Yazılar

Her 10 kadından biri bu hastalıkla uğraşıyor!

Her 10 kadından biri bu hastalıkla uğraşıyor!

Ülkemizde yaklaşık 2 milyon kadında görülen endometriozis hastalığı günümüzde giderek yaygınlaşıyor. Toplumsal farkındalık yetersiz olduğundan kadınsal hastalıklarda hekime başvurmak yerine çoğunlukla internetten ya da arkadaşlardan bilgi edinilmesine, son iki yıldır devam eden Covid-19 pandemisi sürecinde hastaneye gitme endişesi de eklenince hastalık daha da ileri seviyeye ulaşabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör, Mart ayı Endometriozis Farkındalık ayı kapsamında yaptığı açıklamada, üreme çağındaki her 10 kadından birinin kapısını çalan endometriozis hastalığı hakkında bilinmesi gereken 6 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Mete Güngör

Bu sinyallere dikkat!

Rahmin iç duvarını döşeyen dokunun rahim dışında bulunması olarak tanımlanan endometriozis, bazı hastalarda hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlerken; çoğu hastada ise kronik karın ağrısı başta olmak üzere, özellikle adet döneminde şiddetli ağrı ve aşırı kanamaya, ağrılı ilişkiye neden oluyor. Endometriozis bağırsakları etkilemişse; ağrılı dışkılama, mesaneyi etkilemişse kanlı idrar ve yanma şikayeti görülüyor. Üreme organlarında meydana getirdiği hasarlar ise kısırlığa yol açabiliyor.

Başka hastalıklarla karışabiliyor!

Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis pek çok hastalıkla benzer şikayetlere yol açabildiği için, hastalar çoğunlukla bu ağrıların endometriozisten kaynaklandığını bilmiyor ve farklı branşlarda bir çok doktora başvurarak zaman kaybedebiliyor. Örneğin; toplumda çok sık görülen bel ve sırt ağrıları, sürekli yorgunluk, karın ağrısı, karında şişkinlik ve gaz gibi sorunlar endometriozisten kaynaklanabiliyor.

Anne olmayı engelleyebiliyor!

Endometriozisin kısırlığa neden olduğu halen tartışılan bir konu. Prof. Dr. Mete Güngör Her endometriozis hastalığı kısırlığa yol açmaz. Bazı hastalar kendiliğinden gebe kalabiliyor ama endometriozis odakları özellikle tüplerde, yumurtalıklarda tıkanıklıklar ve yapışıklıklara yol açarak kısırlığa neden olabiliyor. Ayrıca endometriozis odaklarından salgılanan bazı maddeler de yumurta ve spermin döllenmesine veya rahim içerisine yerleşmesine engel olabiliyor. Yapılan çalışmalarda ‘çocuğum olmuyor’ diyerek hekime başvuran kadınlarda yüzde 15-55 oranında endimetriozis olduğu tespit edilmiştir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tedavisi tanısından daha kolay!

Endometriozis kadınlarda miyomlardan sonra en sık görülen iyi huylu bir hastalık olmasına karşın çoğunlukla böyle bir hastalığın varlığı bilinmediğinden birçok kadın regl ağrılarının normal bir durum olduğunu ve bununla yaşamak zorunda olduğunu düşünüyor. Yol açtığı şikayetler sıklıkla başka hastalıklarla da karıştığından tanısı 10 yılı bulabiliyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör “Genç kızlarda da görülen endometriozis yıllarca tanı konulamadığından çoğunlukla ilerlemiş durumda karşımıza çıktığı için tedavisi daha kompleks bir hale gelebiliyor. Endometriozisin tedavisi; hastalığın seviyesine, semptomlara ve hastanın çocuk sahibi olmak isteyip istemediğine göre değişebiliyor. İlaç tedavisi, ameliyat ya da her iki yolla birden tedavi edilebiliyor” diyor.

Kansere neden olabiliyor!

Yapılan bilimsel çalışmalar; Yumurtalık (Over) kanserinin, endometriozisi olan hastalarda daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Mete Güngör “Her endometriozis kistini ameliyat etmiyoruz. Hastanın şikayeti yoksa, kist 5 cm’den küçükse ve hasta genç ise bu kistleri bir süre takip edebiliriz. Çünkü bu hastalık yüzde 10-30 oranında tekrarlayabilir. Bu nedenle ameliyat edeceksek önemli bir nedenimiz olmalıdır” derken, ameliyat gerektiren durumları ise şöyle açıklıyor: “Şiddetli ağrı, tedaviye rağmen gebe kalamamak ve kanser açısından şüpheli görüntü durumunda ameliyat gerekir. Özellikle 40-50 yaş arasında ortaya çıkan endometriozis kistleri kanserin habercisi olabildiğinden ameliyat edilerek patolojik incelemelesi yapılmalıdır.”

Bu etkenler endometriozis riskini artırıyor!

Prof. Dr. Mete Güngör, hastalık riskinin ailesinde endometriozis olanlarda diğerlerine göre 6 kat daha fazla görüldüğünü vurgulayarak, diğer risk unsurlarını şöyle sıralıyor: “İlk adet kanamasının 11 yaşından önce olması, 27 günden kısa aralıklarla adet olmak, adetin 7 günden uzun sürmesi, hiç gebe kalmamış ve doğurmamış olmak, yüksek düzeyde östrojene maruz kalmak, normal adet döngüsünü engelleyen yapısal anomalilerin varlığı, yakın akrabalarda görülmesi, sağlıksız beslenme, özellikle et ağırlıklı, sebzeden yoksun ve yağlı beslenme, aşırı kafein tüketimi endometriozis için diğer risk faktörleri olarak kabul edilmektedir.”

Kadın kanserlerinde yaşam kurtaran önerileri!

Kadın kanserlerinde yaşam kurtaran önerileri!

Ülkemizde meme kanserinden sonra en yaygın görülen kadın kanserlerinde ihmal edilen bazı belirtiler aksine yaşamsal önem taşıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör kadın genital kanserlerinin en sık görülenlerinin rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanseri olduğunu belirterek “Dünyada her yıl bir milyondan fazla kadın jinekolojik kanserle karşılaşıyor. Ülkemizde her yıl 5 bine yakın kadına rahim kanseri, yaklaşık 3 bin kadına yumurtalık kanseri, 1.500 kadına da rahim ağzı kanseri tanısı konuyor. Ancak çoğunlukla bu kanserler belirti vermeden sinsice ilerlediği için, çoğu kişi de ya korkudan ya da ihmalkarlıktan düzenli kontrollerini yaptırmadığı için ne yazık ki ileri evreye ulaşmış oluyor. Oysa ölümcül kadın kanserleri düzenli rutin kontroller ve testler ile erken teşhis edilirse tedavi edilebiliyor” diyor. Jinekolojik kanserler açısından toplumsal farkındalığın yok denecek kadar az olması nedeniyle tüm dünyada farkındalık oluşturabilmek için toplumun dikkati her yıl Eylül ayında jinekolojik kanserlere çekiliyor. Prof. Dr. Mete Güngör, Eylül ayı Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada en sık görülen üç kadın kanserinin ihmale gelmez belirtilerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Mete Güngör

  1. Rahim Kanseri (Endometrium Kanseri)

Kadınlarda en sık görülen kanserler arasında yer alan rahim kanseri riski menopoz döneminde artıyor. Rahim içini döşeyen tabakanın hücrelerinden kaynaklanan rahim kanserinin genellikle erken evredede tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Mete Güngör “Çünkü sıklıkla adet periyotları arasında veya menopoz sonrası vajinal kanama şeklinde belirti verir” diyor. Prof. Dr. Mete Güngör rahim kanseri riskini artıran faktörlere yönelik şöyle konuşuyor: “Adet dönemi 12 yaşından önce başlar ya da menopoz geç yaşta olursa, o kadar fazla östrojen hormonuna maruz kalınır ve bu da riski artırır. Aşırı kilo da vücuttaki östrojeni artırır ve rahim kanseri açısından riskli gruba sokar. Obez kadınlarda rahim kanseri riski üç kat fazladır. Yağlı diyet, hiç gebe kalmamış olmak, adet döneminin düzensizliği, diyabet, ailede meme veya yumurtalık kanseri hikayesi olması ve menopozda progesteron hormonu olmaksızın tek başına östrojen tedavisi verilmesi de riski artırır.”

Bu belirtilere dikkat!

Rahim kanseri en fazla kanama ile belirti verdiği için, kadınların özellikle menopoz döneminin ardından baş gösteren en küçük bir kanamaya hatta lekelenmeye karşı bile çok dikkatli olması ve hemen bir uzmana görünmesi gerekiyor. Adet kanamalarının fazla olması ve uzun sürmesi, pelvik ağrı, ilişki sırasında ağrı, anormal kanlı akıntı ve kilo kaybı da rahim kanserinin başlıca belirtilerini oluşturuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  1. Yumurtalık (Over) kanseri

Yumurtalık kanseri genelde sindirim sistemi ve mesane sorunları gibi bir çok hastalığın belirtilerini taklit ediyor. Bu nedenle çoğunlukla tanısı geç ve ileri evrede konuluyor. Yumurtalık kanserini önceden tespit edecek bir yöntem olmadığını, teşhisin tesadüfen rutin jinekolojik muayenelerde konulduğunu belirten Prof. Dr. Mete Güngör “Kadınların hiç olmazsa senede bir kez rutin jinekolojik muayene ve pelvik ultrason yaptırması gerekir” diyor. Kalıtsal gen mutasyonları, ailede yumurtalık kanseri öyküsü, önceki bir kanser tanısı, artan yaş, hiç hamile kalmamış olmak yumurtalık kanseri riskini artırıyor.

Bu belirtilere dikkat!

Karında basınç hissi ve şişkinlik, kasıkta dolgunluk veya ağrı, uzun süreli hazımsızlık, gaz veya bulantı, bağırsak alışkanlıklarında (kabızlık) gibi değişiklikler, kanama düzensizliği, mesane alışkanlıklarında sık idrara çıkma ihtiyacı dahil değişiklikler, iştah kaybı veya hızlı bir şekilde tokluk hissi, vajinal kanama ve kilo kaybı gibi sorunların yumurtalık (over) kanserinin belirtileri arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Mete Güngör; bu şikayetlerden bir veya birkaçı varsa kesinlikle ihmal etmeyip doktora görünmek ve gerekli tetkikleri yaptırmak gerektiğini vurguluyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  1. Rahim Ağzı (Serviks) kanseri

Dünya çapında 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen ikinci kanser türü olan rahim ağzı (serviks) kanserini aşı ile önlemenin mümkün olduğunu ancak ne yazık ki çok sayıda kadının bundan haberinin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Mete Güngör “Rahim ağzı kanserinin yüzde  72-75’inden Human Papilloma Virüsün (HPV) 16 ve 18 tipleri sorumludur. HPV oldukça yaygın görülen ve cinsel yolla bulaşan bir virüs olduğu için bu tiplere karşı geliştirilen aşılar büyük koruma sağlıyor. Küçük yaşta cinsel ilişkiye başlamak, çok sayıda partner, sigara, sağlıksız beslenme, bağışıklık sistemini etkileyecek bir sağlık sorunu olması, uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı ve üçün üzerinde doğumun rahim ağzı kanseri açısından riski artırıyor” diyor.

Bu belirtilere dikkat!

Rahim ağzı kanserinin erken evrede genellikle belirti vermeyen ancak kadın kanserleri arasında düzenli taramayla önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör; bu nedenle her kadının hiçbir yakınması olmasa bile düzenli muayene olmasının ve 21 yaşından itibaren en geç 3 yılda bir Pap Smear testi yaptırmasının da hayati önem taşıdığını vurguluyor. Prof. Dr. Mete Güngör “Anormal vajinal kanama, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ağrı veya kanama, vajinadan anormal sulu, kokulu ve kanlı akıntı gelmesi, normal adet dönemi dışında kan lekeleri veya hafif kanama rahim ağzı kanserinin ileri evredeki belirtileri olduğundan bu şikayetlerden biri veya birkaçı varsa hemen doktora görünmek gerekir” diyor.

Endometriozis olabilirsiniz

Endometriozis olabilirsiniz

Ülkemizde kadınların çoğu adet döneminin ağrılı geçmesini “normal” kabul ettiği için çok önemli bir sağlık sorunu da sinsice ilerliyor. Belirtileri ve şiddeti tümörün yerleştiği bölgeye göre farklı sorunlara yol açan, anne olmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak karşımıza çıkan bu tehlikeli hastalık ülkemizde her 10 kadından birinde görülüyor. Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen ve başka rahatsızlıklarla da ortak belirtiler gösteren endometriozisin tanısı bazen 10 yılı bile bulabiliyor! İşte, tüm dünyada bu tehlikeli hastalığa karşı farkındalık oluşturabilmek için toplumun dikkati her yıl Mart ayında endometriozise çekiliyor. Hastalığın zamanında fark edilmesinin tedavi açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör,  “Endometriozis, karın bölgesindeki organlarda kalıcı hasar bırakabilir. Ayrıca kısırlığın da başlıca nedenlerinden biri. Kısırlık nedeniyle hekime başvuran kadınların yüzde 15 ila 55’inde görülüyor. Endometriozisin yumurtalık kanserini artırdığını gösteren çalışmalar da var. Bu nedenle olası bir şikayette mutlaka hekime başvurulmalı” diyor. Prof. Dr. Mete Güngör, endometriozis hakkında önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ülkemizde üreme çağındaki her 10 kadından birinde görülen endometriozis, rahmin iç tabakasında bulunması gereken endometrium dokusunun rahim dışında başka organlarda yerleşmesine ve yerleştiği bölgede hastalık oluşturmasına deniliyor. Anne olmanın önündeki en büyük engellerden biri olan ve özellikle şiddetli adet ağrılarıyla kendini gösteren  endometriozis; karın zarı üzerinde, yumurtalıkları rahime bağlayan tüplerde, idrar kesesi ve idrar borusunda, bağırsaklar üzerinde ya da yumurtalıklarda, nadiren de akciğer, göz, göbek ve diyafram gibi bölgelerde ortaya çıkabiliyor. Endometriozisin adet dönemi hormonlarından etkilendiğini kaydeden Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör,  “Bu nedenle döngüsel olarak büyüyüp kanamaya yol açarlar. Bu kanamalar, bulundukları yerlerde doku reaksiyonlarına, iltihaplara, yapışıklıklara ve kistlere neden olur. Uzun vadede organların birbirine yapışması bile söz konusu olabilir” diyor.

Adet süresi 7 günü geçiyorsa!

Özellikle 15-49 yaş arasındaki kadınlarda görülen ve ülkemizde 1,5 milyon kadını etkileyen bu hastalığın nedenleri tam olarak bilinemiyor. Ancak ailesinde endometriozis olan kadınlarda hastalığın görülme riskinin 6 kat arttığını belirten Prof. Dr. Mete Güngör, diğer risk nedenleri hakkında şunları söylüyor:

“Kadınların ilk adet kanamasının 11 yaşından önce olması, adet döngüsünün 27 günden kısa sürmesi, 7 günü geçen adet kanamaları, hiç hamile kalmamış ve doğum yapmamış olmaları, yüksek düzeyde östrojene maruz kalmaları, menstrüel kan akımını bozan anomaliler, endometriozis riskini artıran diğer etmenler. Ancak yağlı beslenmenin, fazla et ve kafein tüketiminin de risk faktörü olduğu kabul ediliyor. Öte yandan hamilelik, düzenli egzersiz ve geç adet görme ise riski azaltan etmenler olarak öne çıkıyor.”

 Karında şişkinlik zannettiğiniz…

Endometriozisin yumurtalıklarda görülmesi halk arasında “çikolata kisti” olarak bilinen endemetriomaya oluyor. “Karnımda şişkinlik hissediyorum” diyen, sürekli gaz şikayeti yaşayan kadınlar, bu yakınmaların çikolata kistinden kaynaklandığını öğreninceye kadar birçok hekimin kapısını çalıyor. Şikayetler nedeniyle genellikle dahiliye ya da gastroenteroloji uzmanlarına başvurulduğunu dile getiren Prof. Dr. Mete Güngör, “Karında şişlik ya da gaz zannedilen aslında endometriozis nedeniyle gelişen kist olabiliyor. Tedavi için doğru adresi bulana kadar kadınlar çok zaman kaybedebiliyor. Bu da kistin büyümesine ve şikayetlerin de artmasına yol açıyor” diyor.

Anne olmayı engelleyebiliyor

Yaşam kalitesini düşüren endometriozisi kadınlar için daha da önemli hale getiren bir başka nokta da doğurganlık üzerine olan etkisi. Endometriozisin özellikle tüplerde ve yumurtalıklarda tıkanıklığa, yapışıklığa yol açması nedeniyle yumurtalıklardan yumurta salınımını engelleyebileceği ve bunun da kısırlığa sebebiyet verebileceğini anlatan Prof. Dr. Mete Güngör, şunları söylüyor:

“Endometriozis odaklarından salgılanan bazı maddeler, yumurta ve spermin döllenmesine ya da rahime yerleşmesine de engel olabiliyor. Bu alanda yapılan çalışmalar da kısırlık nedeniyle hekime başvuran kadınların yüzde 15-55’inde endometriozis olduğunu gösteriyor. Ancak her endometriozis hastalığı da kısırlığa yol açmıyor. Bazı hastalar doğal yollarla hamile kalabiliyor. Bazıları da yardımcı tedavi yöntemleri ile bebek sahibi olabiliyor.”

Yumurtalık kanseri daha sık görülüyor

Endometriozis ile ilgili zihni kurcalayan en büyük soru işaretlerinden biri de hastalığın kansere yol açacağı endişesi. Bazı bilimsel çalışmalarda yumurtalık kanserinin endometriozisi olanlarda daha sık görüldüğü sonucuna ulaşıldığını kaydeden Prof. Dr. Mete Güngör, Özellikle ileri yaşta görülen endometriozisin çok iyi değerlendirilmesi, cerrahi yöntemlerle çıkarılıp patolojjk değerlendirmeden geçirilmesi gerekiyor” diye vurguluyor.

Esas tedavi yöntemi cerrahi

Endometriozis tanısı hastanın şikayetlerinin dinlenmesinin ardından fiziki muayene, ultrason, MR ve laparoskopi gibi kimi tetkik yöntemleri ile konuyor. Tedavi ise hastalığın seviyesine, belirtilerin şiddetine ve kadının çocuk sahibi olmak isteyip istemediğinize göre ilaçla ve cerrahi yöntemlerle gerçekleştiriliyor. İlaç tedavisi daha çok ağrının temel sorun olduğu durumlarda uygulanıyor. Endometriozisin asıl tedavi yönteminin cerrahi olmasına karşın her hastanın ameliyat edilmediğini ifade eden Prof. Dr. Mete Güngör, “Ameliyat doğurganlığı artırmak ve ağrıyı azaltmak için tercih ediliyor. Özellikle hayat kalitesini bozan şiddetli pelvik ağrı yaşayan, ilaç tedavisinden fayda görmeyen, endometriozisi olduğu bilinen ve istediği halde hamile kalamayan ve büyük çikolata kisti bulunan kadınlarda cerrahi yönteme başvuruluyor. Ancak endometriozis yüzde 10-30 oranında nüksedebiliyor.”

Endometiozis ameliyatlarının “kapalı yöntem” olarak bilinen laparoskopik yöntem ile yapılması tercih ediliyor. Üreme organlarına dokunulmadan, küçük kesilerle yapılan bu ameliyatlar sayesinde daha az doku hasar görüyor ve hasta kısa sürede iyileşiyor. Bu ameliyatların tecrübeli hekimler tarafından yapılması ise hastanın doğurganlık ve hormonal fonksiyonlarının bozulmaması ve hastalığın tekrarlama olasılığının azalması için önem taşıyor.

Bu belirtilere dikkat!

Endometriozis yol açtığı yakınmaların çok çeşitli olmasından dolayı gözden kaçabiliyor. Bu nedenle kadınların bedenlerinden gelen sinyalleri doğru algılayarak zamanında harekete geçmesi yaşam konforunu artırıyor. Peki, vücudumuzdan gelen hangi sinyaller endometriozisten kaynaklanıyor? Prof. Dr. Mete Güngör, bu belirtileri şöyle sıralıyor;

  • Bel ağrısı,
  • Uzun süreli kasık ve karın ağrısı,
  • Şiddetli adet sancıları,
  • Aşırı kanamalı adet,
  • Cinsel ilişkide ağrı,
  • Sürekli yorgunluk,
  • Hamile kalmada güçlük,
  • Kısırlık,
  • Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve idrar yaparken ağrı,
  • Kabızlık, şişkinlik
  • Dikkati toplayamama,
  • Depresyon

Rahim Ağzı kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar

Rahim Ağzı kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar

Dünyada kadınlar arasında en sık görülen 4. kanser türü olan rahim ağzı (serviks) kanseri son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Oysa dünyada her yıl 500 bini aşkın kadının karşılaştığı ve yarısının hayatını kaybettiği rahim ağzı kanserinden aşı ile büyük ölçüde korunmak mümkün! Rahim ağzı kanserinde HPV aşısı ve erken tanı hayati önem taşıdığından, tüm dünyada farkındalık oluşturabilmek için toplumun dikkati her yıl Ocak ayında rahim ağzı kanserine çekiliyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör, rahim ağzı kanserinin en önemli nedeninin; cinsel yolla bulaşan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) olduğunu belirterek “Kanser olgularının yüzde 99’unda HPV varlığı gösterilmiştir. Ayrıca erken yaşta cinsel aktivitenin başlaması ve çok sayıda cinsel partner, doğum kontrol haplarının kullanımı da bu kansere yol açabiliyor. Rahimağzı kanseri önlenebilir bir kanserdir. Genellikle belirti vermez ve rutin taramalar sırasında tanısı konur. Buna karşın bazı belirtilere karşı çok dikkatli olmalı ve bu şikayetler varsa pandemi de olsa mutlaka hekime başvurulmalıdır” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör, rahim ağzı kanseri hakkında toplumda doğru bilinen 10 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Rahim ağzı kanseri menopoz sonrası görülür: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Rahim ağzı kanserinin nedeni HPV enfeksiyonudur ve HPV enfeksiyonunun en sık görüldüğü yaş grubu 24’tür. Rahim ağzı kanseri HPV enfeksiyonu olduktan sonra 10-20 yıl içinde oluşabildiğine göre aslında genç yaşlarda da sıklıkla görülebilir. Rahim ağzı kanserinin görülmesinin menopoz ile bir bağlantısı yoktur.

Rahim ağzı kanseri hiç belirti vermez: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör “Rahim ağzı kanseri sinsice seyredip ileri aşamaya kadar belirti vermeden ilerleyebilse de; bazı belirtilere karşı çok dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle; ilişki sonrası kanama, ara kanama, kötü kokulu kanlı akıntı ve kasık ağrısı gibi şikayetler rahim ağzı kanserine işaret edebildiğinden, özellikle içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecinde hastaneye gitmeye çekinmemek, mutlaka hekime başvurmak gerekiyor.” diyor.

HPV vücuda girdikten sonra bir daha temizlenmez: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Vücudumuzun bağışıklık sistemi HPV vücuda girdikten sonraki 2 yıl içinde virüsü yüzde 90 vücudumuzdan temizler. Vücuttan temizlendikten sonra hayatın değişik zamanlarında tekrar aynı veya farklı tiplerle enfekte olunabilir. Ancak her HPV virüsü kansere yol açmaz. Genital bölgede 40 civarında HPV tipi enfeksiyon yapar. Bunların sadece 15’i kansere neden olan yüksek riskli HPV tipleridir. Özellikle Tip 16 ve Tip 18 rahim ağzı kanserinin yüzde 70’inden sorumludur. Diğer 13 yüksek riskli tip ise geri kalan kanserlerden sorumludur. Yüksek riskli olmayan tipler kansere neden olmaz ve bir kısmı sadece kanser öncülü lezyonlara bir kısmı da sadece siğillere yol açarlar. Siğiller kansere dönüşmez.

Smear testini sık sık yaptırırsam kanserden daha iyi korunurum: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Smear testleri 21 yaşından itibaren başlar ve 70 yaşına kadar 3 yılda bir yapılır. 30 yaşından sonra HPV testi, smear testine eklenerek (Co-test) veya tek başına 5 yılda bir yapılır. Sonuçların anormal gelmesi veya riskli durumlarda bu süreler kısalabilir. Riskli bir durum olmadığında daha sık smear testlerinin yapılması tanı koyma şansını artırmadığı gibi yanılma ihtimali yüzünden gereksiz endişeye yolaçar ve gereksiz biyopsi işlemleri yapılmasına neden olur.

HPV enfeksiyonu geçirdiğim için artık aşı yaptırmam işe yaramaz: YANLIŞ!

DOĞRUSU: HPV virüsü alındıktan sonra bağışıklık sistemi tarafında 2 yıl içinde büyük oranda temizlenir. Temizlendikten sonra tekrar HPV alabiliriz. Bu nedenle aşı, HPV enfeksiyonu geçirmiş olsun olmasın 45 yaşına kadar herkese yapılabilir. Aşı; mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez, korunmak için yapılır. HPV aşıları 3 doz halinde toplam 6 ay içinde yapılır. Bu 3 doz yapıldıktan sonra bir daha tekrarlanmasına gerek yoktur. Aşılar içinde bulunan HPV tiplerine karşı ömür boyu koruma sağlarlar. Aşılar 9-45 yaş arası hem kadınlara hem de erkeklere yapılabilir.

HPV enfeksiyonu olması rahim ağzı kanseri olacağım anlamına gelir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: HPV varlığı kanser olacağınız veya olduğunuz anlamına gelmez. HPV enfeksiyonu başladıktan sonra yüzde 90 iki yıl içinde bağışıklık sistemi sayesinde vücudunuzdan temizlenir. Kalan yüzde 10’luk bölümü vücudumuzda kalmaya devam eder. HPV virüsü vücudumuzda kalmaya devam ettiği sürece hiç hastalık yapmayabilir. Ancak bunların bir kısmı kanser öncesi lezyonları yapar ve yaklaşık 15-20 yıl içinde rahim ağzı kanserine dönüşebilir. Bu süreçte tarama programları sayesinde tespit edilip kanser olmadan tedavi edilebilir.

Rahim ağzı kanseri genetik olarak aileden gelir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Rahim ağzı kanserinin nedeni cinsel yolla bulaşan HPV virüsüdür. Ancak bu virüsü alan herkes kanser olmaz. Ailesel bir geçişi yoktur. Ailesinde rahim ağzı kanseri olanlar fazladan bir risk altında değildir.

Rahim ağzı kanseri az rastlanan bir kanserdir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Rahim ağzı kanseri dünyada kadınlar arasında en sık görülen 4. kanserdir. Her yıl bu kanserden bütün dünyada 500 binden fazla yeni vaka ve 300 binden fazla ölüm görülmektedir. Ancak bunların büyük bir kısmı gelişmemiş ülkelerde, kanser tarama programlarının iyi uygulanmadığı ülkelerde görülür. Ülkemizde rahim ağzı kanseri giderek daha fazla kadında görülmektedir.

 HPV testi veya smear testinin bozuk gelmesi durumunda rahim alınmalıdır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: HPV testinin pozitif gelmesi ve smear testinin bozuk gelmesi rahim ağzında bir anormallik veya kanser olduğu anlamına gelmez. Bir anormallik olup olmadığı biyopsi yapıldıktan sonra anlaşılır. Rahimin alınması HPV enfeksiyonunu ortadan kaldırmaz. Rahim alınmasının sadece şiddetli kanser öncesi aşamalarda veya kanser tanısı alınırsa yeri vardır.

Tek cinsel partneri olan veya evli olan kadınlarda HPV enfeksiyonu ve rahim ağzı kanseri görülmez: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Rahim ağzı kanserinin nedeni HPV virüsüdür. Bu enfeksiyon sadece bir kişiyle ve bir kere cinsel ilişki olsa da bulaşabilir. Bu enfeksiyonu almak için çok sayıda partnere sahip olmak gerekmez. Ancak çok sayıda partner sadece HPV enfeksiyonu bulaşma ihtimalini artırır. Dolayısıyla cinsel ilişkisi olan her kadında HPV enfeksiyonu ve rahim ağzı kanseri görülebilir. HPV virüsünün kimden ve ne zaman alındığının bilinmesi mümkün değildir. Bazen virüs uzun yıllar hücrelerin içinde sessizce durur ve HPV testi yapılmadıktan sonra varlığı bilinmez.