Yazılar

Polenlere karşı etkili korunma yolları!

Polenlere karşı etkili korunma yolları!

Bahar mevsimi ile güneşin yüzünü göstermesi ve doğanın canlanarak çiçeklerin açması, pek çok kişi için olumlu etkileri beraberinde getirirken, kimileri için kabusa dönüşebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Beyhan Yılmaz polenlerin etrafta uçuşması nedeniyle özellikle alerjik bünyeli kişilerde bir çok sorun yaşanabildiğini, ‘bahar alerjisi’ ya da ‘saman nezlesi’ olarak adlandırılan bu sorunların ise üst solunum yolu enfeksiyonları ile karışabildiğini söylüyor. KBB Uzmanı Dr. Beyhan Yılmaz, bahar alerjisi ile karışabilen hastalıkları anlattı, baharı rahat geçirebilmek, polenlerin olumsuzluklarına maruz kalmamak için alınabilecek basit ama etkili önlemler konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Beyhan Yılmaz

Bu şikayetlerle kendini gösteriyor!

Bahar aylarında çiçek tozlarının (polenlerin) etrafta dolaşması sonucu bu polenlere karşı alerjisi olan kişilerde çeşitli şikayetler gelişiyor. “Bahar alerjisi” veya “saman nezlesi” olarak  da tanımlanan bu hastalığın başlıca belirtilerini; burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, sık hapşırma, kulakta ve boğazda kaşıntı, gözlerde kızarıklık ve sulanma, geniz akıntısı, öksürük ve nefes darlığı olarak sıralayan KBB Uzmanı Dr. Beyhan Yılmaz “Bazen de bu şikayetlere koku ve tat duyusunda azalma, burun tıkanıklığına bağlı horlama ve uyku bozukluğu da eşlik edebilir” diyor.

Başka hastalıklarla karışabiliyor!

Genellikle her yıl belirli zaman diliminde tekrarlayan bahar alerjisi başka hastalıklarla karışabiliyor. Belirtileri özellikle virüslerin neden olduğu hastalıklarla benzerlik gösterdiğinden kişi alerjiden kaynaklandığını anlamıyor, bu nedenle alerji nedeniyle tedavi görmesi gerektiğinin farkına varmadığından hastalık ilerliyor. Alerjinin üst solunum yolu enfeksiyonu veya sinüzitler ile karıştırılabildiğini belirten Dr. Beyhan Yılmaz şöyle konuşuyor: “Nezle ya da grip dediğimiz üst solunum yolu enfeksiyonları, vücut direncimizin düşmesi sonrası virüslerin sebep olduğu hastalıklardır. Bahar alerjisi ile benzer şikayetler oluşturmasına karşın yaklaşık bir haftada şikayetler geriler. Virüs ya da bakterilerin neden olduğu sinüzit hastalığında da bahar alerjisine benzer şikayetler olabilir. Ancak sinüzitte burun akıntısı sarı yeşil renkte olup baş ağrısı ve ateş eşlik edebilir; bahar alerjisinde ise burun akıntısı su gibi olur ve ateş eşlik etmez.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

“Nasıl olsa geçer” diye düşünmeyin!

Bahar alerjisi, kişinin vücut direncinden bağımsız olarak en çok ilkbahar aylarında ortaya çıkıyor. Hastaların bu dönemde sürekli ‘grip gibiyim’, ‘hiç geçmiyor’ ya da ‘sürekli su gibi burnum akıyor’ diye şikayet ettiklerini belirten Dr. Beyhan Yılmaz, hastaların aslında alerjiden kaynaklanan bu rahatsızlıkların virüslere bağlı olduğunu düşünüp, ‘nasıl olsa geçer’ diye düşünmemesi, doğru tedavi için mutlaka uzman görüşü alması gerektiğini vurguluyor. Bahar alerjisi tanısının burun muayenesi ve sonrasında alerjiye yönelik testlerin yapılması ile konulduğunu belirten Dr. Beyhan Yılmaz, tedavide antihistamin ilaçlar, burun spreyleri ve alerji aşıları kullanıldığını söylüyor.

Polenlere karşı 10 etkili önlem!

  •  Dışarıda mutlaka polen maskesi takın.
  • Ev ve ofisinizi sabah saatlerinde değil, öğleden sonra havalandırın.
  • Otomobil camlarını gerekmedikçe açmayın ve polen filtrelerini değiştirmeyi unutmayın.
  • Gözlerin yanını da örten güneş gözlükleri kullanın.
  • Eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin, burnunuzun içini temizleyin, duş alın.
  • Polen yapışabileceği için gözlüklerinizi de temizlemeyi ihmal etmeyin.
  • Polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde açık havada spor yapmayın.
  • Nem, ev içi alerjenlerin gelişimini tetikleyebileceğinden çamaşırlarınızı yatak-oturma odalarında kurutmayın.
  • Evcil hayvanlarınızı yattığınız odaya almayın.
  • Özellikle bu dönemde toz, sigara dumanı, boya kokusu, parfüm gibi etkenlerden uzak durun.

Kulakta en sık görülen hastalıklar

Kulakta en sık görülen hastalıklar

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle hastaneye gitmek yerine ertelenen bazı sağlık sorunlarının arasında kulak hastalıkları ve işitme ile ilgili sıkıntılar da yer alıyor. Oysa işitme sorunlarının ertelemeye gelmeyeceğini belirten Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer “Son bir yıldır Covid pandemisi sürecinde özellikle de işitme ile ilgili sıkıntıların ertelendiğini görüyoruz. Ancak ertelenen şikayetler hastalıkların ilerlemesine veya şiddetlerinin artarak bireyin yaşam kalitesinde kalıcı bozulmaya neden olabiliyor. İşitme ve denge organımız olan kulaktaki olası bir problem birçok önemli hastalığa yol açabiliyor.” diyor.  KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kulakta en sık görülen 5 hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kulak tıkanıklığı

Sıklıkla kulak salgısının, dış kulak yolunda birikmesine bağlı olarak ortaya çıkıyor. Dış kulak yolunda üretilen bu salgı genellikle kendiliğinden dışarı doğru atılıyor ancak dar kulak yolu ve kulak kanalının içine yabancı cisim sokulması gibi durumlarda bu salgı derinlere itilerek kulak yolunda tıkanıklığa neden olabiliyor. Bu durumda genellikle bir kulak burun boğaz uzmanının sıkışmış ve genellikle sertleşmiş olan salgıyı çıkarması gerekiyor. Bu sıkışmış salgı bireyin kulağında tıkanıklık, ağrı ve hatta işitme kaybına yol açabiliyor.

Kulak yolu enfeksiyonları

Dış kulak yolu çeşitli bakteri, mantar, virüs enfeksiyonlarından etkilenebiliyor. Genellikle lokal travma (örneğin kaşımak) ve kulak yolunun kirli su ile teması sonrasında ortaya çıkıyor. Kulak egzaması gibi cilt ile ilgili hastalıklarda, birey kulağını kaşıma sonrasında travmaya uğratırsa ciddi kulak yolu enfeksiyonları ile karşılaşabilir. Kulak ağrısı, kulakta ödem temel şikayet olarak görülürken, kulak kepçesine dokunma veya çene hareketi bile ağrıyı artırabiliyor.  Enfeksiyon ilerledikçe akıntı ve kulak yolunda birikime bağlı olarak işitme kaybı, kulak etrafında veya boyundaki lenf bezlerinde büyüme ve ağrıya yol açabiliyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer “Unutulmaması gereken önemli noktalardan birisi de özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış ve kontrolsüz diyabet tanısı olan bireylerde kulak yolu enfeksiyonları uzun süre devam etmekte ve yönetilmesi zor bir tablo oluşturmaktadır. Dolayısıyla kulak yolunun travmaya maruz bırakılmaması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, kulak yolunda zona hastalığı da görülebilmekte ve bu tabloya tek taraflı yüz felci ve işitme kaybı eşlik edebilmektedir.” diyor.

İşitme kaybı

İşitme kaybı hemen her yaş grubunda karşılaşılan bir sorun. İki kulağı da etkilediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açıyor. Erişkinlerde ortaya çıkan işitme kayıpları travma, enfeksiyon, toksik nedenler, damar hastalıkları, genetik nedenler ve immünolojik nedenler gibi geniş bir yelpazede görülebilirken, ileri yaşa bağlı işitme kayıpları ve gürültüye bağlı işitme kayıpları sık görülen iki neden olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle ileri yaştaki bireylerde işitme kaybının sosyal izolasyona ve yalnızlık hissine neden olduğunu, unutkanlık ile ilişkili hastalıkların daha kötü seyretmesine zemin hazırladığını belirten KBB Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer, ani işitme kaybının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Ani işitme kaybı genellikle tek kulakta üç gün içinde ortaya çıkan ve en az 30 desibel kayıp oluşturan işitme kaybı olarak tanımlanır. Örneğin; birey bir sabah uyandığında aniden bir kulağında işitme azalmış hatta hiç işitmemeye başlamıştır. İşitme kaybına baş dönmesi ve kulak çınlaması eşlik edebilir. Hafif düzeydeki ani işitme kayıplarında bireyler bir kulağımda aniden çınlama başladı şeklinde de şikayet bildirebilmektedirler. Hikaye, fizik muayene ve işitme testi sonrasında tanı kesinleşir ve gerekli görüntüleme yöntemleri istenerek uygun tedavi başlanır. Şikayetin ortaya çıkışından sonra 7-10 gün içinde tedavinin başlanması tedavi başarısı açısından önemlidir.”

Baş dönmesi

KBB Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer “Hareket etmeden hareket algısının olması olarak tanımlanabilen baş dönmesi toplumda yaygın olarak görülen önemli bir şikayet. Birçok hastalığa bağlı olarak karşımıza çıkabiliyor. Kulak kaynaklı baş dönmelerinin temel özellikleri arasında dönme hissi, bulantı ve kusma, eşlik eden çift görme ya da konuşma bozukluğunun olmaması yer alıyor. Toplumda kristal kayması olarak da bilinen BPPV, denge sinirinin iltihabı, Meniere Hastalığı kulak kaynaklı baş dönmelerinin içinde sık görülenlerden. Bu tablolar genellikle ani baş dönmesine neden olur ve bireyde önemli bir kaygı oluşturur. Ani başlayan baş dönmesinde bireyin genel sağlık durumu ile ilgili bilgi almak, basit hasta başı muayene bulguları ve gerekirse görüntüleme yöntemlerini kullanmak önem taşımaktadır. Tek bir manevra ile düzeltilebilen kristal kayması (BPPV) beyinde önemli damar tıkanıklıkları gibi geniş bir hastalık yelpazesi baş dönmesine neden olabilmektedir.” diyor.

Yüz felci

Yüz felci beyin, beyin sapı, kulak ve tükürük bezleri hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Kulak ile ilgili yüz felci genellikle yüzün tek yarısında göz ve ağız etkilenmesi ile karşımıza çıkıyor. Bireyde gözünü kapatamama ve ağız hareket bozukluğuna bağlı tükürüğün ağızdan dışarı akması gibi şikayetler görülüyor. Ani ortaya çıkan tek taraflı yüz felcinde kulak arkasında ağrı, yüzde ağrı / uyuşma tabloya eşlik edebiliyor. Etken olarak aktive bazı olmuş virüsler sorumlu tutuluyor. Tanı koyulduktan sonra gecikmeden tedavinin başlanması gerekiyor. Özellikle bireyde önceden tanı almış kronik orta kulak iltihabı varlığında ortaya çıkan yüz felcinin tedavisinde cerrahi yöntem de kullanılabiliyor.