Yazılar

Sütün hayatımızdaki önemi!

Sütün hayatımızdaki önemi!

Her gün yetişkin bireylerin 3 porsiyon, çocukların, ergenlik dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 2-4 porsiyon süt ve ürünlerini tüketmeleri gerektiğini belirten Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan, süt tüketiminin önemi hakkında bilgiler aktardı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan

Kalsiyumun esas kaynağı: Süt ve süt ürünleri
Beslenmemizin temel yapı kaynaklarından biri olan kalsiyumun esas kaynağını süt ve süt ürünleri oluşturmaktadır. İnsan bedeninin ihtiyaç duyduğu protein, kalsiyum, B2 vitamini ve B12 vitamini başta olmak üzere birçok besin maddesinin en önemli kaynağı süt ve süt ürünleridir.

B2 vitamini, B6 vitamini ve B12 vitaminlerini de içerir
Süt ve süt ürünleri grubu inek, koyun, keçi gibi memeli hayvanlardan sağlanan sütler ve bu sütlerden elde edilen yoğurt, ayran, kefir, peynir çeşitleri (kaşar, ezine, tulum, gravyer, lor, çökelek vb.) gibi besinlerden oluşmaktadır. Süt ve süt ürünleri iyi kalitedeki proteinin yanı sıra yağ asitleri, kalsiyum, fosfor, çinko gibi mineraller ile B2 vitamini, B6 vitamini ve B12 vitaminlerini içerirler.

Liv Hospital

Organ ve sistemlerin düzgün çalışmasına katkı sağlar
Süt ve süt ürünleri protein içerikleri ile büyüme ve gelişmeyi desteklemekte, içerikte yer alan diğer besin ögeleri ile birlikte organ ve sistemlerin düzgün çalışmasına katkı sağlamaktadır. Bileşimlerinde yer alan mineraller (özellikle kalsiyum) kemik ve diş sağlığının korunmasına ve geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Tüm yaş grupları için gerekli olan ve her gün tüketilmesi önerilen süt ve süt ürünleri grubu kemik kütlesi gelişiminin dinamik olduğu çocukluk ve ergenlik dönemlerinde daha da önemli hale gelmektedir.

  • Tüm yaş gruplarının süt ve süt ürünlerini her gün tüketmesi gerekir.
  • Süt ve süt ürünleri doymuş yağ asitleri ve kolesterol içerir. Yağ ve kolesterol alımının diyetle sınırlandırılması gereken bireylerin; yağ miktarı azaltılmış (%1) veya yağsız süt, yoğurt ve peynirleri tercih etmeleri gerekir.
  • Bazı bireyler, alerji, süt şekeri olan laktoza karşı duyarlılık (laktoz intoleransı) nedeniyle veya yanlış inançlarından dolayı süt tüketmezler. Bu bireyler için laktoz düzeyi düşük süt veya laktozsuz süt ürünleri bulunur. Alerji veya duyarlılık durumunda hekim ve diyetisyen ile görüşülmelidir.
  • Süt ürünlerini satın alırken etiketlerindeki yağ, tuz ve şeker miktarları kontrol edilerek az yağlı, az tuzlu ve şekersiz olanları tercih edilmelidir.
  • Her gün yetişkin bireylerin 3 porsiyon, çocukların, adolesan dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 2-4 porsiyon süt ve ürünlerini tüketmeleri gerekir.
  • Özellikle çocuklarda süt içme alışkanlığının oluşturulması, ileri yaşlarda da alışkanlığın devam ettirilmesi çok önemlidir. Yağı azaltılmış sütler 2 yaşından küçük çocuklar için önerilmez. Tüketilmesi önerilen miktar; yaş, cinsiyet ve fizyolojik duruma (büyüme ve gelişme dönemi, gebelik ve emziklilik, yaşlılık) göre değişiklik gösterir.

Son yıllarda süt ikamesi olarak bitkisel sütlerin kullanımı da artmıştır. Hindistan cevizi sütü, badem sütü, pirinç sütü gibi bitkilerden elde edilen sütler kalsiyum içeriğine sahiptir ancak genel bileşimlerinde yer alan besin ögeleri hayvansal kaynaklılardan farklı olduğu için bu ürünler süt ve süt ürünleri grubundan sayılmamaktadır. Dolayısıyla bu bitkisel sütlerin ve ürünlerinin tüketimi, süt ve süt ürünleri grubu tüketim önerisini karşılamada katkı sağlamamaktadır.

Sağlıklı bir tiroit Fonksiyonu için nasıl beslenmeli?

Sağlıklı bir tiroit Fonksiyonu için nasıl beslenmeli?

“Metabolik süreçlerin sürdürülebilmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için temel şart; yeterli ve dengeli beslenmektir. Besin gruplarını dengeli tüketerek, tiroit hormonu üretimi ve salınımı için gerekli olan iyot, selenyum gibi minerallerin yeterli düzeyde alınması sağlanmalıdır.” diyen Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan, sağlıklı bir tiroit fonksiyonu için nasıl beslenilmesi gerektiğini anlattı.

Tiroit bezi veya tiroit hormonu işlevindeki sorunlar, birçok hastalığın gelişmesine yol açabilmektedir. Hipertiroidizm (tiroid hormonu üretiminde artış) ve hipotiroidizm (yetersiz tiroit hormonu üretimi) yaygın görülen sorunlar olup, tiroit bezinin çeşitli sebeplerden dolayı büyümesi sonucu ortaya çıkan guatr, tiroit kanseri, tiroit nodülleri ve tiroiditis (tiroit bezinin inflamasyonu) de görülebilmektedir. Haşhimato hastalığı ise bireyin bağışıklık sisteminin tiroit bezine karşı antikor üretmesi sonucu ortaya çıkabilen otoimmun bir hastalıktır.  Genetik etmenler, iyot yetersizliği veya lahana gibi guatrojen adı verilen ve iyotu bağlayarak vücutta kullanımına engel olan sebzelerin çok sık tüketilmesi tiroit hastalıklarına yol açabilmektedir. Örneğin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde guatr görülme sıklığının yüksek olmasının, karalahana tüketimi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Diyetle iyot alımı, tiroit bezi işlevlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Başta guatr olmak üzere ülkemizdeki iyot yetersizliğine bağlı tiroit sorunlarının önlenebilmesi için; 1998 yılından günümüze sofra tuzuna 25-40mg/kg oranında potasyum iyodat eklenerek, tuz iyot bakımından zorunlu olarak zenginleştirilmektedir. Bu doğrultuda günde 5 gram iyotlu tuz tüketimi ve haftada 2 kez balık tüketimi ile yeterli miktarda iyot alınabilmektedir. İyotlu tuz, pişirme yani ısıl işleme maruz kaldığında iyot kayıpları oluşabilmektedir, bu nedenle iyotlu tuzun yemeklere piştikten sonra eklenmesi önerilmektedir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz

SAĞLIKLI BİR TİROİT METABOLİZMASI İÇİN

Yeterli ve Dengeli Beslenin
Metabolik süreçlerin sürdürülebilmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için temel şart; yeterli ve dengeli beslenmektir. Besin gruplarını dengeli tüketerek, tiroit hormonu üretimi ve salınımı için gerekli olan iyot, selenyum gibi minerallerin yeterli düzeyde alınması sağlanmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenmenin yanında günde en az 2 litre su tüketimi sindirim ve dolaşım işlevlerini düzenleyerek tiroit bezinin işlevini desteklemektedir.

Balık Tüketimini İhmal Etmeyin
Balık, deniz ürünleri, keten tohumu ve ceviz gibi besinler omega-3 yağ asitlerinin kaynaklarıdır. Balık ve deniz ürünleri tiroit hormonunun yapısına katılan, iyot ve selenyumun bir arada bulunduğu en kaliteli kaynaktır. Omega-3 yağ asitleri aynı zamanda tiroit işlev bozukluğu olan bireylerde ortaya çıkabilen kalp damar ve şeker hastalığından korunmada etkili olabilmektedir. Haftada en az 2 kez tercihen yağlı balık tüketimi, hem iyot hem selenyum hem de omega-3 yağ asitlerinin alımına katkı sağlar.

Yeterli Düzeyde Posa Alın
Besinlerin ince barsaklarda sindirilemeyen bölümü diyet posası olarak adlandırılır. Yeterli ve dengeli beslenme ile günde 25-30g posa alımı hedeflenmektedir. Meyve, sebze, kurubaklagil ve tam tahıllar yüksek posa içeren besinlerdir ve beslenmede yer verildiğinde günlük posa ihtiyacı karşılanmasını sağlar. Yeterli posa alımı, tiroit işlevlerinin sürdürülmesi veya tiroit sorunlarına eşlik edebilen kalp damar veya şeker hastalıklarından korunmada oldukça önemlidir.