Yazılar

LGS ve YKS’de stresi azaltıp başarıyı artırmak için öneriler!

LGS ve YKS’de stresi azaltıp başarıyı artırmak için öneriler!

Hem Liseye Giriş Sınavı (LGS) hem de Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için geri sayım başladı… 5 Haziran’da LGS, 18-19 Haziran’da da YKS sınavı öncesi, milyonlarca öğrenci ve aileleri için heyecan dorukta olduğu gibi, pek çoğunda bu heyecana aşırı stres ve yoğun kaygı da eşlik ediyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Uzman Psikolog Duygu Kodak, “Sınav kaygısı; zihinde kodlanmış veya öğrenilmiş bilgilerin sınav sırasında etkin biçimde kullanılmasını engelleyen yoğun kaygı durumudur. Ancak bu durumu yönetebilmeniz ve başa çıkabilmeniz için bazı stratejiler var. Böylece olumsuz duygu ve düşüncelerden kurtulup, sınav stresinizi azaltabilir, motivasyonunuzu ve başarınızı artırabilirsiniz” diyor. Uzman Psikolog Duygu Kodak, sınav stresini azaltmanın 10 yolunu anlattı, hem sınava girecek öğrencilere hem de ailelerine önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Psikolog Duygu Kodak

Sınavda başarılı olduğunuzu gözünüzde canlandırın

Zihnimiz hayal ettiğimiz olayı gerçekten yaşıyormuşuz gibi görselleştirmeye tepki verir. Sınav sonucunu istediğiniz gibi aldığınızı hayal edin, bu kendinizi daha güvende hissetmenize yardımcı olabilir ve performansınızı artırabilir.

Olumsuz düşünceleri bir kenara bırakın

Olumsuz bir düşünce zihninizde canlandığında onun hakkında bir kaç saniye düşünün. Olumsuz düşünceleri fark ederek bile aslında çoğunun gerçekçi olmadığını görebilirsiniz. Örneğin, “Bu sınavı geçemezsem hayatım biter” gibi bir düşüncenin mantıklı bir açıklaması yoktur. Dolayısıyla gerçekçi olmayan bir korku deneyimlersiniz. Kendinize bu sınavın hayattaki başarınızı veya başarısızlığınızı belirlemeyeceğini hatırlatın.

Gevşeme teknikleri uygulayın

Korku, adrenalin salgılayarak bedeni tehlikeyle başa çıkmaya hazırlar. Bu sırada kalp atışı ve nefes alıp verme hızlanır, titreme, terleme ve baş dönmesi hissi oluşur. Bu tür fiziksel tepkiler karşısında rahatlamak için nefes egzersizi ve kas gevşeme tekniklerinin uygulanması daha net düşünmeye, sakinleşmeye ve dikkati şimdiki zamana kaydırmaya yardımcı olur. Doğru bir nefes egzersizi için; öncelikle diyaframdan nefes alın. Nefesi yavaşça burnunuzdan alırken karnınızı şişirin, nefesinizi tutup hazır olduğunuz zaman yavaş ve uzun biçimde ağzınızdan nefesinizi verin.

Mantıksız düşünceleri mantıklı olanlarla değiştirin 

Düşüncelerinizi bastırmak ve engel olmak yerine onların yerini değiştirin. Mantıksız düşünceleri mantıklı olanlarla değiştirin. Örneğin; ”Yarın bu sınavda kesinlikle başarısız olacağım” düşüncesi yerine; “Bütün yıl çalıştım, bir çok deneme sınavına girdim, nasıl yapılacağını biliyorum ve bu sınavda başarılı olmak benim elimde” gibi yeni düşünce kalıpları gerçeklik algınızı geri getirecek ve korkularınızı aşmanıza yardımcı olacaktır.

Kendinize yönelik olumlu ifadeler kullanın

İnsanlar kaygılı olduklarında genellikle “başarılı değilim”, “değersizim”, “yetersizim” gibi olumsuz ifadeler kullanırlar. Bu tür ifadeler kaygınızın kolayca yoğunlaşmasına neden olabilir. Kendinize “yeteri kadar çalıştım, başarabilirim”, “değerliyim”, “yeterliyim”, “her şey yoluna girecek” demek için çaba gösterin.

Güçlü yanlarınızı hatırlayın

Güçlü yanlarınızı hatırlayın. Yeni zorluklarla karşı karşıya kaldığımızda, ne kadar yol kat ettiğimize ve ne kadar başarı elde ettiğimize bakmayı genellikle unuturuz. İyi hazırlandığınıza göre endişelenmenize gerek yok.

 Yürüyüş yapın

Egzersiz ve fiziksel aktivitede bulunmanın kaygı üzerinde olumlu etkisi vardır. Açık havada yürüyüş yapmak, bisiklete binmek gibi fiziksel aktiviteler sınav öncesinde ruh halinizi yükseltecek endorfin salgılatacak, beyniniz rahatlama ve kendini yenileme şansına sahip olacaktır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

İyi bir uyku ile zihninizi dinlendirin

Araştırmalar yeterince uyumanın sınavda daha başarılı olacağınızı göstermiştir. Sınav öncesi iyi bir gece uykusu çekin. Sınav öncesinde beyninizin gerektiği gibi dinlenmesini sağlayın ve güne yeni bir zihinle başlayın.

Şekerli yiyecek ve içeceklerden uzak durun

Sınav günü kan şekerinizin zirveye ulaşmasına ve ardından düşmesine neden olabilecek, kaygıyı artırabilecek şekerli yiyecekler ve içeceklerden kaçının. Sabah evde mutlaka kahvaltı yapın.

Sınav sırasında yanlış düşüncelere kapılmayın

Sınavda diğer adayların sizden önce sayfaları çevirdiğini duyup  “ben yavaşım, benden hızlı çözüyorlar, daha hızlı olmalıyım” düşüncesine kapılmanız kaygınızı artırabilir. Kimin hangi bölüm ve soruyla sınava başladığını bilemezsiniz. Ayrıca bazı kitapçık türlerinde tesadüfen arka arkaya birden fazla zor soru denk geldiğinde, sınava dair genellemede bulunup bütün soruların zor olabileceğini düşünebilirsiniz fakat bu sizi yanıltmasın. Sıkışırsanız bir soruyu atlayın, testin geri kalanını yaptıktan sonra sıkıştığınız soruya dönebilirsiniz. Test sırasında sadece üzerinde durduğunuz soruya odaklanın; bu şekilde tüm enerjinizi cevabı bulmaya odaklayabileceksiniz.

Anne babalar dikkat! Bu hatalara düşmeyin!

Uzman Psikolog Duygu Kodak “Sınav kaygısı nedeniyle psikoterapi almak için başvuran danışanlarımın çoğunun, kaygı ve stresin yanında yoğun yaşadıkları bir diğer duygu ise; suçluluk duygusu oluyor. Ebeveynlerine veya çevrelerine hayal kırıklığı yaşatacağı hissi içinde çırpınıyorlar. Çoğu zaman ebeveynlerin çocuklarına söylediği “senin için çok çabalıyoruz, yeter ki oku başarılı ol, başarılı olman için tüm fedakarlıkları göstereceğiz, elimizden geleni yapacağız” gibi cümlelerin iyi niyetle söylendiklerine hiç şüphe yok. Fakat çocuklar üzerindeki etkisi, hayatlarının bu sınava bağlı olduğunu düşünmelerine neden olup yoğun stres ve kaygıya yol açıyor ve performanslarını tam olarak ortaya koymalarına engel olabiliyor. Çocukların değeri; başarı ve becerilerine bağlı değildir. Çocukların sınav başarısına, dolayısıyla tek bir yönüne odaklanıp genellemeler yapılmamalı, kıyaslamalar ve olumsuz etiketlemelerden mutlaka kaçınılmalıdır. Ebeveynler çocuklarıyla geçirdikleri her anın değerli olduğu inancına sahip olmalıdır” diyor.

Aynı evde yaşamanın 9 önemli kuralı

Aynı evde yaşamanın 9 önemli kuralı

Dünyada ve ülkemizde hızını her geçen gün artırarak yayılmaya devam eden Covid-19 virüsü artık çocuklarda da daha sık görülür oldu. Covid-19’un bugünlerde çocukları da yakalamasında kademeli yüz yüze eğitime geçilmesinin ve mutant virüsünün daha kolay enfekte özelliğe sahip olmasının etkili olduğu düşünülse de, bu varsayımları ispatlayan net veriler henüz mevcut değil. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, Covid-19 pozitif olan çocukların mutlaka evde izlenmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “Enfekte olan çocuklar okula gönderilmemeli, evde gidişatı takip edilmeli. Düzenli aralıklarla ateşi kontrol edilmeli; yüksek ateş, ishal, öksürük veya solunum probleminde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.” diyor. Peki, hem çocuğumuzun hem evdeki yetişkin bireylerin sağlığı için evimizde neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyız? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, evde almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Ayrı bir odada izlemeye çalışın

Covid-19 enfeksiyonunda klinik bulgular gelişmeden 2 gün önce bulaştırıcılık başlıyor. Dolayısıyla çocuğunuzda belirtilerin başlaması ile PCR testinin yapılması sürecinde virüs evdeki diğer bireylere de genellikle bulaşmış oluyor. Eğer tanı konulduğu ana kadar enfekte olmamışsanız, çocuğunuzu mümkün olduğunca tek odada karantina koşularında izlemeye çalışın. Bu süreci ona mutlaka anlatmalı ve korunmanın öneminden bahsetmelisiniz. Ancak ev ortamında çocuğun bir odada izole olarak kalması erişkinler gibi mümkün değil elbette. Çünkü kendine bakamayacağı ve ihtiyaçlarını tek başına göremeyeceği için izolasyonu bu noktada zorlaşıyor. Çocuğu izole edemediğimiz için virüsü bulaştırıcılığı evdeki yetişkinlere nazaran çok daha fazla oluyor. Bu nedenle büyüklerin kendilerini korumaları çok önemli.

Yanındayken çift maske takın

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, “Çocuğunuz 2 yaş üstündeyse ve maske taktırabiliyorsanız bu oldukça yararlı olur. Kullandığı maskeyi her 4-6 saatte bir ya da ıslandığında mutlaka değiştirmelisiniz” diyerek, şöyle devam ediyor: “Ancak çocukların maskeyle zaman geçirmeleri biraz daha zor olduğu için erişkinlerin takmalarını istiyoruz. Dolayısıyla ev içerisinde mutlaka maskeyle dolaşın. Çocuğunuzun yanındayken çift maske takmalı ve maskenizi aynı şekilde her 4-6 saatte bir veya ıslandığında hemen değiştirmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.”

Banyoyu her kullanımın ardından temizleyin

Evde ortak kullanım alanlarında dikkatli olun. Örneğin eğer ayrı bir tuvalet ve banyonuz varsa, çocuğunuzun bu alanları tek başına kullanmasını sağlayın. Tuvalet ve banyo kullanımından sonra; lavaboyu, klozeti, duş alanını, çeşme musluklarını ve yer yüzeyini temizlemeyi asla ihmal etmeyin.

Evi düzenli aralıklarla havalandırın

Kapalı ortamların havalandırılmaları bu süreçte ayrı bir önem taşıyor. Dolayısıyla evdeki havanın yenilenmesine dikkat edin. Evinizi günde en az 3-4 kez, 10’ar dakika havalandırmanız çok önemli.

Yastık ve nevresimleri sık sık değiştirin

Çocuğunuza ve size ait nevresimleri 3 günde bir, yastık yüzlerini de her gün değiştirmeye, bunları makinede en az 60 derecede yıkamaya devam edin. Yatağı mutlaka ayrı olmalı, sizlerle yatmamalı. Çocuğunuza ait malzemeleri mümkünse başkası kullanmamalı. Çatalı, bıçağı da mutlaka ona ait olmalı. Atılabilir ve tek kullanımlık olan malzemeleri tercih etmenizde fayda var. Kıyafet ve havlularını ütüleyerek dezenfekte etmeniz de son derece önemli.

İştahı yoksa sevdiği gıdalarla besleyin

Covid-19 enfeksiyonuna karşı güçlü bir bağışıklık sistemi çok önemli. Dolayısıyla çocuğunuzun sağlıklı beslenmesinin yanı sıra hekim önerdiyse vitamin takviyelerine devam etmesi gerekiyor. “Covid-19 pozitif olan çocuklara özel bir beslenme önerimiz yok. Ancak C vitamininden zengin beslenmesinde ve düzenli D vitamini takviyesi almasında yarar var.” bilgisini veren Dr. Ülkü Tıraş, önerilerine şöyle devam ediyor: “Özellikle hasta olduklarında çocuklar iştahsız olabiliyor. Bu dönemde çocuğunuzun daha çok sevdiği gıdalara yönelerek beslenmesini sürdürmeye çalışmanız gerekiyor. Eğer ciddi iştah problemi olursa bu durumda bazen damar yoluyla beslenmesi gerekebiliyor.”

PCR testini oyuna dönüştürün

Hemen hepimiz PCR testinin rahatsız edici olduğunu biliyoruz. Dr. Ülkü Tıraş “Eğer PCR testinden korkmaması için “Burnuna, boğazına pamukla dokunacaklar ve burnun gıdıklanacak şeklinde cümlelerle bu süreci bir oyuna dönüştürürseniz, test öncesinde çocuğunuz için belirsizlik biraz daha ortadan kalkmış oluyor” diyor.

KKAT! İÇ DÜNYALARINI SARSABİLİYOR!

Covid -19’a yakalanan tüm yaş grubundaki çocuklarda anksiyete ve stres yaşanıyor. Örneğin çoğunda belirti olmadığı veya hafif semptomlar geliştiği için çocuklar evde neden izole olmaları veya hastanede neden yatarak tedavi edilmeleri gerektiğini anlamıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Uzman Psikolog Duygu Kodak, her yaş grubunun bu süreci farklı açıdan değerlendirdiklerini belirterek, “Koronavirüs çocuklarda tüm yaş gruplarında stres, endişe veya korkuya yol açabiliyor. Bu nedenle Covid-19’a yakalanan çocuğunuzla konuşun ve onu dikkatlice dinleyin. Davranışlarının ve alışkanlıklarının kötüye gidip gitmediğini gözlemleyin. Gerekirse profesyonel yardım alın” diyor ve çocukların bu süreci sağlıklı atlatabilmeleri için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini şu şekilde anlatıyor:

Oyun, çizim ve çizelgelerle anlatın

Hemen her çocuk soğuk algınlığı veya grip olmanın nasıl bir his olduğunu biliyor. Dolayısıyla insanların koronavirüsten hastalanabileceğini ve tıpkı gripte olduğu gibi evde kalmaları gerektiğini söyleyebilirsiniz. Virüsü veya karantina altında olmanın önemini anlatmak için oyun terapisi, çizimler ve çizelgeler kullanabilirsiniz.

Yanındayım, buradayım” mesajını verin

Covid-19 enfeksiyonuna yakalanan 3 ila 6 yaş arasındaki çocuklarda alt ıslatma davranışları, ebeveynlerinden veya bakıcılarından ayrı kalma korkusu nedeniyle kaygı gibi sorunlar gelişebiliyor. Ayrıca öfke nöbetleri başlayabiliyor veya uyumakta zorluk yaşanabiliyor. Bu sorunların önüne geçmek için çocuğunuzun duygularını anladığınızı, ihtiyacı olduğu her an onun yanında olduğunuzu hissettirin, “Yanındayım ve buradayım” mesajını verin ki daha fazla kaygıya kapılmasınlar.

Duygularını paylaşmasını destekleyin

Enfekte olan 7-10 yaş aralığındaki çocuklar gerçekçi değerlendirme yapamayabiliyor, televizyondan, akranlarından ve aile konuşmalarından küçük bilgiler toplayabiliyorlar.  Duydukları karşısında üzgün, kızgın veya korkmuş hissedebiliyorlar. Ayrıca bazı çocukların hastanede yakınları tedavi altında oluyor, bazıları enfeksiyon nedeniyle yakınlarını kaybedebiliyor. Bu durum daha fazla korkuya ve kızgınlığa yol açabiliyor. Dolayısıyla çocuğunuzun Covid-19’la ilgili hatalı bilgilerini düzeltmeniz çok önemli. Bunun için onunla konuşun, duygularını ve düşüncelerini sizinle paylaşması konusunda destekleyici olun.