Yazılar

Modern çağın yaygınlaşan sorunu: Uykusuzluk!

“Gece boyunca dönüp duruyorum”, “Sabah kalkınca sanki hiç uyumamış gibi oluyorum”, “Başımı yastığa koyuyorum ama saatlerce uyuyamıyorum” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, uykusuzluğun sadece stres ya da yoğun tempodan kaynaklanmadığını, burun ve boğazdaki bazı sorunların da gece boyunca nefes almayı zorlaştırarak kaliteli uykuyu engelleyebildiğini söylüyor. Uykusuzluk sorununun sadece yetişkinlerle sınırlı kalmadığını, son yıllarda çocuklarda da sık karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Tatlıpınar, uykusuzluğun altında yatan sinsi nedenleri ve sağlıklı bir uyku için 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve özellikle gece geç saatlere kadar süren ekran kullanımı, son yıllarda uyku sorunu yaşayanların sayısını artırıyor. Birçok kişi uykusuzluğu stres ve zihinsel yorgunlukla ilişkilendiriyor ancak çoğu zaman gözden kaçan başka bir neden daha var: Burun ve boğaz hastalıkları. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar; “Özellikle ‘sabah yorgun uyanıyorum’, ‘gece sık sık uyanıyorum’ ya da ‘sanki hiç uyumamış gibiyim’ diyenlerin, mutlaka kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurmasında fayda var. Çünkü horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefesin durması gibi kulak, burun ve boğaz kaynaklı sorunlar, gece boyunca kaliteli uykuyu engelleyebiliyor.”

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar

Sinsi tehlike ‘uyku apnesi’ne dikkat!

Özellikle uykuda nefesin kısa süreli durduğu ‘uyku apnesi’ durumunda kişinin gece boyunca defalarca nefessiz kalabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Tatlıpınar, “Bu durum çoğu zaman kişinin farkında olmadan gerçekleşiyor. Kişi gece boyunca sık sık uyanıyor, derin uykuya geçemiyor ve sabah büyük bir yorgunlukla güne başlıyor. Gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve odaklanma sorunları görülebiliyor” diyor. Burun eğriliği, geniz eti ve bademcik büyümesi, alerjiye bağlı burun tıkanıklığı, damak ve küçük dil sarkması gibi sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiğini belirten Prof. Dr. Tatlıpınar, tedavi edilmeyen uyku apnesinin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Tatlıpınar, yapılan araştırmalara göre uyku apnesinin, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini de artırabildiğini söylüyor.

Çocuklarda da görülebiliyor

Uyku sırasında nefes alma problemleri, geniz eti ve bademcik büyümesi nedeniyle gece horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uyku sık görülebiliyor. Kaliteli uyuyamayan çocuklarda dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, huzursuzluk ve büyüme-gelişme sorunları ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar “Özellikle geceleri horlayan ve ağzı açık uyuyan çocukların mutlaka değerlendirilmesi gerekir” diyor.

Gece uykusunu bozan alışkanlıklara dikkat!

Uykusuzluğun sadece sağlık sorunlarından değil, bazı yanlış alışkanlıklardan da kaynaklanabildiğini belirten Prof. Dr. Tatlıpınar sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle telefon, tablet ve TV gibi cihazların yarattığı ışık ve ekran maruziyeti melatonin üretimini baskılayarak hem uykuya dalışı hem de uykunun derinliğini bozar. Her gün farklı saatlerde yatmak ve kalkmak uyku ritmini olumsuz etkiler. Stres, gece çok aç ya da tok yatmak, ortamda gürültü olması, fazla sıcak ortam, yastık ve yatak problemleri sık uyanmalara neden olabilir. Kafein içeren kahve, çay, çikolata gibi ürünler, bazı ilaçlar uykuyu olumsuz etkiler. Gece tuvalete kalkmaya neden olan sağlık problemleri de uykunun bölünmesine neden olur.”

Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem!

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor;

  • Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın.
  • Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun.
  • Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın.
  • Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.
  • Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının. 

 

 

#Uykusuzluk #UykuSorunları #UykuApnesi #BurunBoğazSağlığı #ÇocuklardaUykusuzluk #UykuKalitesi #SağlıklıUyku #KBB #UykuBozukluğu #UykuTedavisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Üst solunum yolu enfeksiyonuna karşı etkili önlem!

Üst solunum yolu enfeksiyonuna karşı etkili önlem!

Sonbahar ile birlikte havaların soğuması, kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması ve okulların da açılmasıyla özellikle nezle, grip, farenjit ve bademcik enfeksiyonları sık görülmeye başlandı. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış “Son günlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarına sıkça rastlamaktayız. Havaların soğuması nedeniyle üşütme, toplu taşıma araçları ve okul servislerinde maskesiz yolculuk, kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması ve teneffüslerde koşup terledikten sonra terin soğuması derken nezle, grip ve boğaz enfeksiyonları giderek artıyor. Doğru şekilde ve yeterli miktarda havalandırılmayan sınıflar da mikropların kolayca bulaş imkanı bulmasına yol açıyor” diyor. KBB Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, sonbaharla birlikte çocuklarda en sık görülen hastalıkları ve alınması gereken 10 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Dergi

Dr. Esin Özlem Atmış

Boğaz enfeksiyonlarına dikkat!

Son dönemde çocuklarda sık rastlanan boğaz enfeksiyonları yüzde 90 virüslerden, yüzde 10 oranında ise halk arasında beta mikrobu olarak da bilinen A grubu beta hemolitik streptokoklar sınıfından bir bakteriden kaynaklanıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış yüksek ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik şikayeti yapabilen boğaz enfeksiyonlarına basit bir sürüntü testi ile tanı konulabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Özellikle mevsimn geçişlerinde artan boğaz enfeksiyonlarına dikkat edilmelidir. Antibiyotik tedavisiyle kolaylıkla tedavi edilebilen boğaz enfeksiyonu, eğer gözden kaçırılır ve doğru tedavi uygulanmazsa kalp romatizması, böbrek iltihabı, eklem iltihabı gibi kronik problemlere yol açabilmektedir.”

Orta kulak enfeksiyonu sinsice ilerleyebiliyor!

Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda sık görülen orta kulak enfeksiyonunun, doğrudan kulak ile ilgili bulgularla başlayabildiği gibi, boğaz enfeksiyonu veya üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında bakteri ve virüslerin östaki kanalı aracılığı ile orta kulağa taşınması sonucu oluşabildiğini de belirten Dr. Esin Özlem Atmış “Kulak enfeksiyonlarında şiddetli ağrı olabileceği gibi, hastalık sinsice ilerleyip işitmede azlığa neden olabilecek orta kulakta sıvı birikimi ile de izlenebilir” diyor. Geniz eti büyük olan çocuklarda orta kulak iltihabının daha sık görüldüğünü söyleyen Dr. Esin Özlem Atmış, yılda bir iki kez geçirilen orta kulak enfeksiyonunun normal kabul edilebileceğini, ancak daha fazla görülüyorsa geniz eti açısından da araştırılması gerektiğini belirtiyor.

Pause Dergi

Nezle, grip ve alerji birbirine karışabiliyor!

Sonbaharda alerjik şikayetlerin şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma ve kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını, beraberinde sık hapşırma, halsizlik ve yorgunluk da olabildiğini belirten Dr. Esin Özlem Atmış, özellikle okul döneminin başlamasıyla besin alerjileri, solunum yolu alerjileri veya astım hastalarında tetiklenmeler yaşanabildiğine dikkat çekiyor. Alerjinin çoğunlukla nezle (soğuk algınlığı) ve grip gibi okul çağı çocuklarında bu mevsimde sık görülen hastalıklarla karıştırılabildiğini belirten Dr. Esin Özlem Atmış şöyle konuşuyor: “Nezle; basit üşütmeye bağlı gelişen şeffaf burun akıntısı, hafif ateş ve öksürük gibi semptomlarla giden viral enfeksiyonlara bağlı gelişen soğuk algınlığıdır. En sık görülen okul çağı enfeksiyonudur ve genelde basit önlemlerle düzelir. Grip ise İnfluenza virüsünün neden olduğu yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, burun tıkanıklığı, belirgin halsizlik yapan daha ağır seyirli üst solunum yolu enfeksiyonudur. Gripte genellikle tedavi desteği gerekmektedir. Alerjik şikayetler kimi zaman nezle ve grip denilerek tedavi edilmediğinde ve önlem alınmadığında alerji hastalarında bağışıklık sisteminin zayıflayıp hastalıklara meyil artacağından bu hastalar riskli grupta sayılabilmektedir” diyor.

Çocukları hastalıklardan korumak için 10 önlem!

  • Sağlıklı ve dengeli beslenmesine özen gösterin, paketli gıdalardan uzak tutun.
  • Gün içerisinde mutlaka yeterince su tüketmesini sağlayın.
  • Gece uykusunun yeterli ve düzenli olmasına özen gösterin.
  • Hekim önerisiyle D vitaminini ve demirini kontrol ettirerek, hekimin gerekli görmesi ve önerisi doğrultusunda takviye kullandırın. Gelişigüzel vitamin vermekten kaçının.
  • Güçlü bağışıklık sistemine sahip olması için, doğal probiyotik desteğinden faydalanarak bağırsaklarının sağlıklı çalışması için kefir, yoğurt tükettirin.
  • Sık sık el yıkama alışkanlığı kazandırın. Ellerini gün içerisinde özellikle gözlerine, ağzına götürmemesi konusunda eğitin.
  • Maske kullanımı ile ilgili özen göstermesini sağlayın.
  • Bulunduğu ortamın düzenli aralıklarla havalandırılması ve soğuk algınlığı belirtileri olan çocukların okula gönderilmemesine özen gösterin.
  • Astım, kronik bronşit ve kronik kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olan çocukların grip mevsimi başlamadan grip aşı yaptırması da büyük fayda sağlıyor.
  • Alerjisi olan çocukların mümkün olduğunca alerjenlerden (klor içerikli temizlik malzemeleri, dezenfektanlar vb) uzak kalmasına, temizlik sonrası ortamın mutlaka havalandırılmasına dikkat edin.

En sık bu hastalık başımızı döndürüyor!

En sık bu hastalık başımızı döndürüyor!

Çevremdeki her şey dönüyor… Dengemi yitiriyorum, sanki düşecekmişim gibi hisse kapılıyorum… Hareket ederken görüntüleri sabitleyemiyorum… Kimi zamansa bulantı, kusma, kulak çınlaması, işitme azlığı ve gürültüden rahatsız olma gibi sorunlar da bu yakınmalarıma eşlik edebiliyor… Hastaların sıklıkla dile getirdikleri bu şikayetler, çoğumuzun ortak derdi olan ‘baş dönmesinin’ tipik yakınmalarını oluşturuyor! Toplumdaki yaygın inanışın aksine baş dönmesi bir hastalık değil; pek çok hastalığa işaret edebilen bir belirti! Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar “Başımız döndüğünde aklımıza ilk olarak ‘beyin tümörü’ geliyor. Oysa baş dönmesine pek çok hastalık yol açabiliyor. Baş dönmesinin süresi ve eşlik eden diğer şikayetler, nedeni açısından ayırt edicidir. Yaşam kalitesini düşürmesi ve ciddi hastalıklara da işaret edebilmesi nedeniyle baş dönmesinde zaman kaybetmeden hekime başvurmak çok önemli” diyor. Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, baş dönmesinde dikkat edilmesi gereken sinyalleri ve tedavide öne çıkan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pek çok faktör başımızı döndürebiliyor!

Halk arasında ‘kulak kristallerinin yer değiştirmesi’ olarak bilinen Bening paroksismal pozisyonel vertigo, baş dönmesinin en sık görülen türünü oluşturuyor. 15 saniyeden birkaç dakikaya kadar devam edebilen, hareketle tetiklenen baş dönmelerinin altında da çoğunlukla bu neden yatıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar “Kafa travması, ani hareket, öne eğilme, zıplama, yatakta sağdan sola veya soldan sağa sola dönme gibi hareketler kristallerin yer değiştirmesine bağlı gelişen baş dönmesini tetikleyebiliyor. Baş dönmesinin en sık görülen sorumlusu olan bu hastalıkta düzeltici manevralarla yüzde 90 gibi yüksek oranda başarı sağlanabiliyor. İşitme kaybı, kulak çınlaması, yüzde his kaybı, yüz felci gibi şikayetlerin eşlik ettiği baş dönmeleri ise işitme siniri, beyin, beyincik kaynaklı tümörler sonucu gelişebiliyor. İç kulaktaki sıvı artışı nedeniyle oluşan meniere hastalığı, vestibüler nörinit (denge sinir iltihabı), demir ve B vitamini eksikliği, hipertansiyon, hipotiroidi, migren, multiple skleroz, tümörler ve hatta stres gibi psikolojik etkenler de başımızı döndürebiliyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bu belirtiler varsa doktora başvurun!

Yaşam kalitesini düşürmesi ve ciddi hastalıklara da işaret edebilmesi nedeniyle baş dönmesinde zaman kaybetmeden hekime başvurmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, acil tedavi gerektiren şikayetleri şöyle sıralıyor:

  • Baş dönmesi sorunu saniyeler sürmekle beraber tekrarlıyorsa,
  • Saatlerce sürüyorsa,
  • Ataklar halinde geliyorsa,
  • İşitme kaybı, bulantı kusma, baş ağrısı, kulak çınlaması gibi yakınmalar eşlik ediyorsa.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tedavi nedene göre planlanıyor!

Baş dönmesine yönelik tedavi yöntemleri altta yatan nedene göre belirleniyor. Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, hangi sorunda, hangi tedavi yöntemlerine başvurulduğunu şöyle anlatıyor:

  • Düzeltici manevralar: İç kulak kristallerinin yer değiştirmesi nedeniyle gelişen benign paroksismal pozisyonel vertigonun tedavisinde düzeltici manevralardan faydalanılıyor. Hastalar ilk manevradan yüzde 80, ikinci manevradan yüzde 90 gibi oldukça yüksek oranda yarar görüyorlar.
  • D vitamini tedavisi: Baş dönmesinde dirençli olgular D vitamini eksikliğinden kaynaklanabiliyor. Bu tabloda D vitamini tedavisi uygulanıyor. Kemik erimesi görülen kişilerde tedaviye direnç daha fazla olduğu için D vitamini eksikliği varsa; somon, sardalya, morina ve ton balığı gibi balıklar, süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı, yeşil yapraklı sebzeler, karaciğer, kuru üzüm, pekmez, kuru baklagiller ve mantar gibi D vitamininden zengin gıdaların diyette yer almaları gerekiyor. Ayrıca vücuttaki D vitamininin aktivasyonu için güneş ışığından faydalanmak da önem taşıyor.
  • Stres için profesyonel yardım: Migrenöz ve ruhsal kaynaklı baş dönmelerinde stres tetikleyici bir faktör oluyor. Bu nedenle stres oluşturan faktörleri ortadan kaldırma ve stresle baş edebilme yöntemleri konusunda ihtiyaç halinde profesyonel yardım alınması gerekiyor.
  • Enjeksiyonlar, ilaçlar, kulağa tüp takılması: İç kulak tansiyonu olarak ifade edilen meniere hastalarının tuz oranı düşük gıdalar tüketmeleri ve tuzu kısıtlamaları gerekiyor. Kafeinli içecekler ve alkol tüketiminden kaçınmak da önem taşıyor. Bu hastalıkta kulak içi ilaç enjeksiyonları, ağızdan ilaç tedavileri ve kulak zarına tüp takılması, iç kulaktaki endolenfatik keseye tüp yerleştirilmesi gibi operasyonlar uygulanabiliyor.
  • Egzersiz programı: Vestibüler nörinit (Denge sinir iltihabı) hastalığında ilaç tedavisi ve dengeye yönelik egzersiz programı tedavide yardımcı oluyor.
  • Demir ve vitamin takviyeleri: Baş dönmesinin altında demir veya vitamin eksikliği varsa; diyet, demir ve vitamin tedavileri gündeme geliyor.
  • Cerrahi tedavi: İç kulak tümörlerinde tümörün büyüme hızı önem taşıyor. Tümörün yerleşim yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumuna bağlı olarak cerrahi tedavi veya radyo cerrahi yöntemleriyle müdahale ediliyor.
  • Hipertansiyon, hipotiroidi, multiple skleroz ve migren gibi altta yatabilecek diğer hastalıkların tedavisi, ilgili branşlar tarafından düzenleniyor.