Yazılar

Kış aylarında astım atakları artıyor, çünkü…

Astım dünyada ve ülkemizde çocuklarda en sık görülen kronik hastalıklardan biri. Dünyada her yıl milyonlarca çocuğa astım tanısı konuluyor. Ülkemizde de okul çağındaki her 7 çocuktan 1’inde astım görüldüğü belirtiliyor. Kış aylarında soğuk hava, grip gibi viral enfeksiyonlar, hava kirliliği ile kapalı ortamlarda artan hayvan tüyü, toz ve küf gibi alerjenler astımı tetikliyor. Bu nedenle, kış aylarında okul çağındaki çocuklarda daha yaygın görülen astım tedavi edilmediğinde veya kontrol altına alınamadığında çocuğun fiziksel aktivitelerini kısıtlayabiliyor ve okul performansını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca sürekli tedavi gerektiren durumlarda psikolojik sorunlara da neden olabiliyor. Çocuklarda okul kaybı ve hastane yatışlarının önemli bir sebebi olan astımın belirtileri ise tedaviyle kaybolabiliyor. Ancak,  bu durum tüm çocuklar için geçerli olmuyor, hastalık kontrol edilmezse yaşam boyu sürebiliyor.  Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, astımın kontrol altına alınmasında hekim, ebeveyn ile çocuğun işbirliği ve düzenli yapılan takiplerin büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Doğru tedaviyle çocuklar yaşıtları gibi sosyal aktivitelere katılabilir ve okul hayatına sorunsuz devam edebilirler. Anne babaların dikkat etmeleri gereken en önemli nokta ise çocuk biraz  düzelince ‘iyileşti’ düşüncesiyle hemen ilaçları bırakmamak olmalı. Aksi halde hastalık ilerleyip kalıcı bir iz bırakabilir” diyor.

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Çocuklarda astımın 4 önemli sinyali!

Astım, solunum yollarının kronik bir şekilde yüzeysel olarak iltihaplanması sonucu daralması ve aşırı duyarlılık göstermesiyle ortaya çıkan bir solunum hastalığı. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, solunum yolunda enfeksiyon gibi çeşitli sebeplerle tahriş oluştuğunda gelişen belirtileri şöyle özetliyor:

  • Düzelmeyen öksürük
  • Sık sık nefes alma veya nefes alırken zorlanma
  • Hırıltılı solunum (vizing)
  • Efor sırasında ( özellikle koşarken veya spor yaparken) nefes almakta güçlük çekme veya hırıltı oluşması

Atakları önlemek için bu kurallara dikkat!

Çocuklarda astım; atopi (yani doğuştan yatkınlık), alerjenlere yoğun maruz kalma (ev tozu akarları, polenler, küf), evde sigara içilmesi, hava kirliliği ve sık geçirilen solunum yolu enfeksiyonları gibi etkenler nedeniyle oluşuyor. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, astım ataklarının önlemesinde çocuğun ilaçlarını düzenli kullanmasının, sigara dumanından uzak kalmasının, okul ortamında ve servislerde toz ile hayvan tüyü gibi ortamlardan kaçınmasının ve kokulardan uzak kalmasının büyük bir önem taşıdığını söylüyor.

Okul yönetimini mutlaka bilgilendirin!

Hafif astımı olan çocuklar dahi bazen çok ağır astım atakları yaşayabiliyorlar. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bu nedenle öğretmenlerin ve okul  yönetiminin  mutlaka bilgilendirilmesi gerektiğine işaret ederek, “Bu sayede okul yönetimi çocuğun sağlık durumu için acil müdahale gerektiğinde hazırlıklı olur ve doğru müdahalede bulunur. Ayrıca çocuğun tetikleyici ortamlardan kaçınabilmesi sağlanabilir. Bunların yanı sıra  çocuğa, örneğin spor derslerindeki aktivitelerin düzenlenmesi gibi özel düzenlemeler yapabilir” diyor.

Yaşına uygun olarak eğitim şart!

Okulda oluşabilecek astımla ilgili sorunları öneyebilmek için çocuğa, yaşına uygun olarak, astım hastalığı ve ilaçları hakkında bilgi vermenin son derece önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Çocuğa astım atağı geçirirse ne yapması gerektiği ve ilaçların doğru kullanımı mutlaka anlatılmalıdır. Bu bilgiler kendine olan güvenini artırır ve acil durumlarda paniğe kapılmasını önler” diye konuşuyor.

“Çocuğum iyileşti” düşüncesiyle ilacı asla bırakmayın!

Okul çağındaki çocuklarda gelişen astımın tedavisinde, her yıl grip aşısı dahil olmak üzere, genel koruyucu önlemlerin alınması büyük bir önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tedavinin çocuğun yaşı ve hastalığın seyri gibi etkenlere bağlı olarak planlandığını vurgulayarak, “Astımı uzun vadede kontrol altına almak için ‘kontrol edici’ ilaçlara başvurulmaktadır. Ayrıca atak sırasında semptomları hafifletmek amacıyla hızlı etki gösteren ilaçlar verilmektedir. Tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ilaçların doğru şekilde ve zamanında kullanılması, çocuğun hastalığı konusunda eğitilmesi, düzenli olarak doktor kontrolünden geçmesi ve tetikleyici faktörlerden uzak durması gerekmektedir. Doktorun önerilerine uyulması çok önemlidir. Örneğin, çocuk biraz  düzelince, anne babalar ‘çocuğum iyileşti’ düşüncesiyle ilaçları asla bırakmamalıdır. Aksi halde hastalık ilerleyip kalıcı bir iz bırakabilir” diyor.

Çocukların çağı astımı yetişkinlerden farklı

Çocukların çağı astımı yetişkinlerden farklı

Çocukluk çağı astımının birçok yönüyle erişkin astımından farklılıklar gösterdiğini belirten Liv Hospital Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erkan Çakır: “Çocuklarda astım klasik hırıltılı atakların yanında düzelmeyen öksürükler olarak kendini gösterebilir. Buzdağının üstünde kalan ve kendini gösteren kısım hırıltılı ataklar, nefes darlığı gibi durumlar olsa da buzdağının altında kalan kısımda uzamış öksürükler maskelenmiş astım belirtisi olarak karşımıza çıkabilir. Enflamasyon dediğimiz bronşlara zarar verebilen kronik sürecin devam etmesi durumunda çocukların narin akciğerlerinde ve bronşlarında geri dönüşümsüz hasarlar oluşabilmektedir. Bu nedenle hem ailelerimizin hem de hekimlerimizin buzdağının altında kalan kısmı iyi tanıması ve gerekli tedbirleri alarak çocuklarımızın akciğerlerini koruması çocukluk astımında oldukça önemlidir.” diyerek astım hakkında merak edilenleri yanıtladı.

Astım nedir? Çocuklarda da astım görülebilmekte midir?
Astım, küçük bronşlarımızın ve hava yollarımızın spazmı ve daralması ile giden bir durumdur. Genellikle bir uyaran sonucunda, hava yolu hassasiyeti olan çocuklarda astım kendini gösterebilir ya da tetiklenebilir. Genelde ev tozu başta olmak üzere çeşitli alerjenler astıma neden olabilirken, alerji dışı sebepler, hava ve çevre kirliliği, sigara dumanı maruziyeti, nem ve rutubet değişkenlikleri, fazla kilolu olma ve egzersiz durumları da astıma neden olabilen faktörlerdir. Çocukluk çağında da ne yazık ki astım çok sık görülmekte ve erken aylardan itibaren kendini gösterebilmektedir.

Astımın belirtileri nelerdir? Hangi durumlarda çocuklarda astımdan şüphelenmeliyiz?
Astımda en sık karşımıza çıkan belirti hırıltılı solunum ve nefes darlığı ataklarıdır. Bu ataklar bazen kendiliğinden başlayabildiği gibi bazen de üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjen ya da dış uyarıcılara maruz kalma ile de şikayetler ortaya çıkabilir. Çocuklarda astım, klasik formunun dışında uzamış öksürükler olarak kendini gösterebilir ve bu çocuklarda hırıltı gibi dinleme bulguları ortaya çıkmamış olabilir. Çocuklarda hırıltılı ve hışıltılı ataklar, uzamış öksürükler, soğuk algınlığı olmaksızın solunum yolu problemleri olması durumunda çocuğumuzda astım olabileceğinden şüphelenmek gerekir.

Astımın tanısı nasıl konur? Astım tanısını koyduran kesin bir test var mıdır?
Astım klinik bir tanı olup, maalesef astımı kesin olarak gösteren bir test bulunmamaktadır, testler sadece tanıya yardımcı olarak bizleri desteklemektedir. Astım tanısının konmasında en önemli destekleyici bulgular aile bireylerinde astım ve alerjik hastalık hikayesi olması, çocuğumuzun kendisinde atopik dermatit, saman nezlesi, gıda alerjisi gibi durumların olması, yapılan testlerde tanıyı destekleyen bulguların olması ve astım ile uyumlu uzamış öksürük, hırıltılı ataklar, nefes darlığı gibi durumların olmasıdır. Hastaya yaşına uygun olarak kandan ya da koldan yapılabilen alerji testleri, solunum fonksiyon testleri ve gerekli durumlarda radyolojik incelemeler tanıda bizleri destekleyen testlerdir.

Astım masum bir hastalık mıdır? Akciğerlere zarar verebilir mi?
Astım iyi tedavi edildiğinde, ataklar önlendiğinde ve kontrol altında tutulduğu müddetçe kalıcı hasarlar oluşturan bir hastalık değildir. Bunun yanında sürekli enflamasyon dediğimiz bronş spazmı ve daralmasına neden olan olaylar devam edebildiğinden, bunların iyi tanınmadığı ve hastalığın ağırlık düzeyine uygun tedavi verilmediği ve hastalığın kontrol altında tutulmadığı dönemlerde bronşlarda yaygın sekresyon ve mukus tıkaçları oluşabilmekte, bronşların ağızlarını tıkayarak akciğerlerde sönme ya da bronşlarda genişleme yapabilmektedir. Bunların önüne geçebilmenin en önemli faktörü hastanın düzenli tedavi ve takiplerinin yapılmasıdır.

Astım geçici midir? Ömür boyu ilaçlara mahkum muyuz?
Astım genetik bir hastalık olduğundan özellikle alerjinin tespit edildiği çocuklarda kronik ve uzun seyirli olabilmektedir. Aile hikayesinin olmadığı, alerjk bünyeye sahip olmayan çocuklarda çocukluk çağının astımı taklit eden geçici durumları olabilir ve bu durumun klasik astımla ayırıcı tanısının yapılması önemlidir. Birçok astım hastası ilaç kullanmadan ya da belirli zamanlarda ilaç kullanarak hastalığı idame ettirebilirlerken, bazı hastalarda da uzun süreli ilaç kullanımı gerekebilmektedir. Astım homojen bir hastalık olmayıp, çok faktörlü bileşenleri olan ve kişiden kişiye değişen özelliklere sahip bir hastalıktır. Bu yüzden izlem ve tedavisi de kişiye özel olarak yapılmalıdır.

Liv Hospital

Astımı taklit eden durumlar nelerdir? Çocuğumun astım tanısı yanlış olabilir mi?
Birçok durum çocuklarda astımı taklit edebilir. Örneğin doğumsal akciğer problemleri, bronşlara damar basısı gibi bronşları daraltan durumlar, yabancı cisimlerin akciğerlere kaçması, gastroözefagial reflü, beslenme problemleri, enfeksiyonlar, enfeksiyon sonrası akciğer hasarları ve kistik fibrozis gibi bazı kronik hastalıklar astım benzeri şikayetlere yol açarak astımı taklit edebilirler. Şikayetlerin sürekli olduğu, astım tedavisine rağmen iyileşmeyen olgularda ya da astım tanısının net olmadığı hastalarda astımı taklit eden durumlar düşünülmeli ve gerekli tetkikler yapılarak alta yatan hastalığın tanısı konmalıdır. Bazen de iki durum örneğin astım ve reflü aynı hastada birlikte bulunabilir ve ikisinin birlikte tedavi edilmesi gerekebilir. İyi bir hikaye ve değerlendirme ile bu gibi durumlar ortaya konmalıdır.

Astım nasıl tedavi edilir? Çocuklarımızı astımdan nasıl koruyabiliriz?
Astım tedavisi birçok bileşenden oluşmakta olup en önemlileri belirlenmiş alerjen varsa ondan kaçınmak, sigara dumanına maruz kalmamak, yoğun hava kirliliğinin olduğu günlerde tedbir almak, ev içi ve ev dışı düzenlemeleri yapmak, yıllık koruyucu grip aşılarını olmak, düzenli beslenmek ve uyku hijyenine dikkat etmek olarak sıralanabilir. Bunun yanında kişiden kişiye değişen ve koruyucu ilaçlar dediğimiz ilaçlarla hastalık kontrol altına alınır ve atakların önüne geçilerek akciğer hasarının gelişmesi önlenir. Astıma eşlik eden durumların tedavisi ve kişiselleştirilmiş astım tedavileri ile astım tedavi edilebilir.

Astım ilaçlarının kalıcı yan etkileri var mıdır? Doğal yollarla astım tedavi edilemez mi?
Her ilaçta olduğu gibi astım ilaçlarında da potansiyel yan etkiler bulunmakla birlikte, uzun süredir bilinen ve kullanılan ilaçlar grubundan olup birçok hastada uzun yıllar güvenle kullanılan ilaçlardır. İyi bir takip ile tedavinin düzenlenmesi, gereksiz ve yanlış ilaç kullanılmaması, atakların önlenmesi ile atak tedavilerinin azaltılması, kişiselleştirilmiş astım tedavisi ile mümkün olan optimum düzeyde ilaç kullanılması ile ilaç yan etkilerinin önüne rahatlıkla geçilebilmektedir. Öksürük kesici ilaçlar başta olmak üzere öksürük ve balgam üzerine faydalı olduğu söylenen birçok ilacın kullanımı astıma kar yerine zarar getirmektedir. Birçok doğal maddenin astım tedavisinde ve önlenmesinde faydası gösterilememiş olup, öksürük ve balgamın kısa süreli rahatlatılması amaçlı bol su içilmesi, bitki çayları ile hidrasyonun artırılması, bal vb doğal ve bilinen maddelerin kısa süreli ve dozunda kullanılması bazı hastalarda fayda sağlayabilir. Bu maddeler kullanılırken sürenin uzatılarak hastanın asıl tedavisinin aksatılması, hastanın kendi ilaçlarının kesilmesi ya da ilaç kullanmamak adına aylarca hatta yıllarca bu maddelere çocukların maruz bırakılması ciddi sonuçlar doğurabilir.

Astım sadece alerjik bünyeli kişilerde mi görülüyor?

Astım sadece alerjik bünyeli kişilerde mi görülüyor?

Hava yollarında oluşan daralmayla gelişen ve ataklarla seyreden astım oldukça sık görülen bir hastalık. Öyle ki dünyada 300 milyon, ülkemizde de yaklaşık dört milyon kişinin astım hastalığıyla mücadele ettiği belirtiliyor. Kronik bir hastalık olan astımda ataklarla görülen hırıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışıklık ile öksürük gibi sorunlar kontrol altına alınamazsa hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor, hatta yaşamını yitirmesine bile neden olabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, astım hastalığında oluşan atakların aslında uygun ve düzenli tedaviyle kontrol altında tutulabildiğine dikkat çekerek, “Ancak toplumda astım hakkında doğru sanılan hatalı bilgiler hastaların tedavilerini aksatmalarına neden olabilirken günlük yaşamlarını da olumsuz etkileyebiliyor. Dolayısıyla tedavide sorun yaşanmaması ve kaliteli bir yaşam için hastaların astım konusunda bilgi sahibi olmaları ve bu doğrultuda hareket etmeleri büyük önem taşıyor” diyor. Peki hangi hatalı bilgiler astım hastalarının yaşamlarını olumsuz yönde etkiliyor? Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç,  toplumda astım hakkında doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Nilüfer Aykaç

Astım genetik geçişli bir hastalık değildir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Astım, hem genetiğin hem de çevrenin etkilediği çok faktörlü bir hastalıktır. Öyle ki anne- babadan birinin astımlı olması durumunda çocukta astım görülme riski yüzde 25 oluyor. Anne ve babanın her ikisinde de astım varsa bu risk yüzde 50’ye yükseliyor.

Astım ilaçları şikayetler geçtiği zaman bırakılmalıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Astım tedavisinde tek amaç yakınmaları ortadan kaldırmak değildir. Bu nedenle astımlı hastaların şikayetleri geçtiğinde ilaçlarını asla kendiliğinden bırakmamaları ve tedavinin hekim gözetiminde sürdürülmesi önem taşıyor. Tedavi süresi genellikle 3 – 12 ay arasında değişiyor. Ancak bazı hastalarda tedavinin yaşam boyu devam etmesi gerekiyor.

Her astım hastasında mutlaka hırıltı ve nefes darlığı olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Astımlı hastalarda en sık hırıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışıklık ve öksürük görülüyor. Ancak hastalarda bu yakınmaların hepsi aynı anda ortaya çıkmıyor. Astım doğası gereği kendiliğinden ya da tedaviyle düzelip tekrarlayan bir hastalık olduğu için yakınmaların tümü ya da bir kısmı zaman içerisinde gözlenip kaybolabiliyor ve sonra tekrarlayabiliyor.

Astım sadece alerjik bünyeli kişilerde oluşur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yaygın inanışın aksine, astım hastalarının tümü alerjik bünyeye sahip değiller. Öyle ki hastaların yüzde 30-40’ında alerji dışı etkenlere bağlı astım görülüyor. Hastaların tamamında kronik ve mikrobik olmayan hava yolu inflamasyonu ile hava yolunda aşırı duyarlılık oluyor. Bu nedenle hastalar, alerjileri olmasa dahi astımlı olmayan kişilere kıyasla hava kirliliği, tütün dumanı, kokular ve irritan gibi çevresel faktörlerden çok daha fazla etkileniyor.

Kortizon içeren spreyler çok fazla yan etkiye sahipler. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Astım hastaları, astım ilaçları olarak kullanılan spreylerin kortizon içermeleri nedeniyle çok fazla yan etkiye sahip olduklarını düşünerek tedaviden kaçınabiliyorlar. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, astımın en etkin tedavisinin kortizon içeren spreyler olduğuna dikkat çekerek, “Bu ilaçlar bağımlılık yapmıyor ve sprey biçiminde kullanıldıklarında ‘ses kısıklığı’ dışında ciddi bir yan etki göstermiyor. Üstelik sprey ilacını kullandıktan sonra boğazı bir bardak suyla çalkalayıp gargara yapmak ses kısıklığı gelişimini önlüyor” diyor.

Hamilelik döneminde astım ilaçlarını kullanmak sakıncalıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, astım hastası hamilelerin astım ilaçlarını mutlaka kullanmaları gerekiyor. Zira, ilaç tedavilerini bıraktıkları için astımı yeterince kontrol altına alınamayan hamilelerin hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlıkları olumsuz etkileniyor. Anne adayının riskli doğum yapması, hayatını kaybetmesi, bebeğin düşük kiloyla ya da erken doğması, astım ilaçları bırakıldığında en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer alıyor. Dolayısıyla astım hastası olan tüm hamilelerin bu dönemde göğüs hastalıkları uzmanının takibinde olmaları yaşamsal önem taşıyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi

Astımın meslek ile ilişkisi yoktur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Son yıllarda özellikle sanayileşmenin etkisiyle mesleğe bağlı astımın görülme sıklığı giderek artıyor. Erişkin dönemde görülen her beş hastadan birinin mesleki astımı olduğu araştırmalarla saptanmış. Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, bu nedenle erişkin yaşlarda tanı alan her astım hastasının mesleğinin ve hobilerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle uygun tedaviye rağmen hastalığın yeterince kontrol edilemediği hastalar meslek ortamında kaldıkları maruziyetler açısından gözden geçiriliyor. Eğer hastaların yakınmaları hafta sonu ya da tatil gibi dönemlerde azalıyor ve işe başladıklarında artıyorsa, astımlarının meslekle ilişkili olma ihtimali çok yüksek oluyor” diye konuşuyor.

Astım hastaları spor yapamaz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Astım hastalarında spor, fiziksel ve ruhsal olarak olumlu etkiler oluşturuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç,  özellikle çocuklarda düzenli yapılan egzersizlerin solunum kapasitesinin artmasını sağladığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Spor olarak, yüzme, jogging ve pilates gibi spor aktivitelerini özellikle öneriyoruz. Yüzme sporu yapacaklar için klorla dezenfekte edilen havuzlar klorun hava yolları için irritan olması nedeniyle astımı alevlendirebiliyor. Böyle durumlarda denizde yüzmek daha iyi bir seçenektir. Çayır çimen alerjisi olanlarda, ilkbaharda açık havada spor yapmaktan kaçınılması yerinde olur. Ayrıca hava kirliliğinin ciddi bir sorun olarak karşımıza çıktığını düşünürsek, astımlı hastaların yaşadıkları yerdeki hava kalitesini izlemeleri, kirliliğin yoğun olduğu dönemlerde de açık havada spor yapmaktan kaçınmaları önemlidir.”

Kilo ile astım arasında bir ilişki yoktur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yapılan çok sayıda araştırmada, fazla kilonun astım hastalığının kontrolünü zorlaştırdığı ve atak oranını arttırdığı kanıtlanmış. Ayrıca, özellikle erişkinlerde fazla kilo, astımla birlikte sık görülen uyku apne hastalığı açısından da ek bir risk faktörünü oluşturuyor. Bu nedenle astım hastalığını kontrol etmek için ideal kiloya ulaşmak büyük önem taşıyor.

İlaç kullandıkları için astım hastalarına aşı yapılması gerekmiyor. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yumurta alerjisi olmayan tüm astım hastalarının her yıl grip (influenza) aşısı olmaları gerekiyor.

Alerjilerin tedavisinde aşı tedavisi yapılabilir

Alerjilerin tedavisinde aşı tedavisi yapılabilir

Astım ve alerjik hastalıklar çok sayıda kişiyi etkilemektedir. Her geçen gün bu durumlardan etkilenen kişi sayısında artış yaşanmaktadır. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Alerjisi ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, açıkladı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Astım Nedir?

Astım, bir kişinin hava yollarının daraldığı ve nefes almayı zorlaştıran; öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığını tetikleyen ekstra mukus ürettiği bir durumdur. Astım tedavi edilemez. Ancak semptomları kontrol edilebilir. Alerjiler ve astım sıklıkla birlikte görülür. Saman nezlesi belirtilerini tetikleyen aynı maddeler astım belirtilerine de neden olabilir. Bazı durumlarda cilt veya gıda alerjileri astım belirtilerine neden olabilir. Bunlar alerjik astım veya alerjiye bağlı astım olarak bilinir.

Alerji Nedir?

Bağışıklık sistemimiz bakteri ve virüslere karşı koruma sağlar. Vücudumuz zararlı maddelerle karşılaştığında immünoglobulin E(IgE) antikorları üretiriz ve bu antikorlar histamin gibi kimyasalların salınımına neden olarak iltihaplanmaya neden olur. Alerjisi ve astımı olan kişilerde bağışıklık sistemi sadece bakteri ve virüslere karşı savaşmakla kalmaz. Aynı zamanda genellikle zararsız olan bir maddeyle karşılaştığında da aşırı tepki verir. Polen, evcil hayvan tüyü, besinler gibi maddeler alerjiye neden olabilir. Alerjiye neden olan madde alerjen olarak adlandırılır. Vücut alerjeni ortadan kaldırmaya çalışırken kaşıntılı gözler, burun akıntısı ve hapşırma gibi belirtilere yol açabilir.

Astımın Nedeni Nedir?

Astımın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte çevresel ve genetik faktörlerin kombinasyonun bu duruma neden olduğu bilinmektedir. Ebeveynlerinde ya da kardeşlerde astımı olan kişilerde de astım olma riski daha yüksektir. Alerjenler, tahriş edici maddeler (sigara dumanı ve kirlilik gibi), solunum yolu enfeksiyonları, hava değişiklikleri ve egzersiz de astım belirtilerini tetikleyebilir. Bununla birlikte, kişinin tetikleyicileri ne olursa olsun, altta yatan astım sorunu aynı kalır.

Astımın Belirtileri Nelerdir?

Nefes aldığınızda hava, solunum yolları veya bronş tüpleri olarak adlandırılan bir tüp sistemi aracılığıyla burnunuzdan ve ağzınızdan akciğerlerinize geçer. Astımı olan kişiler, her iki akciğerde de hava yollarında aşırı daralma yaşarlar ve bu da genellikle aşağıdakileri içeren belirtilerin yaşanmasına neden olur:

  • Nefes darlığı,
  • Hırıltı,
  • Öksürük,
  • Göğüste sıkışma.

Astım belirtileri günlük, haftalık veya seyrek olarak ortaya çıkabilir ve hafif ile şiddetli arasında değişebilir. Astım, çocuklar arasında en sık görülen kronik hastalıktır ve tedavi edilmezse veya yetersiz tedavi edilirse; astım potansiyel akciğer fonksiyonu kaybı, egzersiz kısıtlaması, uyku güçlüğü, okula veya işe devamsızlık ve yaşam kalitesinde önemli bir düşüşe neden olabilir.

Alerjik Astım Nedir?

Alerjik astım, evcil hayvan tüyü, toz veya toz akarı, küf veya polen gibi alerjenlere karşı alerjik reaksiyonlarla tetiklenir. Bazen astım sadece polen mevsimlerinde ortaya çıkabilir. Spesifik alerjik tetikleyicilerinizi belirlemek, astımınızı yönetmek için çok önemlidir. Alerjik astımı olan kişilerin yaklaşık %80’inde saman nezlesi, egzama veya gıda alerjileri gibi ilgili bir durum vardır.

Kimler Alerjik Astım Riski Altındadır?

Ailede alerji öyküsü, alerjik astım için önemli bir risk faktörüdür. Alerjik nezle veya başka alerjilerin olması da astıma yakalanma riskinizi artırır.

Bütün Astım Vakaları Alerjiden Mi Kaynaklanır?

Alerjik astım çok yaygın olmasına rağmen, farklı tetikleyici türleri olan başka astım türleri de vardır. Bazı insanlar için astım; egzersiz, enfeksiyonlar, soğuk hava, gastroözofageal reflü hastalığı veya stres tarafından tetiklenebilir. Birçok insanın birden fazla astım tetikleyicisi vardır.

Astım Nasıl Teşhis Edilir?

Astım teşhisi, tıbbi öykü, fizik muayene ve akciğer testleri gibi belirli testlerin sonuçları dahil olmak üzere birkaç farklı şeye dayanır. Akciğer fonksiyon testleri, göğüs röntgeni vb. dahil olmak üzere astımın teşhisine yardımcı olabilecek özel testler de vardır. Alerjileri saptamak için ise alerji testleri yapılabilir.

Yeni geliştirilen bir test olan moleküler alerji testi kapsamlı sonuçlar vermesi nedeniyle bu bağlamda oldukça yararlı olabilir. Tüm solunum alerjenlerini de ortaya çıkaran bu test, tedavinin seyrine de olumlu bir etki bırakabilir.

Astım teşhisinde Madx Mat Moleküler Alerji Testi

Astım teşhisinde özellikle yeni teknoloji olan Madx Mat moleküler alerji testi ile çok daha detaylı alerji kaynağı saptanarak alerji aşısının içinde hangi alerjenlerin olması gerektiği ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkabilmektedir.

Astım ve Alerjiler Nasıl Tedavi Edilir?

Önleme ve uzun vadeli kontrol, astım ataklarını başlamadan durdurmanın anahtarıdır. Tedavi genellikle tetikleyicilerinizi tanımayı öğrenmeyi, tetikleyicilerden kaçınmak için adımlar atmayı ve ilaçlarınızın belirtileri kontrol altında tuttuğundan emin olmak için nefesinizi izlemeyi içerir. Astım alevlenmesi durumunda, hızlı bir rahatlama inhaleri kullanmanız gerekebilir. Sizin için doğru ilaç; yaşınız, belirtileriniz, astım tetikleyicileriniz gibi bir dizi şeye bağlıdır. Alerji uzmanınız, mevcut durumunuza uygun yöntemlerle astımınızı kontrol altında tutmanızı sağlayacaktır.

Alerjilerin Tedavisinde Aşı Tedavisi Yapılabilir

Alerji aşıları (immünoterapi), belirli alerji tetikleyicilerine karşı bağışıklık sisteminizin tepkisini kademeli olarak azaltarak astımın tedavisine yardımcı olabilir. İmmünoterapi, belirtilerinize tetikleyen küçük miktarda alerjenlerin düzenli enjeksiyonlarını içerir. Bağışıklık sisteminiz zamanla alerjenlere karşı tolerans geliştirir ve alerjik reaksiyonlarınız azalır. Buna karşılık astım belirtileri de azalır. Bu tedavi genellikle belirli bir süre boyunca düzenli enjeksiyonlar gerektirir. İmmünoterapi yani alerji aşı tedavisi ile astım şikâyetleriniz ortadan kalkar. İlaç ihtiyacınız ortadan kalkar ve hayat kaliteniz çok artar.

Obezite astım riskini artırıyor

Obezite astım riskini artırıyor

Son yıllarda tüm dünyada obezite önüne geçilemez bir şekilde artmaya devam ederken, astım da benzer artışla obeziteyi takip etmektedir. Özel Adatıp İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan, obezitenin tek başına dahi, astım görülme sıklığının ve mevcut astım şikayetlerinin artmasına sebep olduğunu belirterek, astım ve obezite arasındaki ilişkiyi sizler için açıkladı.

Hava kirliliği, tütün ve tütün ürünleri kullanımı / maruz kalma, genetik faktörler gibi sebepler astım hastalığının en önemli tetikleyici unsurları arasında yer alırken, yapılan araştırmalar obezitenin de astım hastalığını artıran bir risk faktörü olduğunu ortaya çıkartıyor. Özel Adatıp İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan, obez bireylerde astım hastalığının görülme sıklığının daha yüksek olduğunu belirtirken, bu iki hastalığın bir arada olmasının daha yıpratıcı sonuçları olabildiğini de ifade ediyor. Prof. Dr. Hüseyin Sinan; “Astım ve obezite bir araya gelince astım belirtileri daha ağırlaşmakta, hastaneye başvurma sıklığı artmakta ve doğal olarak tedavisi daha güçleşmektedir. Obezite ile birlikte görülme sıklığı artan reflü, uyku apnesi, Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) ve hipertansiyon gibi metabolik sendromun önemli bileşenleri de astımın şiddetlenmesine sebep olabilmektedir.” açıklamalarında bulundu.

“Obezite ve astım ortak genlere sahip”

Prof. Dr. Hüseyin Sinan; “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre obezite dünyadaki en riskli on hastalıktan biri ve astım ise tüm dünyada 300 milyonun üzerinde bireyi etkilemekte ve gün geçtikçe sayı artmaktadır. Bu birliktelikten yola çıkarak şu çok net bir şekilde söylenebilir: Obezite tek başına, astım görülme sıklığının ve mevcut astım şikayetlerinin artmasına sebep olmaktadır.” dedi. Hastalığın genetik özelliklerine de değinen Prof. Dr. Hüseyin Sinan, “yapılan bilimsel bir çalışmada obezite ve astımın yüzde sekiz oranında ortak genlere sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, vücut kitle indeksi yüksek olan (obez bireyler) kadınlarda, obez olmayan kadınlara göre astım riski yaklaşık 2 kat artmaktadır.” açıklamalarında bulundu.

“Obezitenizi kontrol altına alırsanız astım tedavinizi de kolaylaştırırsınız”

Prof. Dr. Hüseyin Sinan, diyet, egzersiz, obezite cerrahisi ve ameliyat dışı yöntemlerle (mide içi balon uygulaması gibi) kilo vermek suretiyle astım hastalarının belirtilerinde azalmalar gözlendiğini belirtmektedir. Prof. Sinan; “Obezite cerrahisi geçiren veya ameliyat dışı yöntemlerle kilo vermeyi başarabilen hastaların akciğer fonksiyonları olması beklendiği gibi iyi yönde seyreder. Hem tedavileri kolaylaşır hem de astım krizi sıklığı ve şiddeti beklenenden daha az olur. Diyet, egzersiz veya bir sağlık profesyonelinden destek almak suretiyle verilecek obezite ameliyatı kararı ve sonrasında astıma dair sıkıntılar da hafiflemiş olacaktır.” açıklamalarında bulundu.

Astım hastalarının yaşam kalitesini düşüren yanlışlar

Astım hastalarının yaşam kalitesini düşüren yanlışlar

Kronik bir hastalık olan astım, her yaştan bireyi etkileyebiliyor. Genetik ve çevresel faktörlerin ortaya çıkmasında etkili olduğu astım hastalığının uygun tedavilerle mutlaka kontrol altında tutulması gerekiyor. Hayat kalitesinin ciddi oranda düşmesine neden olan astımın ciddiye alınmaması ise hastalığın tedavisini olumsuz yönde etkiliyor.  Her yıl Mayıs ayının ilk haftası kutlanan “Dünya Astım Günü”nün bu yılki konseptinin “Astımda Doğru Bilinen Yanlışlar” olduğunu belirten Memorial Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Erişkin Alerji Bölümü’nden Prof. Dr. Adile Berna Dursun, bu hastalıkla ilgili toplumda var olan yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.

 

Sadece kuru öksürük de astım belirtisi olabilir

Bronşların yani hava yollarının mikrobik olmayan iltihabi durumu olan astım hastalığında şikayetler bazen çok şiddetli, bazen de çok az olabilir. Astım hastalığının seyrinde dalgalanmalar olması önemli bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Genellikle öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste baskı hissi gibi belirtiler gösteren astım hastalığında, zaman zaman sadece kuru öksürük de görülebilmektedir. Yani belirtilerin hepsinin bir arada olması gerekmemektedir. Bu belirtilerin tekrarlayıcı nitelikte olması, tetikleyicilerle karşılaşıldığında meydana gelmesi, gece özellikle sabaha karşı uyandırması ve kendiliğinden veya ilaç alındığında düzelmesi astım hastalığını akla getirmektedir.

Yanlış bilgiler hastalığın tedavisini engelliyor

Toplumda yaygın olarak görülen hastalıklardan biri olan astım ile ilgili doğru bilinen yanlışlar, bir yandan uygulanması gereken tedavinin aksamasına neden olurken, diğer yandan da hastaların iş, okul ve sosyal yaşantılarını olumsuz olarak etkilemektedir. Halk arasında astım hastalığı ile ilgili doğru bilinen yanlışlar şu şekildedir:

 

  1. YANLIŞ: “Astım sadece çocukluk çağında görülür: Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi astımın sanki sadece çocukluk çağında görüldüğü ve bir daha ortaya çıkmayacağıdır. Astım çocukluk, süt çocukluğu, okul çağı, ortaokul, lise, üniversite, genç erişkin, orta yaş, ileri yaş hatta geriatrik yaşta bile ortaya çıkabilen ve tekrarlayabilen kronik bir hastalıktır.

 

  1. YANLIŞ: “Her astım, alerjik astımdır”: Alerji ve astım birbiriyle en çok karıştırılan rahatsızlıklardır. Alerji dışarıda vücudumuza ait olmayan bir takım maddelere karış oluşturduğumuz bağışıklık yanıtıdır. Astım hastalarının sadece bir kısmı alerjiktir. Alerjik olmayan astım da bulunmaktadır. Çocukluk çağı astımlılarının 4/3’ü alerjik astım olmaktadır. Yaş ilerledikçe alerjik astım oranı yarı yarıya düşmektedir. Öte yandan, birey obezse ve sigara içiyorsa bu kadar net ayrım yapılamayabilir.

 YANLIŞ: “Astım hastalığı bulaşıcıdır”: Astım bulaşıcı bir hastalık değildir, mikrobik olmayan iltihabi bir durumdur. Astım sadece bireyin kendisine etki etmektedir.

  1. YANLIŞ “Astım hastalığına çevresel faktörler neden olur”: Astım, genetik özelliği de olan bir hastalıktır. Ailede astım varlığı çocuklarda astım olma ihtimalini artırır. Yani ebeveynlerden birinde varsa, çocuklarda da yüzde 30-35 astım görülebilir. Her iki ebeveynde birden astım varsa, çocuklarında bu oran yüzde 70’e çıkar. Astım hastalarında genetik olan yatkınlık, çevresel faktörlerin etkisiyle gelişir.
  2. YANLIŞ: “Astım hastaları spor yapamaz”: Astım hastaları spor yapabilir. Hatta astım hastalarının spor yapması için teşvik edilmesi gerekir. Çünkü spor bütün bedensel iyilik ve kaslar için gereklidir. Sadece soğuk hava, derin dalma ve paraşüt gibi yüksekten atlama sporları önerilmez. Astım hastası olup çok üst düzey spor başarılarına imza atmış isimler de bu örnekler arasında yer almaktadır.
  3. YANLIŞ: “Astım hastaları gebelik döneminde ilaçlarını kesmelidir”: Astım hastaları gebelik döneminde hemen ilaçlarını kesme eğilimine girmektedir. Bu istenilen bir durum değildir. Aksine gebelik döneminde astım ilaçlarının asla bırakılmaması gerekir. İlacın bırakılması astımın kötüleşmesine, nefes alma sorununa, dolayısıyla bebeğe oksijen gitmemesine ve bebekte gelişim geriliği gibi bir takım anomalilere, erken doğuma, düşük doğum ağırlığına ve akciğerlerinin gelişmemesi gibi durumlara yol açabilir. Gebelik döneminde güvenle kullanılabilen astım ilaçları bulunmaktadır. Anne adaylarının bu dönemde mutlaka astım hastalığını takip eden hekimleri ile irtibatta kalmaları gerekmektedir.
  4. YANLIŞ: “Astım hastaları normal doğum yapamaz”: Astım hastası olan anne adaylarının mutlaka sezaryen ile doğum yapmaları gerekmemektedir. Astım hastası olan gebeler normal doğum yapabilir. Doğumun şeklinin nasıl olacağına, takibi yapan hekim ile birlikte karar verilir.
  5. YANLIŞ: “Koronavirüs döneminde astım ilaçları kesilmelidir”: Gebelik döneminde ilaçlar nasıl kesilmiyorsa, Covid-19 döneminde de astım ilaçlarının kesinlikle kesilmemesi gerekiyor. Astım hastaları tedavilerini mutlaka düzenli olarak almalıdır. Astım hastalığının koronavirüse yakalanma açısından risk faktörü olmadığı, pandeminin bir yıllık veri birikimlerine göre bilinmekle beraber; astımı kontrol altında olmayan, ilaçlarını düzenli almayan astım hastalarının Covid-19 enfeksiyonunu daha ağır geçirme ve ölme riskinin daha yüksek olduğu unutulmamalıdır.
  6. YANLIŞ: “Kortizon içeren astım ilaçları yan etki gösterir”: Halk arasında kortizona karşı bir korku bulunmaktadır. Astım tedavisine nefes açıcı denilen sprey yani inhaler cihazlarla başlanır. Bu cihazlarla ilaçlar çok küçük dozlarda verilebildiği için özellikle de kortizon içeren ilaçlar bu yolla kullanılır. Usulüne uygun ve düzenli kullanımda inhalasyon yoluyla kortizonun kilo aldırma, katarakt yapma, iştahı artırma gibi etkileri görülmez. Sadece usulüne uygun kullanılmayan inhaler ilaçlar ses kısıklığı ve ağız içinde pamukçuk oluşumuna neden olabilir.
  7. YANLIŞ: “ Astım ilaçları bağımlılık yapar”: Kronik bir hastalık olduğu için astım hastalarının sürekli tedavi alması gerekir. Tansiyon hastaları nasıl aldıkları ilaca bağımlı olmuyorsa, astım hastalarının kullandığı ilaçlar da bağımlılık yapmaz.

 

 

Nemli maske koruyuculuğunu yitiriyor

Nemli maske koruyuculuğunu yitiriyor

Koronavirüs nedeniyle maske hayatımızın bir parçası haline geldi. Ancak doğru maske seçimi ve beraberinde gelen maske alerjisi, kış aylarında maske kullanımı gibi konularla ilgili sorunlar yaşıyoruz. Doğru maske seçiminde nelere dikkat edilmeli? Maske alerjisinin nedenleri nedir? Kış aylarında maske koruyuculuğu nasıl sağlanır? Alerji ve Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay merak edilen tüm soruları yanıtladı.

Kış aylarında maske koruyuculuğu nasıl sağlanır?

Kış aylarında maske kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli konu, özellikle yağmurlu ve kar yağışlı havalarda maskelerin ıslanması. Nemlenen veya ıslanan maskeler, koruyuculuğunu tamamen kaybeder. Yağışsız havalarda da uzun süreli kullanımda maskeler nefesimizle nemlenmektedir. Koruyuculuğunu kaybetmesinin yanı sıra, nemlenen maskelerle ciltte temasa bağlı egzama ve kurdeşen oluşabilmektedir. Bu sebeplerden dolayı, ıslanan veya nemlenen maskenin yeni takılmış olsa bile hemen değiştirilmesi, yağışsız havalarda ise maskenin en fazla 3 saatte bir değiştirilmesi gerekmektedir.

Doğru maske seçiminde nelere dikkat edilmeli?

Maskeler üretilirken birtakım işlemlerden geçer ve bu işlemler sırasında kullanılan bazı kimyasallar özellikle alerjisi olan hassas çocuklarda deri döküntülerine, kaşıntıya ve kızarıklığa neden olabilir. Maske alerjisinin önüne geçmek için maskenin özellikleri çok önemlidir. Bu noktada, temasa bağlı alerji riski düşük, lateks, paraben, naylon, klor gibi maddeler içermeyen, TSE onaylı cerrahi maskeler tercih edilebilir. Ayrıca tercih edilecek maskeler uzun süre kullanımda kulakları da rahatsız etmeyecek konforda seçilmelidir. Tercih edilecek maskenin Sağlık Bakanlığı’nın Ürün Takip Sistemi’nde kayıtlı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Covid 19 güvenli üretim sertifikası ve TSE tip 2 ürün onaylı olan maskelerin seçilmesi faydalı olacaktır. Yanı sıra, koruma açısından yine 3 katmanında da Meltblown içeren maskeler tercih edilebilir.

Maske alerjisinin nedenleri nedir?

Geleneksel cerrahi yüz maskeleri, N95 maskeleri ve yeniden kullanılabilir kumaş maskeleri içeren yüz maskeleri, temasa bağlı alerjik reaksiyonları tetikleyebilecek kimyasallar içerebilir. Yüz maskelerine karşı alerjik cilt reaksiyonları, maskelerin yapıldığı bir dizi kimyasal bileşene karşı gelişmektedir. Maske alerjisinin önüne geçmek için maskenin özellikleri çok önemlidir. Bu noktada, temasa bağlı alerji riski düşük, lateks, paraben, naylon, klor gibi maddeler içermeyen, TSE onaylı cerrahi maskeler tercih edilebilir.