Yazılar

Soğuk hava omurganızı bükmesin!

Soğuk hava omurganızı bükmesin!

Soğuk havalarda oluşan hastalıklar denildiğinde aklımıza ilk olarak nezle ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları gelse de, aslında omurgamız da tehdit altında oluyor. Soğuk havanın yol açtığı kas spazmına tüm dünyada korku yaratan Covid-19 pandemisindeki hareketsizlik ve saatlerce ev ortamında bilgisayar başında hatalı oturmak gibi faktörler de eklenince, özellikle bel ve boyun bölgemizde yaşam kalitemizi oldukça düşürecek boyutlarda şiddetli ağrılar gelişebiliyor, hatta hapşırırken veya öksürürken belimiz bile tutulabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar kış aylarında omurga sağlığımıza çok dikkat etmemiz gerektiği uyarısında bulunarak, “Soğuk havalarda vücut ısınızı ideal seviyede tutabilecek şekilde giyinmelisiniz. Dolayısıyla aşırı kalın veya tam aksine ince giyinmekten kaçınmalısınız. Soğuk havanın omurganıza olumsuz etkilerine karşı dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da omurgayı sıcak tutmak için düzenli olarak spor yapmak olmalı.” diyor.

Soğuk hava kas spazmı nedeni!

Omurga ağrısı hemen herkesin hayatı boyunca bir kez dahi olsa yaşadığı bir sorun. En çok da bel ve boyun bölgesinde gelişiyor ağrılar. Pek çok etkenin yol açtığı ağrıların bir sorumlusu da soğuk havalar nedeniyle gelişen kas spazmı. Omurganın çalışması için aktif bir kas-iskelet, bağ dokusu ve disk sistemi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, şöyle devam ediyor: “Bu sistem, omurgaya binen yükü parçalara bölerek dağıtıyor. Ancak soğuk hava omurganın bu uyumlu mekanizmasını olumsuz etkiliyor. Kasın esnekliğini azaltıyor, bağ dokularının kasla beraber kemikleri koruyucu ve destekleyici görevlerini yerine getirmesini engelleyebiliyor. Bunların sonucunda da kas spazmı gelişebiliyor. Spazm nedeniyle kasılmış olan omurga yeterince esneyemediği için de en sık bel veya boyun bölgesi olmak üzere omurganın çeşitli bölgelerinde ağrı oluşmaya başlıyor. Ağırının şiddeti ise kişiden kişiye değişiyor; bazı kişilerde hafif düzeyde seyrederken, bazılarında ise hareket yeteneğini ciddi boyutlarda kısıtlayacak kadar şiddetli olabiliyor.”

Omurgamızı koruyan 8 etkili önlem!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar soğuk havalarda bel ve boyun sağlığımızı korumak için almamız gereken önlemleri şöyle sıraladı:

  • Vücut ısınızı ideal seviyede tutabilecek şekilde giyinmeye dikkat edin. Özellikle bel ile boyun bölgeniz soğuğa doğrudan maruz kalmayacak şekilde giyinin. Bu nedenle belinizi açıkta bırakan kıyafetlerden kaçının, atkı kullanmayı ihmal etmeyin. Fazla

kalın da giyinmeyin, çünkü terlemek ve ardından soğuk havaya maruz kalmak, omurga sağlığını olumsuz etkileyen en önemli sorunlardan biri. Bilindiği gibi terledikten sonra terimizin korunmaksızın kuruması, üstelik bir de soğuk ortamda daha ciddi soğuk etkisi yaparak kaslarda spazmı, tutulmayı iyice kolaylaştırıyor.

  • İnce giyinerek soğuk havanın doğrudan etkisine maruz kalmak da omurgayı tehdit ediyor. Hava şartlarına uyumsuz şekilde ince giyinmekten kaçının.
  • Islak veya nemli saçlar boyun bölgesinde soğuğun olumsuz etkisini kolaylaştırarak boyunda tutulmaya yol açabiliyor. Banyo yaptıktan sonra saçlarınızı iyice kurutmadan dışarı çıkmayın.
  • Rüzgarlı havalarda cereyanda kalmamaya dikkat edin. Ayrıca çalışma ortamında camdan gelen rüzgara da maruz kalmayın.
  • Oturmak omurgamıza iyi gelmiyor, özellikle de boşlukta ve dengesiz bir pozisyonda oturuyorsak. Omurga sağlığınız için masa başında otururken bel boşluğunu destekleyen bir yastık kullanmaya ve dik pozisyonda olmaya özen gösterin.
  • Kullandığınız bilgisayarın ekran seviyesini, klavyenin bulunduğu yeri ve masa yüksekliğini vücut ölçülerinize uygun hale getirin.
  • Ofiste ya da evde klimanın doğrudan omurganıza gelmesini önleyin.
  • Soğuğun olumsuz etkilerine karşı mücadele etmenin bir başka önemli yolu da omurgayı sıcak tutmak için spor yapmak. Vücudunuzu çok yormayan yürüyüş, yüzme, uzman eşliğinde pilates ile fitness programlarını düzenli olarak uygulamayı ihmal etmeyin.

Beyin Anevrizma belirtileri baş ağrısı, bulantı, dalgınlık, ışığa hassasiyet

Beyin Anevrizma belirtileri baş ağrısı, bulantı, dalgınlık, ışığa hassasiyet

Anevrizma; beyinde genellikle büyük atar damarların dallanma noktalarında yerleşen, ince ve zayıf duvarlı baloncuklar olarak tanımlanıyor. Vücudun diğer atar damarlarında da oluşmalarına rağmen, çoğunlukla beyin damarlarında gelişiyorlar. Ülkemizde her 100 kişiden 5’inde görülen anevrizmanın en tehlikeli komplikasyonu ise beyin kanamasına yol açması! Baloncuğun içindeki basınç arttığında damar yırtılıyor ve bunun sonucunda beyin kanaması gelişiyor. Türkiye’de her yıl ortalama 7-8 bin kişi anevrizma kanaması geçiriyor ve bu hastaların yaklaşık yüzde 10’u hastaneye ulaşamadan hayatını kaybediyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu hastanın hayatını ve hayat kalitesini belirleyen en önemli unsurun zamanla yarışmak olduğuna dikkat çekerek, “Anevrizma patlamadan önce, kanı hafif sızdırdığında yaygın baş ağrısı, bulantı, dalgınlık ve ışığa karşı hassasiyet yapabiliyor. Kritik belirtiler olarak nitelendirdiğimiz bu yakınmalarda zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor, çünkü yaklaşık 1-3 hafta sonra asıl büyük kanama başlıyor” diyor.

Ailede varsa risk artıyor!

Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, saatli bomba olarak nitelendirilen beyin anevrizmalarının neden geliştiğinin henüz tam olarak aydınlatılamadığını belirterek, “Ancak yüksek tansiyonu ve yaşı 50’nin üzerinde olanlarda, sigara içenlerde, uyuşturucu madde kullananlarda, doğum kontrol hapı kullananlarda, bazı kalıtsal hastalıklar ve polikistik böbrek hastalığında anevrizma gelişme ihtimalinin daha yüksek olduğu biliniyor” diyor. Bu faktörlerin yanı sıra anevrizmanın oluşumunda ‘aile öyküsü’ de etkili oluyor. Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, günümüzde MR yöntemi ile anevrizmanın henüz patlamadan tespit edilebildiğini vurgulayarak, “ Bu sayede erken dönemde tedbirler alınıyor ve hastanın hayatı kurtuluyor. Dolayısıyla hiçbir yakınması olmasa bile ailesinde anevrizma tanısı almış olan kişilerin MR çektirmeleri yaşamsal öneme sahip” diyor.

4 kritik sinyale dikkat

Hastaların yaklaşık yüzde 10’unda, anevrizma genişleyip beyin dokusu ya da sinirlere bası yaparak görme kayıpları, göz hareketlerinin ve göz kapağının felci, yüze veya başın bir tarafına vuran ani ağrılar yapabiliyor. Daha nadir olarak beyinde küçük alanlarda beslenme bozuklukları oluşturup; uykusuzluk, depresyon, halüsinasyon, denge kaybı ve kulak uğuldaması gibi anevrizmaya ait olmayan sinyaller de verebiliyor. Tüm bunlar henüz kanamamış olan anevrizmanın belirtilerini oluşturuyor ve bu tabloda müdahale kanama riskini önlüyor. Anevrizmanın kanı hafif sızdırması ise genellikle yaygın baş ağrısı, bulantı, dalgınlık, ışığa hassasiyet yapabiliyor. Bu yakınmalardan 1-3 hafta sonra ise asıl büyük kanama geliştiği için zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Beyin kanamasının 3 önemli belirtisi

“Anevrizmanın en önemli bulgusu maalesef beyin kanamasıdır. Hastaların yaklaşık yüzde 90’ında bu yolla bulgu veriyor” uyarısında bulunan Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor: “En korkulan komplikasyonu ise 2. beyin kanamasının gelişmesi. Kanamış anevrizma mümkün olan en kısa zamanda tedavi edilmeli. Çünkü ilk 24 saat içinde tekrar kanama riski yüksek oluyor. İkinci kanama olduğunda da ölüm oranı yüzde 60’a varıyor”

Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, aşağıda yer alan belirtilerde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Baş ağrısı: Ani ve çok şiddetli oluyor. Hasta bu durumu “Hayatımda hissettiğim en şiddetli ağrıydı” şeklinde tarif ediyor.

Bulantı / kusma: Kanamadan hemen sonra başlıyor ve defalarca tekrarlayabiliyor.

Bilinç kaybı: Kanamanın ardından meydana gelen bilinç kaybı birkaç dakika ya da birkaç saat sürebiliyor.

Klip yöntemiyle kanama riski önleniyor

“Beyin anevrizmalarının uzun yıllardır uygulanan ve güvenirliği ispatlanmış tedavi yolu, anevrizma boynunun cerrahi yoldan kliplenmesidir” diyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, bu yöntemi şöyle anlatıyor: “Burada amaç, kanın anevrizma içerisine girişini engelleyerek kanama riskini ortadan kaldırmak. Endovasküler embolizasyon özellikle yaşlı kişilerde ve tıbbi açıdan riskli, anatomik olarak zorluk oluşturan anevrizmalarda cerrahi tedaviye alternatif olarak uygulanıyor. Radyologlar tarafından gerçekleştirilen ve kasıktan girilerek uygulanan bu yöntemde beyin anjiyosu yapılıyor.”