Yazılar

‘Diyet yapıyorum ama bir türlü kilo veremiyorum’ diyorsanız…

‘Diyet yapıyorum ama bir türlü kilo veremiyorum’ diyorsanız…

Yediğiniz her şeye dikkat etmenize rağmen kilo vermekte güçlük mü çekiyorsunuz? Sürekli yaptığınız diyetler artık bir işe yaramıyor mu? Hızla kilo vermek için aşırı egzersiz yapıyor, ancak bir türlü istediğiniz kiloya ulaşamıyor musunuz? Yanıtınız ‘evet’ ise tartı ibresinin bir türlü düşmemesinin nedeni, hatalı bazı alışkanlıklarınızdan ve beslenme tarzınızdan kaynaklanıyor olabilir!

Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, ideal ve sağlıklı bir kilo verme programında haftalık ağırlık kaybının ortalama 1 – 1,5 kilo arasında olduğunu belirterek, “Ancak bazen diyet yapılmasına rağmen kilo kaybı bir türlü gerçekleşmiyor. Eğer insülin direnci, hipotiroidi ve Cushing sendromu gibi bazı hastalıklar yoksa, kilo vermekte güçlük yaşanması hatalı bazı alışkanlıklar ve yine hatalı beslenme tarzından kaynaklanabiliyor. Sağlıklı kilo kaybı ancak doğru bir beslenme programının yanı sıra doğru yapılan fiziksel aktivite ile gerçekleşebiliyor. Diyette var olan içeriklerin mümkün olduğunca dışına çıkılmaması, beslenme dengesini bozacak şekilde olan yönelimlerin önüne geçilmesi, duygusal veya strese bağlı yeme ataklarının gerekirse profesyonel bir destekle çözümlenmesi, uzun vadede kalıcı beslenme alışkanlığı kazanmak adına önemlidir” diyor. Peki, hangi hatalarımız kilo vermeyi yavaşlatabiliyor? Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, diyet yapmanıza rağmen kilo vermekte güçlük çekmenizin 10 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz

Nedeni: ‘Diyet’ kelimesini yanlış anlıyorsanız

Kilo vermekte güçlük çekmenizin nedeni, ‘diyet’ kelimesini yanlış anlıyor olmanızdan kaynaklanabiliyor. “Kendinizi aç bırakarak diyet yaptığınızı sanıyor olabilirsiniz. Tartıda zayıfladığınızı görmek için 24 saat aç kalmanız yeterli. Ancak bu gerçek bir kilo kaybı değildir” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çünkü bu yöntemle vücut su kaybına uğrar ve kaslar küçülür, fakat yağlar erimez. Bu aşamada organizma kendisi için gerekli olan enerjiyi yakalamak için kasları enerjiye dönüştürür. İşte bu nedenle gün boyunca yemek yemeyen kişi ‘Hiçbir şey yemiyorum, fakat yine de kilo veremiyorum’ diye düşünmeye başlar. Bu yanılgının önüne geçmek için sizin ihtiyacınıza göre hesaplanmış, yaşam tarzınıza uygun, sürdürebileceğiniz yeterli ve dengeli bir beslenme programı uygulamanız en doğru karar olacaktır”

Nedeni: Tüm gün masa başında veya koltukta oturuyorsanız

Tüm gün hareketsiz bir şekilde oturduğunuzda vücudunuz kaloriyi yakmakta zorlanır. Bu durumda muhtemelen yaktığınız kalori aldığınız kaloriden daha az olacaktır. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için vücudunuza uygun egzersiz ise olmazsa olmazlardandır. Egzersiz düzenli olarak yapıldığında ideal vücut ağırlığını koruma, dayanıklı olma ve esneklik sağlama gibi birçok konuda yararlı olabiliyor. Unutmayın, gün sonunda, kilonuzun yüzde 70’i diyetle, yüzde 30’u ise egzersizle azalıyor.

Nedeni: Yemek dışında başka her şeyle ilgileniyorsanız

Arkadaşlarınızla sohbet ederken tabağınızı bitirmeye mi çalışıyorsunuz? Veya elinizde tabağınız film mi izliyorsunuz? Özetle, yemek dışında başka her şeyle ilgileniyorsanız, kilo vermekte güçlük çekmenizin sorumlusu, ‘yemeklerinize odaklanmamak’ olabilir! Yavaşlamayı, dikkatinizi dağıtmadan yemek yemeyi, vücudunuzun ne zaman doyduğunu beyninize söyleyen doğal sinyalleri dinlerken her lokmanın tadını çıkarmayı içeren ‘sezgisel yeme’ tekniği, en sağlıklı kilo verme araçlarından biridir. Yapılan çok sayıda çalışma, sezgisel yemenin kilo kaybına katkı sağlayabileceğini ve tıkanırcasına yeme sıklığını azaltabileceğini ortaya koyuyor. Yemeğinizi ekran karşısında olmayan bir masada yavaş ve iyice çiğneyerek, renk, koku, tat ile dokuların farkına varmaya çalışarak tükettiğinizde, doyduğunuzu anladığınız an yemek yemeği bıraktığınızda ‘sezgisel yeme’ davranışının büyük çoğunluğunu gerçekleştiriyor ve kilonuzun azalmasına katkı sağlamış oluyorsunuz.

Nedeni: Su içmeyi unutuyorsanız

Vücut susuz kaldığında veya diğer bir deyişle içilen su miktarı yeterli gelmediğinde sindirim enzimlerinin ve bağırsakların çalışma temposu yavaşlıyor. Yavaşlayan sindirim sistemi de kalori yakımının azalmasına, yağ yakımının yavaşlamasına ve bunların sonucunda kilo artışına veya kilo verememeye neden olabiliyor. Bilimsel kuruluşların genel kılavuz ilkelerine göre; sağlıklı bir yetişkinin kilo başına her gün yaklaşık 35 ml su içmesi gerekiyor. Örneğin, 50 kilogram ağırlığındaki bir kişinin günde en az 1,7 litre su içmesi büyük önem taşıyor.

Nedeni: Çok uzun süredir diyet yapıyorsanız

Çok uzun süre ‘diyet’ yapıyor olmak da kilo vermenizi önleyebiliyor. Aylardır kilo veriyorsanız belki de artık bir direnç noktasına ulaşmış olabilirsiniz. Bu durumda diyet yapmaya biraz ara vermeniz gerekiyor olabilir. Bu plato dönemlerinde günde birkaç yüz kalori artırmayı, daha fazla uyumayı, güçlenmek ve daha fazla kas kazanmak amacıyla ağırlık kaldırmayı deneyebilirsiniz. Ara verdiğiniz dönemde, tekrar kilo vermeye başlamadan önce vücut yağ seviyenizi 1-2 ay boyunca korumayı hedefleyin.

Nedeni: Büyük porsiyonları tercih ediyorsanız

Aşırı miktarda kalori alımını, dolayısıyla kilonuzu porsiyon ayarlamasıyla kontrol altında tutabilirsiniz. Dışarda sipariş verdiğiniz yemeklerin porsiyonları genelde sağlıklı önerilen miktardan fazla oluyor. Örneğin, bir restoranda sipariş ettiğiniz biftek (250 gram) üç porsiyon et içerebiliyor. Üstelik çoğu zaman patates kızartması ya da makarnayla servis ediliyor ki bu da alınan kaloriyi belirgin bir şekilde artırıyor. Porsiyonlarınızı kontrol altında tutmak için yemeğinizin hepsini bitirmeye uğraşmayın. Yemeğinizi, çatalınızı arada sırada bırakarak yavaş yavaş yemeye özen gösterin. Yemeğinizin yanında gelen patatesi ya da bunun gibi yüksek karbonhidratlı ve yağlı seçenekleri salata alternatifleriyle değiştirin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Nedeni: Yeteri kadar uyumuyorsanız

Uyku düzensizliği nedeniyle iştahı, dolayısıyla besin alımını arttıran grelin hormonunun vücuttaki seviyesi yükselirken, tam tersi etkiye sahip olan leptin hormonu ise baskılanıyor. Bunların sonucunda da şişmanlama riski artıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, “Kilo verememenize neden olan uyku engelini ortadan kaldırmak için yumurta, balık, kavrulmamış ve tuzsuz kuruyemişler tüketin. Bu besinler, uykuya dalmanızı kolaylaştırıyor ve daha uzun süre uykuda kalmanıza yardımcı olduğu bilinen melatonin hormonunun en yüksek kaynaklarını oluşturuyor” bilgisini veriyor.

Nedeni: Çok fazla egzersiz yapıyorsanız

Araştırmalara göre; çok fazla fiziksel aktivite yapıldığında vücut kalori yakımını durdurarak tepki gösteriyor. Bu nedenle aşırı egzersiz yapan kişilerde kısa vadede kilo verilse de orta ve uzun vadede zayıflama söz konusu olmuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, dolayısıyla tek başına aşırı spor programının kilo vermede yeterli olmadığını ve sağlığı da olumsuz etkilediğini belirterek,  “Kilo vermek için spor ile beraber mutlaka diyet yapılmalı. En etkili spor olması nedeniyle de kilo vermek için düzenli yürümeye özen gösterilmeli. Yürüyüş düşük sikletli ve uzun soluklu bir spor olması sayesinde vücutta strese sebep olmadan yağ yakımını hızlandırıyor. Günde en az 45 dakika yürüyerek hem kilo vermeyi hızlandırabilir hem de sağlıklı bir yaşama adım atmış olursunuz” diyor.

Nedeni: Yatma saatine çok yakın yemek yiyorsanız

Gece geç saatlerde yemek, vücut ısınızı, kan şekerinizi ve insülin seviyelerinizi yükselterek yediklerinizin depolanmasına ve kilo verememenize yol açabiliyor. Bu nedenle yemeğinizi yatmadan en az 3 saat önce bitirmeye çalışın. Akşam yemeğinden sonra atıştırma konusunda dikkatli olun, zira televizyon seyrederken veya bilgisayar kullanırken fark etmeden fazla kalori alırsınız.

Nedeni: Stresli durumlar içerisindeyseniz

Stres, adrenal bezler ile kana glikoz salınımı emrini veren ve beynin enerji için glikoz kullanımını artıran kortizol adı verilen başka bir hormon salgılıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, bu hormonların stres geçene kadar normal seviyesine dönmediğine dikkat çekerek, “Stres geçmezse, sinir sistemi sonunda iltihaplanmaya ve hücrelere zarar verebilecek fiziksel reaksiyonları tetiklemeye devam ediyor. Bu sorunları azaltmak ve yönetmek için kafein, rafine karbonhidrat ile şarküteri ürünlerinin tüketimini azaltırken, meditasyon ve egzersize de zaman ayırmalısınız.” diyor.

Sabahları aç karnına su içmek doğru mu?

Sabahları aç karnına su içmek doğru mu?

Vücut ağırlığımızın yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan su, insan hayatı için oksijenden sonra en önemli gereksinim olarak gösteriliyor. Suyun faydaları saymakla bitmiyor; toksinleri temizliyor, vücut sıcaklığının belirli sınırlar içinde kalmasını sağlıyor, böbrekler başta olmak üzere pek çok organın ve metabolizmanın düzenli çalışmasında önemli görevler üstleniyor ve yediğimiz besinleri sindirmemize yardımcı oluyor. Özetle; su tüm yaşam fonksiyonlarımızın düzenlenmesinde kilit rol üstleniyor. Ancak iş hayatının yoğun temposu ve günlük yaşamın koşuşturması arasında çoğu zaman yeterince su içmemek gibi önemli bir hataya düşebiliyoruz!

Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, yeterince su tüketmediğimizde başta dehidrasyon, erken yaşlanma, tansiyon ve sindirim problemleri olmak üzere pek çok önemli sağlık sorununun gelişebileceği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle vücudunuzun her gün ihtiyaç duyduğu miktar kadar su içmemiz oldukça önemli. Günlük 8-12 bardak su içmenin en doğrusu olduğunu söyleniyor. Ama gerçek şu ki ihtiyaç duyduğunuz su miktarı cinsiyetinize, ne kadar egzersiz yaptığınıza, havanın ne kadar sıcak olduğuna ve başka birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Tıp Enstitüsü (IOM), yetişkin erkekler için her gün toplam 13-15 bardak (yaklaşık 3 litre) sıvı öneriyor. Kadınların da her gün 9 bardak (2 litreden biraz fazla) sıvı tüketmelerini tavsiye ediyor” diyor.

İşte bu noktada çoğumuzun aklına pek çok soru takılıyor: Limonlu su fayda sağlar mı? Sabah aç karnına su içmeli miyim? Ilık su mu, yoksa soğuk su mu daha faydalı? Su zayıflatır mı? Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, yaşam kaynağımız olan su tüketimi hakkında en çok merak edilen 8 soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz

SORU: Az su içmek kadar çok su içmek de hatalı mı?

CEVAP: Az su içmenin yanı sıra çok su içmek de vücudumuzdaki sıvı elektrolit dengesini bozarak sağlığımızı tehdit edebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, “Kalp yetmezliği veya böbrek hastalığınız varsa sıvı alımınızı sınırlamanız gerekebiliyor. Zira çok su içtiğiniz zaman böbrekleriniz fazla suyu atamazsa, ‘hiponatremi’ denilen tablo ortaya çıkabiliyor. Bu, kanınızdaki minerallerin seyreldiği veya sulandığı anlamına geliyor. Sonuç olarak, kandaki sodyum seviyeleri düşüyor, vücudunuzun su seviyesi yükseliyor ve hücreleriniz şişiyor. Bu durum oldukça ciddi, hatta yaşamı tehdit eden sorunlara yol açabiliyor” diyor.

SORU: Sabahları aç karnına su içmek doğru mu?

CEVAP: Sabah kalkar kalkmaz içilen 500 ml suyun kan akışını hızlandırdığı, yeni kan hücrelerinin üretimini artırdığı ve cildinizin parlamasını sağladığı kanıtlandı. Sabahları aç karnına su içmek aynı zamanda bağırsakların çalışmasına katkı sağlayarak fazla kilolardan kurtulmanıza da yardımcı oluyor.  Ayrıca daha az açlık hissetmenizi sağlamasının yanı sıra bağırsaklarda yer alan toksinlerin vücudunuzdan atılmasına da yardım ediyor. Bunların yanı sıra metabolizmanızı hızlandırıyor, saçlarınızın daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olmasına katkıda bulunuyor, mide ekşimeleriniz varsa sorunu hafifletiyor, böbrek taşı oluşumunun ve mesane enfeksiyonlarının önlenmesine destek oluyor ve bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.

SORU: Limonlu / sirkeli su içmek fayda sağlar mı?

CEVAP: Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, sabahları limonlu veya sirkeli su içmenin faydalı olduğunu belirterek, nedenlerini şöyle sıralıyor: “Sirke ve limondaki potasyum kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olabiliyor. Sabahları ılık limonlu su içmekten alacağınız C vitamini, kardiyovasküler hastalık ve felç riskini azaltabiliyor. Aynı zamanda hastalıklarla ve aşırı asidik ortamda gelişen kötü bakterilerle savaşan vücut pH’ını yükseltiyor, sağlıklı hücre işlevini ve yapısını destekliyor, bakteri ile virüsleri vücuttan uzaklaştırıyor” Ancak asidik içerikleri yüksek olduğu için reflü veya gastrit gibi mide problemleriniz varsa, limonlu veya sirkeli suyu tüketmemeniz öneriliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

SORU: Su içmenin en doğru şekli nedir?

CEVAP: Su içmenin en doğru şekli, bir bardak suyu 10-15 saniye zaman diliminde yudum yudum içmektir. Suyu öğünlerinizden yarım saat önce ve yarım saat sonra tüketmeniz, midenizin genişlemesinin önüne geçmenize yardımcı oluyor. Dikkat! Bir seferde çok fazla su tüketmek midede şişkinliğe ve rahatsızlığa yol açabiliyor.

SORU: Yemek yerken su içilmeli mi?

CEVAP: Yemekle beraber tüketilen yaklaşık bir bardak (200 ml) su, büyük besinlerin parçalanmalarına yardımcı olarak yemek borusundan midenize geçişini kolaylaştırıyor. Ayrıca, besini sorunsuz bir şekilde hareket ettirmeye katkı sağlayarak şişkinlik ve kabızlığı önlüyor.

SORU: Suyu soğuk veya ılık içmek fark eder mi?

CEVAP: Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, su içmenin en güvenli yolunun çok sıcak suyun ağızda tahrişlere yol açabilmesi, çok soğuk suyun ise burun mukozasını kalınlaştırabilmesi ve solunum yolu geçişlerini zorlaştırabilmesi nedeniyle ılık su tüketmek olduğunu belirtiyor.  Elif Gizem Arıburnu Oğuz, “Ancak soğuk su içmenin de birçok faydası var. Örneğin egzersiz yaparken, koşarken veya dışarıda hava çok sıcakken yükselen vücut sıcaklığını düşürmek için soğuk su içmek iyi bir seçenek olabiliyor” diyor. Sonuç olarak ister soğuk, ister sıcak, isterseniz de ılık su için; önemli olan vücudunuza almanız gereken suyu ihmal etmemenizdir.

SORU: Spor yaparken su içmek önemli mi?

CEVAP: Spor yaparken organlarımız ve hücrelerimizin düzgün çalışmalarını sağlamak için suya ihtiyacımız var. Egzersiz yaparken su içmek vücut ısımızı düzenlemeye de yardımcı oluyor. Dolayısıyla egzersiz sırasında yeterince su içmezseniz, kendinizi dehidrasyon ve başka komplikasyonlar için büyük riske atmış olursunuz. Ayrıca kaslarınız yorulmaya başlar, kramplar, güçsüzlük ve koordinasyon kaybı yaşayabilirsiniz. Dehidrasyon durumunda vücudunuz kendini soğutamaz, vücut ısısının yükselmesi sonucunda sıcak çarpması gibi ciddi tablolar oluşabilir. Dehidrasyonu önlemek için sadece egzersiz yaparken değil, egzersiz öncesi ve sonrasında da içtiğiniz su miktarına dikkat edin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, egzersiz yaparken ne kadar su içilmesi gerektiğine dair kesin kuralların olmadığına işaret ederek, “Çünkü metabolizma kişiden kişiye değişkenlik gösteriyor. Terleme oranınız, bulunduğunuz ortamdaki ısı ve nem, ne kadar uzun ve yoğun egzersiz yaptığınız gibi faktörleri göz önünde bulundurmalısınız” diyor.

SORU: Su içmek zayıflatır mı?

CEVAP: Yapılan araştırmalarda, suyun metabolik hızı yüzde 30’a kadar arttırdığı tespit edilirken, yemeklerden önce içilen suyun tokluk hissi oluşturduğu ve bu sayede daha az yememizi sağladığı ortaya konmuş. Başka bir çalışmada, öğünlerden önce içilen suyun bu etkileri sayesinde ortalama 75 kalori daha az almamızı sağladığı belirtilmiş. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, metabolizmamıza etki eden büyük etmenlerin ise genler ve yaşımız olduğunu vurgulayarak, “Bunlar müdahale edemediğimiz iki faktördür. Müdahale edebileceğimiz faktörler ise yeterli ve kaliteli uyku, yeterli beslenmek, egzersiz yapmak diyebiliriz. Su içmenin metabolizma hızı üzerinde pozitif bir etkisi vardır. Ancak bu etki, kilo verme hedeflerini önemli ölçüde etkileyemeyecek kadar küçüktür. Yani biz metabolizmamızı hızlandırmak için daha büyük etkileri olan faktörlere odaklanmalıyız” bilgisini veriyor.