Yazılar

Bahar alerjisine karşı etkili önlemler!

Bahar alerjisine karşı etkili önlemler!

Hapşırma nöbetleri, gözlerde kızarma ve sulanma, öksürük, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, göz altlarında mavimsi morluklar… Bunlar gibi daha bir çok şikayete yol açabilen bahar alerjisi doğanın canlanmasına inat pek çok kişide yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürüyor, sağlığı olumsuz etkiliyor. Solunum yolu alerjik hastalıklarının görülme sıklığının son yıllarda tüm dünyada arttığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Alerji; bağışıklık sistemimizin, dışarıdan gelen yabancı maddelere karşı aşırı tepki vermesi durumudur. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında ortaya çıkan ve halk arasında ‘saman nezlesi’ ve ‘bahar alerjisi’ olarak adlandırılan bu alejik reaksiyonlardan ülkemizde en çok sorumlu olan bitkiler; çayır (çimen), ağaç (özellikle yaprak döken ağaçlar) ve yabani otlardır. Yapılan çalışmalar; yine ülkemizde bahar alerjisinin görülme sıklığının yaklaşık yüzde 10 olduğunu göstermektedir. Bahar alerjisi gerekli önlemler alınmaz ve tedavi edilmezse, sinüzit, otit (orta kulak iltihabı) hatta astıma neden olabilmektedir” diyor. Peki bahar alerjimiz olup olmadığını hangi sinyallerle anlayabiliriz? Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim bu sinyalleri ve korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Tülin Sevim

Bahar alerjiniz var mı? 9 soruda kendinizi test edin!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, bahar alerjisinin öne çıkan belirtilerini şöyle sıralıyor ve özellikle ilkbahar-sonbahar aylarında, çoğunlukla da polenler nedeniyle bu belirtilerden bir veya birkaçı günlük yaşantıyı olumsuz etkileyecek sıklıkta oluyorsa mutlaka Alerji,  Göğüs Hastalıkları veya Kulak Burun Boğaz Uzmanına danışılması gerektiğini söylüyor. İşte o belirtiler;

  1. Art arda hapşırık nöbetleriniz oluyor mu?
  2. Alerjenlerle karşılaştığınızda burun tıkanıklığı / burun akıntısı başlıyor mu?
  3. Gözlerinizde, burnunuzda, ağız ve kulaklarınızda kaşıntı başlıyor mu?
  4. Gözleriniz şişiyor, kızarıp sulanıyor ve göz altlarında morluklar oluşuyor mu?
  5. Geniz akıntısı, öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı şikayetleriniz oluyor mu?
  6. Cildinizde kaşıntı ve döküntü oluyor mu?
  7. Koku ve tat duyunuzda azalma hissediyor musunuz?
  8. Burun tıkanıklığına bağlı horlama ve uyku bozukluğu sorunu yaşıyor musunuz?
  9. Gün içerisinde konsantrasyon bozukluğu, halsizlik ve yorgunluktan şikayetçi misiniz?

Özellikle polen mevsiminin başladığı ilkbahar ve sonbahar aylarında ortaya çıkan ve günlük yaşam kalitesini büyük ölçüde vuran alerjik şikayetlerin birkaç ay devam ettiğini söyleyen Doç. Dr. Tülin Sevim, bahar alerjisinin tedavi edilmediğinde sinüzit, otit (orta kulak iltihabı) hatta astıma yol açabildiğini vurguluyor.

Bahar alerjisine karşı 5 etkili önlem!

Alerjik hastalıkların tedavisinde ilk ve en önemli adımı ‘sorumlu alerjenden uzaklaşmak’ olarak açıklayan Doç. Dr. Tülin Sevim, polenlerden kaçınmanın kolay olmadığını ancak bazı önlemlerle polen mevsiminin daha rahat geçirilebileceğini söylüyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim bahar alerjisine karşı alınabilecek önlemleri şöyle açıklıyor;

Eve gelince giysilerinizi değiştirin

Dış ortamdaki polenler saçınıza, vücudunuza, giysilerinize ve ayakkabılarınıza yapışabildiğinden eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin. Gözlüklerinizi suyla yıkayın. Duş alın, saçınızı ve yüzünüzü bol suyla yıkayın. Polenlerin yapışmaması için çamaşırlarınızı dışarıda kurutmayın.

Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim

Alerjiniz olup olmadığını öğrenin

Çoğu ağaç polenleri kış sonu ve ilkbahar başında atmosferde yoğun olurken, çayır (çimen) ve tahıl polenleri ilkbaharda ve yaz başında, yabani ot polenleriyse yaz sonu ve sonbaharda daha yoğun olarak bulunuyor. Doç. Dr. Tülin Sevim, basitçe uygulanan deri testi veya bazı kan testleriyle alerjiye neden olan polenleri öğrenerek kendinizi koruyabileceğinizi belirtiyor.

Kapı ve pencerelerinizi kapalı tutun

Polenler özellikle sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde yoğun olarak bulunup akşam saatlerinde azalıyor. Polen yoğunluğu, sıcak, güneşli ve rüzgarlı havalarda artarken, yağmur yağdıktan sonraki ilk birkaç saatte büyük oranda kayboluyor. Polen yoğunluğunun arttığı saatlerde kapı ve pencerelerinizi kapalı tutmaya, araba kullanırken camların kapalı olmasına, evde, işyerinde ve aracınızdaki klimalarda polen filtresi kullanmaya özen gösterin. Toplu taşıma araçlarında açık pencere veya kapılardan uzakta oturmaya gayret edin.

Dışarı çıkarken bunlara dikkat edin!

Polenlerin yoğun olduğu anlarda açık hava aktivitelerinizi en aza indirin, mümkünse dışarı çıkmayın. Çayırlık (çimenlik) alanlarda piknik yapmamaya, çimler biçilirken yakında bulunmamaya dikkat edin. Doç. Dr. Tülin Sevim, “Dışarı çıkarken; polenlerin ağız ve burundan girişini önlemek için maske, gözlere girmesini önlemek için güneş gözlüğü takın. Polenlerin saçlarınıza ve vücudunuza yapışmasını önlemek için şapka kullanın, uzun kollu ve uzun bacaklı giysiler tercih edin” diyor.

İlaçlarınızı düzenli kullanın

Doktorunuz size tablet, burun spreyi gibi ilaçlar yazdıysa, şikayetleriniz azalınca bu ilaçları doktorunuza danışmadan bırakmayın. Etkili bir tedavi için ilaçlarınızı doktorunuzun önerdiği süre boyunca düzenli olarak kullanmaya dikkat edin.

Uzun süren öksürüğe dikkat!

Uzun süren öksürüğe dikkat!

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19’un ardından çok sayıda insanı etkileyen ve ölümüne neden olan ikinci önemli bulaşıcı hastalığın tüberküloz olduğunu biliyor muydunuz? Halk arasında ‘verem’ olarak da adlandırılan tüberküloz hastalığı dünyada her yıl milyonlarca kişinin kapısını çalıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Sağlık Bakanlığı, 2020 yılı raporunda ülkemizdeki tüberküloz hasta sayısının 11.788 olduğunu ve 836 kişinin tüberküloz nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirmiştir. Dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişi tüberküloza yakalanmaktadır ve 2020 yılında 1,5 milyon kişi tüberkülozdan ölmüştür. Tüberküloz dünyada ölüm nedenleri arasında 13. sırada yer almaktadır” diyor. Covid-19 pandemisinin tüberkülozun tanı ve tedavisini son derece olumsuz etkilediğini belirten Doç. Dr. Tülin Sevim, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü kapsamında yaptığı açıklamada tüberkülozun en sık görülen 6 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Tülin Sevim

Solunum yoluyla bulaşıyor

Halk arasında ‘verem’ olarak da bilinen tüberküloz, hava yoluyla kişiden kişiye yayılan, bulaşılıcığı yüksek bir enfeksiyon olarak günümüzde de çok sayıda kişiyi etkisine almaya devam ediyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, tüberkülozun, başta akciğerler olmak üzere tüm organlarda görülebilen bir hastalık olduğunu belirterek “Tüberküloz insandan insana solunum yoluyla bulaşır. Tüberküloz hastası öksürürken, hapşırırken çok sayıda basili dış ortama saçar. Havada asılı olarak kalan bu mikroplar, hastalığın diğer insanlara bulaşmasına neden olmaktadır. Tüberküloz, insanlık tarihi kadar eski bir hastalıktır ve hala önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir” diyor. Türkiye’de tüberküloz kontrol çalışmalarının asıl olarak “Verem Savaşı Dispanserleri” tarafından yürütüldüğünü, Sağlık Bakanlığı 2020 yılı raporuna göre ülkemizdeki tüberküloz hasta sayısının 11.788 olduğunu, 836 kişinin de tüberküloz nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyen Doç. Dr. Tülin Sevim şöyle konuşuyor: “Dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişi tüberküloza yakalanmaktadır ve 2020 yılında 1,5 milyon kişi tüberkülozdan hayatını kaybetmiştir. Tüberküloz dünyada tüm ölüm nedenleri arasında 13. sırada yer almaktadır.”

Covid-19 pandemisi çok olumsuz etkiledi!

Covid-19 pandemisinin, tüm dünyada ve ülkemizde tüberküloz kontrolünü olumsuz yönde etkilediğini belirten Doç. Dr. Tülin Sevim “Sağlık çalışanlarının ağırlıklı olarak Covid-19 ile mücadelede görevlendirilmesi, insanların Covid-19 korkusu ile sağlık kurumlarına başvurmaktan çekinmeleri tüm dünyada temel tüberküloz hizmetlerinde ciddi aksamalara neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü; 2020 yılında 2019’a kıyasla çok daha az sayıda kişiye tüberküloz tanısı konularak tedaviye başlandığını bildirmiştir. Pandemi döneminde diğer birçok hastalıkta olduğu gibi tüberküloz tanı ve tedavisinde de gecikmeler yaşanmaktadır. Bu nedenle Covid-19 pandemisi sonrası tüberküloz hastalığında önemli artış yaşanabilir” diyor.

Tüberkülozun en sık görülen 6 belirtisi!

Tüberkülozda görülen belirtilerin hiç birisinin tüberküloza özgü olmadığını, diğer birçok hastalıkta da görülebildiğini belirten Doç. Dr. Tülin Sevim şöyle konuşuyor: “Tüberkülozun en önemli özelliği sinsi bir hastalık olmasıdır; hafif şikâyetlerle başlar ve yavaş ilerler. Erken tanı için 2-3 haftadan daha uzun süredir öksürük yakınması olan kişiler mutlaka göğüs hastalıkları polikliniğine veya Verem Savaşı Dispanserlerine başvurmalıdır. Akciğer grafisi ve balgam muayenesi ile hızla tanı koyup tedaviye başlamak mümkündür.” Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, tüberkülozun en sık görülen 6 belirtisini şöyle sıralıyor;

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Öksürük, balgam

Öksürük tüberkülozda en sık karşılaşılan belirtidir. Başlangıçta kuru öksürük şeklindedir, hastalık ilerledikçe balgam da eklenir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, zatürre, akciğer kanseri, bronşektazi (bronşların kalıcı olarak genişlemesi) gibi birçok hastalık benzer şikâyetlere neden olabilir. Tüberküloz sinsi seyir gösteren bir hastalıktır, en önemli özelliği belirtilerin hafif şekilde başlayıp zaman içinde ilerlemesidir. Erken tanı için 2-3 haftadan uzun süren öksürüğü olan hastalarda mutlaka akciğer grafisi çekilmeli ve balgam muayenesi yapılmalıdır.

  • Balgamda kan görülmesi

karışık kanamaya neden olabilir. Hemoptizinin en sık nedenleri tüberküloz, bronşektazi ve akciğer kanseridir. Genç, daha önce herhangi bir akciğer hastalığı geçirmemiş, sigara içmeyen bir kişide balgamda kan görüldüğünde ilk akla gelmesi gereken hastalık tüberkülozdur.

  • Göğüs ağrısı

Göğüs ağrısı daha çok akciğer zarı tüberkülozunda görülen bir belirtidir. Ağrı nefes almakla artar. Göğüs ağrısı; kalp ve akciğerlerin birçok hastalığında görülebilir. Göğüs ağrısıyla birlikte; bir süredir devam eden iştahsızlık, ateş, kuru öksürük gibi şikâyetler de mevcutsa tüberküloz düşünülmelidir.

  • Ateş

Hastalığın ileri dönemlerinde ortaya çıkan bir belirtidir. Ateş genellikle sabahları normal veya düşüktür, gün boyunca yükselir, öğleden sonra geç saatlerde veya akşam saatlerinde en yüksek düzeye ulaşır. Ateş, tüberküloz dışında da bir çok enfeksiyon veya enfeksiyon dışı hastalığın belirtisi olabilir.

  • Kilo kaybı

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Birçok hastalıkta olduğu gibi tüberküloz hastalarında da iştahsızlık, halsizlik ve kilo kaybı görülebilmektedir” diyor.

  • Gece terlemesi

Hemen herkes uykusunda terleyebilir. Gece terlemesinin bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilebilmesi için, beraberinde başka belirtilerinin bulunması, terlemenin yatak takımlarını ıslatacak veya kişiyi uykusundan uyandıracak boyutlarda olması gerekir. Tüberküloz hastalığının belirtilerinden biri olan gece terlemesi, lenf bezi kanseri (lenfoma), tiroit hastalıkları, diyabet gibi hastalıklarda da görülebilir. Hastanın diğer yakınmaları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

“Hiçbir şikayetim yok” deyip bu hatalara düşmeyin!

“Hiçbir şikayetim yok” deyip bu hatalara düşmeyin!

Son iki yıldır tüm dünyayı derinden etkileyen Covid-19’a yol açan SARS-CoV-2 virüsünün yeni varyantı Omicron çok hızlı bulaş riskiyle büyük tehlike olmaya devam ediyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Omicron varyantı 26 Kasım’da Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Kaygı Verici Varyant“ olarak tanımlanmıştır. Omicron varyantının en büyük özelliği çok hızlı bulaşması ve çok hızlı yayılmasıdır. Girdiği her ülkede vaka sayıları hızla artmaktadır. Son haftalarda Omicron varyantının etkisi ile ülkemizde de hasta sayıları, diğer dalgalarda görülenin çok üzerinde artmaktadır” diyor. Aşılı kişilerde hiçbir şikayete yol açmamış olsa bile, aşısız, aşıları tamamlanmamış veya bağışıklık sistemi zayıf kişilerde, kronik hastalığı olanlarda hayati riske neden olabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Tülin Sevim bu nedenle ev içerisinde dikkat edilmesi gereken çok önemli kurallar olduğunu söylüyor.  Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, Omicron’da hem kişinin kendi sağlığı hem de çevresindekilerin sağlığını korumak için uyulması gereken 8 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Tülin Sevim

Sağlıklı beslenin, bol bol uyuyun

Vücut direncimizin güçlü olması için sağlıklı beslenme ve düzenli uyku çok önemlidir. Yaşınıza ve kilonuza uygun sağlıklı beslenin ve bol sıvı tüketin. Yediklerinizi çeşitlendirin, bol meyve ve sebzeye mutlaka yer verin. Tuzu ve şekeri azaltın, yağın fazlasından kaçının, bol su için. Sigara ve alkolden uzak durun. Bol bol uyuyun ve istirahat edin.    

Evde maske takın!

Evdeki diğer kişilerle temas etmemeye çalışın. Odanızı ayırın, mümkünse banyo ve tuvaletinizi ayırın, yemeklerinizi odanızda yiyin. Evdeki ortak alanları kullanmak zorunda kaldığınızda; ağız, burun ve çenenizi kapatacak şekilde tıbbi maske takın, diğer kişilerle aranızda en az 2 metre mesafe bırakın ve ortak alanları olabildiğince kısa süre kullanın. Odanızı sık sık havalandırın. Evcil hayvanınıza da yaklaşmayın.

Bu durumlarda vakit kaybetmeyin!

Ateşinizi takip edin, ateşiniz düşmüyorsa, nefes darlığınız varsa, solunum sıkıntısı çekiyorsanız, sıvı alımınız veya beslenmeniz ciddi şekilde bozulduysa, bilinç bulanıklığınız olursa, kendinizi kötü hissediyorsanız vakit kaybetmeden doktorunuzu veya 112’yi arayın.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tuzlu su gargarası yapın

Covid-19 hastalığının kesin bir tedavisi yoktur. Doktorunuz şikayetlerinizi azaltmak için bazı ilaçlar önerebilir, bu ilaçları düzenli kullanın. Bunun yanı sıra bitki çayları, boğaz pastilleri, tuzlu su gargarası sizi rahatlatabilir. Tuzlu su gargarası boğazdaki bakterilere karşı fayda sağlayacaktır.

Egzersiz yapın

Sonuç pozitif diye karamsarlığa kapılıp günü sürekli yatarak geçirmeyin. Ev içinde yaşınıza uygun, sizi çok yormayacak egzersizler, özellikle nefes egzersizleri yapın; keyifli aktivitelere odaklanın, başkalarıyla bağlantı kurun ve nasıl hissettiğinizi paylaşın.

Destek istemekten çekinmeyin

Evde tek yaşıyorsanız; ailenizle, arkadaşlarınızla, komşularınızla iletişim halinde olun. Onları sağlık durumunuzdan haberdar edin. Siz sokağa çıkamayacağınız için ihtiyaçlarınız konusunda onlardan yardım alabilirsiniz.

Hijyen kurallarını ihmal etmeyin!

Ellerinizi düzenli olarak en az 20 saniye sabun ve su ile yıkayın veya en az yüzde 60 alkol içeren bir el dezenfektanı ile temizleyin. Kimseyle tokalaşmayın. Tabak, bardak, çatal, kaşık, havlu gibi eşyalarınızı evdeki diğer insanlarla ortak kullanmayın. Bu eşyaları kullandıktan sonra sabun ve su ile iyice yıkayın veya bulaşık makinesine koyun. Eşyalarınıza bir başka kişi dokunacaksa mutlaka eldiven kullanmalı. Giysilerinizi, havlu, çarşaf gibi eşyalarınızı en az 60 derecede yıkayın.

Tüm yüzeyleri temizleyin

Tezgah, masa, kapı kolları, musluklar, kumanda ve telefon ekranları gibi düzenli olarak dokunulan yüzeyleri sık sık temizleyin ve dezenfekte edin.

Evde kalın ve hastalığınızı saklamayın!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Omicron’u nezle gibi hafif belirtilerle geçiriyorsanız da, hiçbir şikayetiniz olmasa da bu sizi yanıltmasın. Mutlaka evde kalın, tıbbi yardım ihtiyacınız olmadıkça sokağa çıkmayın. Hastalığı başkalarına bulaştırabileceğinizi unutmayın. Kronik bir hastalığınız varsa doktorunuz ile temasa geçin. Şikayetlerinizin başladığı veya PCR testinizin pozitif çıktığı günden önceki 48 saat içinde temas ettiğiniz kişileri arayarak hastalığınızı bildirin. Böylece onların da kendilerini karantinaya almalarını ve test yaptırmalarını sağlamış olursunuz” diyor.

Öksürüğü hafife almayın

Öksürüğü hafife almayın

“Öksürürken adeta nefessiz kalıyorum!”, “Öyle şiddetli ki, öksürdüğümde yer yerinden inliyor!”, “Gece uykusu bırakmadı, gündüz de bana mısın demiyor!”… Son günlerde pek çok kişi, yaşam kalitesini düşüren ve geldi mi gitmek bilmeyen şiddetli öksürük şikayetiyle hastanelere başvuruyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Son haftalarda viral solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlenmektedir. Çok sayıda hasta; üst solunum yolu enfeksiyonu ve geçmeyen, yaşam kalitesini bozan, inatçı öksürük şikayeti ile polikliniklere başvurmakta; nedeni Covid-19 mu? Alerji mi? Reflü mü? Mevsimsel grip mi? diye belirlenmeye çalışılmaktadır” diyor. Hastanın öksürüğünün ne kadar zamandır devam ettiği, nasıl seyrettiği ve eşlik eden diğer şikayetlerin bu hastalıklar arasında ayırıcı tanı yapmak açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tülin Sevim; öksürüğün altında yatan 10 nedeni, alınabilecek önlemleri ve tedavisini anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Tülin Sevim

Nezle (soğuk algınlığı) ve grip

Soğuk algınlığında öksürüğe; burun akıntısı, hapşırık, boğaz ağrısı, hafif ateş, halsizlik ve baş ağrısı gibi yakınmalar eşlik eder. Influenza virüsünün neden olduğu mevsimsel gripte ise; kuru ve inatçı öksürüğe, soğuk algınlığı belirtilerinin yanı sıra yaygın vücut ağrıları, yüksek ateş, nefes darlığı, kusma ve ishal gibi şikayetler eşlik etmektedir.

“Öksürük aşırı duyarlılığı“

Virüslerin neden olduğu viral solunum yolu (soğuk algınlığı ve grip) hastalıklarına bağlı olarak gelişen öksürük günler içinde geriler ve kaybolur. Ancak bazı hastalarda tedaviye rağmen öksürük aylarca devam edebilmektedir. Kronik inatçı öksürük olarak tanımlanan bu durumun viral enfeksiyonlardan sonra ortaya çıkan “öksürük aşırı duyarlılığı“ ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu tarz öksürük iki aydan uzun süre devam eder, genellikle kuru öksürük şeklindedir, çok az miktarda balgam görülebilir. Şarkı söylemek, gülmek, derin nefes almak, egzersiz, ısı değişikliği, soğuk hava, havadaki partiküller, kokular, kimyasal maddeler gibi faktörler öksürüğü artırır. Hastalar boğazlarına bir şey takılmış gibi hissettiklerini ve sürekli temizleme ihtiyacı duyduklarını ifade ederler. Öksürük aşırı duyarlılığı, aylarca devam eden, hastaları çok rahatsız eden, birçok kez doktora başvurmalarına neden olan, yaşam kalitesini bozan bir durumdur.

Alerji

Alerjik öksürük; özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, belli ortamlarda veya belli tetikleyici faktörler ile karşılaşıldığında artar. Öksürükle birlikte; burun akıntısı, geniz akıntısı, hapşırık, gözlerde sulanma, kaşıntı, bazen nefes darlığı, hışırtılı solunum gibi şikayetler de mevcuttur. Ateş çok beklenen bir belirti değildir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Covid-19

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin SevimÖksürük, Covid-19’un belirtileri arasında yer almakla birlikte; Covid-19’da hastalarda öksürüğün yanı sıra; ateş, yaygın vücut ağrıları, halsizlik, kırıklık, boğaz ağrısı, tat-koku kaybı, nefes darlığı gibi şikayetler mevcuttur” diyor.

Geniz akıntısı

Kronik öksürüğün sık görülen nedenlerinden biri geniz akıntısıdır. Burun kanalından geriye, boğaza doğru akıntı hissetme durumu olarak tanımlanır. Hasta yatarken veya sabah uyandığında akıntının arttığını hissedebilir. Alerjik veya alerjik olmayan inatçı burun iltihabı (rinit) ve sinüzit ile birlikte görülebilir. Hastalarda öksürükle birlikte, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, hapşırık, damakta/burunda/boğazda kaşınma hissi bulunur, sürekli boğazlarını temizleme ihtiyacı duyarlar. Isı değişikliği, kimyasal maddeler, kokular vb öksürüğü tetikler. Alerji ile ilişkili olduğunda; belli mevsimlerde veya kişi duyarlı olduğu antijenle (ev tozu akarı, kedi, köpek tüyü, küf vb) karşılaştığında geniz akıntısı ve öksürük şikayetleri artar.

Reflü

Reflü günümüzde çok sık görülen bir hastalıktır ve kronik öksürüğün önemli nedenlerinden biridir. Reflü hastalığının tipik belirtileri göğüs kemiğinin arkasında duyulan ve aşağıdan yukarıya, boğaza doğru yayılan yanma hissi, göğüs ağrısı, yenilen yiyecek veya ekşi sıvının ağıza veya yemek borusuna geri gelmesi, boğaz ağrısı, ses kısıklığı, geğirti, hazımsızlık, midede ekşimedir. Kalp ağrısı veya astım hastalığını taklit edebilir. Şikayetler genellikle yemeklerden yarım saat sonra başlar ve öne eğilmekle artar.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Zararlı maddelerin solunması

Zararlı gaz, duman, toz, parçacık, kimyasal madde veya yabancı cisim solunması akut öksürük nedenidir. Yani ani başlar ve üç haftadan kısa sürer. Yaşadığımız ortamda, iş yerlerimizde, soluduğumuz havada bulunan bu zararlı maddeler solunum yollarını tahriş eder; maruz kalınan bu zehirli maddelerden kurtulmak, hava yollarını temizlemek, akciğerlerimizi korumak için öksürük refleksi çalışmaya başlar. Sigara dumanı, egzoz gazı, partiküller soluduğumuz havada sık karşılaştığımız zararlı maddelerdir.

Akciğer enfeksiyonu (Zatürre, Tüberküloz)

Zatürre (pnömoni); bakteri, virüs veya nadiren mantarların neden olduğu akciğer enfeksiyonudur. En sık görülen belirtiler; ani başlangıçlı ateş, titreme, öksürük, balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısıdır. Hafif seyredebildiği gibi özellikle risk grubundaki kişilerde ölüme neden olabilir. Tüberküloz da, üç haftadan uzun süre devam eden, kronik öksürük nedenlerinden biridir. Hastalarda öksürük ile birlikte, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemesi, bazen kan tükürme görülebilir.

Hava yolu hastalıkları (Astım, kronik bronşit)

Astım, kronik öksürüğün önde gelen nedenlerinden biridir. Tipik olarak öksürükle birlikte hışıltılı solunum ve nefes darlığı da görülür. Ataklarla seyreder, ataklar dışında hasta tamamen sağlıklı olabilir. Astımın bir alt tipi olarak değerlendirilen öksürükle seyreden astımda ise hışıltılı solunum veya nefes darlığı bulunmayabilir, hastaların tek şikayeti öksürüktür. Kronik bronşit; kronik öksürük ve balgam ile karakterize bir hastalıktır. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH) bir alt tipidir. KOAH büyük oranda sigara ile ilişkilidir. İlerleyici ve geri dönüşümü olmayan bir hastalıktır. Hastalığın ilk bulgusu kronik öksürüktür. Ancak hastalar bu şikayeti sigaraya bağladıkları için önemsemezler. Zaman içinde hastalık ilerler bir süre sonra nefes darlığı gelişir.

İlaçlar

Yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı kişilerde kronik öksürük nedeni olabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Öksürüğe karşı etkili 8 öneri!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, öksürüğe karşı önerilerini şöyle sıralıyor;

  • Doktorunuzun verdiği ilaçları düzenli kullanın.
  • Öksürüğü tetikleyen faktörlerden (alerjen, sigara dumanı, kimyasal madde, duman, partikül vb) uzak durun, maruziyeti azaltmak için gerekli önlemleri alın. Örneğin; polen alerjiniz varsa polen yoğunluğunun fazla olduğu günlerde çok gerekmedikçe dışarı çıkmayın. Yine hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde de gerekmedikçe dışarı çıkmayın.
  • Sigara içmeyin, içilen ortamlarda bulunmayın.
  • Yaşadığınız ortamı nemlendirin. Hava nemlendiricisi veya sıcak buharlı bir duş, burun tıkanıklığını azaltmaya yardımcı olur, boğaz ve hava yollarını rahatlatır.
  • İstirahat edin, bol bol sıvı tüketin. Ilık su, et veya tavuk suyu, günde 2-3 fincanı geçmemek koşuluyla bitki çayı boğazı rahatlatarak öksürüğün azalmasını sağlayabilir.
  • Sıcak ballı limon öksürüğü rahatlatmakta oldukça yardımcıdır. (1 yaşın altındaki çocuklara verilmemelidir. Diyabet hastaları doktoruna danışmalıdır). Zencefil çayı, hatmi kökü çayı, kekik çayı öksürüğü rahatlatmak için aşırıya kaçmadan tüketilebilir.
  • Yemek yedikten sonra hemen yatmayın, özellikle reflüye karşı yastığınızı yükseltin.
  • Tuzlu su ile gargara yapın. Tuzlu su; boğaz ağrısını hafifletir, boğazın arkasındaki balgam ve mukusu azaltarak öksürüğü rahatlatır.

Nefes darlığının nedenleri

Nefes darlığının nedenleri

Bazı hastalıklarda hafif ve geçici, bazı hastalıklarda şiddetli, bazı hastalıklarda ise uzun süre devam ediyor… Kişinin nefes alışverişini fark etmesi, solunumun zorlaşması ve güçlükle nefes alıp vermesi, ‘dispne’, toplumdaki bilinen adıyla ‘nefes darlığı’ olarak tanımlanıyor. Pandemi sürecinde nefes darlığı geliştiğinde aklımıza ilk olarak tüm dünyayı kasıp kavuran “Covid-19 enfeksiyonu” geliyor. Ancak yaşam kalitemizi oldukça düşürecek boyutlara ulaşabilen nefes darlığı her zaman Covid-19’a işaret etmiyor! Sağlıklı kişilerde de yoğun egzersiz sonrasında, yüksek rakımlı bir bölgede seyahat ederken veya önemli sıcaklık değişimlerinde nefes darlığı oluşabiliyor. Bununla birlikte nefes darlığı ciddi bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim nefes darlığının başlayış şeklinin önemli olduğuna dikkat çekerek, “Ani başlayan şiddetli nefes darlığında acil müdahale gerekebiliyor ve en yakın sağlık kurumuna başvurmak yaşamsal önem taşıyor. Yavaş gelişen, uzun seyirli nefes darlığı ise acil olmasa da mutlaka tetkik edilmelidir.” diyor. Nefes darlığı en sık akciğer hastalıklarında görülse de aslında pek çok farklı hastalık ve psikolojik etkenler nefes darlığına neden olabiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim nefes darlığına yol açan 10 sağlık problemini anlattı; önemli uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık

Astım Astımda nefes darlığı ataklar şeklinde ortaya çıkıyor. Astımı olan hasta çeşitli alerjen ve tetikleyici faktörlerle karşılaştığında; hava yollarında daralma, nefes darlığı ve hışıltılı solunum oluşuyor. Hastanın ataklar dışında solunumu tamamen normal olabiliyor.

KOAH (Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı)

Genellikle sigara içen kişilerde görülen, hava yollarında daralma ve nefes darlığıyla karakterize bir hastalık. KOAH’ta nefes darlığı ilerleyici özellik sergiliyor ve zamanla giderek kötüleşiyor. Nefes darlığının geri dönüşümü de olmuyor. Akciğer enfeksiyonları ve ataklar hastalığın daha da ağırlaşmasına yol açıyor.

COVID-19 enfeksiyonu

“Covid-19 son bir yıldır en sık görülen hastalıklardan biridir. En çok karşılaştığımız belirtiler ise ateş, öksürük ve yorgunluktur.” diyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, şöyle devam ediyor: “Ancak özellikle akciğerlerin etkilendiği durumlarda nefes darlığı da ortaya çıkabiliyor. Nefes darlığı hastalığın ciddiyetini göstermesi açısından önemli bir bulgudur. Dolayısıyla nefes darlığı yakınması olan Covid-19 hastalarının zaman kaybetmeden mutlaka doktora başvurmaları gerekiyor.”

Pause Sağlık

Anafilaksi Anafilaksi ciddi, yaşamı tehdit eden alerjik bir reaksiyon olarak tanımlanıyor. Yer fıstığı veya arı sokması gibi alerjik olduğumuz bir etkene maruz kaldıktan sonra saniyeler veya dakikalar içinde ortaya çıkan nefes darlığı acil müdahale gerektiriyor.

Kalp Yetmezliği

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, kalp kasının gerektiği gibi kasılamadığı durumlarda kalp yetmezliği geliştiğini belirterek, “Kalp yetmezliği uzun süre sinsi bir seyir gösterebildiği gibi, aniden de ortaya çıkabiliyor. Hastalar düz yattıklarında, merdiven-yokuş çıkarken veya efor sırasında nefes darlığının arttığından yakınıyor, 2 veya daha fazla yastıkla uyumayı tercih ediyorlar.” diyor.

Obezite

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir tablo. “Obezite sadece kozmetik bir sorun değil, kalp hastalığı, diyabet ve akciğer hastalığı gibi birçok sağlık problemine neden olabilen önemli bir hastalıktır” uyarısında bulunan Doç. Dr. Tülin Sevim şunları söylüyor: “Çok fazla kilolu olmak akciğerlerimizi zorlayarak nefes almayı güçleştirebiliyor. Bazı kilolu hastalar yanlışlıkla astım tanısı alıyor, yıllarca nefes açıcı ilaçlar kullanıyorlar. Kilo verdiklerinde ise nefes darlığı tamamen düzeliyor ve hastaların ilaç kullanma ihtiyaçları kalmıyor”

Pause Sağlık

Panik atak

Ara sıra anksiyete yaşamak olağan bir durum. Ancak anksiyete bozukluğu olan kişilerde; günlük hayatta rastlanılan durumlara karşı korku ve sürekli devam eden bir endişe hali söz konusu oluyor. Endişe “panik atak” krizleriyle kendini gösteriyor. Bu krizler sırasında kişilerde hızlı nefes alma ile nefes darlığı gelişebiliyor.

 Kansızlık (Anemi)

Dokulara oksijen taşımak için gerekli olan sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin yetersiz oluşu kansızlık (anemi) olarak tanımlanıyor. Nefes darlığı en sık görülen belirtilerinden birini oluşturuyor. Hastalarda ayrıca yorgunluk, ciltte solukluk ve kalp atışlarında düzensizlik gibi şikâyetler de gelişebiliyor. Nefes darlığı olan hastalarda mutlaka kan sayımı yapılarak aneminin araştırılması gerekiyor.

 Akciğer embolisi

Akciğer embolisi ciddi ve hayatı tehdit eden, acil müdahale gerektiren bir tablo. Akciğer atardamarının ani tıkanması sonucu oluşuyor. Bu tıkanma genellikle bacaktaki bir toplardamardan akciğere gelen kan pıhtısı nedeniyle gelişiyor. Aniden başlayan nefes darlığı, batıcı göğüs ağrısı, çarpıntı, kan tükürme, bacaklarda şişlik ve ağrı gibi belirtilerle kendini belli ediyor.

Pause Sağlık

Akciğer Fibrozisi (Akciğer sertleşmesi)

Akciğer fibrozisi; akciğerlerdeki küçük hava keselerinin (alveoller) duvarlarının kalınlaşıp, sertleşmesi sonucu oluşuyor. Bu tabloda akciğerler vücudun oksijen ihtiyacını karşılayamaz hale geliyor. En sık görülen belirtileri ise kuru ve inatçı öksürük ile nefes darlığı oluyor. Doç. Dr. Tülin Sevim, bu hastalıkta nefes darlığının yavaş yavaş ilerlediğini belirterek, “Hastalığın erken dönemlerinde sadece efor sırasında oluşan nefes darlığı, hastalık ilerledikçe istirahat halindeyken de görülmeye başlıyor.” diyor.

E-sigara masum değil

E-sigara masum değil

Dünyayı etkisi altına alan pandemiden korunmak için “maske, mesafe ve hijyen” kurallarına uysak da bazı kötü alışkanlıklar tüm bu çabaları boşa çıkarıyor. Bunların başında da sigara ve tütün mamüllerini kullanmak geliyor. Sigaranın zararlarına karşı toplumu bilinçlendirmek amacıyla tüm dünyada 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma günü olarak anılıyor ve sigarayı bırakmak isteyenler için yeni bir yaşama başlangıç fırsatı olarak görülüyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, Covid-19 enfeksiyonunun yaşamı tehdit ettiği bu süreçte sigarayı bırakmanın hem Covid’den korunmada hem de sağlıklı bir yaşama adım atmada çok önemli bir adım olacağını belirtirken, toplumda daha az zararlı olduğu konusunda yanlış bir kanı bulunan elektronik sigaraların da (e-sigara) Covid-19 riskini 5 kat artırdığını vurguluyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında yaptığı açıklamada önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Sigara, nargile, puro, pipo, elektronik sigara gibi tütün ürünleri beş binden fazla kimyasal madde (zehir) içeriyor. Bu kimyasal maddeler tüm hücrelerimize zarar veriyor ve hücrelerimizi yaşlandırıyor. Tütün kullanımından en çok etkilenen organların başında ise akciğerler, kalp ve damarlar geliyor. Sigara içen kişilerin hava yollarındaki savunma mekanizmalarının bozulduğunu ve bağışıklık sisteminin zayıfladığını; bu nedenle de sigara içenlerde solunum yolu enfeksiyonlarının sigara içmeyenlere göre daha sık görüldüğünü ve daha ağır seyrederek ölüm riskini artırdığını belirten Doç. Dr. Tülin Sevim, sigara ve Covid-19 arasındaki ilişkiyi şöyle özetliyor: “Covid-19 enfeksiyonu en çok akciğerleri etkiliyor. Sigara içen kişilerin hava yollarındaki savunma mekanizmalarının bozulması, bağışıklık sisteminin zayıflaması diğer enfeksiyonlar gibi Covid-19 riskini de artırıyor. Covid-19 virüsü vücuda girdiğinde ACE2 reseptörlerine bağlanıyor. Sigara içenlerde, ağız ve hava yollarında reseptör düzeyinin yüksek olması da hastalığa yakalanmayı kolaylaştırıyor ve daha ağır geçmesine neden oluyor.”

Sigara kronik hastalıkları tetikliyor

Ayrıca sigara ve tütün ürünü kullananlar ellerini daha sık ağız, dudak ve yüzlerine götürdükleri için hastalığın bulaş riski bu davranış nedeniyle de artıyor. Sosyal ortamlarda nargile veya elektronik sigaranın kullanıcılar arasında paylaşılması, sigara veya sigara paketlerinin elden ele geçirilmesi de bulaşmayı artıran önemli bir etmen olarak görülüyor. Yapılan birçok çalışmada sigara ve tütün ürünleri kullanan kişilerin ağır hastalık, yoğun bakıma yatış, entübasyon gereksinimi ve ölüm oranlarının hiç sigara içmemiş kişilere göre daha yüksek olduğu ortaya konuluyor. Covid-19 enfeksiyonunun sigara içenlerde daha ağır seyretmesinin bir başka nedeninin de ek hastalıklar olduğuna işaret eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, “Tütün sadece akciğerlerde değil, başta kalp ve damarlar olmak üzere birçok organda hasara yol açıyor. Bu nedenle sigara içenlerde KOAH, kalp damar hastalığı, inme, hipertansiyon, kanser gibi hastalıklar daha sık görülüyor. Bu kronik hastalıkların varlığında Covid-19 ağır seyrediyor ve ölüm riski artıyor.” diyor.

E-sigara sanılanın aksine zehir saçıyor!

Elektronik sigaranın zararları konusundaki bilinçsizlik ise giderek daha fazla kişinin bu ürüne yönelmesine neden oluyor. Özellikle gençlerin e-sigara kullanımı konusunda özendirildiğini, oysa elektronik sigaraların da zehir saçtığını kaydeden Doç. Dr. Tülin Sevim “Elektronik sigara, zararları azaltılmış tütün ürünü olduğu iddiası ile pazarlanmaya çalışılıyor. Oysa e-sigara içerisinde sıvılaştırılmış nikotinin yanı sıra çok sayıda kimyasal madde bulunuyor. Bu kimyasal maddeler arasında sağlık zararları çok iyi bilinen ağır metaller, tütün bitkisine spesifik nitrozaminler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar, formaldehidler, propilen glikol, etilen glikol ve özellikle gençlerin ilgisini çekmek üzere eklenen aromalar yer alıyor. Elektronik sigaranın yol açtığı sağlık sorunları üzerine yapılan çalışmalar Covid-19’u da kapsıyor. ABD’de 13-24 yaş arası gençlerde yapılan bir çalışmaya göre e-sigara kullananlarda Covid-19’a yakalanma riski 5 kat artıyor” diyerek uyarıyor.

Pasif içicilik arttı!

Pandemi döneminde yaşanan sosyal izolasyon, sokağa çıkma yasakları, hastalığın yarattığı kaygılar, çaresizlik duygusu, psikolojik baskılara neden olarak sigara isteğini tetikleyebiliyor. Bu dönemde aileler evde daha uzun süre birlikte oldukları için evde pasif içicilik riskinin de arttığını belirten Doç. Dr. Tülin Sevim şöyle konuşuyor: “Çocuklar ve gençler örnek aldıkları ebeveynlerini daha kolaylıkla sigara içerken görüyor. Bu nedenlerle özellikle pandemi döneminde sigara ve tütün ürünlerinin zararları, hastalığın seyri üzerine etkileri, tütünden kurtulmanın önemi anlatılıp, kişilerin sigarayı bırakma konusunda teşvik edilmesi çok önemlidir.”

 

 

 Sigarayı bırakır bırakmaz iyileşme başlıyor!

Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, “Sigarayı bırakanlar kendilerini fiziksel olarak daha iyi ve enerjik hissederler. Ciltleri gençleşir, tat ve koku alma duyuları iyileşir. Arabaları, evleri, giysileri, nefesleri daha güzel kokar. Çevrelerindekileri sigara dumanına maruz bırakma endişesinden kurtulurlar. Para biriktirmeye başlarlar, çocuklara ve gençlere iyi örnek olurlar, daha sağlıklı çocuklar yetiştirirler.” diye konuşuyor. Doç. Dr. Tülin Sevim’in verdiği bilgilere göre sigarayı bırakınca bakın vücudumuzda neler değişiyor?

  • Sigarayı bıraktıktan 20 dakika sonra kan basıncı ve nabız, el ve ayak ısısı normale dönüyor.
  • 8 saat kandaki karbonmonoksit düzeyi normale iniyor. Oksijen düzeyi ise yükseliyor.
  • 24 saat sonra kalp krizi geçirme riski azalmaya başlıyor.
  • 48 saat sonra sinir uçları tekrar büyümeye başlıyor. Tat ve koku alma duyusunda düzelme oluyor.
  • 2 hafta ile 3 ay arasında yürüyüş yapmak ve merdiven çıkmak kolaylaşıyor. Akciğer fonksiyonları yaklaşık yüzde 30 artıyor.
  • 1 ve 9 ay arasında öksürük, yorgunluk ve nefes darlığı azalıyor. Akciğerlerdeki savunma mekanizmaları düzelmeye başlıyor, akciğer enfeksiyonları önleniyor. Soğuk algınlığı, boğaz ve baş ağrısı azalıyor. Konsantrasyon artıyor.
  • 1 yıl sonra koroner arter hastalığı riski, sigara içenlere göre yarıya düşüyor. Sabahları göğüs ağrısı yaşama korkusu kalmıyor.
  • 5 yıl sonra akciğer kanserinden ölüm riski yarı yarıya azalıyor. İnme riski, sigara içmeyenlerle aynı düzeye iniyor. Ağız, boğaz, yemek borusu, mesane, böbrek ve pankreas kanseri riskleri düşüyor.

Grip mevsiminde bu belirtilere dikkat

Grip mevsiminde bu belirtilere dikkat

Tüm dünyayı derinden sarsan Covid-19 enfeksiyonunun gölgesinde girdiğimiz kış mevsiminde bir yandan da soğuk algınlığı (nezle) ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları da sık görülüyor. Mevsim ‘grip mevsimi’ olunca tedirginlik çok daha fazla artıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Soğuk algınlığı (nezle), grip (influenza) ve Covid-19 farklı virüslerin neden olduğu benzer yolla bulaşan hastalıklardır. Bu üç hastalığı test yapmaksızın sadece hastanın şikâyetlerine bakarak birbirinden ayırt etmek mümkün değildir” diyor. Peki, grip ile Covid-19 enfeksiyonu aynı anda görülebiliyor mu? Nezle, grip ve Covid-19 enfeksiyonunu birbirinden ayıran temel belirtiler neler? Ne zaman doktora görünmeli, nelere dikkat etmeliyiz? Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, üç hastalığın belirtilerindeki farkları anlattı, pandemi sürecinde kışı sağlıklı geçirmenin 10 önemli yolunu sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kış aylarında yaygınlaşan grip bu yıl Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle çok daha tedirgin ediyor. Yapılan bilimsel çalışmalar; Covid-19 hastalarında, influenza dışındaki viral ve bakteriyel enfeksiyonların da görülebildiğini ortaya koyuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Covid-19 ve grip (influenza) farklı virüslerin neden olduğu, benzer yollarla bulaşan, benzer şikâyetlere neden olan hastalıklar. Bilimsel çalışmalarda iki hastalığın aynı kişide görülebildiği, Covid-19 hastalarında yüzde 30’a yaklaşan oranlarda diğer viral ve bakteriyel hastalıkların da olabildiği bildirilmiştir. Klinik bulgulara bakarak Covid-19 veya grip ayrımı yapmak zordur. Vaka sayıları az olduğu için hastalığın nasıl seyredeceği konusunda kesin bir öngörüde bulunmak doğru değildir” diyor. Doç. Dr. Tülin Sevim; özellikle ateş, kuru öksürük, nefes darlığı ile tat ve koku duyusunda azalmanın Covid-19’un en sık görülen belirtileri olduğunu belirterek “Hastalarda ayrıca ishal, vücut ağrıları, baş ağrısı ve boğaz ağrısı gibi şikâyetler de görülebilir. Özellikle ateş, öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı şikâyetiniz varsa mutlaka bir sağlık kurumuna başvurmalısınız” uyarısında bulunuyor.

Boğaz ağrısı yaygınlaşıyor!

Kış aylarında özellikle boğaz ağrısı sık görüldüğü için her boğaz ağrısında endişelenmek gerekiyor mu? Boğaz ağrısı hangi durumlarda Covid-19 enfeksiyonuna işaret edebiliyor? Doç. Dr. Tülin Sevim “Boğaz ağrısı, her 3 hastalıkta da görülebilen bir bulgudur. Hastanın şikâyetleri hafifse, boğaz ağrısı ile birlikte hapşırık, burun akıntısı veya burun tıkanıklığı gibi şikâyetleri de varsa soğuk algınlığı düşünülebilir. Ancak ateş, öksürük, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı gibi şikâyetlerin varlığında öncelikle Covid-19 veya gribi düşünmek gerekir” diyor.

Soğuk algınlığı, grip ve Covid-19’da görülen şikâyetlerin sıklığı:

(CDC-ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri)

 

Semptom Soğuk Algınlığı Grip COVID-19
Semptomların başlayış şekli Yavaş Ani Yavaş
Ateş Nadir Sık Sık
Vücut ağrısı Hafif Sık (bazen şiddetli) Bazen
Titreme Nadir Sık Sık
Yorgunluk, halsizlik Bazen Sık Bazen
Öksürük Hafif Sık (bazen ciddi) Sık (genellikle kuru)
Hapşırık Sık Bazen Yok
Burun akıntısı veya burun tıkanıklığı Sık Bazen Nadir
Boğaz ağrısı Sık Bazen Bazen
İshal Yok Nadir Bazen
Baş ağrısı Nadir Sık Bazen
Koku veya tat alma bozukluğu Nadir Nadir Sık
Nefes darlığı Nadir Nadir Sık

Soğuk algınlığı (Nezle)

Soğuk algınlığı, grip ve Covid-19 enfeksiyonundan daha hafif seyrediyor. Hastalarda burun tıkanıklığı veya burun akıntısı, hapşırık, boğaz ağrısı sık görülürken, öksürük ve ateş olmuyor ya da hafif oluyor. Soğuk algınlığı genellikle zatürre veya hastaneye yatış gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olmayıp, ortalama 7-10 gün içinde tamamen düzeliyor.

Grip (Influenza)

Grip ve Covid-19 benzer şikâyetlere neden olduğu için birbirinden ayırt etmek oldukça zor. Doç. Dr. Tülin Sevim “Gripte hastaların şikâyetleri virüsü aldıktan sonra 1-4 gün içinde başlar, iki haftadan kısa bir sürede düzelir. En sık görülen şikâyetler; titreme, ateş, halsizlik, yorgunluk, vücut ağrıları, bazen boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya burun akıntısıdır ki çocuklarda ishal de görülebilir. Yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda, gebelerde ve küçük çocuklarda daha ağır seyredebilir. Risk grubundaki kişilerde zatürre, solunum yetmezliği, kalp hastalığı, çoklu organ yetmezliği gibi sorunlara neden olabilir.” diyor.

Covid-19 enfeksiyonu

Covid-19’da hastaların şikâyeti genellikle virüsü aldıktan 5 gün sonra başlıyor, bu süre 2-14 gün arasında değişebiliyor. Gripten çok daha kolay ve hızlı yayılırken, bulaştırıcılık süresi daha uzun oluyor. Hasta birkaç günde düzelebildiği gibi, bu süreç haftalar veya aylarca devam edebiliyor. Doç. Dr. Tülin Sevim “Titreme, ateş, kuru öksürük, nefes darlığı, tat ve koku alma kaybı, bazen vücut ağrıları, ishal, baş ağrısı, boğaz ağrısı ile kendini gösterir. Yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda, gebelerde, daha ağır seyretmektedir. Risk grubundaki kişilerde gripte görülebilen zatürre, solunum yetmezliği, kalp hastalığı, çoklu organ yetmezliği gibi sorunlar Covid-19 hastalarında da görülür; ayrıca bu hastalarda damarlarda oluşabilecek pıhtılar ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Covid-19 hastalarında hastaneye yatış ve ölüm riski grip hastalarından daha yüksektir. Covid-19 mevsimsel özellik göstermez” diyor.

Pandemide kışı sağlıklı geçirmenin 10 yolu!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, pandemide kışı sağlıklı geçirmek için 10 kritik önlemi şöyle sıraladı:

  1. Maske, hijyen ve sosyal mesafeye dikkat edin. Maske takın, başkaları ile aranızda en az 1,5 metre mesafe olmasına dikkat edin. Kapalı ortamlarda bu mesafeyi daha da açın.
  2. Bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırın.
  3. Hijyen kurallarına uyun; ellerinizi gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza sürmeyin. Ellerin düzenli yıkanması eldiven takmaktan çok daha güvenlidir. Virüslerin lastik eldiven üzerinden de bulaşabileceğini unutmayın. Başkasının havlusunu kullanmayın.
  4. Öksürürken veya hapşırırken, dirseğinizin iç kısmı veya bir mendil ile ağzınızı ve burnunuzu kapatın. Ardından kullanılmış mendili hemen kapalı bir kutuya atın ve ellerinizi yıkayın.
  5. Kapı kolları, musluklar ve telefon ekranları gibi düzenli olarak dokunulan yüzeyleri sık sık temizleyin ve dezenfekte edin. Market alışverişi sırasında market arabalarının ve sepetlerinin kollarını dezenfekte edin ya da eldiven kullanın.
  6. Eve geldikten sonra ve paketlerinizi yerleştirdikten sonra ellerinizi iyice yıkayın. Sebze ve meyvelere dokunmadan önce ellerinizi yıkayın, sebze ve meyveleri ise her zaman yaptığınız gibi temiz su ile yıkamanız yeterlidir.
  7. Düzenli egzersiz yapın. Düzenli egzersiz yapmak ve günde en az 30 dakikamızı egzersize ayırmak, fiziksel ve ruhsal sağlığımızı korumak için çok önemli.
  8. Sağlıklı beslenin. Vücut direncimizin, bağışıklığımızın güçlü olması gereken pandemi döneminde sağlıklı beslenme çok önemli. Sebze ve meyve tüketin; tuzu ve şekeri azaltın, yağın fazlasından kaçının, bol su için.
  9. Sigarayı bırakın.
  10. Uykusuz kalmayın, stresten kaçının. Arkadaşlarınızla dostlarınızla bağınızı koparmayın, telefonla veya sosyal medya aracılığı ile de olsa görüşmeye devam edin, çevrenizde ihtiyacı olan kişilere yardım edin.