Yazılar

Dış kulak yolu enfeksiyonunu ciddiye alın

Dış kulak yolu enfeksiyonunu ciddiye alın

Dış kulak yolunda akut olarak gelişen ve genellikle bakterilerin sorumlu olduğu dış kulak yolu enfeksiyonu, kirli sularda yüzme ve suyla fazla temas nedeniyle özellikle yaz mevsiminde sık görülüyor. Yüzmeyi seven kişilerde sık rastlandığı için ‘Yüzücü kulağı hastalığı’ olarak da adlandırılan ve çoğumuzun önemsemediği bu enfeksiyon ilerlediğinde şiddetli ağrıya, kulakta tıkanıklığa, iltihaplı akıntıya, geçici işitme kaybına, hatta enfeksiyonun vücuda yayılmasına bile yol açabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici, bu nedenle dış kulak yolu enfeksiyonunda erken teşhisin son derece önemli olduğunu belirterek, “Dikkat edilmesi gereken bir başka önemli nokta ise hekime danışmadan antibiyotik ve kulak damlası kullanımından kaçınmaktır. Örneğin, mantar birikintisi varsa, gelişigüzel alınan damlalar etki etmeyecek ve zaman kaybı nedeniyle enfeksiyonun ilerlemesine sebep olabilecektir. Yine bu enfeksiyonu basit bir problem gibi görüp bitkisel sıvı ürünler kullanmak da tedavi sürecini uzatacaktır” diyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici

Doç. Dr. Suat Bilici

Pek çok sebebi var!

Dış kulak yolunun mukozası nemli ve ılık bir yapıya sahip. Ortamın nemli olması bakteri ile mantarların üremesi için uygun koşullar sağlıyor. Dış kulak yolu enfeksiyonundan pek çok etken sorumlu olabiliyor. Dış kulak yolunda darlık, kemiksi büyüme ve buşon gibi kulak yolunu daraltan etkenler, pamuklu çubuklar, yabancı cisim veya kaşıma ile oluşan travmalar, işitme cihazı ya da kulak tıkacı kullanımı, kirli suda yüzmek ve çok sık duş almak, enfeksiyona zemin hazırlayan nedenleri oluşturuyor. Bu etkenler, dış kulak yolunda koruyucu bariyer olan serumen tabakasını zayıflatarak epitelin korumasız hale gelmesine ve bunun sonucunda bakterilerin veya mantarların daha kolay üremelerine yol açabiliyor. Enfeksiyona en sık pseudomonas aeruginosa, stafilokok ve streptokok bakterileri sebep oluyor. Ayrıca aspergillus ve candida türü mantarlar da enfeksiyon oluşturabiliyor.

İlk belirtileri ağrı ve kaşıntı oluyor

Dış kulak yolu enfeksiyonunun ilk belirtileri genellikle kaşıntı ve ağrı oluyor. Kulak yolunun önündeki tragus denilen ve kıkırdaktan oluşan çıkıntıya bastırmakla ağrının şiddetlenmesi tipik belirtisini oluşturuyor. Bu yakınmalara daha sonra kulakta akıntı ve dolgunluk hissi ekleniyor, tablo ilerlediğinde ağrı şiddetlenirken ateş ile boyunda şişlikler de görülebiliyor. Tedavide gecikilirse dış kulak yolu tamamen kapandığı için geçici işitme kaybı gelişebiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

Kulağınızı sudan koruyun!

Yüzücü kulağı hastalığının tedavisinde amaç, dış kulak yolunun normal yapısına kavuşmasını sağlamak ve hastanın yakınmalarını ortadan kaldırmak. Kulakta kir veya birikinti varsa, dış kulak yolunun mikroskop altında nazikçe temizlenmesi gerekiyor. Zira, bu işlem yapılmadan uygulanan ilaçların etki etmesi oldukça güçleşiyor. Enfeksiyon, özellikle ödem ile şişliğin fazla olduğu tablolarda ödem çözücü ve antibiyotikli kulak damlalarıyla tedavi edilebiliyor. Mantar enfeksiyonu bulguları varsa, uygun temizlik sonrasında mantara etkili olan kulak damlaları kullanılıyor. Ağrı çok şiddetliyse, ağrı kesici ilaçlar hastanın rahatlamasını sağlayabiliyor. Hastanın şikayetleri tedavi başladıktan sonra genellikle 2-3 günde azalıyor ve sıklıkla 7-10 günde tamamen iyileşme görülüyor. Doç. Dr. Suat Bilici, tedavi süresince kulağı sudan korumanın büyük önem taşıdığına işaret ederek, “Ayrıca tedavi sonrasında da kulağın sudan korunması gerekiyor. Aksi halde dış kulak yolu enfeksiyonunun tekrarlama riski artıyor.” diyor.

Enfeksiyona karşı 5 etkili önlem!

Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici, dış kulak yolu enfeksiyonuna karşı almanız gereken önlemleri şöyle anlatıyor:

  • Özellikle havuzda, kulağınızın suyla temasını önlemek için mutlaka bone kullanın.
  • Temizliğinden emin olduğunuz havuz veya denizi tercih edin.
  • Kulağınızda ağrı varsa tıkaç kullanmadan havuz veya denize girmeyin.
  • Kulağınızın ıslanması sonrasında nemini yumuşak bir pamukla alın.
  • Kulağınızı temizleme çubuğu veya yabancı bir cisimle karıştırmayın.                  

Boğaz ağrısı deyip geçmeyin!

Boğaz ağrısı deyip geçmeyin!

Boğazda kaşınma, yanma, batma, gıcıklanma, yabancı cisim hissi… Besinleri yutmakta güçlük çekmek… Boğaz ağrısı, pek çok hastalığın en yaygın görülen ve ilk hissedilen belirtilerinden birini oluşturuyor. İyi veya kötü huylu kitlelerden yutma bozukluklarına sigaradan uyku apnesine reflüden bademcik iltihabına kadar pek çok etken sorumlu oluyor boğaz ağrısından. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, son dönemlerde enfeksiyona bağlı boğaz ağrılarının en sık Covid-19 nedeniyle geliştiğine dikkat çekerek, “Covid maruziyetinin erken döneminde PCR testleri negatif gelebilse de, viral yüke bağlı olarak semptomlar şiddetlendikçe testin pozitif çıkma olasılığı da artıyor. Bu nedenle şüpheli kişi veya ortam maruziyeti olan kişilerin kendilerini izole etmeleri ve kalabalık ortamlarda maske takmaları çok önemli” diyor.

Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, boğaz ağrısında mutlaka hekime başvurmak gerektiğine de işaret ederek, “Boğaz ağrısında tedavi altta yatan nedene göre belirleniyor. Dolayısıyla hekime danışılmadan çeşitli yöntemlerle boğaz ağrısını gidermeye çalışmak solunum sıkıntısı, konuşma ve yutma güçlüğü gibi yaşam kalitesini düşürebilen sorunlara neden olabiliyor. Ayrıca süreç uzadıkça altta yatan hastalık şiddetlenebiliyor, bunun sonucunda da tedavi süresi uzayabiliyor” diyor. Peki hangi yöntemler üst solunum yolu enfeksiyon nedeniyle gelişen boğaz ağrısına karşı etkili olabiliyor? Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, boğaz ağrısını dindirmek için neler yapmanız, nelerden kaçınmanız gerektiğini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Dergi

Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider

Sirkeli boğaz gargarası yapmayın!

Sirkeli gargara, boğaz ağrılarında sıkça başvurulan yöntemlerden biri. Ancak sirke gibi güçlü asidik kimyasallar mukozal yangıyı arttırabiliyor. Bu nedenle sirkeyle boğaz gargarası yapmak, özellikle reflü zemininde gelişen boğaz ağrılarında durumu ağırlaştırabiliyor.

Asitli ve aşırı sıcak gıdalar tüketmeyin

Sıcak ve baharatlı gıdalar boğazda antisepsi amacıyla tercih edilmekle birlikte, terlemeyi tetikledikleri için yükselme eğiliminde olan ateşi önleyebiliyorlar. Ancak aşırı sıcak ve yoğun baharatların kendileri de mukozada yangıyı artırabiliyor. Dolayısıyla şifa sağlayacağı düşüncesiyle aşırı sıcak ve baharatlı gıdalar tüketmek durumu düzeltmek bir yana süreci uzatabiliyor, hatta kötüleştirebiliyor.

Gece yanınızda su bulundurun

Gün içinde yudum yudum su içmemiz boğaz ağrısında hem rahatlatıcı etki sağlıyor hem lokal mikrop yükünü yutarak uzaklaştırmamıza katkıda bulunuyor. Boğazda etkin olan pek çok mikrop mide asidine dayanamıyor ve vücut kendi içinde mikrobu ortadan kaldırıyor. Gıcık tarzı öksürük uyku kalitesini de bozabiliyor. Dolayısıyla gece yanınızda bir miktar ılık su bulundurmanız ve gıcıklanma hissi geldiğinde suyu yudumlayarak içmeniz boğazınızı rahatlatacaktır.

Tuzlu boğaz gargarası yapın

Boğazınızdaki viral yükü azaltmak amacıyla tuzlu veya karbonatlı suyla sık boğaz gargarası yapmanızda fayda var. Bir su bardağı su, bir tatlı kaşığı tuz veya bir çay kaşığı karbonatla hazırlayacağınız çözeltiyi gün içerisinde kullanabilirsiniz. Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, gargara yaparken sıvıyı ağzınızda en az 20-30 saniye tutmaya özen göstermeniz gerektiğini belirterek, “Zira kısa süreli uygulamalarda yıkama yetersiz kalacağından mikrop yükü gerektiği gibi azalmayacaktır.” diyor.

Çinko ve C vitamininden zengin beslenin

Çinko ve C vitamini hem lokal hem sistemik bağışıklığın doğru çalışmasında etkin rol oynuyor. Bu nedenle badem, yer fıstığı, beyaz et ve kabak çekirdeği gibi çinko ile portakal, mandalina, brokoli, kırmızı biber ve maydanoz gibi c vitamininden zengin besinleri düzenli tüketmeyi alışkanlık edinin. Çinko ve C vitamini eksikliğiniz varsa doktor kontrolünde takviye almanız da fayda sağlayacaktır.

Ortamı iyi havalandırın

İç mekanlarda havada yeterli nem olmaması boğazda kuruluğa ve bunun sonucunda da boğaz ağrısının şiddetlenmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla ortamı iyi havalandırmaya ve nemlendirmeye özen gösterin. Odanızı ideal hava sıcaklığı olan 21-23 derecede tutmanızda fayda var. Nemlendirme cihazlarını rutinde önermediklerine işaret eden Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, “Oda içerisinde kontrolsüz nem cihazı kullanılması mantar hiflerinde artmaya neden olabiliyor ki bu durum da ek solunum problemleriyle sonuçlanabiliyor. Oda nem oranı yüzde 20’nin altındaysa geniş ağızlı bir kabın içerisinde su koyarak dengeli bir hava sağlayabilirsiniz” diyor.

Bitkisel çaylara dikkat!

Bitki çayları lokal ağrı kesici etkilerinin yanı sıra sistemik olarak terlemeyi destekliyorlar ve bu sayede ateş kontrolüne de katkı sağlıyorlar. Karanfil ve tarçın eklenmiş ıhlamur çayları bu anlamda yan etki profili en düşük destekleyici çay içeriği arasında yer alıyor. Ancak bu tür çayları çok sıcak ve şekerli tüketmemeye özen gösterin.

Balın gücünden faydalanın, ancak…

Bal içeriğindeki zengin aminoasitler ve probiyotikler sayesinde bağışıklığa katkı sağlamakla birlikte, hasarlı mukoza yüzeyini kaplamasıyla da semptomlarda geçici rahatlama sağlıyor. Diyabet riskiniz yoksa, günde 3-5 yemek kaşığı (1 yemek kaşığı 21 gram veya 64 kcal) balı 2-3 porsiyona bölerek tüketebilirsiniz. Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, “Ancak bal oldukça kıymetli bir ürün olsa da özellikle diyabet hastalarının çok dikkatli tüketmeleri gerekiyor, aksi halde kan şekerinin ani dalgalanmaları bağışıklık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor.” uyarısında bulunuyor.

Sarımsak ve soğan tüketin

Doğal antimikrobik özellikleri nedeniyle sarımsak ve soğan boğaz ağrısını hafifletebiliyor. Dolayısıyla bu besinleri salatalarınız ile yemeklerinizde kullanmaya özen gösterin.

Pause Dergi

Uçucu yağlar etkili olsalar da…

Okaliptus, tıbbi nane, karanfil ve paçuli gibi uçucu yağların burun mukozasını açıcı etkilerinden ve antiseptik özelliklerinden buhar veya buhurdanlık yoluyla faydalanabilirsiniz. Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, “Ancak yüksek doz ve uzun süre maruziyetinde özellikle ses teli ile gırtlak mukozasında ekstra ödeme neden olabileceğini de unutmayın” uyarısında bulunuyor.

Zencefil ile adaçayına dikkat!

Zencefil ve adaçayı şifalı bitkiler olmalarına karşın, boğaz ağrılarında yaygın tüketilen pastilleri, içerdikleri yüksek östrojen nedeniyle özellikle hamilelerde ve hormona duyarlı kanser öyküsü olan kişilerde tercih edilmemesi gereken takviyelerden. Zira kontrolsüz ve uzun süreli tüketimleri östrojene duyarlı tümör hücrelerinin bu hormonlar tarafından beslenmelerine neden olabiliyor.

Doktorunuz önermediyse, asla!

Boğaz ağrısında doktorunuz önermediyse vitamin takviyelerini asla kullanmayın. Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider, “Son yıllarda sık kullanılan D vitaminin kontrolsüz kullanımı kan kalsiyum seviyelerini yükseltebiliyor. Bu durum idrar yollarında taş gelişmesi riskini artırabiliyor.” diyor.