak teşhis konulabiliyor.”

  1. Tedavisi mümkün!

Pelvik Konjesyon Sendromu’nun tedavisinin mümkün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ahmet Arnaz, östrojen üretimini baskılayan ilaçların ağrıyı azaltabildiğini, ilaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda ise cerrahi yöntemler veya minimal invaziv tekniklere başvurulduğunu söylüyor. Doç. Dr. Ahmet Arnaz “Bu sayede yumurtalık damarlarının embolizasyonu (tıkanması) sağlanabiliyor. Ayrıca kanın geri akışını önleyerek damarları bağlamak için laparoskopi tercih edilebiliyor. Yumurtalık ve pelvik varis embolizasyonu geçiren kadınların iyileşme süresi bacak varislerinin tedavi sürecine benziyor. Genellikle ilk 24 saat içinde ağrı tedavisi için bir gece hastaneye yatış gerektiriyor. Bundan sonra hasta taburcu ediliyor ve ağrı kesici ilaç kullanılabiliyor” diyor.

 

Varise karşı önlem

Varise karşı önlem

Mavi veya mor renkleriyle özellikle yaz aylarında daha fazla gözler önüne serilerek estetik açıdan rahatsızlık yaratan varis, aslında toplardamar yetersizliğinin bir sonucu olarak karşımıza çıkan önemli bir sağlık sorunu. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz “Çirkin ve rahatsız edici görünümleri nedeni ile sadece estetik bir problem olarak düşünülse de, psikososyal sorunlar da dahil olmak üzere varisli damarlar birçok soruna yol açabilir. Bazı durumlarda, ilerlemiş varisli damarlar içerisinde pıhtı gelişebilir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir” diyor. Doç. Dr. Ahmet Arnaz, yaz aylarında güneşin ve sıcağın etkisiyle yakınmaların arttığı varise karşı 9 etkili öneride bulundu, önemli açıklamalar yaptı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Cilt yüzeyinin hemen altında şişkin, bükülmüş kan damarları olan varisler mavi ve mor renkleriyle genellikle bacaklarda, ayaklarda ve ayak bileklerinde görülüyor. Ağrı, şişlik, kramp ve kaşıntı gibi birçok şikayete neden olan varisler, aşırı sıcak havanın damarları genişletici etkisi nedeniyle yaz aylarında çok daha fazla sıkıntı yaratıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz, günümüzde yetişkinlerin üçte birinde görülen, kadınlarda erkeklerden çok daha fazla rastlanan varisli damarların, psikososyal sorunlar da dahil olmak üzere bir çok soruna yol açabildiğini belirterek “Varis esasen altta yatan toplar damar yetersizliğinin bir sonucu olarak karşımıza çıkar. Toplardamarlar, vücudumuzdaki dokulardan kalbimize kanı taşıyan damarlardır. Varisli damarlar, tedavi edilmezse ülserlere (açık yaralar), kanamaya ve cilt renginin değişmesine neden olabilir. Şiddetli varisli damarlar, kronik venöz yetersizliğin bir işareti olabilir. Bu durum damarların kalbe kan pompalama kabiliyetini etkiler. Bazı durumlarda ilerlemiş varisli damarlar içerisinde pıhtı gelişebilir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Varisli damarları olan kişilerin kan pıhtıları geliştirme olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle gecikmeden tedavi edilmelidir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bu etkenler varis riskini artırıyor!

Varisli damarların, damar duvarları zayıfladığında ortaya çıktığını, damardaki kan basıncı arttıkça zayıflayan duvarların damarın büyümesine yol açtığını belirten Doç. Dr. Ahmet Arnaz şöyle konuşuyor: “Damar genişledikçe, damardaki kapakçıklar olması gerektiği gibi çalışamaz. Kirli kan dediğimiz oksijenden fakir kan toplardamarlar içinde birikir ve göllenmeye yatkın hale gelir, bu da damarların genişlemesine, şişmesine ve bükülmesine neden olur. Damar duvarları ve kapakçıkları, birçok nedenden dolayı zayıflayabiliyor ve varis gelişme riski artıyor. Genetik faktörlerin yanı sıra, uzun süre ayakta durmak veya oturmak, kan dolaşımını azaltabilen kuşak veya sıkı kemerli pantolon gibi sıkı giysiler giymek, yaşlanmayla damar duvarları ve kapakçıkların eskisi kadar iyi çalışamaması, doğum kontrol hapı kullanan veya menopoza giren kadınlarda hormon seviyelerindeki değişiklikler, sigara kullanımı, aşırı kilo ve genel sağlık durumu da (şiddetli kabızlık veya tümörler vb) varis oluşumuna yol açabilen etkenler arasında yer alıyor.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Varise karşı etkili yaz önerileri

Sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olarak varisli damar gelişimini önlemenin ya da yavaşlatmanın mümkün olduğunu belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Arnaz, özelliklerde yaz aylarında artış gösteren varise karşı etkili önlemleri şöyle anlatıyor:

  1. Yaz aylarında güneş ve aşırı sıcaklar damarları genişletici etki yarattığından aşırı sıcaktan korunmaya özen gösterin. Bacaklarınızı soğuk su ile rahatlatın.
  2. Yüzmek varise karşı en etkili sporlar arasında yer aldığından, yazın bol bol yüzün.
  3. Günde 2 litre sıvı tüketmeye dikkat edin. Sıvı ihtiyacınızı çoğunlukla su ile karşılayın.
  4. Kanın bacaklarda birikmesini önlemek için uzun süre ayakta durmayın, özellikle ayaklarınızın üzerinde durmanızı gerektiren bir işiniz varsa, hareket edip, biraz dolaşarak düzenli molalar verin.
  5. Kan akışını artırmak ve damarlardaki basıncı azaltmak için gün boyunca bacaklarınızı belinizin üzerine birkaç kez kaldırın.
  6. Aşırı kiloluysanız veya hareketsiz bir yaşam tarzınız varsa, varisli damarların yeniden ortaya çıkma şansı daha yüksektir. Fazla kilodan kurtulmak kan damarlarınızdaki basıncı azaltacağından sağlıklı diyetle ve hareketle zayıflamaya çalışın.
  7. Sigara içmek kan damarlarına zarar verir, kan akışını azaltır ve çok çeşitli sağlık sorunlarına neden olur. Bu nedenle tütün ürünlerinden kaçının.
  8. Dolaşımı iyileştirmek için sık sık hareket edin ve uzun süre hareketsiz oturmayın.
  9. Kan akışını kolaylaştırmak için belinizin çok sıkı olmadığından emin olun. Kan dolaşımını azaltabilen kuşak veya sıkı kemerli pantolon gibi sıkı giysiler giymeyin.