Yazılar

Romatoid artrit hakkında doğru bilinen yanlışlar

Romatoid artrit hakkında doğru bilinen yanlışlar

Eklemlerinizde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlığı var mı? Sabahları eklemlerinizde bir saati bulan katılık sorunuyla baş etmek zorunda kalıyor musunuz? Bu sorunlar size tanıdık geliyorsa, nedeni, halk arasında iltihaplı romatizma olarak bilinen ‘romatoid artrit’ olabilir!

Ülkemizde her yüz kişiden 1’ini etkisi altına alan romatoid artrit genellikle el ve ayaklardaki küçük eklemleri tutsa da diz, omuz ve kalça gibi büyük eklemler de sıklıkla hastalık tablosuna ekleniyor. Kronik bir hastalık olan romatoid artrit tedavi edilmediğinde eklemlerde şekil ve fonksiyon kaybı gelişebiliyor. Uzun süre tedavisiz kalan hastalar eklemlerde oluşan kalıcı hasarlar nedeniyle günlük işlerini dahi yapmalarını önleyebilecek şiddetle gelişebilen ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi ciddi sorunlarla baş etmek zorunda kalabiliyor. Bu nedenle erken dönemde tanı konulması ve uygun tedavisi romatoid artrit hastalığında son derece önem taşıyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, günümüzde yaşanan tıbbi gelişmeler sayesinde erken tanı ile tedavi uygulandığında oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor ve hastalık kontrol altına alınabiliyor. Ancak toplumda romatoid artrit hakkında doğru bilinen bazı hatalı bilgiler var ki tedaviden etkin sonuç alınmasını önleyebiliyor. Acıbadem Üniversitesi takent Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Esra Dilşat Bayrak, romatoid artrit konusunda ‘doğru’ sanılan ‘hatalı’ bilgileri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Esra Dilşat Bayrak

Romatoid artrit sadece ileri yaşta görülür. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, romatoid artrit sadece ileri yaşta görülmüyor. En sık 30-50 yaş aralığında gelişmekle birlikte çocukluk dönemi de dahil olmak üzere her yaş grubunu etkileyebiliyor.

Eklemlerde mutlaka şekil bozukluğu gelişir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoloji Uzmanı Dr. Esra Dilşat Bayrak, tedaviye erken başlandığında ve hastanın tedavisini düzenli alması durumunda romatoid artrit hastalığında eklemlerde şekil ve fonksiyon kaybı görülmediğini belirterek, “Ancak özellikle tedavisi gecikmiş hastalarda kalıcı şekil ve fonksiyon kayıpları oluşabiliyor” diyor.

Romatoid artrit kalıtsaldır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoid artritte bazı genetik değişimler hastalığa yatkınlık oluşturuyor.  Ancak aile içinde hastalık görülme oranı artsa da, romatoid artrit hastadan çocuğuna doğrudan geçmiyor.

Özel diyetler ve takviyelerle düzelir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoid artrit sadece bazı özel diyetlerle düzelen bir hastalık değil. Ancak tedavilerin yanında hastaların klinik durumu ve ek hastalıkları göz önüne alınarak diyette yapılan bazı düzenlemeler ve takviyeler semptomların hafiflemesinde fayda sağlıyor.

Sadece ilaç kullanmak yeterlidir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: “Romatoid artritte tanı konulduğu anda medikal tedavi başlanmalıdır” uyarısında bulunan Dr. Esra Dilşat Bayrak, “İlaç tedavisinin yanı sıra hastalığı tetikleyecek ve tedaviyi olumsuz etkileyecek faktörlere de dikkat edilmelidir. Sigara mutlaka bırakılmalı, uygun diyet ve egzersize başlanmalıdır.” diyor.

Covid aşısı romatoid artriti kötüleştirir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yapılan çalışmalarda; covid aşılarının romatizmal hastalıkları kötüleştirmediği gösterilmiş. Üstelik riskli hasta grubunda yer aldıkları için hastaların aşılamalarını düzenli olarak yaptırmaları çok önemli. Aşılama süresince romatizma  ilaçlarının kullanımıyla ilgili de mutlaka doktorlarıyla görüşmeleri gerekiyor.

Romatoid artrite kaplıca tedavisi iyi gelir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sanılanın aksine, romatoid artrit gibi iltihaplı eklem hastalıklarında kaplıca ve sıcak uygulamalar önerilmiyor. Bunun nedeni ise sıcak uygulamaların eklemdeki ödem ve iltihabı artırarak hastalığın alevlenmesine neden olması. Osteoartrit, yani kireçlenme hastaları ise bu tedavilerden fayda görebiliyorlar.Pause Sağlık, Pause Dergi Romatoid artrit sadece eklemleri etkiler. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoid artrit en sık el ile ayağın eklemlerinde ağrı ve şişlikle başlasa da, bu sorunların yanında göz (özellikle göz kuruluğu), akciğer (akciğer zarında sıvı birikmesi, akciğer yapısında bozulma), kalp damar hastalıkları, kan sayımı bozuklukları, cilt döküntüsü ve böbrek tutulumu gibi birçok sistemik bulgu da görülebiliyor.

Egzersiz yapmak hastalığı kötü etkiler. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoid artrit hastalığında özellikle aerobik ve direnç egzersizleri yapılması ağrıyı azaltıyor ve eklem fonksiyonunun korunmasında fayda sağlıyor. Romatoloji Uzmanı Dr. Esra Dilşat Bayrak, düzenli yapılan sporun ayrıca uzun dönemde gelişebilecek olan eklem kısıtlanmalarını da önlediğine işaret ederek, “Bu nedenle hastalar, eklem tutulum bölgeleri ve ek hastalıkları da göz önüne alınarak doktorlarının önereceği şekilde egzersiz yapmalıdırlar” diyor.

Romatoid artritin tedavisi yoktur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoid artrit tedavisinde çok uzun yıllardır hastalığı durduran ilaçlar kullanılıyor ve çok başarılı sonuçlar elde ediliyor. İlk basamak tedaviye yeterli yanıt alınamadığı durumlarda ise daha yeni teknolojiye sahip biyolojik tedavilere geçildiğini vurgulayan Dr. Esra Dilşat Bayrak, günümüzde hem hafif hem ağır hastalık grubu için çok çeşitli tedavi seçenekleri bulunduğuna dikkat çekiyor.

Tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri çoktur ve risklidir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoloji Uzmanı Dr. Esra Dilşat Bayrak, “Romatoid artrit tedavisinde kullanılan tüm ilaçlar yıllardır tecrübe ettiğimiz, güvenlik çalışmaları yapılmış olan ilaçlardır” diyerek, şöyle devam ediyor, “Ancak tabi ki her ilaçta olduğu gibi yan etkilerin izlenmesi gerekiyor. Hastalar ilaçlara başladıktan sonra önce 1. ay daha sonra da 3 ayda bir kan kontrolleri ve muayene ile kontrol ediliyorlar. Uzun süredir ilaç kullanan ve yan etki görülmeyen hastalarda bu süreler daha da uzatılıyor.”

Kendinizi iyi hissediyorsanız ilaçları kesebilirsiniz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Romatoid artrit kronik bir hastalık olduğu için tamamen iyileşmek mümkün olmuyor. İlaçlara başlandıktan bir süre sonra şikayetler düzeliyor, ancak bu durum ilaç tedavisi sayesinde gerçekleşiyor. İlacı kesen hastalarda kısa bir süre sonra semptomlar şiddetli bir şekilde geri dönüyor. Tedavinin devamında hastalık iyi seyrediyorsa ilaç dozları ve sayısı azaltılabiliyor, ancak birçok durumda tamamen ilaç kesme önerilmiyor.

Güneş çarpması ve besin zehirlenmelerine dikkat!

Güneş çarpması ve besin zehirlenmelerine dikkat!

Deniz ve havuzda yüzüyor, park veya sahillerde gönüllerince koşuşturuyorlar… Çocuklar tüm yıl özlemle bekledikleri yaz aylarının keyfini bolca çıkarmaya devam ediyor. Ancak sıcak yaz günlerinde ebeveynler olarak bazı kurallara uymamız çok önemli, aksi halde güneş çarpmasından besin zehirlenmelerine ve böcek ısırıklarına kadar pek çok sorun çocukların sağlığını tehdit edebiliyor. Acıbadem  Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, hava sıcaklıklarının günden güne arttığı bu günlerde çocuklarda güneş çarpmasına çok sık rastlandığını belirterek, “Bu nedenle özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında çocukları güneşe çıkarmaktan mutlaka kaçınılmalı. Besin hijyenine çok dikkat edilmeli, çocuğun bol sıvı tüketmesi sağlanmalı ve ince bol giysiler tercih edilmelidir.” diyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, çocukları yaz aylarında bekleyen 5 tehlikeyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Sare Güntülü Şık

GÜNEŞ ÇARPMASI

Uzun süre yüksek sıcağa maruz kalma sonucu oluşan yorgunluk ve bitkinlik hali güneş çarpması olarak tanımlanıyor. Bu tabloda çocukta; ateş, halsizlik, solukluk, baş ağrısı, baş dönmesi, uyku hali, kusma ve bilinç değişikliği görülebiliyor. Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, sıcak çarpmasında çocuğun mutlaka gölge ve serin bir yere alınması gerektiğini vurgulayarak, “Ardından kıyafetlerini çıkarmalı ve vücudunu ıslak bezle soğutmalısınız. Bilinci açıksa ve içebilecekse su vermeniz de çok önemli. Eğer uyuklama hali, bilinç değişikliği veya ateş nedeniyle ortaya çıkan havale durumu varsa, acil olarak en yakın hastaneye götürmelisiniz” diyor.

Nasıl korumalı? 

  • Çocuğunuzun susamasını beklemeden bol sıvı tüketmesini sağlayın.
  • Güneşin en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşe çıkarmayın.
  • Özellikle güneşin en etkili olduğu öğle saatlerinde ince, pamuklu ve açık renkli giysileri tercih edin.
  • Başını güneşten korumak için mutlaka şapka kullanın.
  • Sık sık ılık duş aldırın ve uzun süre güneş altında kalmamasına dikkat edin.

GÜNEŞ YANIKLARI

Uzun süre güneş altında kalmak ciltte hasara ve yanıklara neden olabiliyor. Hafif yanıklarda (1.derece) ciltte kızarıklık, hassasiyet ve ağrı gelişiyor. Bu durumda ağrı kesiciler, nemlendiriciler ve bol sıvı tüketimi yeterli oluyor. Daha ağır yanıklarda ise ciddi su toplanması sonucu su kesecikleri, ateş, bulantı, kusma ve yanık alanında şişme, tabloya eklenebiliyor. Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, bu durumda dehidratasyona (sıvı kaybı) bağlı elektrolit dengesizliği ve havale gelişebileceği için en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Nasıl korumalı?

  • Güneşin en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşten uzak tutun.
  • Yüksek koruma faktörlü (+50 faktör) güneş kremlerini tercih edin.
  • Güneş kremlerini güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce sürün ve bu işlemi her 2 saatte bir tekrarlayın.
  • Güneşin göze zararlı etki yapmaması için geniş kenarlı şapka ve güneş gözlükleri kullanın.
Pause Sağlık, Pause Dergi

SİNEK VE BÖCEK ISIRIKLARI

Sinek ve böcek ısırıkları ciltte kızarıklık, kaşıntılı kabarcıklar ve ağrı gibi yakınmalara yol açsa da genellikle şikayetler kısa sürede geçiyor. Ancak alerjik çocuklarda daha ağır seyredebiliyor. Özellikle arı sokması alerjik yapılı çocuklarda anafilaksi denilen şok tablosuna neden olarak hayatı tehdit edebiliyor. Alerjik bir reaksiyon yoksa böcek ısırmalarında genellikle ilkyardım tedavisinin yeterli geldiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, “Isırılan bölgeyi enfeksiyon riskine karşı su ve sabunla yıkayın. Yapacağınız buz uygulaması da ağrı ile kaşıntının azalmasını sağlayacaktır. Arı sokmasında da yapmanız gereken ilk şey, zehrin yayılmasını önlemek için iğnesini çıkarmak olmalı. Ancak iğneyi cildini sıkarak çıkarmayın, zira daha fazla zehir vücuda yayılabilir. Kene ısırıklarında ise hiçbir müdahalede bulunmadan mümkün olan en kısa sürede doktora başvurmanız çok önemli” uyarısında bulunuyor.

Nasıl korumalı?

  • Kapı ve pencerelerde tül sineklikler, yatakta cibinlik ve bebek arabaları için koruyucu tüller kullanın.
  • Sinek ve böcekler vücuduna girebileceği için açık havada kısa kollu ve kısa paçalı kıyafetler giydirmeyin.
  • Arıların ilgilerini çekebilecek pembe, sarı ve kırmızı gibi çiçekleri andıran renkte ve çiçekli giysilerden kaçının.
  • Cildine doğal içerikli koruyucular sürün.
  • Çiçek kokusu yayabilecek krem veya kolonya sürmeyin.

BESİN ZEHİRLENMESİ

Besin zehirlenmeleri bakteri, virüs, toksin veya kimyasal içeren gıdaların tüketimi sonucu oluşan ve çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir tablodur. Besin alımının ardından 6 -24 saat içinde kusma, ishal bulantı, karın ağrısı, iştahsızlık, yorgunluk ve halsizlik yakınmalarıyla ortaya çıkabiliyor. Çoğu kendiliğinden iyileşirken, ağır zehirlenmelerde ise (özellikle ağır sıvı kaybı- dehidratasyonun eşlik ettiği) en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor.

Nasıl korumalı?

  • Beklemiş, açıkta bırakılmış yiyeceklerden uzak durun.
  • Güvenilmeyen yerlerden et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri almayın.
  • Dışarıda yiyecekseniz hijyen kurallarına uyum sağlayan mekanları tercih edin.
  • Kırmızı et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi kolay bozulabilen riskli besinleri uygun süre ve sıcaklıkta pişirin, pişmiş yemekleri oda sıcaklığında 1 saatten fazla bekletmeyin.
  • İyi yıkanmamış sebze ve meyveleri, temiz olmayan içme sularını ve pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerini tüketmeyin.
  • Dondurulmuş besinleri, çözdürmek için bir gün öncesinden buzdolabına alarak 0-4°C aralığında veya mikrodalga fırınlarda çözdürün ve çözdürdüğünüz besinleri tekrar dondurmayın.
  • Buzdolabından çıkararak ısıttığınız bir yiyeceği, yeniden buzdolabına geri koyup tekrar ısıtmayın.

YAZ İSHALLERİ

Çocuklarda sık karşılaşılan yaz ishallerine temiz olmayan havuz veya deniz suyunun yutulması, uygun koşullarda temizlenmeyen veya saklanmayan gıdaların tüketilmesi, kirli su veya kirli suyla yıkanan gıdalar ile sinek veya böcekle temas eden gıdalar neden olabiliyor. Sulu dışkıya; bulantı, kusma, karın ağrısı ve halsizlik eşlik edebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, zehirlenmelerde olduğu gibi ishallerde de sıvı ve mineral kaybı yerine konulmazsa ciddi sağlık sorunlarının gelişebileceği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle ishallerde öncelikle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin takviyesi için ağızdan ve gerekli durumlarda damardan sıvı tedavisi gerekiyor. Mikrobik ishallerde dışkı incelemesi sonuçlarına göre bakteriyel nedenler düşünülüyorsa uygun antibiyotik tedavisi yapılıyor. Genelde viral enfeksiyonlarda sıvı replasmanı, mide koruyucu ilaçlar, bağırsak florasını düzelten uygun probiyotiğin kullanımı yeterli oluyor. Bu dönemde ağır ve yağlı yiyecekler yenmemeli, yine bağırsak hareketlerini arttıran gıdalardan kaçınılmalıdır” diyor.

Nasıl korumalı? 

  • Sık el yıkama ve kişisel hijyen kurallarına dikkat edin.
  • Temiz sıvılar ve taze gıdalar tüketmesini sağlayın.
  • Özellikle yemekten önce ve tuvalet kullanımının ardından ellerini en az 20 saniye boyunca yıkayın.
  • Meyve ve sebzelerin temiz suda iyice yıkandığından emin olun.
  • Biberonlarını her seferinde yıkayın ve beklemiş mamaları kullanmayın.
  • Açık büfede sunulan ve açıkta satılan yiyeceklerden uzak durun.
  • Temizliğinden emin olmadığınız havuzlardan kaçının.

Çocuğunuzun sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmesi için!

Çocuğunuzun sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmesi için!
Yaz aylarıyla birlikte çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi, özellikle aşırı sıcak havalarda bazı hastalıklarla daha fazla karşılaşmalarına neden olabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aziz Polat yaz sıcaklarında yolculuk, güneşin altında uzun süre kalma, mekan ve iklim değişikliği, beslenme değişikliği gibi etkenlerin çocukların sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek “Yaz aylarında çocuklarda güneş yanığı ve sıcak çarpması, bulantı, kusma, ishal, kulak ve göz enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonu, yaz gribi ve klima çarpması gibi sorunlarla çok sık karşılaşıyoruz. Ancak çocukların ve ailelerinin yaz keyfinin kabusa dönüşmemesi, hastalıklardan uzak bir tatil geçirmeleri alınacak bazı önlemlerle mümkün olabilir” diyor. Prof. Dr. Aziz Polat, yaz hastalıklardan korunmak için alınabilecek 10 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Aziz Polat

• Bol su içirin
Sıcak ve nemden dolayı vücudun su kaybı ve su ihtiyacı artar. Bu nedenle bebeğinizi daha sık emzirin, çocukların da yaşına ve kilosuna göre her gün 1,3-2 litre su içmelerine özen gösterin.
• İlaç çantası yapın
Tatilde ihtiyaç duyabileceğiniz çocuk ilaçlarını mutlaka yanınıza alın. Ağrı kesici ve ateş düşürücü şuruplar, güneş kremleri, sinek kovucular, cilde sürülen pişik, yanık ve alerji kremleri, ateş ölçer, yara bandı, buz torbası mutlaka yanınızda olmalı.
• Güneşten koruyun
Yazın çocuklarda güneş çarpmasına çok sık rastlandığından çocuklarınızın güneşte kalma süresi ve saatlerine dikkat edin. Güneşteki zararlı ultraviyole ışınları da kısa dönemde ciltte yanıklara, uzun dönemde cilt kanserine yol açabiliyor. Bu nedenle güneşe çıkmadan yarım saat önce güneş kremini mutlaka sürün. Güneş gözlüğü, şapka ve giysilerle güneşin zararlı ışınlarından korunması için önlem alın.
• Temizliğe özen gösterin
Sebze ve meyveleri iyice yıkamadan yememesine dikkat edin. Suyun temizliğinden emin olun. Tesislerde özellikle tuvalet hijyeni çok önemli. Yeterince klorlanmış ve kalabalık olmayan havuzları kullanın, temiz denizde yüzdürün. El, ayak, cilt ve vücut temizliğine dikkat edin. Çocuklara sık sık duş aldırın. Bunlar sayesinde birçok mikrobik hastalık önlenmiş olacaktır.
• Sağlıklı beslenin
Çocuk beslenmesinde kahvaltı vazgeçilmez olmalı. Süt, yumurta, peynir, bal, tereyağ, domates, salatalık, yeşillik, kepekli veya tam buğday ekmek, taze meyve suyu tercih edin. Çay içecekse açık olmalı. Yağlı, kızartılmış ağır yemekler veya fastfood yerine, sebze ağırlıklı, zeytinyağlı, sindirimi kolay yemekler yedirin. Yemekler günlük olmalı ve uzun süre dışarıda bekletilmemeli. Özellikle tavuk, sütlü ve kremalı pastalar sıcakta kolayca bozulup besin zehirlenmesine yol açabilir. Ara öğünlerde yoğurt, cacık, meyve tüketilebilir. Dondurma günde 1-2 top yenebilir. Şeker, çikolata, cips, abur cubur gıdalar sağlığa zararlı olduğu gibi, özellikle yaz aylarında ishale de yol açabileceğinden uzak tutun.
• Klimaya dikkat edin
Prof. Dr. Aziz Polat “Çocuklar ani ısı değişikliklerine uyum sağlayamazlar. Oda çok serin olmamalı, sıcaklık 18-21 dereceye ayarlanmalı. Çocuklar odada iken uzun süre klima çalıştırılmamalı. Klimanın karşısında durulmamalı. Klima etkisiyle nezle benzeri semptomlar, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğazda kuruluk, ağrı, öksürük olabilir. Temizliği iyi yapılmamış klimalardan bazı mikroplar bulaşıp akciğer enfeksiyonu yapabilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

• Mayo ya da bikinisini değiştirin
Özellikle kız çocukları idrar yolu enfeksiyonuna daha yatkın olduklarından; havuz ve denizin temiz olması, suda uzun süre kalmaması, ıslak kıyafetlerin hemen değiştirilmesi, sık sık duş alınması, tuvalet temizliğinin iyi yapılması, idrarını uzun süre tutmaması, kabızlık varsa tedavi edilmesi çok önemli. İdrar yaparken ağrı, sık idrara gitme, idrardan kan gelmesi, ateş, karın ağrısı, kusma durumunda hastaneye başvurun.
• Yakından takip edin
Kaza ve boğulmalara karşı çocukları yakından izleyin ve acil müdahale için yakınlarında bulunun. Küçük çocukları tek başına kesinlikle bırakmayın. Acil yardım için hemen 112’yi arayın.
• Haşerelere karşı tedbir alın
Sivrisinek ısırmasına karşı oda içinde kullanılan sinek kovucu aparatlar veya cibinlik kullanılabilir. Arı, böcek, akrep gibi haşeratın çocuklara yaklaşmaması için tedbir alın.
• Uyku düzenini sağlayın
Çocukların tatilde uyku düzenleri değişiyor. Ancak çocukların büyümeleri ve dinlenmeleri için yeterli süre (10-12 saat) uyumaları gerekiyor. Düzenli uyku için oda sıcaklığı çok soğuk veya çok sıcak olmamalı, akşam yemekleri geciktirilmemeli ve ağır olmamalı, oda sessiz ve loş olmalı, yatmaya yakın hiçbir şey yenmemeli. Telefon ve tabletin de yatmadan iki saat önce kapatılmasına dikkat edin.

Dikkat! Güneş yorgunluğu kalp krizine yol açabilir!

Dikkat! Güneş yorgunluğu kalp krizine yol açabilir!

Yaz mevsimiyle birlikte bastıran sıcaklar kalp sağlığı açısından bir çok soruna davetiye çıkarırken, hayati riske de yol açabiliyor. “Benim kalbim taş gibi sağlam!”, “Güneş bana bir şey yapmaz!”, “Su içmesem de çay içiyorum!” gibi yanlış inanışların aşırı sıcaklarda kalp sağlığını tehlikeye attığını vurgulayan Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut “Yaz sıcakları sadece kalp hastalarını değil, kalp hastalığı için risk taşıyan sağlıklı kişileri de olumsuz etkiliyor. Örneğin; ‘güneş yorgunluğu’ diye geçiştirilen sorunu kalp krizi takip edebilir! Bu nedenle bazı kurallara mutlaka dikkat etmek gerekiyor; basit gibi görünen bazı önlemler hayat kurtarıcı oluyor” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, yazın kalp sağlığı için ihmale gelmez 12 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Ahmet Karabulut

  • Su tüketimini artırın

Yaz döneminde terleme ve nefesle birlikte vücuttan sıvı kaybı daha fazla olur ve vücudun su ihtiyacı artar. Bu nedenle yaz aylarında su içimini artırmak; susuzluğun tetikleyeceği çarpıntı, nefes darlığı, kanda koyulaşma gibi sıkıntıları önleyecektir. Yaz dönemi için günde 10 bardak su vücut direnci ve sağlığı için büyük fayda sağlar.

  • Akşam yemeği saatini geciktirmeyin

Kış döneminde havanın erken kararması ile erkene alınan akşam yemeği yaz döneminde sıklıkla akşam 21:00 sonrasına kalmaktadır. Oysa bu saatte yenilen akşam yemeği şeker ve tansiyon düzenini olumsuz etkiler. Akşam yemeğini erken saatlerde yiyip 21:00 sonrası yemek yememek sağlığımıza olumlu katkı yapacaktır.

  • Güneşe uzun süre maruz kalmayın

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut “Yaz güneşi altında uzun süre güneşlenme, aktivite yapma, çalışma vücut enerji seviyenizi sıfırlayabilir. Özellikle terleme ile birlikte olan güneşe maruziyette halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, bulantı hissi güneş ışınlarının yol açtığı güneş yorgunluğu belirtisidir. Güneş yorgunluğunda vücutta sıvı açığı meydana gelir, kan koyulaşır ve pıhtıya meyil oluşur. Damar sertliği bulunan ya da risk altında olan kişilerde kalp krizi gelişebilir. Bu nedenle güneşe uzun süre maruz kalmaktan kaçının” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Dışarı çıkarken mutlaka bu önlemleri alın

Öğlen güneşinden kaçınılması, şapka takılması, pamuklu ince ve açık renk kıyafetler güneş yorgunluğunu ve güneşin zararlı ışınlarının yol açacağı olumsuz etkileri önleyecektir. Yaz aylarında koyu renk kıyafetler tercih etmeyin. Çünkü güneş ışınları ısı oluşturan dalgalar olup, koyu renk üzerinde daha yavaş hareket eder. Bu durum koyu renk giysilerin daha çok güneş ışını çekip daha fazla ısınmasına yol açar. Açık renkli giysilerde ısı oluşumu daha az, terleme riski daha düşüktür.

  • Kafeini kısıtlayın

Yaz aylarında zaten vücutta sıvı kaybı artacağından, bir de çay ve kahve gibi kafein içeren içecekler idrar söktürücü etkilerinden dolayı bu kaybı daha da artıracaktır. O nedenle yazın çay ve kahve tüketiminin kısıtlanması, gazlı içeceklerden uzak durulması gerekir. Örneğin; bir bardak doğal mineralli su ve taze mevsim meyveleri ile donatılmış buzlu kefirli smoothie içeceği yaz sıcağı için serinletici ve sağlıklı bir alternatif olacaktır.

  • Alkolden kaçının

Yaz ayları ile birlikte açık alanlar, sosyalleşmenin adresi haline gelir. Ancak özellikle sıcak havalarda alkol tüketimi kalpte ritim bozukluğuna yol açarken, kalp krizi riskini de artırmaktadır. Bu nedenle alkol, sosyalleşme tanımı içinde olmamalı, sağlıklı serinleten içecekler tercih edilmelidir.

  • Katkı maddeli yiyeceklerden uzak durun

Yaz aylarında serinlemek için en çok tercih edilen yiyeceklerin başında dondurma geliyor. Ancak paketlenmiş, katkı maddeli ve şekerli gıdalar şeker ve kolesterol dengesini olumsuz etkiler. Damar sertliği riskini direkt olarak artırır. Bu nedenle doğal gıdaları tercih edin, katkı maddeli besinlerden uzak durun.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Uyku düzenini bozmayın

Vücudun kendini tamir zamanı olan uykunun kaliteli olması hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı doğrudan etkiler. Kalitesiz bir uykunun ertesinde kan basıncı, ritim, kan şeker ve kolesterol dengesi bozulur. Beyin aktivitesi olumsuz etkilenir. Gece uykusu gündüz uykusundan daha verimlidir. Yazın gecelerin kısalması ile birlikte gün doğuşu erken saatlere kayar. Bu durumu dikkate alıp, 7 saat kaliteli bir uyku sağlamak için gece yarısından önce uykuya dalmak gerekir.

  • Yüzmeyi abartmayın

Yaz döneminin vazgeçilmez aktivitesi olan yüzme kalp ve damar sağlığı kadar genel vücut sağlığı için de önerilen bir aktivitedir. Ancak özellikle soğuk denizlerde uzun süre yüzmek vücut ısısının normal seviyesinin altına düşmesine (hipotermi) bu da kalp ritim bozukluklarından, tansiyon düşüklüğü ve çarpıntıya hatta kalbin durmasına dek birçok ciddi soruna yol açabilir. Sağlık için; belirli nefes aralıkları ile günde 30 dakika yüzmek yeterli bir egzersiz olacaktır. Kıyıya dik açık denize doğru yüzmek yerine, kıyıya paralel yüzmek özellikle kalp ve damar hastaları için daha güvenli olacaktır.

  • İlaçlara ara vermeyin

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut “Kalp ve damar hastalığı kronik hastalıklar olduğundan ilaç tedavisi sürekli olmalıdır. Bu ilaç tedavisi sıklıkla yaz döneminde seyahatler ve tatiller nedeni ile aksar. Kalp ve damar hastalarında ilaçlara ara verilmesi önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Yaz döneminde sıvı ihtiyacı arttığı için idrar söktürücü kullanan kişilerde hızlı bir şekilde sıvı açığı ve böbrek sorunları oluşabilir. Kalp yetersizliği ve hipertansiyon hastalarının idrar söktürücü tedavilerinde yazlık ayarlama gerekebilir. Bu nedenle mutlaka hekiminize danışın” diyor.

  • Sigaradan uzak durun

Yapılan bilimsel çalışmalar; sigara, nargile ve elektronik sigara gibi tütün ve tütün ürünlerinin kalp sağlığına zararlarını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle sıcak havalarda tütün kullanımı kalp ritmini bozarken, kalp krizi riskini daha da artırıyor.

  • Sağlıklı diyetle ideal kilonuza ulaşın

Yaz aylarında sosyalleşmenin artması ve tatilin de etkisiyle değişen beslenme düzeni sıklıkla kilo alımına sebep olur. Fazla kilolar şekerden tansiyon ve kalp hastalığına kadar birçok hastalıkta tetikleyici faktördür. Yaz döneminde kilo artışına karşı önlem almak amacıyla; her hafta düzenli tartılıp kilonuzu not alın. Açık büfe tatillerde aşırıya kaçmayın. Sabah geç kahvaltı yapanlar için öğlen ve akşam yemeğini birleştirmek faydalı olacaktır.

LGS ve YKS’de stresi azaltıp başarıyı artırmak için öneriler!

LGS ve YKS’de stresi azaltıp başarıyı artırmak için öneriler!

Hem Liseye Giriş Sınavı (LGS) hem de Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için geri sayım başladı… 5 Haziran’da LGS, 18-19 Haziran’da da YKS sınavı öncesi, milyonlarca öğrenci ve aileleri için heyecan dorukta olduğu gibi, pek çoğunda bu heyecana aşırı stres ve yoğun kaygı da eşlik ediyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Uzman Psikolog Duygu Kodak, “Sınav kaygısı; zihinde kodlanmış veya öğrenilmiş bilgilerin sınav sırasında etkin biçimde kullanılmasını engelleyen yoğun kaygı durumudur. Ancak bu durumu yönetebilmeniz ve başa çıkabilmeniz için bazı stratejiler var. Böylece olumsuz duygu ve düşüncelerden kurtulup, sınav stresinizi azaltabilir, motivasyonunuzu ve başarınızı artırabilirsiniz” diyor. Uzman Psikolog Duygu Kodak, sınav stresini azaltmanın 10 yolunu anlattı, hem sınava girecek öğrencilere hem de ailelerine önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Psikolog Duygu Kodak

Sınavda başarılı olduğunuzu gözünüzde canlandırın

Zihnimiz hayal ettiğimiz olayı gerçekten yaşıyormuşuz gibi görselleştirmeye tepki verir. Sınav sonucunu istediğiniz gibi aldığınızı hayal edin, bu kendinizi daha güvende hissetmenize yardımcı olabilir ve performansınızı artırabilir.

Olumsuz düşünceleri bir kenara bırakın

Olumsuz bir düşünce zihninizde canlandığında onun hakkında bir kaç saniye düşünün. Olumsuz düşünceleri fark ederek bile aslında çoğunun gerçekçi olmadığını görebilirsiniz. Örneğin, “Bu sınavı geçemezsem hayatım biter” gibi bir düşüncenin mantıklı bir açıklaması yoktur. Dolayısıyla gerçekçi olmayan bir korku deneyimlersiniz. Kendinize bu sınavın hayattaki başarınızı veya başarısızlığınızı belirlemeyeceğini hatırlatın.

Gevşeme teknikleri uygulayın

Korku, adrenalin salgılayarak bedeni tehlikeyle başa çıkmaya hazırlar. Bu sırada kalp atışı ve nefes alıp verme hızlanır, titreme, terleme ve baş dönmesi hissi oluşur. Bu tür fiziksel tepkiler karşısında rahatlamak için nefes egzersizi ve kas gevşeme tekniklerinin uygulanması daha net düşünmeye, sakinleşmeye ve dikkati şimdiki zamana kaydırmaya yardımcı olur. Doğru bir nefes egzersizi için; öncelikle diyaframdan nefes alın. Nefesi yavaşça burnunuzdan alırken karnınızı şişirin, nefesinizi tutup hazır olduğunuz zaman yavaş ve uzun biçimde ağzınızdan nefesinizi verin.

Mantıksız düşünceleri mantıklı olanlarla değiştirin 

Düşüncelerinizi bastırmak ve engel olmak yerine onların yerini değiştirin. Mantıksız düşünceleri mantıklı olanlarla değiştirin. Örneğin; ”Yarın bu sınavda kesinlikle başarısız olacağım” düşüncesi yerine; “Bütün yıl çalıştım, bir çok deneme sınavına girdim, nasıl yapılacağını biliyorum ve bu sınavda başarılı olmak benim elimde” gibi yeni düşünce kalıpları gerçeklik algınızı geri getirecek ve korkularınızı aşmanıza yardımcı olacaktır.

Kendinize yönelik olumlu ifadeler kullanın

İnsanlar kaygılı olduklarında genellikle “başarılı değilim”, “değersizim”, “yetersizim” gibi olumsuz ifadeler kullanırlar. Bu tür ifadeler kaygınızın kolayca yoğunlaşmasına neden olabilir. Kendinize “yeteri kadar çalıştım, başarabilirim”, “değerliyim”, “yeterliyim”, “her şey yoluna girecek” demek için çaba gösterin.

Güçlü yanlarınızı hatırlayın

Güçlü yanlarınızı hatırlayın. Yeni zorluklarla karşı karşıya kaldığımızda, ne kadar yol kat ettiğimize ve ne kadar başarı elde ettiğimize bakmayı genellikle unuturuz. İyi hazırlandığınıza göre endişelenmenize gerek yok.

 Yürüyüş yapın

Egzersiz ve fiziksel aktivitede bulunmanın kaygı üzerinde olumlu etkisi vardır. Açık havada yürüyüş yapmak, bisiklete binmek gibi fiziksel aktiviteler sınav öncesinde ruh halinizi yükseltecek endorfin salgılatacak, beyniniz rahatlama ve kendini yenileme şansına sahip olacaktır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

İyi bir uyku ile zihninizi dinlendirin

Araştırmalar yeterince uyumanın sınavda daha başarılı olacağınızı göstermiştir. Sınav öncesi iyi bir gece uykusu çekin. Sınav öncesinde beyninizin gerektiği gibi dinlenmesini sağlayın ve güne yeni bir zihinle başlayın.

Şekerli yiyecek ve içeceklerden uzak durun

Sınav günü kan şekerinizin zirveye ulaşmasına ve ardından düşmesine neden olabilecek, kaygıyı artırabilecek şekerli yiyecekler ve içeceklerden kaçının. Sabah evde mutlaka kahvaltı yapın.

Sınav sırasında yanlış düşüncelere kapılmayın

Sınavda diğer adayların sizden önce sayfaları çevirdiğini duyup  “ben yavaşım, benden hızlı çözüyorlar, daha hızlı olmalıyım” düşüncesine kapılmanız kaygınızı artırabilir. Kimin hangi bölüm ve soruyla sınava başladığını bilemezsiniz. Ayrıca bazı kitapçık türlerinde tesadüfen arka arkaya birden fazla zor soru denk geldiğinde, sınava dair genellemede bulunup bütün soruların zor olabileceğini düşünebilirsiniz fakat bu sizi yanıltmasın. Sıkışırsanız bir soruyu atlayın, testin geri kalanını yaptıktan sonra sıkıştığınız soruya dönebilirsiniz. Test sırasında sadece üzerinde durduğunuz soruya odaklanın; bu şekilde tüm enerjinizi cevabı bulmaya odaklayabileceksiniz.

Anne babalar dikkat! Bu hatalara düşmeyin!

Uzman Psikolog Duygu Kodak “Sınav kaygısı nedeniyle psikoterapi almak için başvuran danışanlarımın çoğunun, kaygı ve stresin yanında yoğun yaşadıkları bir diğer duygu ise; suçluluk duygusu oluyor. Ebeveynlerine veya çevrelerine hayal kırıklığı yaşatacağı hissi içinde çırpınıyorlar. Çoğu zaman ebeveynlerin çocuklarına söylediği “senin için çok çabalıyoruz, yeter ki oku başarılı ol, başarılı olman için tüm fedakarlıkları göstereceğiz, elimizden geleni yapacağız” gibi cümlelerin iyi niyetle söylendiklerine hiç şüphe yok. Fakat çocuklar üzerindeki etkisi, hayatlarının bu sınava bağlı olduğunu düşünmelerine neden olup yoğun stres ve kaygıya yol açıyor ve performanslarını tam olarak ortaya koymalarına engel olabiliyor. Çocukların değeri; başarı ve becerilerine bağlı değildir. Çocukların sınav başarısına, dolayısıyla tek bir yönüne odaklanıp genellemeler yapılmamalı, kıyaslamalar ve olumsuz etiketlemelerden mutlaka kaçınılmalıdır. Ebeveynler çocuklarıyla geçirdikleri her anın değerli olduğu inancına sahip olmalıdır” diyor.

Maymun çiçeği virüsünde bu belirtilere dikkat!

Maymun çiçeği virüsünde bu belirtilere dikkat!

Bilim dünyasını son günlerde yüksek dereceli alarma geçiren Maymun Çiçeği Virüsü (Monkeypox) tüm dünyada yeni bir pandemi korkusuna neden oldu. Ülkemizde henüz maymun çiçeği hastalığına rastlanmadığı belirtilse de, bulaşıcı bir hastalık olmasından dolayı endişeler hızla artıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, halen Avrupa ülkeleri ve ABD’nin de aralarında olduğu bir çok ülkede ortaya çıkan hastalığın, seyahatlerin devam etmesi ve solunum yolu damlacıkları ile bulaşabilmesinden dolayı ülkemizde de görülebileceğini belirterek, dikkatli olunması ve doğru kaynaklardan bilgilenilerek hastalık hakkında gereksiz endişeye kapılınmaması gerektiğini söylüyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, Maymun Çiçeği Virüsü hakkında bilinmesi gereken 5 noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal

Prof. Dr. İftihar Köksal

Bu belirtilerle seyrediyor

Maymun Çiçeği Virüsü insana bulaştıktan sonra hastalık belirtileri ortaya çıkıncaya kadar geçen süre 5-21 gün arasında değişiyor. Virüs kuluçka süresinde değil, belirtiler baş gösterdikten sonra bulaşıyor. Hastalık öncelikle yüzde 85 oranında yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, lenf düğümlerinde şişme, titreme ve halsizlik ile kendini gösteriyor. Ateşin ortaya çıkmasından 1 ila 3 gün sonra (bazen daha uzun) hastaların yüzde 97’sinde, genellikle yüzde başlayan ve vücudun diğer bölgelerine yayılan bir kızarıklık gelişiyor. Lezyonlar önce deride döküntü, sonra kabarıklık (püstül) şeklinde oluyor. Püstül yaklaşık 7 gün devam edip ardından kabuklanıyor. Hastalık yaklaşık 2-4 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşiyor. Maymun Çiçeği Virüsünün teşhisi derideki lezyonlardan alınan sıvılarda PCR testi ile konuyor. Tercihen birden fazla lezyondan örnek almak gerekiyor.

Solunumdan göze birçok bulaş yolu var

Maymun Çiçeği Virüsünün bulaşması; virüsle enfekte olan maymun, sıçan veya sincap gibi hayvanlar ve kemirgenlerin derisi ve vücut sıvıları ile temas edilmesiyle oluyor. Virüs insandan insana da bulaşıyor. Özellikle tahriş olmuş deri, küçük çizikler, solunum damlacıkları veya mukoza (gözler, burun veya ağız) yoluyla giriyor. Solunum damlacıkları genellikle birkaç metreden fazla hareket edemediği için uzun süreli yüz yüze temas olduğunda bulaşıyor. İnsandan insana bulaşması bu etkenlerin dışında vücut sıvıları ve cinsel ilişki yoluyla oluyor.

Covid-19 gibi ani mutasyona uğramıyor

Covid-19’un RNA virüsü olduğunu yani çok fazla mutasyona uğrayarak çok fazla yayıldığını, Maymun Çiçeği Virüsünün ise Covid-19’un aksine DNA virüsü olduğunu, bu nedenle çok fazla mutasyona uğramadığını belirten Prof. Dr. İftihar Köksal “Maymun Çiçeği aniden mutasyona uğrayarak insanlara bulaşması Covid-19 gibi kolay olmadığından pandemi beklentisi bulunmamaktadır” diyor. Ayrıca Covid-19’un havada asılı kalan virüsler nedeniyle bulaş riskinin çok daha fazla olduğunu, Maymun Çiçeği virüsünün ise havada asılı kalamadığından dolayı, bulaşması için uzun süre yüz yüze temas gerektiğini söyleyen Prof. Dr. İftihar Köksal, halen hastalığa karşı ilaçlar ve gerektiğinde devreye sokulabilecek aşısı olduğunu, bu nedenle paniğe kapılacak bir durum olmadığını vurguluyor.

Özel bir tedavisi yok

Hastalık özellikle bağışıklığı zayıf kişilerde ve çocuklarda şiddetli seyrederken, hayati riske de yol açabiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, günümüzde Maymun Çiçeği enfeksiyonu için özel bir tedavi bulunmadığını, hastalığın genellikle yaklaşık iki-dört hafta içinde kendiliğinden iyileştiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Çiçek aşısı Maymun Çiçeğine karşı korumada en az yüzde 85 etkilidir. ABD’de uzmanlar ayrıca Maymun Çiçeğine maruz kaldıktan sonra aşılamanın hastalığı önlemeye veya daha az şiddetli hale getirmeye yardımcı olabileceğini ifade etmektedir. Çiçek aşısı günümüzde rutin uygulamada yer almayan bir aşıdır. Maymun Çiçeği hastalığının dünyada artışı söz konusu olursa çiçek aşısı ile aşılama için yeni bir karar alınabilir” diye konuşuyor.

Bu önlemlerle korunmak mümkün

Enfeksiyonun solunum ve temas yolu ile bulaşmasının önlenmesi için; şüpheli ve doğrulanmış vakalar için uygun solunum izolasyonunun şart olduğunu belirten Prof. Dr. İftihar Köksal “Kabuklanmış döküntüler bile bulaşıcı olduğundan dolayı yatak takımları ve giysiler gibi temas yoluyla enfeksiyondan kaçınmak için özen gösterilmesi gerekir. Ellerin mutlaka sık sık yıkanması ve hijyen kurallarına özen gösterilmesi korunmada en etkili yöntemlerdir. Sağlık çalışanlarına bulaşı engellemek için şüpheli vakaların dikkatle değerlendirilmesi ve hastalara ait numunelerin uygun koşullarda çalışılması gereklidir” diyor.

Düzenli egzersiz yapmanın sağlığa faydaları

Düzenli egzersiz yapmanın sağlığa faydaları

Yürümek, yüzmek, bisiklete binmek, dans etmek, ip atlamak hatta evde temizlik yapmak… Tüm bu fiziksel aktiviteler, vücudun hareket ederek enerji harcamasını sağlıyor. Ancak bu fiziksel aktivitelerin sağlığımız açısından fayda sağlayabilmesi için her gün düzenli şekilde, yeterli sürede ve tempolu yapılması gerekiyor. Fiziksel aktivitenin yararları konusunda toplum bilinci oluşturmak için 10 Mayıs ‘Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’ olarak kutlanıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Yaşar “Günümüzde hareketsizlik hızla yaygınlaşırken, gerek dünyada gerekse ülkemizde obezite endişe verici şekilde artmaktadır. Oysa sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 5 gün, 30 dakika orta şiddette bir egzersiz yetişkinler için yeterlidir. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler ise günde 60 dakika düzenli egzersiz yapmalıdır” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Yaşar, 10 Mayıs Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yaptığı açıklamada, düzenli egzersizin sağlığımıza 6 önemli faydasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Özgür Yaşar

  • Aşırı kilo ve obeziteden koruyor

Aşırı kilo ve obezite enerji girişinin (gıda alımı) toplam enerji çıkışını aştığı zaman ortaya çıkar. Hareketsizlik obezitenin yaygınlaşmasında çok önemli bir faktördür. Her gün yeterli sürede egzersiz yapmak ideal kiloya ulaşılmasına ve muhafaza edilmesine yardım eder.

  • Kalp ve damar sağlığını destekliyor

Fiziksel aktivitenin en büyük yararlarından biri de kalp ve damar hastalıkları riskini azaltmasıdır. Kalp hastalıkları riski hareketsiz insanlarda düzenli egzersiz yapanlara göre iki kat fazladır. Ayrıca felç ile sonuçlanan beyin damar hastalığını önleyici etkisi, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi kalp damar hastalığına sebep olabilecek birçok risk faktörünü azaltıcı etkisi mevcuttur.

  • Kanser riskini azaltıyor

Yapılan bilimsel çalışmalar, düzenli egzersizin kanser riskini azalttığını, menopoz sonrası dönemde de meme kanseri riskini önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koymaktadır. Prostat kanseri riskinin de yoğun egzersizle birlikte azaldığına ilişkin bazı kanıtlar mevcuttur.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Diyabeti önlüyor

Dr. Özgür Yaşar “Diyabet eskiden 40 yaş üstü erişkinlerde meydana gelirken, son yıllarda obezite oranının artışına paralel olarak çocuklarda ve gençlerde de hızla yaygınlaşıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, düzenli egzersizin Tip-2 diyabetin önlenmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. Diyabet her gün egzersiz yapan insanlarda, hareketsizlere oranla yüzde 30 daha az görülüyor” diyor.

  • Ruh sağlığını iyileştiriyor

Günlük yaşam alışkanlıklarınız arasına düzenli egzersizi katmanız ve her gün yarım saat egzersiz yapmanız durumunda depresyon, stres ve anksiyete sorunlarınızın azalmasına katkı sağlayabilirsiniz. Düzenli egzersiz ayrıca çocuklara sosyal beceri sağlamaya yardım eder, kadınların kendi yetenek ve nitelikleri hakkında pozitif düşünceler geliştirmesine destek olur. Çocuklar ve yetişkinlere özsaygı kazandırır ve hayat kalitesini artırır. Ayrıca spor faaliyetleri esnasında yeni insanlarla tanışmak, toplumla ve çevreyle ilişki kurmak için fırsatlar sunar. Kişiyi sağlıklı beslenmeye ve sigara içmemeye teşvik eder.

  • Kas ve iskelet sistemini güçlendiriyor

Düzenli egzersiz kas ve iskelet sağlığını koruyup geliştirirken, hareketsiz yaşam tarzından kaynaklanan ve ileri yaşla ortaya çıkan kas zayıflıklarını önler. Aynı zamanda ileri yaşta sık görülen ve çok tehlikeli olan kalça kırıkları ve düşme riskini azaltır. Özellikle ağırlık taşıyıcı aktivitelere katılım (örneğin; atlayış veya sıçrama) kemik yoğunluğunu artırmaya yardımcı olur. Bu özellikle kemik yoğunluğunun gelişmesi açısından ergenler ve orta yaştaki kadınlar için çok önemlidir.

Polenlere karşı etkili korunma yolları!

Polenlere karşı etkili korunma yolları!

Bahar mevsimi ile güneşin yüzünü göstermesi ve doğanın canlanarak çiçeklerin açması, pek çok kişi için olumlu etkileri beraberinde getirirken, kimileri için kabusa dönüşebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Beyhan Yılmaz polenlerin etrafta uçuşması nedeniyle özellikle alerjik bünyeli kişilerde bir çok sorun yaşanabildiğini, ‘bahar alerjisi’ ya da ‘saman nezlesi’ olarak adlandırılan bu sorunların ise üst solunum yolu enfeksiyonları ile karışabildiğini söylüyor. KBB Uzmanı Dr. Beyhan Yılmaz, bahar alerjisi ile karışabilen hastalıkları anlattı, baharı rahat geçirebilmek, polenlerin olumsuzluklarına maruz kalmamak için alınabilecek basit ama etkili önlemler konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Beyhan Yılmaz

Bu şikayetlerle kendini gösteriyor!

Bahar aylarında çiçek tozlarının (polenlerin) etrafta dolaşması sonucu bu polenlere karşı alerjisi olan kişilerde çeşitli şikayetler gelişiyor. “Bahar alerjisi” veya “saman nezlesi” olarak  da tanımlanan bu hastalığın başlıca belirtilerini; burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, sık hapşırma, kulakta ve boğazda kaşıntı, gözlerde kızarıklık ve sulanma, geniz akıntısı, öksürük ve nefes darlığı olarak sıralayan KBB Uzmanı Dr. Beyhan Yılmaz “Bazen de bu şikayetlere koku ve tat duyusunda azalma, burun tıkanıklığına bağlı horlama ve uyku bozukluğu da eşlik edebilir” diyor.

Başka hastalıklarla karışabiliyor!

Genellikle her yıl belirli zaman diliminde tekrarlayan bahar alerjisi başka hastalıklarla karışabiliyor. Belirtileri özellikle virüslerin neden olduğu hastalıklarla benzerlik gösterdiğinden kişi alerjiden kaynaklandığını anlamıyor, bu nedenle alerji nedeniyle tedavi görmesi gerektiğinin farkına varmadığından hastalık ilerliyor. Alerjinin üst solunum yolu enfeksiyonu veya sinüzitler ile karıştırılabildiğini belirten Dr. Beyhan Yılmaz şöyle konuşuyor: “Nezle ya da grip dediğimiz üst solunum yolu enfeksiyonları, vücut direncimizin düşmesi sonrası virüslerin sebep olduğu hastalıklardır. Bahar alerjisi ile benzer şikayetler oluşturmasına karşın yaklaşık bir haftada şikayetler geriler. Virüs ya da bakterilerin neden olduğu sinüzit hastalığında da bahar alerjisine benzer şikayetler olabilir. Ancak sinüzitte burun akıntısı sarı yeşil renkte olup baş ağrısı ve ateş eşlik edebilir; bahar alerjisinde ise burun akıntısı su gibi olur ve ateş eşlik etmez.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

“Nasıl olsa geçer” diye düşünmeyin!

Bahar alerjisi, kişinin vücut direncinden bağımsız olarak en çok ilkbahar aylarında ortaya çıkıyor. Hastaların bu dönemde sürekli ‘grip gibiyim’, ‘hiç geçmiyor’ ya da ‘sürekli su gibi burnum akıyor’ diye şikayet ettiklerini belirten Dr. Beyhan Yılmaz, hastaların aslında alerjiden kaynaklanan bu rahatsızlıkların virüslere bağlı olduğunu düşünüp, ‘nasıl olsa geçer’ diye düşünmemesi, doğru tedavi için mutlaka uzman görüşü alması gerektiğini vurguluyor. Bahar alerjisi tanısının burun muayenesi ve sonrasında alerjiye yönelik testlerin yapılması ile konulduğunu belirten Dr. Beyhan Yılmaz, tedavide antihistamin ilaçlar, burun spreyleri ve alerji aşıları kullanıldığını söylüyor.

Polenlere karşı 10 etkili önlem!

  •  Dışarıda mutlaka polen maskesi takın.
  • Ev ve ofisinizi sabah saatlerinde değil, öğleden sonra havalandırın.
  • Otomobil camlarını gerekmedikçe açmayın ve polen filtrelerini değiştirmeyi unutmayın.
  • Gözlerin yanını da örten güneş gözlükleri kullanın.
  • Eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin, burnunuzun içini temizleyin, duş alın.
  • Polen yapışabileceği için gözlüklerinizi de temizlemeyi ihmal etmeyin.
  • Polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde açık havada spor yapmayın.
  • Nem, ev içi alerjenlerin gelişimini tetikleyebileceğinden çamaşırlarınızı yatak-oturma odalarında kurutmayın.
  • Evcil hayvanlarınızı yattığınız odaya almayın.
  • Özellikle bu dönemde toz, sigara dumanı, boya kokusu, parfüm gibi etkenlerden uzak durun.

Sağlıklı bir hamilelik için şunlara dikkat edin!

Sağlıklı bir hamilelik için şunlara dikkat edin!

Kışın soğuk ve kasvetli günlerinin ardından havaların ısındığı, doğanın uyandığı bahar mevsimi anne adayları için dışarıda daha fazla zaman geçirebilme imkanı sunarken, bazı önemli kuralları ihmal etmemek gerekiyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Aysel Nalçakan “Pandemi sürecinde Covid-19 enfeksiyonu riskinin devam etmesi nedeniyle maske ve sosyal mesafeye dikkat etmek, bahar aylarında artan mevsimsel ve alerjik hastalıklara karşı da gerekli önlemleri almak gerekiyor” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aysel Nalçakan, anne adaylarına bahar aylarında sağlıklı ve rahat bir hamilelik geçirebilmek için dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Aysel Nalçakan

Polenden korunun

Havadaki polen miktarı bahar aylarında artmaya başlar. Özellikle alerjik bünyeye sahip  hamilelerin ağaç, çiçek ve ot polenlerinden uzak durmaya çalışması önemlidir. Bu alerjenler hapşırma, gözlerde sulanma ve kaşıntı, öksürük, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı yapabilir. Bu nedenle baharda güzel havaların tadını çıkarırken, rüzgarlı ve kuru havalarda mümkün olduğunca dışarı çıkmayın. Dışarıdan geldikten sonra bu alerjenlerden arınmak için duş alın. Ancak şikayetleriniz uzun sürüyor veya ilerliyorsa doktorunuza başvurun.

Düzenli egzersiz yapın

Hamilelikte egzersiz, hem siz hem hem bebeğiniz için oldukça önemlidir. Düzenli egzersiz kilo almayı engellemenin yanı sıra bel ve sırt ağrılarını azaltmak, fiziksel ve psikolojik olarak daha iyi hissetmenizi sağlamak, normal doğumu kolaylaştırmak, şişlik ve ödemi azaltmak, hamilelikte oluşması muhtemel vücut şekil bozukluklarının önüne geçmek ve doğum sonrasında kısa sürede eski vücut görünümüne tekrar dönebilmek açısından oldukça önemlidir. Hekiminiz yasaklamadığı sürece egzersiz yapmanızda bir sakınca yoktur. Bahar aylarında dışarda en rahat ve kolayca yapabileceğiniz egzersiz yürüyüştür. Yine yüzme, yoga, pilates, ağırlık olmayan fitness programları da iyi birer seçenek olabilir.

Ayakkabı ve terlikte görünüşe aldanmayın

Hamilelikte vücudun yapısal değişimine bağlı olarak; ağırlık merkezinin ve ayaklara binen yük dağılımının değişmesi, ayaklarda ödem oluşması nedeniyle ayakkabı seçimi sanıldığından daha fazla önem kazanıyor. Ayakkabıların ve terliklerin rahat, geniş ve yumuşak özel tabanlı seçilmesi, eğer topuklu ayakkabı seçilecekse 5 cm’i geçmeyecek yükseklikte olması önemlidir. Ayakkabı ve terlik seçiminde görüntüye kanmayıp, tercihi sağlıklı ve rahat olmasından yana yapmak büyük fayda sağlayacaktır.

Çok kalın ya da çok ince giyinmeyin

Bahar aylarında cildinizin terlemesine ve kuruluğun artmasına yol açabilecek sentetik, naylon kıyafetler yerine vücuda nefes aldıran pamuklu giyisilerin tercih edilmesi önerilir. Çok dar giysiler yerine içinde daha rahat hissedeceğiniz kıyafetler giymenizde fayda var. İç çamaşırı tercihlerinizde de pamuklu kumaşlardan üretilmiş olanların seçilmesi önemlidir. Hava güneşli olsa da yanınızda mutlaka ince bir mont bulundurun.

Sağlıklı ve dengeli beslenin

Bahar aylarında meyve ve sebze çeşitlerinin artması daha sağlıklı ve çeşitli beslenme fırsatı sunar. Böylece hamilelerin ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri besinlerden karşılama şansı da artar. Ancak meyve ve sebzelerin iyi yıkanmadan tüketilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Kış aylarının aksine hareketsiz yaşamı terk ettiğimiz bahar aylarında enerji tüketimimiz de arttığından daha besleyici ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerekir. Proteinden zengin tavuk, yoğurt, yumurta ve mercimek, kalsiyumdan zengin olan badem, peynir ve balık, demir açısından zengin et, balık, üzüm tüketmeyi ihmal etmeyin. Hamilelikte aşırı yağlı, şekerli yiyeceklerden ve  konserve ürünlerden kaçınılması çok önemlidir.

Susamasanız da su için

Hamilelikte sıvı alımı çok önemli bir yere sahiptir. Bahar aylarında hava sıcaklıklarının da artmasıyla beraber günde 2-3 litre sıvı alınmalıdır. Alınması gereken sıvı ihtiyacı su dışında  ayran, meyve suyu ve soda gibi içeceklerin tüketilmesiyle de karşılanabilir. Su içmek için susamayı beklemeyin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Ödemi azaltacak önlemler alın

Hamilelikte fizyolojik değişimler sonucunda artan kan ihtiyacını karşılamak için vücutta su tutulumu olur, vücutta daha fazla kan dolaşır. Dolaşımdaki kanın bir kısmı damar dışındaki dokulara sızar ve buradaki hücrelerin arasında birikir; buna ‘ödem’ denir. Özellikle hamileliğin ilerleyen haftalarında, hava sıcaklığının arttığı bahar ve yaz aylarında ödem daha sık görülür.  Ödemi atmanın en güzel yolu bol su tüketmektir. Bunun yanında egzersiz yapmak, proteinden zengin beslenmek, uzun süre ayakta kalmamaya çalışmak, yatarken sol yan pozisyonda olmak da ödem oluşumunu azaltmaya yardımcı olacaktır.

Kabızlıktan korunmak için bu kurallara dikkat edin

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aysel Nalçakan “Hamilelikte kabızlık çok sık rastlanan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Büyüyen rahmin bağırsaklara basısı, hormonal değişimlere bağlı bağırsak hareketlerinin yavaşlamış olması kabızlık sorununu artırıyor. Ancak hamilelerin kabızlık sorununun büyük bir sorun olmadığını bilmesi önemlidir. Aksi halde artan stres ile birlikte bu durum daha çözümsüz bir hal alabilir. Kabızlığın önlenmesinde bol su tüketimi, lifli gıdalardan zengin beslenilmesi, bol bol sebze meyve ve posalı gıdaların tüketilmesi önemlidir. Bahar döneminde meyve sebzelerdeki çeşitlilik arttığı için bu gıdaların tüketimini artırmak bağırsak hareketlerinin artmasına yardımcı olacaktır. Kabızlığı azaltmak için kayısı ve erik kompostosu içilebilir, sabahları bir bardak ılık su içerek bağırsak hareketleri hızlandırılabilir” diyor.

Cildinizi nemlendirin

Havaların ısınmasıyla terleme yoluyla nem kaybı artar. Hamilelikte zaten hormonal değişimlere bağlı oluşan cilt kuruluğunda daha fazla artış yaşanabilir. Cildi nemlendirmenin en iyi yolu bol su tüketimidir ama dışarıdan da cildinize düzenli olarak bakım vermeniz cildin nem dengesini korumakta önemlidir. Hindistan cevizi yağı, kakao yağı, badem yağı gibi doğal yağlar kullanarak veya kollagen  üretimini uyaran peptidler içeren ürünler ya da topikal hyalüronik asit içeren nemlendiricileri tercih edebilirsiniz. Nemlendiriciler cildi kurutan etkenlere karşı bariyer görevi yaparken aynı zamanda çatlakların oluşmasının azaltılmasına da yardımcı olur.

Güneşin zararlı ışınlarından korunun

Bahar aylarında güneşten faydalanırken, hamilelikte daha da hassas hale gelen cildinizi UV ışınlarına karşı korumaya da özen göstermek gerekir. Bu nedenle güneşe çıkmadan en az 20-30 dakika önce güneş kremi sürmeli ve güneşte kalınan süre uzayacak ise 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Hamilelik döneminde çinko oksit ve titanyum dioksit gibi cildin yüzeyinde bir tabaka oluşturarak güneş ışınlarını yansıtıp deriyi güneşin zararlı etkilerinden koruyan mineral bazlı fiziksel koruyucular tercih edilebilir. Mineral bazlı fiziksel koruyucular ciltten tam olarak emilmez bu nedenle hamilelik döneminde bu tip güneş koruyucu kremlerin tercihi önerilir. Güneş ışınları D vitamini sentezinde önemli olduğundan, sabah 07:00-11:00, öğleden sonra 16:00 itibariyle bahar güneşinden faydalanabilirsiniz.

Göz sağlığına dikkat! Gözler yalan söylemez!

Göz sağlığına dikkat! Gözler yalan söylemez!

İki yılı aşkın süredir yaşam alışkanlıklarımızda radikal değişikliklere neden olan Covid-19 pandemi sürecinde bir çok hastalık gibi göz hastalıkları da yaygınlaştı. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bu süreçte hiç olmadığı kadar ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin ve Covid-19 endişesiyle hastaneye gitmeye çekinip göz şikayetlerinin ertelenmesinin göz sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, iki yıllık pandemi sürecinde artan göz hastalıklarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19’un etkisini hala devam ettirdiği günümüzde, pandeminin sağlığımıza en olumsuz etkilerinden biri de gözlerimizde oldu. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Covid sürecinde evden çalışma ve online derslerle öğrencilerin derslerini bilgisayar ekranından takip etmeleri dijital ekran kullanım süresini çok artırdı. Ayrıca yine dijital ekranlar karşısında göz kırpma refleksinin azalması nedeniyle gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde kuru göz ve göz yorgunluğu şikayetleri başta olmak üzere göz kızarıklığı, gözde kanlanma, konjonktüvit ve miyopi derecelerinde artış yaşanıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Neslihan Sinim Kahraman

Dikkat! Covid-19 bulgusu olabilir!

Gözlerde kızarıklık, sulanma ve çapaklanma ile seyreden konjonktivitin (göz yüzeyinin enfeksiyonu) Covid-19 enfeksiyonunun bulgusu olabildiğine dikkat çeken Dr. Neslihan Sinim Kahraman, özellikle bu şikayetlerin yanında halsizlik, kas ağrısı, ateş ve öksürük gibi bulgular da varsa çok dikkatli olunması ve mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söylüyor. Dr. Neslihan Sinim Kahraman şöyle konuşuyor: “Covid-19 enfeksiyonunun pıhtılaşma bozukluklarına yol açması ve gözde damar tıkanıklığı yapabileceği akılda tutulmalıdır. Covid-19 enfeksiyonu sürecinde görmede ani zayıflama gelişen bir durumda vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulmalıdır.” Göz yüzeyinin enfeksiyon için bir bulaş yolu olması nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir nokta olduğunu, özellikle kuru göz ve alerjik konjonktivit gibi olguların gözde yanma, kaşıntı ve batma hissine yol açtıklarından, ellerin gözlere sık temas etmesine yol açtığını belirten Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bunun da Covid-19 enfeksiyonunun gözden bulaş riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Görme kaybına yol açabilir!

Pandemi sürecinde kronik rahatsızlığı olan ve ileri yaş hastaların hastaneye başvuruda çekincelerinin olmasının da, bu hastalıkların takibinde sıkıntılara yol açtığına dikkat çeken Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Özellikle glokom (göz tansiyonu), üveit (gözün uvea denilen orta tabakasının iltihaplanması), diyabetik retinopati (retinadaki kan damarlarında gelişen hasarlanma) ve yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (merkezi görmenin kaybı) gibi yakın takip ve tedavi gerektiren hastalarımızın pandemi sürecinde hastaneye gitme endişesiyle tedavilerinde aksaklıklar yaşandı. Ancak ertelenen göz sorunları tedavinin daha güç bir hal almasına, kalıcı hasarlara ve görme kaybına yol açabilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Pandemide göz sağlığı için 9  etkili önlem!

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, pandemide göz sağlığı için gerekli önlemleri şöyle anlatıyor;

  • Ekran karşısında uzun süre kalmayın. 20 dakikada bir mola vererek gözlerinizi dinlendirin.
  • Ekrana çok yakın bakmayın ve mutlaka gözlerinizi sık sık kırparak kurumasını engelleyin.
  • Bu süreçte mümkünse lens kullanımına ara vererek gözlük kullanın. Böylece gözlüğün koruyucu bir bariyer oluşturması ve ellerin göze temasının azaltılması sağlanabilir.
  • Maskenin gözlükte buharlanmaya yol açmaması için gözlüğünüzü maskenin üzerine gelecek şekilde takın. Buna karşın maske takmak buhar oluşmasına yol açarak gözlük kullanmayı zorlaştırdı.
  • Gözlüğe sık dokunmak, çok sık çıkarıp takmak, enfekte olabilecek kirli yüzeylere bırakmak da risk oluşturduğundan bu konularda dikkatli olun.
  • Ellerinizi gün içerisinde gözlerinize ve yüzünüze götürmeyin. Ellerinizi sık yıkamanız olası riskleri azaltacaktır.
  • Kontakt lenslerin temizliğine her zamankinden fazla dikkat edin. Lenslerinizi takıp çıkarmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayın.
  • Kronik göz hastalığınız (glokom, diyabetik retinopati, yaşa bağlı makula dejenerasyonu vb) varsa mutlaka tedavinize devam edin, tedavinizi aksatmayın.
  • Olası bir göz sorununuzda ‘geçer’ diye beklemeyip, daha büyük sıkıntılara yol açmaması için hekime başvurun. Özellikle ani gelişen görme azalması durumunda zaman kaybetmeyin.