Yazılar

Turpun bilinmeyen faydaları

Turpun bilinmeyen faydaları

Turp içeriğindeki vitamin, mineral ve lifler sayesinde düzenli olarak tüketilmesi önerilen bir besin kaynağıdır. Salataların vazgeçilmezi olan turp, birçok yemeğin yanında garnitür olarak yenmekte, tokluk hissi verdiği için de diyetlerde kullanılmaktadır. Antioksidan içeriğiyle birçok sağlık sorununun oluşmasını engelleyen turp, içerdiği kükürtlü bileşiklerden dolayı gaz yapma ihtimali nedeniyle dikkatli tüketilmelidir. Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Betül Merd, vitamin deposu turpun faydaları hakkında bilgi verdi.

Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Betül Merd

Dyt. Betül Merd

Siyah turp antioksidan deposu

Turp (Raphanus sativus L.) Brassicaceae familyasından sebze olarak tüketilen; ilk olarak Çin, Japonya, Kore ve Güney Asya’da yetiştirildikten sonra günümüzde dünyadaki birçok iklim kuşağında yetiştirilebilen faydalı bir bitkidir. Askorbik asit (C vitamini), folik asit, magnezyum, kalsiyul ve potasyum gibi minarel zengini olan turp, aynı zamanda B6, riboflavin kaynağıdır. Turpta; kuru madde, ham lif, toplam çözünebilir şekerler, C vitamini, protein ve nitrat bulunmaktadır. Turpun % 90-95 su, %5-10 kuru maddeden oluşur. 100 gramında 17 Kcal enerji, 1 gramı protein, 0,1 gramı yağ, 3,6 gramı karbonhidrat, 10 IU A vitamini, 26 miligramı C vitamini, 0,03 miligramı tiamin ve riboflavin, 0,3 miligramı niasin, 30 miligramı kalsiyum, 31 miligramı fosfor, 1 miligramı demir, 18 miligramı sodyum ve 322 miligramı potasyum içermektedir. Bazı türlerinde ise % 3-4’e oranında şeker olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle siyah turpun köklerinde yüksek oranda antioksidan, beyaz ve kırmızı turpta ise karotenoid olduğu belirlenmiştir.

Sindirimi rahatlatıyor, iştah açıyor

Sindirim sistemini güçlendirici etkisi olan turp aynı zamanda iştah açıcı özelliğe sahiptir. Kabızlığa iyi gelen turp, lif içeriği sayesinde sindirimi rahatlatmaktadır. Bağırsakları çalıştırdığı için sindirimi kolaylaştırmakta, iltihap sökücü özelliği nedeniyle astıma iyi gelmektedir. Bitkisel öksürük şuruplarının büyük bir bölümünde beyaz turp suyu kullanılmaktadır. Tarihsel süreçte cinsel gücü artırdığına inanılan turpun; mesane hastalıkları, romatizma, damar sertliği ve migren üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. DNA sarmal kırılmaları önlediği ve kanser önleyici etkisi olduğu, oksidatif kaynaklı hasarı önemli düzeyde azalttığı bilinmektedir. Köklerinin ekstrakte edilen hekzanın kanserli hücreler üzerinde potansiyel kemopreventif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Betül Merd

  • Her ne kadar C vitamini söz konusu olduğunda akla ilk portakal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler gelse de kırmız turpta da hatırı sayılır miktarda C vitamini bulunmaktadır. Vücudu birçok hastalıktan koruyan C vitamini aynı zamanda kıkırdak oluşumunda etkili olan kolajen yapımına katkı sağlamaktadır. C vitamini, bağışıklığı destekleyerek vücudu soğuk algınlığından da korumaktadır.
  • Kana oksijen sağlayan kırmızı turp, kırmızı kan hücrelerinin hasarını kontrol edebilmektedir. Kalp damar sisteminin korunmasında rol oynayanturp, antioksidan özelliği sayesinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskinin düşürülmesine katkıda bulunmaktadır. Kırmızı turpta, folik asit ve flavonoid içeriği yüksektir.
  • Tansiyonu düşürme etkisi olan potasyum, turpta çokça bulunmaktadır.
  • Düzenli olarak tüketildiğinde cilt üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca turpun kaynatılarak elde edilen suyu saçlı derideki kepeğe ve saç dökülmesine karşı etkilidir.
  • Turp iyot eksikliği sonucunda ortaya çıkan guatır için düzenli olarak tüketilmesi gereken bir besindir. Tiroid hastalıklarına karşı da tüketilebilir.

Turp nasıl tüketilmeli?

Türkiye’de özellikle et ve balık türü besinlerin yanında vazgeçilmez bir garnitür olarak servis edilen, bunun yanı sıra deniz ürünleri ile birlikte tüketilen turp her yemeğin yanında yenebilen vazgeçilmez bir besin kaynağıdır. Salataların süsü olan turp, besin değerlerinin kaybolmaması için çiğ olarak tüketilmelidir. Fazla olmamak şartıyla özellikle siyah turpu bal ile karıştırarak yemek birçok soruna iyi gelmektedir. Siyah turpu bal ile karıştırarak 1 gün soğukta muhafaza işlemi sonrasında sulu kısımdan sabah akşam birer fincan içilmesi gayet sağlıklıdır. ‘Turp gibi olmak’ deyiminin hakkını veren bu turpu çocuklara düzenli olarak yedirmek gerekir.

Narın bilinmeyen faydaları

Narın bilinmeyen faydaları

Birçok topluma göre bereketin simgesi olan narın sağlık için de pek çok faydası bulunuyor. Zengin antioksidan içeriği bulunan nar, diyetlerde rahatlıkla tüketilebiliyor ve sindirim sistemine de iyi geliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. N. Sinem Türkmen, narın faydaları hakkında bilgi verdi.

Dyt. N. Sinem Türkmen

Dyt. N. Sinem Türkmen

Nar 3 kat fazla antioksidan içeriyor

Nar en faydalı meyveler arasında yer almaktadır. Narda; lif, B6, B1, B2, B3, B5, C, E, K vitaminiyle birlikte kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, sodyum, çinko bulunmaktadır. Nara bu anlamda vitamin ve mineral deposu denilebilir. Pek çok besinden üç kat daha fazla antioksidan içerir. Antioksidanlar, vücut hücrelerini serbest radikallerin verdiği hasardan korur. Narın sağlığa faydaları arasında şunlar yer almaktadır:

  1. Yüksek tansiyonu düşürür: Yüksek tansiyon, kalp krizi ve felçlerin önde gelen nedenlerinden biridir. Düzenli nar tüketiminin kan basıncını düşürdüğü yönünde araştırmalar bulunmaktadır.
  2. Eklem ağrılarına iyi gelir: Nardaki bileşiklerin iltihap önleyici etkileri bulunur ve eklemlerle ilgili sorunlarda narın fayda sağlayabilmektedir.
  3. Kalp krizi riskini düşürür: Kalp hastalıkları dünyada yaygın ölüm sebeplerinden biridir. Narda bulunan punisik asidin kalp sağlığını koruduğu bilinir. Yüksek trigiliserid düzeyine sahip 51 kişide yapılan 4 haftalık çalışmada günde 800 mg nar çekirdeği yağının trigliseridi düşürdüğü, HDL oranının yükseldiğini göstermiştir. Ayrıca farklı araştırmalar nar suyunun yüksek tansiyonu düşürdüğünü ortaya koymuştur.
  4. Kanser riskini azaltır: Narın antioksidan içeriğiyle; prostat, mide kanseri, kolon kanseri, akciğer kanseri, meme kanseri üzerinde olumlu etkileri olduğu çeşitli çalışmalarca gösterilmiştir.
  5. Sindirim sistemine iyi gelir: Narın sindirim sistemi üzerine olumlu etkileri vardır. Antibakteriyel ve antiviral etkisiyle bağırsaklardaki zararlı bakterileri ortadan kaldırır. Şişkinlik ve kabızlığı önler.
  6. Mantar enfeksiyonlarıyla savaşır: Nardaki bitki bileşikleri zararlı mikroorganizmalarla savaşmaya yardımcı olabilir. Bazı bakteri türleriyle ve ayrıca Candida albicans mantarına karşı etkilidir. Anti-bakteriyel ve anti-mantar etkileri, ağzınızdaki enfeksiyonlara ve iltihaplanmalara karşı da koruyucu olabilir.
  7. Hafızayı güçlendirir: Narın hafızayı iyileştirebileceğine dair bazı kanıtlar vardır. Yapılan araştırmalar ayrıca narın Alzheimer hastalığıyla savaşmaya yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.
  8. Cilt kolajenini artırır: Vücuttaki kolajen yaşlandıkça azalmaktadır. Ayrıca kötü beslenme, sigara ve diğer olumsuz yaşam tarzı alışkanlıkları kolajenin hızlı kaybedilmesine neden olabilir. Narın antioksidan içeriği yaşlanmayı önler.
  9. Dengeli hidrasyonu sağlar: Narın hem yağlı hem de kuru cilt tipleri için faydalı olduğunu söylenir. Nardaki antioksidanlar sayesinde ciltteki yağ- nem dengesi korumaktadır.

Bozanın bilinmeyen faydaları!

Bozanın bilinmeyen faydaları!

Geleneksel Türk içeceği olan boza, Balkanlar, Kırım, Kafkasya, Mısır ve Orta Asya başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde sıkça tüketiliyor. Özellikle soğuk kış günlerinde tercih edilen ve fosfor, sodyum mineralleri ile çeşitli vitaminleri içeren bozanın bir bardağı vücuda çok önemli faydalar sağlıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Gözde Akın, bozanın faydaları hakkında bilgi verdi.

Pause Dergi

Dyt. Gözde Akın

Mineral ve vitamin deposu

İnsan sağlığı için yararlı mikroorganizmaları içeren fermente tahıl bazlı bir içecek olan boza ülkemizde; darı, mısır, pirinç, çavdar, yulaf, buğday gibi tahılların öğütülmesi, su ilave edilerek pişirilmesi ve daha sonra şeker eklenerek maya ile laktik asit fermantasyonuna tabi tutulması ile üretilmektedir. Bozanın kıvamı koyu olup, açık sarı bir renge, tatlı ekşimsi lezzete ve asidik-alkollü bir kokuya sahiptir. Fermantasyon ürünleri olan laktik asit ve CO2 bozaya lezzet ve ferahlatıcı özellik vermektedir. Boza; fosfor ve sodyum mineralleri ile A, B1, B2, E, C ve Niasin vitaminleri içermektedir.

Bozanın 9 faydası

  1. Sağlık üzerine etkilerine dair yapılan araştırmalar bozanın fenolik bileşenler ve antioksidan aktivite açısından önemli bir kaynak olduğunu ortaya koymaktadır. Bozanın hammaddesi olan tam taneli tahıllar fenolik maddeler açısından oldukça zengindir. Fenolik bileşikler antioksidan özelliklere sahip olup, kanser ve kalp hastalıkları gibi serbest radikallerin rol aldığı dejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki göstermektedir.
  2. Fermente probiyotik gıdalar, canlı mikroorganizmalar içermesi nedeniyle bağırsak mikrobiyatası ve genel sağlık üzerinde yararlı etkileri vardır.
  3. Geleneksel fermente bir besin olarak sınıflandırılan boza, probiyotik yapısı ve içerdiği yüksek laktik asit içeriği sebebiyle bağırsak florasını olumlu etkiler.
  4. “Sıvı ekmek” olarak da adlandırılan boza, vücuda sıcaklık veren yüksek kalorili bir içecektir. Yüksek kalorisi nedeniyle tok tutan boza zengin vitamin ve mineral kaynağıdır.
  5. Yüksek protein, yağ ve karbonhidrat içeriğinden dolayı besin değeri yüksektir.
  6. Besin değeri ve kalorisi yüksek bir içecek olduğundan kilo almak isteyenler, ergenlik dönemindeki bireyler, sporcular, gebeler, emzirme dönemindeki anneler için tercih edilebilir bir enerji kaynağıdır.
  7. Emzirme döneminde anne sütünü artırıcı etkisi gözlenmiştir.
  8. Niasin içeriğinden dolayı kalp ve damar hastalıklarına olumlu etkisi araştırılmaktadır.
  9. Boza, salep gibi öksürük tedavisinde kullanılmaktadır.

Tüketim miktarına dikkat edilmeli

Karbonhidrat içeriğinin yüksek olması sebebiyle; obezite ve diyabet hastalarının, gestasyonel diyabeti yani gebelik şekeri olan bireylerin porsiyon kontrolünü bir uzman ile belirlemeleri daha uygundur. Aynı zamanda yüksek fosfor içeriğinden dolayı da böbrek hastaları için olumsuz etkiye sahip olabilir.

Sıcak ya da soğuk içebilirsiniz

“Boza sıcak mı yoksa soğuk mu içilir?” sorusu tartışma konusu olabilmektedir. Bozanın tüketimi genellikle gecedir. Bunun çıkış noktası ise bozanın gün sıcaklığında çabuk bozulabilir olmasıdır. Bozacıların hava karardıktan ve sıcaklık düştükten sonra satmalarının sebebi de budur. Sıcak bir içecek olarak algılanmasına rağmen aslında boza daha çok soğuk içilmektedir. Ancak tercihe göre marketten alınan veya dolapta kıvamı yoğunlaşan boza bir miktar ısıtılıp da tüketilebilmektedir.

Bozayı uzun süreli bekletmeyin

Bozanın tüketiminde en önemli noktaların başında muhafaza edilmesi gelmektedir.  Bozanın muhafazası tercihen +4 derecede buzdolabında olmalıdır. Yüksek sıcaklıkta maya ve asetik asit bakterileri hızla çoğalarak bozanın duyusal özelliklerinde değişime neden olmaktadır. Bozanın raf ömrü 15 gün kadar olup fermantasyonun her aşamasında pH değeri 3.5’in altına düşünceye kadar tüketilebilmektedir. Yapılan çalışmada, bozanın +4°C’de depolandığında raf ömrünün 1 ya da 2 hafta arasında olduğunu, sonrasında ürün asitliğinin yükselerek tüketilemez hale geldiğini belirtmişlerdir.

Boza nasıl yapılır?

Ham maddeler (darı, mısır, pirinç, çavdar, yulaf, buğday gibi tahıllar)  → Kaynatma (1-2 saat) → Soğutma ve süzme → Şeker ilavesi (%20 oranına kadar) → Fermantasyon (15-25°C, 24 saat) → Soğutma (15°C altına) → Paketleme ve depolama

Öncelikle tahıl iyice yumuşayıncaya kadar kaynatılır. Püre haline getirilerek ince delikli bir süzgeçten geçirilir. Süzgeçten geçirilen kısım tamamen soğutulur. Bu arada ılık süt, toz şeker ve maya bir kapta karıştırılır. Hazırlanan bulgur lapasının içine maya eklenerek 24 saat bekletilmek üzere serin ve karanlık bir ortama alınır. Ara sıra bekleyen bozanın kapağı açılarak havalandırılır. 24 saat sonra boza karışımına toz şeker ve su azar azar eklenerek istenilen kıvama getirilir. Daha sonra kıvamının biraz daha artması için buzdolabına alınır.