Yazılar

Bayram kahvaltılarında yağlı ve hamur işi gıdalardan uzak durulmalı

Bayram kahvaltılarında yağlı ve hamur işi gıdalardan uzak durulmalı

Ramazan Bayramında özellikle kahvaltılara dikkat çeken uzmanlar, kahvaltı öğünlerinde yağlı, hamur işi ve tatlı ağırlıklı öğünlerden uzak durulmasını, öğle yemeğinde protein ağırlıklı, akşam yemeğinde ise sindirimi kolay olduğu için sebze ağırlıklı beslenilmesini öneriyor. Uzmanlar, tatlı olarak baklava ve börek tarzı gıdalar yerine sütlü tatlıları veya meyveli dondurmaların tüketilmesini, yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak için de öğünlerden 1-2 saat sonra 45 dakikalık tempolu yürüyüşler ya da egzer yapılmasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, Ramazan bayramında sağlıklı beslenme açısından önemli tavsiyeler paylaştı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü

 İlk gün kahvaltısına dikkat!

Ramazan Bayramında özellikle kahvaltılara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, “Öncelikle insülin salınımını az uyaracak ve tokluğu pekiştirecek gıdalar tercih etmekte fayda var. İlk kahvaltılarda kesinlikle kızartma, hamur işi ya da tatlı yer almamalı. Klasik beslenme diye tanımladığımız peynir, zeytin, yumurta, bal ve bol miktarda yeşil sebzeler tüketilebilir. Aynı şekilde gün içerisinde klasik Türk mutfağı olarak isimlendirebileceğimiz az yağlı ve az salçalı olacak şekilde zeytinyağlı yemekler, çorbalar ve sebze yemekleri tercih edilmeli. Tatlı olarak baklava ve börek tarzı gıdalar yerine sütlü tatlılar ve meyveli dondurmalar konulabilir. Bu gıdaların gaz ve şişkinlik oluşumunu azaltacağını söyleyebiliriz. Öğle yemeğinde tercihler protein ağırlıklı, akşam ise sindirimi kolay olan düşük kalorili sebze ağırlıklı bir menüden yana kullanılmalı” dedi.

Öğünler sonrası 45 dakikalık yürüyüşler yapılmalı

Yavaşlayan metabolizma hızını artırmak için öğünlerden en az 1-2 saat sonra 45 dakikalık tempolu yürüyüşlere başlanmasını öneren Örkçü, “Yürüyüşün gerçekleşmesi güç olan durumlarda egzersiz programlarından biri takip edilerek düzenli olarak uygulanabilir. Böylece hem kilo kontrolü sağlanmış hem de yaşanabilecek hazımsızlık problemlerinin önüne geçilmiş olacaktır” ifadelerini kullandı.

Oruç tutanlarda beslenme alışkanlıkları değişecek

Ramazan sonrası oruç tutan kişilerde beslenme alışkanlıklarının değişeceğine dikkat çeken Örkçü, “Ramazan ayı boyunca uzun süren açlık ve susuzluk hissinden sonra vücudun tekrar normal beslenme düzenine geçmesi kolay olmayabilir. Yavaşlayan metabolizma, uzun süren açlık ve 2 öğünle beslenmeye alışmış bir mide bağırsak sisteminde mide bulantısı, iştahsızlık, gaz sancısı, az tüketilen lifli besinlerden dolayı kabızlık görülebilir. Ayrıca metabolik rahatsızlığı olan kişilerde alınan yüksek kalorili besinler, ani şeker yükselmeleri, tansiyon problemleri ve kalp-damar rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Vücuda alınan yüksek kalorili ürünlerin de ağırlık artışına neden olabileceği unutulmamalı.” diye konuştu.

Dengeli besin tüketimi tercih edilmeli

Beslenme ve diyet uzmanı Özden Örkçü; tüm besin gruplarından bir arada yemenin, yavaş ve iyi çiğnemenin, az ve sık yemenin, posa alımı için sebze ve meyveleri mutlaka tüketmenin, yağı yeterli miktarda ve doymamış yağlardan tercih etmenin yeterli ve dengeli beslenmede ana kural olduğunu söyledi. Örkçü, aynı zamanda günlük en az 1.5-2 litre su içmeye, tahıllardan, kuru baklagillerden ve hayvansal besinlerden proteini yetecek miktarda almaya dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Beslenme programında neler olmalı?

Bayramda sabah, öğle ve akşam öğünlerinin yanı sıra ara öğünler ile sağlıklı bir öğün planlaması yapılması gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü’nün örnek öğün planlaması önerileri ise şöyle;

Sabah (07:00 – 08:00)

1 dilim peynir

3-4 adet zeytin veya 2-3 adet ceviz

1 tatlı kaşığı pekmez veya bal

1-2 dilim tam buğday ekmeği

Söğüş domates-salatalık

Engel olabilecek herhangi bir hastalık yoksa haftada en az 3 kez yumurta

Ara: (10:00 – 10:30)

1 porsiyon meyve veya 1 avuç kadar kuru meyve

 Öğle: (12:30 – 13:00)

90 gr ızgara et/balık/tavuk

5-6 kaşık bulgur pilavı veya kepekli makarna

Bol salata

Ara: (16:00 – 16:30)

1 porsiyon meyve + 1su bardağı süt (laktozsuz olabilir) veya 1 kase sütlü tatlı

Akşam: (19-20:00)

1 kase çorba

1 porsiyon sebze yemeği

Salata

Yarım kâse yağsız yoğurt

1-2 dilim tam buğday ekmeği

Ara: 1-2 fincan ıhlamur ya da ada çayı, melisa çayı (Böbrek yetmezliği gibi kronik bir hastalık yoksa)

Son ara öğün: Yarım kâse yoğurt veya 1 su bardağı tarçınlı süt veya 1 su bardağı sade kefir + 2 adet ceviz (açlık hissine göre tercih edilebilir)

 

Sağlıklı iftar sofrasında neler olmalı?

Sağlıklı iftar sofrasında neler olmalı?

Ramazan ayı orucunun 14-15 saat saat süreceğini belirten uzmanlar, böbrek yükünü dengelemek ve kan dengesini korumak üzere iftardan sonra en az 8-10 bardak su tüketilmesi gerektiğini ifade ediyor. Alınan enerji ve kilonun artmasına yol açacağı için aşırı besin tüketmekten kaçınılması gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, yağlı besin tüketiminin azaltılmasını ve uzun süreli dengeli enerji sağlayacak buğday, yulaf, fasulye, mercimek gibi kompleks karbonhidratlı yiyeceklerin tüketilmesini öneriyor. Örkçü; iftar yemeğine ılık çorbayla başlanmasını, zeytinyağlı sebze yemeği ya da salatadan sonra etli yemeğe geçiş yapılmasını ve son olarak tatlının ise iftardan 1-2 saat sonra tüketilmesini tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, Ramazan ayında sağlıklı beslenme açısından bilgiler ve önemli tavsiyer paylaştı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü

Diyetler vücut ağırlığını korumak üzere yapılmalı

Bu yıl Ramazan ayında 14-15 saat kadar süren bir oruç söz konusu olacağını hatırlatarak sözlerine başlayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, “Ramazan ayında optimal beslenmeyi sağlamak önemlidir. Yapılan birçok bilimsel çalışmada Ramazan orucunun vücuttaki metabolizmayı yavaşlattığı belirlendi. Bu sonuçlara göre diyetimiz normal vücut ağırlığımızı korumak, ağırlık kaybetmemek veya ağırlık kazanmamayı destekleyecek şekilde olmalı. Oruç sırasında baş ağrısı ve hazımsızlık gibi minör, böbrek ve sindirim sorunları gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir” dedi.

İşte Ramazan’da sağlıklı beslenme tüyoları

NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, Ramazan ayında doğru beslenme ve vücudun ihtiyaç duyduğu su ihtiyacını karşılamaya yönelik önerilerini şöyle paylaştı:

Yeterli miktarda sıvı alınmalı, vücuttaki su korunmalı: İftardan sonra en az 8-10 bardak su tüketilmeli. Yeterli sıvı alınması toksinlerin vücuttan atılması, idrar yoğunluğunu korumak, böbrek yükünü dengelemek, kan dengesini korumak ve dehidratasyonu önlemek için gereklidir. Vücut suyunu korumak için gün boyunca serin koşullarda kalmak ve fiziksel faaliyetleri sınırlamak vücuttaki sıvı kayıplarını önlemek için önemlidir.

Aşırı besin tüketilmemeli: Vücudun düzenleyici mekanizmaları metabolik hızı düşürüyor ve açlık durumunda vücudun enerji kaynaklarından yeterli enerjiyi verimli biçimde kullanılmasını destekliyor. Aşırı miktarda yemek, alınan enerjinin ve vücut ağırlığının da artmasına neden oluyor. Dengeli ve besin ögelerinden açısından zengin yemekler; önerilen miktarlarda protein, vitaminler ve minerallerin vücutta yeniden yerine konmasını sağlıyor.

Yağlı besim tüketimi azaltılmalı: Düşük yağlı/yağsız süt, yoğurt, düşük yağlı peynir, yağsız et tüketimi tercih edilmeli. Dengeli bir öğün oluşturmak için iftardan sonraki diyet, normaldeki düzenli diyetimizden farklı olmamalı. Öğünlerimiz kompleks karbonhidratlar, örneğin tam tahıllar ve tam tahıl ekmeği, yağsız et, kuru baklagiller, meyveler ve sebzeleri içermeli.

Aşırı tatlı ve saflaştırılmış ürünlerin tüketiminden sakınılmalı: Saflaştırılmış ürünler ve tatlılar, tam tahıllar ve tam tahıl ekmeği gibi daha yavaş sindirilen kompleks karbonhidratlara kıyasla çok hızlı sindirilmektedir. Kompleks karbonhidratlar buğday, yulaf, fasulye, mercimek, tam buğday unu, pirinç gibi tahıllar ve tohumlarda bulunuyor. Kompleks karbonhidratlar daha uzun süreli dengeli bir enerji ve tokluk hissini sağlamaları nedeni ile daha uygun bir seçim olacaktır.

Enerji dengeli şekilde alınmalı: Şeker eklenmiş içecekler ve şeker şuruplarının tüketilmesi ile aşırı enerji alınabilir. Bunların yerine sağlıklı seçimler olarak su, meyve suyu ve kremasız çorbaların tüketilmesinin sağlıklı seçimler olacağını söyleyebiliriz.

Kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalı

Sindirimi kolaylaştırmak için yemek yerken acele edilmemesi gerektiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, “Yemekler yavaş yenmeli, uygun biçimde çiğnenmeli. Besin değeri düşük ve mide salgısını artıran asitli içeceklerin tüketiminden uzak durulmalı. Çay, kahve ve diğer kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlanmalı. Çünkü bu tür içecekler diüretik etkiye sahiptir ve oruç sırasında vücuttan sıvı kaybına yol açarlar” dedi.

Peki iftar sofrasında neler olmalı?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, iftar yemeğine çorbalarla başlanmasını önererek diğer önemli tavsiyelerini ise şöyle sıraladı:

“Başlangıç için çok sıcak olmayan ılık çorba en uygun yiyecektir. Bağırsak problemi olanlar çorbalarına doğal lif ilavesi yapabilecekleri gibi kepekli ekmek de tercih edebilirler. Biraz ara verip zeytinyağlı bir sebze yemeği veya salatalarla devam edilebilir. Daha sonra ana et yemeklerinden biri seçilebilir. Yemek sonrası yenilecek tatlıların hamurlu ve kızartma işlemine uğramış bir tatlı olmamasına dikkat edilmeli, sütlü tatlılar tercih edilmeli. Ramazan’ın simgesi haline gelen güllaç en uygun tatlı olarak kabul edilebilir. Haftada 1-2 kez sütlü tatlı yenilebilir. Ancak hemen yemek üzerine değil iftardan 1- 2 saat sonra yenilmesi daha uygun olacaktır. Yemek iyice çiğnenmeli.  Çok tuz içeren, yağlı ve tatlı besinlerden kaçınmak gerekiyor. Ağır hamur tatlıları yerine sütlü tatlıları veya meyveleri seçmenin sağlık açısından daha fazla yarar sağlayacağını söyleyebiliriz”

Hızlı yemek yeme alışkanlığınızla vedalaşın!

Hızlı yemek yeme alışkanlığınızla vedalaşın!

Hızlı yemek tüketiminin kötü bir beslenme alışkanlığı olduğunu belirten uzmanlar, başta sindirim sağlığı olmak üzere genel sağlık üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre hızlı yemek yerken besinler tam olarak çiğnenmeden yutuluyor ve sindirim süresi uzuyor. Beyne giden sinyaller daha geç tokluk hissi oluşturuyor. Bu durum da daha fazla yemeye ve kilo artışına yol açıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, hızlı yemek yeme alışkanlığının zararlarına dikkat çekti.

“Yemek yemek bir yarış değildir ve yemeğin sonunda ilk bitiren için herhangi bir ödül yoktur” diyen Özden Örkçü, “Hızlı yemek yeme davranışları, daha sonrasında sizde hızlı yeme alışkanlığı olarak kalabilir. O nedenle masada yemeğinizi ilk bitiren her zaman sizseniz, yavaşlamak yerinde olacaktır. Yemeğinizi ne kadar hızlı yiyorsanız, ne yediğinize o kadar dikkat vermiyorsunuz demektir. Yemeği ağzınıza alıp yutmak, yemek yemek anlamına gelmez, ağızda dişler, dil ve çiğneme ile sindirimin başladığı bir eylemdir. Alışkanlığınızı değiştirmek adına masada en yavaş yemek yiyeni bulun ve bu kişinin hızına ayak uydurmaya çalışın” diye konuştu.

Yemeği hazırlayan daha az yiyor

Araştırma sonuçlarına göre yemeğin hazırlanma sürecinde bulunan insanların diğerlerine göre hem daha az yemek yemekte hem de daha iyi sindirdiklerine dikkat çeken Özden Örkçü, “Sebzeleri soymak veya doğramak gibi işlemlerle yemeğimizi hazırlamak için efor göstermemiz daha az yememize neden olmaktadır. Bu durum eğer normalde çok yiyen bir insansanız ve bilinçli olarak acıkmışsanız, yemeğinizi kendiniz hazırladığınız taktirde her zamankinden daha az yiyeceğinizi gösterir” dedi.

Hızlı yemek neden zararlı?

Hızlı yemek tüketiminin farkında olmadan birçok insanın yaptığı ama aslında sağlık açısından sakıncalı bir durum olduğunu belirten Özden Örkçü, “Kötü bir beslenme alışkanlığı olarak nitelendirilebilecek hızlı yemek yemek, başta sindirim sağlığı olmak üzere genel sağlığa çeşitli zararlar verebilir. Hızlı yemek yeme sırasında besinler tam anlamıyla çiğnenmeden yutulur; bu da sindirim sürecinin zorlaşmasına neden olur. Besinler bu şekilde tüketilirken beyne giden sinyaller daha geç tokluk hissi uyandırır ve sonuçta kişi daha fazla yemek yemesine ve kilo artışına sebep olabilir” uyarısında bulundu.

Alışkanlığa dönünce hastalıklara davetiye çıkıyor

Hızlı yemek yemenin zararlarının sadece bunlarla sınırlı olmadığını kaydeden Özden Örkçü, “Hızlı yemek yeme bir süre sonra alışkanlığımız haline geldiğinde kronik obezite ve metabolik sendrom gelişimine yatkınlığı artırır. Aşırı kilo da insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalıkları, inme gibi önemli sağlık sorunlarına yol açar” diye konuştu.

Lokmanızı en az 15 kere çiğneyin

Araştırmaların şişman kişilerde hızlı yeme ile mide ve bağırsaklarda tokluk hormonlarının çalışmasının bozulduğunu ve doyma hissinin de ortadan kalktığını gösterdiğini belirten Özden Örkçü, “Bu nedenle yemeğe başlandığında her ağza alınan lokmayı zayıflamak isteyen kişi için en az 15 kere çiğnemesi gerektiği vurgulanıyor. Eğer yavaş yeme alışkanlığı gelişirse mide ve bağırsaklardan tokluk hormonları normal vücut çalışma temposuna kendiliğinden dönebiliyor” diye konuştu.

Mide ve beynin sinirsel uyarılarla açlık ve tokluk merkezlerinin uyararak, yemeyi kesmeyi ya da yemek yeme eylemini gerçekleştirmeyi sağladığını belirten Özden Örkçü, “Bu nedenle yemek yerken alınan bir lokmanın mide tarafından karşılanması ve uyarının beyne gidip doyma merkezini uyarması ortalama 20 dakika sürer. Hızla yenilen bir yemek, beynin doyma merkezini geç uyarır ve beyne doyma ile ilgili mesajı da geç ulaştırır. Bu davranış bir alışkanlık haline geldiğinde ise doyma merkezi uyarılmadığından daha fazla yemek yenmiş olur” diye konuştu.

Ana öğünlerde yeme süresi 20 dakika olmalı

“Yemeklerimizi sakin ve yavaş yiyelim” tavsiyesinde bulunan Özden Örkçü, “Ne yersek yiyelim ama ana öğünlerimiz en az 20 dakika sürsün. Zayıflama sürecinde beyninize kazınmasını sağlayacağınız iyi yeme alışkanlıkları ile hem düzenli kilo verir hem de verdiğiniz kiloyu uzun süre koruma garantisini de vücudunuza vermiş olursunuz” diye konuştu.