Yazılar

Günde 10 adet çilek tüketirseniz…

Günde 10 adet çilek tüketirseniz…

İlkbahar ve yaz mevsiminin en sevilen meyvelerinden olan çilek sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda sağlığımız üzerindeki etkileriyle de ön plana çıkıyor! C vitamininden en zengin meyveler arasında yer alıyor çilek. Günlük bir porsiyon çilek tüketimiyle C vitamini ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayabilirsiniz. Çilek, aynı zamanda A vitamininden potasyuma, kalsiyumdan magnezyuma kadar içerdiği pek çok bileşenle adeta bir şifa deposu. Düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olmadığı için günde bir porsiyon (10 adet orta boy) çilek tüketmenizde fayda var. Ancak dikkat! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, çileğin özellikle çocuklarda alerjik reaksiyona neden olabildiğini belirterek, “Bağışıklık sisteminin çileğin içerisinde bulunan proteine karşı aşırı tepki vermesi sonucu alerjik reaksiyon gelişebiliyor. Huş ağacı polenine veya elmaya karşı alerji sorunu yaşanıyorsa, çileğe karşı ikincil bir besin alerjisi gelişmesi mümkün olabiliyor. Dolayısıyla çilek yedikten sonra ağızda karıncalanma veya kaşıntı, baş dönmesi, dudak, dil veya boğazda şişlik, solunum problemleri, kurdeşen, ishal gibi belirtiler yaşanıyorsa, doktora danışmakta fayda var” diyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, çileğin sağlığımız üzerindeki faydalarını anlattı; önemli önerilerde bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz

Kötü huylu kolesterole karşı etkili oluyor

Çilek zengin lif içeriği sayesinde kötü huylu LDL kolesterolün düşürülmesinde rol oynuyor. Aynı zamanda zengin antioksidan içeriği ile kolesterol üzerinde olumlu sağlık etkileri göstererek damar tıkanıklığının önlenmesine yardımcı olabiliyor. Yapılan bir çalışmada; her gün düzenli çilek tüketen kişilerin LDL kolesterollerinde yüzde 14, toplam kolesterollerinde yüzde 9 ve trigliserid düzeylerinde yüzde 21 oranında azalma görüldüğü bildirilmiş. Çileğin kolesterol düşürücü etkisi lif, C vitamini ve biyoaktif bileşen içeriğiyle ilişkilendiriliyor.

Kalp sağlığını destekliyor

Çileğin potasyum içeriği yüksek tansiyonu olan bireylerde fayda sağlayabiliyor. Düşük sodyum, yüksek potasyum içeren bir beslenme düzeni yüksek tansiyonu dengelemede önem taşıyor. Potasyum, kalp kasının düzenli çalışmasında, kan basıncının dengelenmesinde ve kardiyovasküler sistem üzerindeki yükün azaltılmasında önemli fayda sağlıyor.

Kanserden korunmaya katkı sağlıyor

Çilek antioksidan değeri en yüksek meyveler arasında yer alıyor. Gün içinde maruz kalınan hava kirliliği ve birtakım kimyasallar gibi çevresel faktörler sebebiyle vücuda alınan bazı maddeler toksik etki gösterebiliyor ve hastalıklara neden olan serbest radikal üretimine yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, antioksidanların serbest radikallere karşı koruma sağlayarak hastalıkların oluşumunu önleyebildiğini belirterek, “Antioksidan alımınızı günlük düzenli olarak bir porsiyon çilek tüketerek destekleyebilirsiniz. Ancak yapılan çalışmalar çileğin zengin antioksidan içeriği sayesinde bazı kanser türlerine karşı koruma sağladığını gösterse de daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır” diyor.

Kan şekeri dengesinde önemli

Yapılan çalışmalar kan şekeri dengesindeki bozuklukları obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı riski ile ilişkilendiriyor. Çileğin glisemik indeksinin (kan şekerini yükseltme hızı) düşük olması kan şeker dengesi için önemli. Özellikle insülin direnci veya diyabet sorununuz varsa, ara öğünlerinizde bir porsiyon çilek ile beraber bir su bardağı kefir (200 ml) tüketerek daha dengeli kan şeker seviyesi sağlayabilirsiniz. Çilek ve kefir ikilisi aynı zamanda daha uzun süre tok kalmanıza da yardımcı olacaktır.

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Çilek, güçlü antioksidan etkiye sahip C vitaminin önemli bir kaynağı. Bu sayede bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonlarla mücadele ediyor. Bir porsiyon çilek (10-12 orta boy-180 gr) tüketimi bir porsiyon portakal (1 orta boy-130 gr) tüketiminden daha fazla C vitamini sağlıyor.

Tokluk süresini uzatıyor

Çilek zengin lif içeriği sayesinde tokluk süresini uzatarak ağırlık kontrolüne yardımcı oluyor. “Aynı zamanda çileğin glisemik indeksinin, yani kan şekerini yükseltme hızının düşük olması kan şekerinin düzenlenmesi için de önemli” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan çalışmalar, düşük glisemik indeksli diyetlerin diyabet, ağırlık kontrolü ve obezite tedavisinde olumlu etkilerinin olduğunu gösteriyor. Diyet sürecinde çileğin düşük enerji ve yüksek su içeriğinden faydalanabilirsiniz. Çileği ara öğünlerinizde 2 tam ceviz içi ile beraber tüketerek tokluk sürenizi uzatabilirsiniz”

Cilt sağlığını koruyor

Çilek içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar sayesinde cilt sağlığını da destekliyor. Cildin daha pürüzsüz ve canlı görünmesine yardımcı oluyor. Yüksek C vitamini içermesi ve bu vitaminin anti-inflamatuar etkisiyle çilek akne ile ilişkili iltihaplanmanın azaltılmasında da rol oynayabiliyor.

Kabızlığı önleyebiliyor

Lif ve su içeriği yüksek olan çilek; karpuz, kavun ile üzüm gibi su içeriği zengin meyvelerle beraber vücudun hidrasyonuna ve düzenli bağırsak hareketlerini sürdürmeye destek oluyor. Lif, bağırsak hareketlerini arttırarak ve dışkıya hacim kazandırarak kabızlığın önlenmesine yardımcı olabiliyor. Kabızlık problemi olan kişilerin her gün bir porsiyon taze çilek veya çilek marmeladı tüketerek bağırsak hareketliliğini arttırabileceği belirtiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

SAĞLIKLI ÇİLEKLİ TARİFLER

Çilekli Semizotu Salatası

Malzemeler: 1 küçük bağ semizotu, 10 adet orta boy çilek, 5-6 yemek kaşığı lor peyniri, 2 tam ceviz içi, ½ limon suyu, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı keten tohumu

Yapılışı: Semizotunun saplarını kesin. Ardından yaprak kısımlarını yıkayıp, kurulayın. Çilekleri ikiye bölün ve cevizleri küçük parçalar haline getirin. Lor peyniri, zeytinyağı ve limon suyunu da ekleyerek tüm malzemeleri karıştırın. Üzerine keten tohumu ilave ederek servis edebilirsiniz.

Ne sağlıyor? Çilek semizotu ikilisi yüksek su oranı ve düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerinizin dengelenmesine katkı sağlayarak daha enerjik hissetmenize yardımcı oluyor. Aynı zamanda tokluk sürenizin uzamasına destek veriyor. Bu salatayı ana öğünlerinizde tercih edebilirsiniz.

Çilekli Antioksidan Smoothie

Malzemeler: 10 adet orta boy çilek, 1 avuç ıspanak, 1 su bardağı sade kefir (200 ml), 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi, 1 tatlı kaşığı chia tohumu, 1 tatlı kaşığı hindistancevizi tozu

Yapılışı: Tüm malzemeleri blenderden geçirin. Dilerseniz toz tarçınla tatlandırabilirsiniz.

Ne sağlıyor? Protein içerikli bir öğle öğünü sonrası akşam öğününüzü hafif geçirmek veya kahvaltıda bahar ve yaz aylarında artan sıvı ihtiyacınızı destelemek için tercih edebilirsiniz.

Hangi tatlı, kaç kalori?

Hangi tatlı, kaç kalori?

Şekerpare, kadayıf, revani, baklava… Bayram sofralarını süsleyen, misafirlere ikram edilen tatlılardan sadece birkaçı… Lezzetli oldukları aşikar ama dikkat! Tatlı tüketiminde ölçüyü kaçırmak tatsız sonuçlara yol açabilir! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz “Ramazan Bayramı’nın olmazsa olmazı tatlılara karşı temkinli olmak gerekiyor. Özellikle şerbetli ve hamurlu tatlılar; glisemik indeksinin (kan şekerini yükseltme hızı) ve enerji yoğunluğunun yüksek olması, kan şekeri dengesi bozukluklarına yol açması, yağ depolanmasını artırması, mide yanması ve bağırsak sistemi bozuklukları gibi birçok olumsuz sağlık problemine neden olması nedeniyle risk oluşturabilir. Yapılan çalışmalar; fazla miktarda şeker tüketiminin kalp hastalarında kalp krizini tetikleyebildiğini, diyabet hastalarında kan şekerinin çok yükselmesine neden olabildiğini gösteriyor. Herhangi bir sistemik hastalığı olmadığını düşünen kişiler de günde bir porsiyonu aşmamalıdır” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, sağlıklı tatlı yapımı ve tüketiminin 5 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu, iki de tatlı tarifi verdi…

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz

  • Sütlü tatlıları tercih edin

Ramazan ayında yavaşlayan ve kan şekeri dengesizlikleri meydana gelen metabolizmanız için ağır, şerbetli bayram tatlıları risk oluşturabilir. Bu tür tatlılar kan şekerinde dengesizlik, vücut ağırlığında artış, ani acıkma atakları, sinirlilik, baş ağrısı, artan susama hissi gibi olumsuz durumlar yaratabilir. Sütlü tatlılar ise nispeten daha düşük enerji değerine sahip olduklarından,  porsiyon kontrollü tüketildiklerinde kan şeker dengesizliklerine ve vücut ağırlığı artışına neden olmayacaktır. Bu nedenle sütlü tatlıları tercih edin.

  • Tadımlık tüketin

Tatlıya karşı koyamıyorsanız ve ille de tüketecekseniz misafirlikte ilk olarak ikram edilen lokum, şeker, çikolata gibi ikramlıklar yerine seçiminizi tatlılardan yana kullanabilirsiniz. Şerbetli tatlılar vazgeçilmeziniz ise, bayram süresince mümkün olduğu kadar porsiyon miktarının yarısını tüketmeye veya eve gelen misafirlerinize yarı porsiyon ikram etmeye özen gösterin. Böylece tatlınızı doyumluk değil tadımlık alarak şeker miktarını azaltabilirsiniz.

  • Meyvelerle tatlandırın

Meyveler vitamin, mineral, posa ve birçok fonksiyonel besin bileşenini sağlayan önemli bir besin grubudur. Birçok meyve diğer besinlere kıyasla çok daha düşük enerji içeriğine sahiptir. Meyve tüketiminin kalp hastalıkları, inme ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklara karşı koruyucu olduğu biliniyor. Bu nedenle meyvelerin olumlu; şekerin olumsuz sağlık etkileri göz önünde bulundurulduğunda bayram tatlılarınızı şeker yerine taze veya kuru meyveler ile tatlandırarak tatlı isteğinizi sağlıklı bir şekilde karşılayabilirsiniz. Meyveli tatlılar; hem enerji alımı açısından hem de hazırlanırken yağ içermemelerinden kaynaklı olarak daha düşük enerji içeriğine sahip lezzetli seçimler olacaktır. Ancak tabi ki porsiyon kontrolüne dikkat etmek koşuluyla!

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Tatlınızın içeriğini gözden geçirin

Bayram tatlısı ikramlıklarınızı hazırlarken eğer vazgeçemediğiniz bir tatlı var ise içerisindeki malzemelerde yapacağınız değişimler ile tatlının enerji içeriğini azaltabilirsiniz. Örneğin; kullanacağınız unun çeşidini lif içeriği zengin tam buğday, çavdar unlarından yana kullanabilirsiniz. Böylece tüketim sonrasında ani kan şekeri yükselmesinin önüne geçebilirsiniz. Kullandığınız şeker miktarını yarıya düşürerek veya alternatif olarak bal, pekmez, taze ve kuru meyveleri kullanarak da gerekli tatlandırmayı sağlayabilirsiniz. Tatlı tüketecekseniz, diğer karbonhidrat kaynağı olan ekmek, makarna, pilav, börek, hamurişi türevlerinin miktarını azaltarak öğünlerinizi dengeleyin.

  • Sağlıklı yağları tercih edin

Bayram tatlılarının yüksek şeker içeriğinin yanı sıra yüksek miktarlarda yağ içerdiği de unutulmamalı. Çoğu geleneksel bayram tatlısının içerisinde yer alan margarin, tereyağ gibi yağların kolesterol ve doymuş yağ asit miktarları yüksektir. Bu yağlar, kalp ve damar hastalıkları, diyabet, obezite, kanser vb. hastalıklar olmak üzere pek çok hastalığa neden olur. Bu yüzden ikramlıklarınızı hazırlarken doymamış yağ asitleri, E vitamini ve flavonoid içerikleriyle olumlu sağlık etkileri bulunan badem, ceviz, fındık, kaju gibi yağlı tohumlar, avokado, zeytinyağı, ceviz yağı, hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağ çeşitlerinden yararlanabilirsiniz. Ancak bu yağların sağlıklı olsalar dahi enerji yoğunluklarının yüksek olduğu da göz ardı edilmemeli. Aynı zamanda kızaran tatlı çeşitlerinin de yağ içeriklerinin yüksek olduğu unutulmamalı; alternatifler arasında yer almamalı.

Çocuklarda bu ciddi hastalıklar yaygınlaşıyor!

Çocuklarda bu ciddi hastalıklar yaygınlaşıyor!

Çocuklarda son yıllarda artan sağlıksız beslenme ve hareketsizlik; kalp hastalıklarından obeziteye, diyabetten büyüme geriliğine dek bir çok önemli sorunun yaygınlaşmasına neden oluyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz “Yapılan çalışmalar; çocuklarda sağlıksız beslenme ve hareketsizliğin bağışıklık sistemini baskılayarak enfeksiyon hastalıkları riskini artırdığını, büyüme geriliği, obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıklara zemin hazırlayabildiğini gösteriyor. Sağlıksız atıştırmalık tüketimi yüksek olan çocukların yetersiz ve dengesiz beslenmesine bağlı olarak dikkat süreleri kısalabilirken okul başarılarında da düşüş görülebiliyor” diyor. Çocukların sağlıklı gelişimlerinde sağlıklı beslenmenin anahtar rol oynadığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, sağlıksız beslenmenin yol açtığı sorunları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu; üç de sağlıklı atıştırmalık tarifi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz

Obezite

Çocuklarda sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlikle birlikte gelişen obezite; tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, osteoporoz ve bazı kanser türlerine neden olan önemli bir hastalık. Kış aylarında evde televizyon karşısında geçirilen sürenin artması sağlıksız atıştırmalıkların tüketiminde artışa ve hareketlerin kısıtlanmasına yol açarak obezite riskini artırıyor. Şekerli yiyecek ve içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi, sağlıksız atıştırmalıkların enerji, basit karbonhidrat ve yağ içeriklerinin yüksek olması obezite riskinde artışa neden oluyor. Bu nedenle; enerjisi, yağı, şeker ve früktoz içeriği yüksek sağlıksız atıştırmalıklar yerine, çocuklara sağlıklı besin alternatifleri sunmak gerekiyor.

Diyabet

İçeriğinde lif (posa) bulunmayan kek, şekerleme, hamur işleri, paketli gıdalar ve şeker ilaveli içeceklerin tüketimi kan şekerinde tehlikeli yükselmelere, enerji ve ruh halinde birtakım dengesizliklere neden olabiliyor. Bu sağlıksız atıştırmalıkların tüketiminin alışkanlık haline getirilmesinin diyabet riskini artırdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz “Diyabetin önlenmesinde sağlıklı beslenmenin kilit rol oynadığı unutulmamalı. Fast food, şekerlemeler, paketli gıdalar enerji ve yağ bakımından yüksek olup; besin değeri yönünden fakirdirler. Ana/ara öğün düzeninin sağlanması ve bu öğünlerde posadan zengin mevsim meyve ve sebzelerine, tam tahıl ürünlerine yer verilmesi, sağlıklı atıştırmalıklar hazırlanması çok önemli” diyor.

Kalp ve damar hastalıkları

Dünyada ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıklarından korunmada sağlıklı beslenme alışkanlığı kilit rol oynuyor. Doymuş yağ, şeker ve tuz oranı yüksek sağlıksız atıştırmalıkların çocuklarda kalp-damar hastalıklarına zemin hazırladığını belirten  Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz şöyle konuşuyor: “Çocuklara; bisküvi, kek, pasta, cips gibi yağ içeriği ve enerjisi yüksek besinler yerine, enerjisi ve yağ miktarı düşük sebze ve meyveler, süt ve süt ürünleri, tam tahıl ürünleriyle planlanmış alternatifler sunabilirsiniz. Atıştırmalık tariflerinde kullanacağınız yağ kaynaklarını zeytinyağı, badem, ceviz, fındık, avokado, keten tohumu gibi alternatiflerden tercih edin. Yemek hazırlama yöntemlerinizi gözden geçirerek; örneğin besinleri kızartmak yerine fırında pişirerek de, lezzet olarak herhangi bir değişime neden olmadan yemek ve atıştırmalıkların yağ miktarlarını da azaltabilirsiniz.”

Büyüme geriliği

Çocukluk çağı hızlı büyümenin olduğu, hayat boyu devam edecek davranışların büyük bir kısmının oluştuğu önemli bir dönem. Sağlıksız beslenme ile çocuklarda büyüme gerileyebilirken, çocukluk döneminden itibaren sağlık sorunları görülmeye başlayabiliyor. Sağlıksız atıştırmalıklar çocukların ana öğünlerindeki besin tüketimini sınırlandırarak, günlük protein, vitamin/mineral gereksinmelerinin karşılanamamasına, bu da büyüme geriliğine, dikkat eksikliğine neden olabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, sağlıksız atıştırmalık tüketimi yüksek olan çocukların yetersiz ve dengesiz beslenmesine bağlı olarak dikkat sürelerinde kısalma, okul başarılarında düşüş görülebildiğini vurguluyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bağışıklık sistemi

Bağışıklık sistemini güçlü kılan en önemli faktörlerin başında yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı geliyor. Aksi halde çocukların vücut dirençlerinin düşmesi kaçınılmaz oluyor. Özellikle beslenme çantalarında bulunan paketli gıdalar, kek, şekerleme, hamur işleri gibi içeriğinde lif (posa) bulunmayan basit karbonhidrat içeriği yüksek atıştırmalıklar çocukların günlük protein, vitamin/mineral gereksinmelerini karşılamada yetersiz kalmaları sebebiyle bağışıklık sistemlerini destekleme sürecini olumsuz etkiliyor. Çocukların tükettiği atıştırmalıkların besin örüntülerinin dengeli ve vitamin ile minerallerden zengin olmasına özen göstererek, zararlı mikroorganizmalara karşı kalkan görevi üstlenen bağışıklık sistemlerini destekleyebilirsiniz.

Sağlıklı atıştırmalık tarifleri

  • Narlı kek

Nar; lezzetinin yanı sıra lif, flavanoidler, C vitamini, A vitamini ve folat içeriğinin yüksek olmasıyla güçlü bir bağışıklık sistemi için önem taşır. Ek olarak punicalagin ve punisik asit bileşenlerini içermesi narın antioksidan içeriğini kuvvetlendirerek çocukların vücut direncini artırmaya destek olur.

Malzemeler:

2 adet yumurta, 1 çay bardağı zeytinyağı, 1 çay bardağı fındık, 2 su bardağı tam buğday unu, 1 su bardağı yoğurt, 1 paket kabartma tozu, 2 su bardağı nar tanesi, 2 olgun muz

Yapılışı:

Yumurta krema kıvamına gelene kadar çırpılır. Yağ ve yoğurt eklenerek çırpılmaya devam edilir. Olgun muzlar püre haline getirilerek karışımın içerisine eklenir. Un ve kabartma tozu yavaş yavaş eklenerek çırpılır. Küçük parçalara ayrılmış fındık ve nar taneleri eklenerek yavaşça karıştırılır. 180 derece önceden ısıtılmış fırında 30 dakika pişirilir. 1 dilimi 1 su bardağı süt ile tüketilerek iştah kontrolü sağlamaya yardımcı olabilir.

  • Ispanak topları

Ispanak; A, C vitamini ve demir içeriği sayesinde antioksidan besinler arasında yer alır. Bu sayede bağışıklık hücreleri korunarak çocukların vücut direnci desteklenir.

Malzemeler:

½ küçük bağ ıspanak, ½ su bardağı galeta unu, 100 gr tam buğday unu, 2 yumurta, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 paket kabartma tozu, 90 gr orta yağlı beyaz peynir, 2 diş sarımsak, ½ çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karabiber

Yapılışı:

Ispanaklar yıkanarak temizlenir. İri doğranarak zeytinyağı ile az sotelenir ve soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra geri kalan malzemeler ile karıştırılır. Yuvarlak toplar yapılarak yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizilir. 180 derece önceden ısıtılmış fırında üzerleri kızarana dek 20 dakika kadar pişirilir. 3-4 adet ıspanak topunu ayranla beraber tükettirerek alınan protein miktarını artırabilirsiniz.

  • Balkabağı topları

Balkabağının içeriğindeki beta-karoten güçlü bir antioksidan olup, bağışıklık hücrelerini korur. A, C, E vitamini, folat ve demir içeriği ile bağışıklık sistemini destekleyerek okul ve kış döneminde yaygınlaşan soğuk algınlığına karşı koruma sağlar. İçeriğindeki A vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra çocukların göz sağlığını destekler.

Malzemeler:

1 orta boy dilim balkabağı, 2 yemek kaşığı ince öğütülmüş yulaf ezmesi, 4 tam ceviz içi (küçük parçalara bölünmüş), 1 silme yemek kaşığı bal, 2 yemek kaşığı hindistancevizi tozu

Yapılışı:

Balkabağı dilimlenerek 10-15 dakika kadar buharda pişirildikten sonra çatalla ezilir. Geriye kalan malzemeler eklenerek karıştırılır ve buzdolabında soğumaya bırakılır. Yuvarlak toplar haline getirilip hindistancevizi tozuna batırılarak servis edilir. 2 adet balkabağı topunu sütle beraber tükettirerek alınan protein miktarını artırabilirsiniz.

Sıvı ihtiyacınızı karşılayan 10 besin

Sıvı ihtiyacınızı karşılayan 10 besin

İyice bastıran yaz sıcaklarında artan terlemeyle beraber vücuttan sıvı kaybı hızlanıyor. Susuz kalınan sürenin uzaması da halsizlik, baş ağrısı ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlara yol açabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, yaşamsal fonksiyonların devam edebilmesi için sıvı ihtiyacının, susamayı beklemeden yerine konulmasının şart olduğunu belirterek “Günlük 2-2,5L (10-12 bardak) su tüketimine özen gösterilmelidir. Yaz aylarında artan soğuk kahve, çay ve gazlı içecek tüketimi vücudun sıvı ihtiyacını karşılıyor gibi düşünülse de aksine kafein içeren bu içecekler diüretik (idrar söktürücü) olduklarından vücutta sıvı kaybına yol açıyorlar.” diyor. Yaz meyveleri tüketiminde insülin direnci, hipoglisemi ve diyabet hastalığı olanların dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, aynı zamanda bu meyvelerin fazla tüketiminin vücutta yağa dönüşeceğinin unutulmaması gerektiğini vurguluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, yazın sıvı ihtiyacını karşılamaya destek olacak 10 besini anlattı, üç de sağlıklı yaz tarifi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Salatalık

Salatalık yüzde 95 oranındaki yüksek su içeriğiyle vücudun sıvı kaybının karşılanmasına destek olurken; folat, potasyum, C ve A vitaminlerini de içermesi sayesinde kan basıncının düşürülmesini sağlar.  Düşük kalorisi ve tokluk süresini uzatıcı etkisiyle yaz günlerinde tercih edilebilecek ferahlatıcı bir besin alternatifi olan salatalığı, limon ilavesiyle ara öğünlerinizde de tüketebilirsiniz.

Erik

Glisemik indeksinin düşük, lif içeriğinin yüksek olması kan şekeri dengesinin sağlanmasında ve diyet sürecinde etkilidir. Su içeriğinin zengin olması, gün içerisindeki sıvı ihtiyacınızı desteklerken tokluk sürenizi uzatır. Ancak eriğin tuzlayarak tüketilmesi vücutta ödem oluşumuna neden olabilir. Özellikle tansiyon hastalarının eriği tuzsuz tüketmelerinde fayda var. Eriği gün içerisinde 1 porsiyon ölçüsünde (7 orta boy) tüketerek günlük sıvı ihtiyacınızı karşılamaya yardımcı olabilirsiniz.

Yoğurt

Su, protein, kalsiyum, fosfor ve riboflavin içeriği zengin olan yoğurt sindirimin kolaylaştırılmasına destek olur. İçeriğindeki probiyotik bileşimi sindiriminizi kolaylaştırırken bağışıklık sisteminin de güçlendirilmesinde etkilidir. Zengin su içeriği yaz sıcaklarında sıvı ihtiyacının karşılanmasında etkili bir alternatiftir. Gün içerisinde en az 1 porsiyon (150 gr) yoğurt tüketimini ihmal etmemekte fayda var.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Karpuz

Karpuzun yüzde 90 oranındaki zengin su içeriği vücudunuzun su dengesini korurken tokluk sürenizin uzamasına da yardımcı olur. Karpuzun likopen içeriği yüksektir. Likopen güçlü bir antioksidan olup; hücrelerin korunmasına ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Potasyum içeriği kan basıncını düzenlemeye destek olur. A vitamini içeriğiyle bağışıklık sisteminizi destekler. Karpuzun zengin su içeriğiyle sıvı ihtiyacınızı karşılarken yaz akşamlarınızı daha hafif geçirebilirsiniz. Ancak insülin direnci, hipoglisemi ve diyabet hastalığı olanların uzman kontrolünde günlük 1 porsiyonu (220 gr) aşmamaları gerekir.

Kavun

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz “İçerisinde yaklaşık olarak yüzde 91 oranında su bulunduran kavun yüksek potasyum, folat ve A vitamini içeriğiyle yaz günlerinde sıvı ihtiyacınızı karşılayacak güzel bir alternatiftir. Kendine özgü aromasıyla salatalarınızda, smoothielerinizde tercih edebilir; suyunuzun içerisine küçük kavun dilimleri ekleyebilirsiniz. Glisemik indeksi yüksek olan kavunu günde 1 porsiyon ölçüsünü (170 gr) geçmeden; diyabet, insülin direnci, hipoglisemi ve böbrek hastalığı olan bireylerin ise uzman kontrolünde tüketimi önemlidir” diyor.

Kabak

Yaz sıcaklarında ağır yemek tüketiminin yerine yüzde 95’i su olan kabakla hafif ve farklı öğün alternatifleri oluşturabilirsiniz. Zengin su içeriğiyle ağırlık kontrolü sürecinize destek verirken; sindiriminizi kolaylaştırarak kabızlık riskini azaltmaya yardımcı olur. Kabak lif, A, B6 ve C vitaminleri, folat, magnezyum ve fosfor kaynağı olup; vücutta hücre hasarına neden olan serbest radikallere karşı koruma sağlar. Lif ve su içeriğinin yüksek olması açlık hissinin ve iştahın azaltılmasına yardımcı olur. Kabağı rendelenmiş olarak salatalarınızda, zeytinyağı ile sotelenerek, çorbalarınızda, kreplerinizde, güveç yemeklerinizde veya garnitür olarak tercih edebilirsiniz.

Çilek

C vitamini içeriği zengin olan çilek yüzde 91 oranında su içerir. Zengin lif içeriği bağırsaklardaki yararlı bakterileri besleyerek sindirim sisteminin desteklenmesine yardımcı olur. Düşük glisemik indeksi kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açmadığı için günde 1 porsiyon (10 orta boy) tüketilebilir. Antioksidan içeriği kalp sağlığının desteklenmesine yardımcı olur. Su içeriğinin yüksek olması gün içerisinde kaybedilen sıvının yerine konmasına ve tokluk sürenizin uzatılmasına yardımcı olur.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Şeftali

Zengin su içeriği günlük kaybedilen sıvının yerine konulmasında, iştah kontrolü ve kan şeker dengesinin sağlanmasında etkilidir. Şeftalinin C vitamini içeriği bağışıklık sisteminizi desteklerken; A vitamini içeriği göz sağlığında büyük öneme sahiptir. Lif içeriği ile ağırlık kontrolü sürecinizi destekler. Günlük tüketilen meyve alternatifi olarak 1 porsiyon (1 orta boy) şeftaliyi ara öğünlerinizde, salatalarınızın içerisinde veya kahvaltılarınızda tüketilebilirsiniz.

Marul

Marul yüzde 95 oranında su içermektedir. Marul tüketiminin arttırılması yazın vücudun kaybettiği sıvının yerine konulmasına destek olur. Lif, A ve C vitamini içeriği vücut sağlığını korurken vücuttaki toksinlerin uzaklaştırılmasına da destek olur. Yüksek su ve lif içeriği tokluk sürenizin uzamasında etkili olurken gün içerisindeki kan şeker dengenizi korur. Düşük enerji içeriğiyle marulu çiğ olarak kahvaltılarınızda, salatalarınızda veya ara öğünlerinizde bol bol tüketebilirsiniz.

Domates

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz “Domates içeriğinde yüzde 95 oranındaki su ile yazın kaybedilen sıvının yerine konulmasında oldukça etkilidir. Aynı zamanda zengin antioksidan içeriği, A ve C vitaminleriyle vücuttaki serbest radikallere karşı koruma sağlar ve bağışıklık sistemini destekler. Domates tüketirken üzerine ekleyeceğiniz zeytinyağı ilavesi ile domatesteki antioksidan özellik gösteren likopenin etkisini arttırabilirsiniz” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Şeftali soda

1 orta boy şeftali, ½ limon, 2-3 dal taze nane, 1 şişe maden suyu

Şeftali püre haline getirilir, içerisine limon sıkılırak maden suyu ilave edilir. Nane yaprakları ve buz küpleriyle servis edilir. Ara öğünde tüketiminiz yazın günlük olarak kaybedilen sıvı ve elektrolit dengenizin sağlanmasına destek olur.

  • Kavun smoothie

170 gr kavun, 1 orta boy salatalık, 4 yemek kaşığı yoğurt (150 gr), 2-3 dal nane

Tüm malzemeler karıştırıcıdan geçirilerek nane dilimleriyle servis edilir. Ara öğünde tüketmeniz günlük sıvı ihtiyacınızın desteklenmesine yardımcı olur.

  • Soğuk domates çorbası

1 orta boy domates rendesi, 1 orta boy salatalık rendesi, 1 yaprak marul, 2 yemek kaşığı haşlanmış karabuğday, ½ çay kaşığı tuz, 2 yemek kaşığı yoğurt (75 gr)

Su ile sulandırılan yoğurda; doğranan marul, rendelenen salatalık ve domates, haşlanan karabuğday ve tuz eklenir. Taze nane yapraklarıyla süslenerek servis edilir. Öğünlerinizde soğuk çorba alternatifi olarak tercih etmeniz gün içerisinde kaybedilen sıvının yerine konulmasına destek olacaktır.

Akciğer için önemli 10 besin

Akciğer için önemli 10 besin

Covid-19 pandemisinde yapılan çalışmalar, koronavirüsün solunum sistemimizin en önemli organı olan akciğerler üzerinde tutuluma yol açarak nefes darlığı, solunum yetmezliği ve zatürre gibi önemli sorunlara yol açtığını gösteriyor. Bu nedenle akciğer fonksiyonunu güçlendirmek bu pandemide ayrı bir öneme sahip. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz dengeli beslenme düzeninin ve bağışıklık sistemini güçlendiren besinleri tüketmenin akciğer enfeksiyonlarını önlemede ve akciğerleri güçlü tutabilmede kilit rol oynadığını belirterek, “Özellikle C, E ve A vitaminleri ile selenyum gibi antioksidan bileşenler, akciğer hücrelerini yok eden serbest radikallerin nötralizasyonuna yardımcı olarak akciğer hasarlanmasını yavaşlatıyor ve akciğer sağlığının korunmasına katkı sağlıyor” diyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz akciğerin güçlenmesine yardım eden besinleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Elma

Elma; lif, flavonoidler, C, A, E vitamini ve potasyum gibi mineraller içeriyor. Yapılan çalışmalar; haftada 5 porsiyon ve üzerindeki elma tüketiminin akciğer fonksiyonunu geliştirmeye yardımcı olabileceğini gösterdi. Sigara içen bireylerde yapılan bir çalışmada da; elma tüketen kişilerin akciğer fonksiyonunda daha yavaş bir düşüş olduğu gösterildi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, bir adet orta boy elmanın bir porsiyona eşdeğer olduğunu belirtiyor.

Muz

Muzun zengin potasyum içeriği, akciğer sağlığı, işlevi ve gelişmiş akciğer fonksiyonu için oldukça önemli. Yapılan bir çalışma, özellikle çocukluk döneminde yeterli potasyum tüketiminin akciğer fonksiyonunu ve kapasitesini artırmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. “Bu nedenle potasyum mineralinden zengin olan muzu ara öğünlerde tüketmek uygun olacaktır” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, “Ancak kan şekerini hızlı yükseltme riski nedeniyle diyabet hastalarının dikkatli tüketmelerinde ve bir adet büyük muzun 2 porsiyon meyveye eşdeğer olduğunu hatırlamalarında fayda var” diyor.

Domates

Domates, güçlü akciğer sağlığıyla ilişkilendirilen karotenoidlerden antioksidan özellik gösteren likopenin en zengin besin kaynakları arasında yer alıyor. Yapılan çalışmalar domates tüketiminin astımlı bireylerde hava yolu enflamasyonunu azalttığı ve KOAH hastalarında akciğer fonksiyonunu iyileştirdiğini gösterdi. Sigara içen bireyler üzerinde yapılan bir çalışmada ise domates tüketen bireylerin akciğer fonksiyonunda daha yavaş bir düşüş olduğu gözlemlendi. Domates tüketirken üzerine ekleyeceğiniz zeytinyağı ilavesi, domatesteki antioksidan özellik gösteren likopenin etkisini arttıracaktır.

Kırmızı lahana

Lif, C ve A vitamini açısından  zengin olan kırmızı lahana; yüksek oranda potasyum, az miktarda demir, magnezyum, kalsiyum ile fosfor bulunduruyor. Aynı zamanda antioksidan özellik göstererek bağışıklık sistemini destekleyen karotenoidler ve antosiyaninlerden zengin bir kaynak. Yapılan çalışmalar; antosiyanin kaynaklı besin alımının artmasının akciğer fonksiyonunu güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Kırmızı lahana aynı zamanda yüksek miktarda lif içeriyor. Çalışmalar, yüksek lif tüketimi olan bireylerin, düşük miktarda lif tüketen bireylere nazaran daha iyi akciğer fonksiyonuna sahip olduğunu gösteriyor.

Zeytinyağı

Zeytinyağı, polifenoller ve E vitamini içeriğiyle antiinflamatuar antioksidan kaynağı olarak gösteriliyor. Yapılan bir çalışmada; zeytinyağından zengin olan Akdeniz diyeti ile beslenen KOAH ve astım hastalarının akciğer fonksiyonlarında iyileşmeler gözlemlendi. İçeriğindeki tekli doymamış yağ asitleri ve E vitamini formu olan tokoferol de daha iyi akciğer fonksiyonuyla ilişkilendirildi.

Pancar

Pancar; A vitamini, C vitamini, potasyum ve kalsiyum gibi vitamin ile mineraller içeriyor. Rengini veren betalain yüksek oranda antioksidan özellik göstererek akciğer fonksiyonunu optimize ediyor. Pancar aynı zamanda akciğer fonksiyonunu geliştiren nitrattan da zengin bir besin. Ancak içeriğindeki sodyum ve karbonhidrat miktarı nedeniyle kronik hastalığı bulunan bireylerin porsiyon kontrolüne dikkat etmeleri gerekiyor.

Yoğurt

Yoğurt; protein, kalsiyum, fosfor ve B grubu vitaminlerinden zengin bir besin. Çalışmalar yoğurdun içeriğinin akciğer fonksiyonunu artırmaya ve KOAH riskine karşı korumaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Yapılan bir çalışmada, daha yüksek kalsiyum ve fosfor alımının iyileşmiş akciğer fonksiyonuyla ilişkili olduğunu ve yüksek kalsiyum alımına sahip olan bireylerin KOAH riskinde yüzde 35 oranında azalma olduğunu gösterdi.

Sarımsak

C vitamini, selenyum, potasyum ve kalsiyumdan zengin sarımsaktaki ana aktif bileşen olan allisin bağışıklık hücrelerini güçlendiriyor. Aynı zamanda antimikrobiyal ve antiviral etkisi sayesinde bakteriyel ile viral enfeksiyonlara karşı koruma sağlıyor. Bu özelliklerinin yanı sıra içeriğindeki ana aktif bileşen olan allisin akciğerlerin temizlenmesine katkıda bulunuyor ve akciğer enfeksiyonlarına neden olan bakteri ile virüsleri öldürmeye destek oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz sarımsağı çiğneyerek, ezerek veya dilimleyerek tüketmenin allisin içeriğini zenginleştirmesi sayesinde emilim kalitesini arttıracağını belirterek, “Ancak sarımsağın aşırı tüketimi alerjik reaksiyonlara ve kanamalara yol açabileceği için dikkatli tüketilmelidir. Her gün 2-3 küçük diş tüketimi yeterli olacaktır” diyor.

Pazı

Pazı; lif, A, C, K vitaminleri, potasyum, magnezyum ve demir içeriği yüksek bir besin. Besinlerle alınan potasyum ve magnezyum tüketiminin arttırılması, yapılan bazı çalışmalarda daha iyi akciğer fonksiyonu ile ilişkilendirildi. Pazının içeriğindeki karotenoidlerden olan lutein ve zeaksantin, güçlü antioksidan özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini ve akciğer fonksiyonunu destekleyici rol üstleniyor. Ancak böbrek hastalığı olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerin, zengin potasyum ve K vitamini kaynağı nedeniyle pazıyı kontrollü tüketmeleri gerekiyor.

Balkabağı

Balkabağı; akciğer sağlığını geliştiren alfa ve beta karoten, lutein ile zeaksantin gibi karotenoidler açısından özellikle zengin bir besin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, balkabağının antiinflamatuar özelliğiyle, zararlı maddeleri etkisiz hale getirip, vücut hücrelerine zarar vermesini önlediğini belirterek, şunları söylüyor: “Balkabağı aynı zamanda lif, A vitamini, C vitamini, E vitamini, folat ve demir içeriğiyle bağışıklık sistemini destekliyor. Genç ve yaşlı popülasyon üzerinde yapılan çalışmalar, yüksek kan karotenoid seviyelerinin daha iyi akciğer fonksiyonuyla ilişkili olduğunu gösteriyor.