Yazılar

Bu besinler kan şekerini hızlı yükseltiyor!

Bu besinler kan şekerini hızlı yükseltiyor!

Pandeminin gölgesinde bir Ramazan ayına daha sayılı günler kaldı. Günlük yaşam alışkanlıklarımızı kökünden değiştiren ve yeme alışkanlıklarımızı da büyük ölçüde etkileyen pandeminin belirsizliğinde gireceğimiz Ramazan ayında iftar sofralarında bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş uzun açlık sürelerinin ardından kurulan iftar sofralarında bazı kuralların çok da dikkate alınmayıp canımızın istediği yiyecekleri, istediğimiz ölçülerde tüketmekte sakınca görmeyebildiğimizi belirterek “Ancak masum gibi görünen bu yeme biçimi; midede şişkinlik, gaz ve hazımsızlıktan, mide yanması ve kilo almaya dek bazı sorunlara yol açabiliyor! İftar menüsünün sağlıklı olması ve bazı kurallara dikkat etmek, mide ve bağırsakları rahatsız etmemek için büyük önem taşırken, iftar yemeğinde alınan kaloriyi kontrol etmek de sağlıksız kilo alımlarını önlemek açısından önemli rol oynuyor.” diyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, pandemide sağlıklı iftar tabağının kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika ara verin

Uzun süren açlık sonrası ilk öğün olduğu için iftarı ikiye ayırmak en doğrusudur. Suyun ardından çorba, peynir, zeytin ve hurmadan birini tercih ederek orucunuzu açtıktan sonra 15 dakika kadar mola verip, ana yemeğinizi ondan sonra tüketmelisiniz. Bu hamle sayesinde kan şekeriniz çok daha dengeli yükselecektir.

 Hafif yiyecekler tercih edin

İftar öğününe hafif yemeklerle, küçük porsiyonlarla, yavaş yavaş başlamak uzun zaman boş kalan midenizi ana yemeklere hazırlayacak; böylelikle yemek sonrası oluşabilecek hazımsızlık, mide yanması, kramp şeklinde mide ağrıları, bağırsak problemleri, gaz sorunları, reflü, gastrit, kusma, bulantı, uyku basması ve halsizlik gibi sorunlarla karşılaşmanızı önleyecektir.

Posaya tabağınızda yer verin

Özellikle Ramazan ayının ortalarına doğru birçok oruç tutan kişinin kabızlık problemleri yaşadığını görüyoruz. Bu durum uzun açlıklara bağlı bağırsak hareketlerinin yavaşlamasıyla karşımıza çıkıyor ancak bizler aynı zamanda yetersiz posa tüketerek bağırsak hareketlerimizi daha da yavaşlatabiliyoruz. Bu nedenle bağırsak sağlığınız için iftar sofranızda salata, zeytinyağlı sebze yemekleri ve tam tahıllara mutlaka yer verin. İftardan 1,5-2 saat sonra yapacağınız ara öğünde taze meyve ile kefir veya yoğurt tüketmek yine bağırsaklarınızda olumlu etki yaratacaktır.

Yalın sofralar kurun

Orucun açlık ve fakirlik farkındalığını arttırmak için tutulduğunu unutmadan bu bakış açısına uygun çeşitten ve bolluktan uzak daha yalın sofralar kurmaya çalışın. Çorba, fırında veya tencerede pişmiş az yağlı et yemekleri, zeytinyağlı sebze yemekleri veya salatalar ile yoğurt gibi sade seçeneklerin yer aldığı sofralar hem midenize hem de bedeninize çok daha iyi gelecektir.

 Sağlıklı karbonhidratlar tüketin

Uzun süreli açlıkla beraber kan şekeriniz iftar saatine kadar çok düşecek ve vücut bunu düzeltebilmek için karbonhidratlı gıdalar isteyecektir. Evet, iftar tabağınızda karbonhidrat tüketmeye ihtiyacınız var, ancak bu noktada tabağınızda beyaz ekmek, pirinç pilavı, patates, mısır gibi basit karbonhidrat dediğimiz besinleri tercih ettiğinizde kan şekeriniz çok hızlı yükselecek ve yemekten sonra şişkinlik, halsizlik hatta uyku haline neden olacaktır. Bu nedenle kan şekerinizi dengeli yükseltmek ve vücudunuzu yormamak için çorba, bulgur, karabuğday gibi tam tahıllar, tam buğday ekmeği veya tam buğday unundan yapılmış pideler tercih etmeniz oldukça önemli bir sağlık hamlesi olacaktır.

Tabağınızı önceden hazırlayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş “Orucun bir ibadet olduğunu unutmadan “Nasılsa oruç tuttum, artık her şeyi yiyebilirim” düşüncesinden kendinizi uzak tutun. Bu düşünce sizi anormal kaloriler almaya itebilir. Bir diğer önemli nokta ise sofranızda yer alan yemekleri önceden tabağınıza ılımlı porsiyonlarda hazırlamak ve iftar yemeği sırasında sürekli ortadan yememektir. Bu hamle ile tüketeceğiniz kaloriyi neredeyse yarı yarıya düşürebilirsiniz.” diyor.

Kaliteli protein kaynakları tüketin

Tüm gün aç kalan vücut enerji akışı için karbonhidratları ve yağları öncelikli yakıt olarak kullanır. Ardından açlık süresi uzadıkça vücudunuzdaki proteinlerin de enerji akışı için kullanılmaya başlandığını biliyoruz. Bu da kas kaybını arttırabildiği gibi özellikle bağışıklık sistemini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle vücudunuzun günlük ihtiyaç duyduğu proteini iftar, sahur ve ara öğünlere dengeli bir şekilde bölmelisiniz. İftar tabağınızda mutlaka kırmızı et, tavuk, balık veya kurubaklagillerden oluşan bir ana yemeğin yanında yoğurt, cacık, ayran gibi süt grubu proteinleri de eşlik etmelidir. Yemeklerin gaz yapıcı maddelerini azaltmak için yemekleri kimyon baharatıyla pişirebilir ve iftarın hemen sonrasında rezene çayı tüketebilirsiniz.

Sütlü tatlıları tercih edin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş “Tatlılar iftar menülerinin vazgeçilmezlerinden oluyor ancak her iftar yemeğinin ardından rutin olarak tüketildiğinde içerisindeki şeker nedeniyle boş kalori alımını arttıracak ve kilo alımını hızlandıracaktır. Haftada yalnızca 2 veya 3 gün tatlı tercih edilmeli; seçenek olarak ise şerbetli ağır tatlılar yerine az şekerli sütlü tatlılar ve meyve tatlıları tercih edilmelidir.” diyor.

Bu hatalar bağışıklığınızı zayıflatabilir!

Bu hatalar bağışıklığınızı zayıflatabilir!

Tüm dünyayı sarsan Covid-19 virüsünden korunmada ve tedaviden başarılı sonuç alınmasında güçlü bir bağışıklık sisteminin ne kadar önemli olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bağışıklık sistemimizin güçlü olmasında da düzenli uyku, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmenin rolü oldukça büyük. Günlük rutinde mevsim meyve ve sebzelerinin, tam tahıllı ürünlerin, kuru baklagillerin, et ve süt ürünlerinin dengeli şekilde tüketilmeleri bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak için birebir. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, özellikle selenyum, demir, çinko gibi minerallerin ve C vitaminleri ile B12 vitamininin vücuttaki seviyelerinin azalmasının bağışıklık sistemini doğrudan olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, “Bağışıklık sistemi olumsuz etkilendiğinde Covid-19 hastalığına yakalanma riski arttığı gibi hastalığa yakalananların hastalığı kolay atlatamadığını da unutmamak gerekiyor. Bu nedenle her gün yeterli ve dengeli beslenmek çok önemli” diyor.  Ancak beslenme rutinimizde yaptığımız bazı hatalı alışkanlıklarımız var ki bağışıklık sistemimizi güçlendirmek yerine tam aksine zayıflatabiliyor, hatta bazı önemli hastalıkların tetiklenmesine bile yol açabiliyor. Peki, pandemi sürecinde asla yapmamamız gereken beslenme hataları neler? Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş Covid-19 pandemisinde kaçınmanız gereken 6 önemli beslenme hatasını anlattı; önemi öneriler ve uyarılarda bulundu.

Yanlış: Bolca meyve suyu içmek

Doğrusu: Bağışıklığımızı güçlendirir düşüncesiyle çoğumuz bolca meyve suyu tüketmeyi alışkanlık haline getirdik. Ancak meyvelerin kendisini tükettiğimizde vitamin, mineral ve posa alırken, meyve suyu içtiğimizde ise posa yerine bol miktarda früktoz şekeri ve aşırı kalori alıyoruz. Fazla alınan früktoz da kan şekerini çok hızlı yükselttiği için insülin direnci ve diyabet başta olmak üzere tüm kronik hastalıkların kapılarını açıyor, aynı zamanda bağışıklığı olumsuz etkiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, bu nedenle bağışıklığı güçlü tutmak için taze sıkılmış meyve sularını tercih etmek yerine günde 2-3 porsiyon taze meyve tüketmenin çok daha iyi bir tercih olacağını söylüyor.

Yanlış: Kemik ve et suyunu abartmak

Doğrusu: “Bağışıklığımızı güçlendirmek için yaptığımız beslenme hatalarından biri de, fazla miktarda kemik ve et suyu tüketmek oluyor” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, sözlerine şöyle  devam ediyor: “Kemik ve et suyunun ılımlı miktarlarda tüketilmeleri sağlığa faydalı etki gösterirken, neredeyse her yemeğe eklenmeleri ise bağışıklığı desteklemediği gibi, kolesterol seviyelerini de hızla yükseltiyor. Kolesterolün yükselmesi de başta kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok kronik hastalığa davetiye çıkarıyor. Dolayısıyla kemik ve et suyu tüketimini minimum seviyelerde tutmak pandemide bağışıklığı desteklemesi açısından yeterli gelecektir” 

Yanlış: Kahve ve çay tiryakisi olmak

Doğrusu: Evde kalış sürelerinin uzamasıyla birlikte şüphesiz gün içerisinde içilen çay ve kahve miktarları oldukça arttı. Ancak aşırı tüketimle birlikte vücuda alınan fazla kafein; stres, sinirlilik hali ve uyku uyuyamama gibi durumlara neden olarak bağışıklığı olumsuz etkiliyor. Siyah çay ve kahvenin yanı sıra yeşil çay ve matcha çayı gibi bazı bitki çaylarının da yüksek miktarda kafein içerdiğini unutmayın. Tüm kafein içerikli içecekleri günde maksimum 3 kupayla sınırlandırmaya özen gösterin.

 Yanlış: Her öğünde turşu tüketmek

Doğrusu: Pandemi döneminde bağışıklığı güçlendirmek için belki de en çok başvurduğumuz besin, turşu. Elbette probiyotik etkisiyle bağırsak sağlığına iyi geliyor ve genel bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, “Ancak turşuyla ilgili çoğunlukla unutulan bir gerçek var ki o da çok tuz içermesi” uyarısında bulunarak, fazla turşu tüketiminin zararlarını şöyle anlatıyor: “Turşu tüketimini abartmak beraberinde gereksiz tuz alımına, bunun sonucunda da özellikle tansiyon ile ödem problemlerine yol açabiliyor. Dolayısıyla tansiyon ve kalp-damar ile böbrek hastalarının turşu tüketimini hekimin izin verdiği miktarda minimumda tutmaları, sağlıklı kişilerin ise haftada birkaç gün ılımlı miktarlarda tüketmeleri bağışıklığı güçlendirmede yeterli olacaktır”

Yanlış: Televizyon karşısında atıştırmak

Doğrusu: Pandemide evde geçirdiğimiz zamanın artması, sosyalleşmenin ve hareketin ise tam aksine azalması gibi birçok faktör, bilgisayar ve televizyon karşısında daha fazla zaman geçirmemize yol açtı. Aynı zamanda da ekran karşısında tükettiğimiz atıştırmalıkların da miktarı oldukça arttı. Atıştırmalıkların karbonhidrat ile yağdan zengin olmaları ve hareketsizlik, kilo alımına neden oldu. Üstelik atıştırmalıkların karbonhidrat içeriklerinin yüksek olması; kan şekerinin sürekli yüksek kalmasına ve dolaylı olarak bağışıklığın olumsuz etkilenmesine yol açıyor. Bu nedenle paketli ürünlerin ve pastane ürünlerinin tüketimini azaltmanız, hamur işi gıdaları kısıtlanmanız, taze ve kuru meyveleri günde toplam 2-3 porsiyon, kuruyemişleri de günde bir avuçtan fazla tüketmemeniz, dengeyi sağlamakta en önemli adımlar olacaktır.

Yanlış: Hatalı diyet yapmak

Doğrusu: Hareketsizlik başta olmak üzere gün içerisinde can sıkıntısından sıkça mutfağa yönelmek, çeşitli tatlı ve hamurlu gıdaların denenmesi, strese ve kaygıya bağlı iştah artışı gibi sebepler kilo alım süreçlerini hızlandırdı. Hal böyle olunca hemen herkesi hızla kilo verme telaşı sardı. Ancak dikkat! Hatalı yapılan diyetler sağlığımızı tehdit ediyor. Örneğin kilo vermek amacıyla uygulanan tek tip beslenmenin hakim olduğu kısıtlı diyetler bağışıklık sisteminizi güçlü tutacak besin ögelerinden yoksun olup, hastalıklara karşı gücümüzü azaltıyor. Bu nedenle karbonhidrat, protein, yağ ile vitamin-minerallerin dengeli olduğu bir programla kilo verebilmek ve zayıflarken sağlıklı kalabilmek için diyetisyene başvurmayı unutmayın.

Turşunun gücünden faydalanın!

Turşunun gücünden faydalanın!

Bir yandan Covid-19 enfeksiyonu, bir yandan mevsimsel hastalıklar derken bağışıklık sisteminin güçlü olması her zamankinden çok daha önemli. Lezzetli olduğu kadar bağışıklığı güçlendirmeye katkı sağlamasıyla da öne çıkan besinlerden turşuya sofralarda yer vermek gerektiğini belirten Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, “Turşu yararlı bakterilerden oldukça zengin bir besindir ve başta bağırsak sağlığı olmak üzere bağışıklığın güçlenmesinde, metabolizmanın hızlandırılmasında ve kan şekerinin dengelenmesinde sağlığa olumlu katkıları bulunur. Yapılan son bilimsel çalışmalar ise turşunun kanserden koruyucu etkilerinin de olabileceği yönündedir. Ancak bu kadar çok faydası bulunan bir besinin kurulması, saklanması veya tüketilmesi sırasında yapılabilecek birtakım hatalar yararlı bakterilerin yerine zararlı bakterilerin sayısını arttırarak sağlığı olumsuz etkileyebilmektedir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, turşu kurarken, tüketirken ve saklarken dikkat edilmesi gereken 10 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Turşu yapacağınız besinleri özenle seçin

Turşusunu kuracağınız meyve ve sebzelerin taze, zedelenmemiş ve kaliteli olmasına özen gösterin. Eğer çürümeye veya bozulmaya başlamış bir meyve veya sebzeyi turşu kurmak için kullanırsanız turşu oluşum mekanizmasında gerekli olan yararlı bakterilerin oluşmasını/ çalışmasını engelleyebilir ve zararlı bakterilerin artmasına neden olarak besin zehirlenmelerine yol açabilirsiniz.

Plastik yerine cam kapları kullanın

Turşunuzu kuracağınız kabın cam olmasına dikkat edin. Çünkü sağlığa uygun olmayan plastik kapların yapımında kullanılan kanserojen maddeler turşunun içerisine geçebilir ve bu durum sağlık için oldukça büyük bir risk yaratır. Sağlık için riskinin yanı sıra küresel ısınmayı arttırmamak için de plastik kullanımını en aza indirmemiz gerektiğinden turşu kurmak için en iyi tercihin cam kaplar olduğunu unutmamak gerekir.

Turşu kurmadan önce besin ve kap temizliğine dikkat edin

Turşu kurarken kullanacağınız besinlerin öncesinde çok iyi temizlenmiş olması gerekmektedir. Aynı şekilde kullanacağınız kap, kaşık, kepçe vb. malzemelerin de iyi temizlenmesi gerekmektedir ancak bu malzemelerde temizlik malzemesi kalıntısı da kalmamasına dikkat edilmelidir. Kalıntı temizlik malzemeleri sağlık için risk oluşturmakla beraber mayalanmanın oluşmasını da engeller.

İçme suyu kullanın

Besinlerinizi koyacağınız tuzlu salamura suyun temiz olması oldukça önemlidir. Bu nedenle güvenli olmayan kaynaklardan alınmış veya çok beklemiş suların içerisinde zararlı bakterilerin olduğu unutulmamalı ve turşu için asla kullanılmamalıdır. Temiz olmayan su ile hazırladığınız turşunun içerisinde zararlı bakteriler çok fazla üreyeceğinden besin zehirlenmelerine yol açabilir.

Tuzu kararında kullanın

Uzman Diyetisyen Ece Öneş “Turşu için tuz olmazsa olmazdır. Turşunun oluşum mekanizmasındaki yararlı bakterilerin üremesi ve zararlı bakterilerin oluşumunun engellenmesi için yeterli miktarda tuz varlığı çok önemlidir. Turşunun tuzu az konulduğunda yumuşama ve suda bulanıklaşma görülürken; tuzu fazla konulduğunda ise olgunlaşma süresi uzadığı gibi tadı da fazla tuzlu olacaktır. Bu nedenle hazırlanacak salamura suyunun 1 litre suya 80 gram tuz eklenerek (yüzde 8’lik tuzlu su) hazırlanması oldukça önemlidir” diyor.

Kaya tuzu tercih edin

Eğer turşunuzun yumuşamasını istemiyorsanız tuz tercihinizi kaya tuzundan yana kullanın. Sofra tuzuyla yapılan turşular kaya tuzuyla yapılan turşulara göre çok daha kısa sürede yumuşamaktadır. Kaya tuzu kullandığınızda da yüzde 8’lik (1 litre suya 80 gram kaya tuzu) tuzlu su hazırlamanız yeterli olacaktır.

Sirke ve limon tuzu kullanın

Eğer turşunuzu taze fasulye gibi asitliği az olan bir sebze veya meyveyle kuracaksanız turşu oluşumunu sağlayabilmek için daha fazla tuz koymanız gerekir. Ancak tuzu ne kadar arttırırsanız sağlık açısından o kadar risk oluşturacağından tuz yerine limon tuzu kullanarak aynı mekanizmanın gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz. Turşu oluşumunda zararlı bakterilerin kontrolsüz üremesini engelleyen sirkeden de turşu yapımı sırasında destek alabilirsiniz.

Karanlıkta, uygun sıcaklık ve uygun sürede bekletin

Turşunuzu kurdunuz, sıra geldi bekletmeye. Turşunuzun karanlıkta ve 18-20 derecede beklemesi gerekmektedir. Eğer 20 derecenin üzerinde bir sıcaklıkta bekletilirse zararlı bakterilerin hızla artması söz konusuyken 18 dereceden daha düşük bir sıcaklıkta bekletilmesi ideal bir turşu oluşumunu engeller. En ideal bekletme süresi ise genellikle 4-6 haftadır.

Beyaz tabakayı takip edin

Sebze veya meyveleriniz mayalanmaya başladıktan sonra en üst kısımda oluşan beyaz tabakanın takip edilmesi ve görüldüğü anda hemen alınması gerekir. Bu tabaka hemen alınmazsa küf oluşmasına ve dolayısıyla turşunun bozulmasına neden olur. Eğer uygun oranda tuz eklenmediyse ve/veya uygun sıcaklıkta bekletilmediyse beyaz tabaka görülme olasılığı daha yüksektir.

Tüketirken dikkat!

Uzman Diyetisyen Ece Öneş “Turşunun sağlığa yararları oldukça fazladır ancak tuzlu bir besin olduğu ve sodyum içeriğinin yüksek olduğu unutulmamalıdır. Örneğin beyaz lahananın 100 gramında 12 mg sodyum bulunurken 100 gram lahana turşusunda yaklaşık 300 mg sodyum bulunmaktadır. Bu nedenle eğer hipertansiyon hastasıysanız, herhangi bir kalp-damar hastalığınız varsa, kronik böbrek yetmezliği hastasıysanız, sık sık ödem problemleri yaşıyorsanız veya mide problemleriniz varsa turşunun sık tüketilmesi size yarar sağlamadığı gibi zarar verecektir” diyor.