Yazılar

Üzümü çekirdeğiyle birlikte tüketin, çünkü…

Üzümü çekirdeğiyle birlikte tüketin, çünkü…

Kırmızı, yeşil veya siyah… Yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinden üzüm oldukça lezzetli olmasının yanı sıra aynı zamanda adeta bir şifa deposu. Başta K, C, A ve B vitamini ile potasyum, sodyum, fosfor, magnezyum olmak üzere vitamin-minerallerden oldukça zengin bir meyve olan üzümün en önemli özelliği ise çok güçlü bir antioksidan olması. Üzüm içeriğindeki resveratrol ile antosiyanin gibi antioksidanlarla vücudumuzdaki hücreleri yeniliyor ve bu sayede başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın gelişme riskini azaltıyor, cildin erken yaşlanmasını da önlüyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can üzümün antioksidanlarının en çok kabuğu ve çekirdeğinde olduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle üzüm yerken çekirdeklerini çıkarmayın, kabuğunu soymayın. Bir küçük boy kase üzüm 100 kalori ve 25 gram karbonhidrat içeriyor. Günde bir küçük boy kase tüketmek, üzümün şifasından faydalanmak için yeterli gelecektir. Ayrıca yoğun karbonhidrat içeriği nedeniyle özellikle diyabet hastalarının üzüm yerken porsiyon kontrolüne dikkat etmeleri gerekiyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Covid-19’a karşı vücut direncini artırıyor

Özellikle içeriğindeki C vitamini ve polifenollerden zengin antioksidan sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. Böylece başta Covid-19 olmak üzere vücudun enfeksiyonlara karşı olan direncini arttırıyor.

Kalp sağlığı için önemli

Üzüm kalp sağlığını koruyan en önemli meyveler arasında yer alıyor. İçeriğindeki güçlü antioksidan resveratrol sayesinde kolesterolün emilimine engel oluyor. Bu etkisiyle kolesterol seviyesinin düşmesine katkı sağlıyor. Yapılan çalışmalar, özellikle kırmızı üzümün kolesterolü düşürmede daha etkili olduğunu ortaya koyuyor. Üzüm yüksek potasyum içeriğiyle kan basıncının düşmesinde de faydalı oluyor.

Kansere karşı koruyucu etki gösteriyor

Özellikle çekirdeğiyle birlikte tüketildiğinde, içeriğindeki zengin resveratrol sayesinde kanser hücrelerinin fonksiyonlarını bozabiliyor ve toksik etkilerini azaltabiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yaşlanmayı geciktiriyor

Vücudumuzda myricetin ve quercetin gibi flavonoidler serbest radikal denilen zararlı maddelerle savaşarak cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Ayrıca hücreleri yenileyen özelliğiyle de cildimizin gergin ve sağlıklı görünmesini sağlıyor.

Diyetlerde iyi bir tatlı alternatifi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can, üzümün kilo kaybını da desteklediğine dikkat çekerek, “Üzüm yarısı su olan şekerli ve lifli bir meyvedir. Doğal meyve şekeri olması ve içerdiği antioksidanlar sayesinde vücuttaki iltihabı azaltan etkileriyle zayıflama diyetlerinde iyi bir tatlı alternatifi olabilir.” diyor.

Göz sağlığını destekliyor

Üzümün içerdiği resveratrol sayesinde gözdeki retina hücrelerini güneşin zararlı etkilerinden koruduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Üzümde aynı zamanda lutein ve zeaksantin gibi göz sağlığını destekleyen başka antioksidanlar da yer alıyor. Bazı araştırmalar, bu bileşiklerin gözlerin mavi ışıktan zarar görmemesine yardımcı olduğunu ortaya koyuyor.

Kan basıncını düşürmede etkili oluyor

Yapılan araştırmalar, beslenmede düşük potasyum alımının yüksek kan basıncı ve inme riskini arttırdığını gösteriyor. Üzüm yüksek potasyum içeriğiyle kan basıncının desteklenmesine yardımcı olur.

Kabızlığı önleyebiliyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can kronik kabızlığın kolon kanseri riskini artırdığını belirterek, “Üzüm düzenli tüketildiğinde bol lif içeriğiyle kabızlığı engelleyebiliyor. Bu etkisi sayesinde kolon kanseri riskini düşürüyor” diyor.

Su bağışıklığınızı artırır

Su bağışıklığınızı artırır

Yurdu etkisi altına alan kar etkisiyle birlikte su tüketiminin azaldığına ve bu durumunda da vücudun bağışıklık sistemini zayıflattığına dikkat çeken uzmanlar, hastalıklara karşı güçlü bir savunma için yeteri kadar ve doğru kaynaktan su içilmesi gerektiğini dile getiriyor. Kanın pH’ının dengelenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için de PH’ı 7.4’ün üstünde olan alkali suların tercih edilmesi öneriliyor.

Bağışıklık sisteminin önemli bir parçası, hücrelere hayat veren suyun yeteri kadar ve doğru kaynaktan alınması büyük önem taşıyor. Uzmanlar, uzun ve kaliteli yaşam için her gün en az 2 litre su içmenin alışkanlık haline getirilmesinde hem fikir.

Vücudun suya olan ihtiyacının her daim devam ettiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Berrin Yiğit, “Özellikle mevsim geçişlerinde görülen soğuk algınlığı, grip, yüksek ateş, boğaz ve baş ağrısı gibi birçok sorunla baş etmek için savunma sistemimizi güçlendirmemiz gerekir. Bu noktada doğanın bize sunduğu en önemli ve asla ihmal edilmemesi gereken şifaların başında su geliyor. Dolayısıyla sıcaklıkların düşmesiyle birlikte su tüketimimizi asla ihmal etmemeli, kanın pH’ının dengelenmesi ve bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesi için PH’ı 7.4’ün üstünde olan alkali suları tercih etmeliyiz” dedi.

Bağışıklık sistemini destekleyecek vitamin minerallerle zenginleştirilmiş sular önemli

Suyun bağışıklık sistemini destekleyecek vitamin minerallerle zenginleştirilmesinin de bağışıklık sistemi için önemine vurgu yapan Yiğit, doğal kaynak suyundan gelen magnezyum, kalsiyum ve potasyum dışında ekstra dışarıdan eklenen D ve B vitaminleri ile virüs ve bakterilere karşı daha güçlü bir savunma sağlanabileceğini söyledi.

Pitaya meyvesi yüksek tansiyon riskini önlüyor

Pitaya meyvesi yüksek tansiyon riskini önlüyor

Protein, lif, karbonhidrat, C ve B vitaminlerinin yanı sıra omega 3 ve omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin olan pitaya meyvesine olan talep koronavirüs döneminde daha da arttı. Pitayanın besin değeri bakımından çok zengin olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ahmet Kaya, “Kan basıncını düşürme özelliğine sahip olan pitaya, yüksek tansiyon riskini önler. Likopen içeren bu meyve, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini de düşürür.” dedi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ahmet Kaya pitaya meyvesinin doğru kullanımına dair önemli bilgiler paylaştı.

Son yılların popüler meyvesi pitayanın Türkiye’de üretimi ve tüketimi giderek artıyor. Yüksek besin değeri ve farklı tadıyla kısa zamanda çok sevilen pitayanın içeriğine ilişkin bilgi veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Ahmet Kaya, “Ejder meyvesi, protein, lif ve karbonhidrat bakımından bir hayli zengin bir meyvedir. C ve B vitaminlerini de içeren meyve, aynı zamanda omega 3 ve omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini de barındırır. İçeriğindeki bolca C vitamini ile bağışıklık sistemini güçlendirirken yüksek kalsiyum miktarı ile de kemik gelişimine destek olur. Kan basıncını düşürme özelliğine sahip olan ejder meyvesi, yüksek tansiyon riskini önler. Likopen içeren bu meyve, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini de düşürür. Beslenme ve diyet listelerinde porsiyonuna uymak kaydıyla tüketimine müsaade edebiliyoruz. Bu özel meyvenin 1 porsiyonu yarım pitaya olarak kabul ediliyor. Tüketirken mutlaka porsiyon kurallarına uymak gerekir. Çünkü meyveler içeriğinde barındırdığı fruktozdan ötürü, aşırı tüketilmesi halinde kilo artışına vesile olabilir.” bilgilerini paylaştı.

PİTAYA İLE ZENGİN KARIŞIMLAR HAZIRLANABİLİR

Pitaya ile zengin karışımlar yapılabileceğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ahmet Kaya, “Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde doğru ve dengeli beslenmek gerekiyor. Üzüm çekirdeği, zerdeçal, zencefil, 1 tatlı kaşığı bal veya dut pekmezi ile beraber hazırlanan macun kıvamındaki karışımlar, koronavirüs salgını döneminde harika bir bağışıklık artırıcı ve COVİD ile mücadelede mükemmel bir doğal savunma oluşturması açısından çok faydalı olacaktır.” dedi.

Pandemiye özel 9 önemli beslenme kuralı

Pandemiye özel 9 önemli beslenme kuralı

Hızla yaygınlaşan Covid-19 enfeksiyonuna kış aylarının vazgeçilmez hastalığı grip de eklenince bağışıklık sistemimizin her zamankinden çok daha güçlü olması şart. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Şunu unutmamalıyız ki bağışıklık sistemimiz bizi koruyan ve diğer birçok sistemle entegre halde çalışan bir sistem. Hele de bugünlerde bu kompleks sistemi ayakta tutabilmenin en önemli yollarından biri sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek. Dengeli beslenmenin yanı sıra egzersiz ve kaliteli uyku sağlıklı bir yaşamın yapı taşlarını oluşturmakta” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, pandemi sürecinde bağışıklığımızı güçlendirmek için beslenmenin 9 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Çeşitli beslenin

Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde vitamin ve mineraller büyük önem taşıyor. Ancak tek bir vitamin ve mineralle bu faydayı sağlamak mümkün değil. O nedenle vitamin ve minerallerin hepsinden faydalanabilmek için mutlaka çeşitli beslenmeye özen gösterin. Örneğin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunan çinko; buğday, badem, et, yumurta, süt gibi ürünlerde bulunurken; C vitamini daha çok taze meyve ve sebzelerde bulunuyor. Yine bağışıklık sisteminin güçlenmesi üzerine etkisi bulunan E vitamini ise ceviz, fındık, badem ve balık türlerinde bulunuyor.

Yeterli protein tüketin

Diyette protein eksikliğinin bağışıklığı baskıladığı ve enfeksiyonlara maruziyeti arttırdığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Özellikle vegan veya vejetaryen kişilerde temel olarak eksikliği görülen makro besin grubu proteinlerdir. Yine et grubu besinlerden haz etmeyen ve sık et tüketemeyen kişilerin tahıl ve bakliyatları kombinleyerek tüketmesi yaklaşık et kalitesinde protein ortaya çıkaracaktır. Nohut ve bulgur pilavı, peynir ve tahıllı ekmek gibi kombinasyonlar kaliteli protein kombinasyonlarıdır. Bu besinlerden birinde var olup diğerinde var olmayan protein yapı taşları birleştiğinde neredeyse tüm protein yapı taşlarını bünyesinde barındıran et kalitesine yaklaşmış olur.

Hekiminiz öneriyorsa takviye alın

Özellikle diyet sürecinde kalori kısıtlaması yaparken ne yazık ki alınması gereken bazı besin ögelerinin de eksik alımı söz konusu oluyor. Bu durumda kişi günlük tüketmesi gerekenin oldukça altında vitamin-mineral alıyor olabilir. Bu anlamda bu eksiklikleri telafi etmek için hekiminize veya diyetisyeninize danışarak multivitamin takviyeleri alabilirsiniz. 

B grubu vitaminlerini ihmal etmeyin

B grubu vitaminleri doğru immün yanıt oluşumunda oldukça önemlidir. Ayrıca B grubu vitaminleri suda eriyen vitaminlerdir, vücutta depolanmadıklarından günlük olarak düzenli şekilde alınmaları gerekir. B kompleks grubuna dahil olan B1, B2, B3, B5, B6, B9, B12 vitaminlerinden her biri tahıl, et, süt, yeşil sebzeler gibi çok farklı kaynaklarda çeşitli miktarlarda bulunduğundan bu vitaminleri yeteri kadar almak ancak beslenme tarzını çeşitlendirmek ile mümkün olacaktır. Bu nedenle tek tip beslenmekten kaçının.

Sigarayı bırakın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yapılan bilimsel çalışmalar; sigaranın sağlığa zararlarını tartışmasız ortaya koyuyor. Bağışıklık sistemi zayıfladığında enfeksiyonlara yatkınlık artıyor. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilecek her faktör bu dönemde özellikle dikkate alınmalı. Sigara bağışıklığı zayıflatmasının yanı sıra kandaki C vitamini seviyesini de düşürüyor. Sigarayı bırakmak çok önemli.” diyor.

Diyet yapıyorsanız Akdeniz diyetini tercih edin

Kilo vermek için her geçen gün yeni bir diyet akımı ortaya çıkmakta. Ancak birçoğu çok kısıtlı kalori içeren ve birçok besin ögesi bakımından yetersiz beslenme önerileri içerebiliyor. Bilimsel literatürde adı sıklıkla geçen ve bireylerin sağlığını sürdürmesinde en olumlu etkileri bulunan beslenme modeli Akdeniz diyeti olarak görülüyor. Akdeniz diyeti kırmızı eti çok daha düşük oranda içerirken, meyve, sebze, yağlı tohumlar, tam tahıllar ve balık tüketimini teşvik ediyor.

Besin hazırlama aşamalarında dikkatli olun

Bağışıklık sistemini destekleyen ve taze meyve, sebzelerde bulunan C vitamini; bakır, demir özellikle paslanmış demir gibi yüzeylerle ve uzun süre hava ile temas ettiğinde C vitamini oksidasyonu meydana gelir. Bu nedenle C vitamini kayıplarından korunmak için C vitamini içeren sebze ve meyveler hava ile teması önlemek adına çok küçük parçalara bölünmemeli, besin hazırlama aşamasında sadece paslanmaz çelik ve güvenilir plastikler kullanılmalı. Paslanmaz çelikten yapılmayan metal meyve sıkacaklarında da benzer vitamin kayıpları söz konusudur. Ayrıca çok hızlı dönerek meyveleri sıkan aletlerde meydana gelen ısı ile birlikte de C vitamini kaybı meydana gelmektedir.

Meyve sebzeleri bekletmeden tüketin

C vitamini suda eriyen bir vitamin olduğu için pişirme suyuna geçer, hava ile temasta ise oksitlenerek aktivitesi azalır. Bu anlamda meyve ve sebzeleri hava ile uzun süre temasına izin vermeden tüketin. Örneğin mandalinayı, portakalı soyar soymaz bekletmeden tüketin.

Kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Sabahları mutlaka kahvaltınızı yapın. Ancak kahvaltıda poğaça, börek, salam, sosis gibi bağışıklığı azaltıcı yiyecekler yerine yumurta, peynir, zeytin, salatalık, yeşillik gibi bağışıklığınızı kuvvetlendirici besinler tüketin. Bakteri, virüs ve patojenik mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin olduğu çalışmalarda gösterilen Beta-glukan alımı için; haftada bir iki kez; kahvaltıda yulaf meyve karışımları ya da omletinize ekleyerek mantar tüketebilirsiniz. Beta-glukan; yulaf unu, yulaf ezmesi, tam tahıl ürünler ve mantarda bulunan; hücresel bağışıklığı uyaran güçlü bir aktivatördür.” diyor.

Pandemide vücut direncinizi artıracak 5 çorba

Pandemide vücut direncinizi artıracak 5 çorba

Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi döneminde bağışıklığımızın güçlü olması hiç şüphesiz büyük önem taşıyor. Öyle ki bağışıklık sistemi güçlü olan kişiler kendilerini bakterilere, virüslere ve birçok yabancı maddeye karşı koruyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz; bağışıklık sisteminin yanlış beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, hareketsizlik, düzensiz uyku ve hava kirliliği gibi etkenlerden olumsuz etkilendiğini belirtirken, bunlarla başa çıkabilmek için çorbaların gücünden de mutlaka faydalanmak gerektiğini söylüyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, Covid-19’a karşı vücut direncini artırmada fayda sağlayan 5 kış çorbasını tarifleriyle anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

  • Sütlü Bal Kabağı Çorbası

Bal kabağı; alfa-beta karoten ve A vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sisteminin destekleyicisidir. İçerisinde bulunan yüksek posa bağırsak sağlığını korur. Alınan bu posa mideyi daha geç terk ettiği için de daha uzun süre tokluk sağlar. Çorbanın içerisine kükürtlü bileşiklerden zengin içeriğiyle bir kalkan görevi gören soğan ve sarımsak da eklemeyi unutmayın.

Tarifi: 7-8 adet küp doğranmış (yaklaşık 300 gr) bal kabağını, 1 adet doğranmış kuru soğan ve 2 diş sarımsağı bir tencereye koyun. Zeytinyağında hafif soteledikten sonra üzerine 2.5 su bardağı su ilave edin. Kaynadıktan sonra karışımı homojen olması için blenderdar geçirin. Ardından içerisine 1 su bardağı süt ekleyip 1 taşım daha kaynatın. Ocaktan indirmeden tuz ve karabiber ilave edin. İsteğe göre muskat rendesi, zencefil de ekleyebilirsiniz. Sıcak su ile kıvamını ve yoğunluğunu damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.

  • Zerdeçallı Tavuk Suyu Çorbası

 Son yıllarda sağlık üzerindeki pek çok etkisinin bilim dünyasınca kanıtlanmasıyla tüketimi artan zerdeçal, bunu içerisindeki kurkumin maddesine borçlu. Bu sayede iltihaplanma giderici ve önleyici etkisi bulunuyor. Herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan tüm bireyler günlük olarak 1-2 kaşık zerdeçal tüketerek bağışıklık sistemlerini güçlendirebilir ve enfeksiyon hastalıklarını daha kolay atlatabilir.Demir, magnezyum ve sağlıklı yağ asitleri açısından zengin olan zerdeçal, gribe karşı da önemli bir kalkan görevi görüyor.

Tarifi: 1 adet (400 gr) tavukgöğsünü 1 litre su ile içerisine 3 diş sarımsak koyarak yaklaşık 40-45 dakika haşlayın. Haşladıktan sonra suyunu ayırıp tavukları didikleyin. Ayrı bir tencerede 1 yemek kaşığı un ve 1 yemek kaşığı tereyağını 1 dakika kavurun, kavurduktan sonra yavaş yavaş tavuk suyu ekleyin. İçine 2 yemek kaşığı tel şehriyeyi de ilave ederek pişirin. Dilediğiniz miktarda limon suyunu ve 1 yumurtanın sarısını bir kapta karıştırın, kaynayan tavuk suyundan bir kepçe alarak ılıştırıp yavaş yavaş çorbaya ilave edin. Didiklenmiş tavukları ekleyip 5 dk daha kaynatın. En son 1 tatlı kaşığı toz zerdeçalı, tuz ve karabiberi ekleyerek servis edin.

 Sebzeli Kış Çorbası

Kereviz, pırasa, brokoli, ıspanak, havuç tam kış sebzeleri. Mevsimine uygun beslenmek isteyenler bunlardan lezzetli bir sebze çorbası yapabilirsiniz. Düşük kalorili, su içeriği yüksek ve lif oranı oldukça fazla bir sebze olan “kereviz” içerdiği C vitamini,  A vitamini ve fitokimyasallar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu daha dirençli hale getirir. Pırasa, güçlü bir antioksidan olan “polifenol” içerir. Bu antioksidanlar vücudumuzda bulunan ve çeşitli kronik hastalıklara zemin hazırlayan serbest radikallere karşı koruma sağlar. Brokoli içerdiği sulforan maddesi sayesinde antioksidan aktivite göstererek bağışıklığı destekler. C vitamin ve E vitamini bir arada içerdiği için bağışıklık sisteminin etkin savaşçılarından biri. 1/2 bardak pişmiş ıspanak 21 kaloridir, 1 gramdan az yağ içerir. Diyetle alınan potasyumun en iyi kaynaklarındandır. İçerisinde ayrıca C vitamini lif ve karotenoidler vardır. Havuç, A vitaminince zengin bir besindir. Yapılan bilimsel çalışmalar; A vitamini eksikliğinin bağışıklık sisteminde bozulmalara yol açtığını, bunun da enfeksiyon hastalıklarının ilerlemesini hızlandırdığını ortaya koyuyor.

Tarifi: 2 adet pırasa, 1 küçük boy kereviz, 1 parça kereviz sapı, 1 demet küçük boy brokoli,   6-7 adet kök ıspanak, 1 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 2 diş sarımsak ve 1 orta boy soğanı temizleyip ayıklayın. Küçük küçük doğradıktan sonra tüm malzemeleri tencereye koyun. Üzerine 1,5 litre su ilave edin. Orta ateşte bütün sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirin. İçerisine 2 yemek kaşığı zeytinyağı ekledikten sonra süzgeçten ya da blenderdan geçirin en son tuz ve karabiber ekleyin. Üzerine nane veya kırmızı biber ilave ederek servise hazırlayabilirsiniz.

  • Zencefilli Kırmızı Mercimek Çorbası

Doğanın mucizevi besinlerinden zencefil aşırıya kaçmamak koşuluyla üst solunum yolu enfeksiyonları ve gripten koruyor. Bunun yanı sıra öksürüğe de iyi gelir, balgam söktürücü etki gösterir ve mide bulantısına da faydalı. Ancak aşırı tüketimi gaz, mide yanması gibi sorunlara neden olabiliyor.

Tarifi: 2 su bardağı kırmızı mercimeği ayıklayıp yıkayın. Bir tencerede 2 yemek kaşığı zeytinyağında 1 adet küp küp doğranmış soğanı 3-4 dakika soteleyin. Ardından 2 diş ince doğranmış sarımsakları ve 1 parça (2.5 cm) dilimlenmiş taze zencefilleri de 1 dakika soteledikten sonra içerisine 1 su bardağı et suyu ve 4 su bardağı su ekleyip kaynayıncaya kadar pişirin. Ardından kırmızı mercimekleri ekleyip yaklaşıp 25 dk yumuşayana kadar pişirin. Pişen karışımı blenderdan geçirin, gerekirse sıcak su ile kıvamı açın, en son tuz ve karabiber ekleyin. Kişniş yapraklarıyla süsleyip servis edebilirsiniz.

  • Sütlü Kıymalı Tarhana Çorbası

Anadolu mutfağının vazgeçilmezi tarhana, içerdiği domates, yoğurt, biber sayesinde besleyici olduğu kadar bağışıklığı da güçlendirici bir çorba olarak karşımıza çıkıyor. B vitamini içeriği yüksektir. Ancak içerisine giren beyaz un hiç azımsanmayacak kadar çoktur. Beyaz un elde ederken buğday tanesi kabuk, liflerinden, tüm faydalı kısmından ve hatta ruşeyminden ayrıştırılıyor, dövülüp öğütülüyor. O yüzden tarhana yaparken beyaz un yerine tam buğday unu kullanın. Besin değerini arttırmak için pişirirken içine süt ve kıyma ekleyin. Bitkisel protein severler, nohut veya kuru börülce ilave ederek de protein içeriğini arttırmış olursunuz.

Tarifi: 5 yemek kaşığı toz tarhanayı 1 su bardağı su ile ıslatın. 100 gr yağsız kıymayı 2 yemek kaşığı zeytinyağında suyunu salıp çekene kadar kavurun.  Kıymanın rengi tamamen değiştiğinde içerisine 2 diş doğranmış sarımsak 1 tatlı kaşığı toz biber ekleyip 1 dakika daha kavurun. Ardından suda bekleyen tarhanayı, 1 su bardağı sütü, 1 su bardağı et suyunu ve 2 su bardağı su ilave ederek koyulaşana kadar pişirin. Kıvamı koyu olursa 1 su bardağı daha sıcak su ekleyebilirsiniz. En son tuz ve kekik ekleyip ocaktan alıp servis edebilirsiniz.

Bitki çaylarına dikkat

Bitki çaylarına dikkat

Kış aylarıyla birlikte hem gribal enfeksiyonlarda artış hem de Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma endişesi herkesi bir takım bağışıklık güçlendirici besinlere ve alışkanlıklara yöneltiyor. Bunlardan biri de; halk arasında doğal şifa kaynakları olarak görülen bitki çayları. Ancak aman dikkat! Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, bitki çaylarının sağlığa birçok faydası bulunmakla birlikte; hipertansiyon, diyabet veya kanser gibi kronik hastalıklarda hastalığın şiddetini arttırabildiğini, üstelik kullanılan ilaçlarla da etkileşime girerek ilaçların ve tedavinin etkinliğini azaltabildiğini vurguluyor. Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktanın da; açıkta satılan bitki çaylarındaki tehlike olduğunu belirten Ece Öneş “Nereden temin edildiği bilinmeyen bitki çaylarında tarım ilaçları, çevresel toksinler, çinko, kurşun gibi ağır metaller, endüstriyel atıklar veya küf bulunabildiği gibi aynı zamanda uzun süre açık havayla temas eden bitki çaylarında aflatoksin denen bir mantar toksini bulunabilmektedir. Aflatoksin karaciğer hasarlarına yol açabildiği gibi uzun vadede karaciğer kanserine neden olabilmektedir. Bu nedenle bitki çayları bilinçli bir tüketim gerektirir, aksi takdirde şifa vermek yerine vücudunuza ciddi zararlar verecektir” uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, kışın öne çıkan 10 bitki çayını ve bitki çayı tüketirken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yeşil çay

Bitki çaylarının içerisinde en meşhuru olan yeşil çay, bileşiminde bulundurduğu epigallokateşin galat fitokimyasalı sayesinde metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur, yüksek antioksidan kapasitesi sayesinde düzenli tüketimde bağışıklık sistemini güçlendirici ve kronik hastalıklardan koruyucu etki gösterir. Ancak aynı zamanda yüksek miktarda kafein içerdiği için yüksek tansiyon hastalarında, kalp hastalarında, gebelerde ve emziren annelerde fazla tüketimi oldukça risklidir; bu gruba dahil olanların günde maksimum 1 fincan tüketmesi uygun olacaktır. Sağlıklı kişilerde ise günlük tüketim 2 fincanın üzerinde olmamalıdır.

Ekinezya

Gribal enfeksiyonlara karşı bağışıklığı güçlendirmek veya enfeksiyonu hafif geçirmek için çok sık kullanılan etkili bir bitkidir. Kış aylarında her gün 1 veya 2 fincan tüketilerek kür şeklinde uygulanabilmektedir, ancak bu tüketim şeklinin de 1 aydan uzun sürmemesi gerekmemektedir. Sağlığa faydalarının yanı sıra ekinezya; kolesterol ilaçları, alerji ilaçları ve doğum kontrol haplarıyla etkileşime girebilmektedir, bu ilaçları kullanan kişilerin ekinezya tüketiminden uzak durması gerekir. Ekinezya aynı zamanda alerjik reaksiyonlara da sebebiyet verebilen bir bitki çayı çeşididir.

Adaçayı

Soğuk algınlığı tedavisinde en etkili bitki çaylarından biri adaçayıdır. Bileşiminde bulunan cineol fitokimyasalı sayesinde öksürüğü önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda sakinleştirici etkisiyle de bilinen adaçayı sakinleştirici ilaçlarla birlikte kullanıldığında uykuya eğilimi çok fazla arttırabilmektedir. Aynı zamanda gebelikte kasılmaları da tetikleyebildiğinden gebelerin kullanması oldukça sakıncalıdır.

Kuşburnu

Kuşburnu C vitaminini en yoğun bulunduran bitkilerden biridir. İçerdiği yüksek C vitamini sayesinde antioksidan etki gösterir ve iltihabi hastalıkların birçoğunun tedavisinde kullanılır. Yüksek C vitamini içeriğiyle bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Ancak günde 3 fincandan fazla tüketildiğinde ciltte kaşıntılara ve tahrişlere yol açabildiği gibi ağız, yemek borusu ve mide gibi sindirim kanalı organlarında da birtakım tahrişlere neden olabilir.

Kekik çayı

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş “Üst solunum yolu enfeksiyonlarında, başta mide olmak üzere sindirim sistemi problemlerinde ve idrar yolu enfeksiyonlarında tedavi amaçlı kullanılabilen kekik çayının genellikle bilinmeyen özelliği ise tansiyon düşürmesidir. Bu etkisi düşük tansiyonlu kişilerde risk oluştururken aynı zamanda yüksek tansiyon hastalarının kullandığı tansiyon düşürücü ilaçların da etkinliğini arttırarak hayati risk oluşturabilmektedir. Yüksek tansiyon hastalarının kekik çayını mümkünse hiç tüketmemesi, tüketilmesi durumunda ise uzman kontrolünde ilaçtan 2 saat sonra şeklinde düzenlenmesi önerilmektedir” diyor.

Zencefil çayı

Soğuk algınlığında, mide bulantısı başta olmak üzere mide-bağırsak rahatsızlıklarında sıklıkla kullanılan zencefilin çoğunlukla bilinmeyen özelliği ise safra salgısını ciddi şekilde arttırmasıdır. Bu nedenle safra kesesi rahatsızlığı bulunan kişilerin zencefili ve zencefil çayını uzman kontrolünde tüketmesi önemlidir. Mide bulantılarında kullanılmasından dolayı gebelerin sıklıkla başvurduğu bir çay olan zencefil çayının 1 g’dan fazla tüketimi adet söktürücü etkisi nedeniyle gebelerde düşük riskini arttırabilmektedir. Zencefil aynı zamanda pıhtılaşma bozukluğu olanların da mutlaka hekimine danışmadan tüketmemesi gereken bir bitkidir.

 Zerdeçal çayı

Zerdeçal çok güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahip bir fitokimyasal olan kurkumini içerir. Kurkumin, kan beyin bariyerini geçerek Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde olumlu etkiler gösterdiği gibi aynı zamanda kurkuminin eklem iltihaplanmalarının semptomlarını azaltabildiği ve kansere karşı koruyucu olduğu da bilinmektedir. Ancak tıpkı zencefil gibi zerdeçal da safra salgılarını arttırabildiği için safra kesesi hastalarının zerdeçal çayını da uzman kontrolünde tüketmesi önemlidir.

Sinemaki çayı

Sinameki çayı kabızlık tedavisinde kullanılabildiği gibi özellikle zayıflama çaylarında karşımıza sık sık çıkıyor. Ancak sinameki çayı bağırsaklarda kronik tembellik oluşturabiliyor ve bırakıldığında daha şiddetli kabızlığa yol açabiliyor. 3 haftadan daha uzun süreli düzenli tüketiminde ise bağırsaklarda kalıcı hasarlara yol açabildiği gibi tümör oluşumunu bile hızlandırabiliyor. Aynı zamanda sinameki düzenli kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilen bir bitki olduğundan sürekli kullanılan ilaç varsa hekime danışarak tüketilmesi oldukça önem taşımakta.

 Mate çayı

Son yıllarda popülerliği artmış olan mate çayı yoğun kafein içeriği sayesinde metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olurken aynı zamanda idrar söktürücü ve ödem attırıcı etkileriyle de bilinmektedir. Ancak yoğun kafein içeriği nedeniyle yüksek tansiyon hastalarının ve kalp hastalığı bulunan kişilerin kesinlikle tüketmemesi gerekir. Gebelerin ve emziren annelerin tüketimine de uygun değildir. Sağlıklı kişilerde ise günlük tüketim 2 fincanın üzerinde olmamalıdır.

Beyaz çay

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş “Antioksidan kapasitesi en yüksek çaylardan biri olan beyaz çay başlıca etki olarak sindirimi kolaylaştırır. Tıpkı yeşil çay ve mate çayı gibi kafein içeriği yüksek çaylardan biridir ve çarpıntı veya uykusuzluk gibi problemlere yol açabilir. Yüksek kafein içeriği nedeniyle tansiyon ve kalp hastalarının, gebelerin ve emziren annelerin tüketimine uygun değildir. Sağlıklı kişilerde ise günlük tüketim 2 fincanın üzerinde olmamalıdır” diyor.