Yazılar

Bu hastalıklar çocukları etkisine aldı!

Bu hastalıklar çocukları etkisine aldı!

Son günlerde Covid-19’un yanı sıra nezle, influenza (domuz gribi) ve üst solunum yolu enfeksiyonları hızla yaygınlaşırken, çocuklar her zamankinden fazla risk altında! Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Pandemi sürecinde kış mevsiminin de etkisiyle özellikle okul çağı çocuklarında üst solunum yolu enfeksiyonları, çok hızlı bulaş riski taşıyan influenza (domuz gribi), Covid-19 ve bağırsak enfeksiyonları çok sık görülüyor. Her ne kadar maske kullanılsa da kapalı ortamda uzun zaman geçirilmesi bu hastalıkların hızla yaygınlaşmasına yol açıyor” diyor. Solunum, öksürük ve hapşırıkla bulaşan; yüksek ateş, burun akıntısı, öksürük ve karın ağrısı başta olmak üzere birçok şikayetle kendini gösterebilen bu hastalıklarda zaman kaybedilmeden hekime başvurulması ve test sonucuna göre uygun tedaviye başlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Demet Matben, bazen de yüksek ateş görülmeyebildiğini, bu nedenle çocukta ‘ateşi yok’ diye yanılgıya düşülmemesinin çok önemli olduğunu söylüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, son dönemde çocukları etkisine alan hastalıkları anlattı, sağlıklı bir kış geçirilmesi için ihmale gelmez 5 önlemi sıraladı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Demet Matben

Nezle (Soğuk Algınlığı)

Burun akıntısı ve hapşırık gibi belirtilerle kendini gösteren soğuk algınlığı ihmal edildiğinde orta kulak iltihabına ve akut bakteriyel sinüzite, hatta alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Tedavisinde; serum fizyolojikle burnun yıkanması ve bol bol su içilerek biriken sümüksü salgının temizlenmesi yeterli. Ancak Covid-19 ihtimaline karşı ilk etapta sıkı bir gözlem yapılması, çocuğun okula gönderilmeyip evde dinlenmesi çok önemli.

 İnfluenza (Domuz Gribi)

Dr. Demet Matben, son günlerde çok sık görülen ve hızla yaygınlaşan domuz gribinin yüksek ateş, baş ağrısı, titreme, öksürük, bulantı, kusma ve boğaz ağrısı ile kendini gösterebildiğini belirterek “Bazı çocuklarda hafif geçirilirken, bazı çocuklarda ise zatürreye bile yol açabiliyor. Bu şikayetlerden biri olduğunda zaman kaybetmeden hekime danışmak ve test sonucuna göre tedaviye başlanmak önemli” diyor.

Bronşiolit

Akciğerlerdeki küçük hava kanallarının iltihaplanmasına yol açan bronşiolit, soğuk algınlığıyla benzer belirtilerle kendini gösteriyor ancak öksürük, hırıltılı ve hızlı solunum ve nefes almada zorluk da görülebiliyor. Zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekiyor.

Pause Sağlık, Pause DergiGrip

Kış aylarının başlıca hastalıklarından olan grip hızla yaygınlaşıyor. Grip şikayetiyle hastaneye getirilen çocukların sayısında son dönemde çok önemli artış yaşanıyor. Kalabalık yerler ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi de bulaş riskini artırıyor. Burun akıntısı, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük gibi şikayetlerle kendini gösteren grip; Covid-19’un belirtileri ile de karışabiliyor.

Orta kulak iltihapları

Özellikle kapalı alanlarda sık zaman geçiren çocuklarda bulaş riski çok yüksek olan üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından orta kulak iltihabı görülebiliyor. Baş ağrısı, yüksek ateş, kulak ağrısı ve işitmenin azalması ile kendini gösteren orta kulak enfeksiyonu tedavi edilmezse önemli sorunlara yol açabiliyor. Orta kulak iltihabının tedavisinde antibiyotik verilebiliyor.

Covid-19

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Son günlerde en sık polikliniğe Covid-19 hastaları baş vuruyor. Özellikle okul çağı çocuklarda ve onlarla temaslı bebeklerde bile çok yaygın. Aileler ‘ateşi yok’ yanılgısına düşmemeli çünkü yüksek ateşe yol açmayıp, burun akıntısı, öksürük, kas, eklem ve özellikle baş ağrısı görülebiliyor. Sadece burun akıntısı ile gelen çocuklarda bile Covid-19’a rastlayabiliyoruz. O nedenle burun akıntısı semptomu olsa bile bu şikayetlerin göz ardı edilmemesi, kişilerin test vermesi ve hızlıca izolasyona alınması gerekmekte. Aşı zamanı gelen ebeveyn ve 12 yaş üstü çocukların aşılanması en önemli korunma yöntemi. Tedavi semptomatik ve vücut direncini artırarak yapılıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Rinovirüs

Havaların soğumasıyla özellikle kış aylarında çok sık görülen Rinovirüs; ateş, burun akıntısı, öksürük hatta alt solunum yolu enfeksiyonuna neden olan bir hastalık. Özellikle küçük bebeklerde ağır seyrediyor.

 Dikkat! Bu 5 kural ihmale gelmez!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, çocuklarda yaygın görülen hastalıklara karşı korunma önlemlerini şöyle sıralıyor;

  • Maske kullanımı ve el yıkamaya özen gösterin. Kapalı yerlerde virüs ve bakterilerin yayılması kolaylaşıyor. Bu nedenle maskenin çıkarılmaması, doğru takılması ve gerektiğinde değiştirilmesi çok önemli.
  • Kapı kolları, merdiven trabzanları hatta çocukların sıkça temas ettiği cep telefonları canlı virüsler için en uygun yerlerden ve bolca bulunuyor. Bu nedenle gün içerisinde elleri sık sık yıkamak ve elleri yüze, gözlere ve ağıza sürmemek kritik önem taşıyor.
  • Aşılamalarını zamanında yaptırın.
  • Sağlıklı beslenmelerine, C vitamini içeren mevsim sebzeleri ve meyvelerinden tüketmesine özen gösterin.
  • Kapalı ve kalabalık alanlarda virüs ve bakteriler kolay bulaştığından, pencereleri gün içerisinde belirli aralıklarla düzenli açarak ortamı havalandırın.

Emzirmede bu hatalara düşmeyin!

Emzirmede bu hatalara düşmeyin!

“Sütüm yetmiyor mu!”, “Bebeğim aç mı kalacak!”, “Acaba yeterince sütüm var mı?”… Bu ve benzeri sorular çiçeği burnunda annelerin en sık dile getirdikleri endişeler arasında yer alıyor. Eşsiz özelliğe sahip anne sütünden yavrusunu mahrum etmek istemeyen anneler, kimi zaman da gereksiz bir ümitsizliğe kapılabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Anne sütü bebeğinize verebileceğiniz en değerli armağandır. Bebeğinizi kucağınıza ilk aldığınız andan itibaren fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimi, bağışıklığı için gerekli olan koruyucu ve güçlendirici tüm unsurlar anne sütünde bulunur. Anne ve bebeğin arasındaki bağın oluşması ve güçlenmesinin temel unsuru emzirmedir. ‘Sütüm yetmiyor’ diyerek endişeye kapılmaya gerek yok. Çünkü çoğunlukla hem anne sütünü artırmak hem de anne sütünün kalitesini yükseltmek mümkün olabiliyor.” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, bol ve kaliteli anne sütü için 8 altın ipucu verdi, emzirmede yapılan yanlışlara karşı önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Dr. Demet Matben 

Bebeğinizi sık sık emzirin

Bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içinde bebeğinizi emzirin. Emzirmeyi belli saat aralıklarına sabitlemeyin, aksine bebek ne zaman isterse emzirin. Ancak ‘bebeğim uyuyor’ ya da ‘emmek istemiyor’ diyerek emzirmeyi ihmal etmeyin. Yenidoğan döneminde emzirme aralıklarının üç saatten fazla olmaması gerekiyor.

Her iki göğsünüzden emzirin 

Bebeğinizi her iki göğsünüzden emzirin. Tek taraflı emzirme zamanla diğer tarafta sütün azalmasına neden olur. Göğüslerin emzirilerek boşaltılması süt üretimini artırır. Beslenme sonrası veya bebeğin emmediği göğsü özellikle pompa ile boşaltmak da süt artışını sağlar.

Stresi kontrol etmeyi öğrenin

Bebekli bir yaşama adapte olmak kimileri için ilk başlarda kolay olmayabilir ancak mümkün olduğu kadar stresten uzak durun. Stresin azı tehlikelere karşı önlem almak için faydalı olurken, aşırı stres ise hem size hem de bebeğinize zarar verebileceğinden stresi yönetmeyi öğrenin. Bebeğinizi emzirirken keyif aldığınız bir müzik dinleyerek, huzurlu ve sakin bir ortamda emzirin.

Doğru teknikle emzirin 

Emzirme esnasında bebeğinizin ağzının açık olduğundan ve özellikle memenin areola denilen kahverengi kısmını da ağzına alarak emdiğinden emin olun. Emzirme esnasında ağrı hissetmeniz, bebeğin ağzını şapırdatması veya sadece meme ucunu ağzına alması doğru olmayan emzirme yöntemidir. Bu yanlışlar bebeğin yeterince beslenememesine ve göğüste süt birikimine, meme iltihabına neden olabilir. Ayrıca emzirirken süt gelsin diye memeye makas hareketi yapmak, süt kanallarınızın tıkanmasına yol açabilir. Memenizi alttan ve üstten yanda C harfi oluşacak şekilde hafifçe sıkarak emzirmelisiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Uykusuz kalmayın

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Yapılan bilimsel çalışmalar, anne sütünü arttıran en önemli faktörlerden birinin; annenin uykusunu iyi alması olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle yenidoğan döneminde annenin yeterli ve kaliteli uyuması mümkün olamayabiliyor ancak fırsat buldukça uyumaya ve dinlenmeye zaman ayırın.” diyor.

Bol su için

Günde en az 8 bardak, özellikle emzirme sonrası su tüketin ve sıvı ihtiyacınızı karşılayın. Ayrıca doktorunuzun önermesi şartıyla süt artırıcı içecekleri de tüketebilirsiniz. Sütünüzü artırabilmek amacıyla kulaktan dolma bilgilerle, doktorun bilgisi olmadan çeşitli ‘bitkisel’ adıyla satılan takviye ürünleri bilinçsizce kullanmayın. Zira hem size hem de anne sütü yoluyla geçerek bebeğinize de zarar verebilir.

Sağlıklı ve düzenli beslenin

Dengeli ve sağlıklı besinler ile öğünlerinizi düzenleyin; üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenin. Bitkisel ve hayvansal proteinler, baklagiller, mevsime uygun meyve ve sebzeler, kalsiyum, folik asit içeren yiyecekler mutlaka beslenmenizde yer almalı ve dengeli, yeterli ölçüde tüketilmeli. Şekerli gıdaların süt artımına hiçbir katkısı yoktur, şekeri günlük meyve ve kuru meyvelerden belli miktarda yiyerek alabilirsiniz. Bu nedenle sütünüzün artması amacıyla şekerli gıdalar ya da hazır şekerli içecekleri tüketme yanlışına düşmeyin. Emzirme sürecinde diyet ve aşırı spor yapmayın. Hafif bir yürüyüş günlük aktiviteniz için yeterli olacaktır.

Gece emzirin ya da süt pompalayın

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Bebeğinizi emzirirken acele etmeyin, sakin davranın. Meme bezlerinden süt salgısını uyaran prolaktin hormonu geceleri daha fazla salgılandığından, geceleri emzirme veya gece süt pompalama sütünüzü artırmaya fayda sağlar.” diyor.

Hangi aşı ne zaman yapılmalı?

Hangi aşı ne zaman yapılmalı?

Covid-19 virüsünün bulaşmasını önlemek için yoğun bir şekilde sürdürülen çalışmalar, aşının kişisel sağlığın ötesinde toplumlar için ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Covid-19 enfeksiyonu aylardır diğer hastalıkların önüne geçmiş gibi görünse de özellikle hepatit, kızamık ya da su çiçeği gibi aşı ile önlenebilir hastalıklar yayılmaya devam ediyor. Bu nedenle bebeklerin ve çocukların aşılarının düzenli olarak yaptırılması gerekiyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, çocukluk çağı aşılarının ihmale, ertelemeye gelmeyeceğini vurgulayarak “Çocukluk çağı aşılarına karşı olan yaklaşım giderek büyüyor. Ancak aşı karşıtları hem kendi çocuklarının hem de toplumun sağlığını riske atıyor. Tüberkülozdan ölen, çocuk felcinden sakat kalan, kızamık salgınıyla beyin hasarı kalan çocukları günümüzde görmüyorsak, bu yapılan aşılamalar sayesindedir.” diyor. Aşılamanın özellikle pandemi sonrası toplum sağlığı açısından çok önemli olduğunun altını çizen Dr. Demet Matben, Sağlık Bakanlığı’nın aşı programıyla beraber bu kapsam dışında olan özel aşılardan bahsederek anne babalara ve ailelere önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Hepatit B aşısı karaciğeri koruyor

Karaciğer iltihabı anlamına gelen ve çeşitli tipleri bulunan hepatit, en yaygın bulaşıcı hastalıklar arasında. Türkiye’de oldukça yaygın olan Hepatit B hastalığı, ilerleyen dönemde kronik hepatite ve siroza neden olabiliyor. Hepatit B virüsü, bu virüsü taşıyan anneden, kan ve kan ürünlerinin nakli, cinsel ilişki, küçük kesikler, kulak delinmesi, dövme, diş tedavisi, manikür ve pedikür işlemleri nedeniyle bulaşabiliyor. Yol açtığı sorunlardan korunmak için bebek doğar doğmaz yapılan Hepatit B aşısı, birinci ve altınca aylarda tekrarlanarak üç doz halinde uygulanıyor.

Beşli karma ile hastalıklara geçit yok!

Her biri birbirinden tehlikeli olan difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci ve menenjit hastalıklarından korunmak için “beşli karma” şeklinde uygulanan aşı, 2, 4, 6 ve 18. aylarda yapılıyor, ardından 4 ve 9. yaşlarda da tekrar edilmesi gerekiyor. Çocuklarda menenjite en sık yol açan bakterinin hemofilus influenza olduğunu belirten Dr. Demet Matben, “Bu aşı çocukları menenjitten de koruyor. Ancak Beşli Karma (DaBT-İPA- Hib) aşıların koruyuculuğu en az üç dozu yaptırdıktan sonra başlıyor. Bu nedenle ne kadar erken yapılırsa koruma o kadar erken dönemde başlıyor. İkinci aydan itibaren bu aşıların yapılması gerekiyor” diye bilgi veriyor.

Zatürreye karşı pnömokok aşısı

Zatürre olarak geçen pnömokok aşısı, sinüzit ve zatürreden orta kulak iltihabına ve pnömokok menenjite kadar geniş bir koruyuculuğa sahip. Covid-19 virüsünün solunum yollarına etkisi nedeniyle bu aşının öneminin pandemi döneminde daha da arttığına vurgu yapan Dr. Demet Matben, “Pnömokok aşısı bebeğin 2, 4 ve 12. aylarında uygulanır” diyor.

Verem aşısı iz bırakmasa da korur

Verem geride kalan bir hastalık gibi görünse de ülkemizde hala yaygın bir sağlık sorunu sayılıyor. Bu nedenle BCG olarak bilinen verem aşısının uygulanmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Demet Matben, “2. aydan itibaren uygulanan aşı sol omuza yapılıyor. Aşının yapıldığı yerde bir yara izi oluyor. Ancak yara izi olmaması aşının tutmadığı anlamına da gelmiyor. Verem aşısı olduysa çocuğunuz verem mikrobuna karşı bağışıklık kazanmış oluyor” diye konuşuyor.

Kızamık, kızamıkçık, kabakulak üçlüsü

Toplum sağlığını yakından ilgilendiren kızamık, kızamıkçık ve kabakulak hastalıklarına karşı koruma sağlayan “üçlü aşı” bir yaşında yapılıyor, yoğun yan etki yapmıyor. Bir hafta, on gün sonra hafif ateş ve döküntü gelişebiliyor ancak bu belirtiler 3-5 günde geçiyor. Son 3-4 yıldan bu yana Avrupa’dan başlayan bir kızamık salgını olduğunu hatırlatan Dr. Demet Matben, “Türkiye’de ara sıra 9. ay ile 11. ay arasındaki bebeklerde ekstra doz kızamık aşısı uygulanıyor ve aşı kampanyaları düzenlenebiliyor.” diyor.

Su çiçeği aşısı bir yaşında yapılıyor

Döküntü yapan ve bulaşıcılığı çok yüksek bir hastalık olan su çiçeğinden korunmak için yapılan aşı da kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşılarıyla beraber 12. ayda uygulanıyor.

Hepatit A’dan korunmak mümkün

Türkiye’de çok sık görülen bulaşıcı hastalık olan Hepatit A, ellerden su ve yiyeceklerden bulaşıyor, karaciğeri etkiliyor. Çocukluk çağında 18 ve 24. ayda iki doz şeklinde uygulanan aşı ise bu yaygın hastalıktan koruyor ve herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.

Rotavirüse ve menenjite savaş açan aşılar

Sağlık Bakanlığı’nın aşı takviminde yer almamasına karşın çocuk sağlığı açısından gerekli olan başka aşılar da bulunuyor. Bunlardan rota virüs ve meningokok aşıları öne çıkıyor. Rota virüsün çocukluk çağından çok sık görülen mikrobik olmayan ishal nedeni olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, “Çocukların yüzde 90’ı ishal, kusma, ateş şikayetiyle hastaneye gelir. Genel sağlık durumu bozukluğuna yol açabilen bu virüs, hayati riske de neden olabilir” diyor. Ağızdan alınan rotavirüs aşısının iki ya da üç doz uygulanan türleri bulunuyor. İlk uygulama genellikle 2 ya da 3. ayda yapılıyor. Erken çocukluk çağından itibaren görülen bir menenjit türü olan meningokokun, 24 saat içerisinde damar sistemini etkileyip kanama, pıhtılaşma bozukluğu ve çoklu organ yetmezliği ile yaşamı tehdit eden büyük bir sağlık sorunu haline gelebildiğini vurgulayan Dr. Demet Matben “İki türü bulunan aşı en erken 3. ayda uygulanıyor. Etkisi aşılamadan altı hafta sonra başladığı için erken uygulama önemli. Bir yaşın altındaki çocuklar daha yüksek risk taşıdığı için aşılama mümkün olduğunca erken başlamalı. Ancak ilerleyen yaşlarda da yapılabilir. Doz sayısı yaşa göre değişiyor” diye konuşuyor.