Yazılar

Kimler Oruç Tutmamalı?

Kimler Oruç Tutmamalı?

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy, Ramazan ayında beslenme ile ilgili merak edilenleri anlattı.

Ramazan ayı kilo kontrolünü yönetmek ve sağlık açısından çok önemlidir. Su ve besinlerin kıymetinin en çok bilindiği bu dönemde tabii ki akıllara oruçta beslenme ile ilgili birçok soru gelmektedir. Bunlardan en popüler olan birkaç soruya birlikte cevap aramaya başlayabiliriz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy

Ramazan ayında neden kilo alınır?

Sahur ve iftar arasındaki ortalama 15-16 saatlik sürede besin alımı yapılmaması gereken bu ibadette genel olarak en sık yapılan hataların başında tek öğün beslenmek geliyor. Tek öğün beslenmek öğün yapıldıktan birkaç saat sonrasından başlayarak gün boyu devam eden düşük kan şekeri anlamına gelir. Dolayısıyla uzun süre açlıktan sonra yapılan ilk öğünde daha hızlı, fazla ve basit karbonhidratları içeren besinlerle beslenmek kilo almaya sebep olabilir. Diğer yandan metabolizma hızı uzun süreli açlıklarda yavaşlar ve bu durumda kilo almak mümkün hale gelebilir.

Genel olarak oruç tutulan dönemde enerji düşüklüğü sebebiyle hareketsiz kalmak da kilo kazanımının diğer nedenleri arasında yer alabilir. Gün içerisinde yapılan fiziksel aktivitenin oruç tutarken azalması vücudun enerji harcamasını olumsuz etkilediğinden her ne kadar besin alımı aynı düzeyde olsa da kilo kazanımı kaçınılmaz olacaktır.

Toplumumuzda geleneksel hale gelmiş bol çeşitli iftar davetleri ve iftardan sonra tüketilen genellikle porsiyonu abartılan şerbetli tatlılar da kilo almaya sebep olan etmenler arasında yer almaktadır.

Sahurda ve iftarda hangi besinleri tercih etmeliyiz?

İlk olarak sahur ihmal edilmeyerek sağlıklı bir sahur yapılmalıdır. Sahurda, uzun süre tok kalmanıza fayda sağlayacak yeterli protein ve bol lif içeren bir öğün yapılmalıdır. Örnek vermek gerekirse; kaliteli protein kaynaklarından yumurta, peynir, yoğurt, süt ve kefir gibi gıdalardan biri veya birkaçı mutlaka sahur menünüzde yer almalıdır. Bol lif ve sağlıklı besin ögeleri içeren yulaf ezmesi gibi tahıllar, sebzeler ve meyveler de sahur menünüzde yer almalıdır.

İftarda ise hafif iftariyeliklerle başlangıç yapılabilir. Örneğin; peynir, zeytin, kuru domates, ceviz gibi çiğ kuruyemişler, kuru kayısı, hurma gibi kuru meyveler. Devamında besleyici bir çorba tüketilerek bir süre ara verilmelidir. Ana ve yardımcı yemekler gayet hafif olmalı ve çok tuzlu, baharatlı ve yağlı olmamalıdır. Yeşil sebzeleri yoğunlukla barındıran bir salata, günlük ihtiyacı karşılamak için gerekli olan protein kaynakları iftar menüsünde mutlaka olmalıdır.

İftar sonrasında en az bir ara öğün yapılmalıdır. Bağışıklığa destek sağlayacak antioksidanlar içeren meyveler, sağlıklı yağlar içeren yağlı tohumlarla birlikte bir ara öğün yapılabilir. Haftada 1-2 gün hafif bir sütlü veya meyveli tatlı tercih edilebilir. İftardan sonra sindirim sisteminin rahatlamasına destek olacak bitki çayları içilebilir.

Son olarak en önemli olan günlük su ihtiyacı doğru zamanlarda ve miktarda içilerek karşılanmalıdır.

Kimler oruç tutmamalı?

Oruç ibadeti yerine getirilirken sağlığı olumsuz etkileyecek durumlarda ara verilmeli ya da sağlık durumu elverişli olmayan bireyler oruç tutmakta ısrar etmemelidir.  Akut veya kronik hastalıklara sahip olan insanlar için oruç ibadeti muaf sayılırken bazı bireyler yine de oruç tutmayı isteyebilirler. Bu durumda sağlık takiplerini yapan hekimlerin ve diyetisyenlerin önerilerine uyarak hareket etmeleri gerekmektedir.

Oruç tutması riskli olanlar arasında en başta diyabet hastaları, hipoglisemi takları yaşayan bireyler, hamileler ve emziren anneler gelmektedir.

Bu önerilerle kışın tadını çıkarın!

Bu önerilerle kışın tadını çıkarın!

“Hem havaların soğuması hem de virüslerin artışı ile birlikte bağışıklığımız zayıfladı. Peki, kışa sağlıklı girmenin yolları neler?” İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy, kış aylarını sağlıklı geçirmenin tüyolarını paylaştı.

Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte giyim tarzı, ruh hali ve beslenme durumunda değişiklikler meydana geliyorsa kış yaklaşıyor demektir. Kış yaklaşırken enerji alımınızın normale göre daha çok arttığını, kilo almaya açık olduğunuzu, yaza göre daha karamsar ve enerjinizin düşük olduğunu hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Kış mevsiminde daha kapalı havalarda ve kapalı ortamlarda vakit geçirmek hem iştah yönetimini hem de duygu durumunu olumsuz etkileyebiliyor. Dolayısıyla mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren serotonin hormonu daha az salgılanıyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy

Kış aylarını sağlıklı geçirmenin sırrını öğrenmek ister misiniz?

Kış aylarında sağlığımızı tehdit eden patojenlere karşı iyi bir silahımız var ve bunu güçlendirmek bizim elimizde. Kışı sağlıklı geçirmek, vücut direncini artırmak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek istiyorsanız beslenme durumunuzu gözden geçirebilir ve aşağıdaki tavsiyelere uyabilirsiniz.

  • Kış ayının meyve ve sebzelerinden yararlanılmalı

Kış ayının meyve ve sebzelerinin besin bileşiminde bulunan antioksidanlar, vitamin ve mineraller bağışıklık fonksiyonunu artırarak kış hastalıklarına karşı savunma geliştirir. Turunçgiller, kivi, limon, brokoli, biber ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeleri C vitaminini doğal olarak almak için kullanabilirsiniz. Kışın ihtiyacınız olan vitamin, mineral ve antioksidanlar için günde 5-6 porsiyon rengârenk meyve ve sebzeleri tüketmeyi ihmal etmeyin.

  • Soğuklarda tüketebileceğiniz bir kış çayınız olmalı

Kuşburnu, adaçayı, ıhlamur, kara mürver ve nane-limon çayı gibi içimizi ısıtacak çaylara ek olarak zencefil, zerdeçal, tarçın gibi baharatların sağlık yararlarından da faydalanabildiğiniz özel bir tarifiniz olmalı.

  • Kilo almayı sağlayacak davranışların farkında olunmalı

Havaların soğuk olması sebebiyle daha çok kapalı ortamlarda vakit geçirme ve açık hava yürüyüşlerinde azalma enerji harcamanızı azaltacaktır. Bu durumda normal beslenmenize devam etseniz bile kilo almaya yatkınlığınız daha çok artabilir. Açık hava yürüyüşleri mümkün değilse bile enerji harcamanızı arttıracak egzersizler planlayabilirsiniz.

  • Depresyon ve strese karşı bir formülünüz olmalı

Mutluluk hormonu olarak bilinen serotonini arttırmak için beslenmenizde triptofan açısından zengin; tavuk-hindi eti, süt, peynir, yoğurt, yumurta, soya fasulyesi, fıstık ve badem gibi besinlere yer verebilirsiniz. Beslenme durumunuzu iyileştirirken, stresi azaltacak ve sizi mutlu edecek hobiler edinmeyi unutmayın.

En sık yapılan 5 diyet hatası!

En sık yapılan 5 diyet hatası!

“Yeni yıl yaklaşırken kendinize kilo hedefi belirlediyseniz, hem ruhen hem de bedenen diyete hazırsanız dikkat etmeniz gereken diyet hatalarına göz atmanızda fayda var” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy, önerilerde bulundu.

İşte sıklıkla karşılaşılan diyet hataları

Uygun olmayan popüler bir diyet programı uygulamak

Başta kalori kısıtlaması olmak üzere vücudun ihtiyacı olan enerji ve besin ögelerini karşılayacak bir beslenme programından uzaklaşmak yapılan en başlıca diyet hatalarındandır. Bu durumda karşılaşılabilecek sorunlar şu şekilde sıralanabilir; enerji kısıtlamasından dolayı yavaşlayan bir metabolizma, yetersiz veya dengesiz alınan makro besin ögeleri nedeniyle yaşanan depresyon, yorgunluk, kas kayıpları ve olası metabolik bozukluklar, alınamayan yararlı mikro besin ögelerinin eksikliğinde yaşanabilecek sağlık sorunları..

Dönemsel olarak ortaya çıkan; düşük kalorili, yetersiz besin ögesi içeren popüler diyetler uzun vadede sağlığı ve kilo kontrolünü olumsuz etkileyebilecek sonuçlar yaratabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dyt. İrem Aksoy

Diyet ürünlerini kontrolsüzce tüketmenin bir zararı olmayacağını sanmak

‘Yağı azaltılmış, şekersiz, fit atıştırmalık’ gibi diyet ürün adı altında market raflarında bulunan ürünlerin fazlaca tüketileceğini düşünmek yapılan diyet hatalarından bir diğeridir.   Bu besinlerin kalorisinin az olduğunu ya da sağlık için faydalı besin ögeleri içerdiğini düşünerek etiketini incelemeden, porsiyonlara dikkat etmeden diyet programına eklemek çok tehlikeli ve yanlıştır. Diyet ürünü olarak satışa sunulan besinlerin büyük bir kısmı fazlaca işlemden geçerek ultra işlenmiş gıdalar arasına girebilir. Ultra işlenmiş gıdalara beslenmenizde fazlaca yer vermek başta obezite, vücut yağı artışı, hipertansiyon, kan şekeri dengesizliği gibi birçok sağlık sorununa davetiye çıkarmak demektir.

Öğün atlamak

Her bireyin yaşam tarzına ve biyolojik saatine uygun bir beslenme saati ve içeriği vardır. Metabolizma hızı, kan şekeri düzeyi ve sonraki öğünde porsiyon kontrolü sağlanabilmesi için ara öğünlerden faydalanmak gerekir. Aksi takdirde metabolizma hızı etkilenebilir, kan şekeri düzeyi dengesizleşebilir ve bir sonraki öğünde yeme atağı geçirilebilir aynı zamanda porsiyon kontrolü de sağlanamayabilir. Özellikle sabah kahvaltısı ya da gün içerisindeki öğünlerini atlayan bireylerin gece yeme atakları geçirebildiği ve karşı koyamadıkları durumda besin alımlarının daha fazla olduğu bilinmektedir.

Su ve egzersizi önemsememek

Diyet uygularken ödem yapar gerekçesiyle suyu, kas kazanımıyla birlikte kilo artışı sağlar düşüncesiyle egzersizi önemsememek yapılan hatalardan biridir. Vücudumuzun yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu, yaşamımız için çok önemli olan sudan kilo kaybetmeyi hedeflemişken faydalanmamak büyük bir yanlıştır. Aynı zamanda kilo kaybetmek için; alınan kaloriden fazlasını harcamak gerekir ki bu da egzersizle mümkündür. Ek olarak yapılan araştırmalar gösteriyor ki yeterli su tüketimi ve haftalık egzersiz planlaması kilo kaybetmeye destek olabiliyor.

Besin alımını takip etmemek

Kilo kaybetme sistemi zor ve karmaşık görünebilir fakat bunun sağlanabilmesi için gereken şartlar arasında en basiti harcanan enerjinin alınandan fazla olmasıdır. Diğer önemli husus ise karbonhidrat, yağ ve proteinin ihtiyaç duyulan enerjiyi dengeli oranda sağlaması gerekir. Dolayısıyla tüketilen besinler arasında göz ardı edilen yüksek kalorili ve besin içeriği kalitesiz olan yiyecek ve içecekler olabilir. Öğünlerle birlikte alınan kalorili içecekler, gün içerisinde açlığınızı bastırmak için tükettiğiniz bir atıştırmalık, salatalarınıza eklediğiniz soslar göz ardı edilen besinlere örnek olarak verilebilir. Bu sorunu çözmenin en iyi yolu besin tüketim kaydı tutmaktır.

Unutmamalısınız ki başarısız olduğunuz bütün diyet uygulamalarının her biri kilo kaybetmenize karşı bir direnç oluşturur. Dolayısıyla bu bir sonraki diyet girişiminiz için motivasyon ve başarı eksikliği yaratabilir. Daha önceden yapılan diyet hatalarını bilmek ve tekrarlamamak diyet sürecinizde size katkı sağlayacaktır.

İnatçı kilolara karşı 5 önemli kural

İnatçı kilolara karşı 5 önemli kural

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy, yaz aylarında vücudunuzu rahatlatacak detoks önerileri hakkında merak edilenleri açıkladı

Kilo kaybı amaçlayan bireyler hedefleri bakımından ikiye ayrılıyor. Sağlık durumlarını iyileştirmek için kilo kaybetmek isteyenler bir de hedefledikleri beden ağırlığına ve görünümüne kavuşmak isteyenler..

Sağlıklı bir beden hedefi olan bireylerin kilo kaybetme arzuları mevsimlere göre değişiklik göstermezken daha iyi bir beden görünümü hedefi olanların bu istekleri mevsimlerle birlikte değişebilmektedir. Özellikle yaz aylarında birçok insanda olumsuz beden algısı oluşmaktadır. Hatta yaz yaklaşırken özellikle sosyal medya ve yakın çevrenizde detoks kavramıyla karşılaşmanız oldukça mümkündür.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yaz ayları yaklaşırken detoks yapmayı bir nevi bahar temizliği olarak adlandırabiliriz. Nedir bu bahar temizliği?

Bu soruya vücudu toksinlerden temizlemek cevabını verebiliriz. Kusursuz bir işleyişle çalışan bedenimizde aslında bu temizleme yani detoksifikasyon görevini böbrekler ve karaciğer gibi organlarımız üstleniyor. Peki bu muhteşem organlarımızın zaten yerine getirdikleri görevi neden biz üstlenmeye çalışıyoruz? Çünkü çevremizde detoks kavramı; çeşitli sular, kürler ve diyetler sayesinde kısa sürede hafiflemeyi amaçlamak ve arınmak anlamına geliyor.

Peki bu detoks kürleri, suları ve diyetleri bize ne derecede fayda sağlıyor?

Detoks diyetlerinin hemen hemen hepsinde sağlıksız yağlar, ilave şeker, tatlandırıcı ve un içeren yüksek oranda işlenmiş gıdalar elimine edilmiştir. Bu yüksek kalorili ve besleyicilik derecesi düşük olan gıdalardan birkaç gün kaçınmak, taze sebze-meyveler, sağlıklı protein ve yağ kaynaklarını içeren bir beslenme düzenini sürdürmek, bireylerin kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayabilir. Kusursuz bir işleyişe sahip olan vücudumuz zaten bir detoks sistemidir. Fakat vücudumuzu uyarmak ve bedensel olarak hafiflemek için birkaç önemli kuralla bu detoks sistemine destek olabiliriz.

Kural-1

Öncelikle görünüşünüzün ötesinde var olan size değer verin ve kendinizi sevin.

Bedeniniz için uyguladığınız detoksu ruhunuz için de uygulamayı deneyin.

Kural-2

Sıvı desteğini atlamayın. Su, susuzluğunuzu gidermekten çok daha fazlasını yapmaktadır. Yeterince su tükettiğinizden emin olun, bitki çayları, mineralli sular gibi faydalı içeceklerle günlük sıvı alımınıza destek olun.

Kural-3

Beden sağlığınızı korumak ve detoks sistemini desteklemek için kaliteli ve yeterli bir uyku sağlamaya çalışın.

Kural-4

Egzersizin saymakla bitmeyen faydalarına ek olarak yeterli ve düzenli fiziksel aktivite ile detoks sistemine destek olun. Dünya Sağlık Örgütü’nün haftalık olarak 150 dakikalık egzersiz önerisini unutmayın.

Kural-5

Beslenmenizden işlenmiş gıdaları çıkarın, şeker ve tatlandırıcıları elimine edin. Tatlı ihtiyacınızı taze yaz meyvelerini tüketerek gidermeyi deneyin. Hatta bu sayede meyvelerin lezzetinin farkına daha iyi vardığınızı hissedebilirsiniz.

Yaz mevsiminde detoks sisteminize destek olacak serinletici bir içecek önerisi:

1 ince dilim taze zencefil

1 ince dilim ananas

10 adet taze nane yaprağı

¼ limon suyu

1 şişe mineralli maden suyu

Buz küpleri

– Bütün malzemeleri püre haline gelene kadar blenderdan geçirip tüketebilirsiniz.

Bu sağlıklı içecek hem sindirim, bağışıklık ve detoks sisteminize destek olacak hem de lezzetiyle serinlemenize fayda sağlayacaktır.

Bizi neler obez yapıyor?

Bizi neler obez yapıyor?

Dünyadaki obezite oranı ve sağlıksız beslenme arasında doğru orantılı bir denge bulunuyor. Böylelikle sağlıklı beslenmenin yetersiz olduğu popülasyonlarda obezite, dolayısıyla beraberinde getirdiği diyabet, kalp damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, eklem rahatsızlıkları gibi birçok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalınabiliyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy ultra işlenmiş gıdalar yoluyla sağlıksız beslenmenin nelere yol açtığını anlattı.

Dyt. İrem Aksoy, ‘’Beden sağlığı açısından hedeflenmesi gereken en önemli adım sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmektir. Dünyada ve ülkemizde ne yazık ki sağlıklı ve dengeli beslenmenin istenilen düzeyde yürütülemediği nüfustaki obezite oranlarından anlaşılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanmaktadır. Obezite tüm dünyada yaygın bir şekilde görülen ciddi bir sağlık problemidir. Dünyadaki obezite oranı ve sağlıksız beslenme arasında doğru orantılı bir denge bulunuyor. Böylelikle sağlıklı beslenmenin yetersiz olduğu popülasyonlarda obezite, dolayısıyla beraberinde getirdiği diyabet, kalp damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, eklem rahatsızlıkları gibi birçok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalınabiliyor. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme planını sürdürmek öncelikle obeziteye ve beraberinde getirdiği sağlık problemlerine karşı önlem almanızı sağlar’’ dedi.

Dengeli ve yeterli beslenme nedir?

Ülkemize özgü geliştirilmiş beslenme modeline göre; tahıl grubu, süt ve süt ürünleri, meyve-sebzeler ve protein grubundan besinlerin dengeli ve yeterli şekilde bulunmasıdır.

Buna ek olarak;

-Diyette taze sebze ve meyveleri porsiyonlara dikkat ederek tüketmeye özen göstermek,

-Günde birkaç porsiyon tahıl grubundan besinleri tüketmek,

-Yeterli miktarda süt ve süt ürünleri tüketmek,

-Diyetle yağ alımını sınırlandırmak; doymuş yağları kısıtlamak, doymamış yağları yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmeye dahil etmek,

-İstenilmeyen derecede tuzlu, şekerli, yağlı ve basit karbonhidratlı besinlerden uzak durmak,

-Diyette işlenmiş gıdaları ve alkolü minimalize etmek,

-Yemeklerin hazırlanmasında hijyene dikkat etmek ve sağlıklı pişirme yöntemlerini kullanmak.

Sağlıklı ve dengeli beslenmeyi mümkün kılmayan nedenler nelerdir?

Sağlıklı beslenmeyi engelleyen en önemli faktörlerden biri zaman problemidir. Özellikle yoğun işlerde çalışan insanların sağlıklı ev yemeğine ulaşması ve sağlıklı tercihler yapması oldukça zor olabiliyor. Diğer yandan ekonomik nedenler de sağlıklı beslenmenin önünde bir engeldir. Sağlıklı besinlere ulaşmak her toplumda kolay olmayabiliyor.

Bu durumda ultra işlenmiş gıdaların; ekonomik, kolay ulaşılabilir, ilgi çekici ve daha hızlı tüketilebilir olması sağlıksız beslenmeye yönelimi artırıyor.

Ultra işlenmiş gıdalardan bahsetmek gerekirse; cipsler, paketli atıştırmalıklar, şekerlemeler, tatlandırılmış ve gazlı içecekler, dondurulmuş ve raf ömrü uzun yiyecekler kısacası trans yağ, katkı ve koruyucu maddeler içeren bir dizi işlem görmüş besinlerdir. Bu gıdaları sağlıklı beslenme açısından değerlendirecek olursak, toplam yağ, doymuş yağ, şeker ve tuz içeriği yüksek, ancak protein ve diyet lif içeriği düşük besinlerdir. Bu durumda ultra işlenmiş gıdalara sağlıklı beslenme listesinde sınırlandırmak hatta yer vermemek gereklidir.

Yapılan çalışmalara göre ultra işlenmiş gıdaların ve bulunan emülgatörlerin yarattığı etkiler:

-Kan şekerini yükseltebilir,

-Kısa süreli tokluğun ardından hemen aşırı açlığa neden olabilir,

-Vücut yağ ağırlığını artırabilir,

-Karaciğer ve böbrek başta olmak üzere organlara zarar verebilir,

-Kolesterolü yükseltebilir,

-Sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebep olabilir,

-Hızlı yemeye sebep olduğundan aşırı yeme problemi yaratabilir.

Geçtiğimiz yıl yapılan bir klinik çalışmanın sonucuna göre;

Ultra işlenmiş gıdalarla beslenen deneklerin gün geçtikçe enerji alımlarında artış gözlemlenmiş ayrıca işlenmemiş diyetle beslenenlere göre de kilo artışı ve vücut yağ artışı tespit edilmiş.

Ultra işlenmiş gıdaların tüketiminin sınırlandırılması; daha az enerji alımı, daha fazla vücut yağı-kilo kaybı sağlayabilir ayrıca obezitenin önlenmesi ve tedavisi için etkili bir strateji olabilir.

Tükettiğiniz besinlerin etiketlerini okumak sizlere farkındalık kazandıracak, artık besin seçimlerinizde daha doğru ve sağlıklı seçimler yapabileceksiniz.