Yazılar

Böbreklerimiz de özen istiyor

Böbreklerimiz de özen istiyor

Toplum olarak ilaç kullanma konusunda fazla bonkörüz. Başımız her ağrıdığında hemen ilaca başvurabiliyoruz. Hatta bunun çok daha fazlasını yapıp bizimle aynı hastalığı paylaşan ve kendisine çok iyi gelen ilacı öneren arkadaşımıza da hayır diyemiyoruz. Aslında en büyük hatayı da tam olarak burada yapıyoruz. Eğer siz bir böbrek hastalığına sahipseniz ilaç kullanımında hekime danışmadan herhangi bir ilaca başlamamalısınız. “Kronik böbrek hastalarında bazı ilaçların böbrek fonksiyonları üzerine koruyucu etkileri vardır evet ama yine de böbrek hastaları, hekimin onayı olmadan hiçbir ilacı ve destek ürününü asla kullanmamalıdır.” diyen Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder, böbrek hastalarının ilaç kullanımında nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı.

Liv Hospital

Prof. Dr. Tevfik Ecder

Böbrek hastalarında ilaç kullanırken nelere dikkat edilmelidir?

İlaçlar hastalıkların tedavisinde doğru olarak kullanıldığında yararlı olurken, bilinçsiz bir şekilde kullanıldığında çok tehlikeli olabilirler. Bu nedenle sadece hekim tarafından önerilen ilaçlar, hekimin önerdiği şekilde kullanılmalıdır. Kronik böbrek hastalarında bazı ilaçların böbrek fonksiyonları üzerine koruyucu etkileri vardır:

  • Hipertansiyonu (kan basıncı yüksekliği) olan kronik böbrek hastalarında antihipertansif (kan basıncını düşürücü) ilaçların böbrek yetersizliğin seyrini olumlu yönde değiştirdiği bilinmektedir.
  • Diyabeti (şeker hastalığı) olan kronik böbrek hastalarında kullanılan diyabet ilaçları da böbrek fonksiyonlarını koruyucu etki göstermektedir.

Bilinçsiz olarak kullanılan bazı ilaçlar böbrek fonksiyonlarının daha da kötüleşmesine neden olabilir.

Tansiyon ilaçlarının böbrekler üzerinde nasıl bir etkisi var?

Kronik böbrek hastalarında hipertansiyon (kan basıncı yüksekliği) sık karşılaşılan bir sorundur. Hipertansiyon kronik böbrek yetersizliğinin bir nedeni olabileceği gibi kronik böbrek hastalığına bağlı olarak da gelişebilir. Diğer bir deyişle, böbrek ve hipertansiyon arasındaki ilişki tavuk ve yumurta arasındaki ilişkiye benzetilebilir. Sebebi ne olursa olsun yüksek kan basıncının vücudumuzdaki tüm damarlar üzerine olumsuz etkileri vardır. Hipertansiyonu olan hastalarda koroner kalp hastalıkları, beyin damar hastalıkları ve kronik böbrek yetersizliği riski artar. Bu nedenle hipertansiyonu olan hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri (tütün kullanmama, ideal kiloda olma ve tuzdan fakir beslenme gibi) ile ve gerektiğinde de kan basıncını düşürücü ilaçlarla kan basıncı kontrol altına alınmalıdır. Bütün antihipertansif ilaçların böbrekleri ve tüm damarları koruyucu etkileri vardır. Kronik böbrek hastalarında kan basıncının antihipertansif ilaçlarla 130/80 mm Hg’nın altına indirmesinin hem böbrek yetersizliğinin ilerlemesini yavaşlatıcı hem de kalp ve damar hastalığı riskini azaltıcı etkileri çok sayıda klinik çalışmada gösterilmiştir. Bu nedenle, tüm kronik böbrek hastaları hekimleri tarafından önerilmiş olan tansiyon düşürücü ilaçları düzenli olarak ve önerilen dozlarda kullanmalıdır. Ayrıca, tüm hastalar, hekiminin önerdiği sıklıkta kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Diyabet ilaçlarının böbrekler üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

Diyabet (şeker hastalığı), günümüzde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Diyabetin artmasının temelindeki başlıca neden obezitenin (şişmanlığın) artışıdır. Diyabet, yeterince tedavi edilmezse tüm damarlarda zararlı etkiler göstererek damar sertliğinin hızlı bir şekilde ilerlemesine neden olur. Ayrıca diyabet kronik böbrek yetersizliğinin en sık görülen nedenidir. Diyabeti olan hastaların organlarının korunması için kan şekerinin kontrol altına alınması çok önemlidir. Bütün diyabet ilaçlarının böbrekleri ve tüm damarları koruyucu etkileri vardır. Son yıllarda kullanılmaya başlanan bazı yeni diyabet ilaçlarının böbrekleri ve kalbi daha da iyi bir şekilde koruduğu yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır.

Liv Hospital

Böbrekler için zararlı olabilecek ilaçlar hangileridir?

Halk arasında yaygın olarak kullanılan belirli ağrı kesiciler böbrekler için sakıncalı olabilirler. Bu ilaçların güçlü ağrı kesici özellikleri nedeni ile kullanımları çok yaygındır. Oysa bu ağrı kesicilerin sadece birkaç gün kullanılmaları bile böbrek fonksiyonlarını bozabilir.

Bazı antibiyotikler de böbrekler üzerinde zararlı etki gösterebilir. Böbrek hastalarında bir enfeksiyon durumunda kullanılabilecek antibiyotiğe karar verirken, antibiyotiğin böbrekler üzerine olan etkisi dikkate alınır. Ayrıca hastanın böbrek fonksiyonlarına göre ilacın dozu ayarlanır.

Doğal ürünlerin ve bitkilerin sakıncaları var mıdır?

Günümüzde “doğal” olduğu belirtilerek pazarlanan bazı ürünlerin ve bazı bitkilerin zararlarının olmadığı yönünden algılar vardır. Oysa bu ürünlerin bazılarının böbrek ve/veya karaciğer üzerine zararlı etkileri olabilir. Doğal ürünlerin “masum” olduğu algısı nedeni ile ne yazık ki kullanımları giderek artmakta ve bunlara bağlı böbrek yetersizliği giderek daha sık olarak görülmektedir. Ayrıca bu ürünler kullanılmakta olan bazı ilaçlarla etkileşebilir. Bu etkileşme, o ilacın kandaki miktarının artmasına veya azalmasına neden olabilir. Bunun sonucunda ilaçların yan etkileri artabilir ya da etkileri tamamen ortadan kalkabilir. Böbrek hastaları hekimin onayı olmadan hiçbir ilacı ve destek ürününü asla kullanmamalıdır.

Bilinçsizce alınan C vitamini böbrek taşına yol açabiliyor

Bilinçsizce alınan C vitamini böbrek taşına yol açabiliyor

Ülkemizde her 10 kişiden birinde böbrek taşı hastalığı görülüyor. Bu oran dünya ortalamasının üstünde seyrediyor. Hastalığa yatkın kişilerde çocukluktan itibaren başlayabilen böbrek taşları genetik yatkınlık dışında beslenmeye dikkat edilmezse ciddi sağlık sorunu olabiliyor. Örneğin; takviye olsun diye bilinçsizce alınan C vitamini ve protein tozları bile  böbrek taşına yol açabiliyor. Oysa ki bol su içmek, az tuz tüketmek, Akdeniz tipi beslenmek gibi basit önlemlerle bu hastalıktan korunmak mümkün.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Tuğrul Eren, böbrek taşlarını, temelde bir “atılım” problemi olarak tanımlıyor. Böbreklerin, suda çözünen ve vücudumuzda fazla oluşan maddelerin idrar oluşturarak dışarıya atılmasını sağlayan bir itrah organı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Tuğrul Eren “Böbrekten 50’ye yakın madde idrarda çözünerek atılmaktadır. Ancak bu maddeler içerisinde 7-8 tanesi fazla miktarda atılırsa idrarda çözünemez ve kristalleşebilirler. İşte böbrek taşı oluşmasının ana nedeni idrarda az çözünebilen bu maddelerin idrara fazla atılmasıdır” diyor. Bu maddelerden en sık görüleni kalsiyum ve oksalat olarak kabul ediliyor; bunun dışında ürik asit, sistin gibi daha az sıklıkta görülen maddeler de idrara fazla atılıp böbrek taşı oluşturabiliyor. Ayrıca, bu kristalleşmeyi engelleyen sitrat gibi bazı moleküllerin de idrarda az bulunmaları böbrek taşı oluşumunu tetikleyebiliyor.

Dr. Murat Tuğrul Eren

“Ailesinde böbrek taşı olanlar dikkat etmeli”

Böbrek taşlarının başlıca oluşma nedeni genetik olsa da beslenme gibi çevresel koşullar da etkili olabiliyor. Genetik yatkınlığı bulunan hastaların diyetlerine ve yaşam tarzlarına dikkat etmeleri tavsiye ediliyor.

Tıp dünyasında, son yıllarda böbrek taşı oluşumunun, sadece böbrek kaynaklı değil, sistemsel hastalıkların sonucunda da oluşabilen bir rahatsızlık olduğuna dair bilimsel kanıtlar sunuluyor. Dolayısıyla metabolik sendrom gibi bazı bozuklukların genetik yatkınlığı bulunan hastalarda  böbrek taşı oluşumunun da artığına dair ciddi bilimsel kanıtlar mevcut.

Dr. Öğr. Üyesi Murat Tuğrul Eren, böbrek taşı oluşumundan korunmak için faydası kanıtlanmış temel önlemleri şu 10 maddeyle sıralıyor:

Metabolik sendromdan kendinizi koruyun

Öncelikle aşırı kilo, insülin direnci, yüksek kötü kolesterol ve düşük iyi kolesterol seviyeleri; kan basıncı artışı; karakterize diyabetten kalp damar hastalıklarına kadar çoğu ciddi hastalığın öncüsü olduğu kabul edilen metabolik sendrom, böbrek taşı oluşumunu tetikliyor ve bu nedenle bu hastalıktan korunmak gerekiyor. Tanı konulursa yaşam tarzı düzenlemeleri ve sağlıklı diyet ile metabolik sendrom hastalığı genellikle başarıyla tedavi ediliyor.

Sağlıklı beslenin

Sağlıksız hazır gıdalarla beslenme, aşırı şekerli besinler yeme, yağlı yemekler, hareketsizlik ve özellikle kalitesiz uyku düzeni hastalarda metabolik sendrom oluşturabiliyor. Göbek çevresinden kilo alan, kendini enerjisiz hisseden, halsizlik yorgunluk şikayeti bulunan hastaların mutlaka hekime başvurmaları tavsiye ediliyor. Sağlıklı beslenme deyince akla gelen Akdeniz diyeti metabolik sendromdan dolayısıyla böbrek taşından koruyan başarılı diyetlerin başında geliyor. Bunun dışında hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, özellikle akşam 8’den sonra yemek yememek, yaz aylarında bol olan ve çok şeker ihtiva eden meyvelerden az tüketmek gerekiyor.

Ek vitamini doktor önerisiyle alın

Son zamanlarda çok popüler olan vitamin ve mineral takviyeleri doğru ve uygun kullanıldığında çok faydalı olsa da bilinçsiz kullanıldığında o oranda zarar verebiliyor. Örneğin aşırı C vitamini alımı böbrek taşı oluşumunu arttırıyor. Doğru takviye almanın yöntemi vücuttaki düzeyine ve vücudun ihtiyacına göre takviyeleri belirlemektir. Çoğu vitaminin ve mineralin düzeyleri artık kandan ölçülebiliyor ve bu düzeye göre takviye ihtiyacı ortaya çıkıyor. Fazla ve gereksiz takviyeler böbrek taşı oluşumunu artırabiliyor.

Fazla protein almayın

Aşırı protein alımı, böbrek taşı oluşumunu artırıyor. Örneğin vücut geliştirmek için egzersiz yapan özellikle genç hastalar, hızlı kas oluşturmak adına ticari olarak satılan protein tozlarını kullanıyor. Genetik yatkınlığı olan hastalarda bu aşırı protein alımı, taş oluşumuna veya var olan taşların büyümesine neden oluyor. Bu hastalar, kas kütlelerini belki daha hızlı arttırıyor ama böbrek taşı hastalığının sıkıntıları ile boğuşmak durumunda kalıyor.

Bol sıvı alın

Böbrek taşı genellikle az sıvı tüketimi, dolayısıyla vücutta oluşan zararlı maddeleri çözecek miktarda idrar üretilmemesiyle ilişkili. Yeteri kadar sıvı tüketmeyen kişilerin idrarı, maddelerden zengin ancak suyu az olan yoğun bir yapıya sahip oluyor. Bu idrarın içindeki bazı unsurlar önce kristalleşiyor, ardından da böbrek taşı haline geliyor. Bol miktarda sıvı tüketmek, bu nedenle önem taşıyor. Yaz aylarında daha da çok dikkat edilmeli.

Gazlı içeceklerden uzak durun

Çay, kahve ve kola gibi içeceklerin tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalı. Bazen gıdalara eşlik eden, bazen ise sadece verdiği ani ferahlama hissi nedeniyle çok tercih edilen asitli içeceklerden uzak durmak gerekiyor. Yapılan klinik araştırmalar, fosfat içermeleri nedeniyle gazlı ve şekerli içeceklerin fazla tüketilmesi halinde böbrek taşı oluşma riskinin arttığını gösteriyor.

Az tuz tüketin

Özellikle böbrek taşı konusunda genetik yatkınlığı olan kişilerin günlük tuz tüketiminin 3 – 5 gram yani yaklaşık bir çay kaşığını geçmemesi tavsiye ediliyor. Tabi sebze, meyve ve ekmekte de tuz olduğunu göz önüne alarak bu hesabı yapmak gerekiyor. Yemekleri tuzsuz pişirmek, tabağımıza gelen yemeği ise tuz yerine baharat, bitki ve sirke gibi alternatiflerle çeşnilendirmek mümkün.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Oksalat içeren gıdalardan kaçının

Böbrekte taş oluşumu yönünden en riskli maddelerden biri de oksalat olarak kabul görüyor. Böbrek taşlarında en sık görülen taş cinsleri arasında ilk sırayı kalsiyum oksalat taşı alıyor. Bu nedenle ıspanak, pırasa, çilek, çikolata, fındık, ceviz ve kakao gibi gıdalar ile et, tavuk ve balık gibi hayvansal gıdaların da yüksek miktarda oksalat içerdiği için böbrek taşı hastaları tarafından mümkün olduğunca az tüketilmesi gerekiyor. Tüketimi halinde de bol sıvı alınması tavsiye ediliyor.

Egzersiz yapın

Hareketsiz bir yaşam da böbrek taşı için iyi değil, yürüyüş ve egzersizin bu taşların oluşumunu azaltmada önemli olduğu biliniyor. Bu nedenle mümkünse düzenli egzersiz yapın, egzersiz yapamıyorsanız da günlük en az 9 bin adımlık yürüyüşler ile vücudunuzu hareket halinde tutun.

İyi uyuyun

Günlük uyku düzeninin sağlıklı olması, böbreklerin fonksiyonlarını da etkiliyor. Metabolizma, gün boyunca hasar gören böbrek dokusunu gece uyku sırasında onarıyor. Uykusuz kalmak, tüm organlar için olduğu gibi böbreklerin de bu yenilenme sürecini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle mümkünse gece 23.00 gibi uykuya geçin ve 7-8 saat uyuyun.

Son olarak kapalı yöntem cerrahi girişimlerle hastaların böbrek taşlarını, en son teknolojileri kullanarak başarılı bir şekilde temizlediklerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Murat Tuğrul Eren “Ancak çok sık nükseden böbrek taşlarının oluşmaması için elimizden geleni yapmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum” sözleriyle uyarıda bulunuyor.

Böbrekleri neler yıpratır!

Böbrekleri neler yıpratır!

Günümüzde böbrek hastalarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Öyle ki dünya genelinde 850 milyon kişinin çeşitli etkenler nedeniyle böbrek hastalığına yakalandıkları düşünülüyor. Türkiye’de yaklaşık 7.5 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Bir başka deyişle, ülkemizde her 6-7 erişkinden 1’i böbrek hastası. Genellikle sinsi ilerlemesi ve geri dönüşümü olmaması nedeniyle kronik böbrek hastalığı ölüme yol açan etkenler arasında gün geçtikçe üst sıralara yükseliyor. Dünyada yılda en az 2.4 milyon kişi kronik böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybederken, bu sayının 2030 yılında ikiye katlanarak 5.4 milyona yükseleceği öngörülüyor.

Böbrek sağlığına toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla dünyada ve ülkemizde her yıl Mart ayının ikinci perşembesi, Dünya Böbrek Günü’nde, farkındalık yaratılmaya çalışılıyor. 2022 yılının sloganı, “Herkes için böbrek sağlığı” olarak belirlendi. Bunun nedeni ise böbrek hastalıklarının günümüzde küresel bir sağlık sorunu haline gelmesi. Bu yıl 10 Mart’a denk gelen “Dünya Böbrek Günü” kapsamında açıklamalarda bulunan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem International Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi Nefroloji Sorumlusu Prof. Dr. Ülkem Çakır, böbrek fonksiyon bozukluğunun aslında düzenli yapılan idrar ve kan testleriyle erken dönemde tespit edildiğinde böbrek yetmezliğinin önlenebildiğini veya geciktirilebildiğini belirterek, “Ancak yılda bir kez yapılan rutin taramalar ihmal edildiği için çoğu yetişkin kronik böbrek hastası olduğunu bilmeden yaşantısını sürdürüyor ve hastalık son dönem böbrek yetmezliği evresine kadar ilerleyebiliyor.” diyor.  Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, böbrek sağlığı için yaşam alışkanlıklarına mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatarak, “Yeterli su tüketmek, tuzu kısıtlamak, kan basıncı ile kan şekerini kontrol altında tutmak, sigara ve alkol alışkanlığından vazgeçmek, gelişigüzel ilaç kullanmamak, sağlıklı beslenmek ve hareketli bir yaşam sürmek böbrek hastalıklarına karşı alınabilecek en önemli önlemlerdir” bilgisini veriyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, böbrekleri en çok yoran 8 nedeni anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Ülkem Çakır

Diyabet

Diyabet böbreklerin en büyük düşmanlarından biri olarak nitelendiriliyor. Kontrolü sağlanamayan kan şekeri nedeniyle böbreklerdeki atıkları süzmekle görevli olan kan damarları zarar görünce, böbrekler işlevlerini yapamaz hale gelebiliyor. Türk Nefroloji Derneği Böbrek Kayıt Sistemi’nin verileri, ülkemizde diyalize yeni başlayan hastaların yaklaşık yüzde 38’inde böbrek yetmezliği sorumlusunun diyabet hastalığı olduğunu ortaya koyuyor.

Hipertansiyon

Türk Nefroloji Derneği Böbrek Kayıt Sistemi’nin verilerine göre; ülkemizde diyaliz tedavisi gören hastaların yüzde 27’sinde böbrek yetmezliğinin nedeni hipertansiyon oluyor. Ülkemizde her üç erişkinden birinde görülen hipertansiyon böbreklerdeki damarlarda yapısal bozukluğa ve tıkanıklığa yol açıyor ve bu tablo da böbrek yetmezliğiyle sonuçlanıyor.

Obezite

Obezite kronik böbrek hastalığının oluşumunda önemli bir risk faktörü. Öyle ki yapılan bilimsel araştırmalar; obezite hastalarında kronik böbrek yetmezliği gelişme riskinin yüzde 83 gibi oldukça yüksek bir oranda arttığını gösteriyor. Bunun nedeni ise artan kiloyla birlikte böbreklerin de yükünün artması. Ayrıca obezite kronik böbrek hastalığının oluşumunda etkisi olan diyabet ve hipertansiyon gibi metabolik hastalıklara yol açarak, dolaylı olarak da etkili oluyor.

Yetersiz su içmek

Yetersiz su tüketimi de böbreklerde ciddi hasar oluşturan önemli etkenlerden biri. Zira yeterince su içmediğimizde kandan süzülen zararlı maddeler vücudumuzdan atılamadığı için böbreklerimiz daha fazla çalışmak zorunda kalıyor ve hızla yıpranmaya başlıyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, böbreklerimizin sağlığı için her gün yeterli su içme alışkanlığı edinmemiz gerektiğini hatırlatarak, “Az içilen suyun yanı sıra fazla içilen su da zararlı oluyor. Dolayısıyla normal kiloda olan bir kadının günde 1.5-2 litre, erkeğin de 2-2.5 litre su içmesi yeterli gelecektir” diyor.

Yemeklere tuz serpmek

Yapılan çok sayıda bilimsel araştırmaya göre; fazla tüketilen tuz kan basıncını yükselterek böbrek yetmezliğine kadar gidebilen ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü; günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında olmasını öneriyor ve bu miktar tepeleme bir çay kaşığına denk geliyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, böbrek sağlığınız için yemeklerinize tuz serpiştirmemeniz gerektiği uyarısında bulunarak, “Zira bu miktar yemeklere eklediğimiz tuzu değil, işlenmiş ürünler de dahil olmak üzere tüm besinlerle aldığımız toplam tuz miktarını ifade ediyor” diyor.

 

Pause Sağlık, Pause Dergi

Gelişigüzel ilaç kullanmak

İlaçlar hastalıkların tedavisinde başrol üstlenseler de bilinçsizce tüketildiklerinde ise tam aksine zarar verebiliyorlar. Bu nedenle uzmanlar her fırsatta ilaçların mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyorlar. Örneğin, sık ve gelişigüzel kullanılan bazı ağrı kesiciler ve romatizmal hastalıklarda başvurulan antiinflamatuar ilaçlar hipertansiyon ile böbrek yetmezliğine yol açabiliyor.

Sigara ve alkol

Sigara böbreklerde ciddi hasar oluşturan önemli bir risk faktörü. Bunun nedeni ise sigaranın böbrek yetmezliğine kadar götürebilecek olan ağır toksinler içermesi. Bilimsel çalışmalara göre; sigara alışkanlığı böbrek hasarını ve kronik böbrek hastalığının seyrini en az yüzde 30 gibi yüksek bir oranda hızlandırıyor. Alkol de böbreklerimize hasar veren kimyasal maddeler barındırdığı için haliyle fazla tüketildiğinde böbrekleri yoruyor.

Hatalı beslenme alışkanlıkları

Böbrek sağlığımız için dikkat etmemiz gereken bir başka önemli nokta da, hatalı beslenme alışkanlıklarımızdan vazgeçmek!

  • Hayvansal proteinler böbreklerde oluşan yükü artırdığı için kırmızı et tüketimini kısıtlayın.
  • Kafein içeren besin ve içecekleri sınırlı tüketin. Günlük tüketebileceğimiz kafein miktarı 200-300 mg oluyor ki bu da yaklaşık 2 büyük fincan kahve anlamına geliyor.
  • Şekerli besinler de obezite, hipertansiyon ve diyabetin oluşum riskini artırmaları nedeniyle önerilmiyor.
  • Yapılan çalışmalara göre; günde 2 veya daha fazla bardak gazlı içecek tüketmek idrardaki protein miktarını artırdığı için böbrekleri yoruyor.

Böbreklerimiz alarm veriyor!

Böbreklerimiz alarm veriyor!

Sağlıksız beslenmeden hareketsizliğe, aşırı tuz tüketiminden yetersiz su içmeye dek günlük hayatta yaptığımız birçok yanlış davranış böbreklerimizin sağlığını bozarken; son yıllarda gerek dünyada gerekse ülkemizde böbrek hastalarının sayısı hızla artıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem International Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır “Böbreklerimiz vücudumuzda zehirli maddelerin atılmasından kemik iliği ve sağlıklı kan yapımına dek birçok önemli görev üstleniyor. Bütün organlarımızın sağlıklı çalışması için böbreklerimizin sağlıklı olması gerekiyor. Oysa yanlış yaşam alışkanlıklarımızla böbreklerimizi hızla yıpratıyoruz. Ülkemizde böbrek hastalarının sayısı 9 milyona ulaştı ve her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastası olarak karşımıza çıkıyor.” diyor. Dünya Böbrek Günü Yürütme Kurulu’nun 2021’i ‘Böbrek Hastalığıyla İyi Yaşam” yılı ilan ettiğini belirten Prof. Dr. Ülkem Çakır, 11 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında yaptığı açıklamada, böbrek hastaları için ‘iyi yaşamın’ 4 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Düzenli egzersiz yapın!

Özellikle son bir yıldır Covid-19 pandemisi nedeniyle ister istemez hareketsizlik had safhaya ulaştı. Ancak gerek böbrek sağlığını korumak, gerekse böbrek hastalığıyla mücadele etmede düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Düzenli egzersiz; özellikle de haftanın en az üç günü yapılacak 45 dakikalık tempolu yürüyüş, böbreklerin kanlanmasında büyük önem taşıyor. Hareketsiz (sedanter) yaşamdan uzak durmak, böbrek hastalığıyla mücadele sürecinde destek sağlıyor.

Günde mutlaka 1,5-2 litre su için!

Böbreklerin işlevlerini iyi yapabilmesi için en temel ihtiyacı, su! İçtiğimiz suyla kandan süzülen zararlı maddeler idrar haline getiriliyor ve vücudumuzdan ancak bu şekilde uzaklaştırılıyor. Vücudumuzda yeterli miktarda su bulunmadığında böbreklerimiz çalışmak için çok daha fazla güç harcıyor ve yıpranması hızlanıyor. Bu nedenle böbrek hastalarının yaşam kalitelerini artırmaları amacıyla her gün mutlaka 1,5-2 litre su içmeleri gerekiyor.

Aşırı tuz tüketiminden kaçının!

Dünya Sağlık Örgütü günde 5 gram, yani bir tatlı kaşığı tuzdan fazla tüketilmemesi konusunda uyarırken, ülkemizde günlük tuz tüketimi 18 gramı buluyor. Fazla tuz sağlığımız ve böbreklerimiz için tam bir düşman olduğundan tuzu azaltmak böbrek hastalığı tedavisinin en önemli basamağını oluşturuyor. Yemeklere tuz eklemeye gerek yok, zira hiç tuz eklemediğimizde bile sebzelerden 2 gram tuz alıyoruz.

Fazla kilolarınızdan kurtulun!

Kilo almak obezitenin yanı sıra idrarda protein kaçağına da yol açıyor. Bu nedenle sağlıklı diyet ve düzenli egzersizle fazla kiloları vermek ve ideal kiloyu korumak çok önemli. Günümüzde çocuklarda da obezite hızla yaygınlaştığı için böbrek hastalığı çocuk yaşta da görülür hale geldi. Çocukların hareketsiz kalmalarının mutlaka önüne geçmek, sağlıklı beslenmeye ve spora özendirmek gerekiyor.

 Prof. Dr. Ülkem Çakır: “Tedavide bu hatayı yapmayın!”

Dünya Böbrek Günü Yürütme Kurulu’nun 2021’i “Böbrek Hastalığıyla İyi Yaşam” yılı ilan ettiğini belirten Prof. Dr. Ülkem Çakır, “Bu yılki slogan; böbrek hastalığını en iyi şekilde yönetmenin, ancak sağlık çalışanları, hastalar ve yakınlarının birlikte bir ekip olmasıyla mümkün olacağı vurgusu yapmaktadır. Hastaların iyi yaşamasını sağlayan uygulamaların geliştirilmesinde hastalar ve yakınları ile güçlü bir ortaklığın kurulması önemlidir. Hedefimiz böbrek hastalarına bu hastalık ile iyi yaşayabileceklerine dair güven ve umut vermektir.” diyor. Günümüzde kronik böbrek hastalığı yönetimi ve tedavisindeki mevcut yaklaşımın, böbrek fonksiyonlarındaki kaybın yavaşlatılmasına odaklandığını ve genellikle hastalara çok fazla söz hakkı tanınmadan, kendilerinden sıkı diyet ve ilaç kullanım kurallarına uymalarının beklendiğini belirten Prof. Dr. Ülkem Çakır şöyle diyor: “Oysa bu hastalık merkezli yaklaşım, hastaların önceliklerini ve değerlerini tatmin edici bir şekilde yansıtmadığı için başarısız olabilir. Unutulmamalıdır ki, böbrek hastalığı ile yaşayan insanlar da, her şeyden önce iyi yaşayabilmek ve sosyal işlevselliklerini sürdürmek, kısacası yaşamları üzerinde kontrol sahibi olmak hakkına sahiptirler. Hastaya değil, hastalığa odaklı yaklaşım, hastalıklarının yönetimi ve tedavisine anlamlı bir şekilde dâhil olmadıklarından dolayı, hastaların temsiliyetini ortadan kaldırır. Hastalığın izleminde hastaların ve tedavi ekibinin birlikte hareket etmesi, hastaların tedavi sürecindeki duygu ve düşüncelerinin dikkate alınması çok önemlidir. Hastaların bu süreçte aktif olmaları, tedavileriyle ilgili daha memnun olmalarına ve böylece daha başarılı klinik sonuçların elde edilmesine yardımcı olmaktadır.”

Böbrek hastalarına özel tavsiyeler

Böbrek hastalarına özel tavsiyeler

Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü ‘Dünya Böbrek Günü’ olarak anılıyor. Türkiye’de 9 milyona yakın kronik böbrek hastası var. Dünya Sağlık Örgütü bu yıl, 11 Mart Dünya Böbrek Günü temasını ‘böbrek hastalığıyla iyi yaşamak’ olarak belirledi. Böbrek hastalarının hastalığa değil yaşama odaklanması gerektiğini belirten Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Dünya Sağlık Örgütü, bu yılki belirlediği temayla; hastaların, toplumdan, ailelerinden ve sevdiklerinden izole olmadan tedavi ve bakıma katılımlarının önemini vurgulamak istiyor. Covit-19 salgını nedeniyle böbrek hastaları yüksek risk altında olsalar da alacakları tedbirlerle tedavilerine devam etmeliler” diyor.

İnsan vücudunun en kimyacı organları, şüphesiz böbrekler… Kandaki atıklar ve fazla sıvı böbrekler vasıtasıyla filtrelenip, idrarla vücuttan atılıyor. Kronik böbrek hastalığı ileri bir aşamaya ulaştığında, vücuttaki tehlikeli seviyelerde sıvı, elektrolit ve atık birikiyor. Bu da böbrek fonksiyonlarının kademeli olarak kaybedilmesine neden olur. Sağlık Bakanlığı’nın 2018-2023 yıllarını kapsayan ‘Türkiye Böbrek Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı Eylem Planı’na göre, ülkemizde yaklaşık 9 milyon kronik böbrek hastası olduğu, yani her 6-7 erişkinden birinde böbrek hastalığı bulunduğu belirlenmiş durumda. Ancak böbrek hastalıklarının farkındalık düzeyi ise sadece yüzde 2 olarak biliniyor. Bu farkındalığın artırılması, bireylerin böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor.

“Böbrek hastaları hayattan kopmamalı”

Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü, tüm dünyada “Dünya Böbrek Günü” olarak anılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, bu yıl Dünya Böbrek Günü temasını, “Her yerde herkes için böbrek sağlığı-böbrek hastalığıyla iyi yaşamak” olarak belirledi. Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Böbrek hastalığı teşhisi konulması hem hasta hem de etrafındakiler için büyük zorlukların habercisidir. Böbrek hastalığı olanlar; yorgunluk, ağrı, depresyon, bilişsel bozukluk, gastrointestinal problemler ve uyku gibi birçok problemle mücadele ederlerken; iş, seyahat ve sosyalleşme gibi günlük aktivitelere katılma olanakları kısıtlanır; kendilerinin ve ailelerinin hayatları da ciddi oranda etkilenir” diyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki temasının hastalığa değil yaşama odaklanmak olduğunu vurgulayan Kaptan, “Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki belirlediği temayla, hastaların; toplumdan, ailelerinden ve sevdiklerinden izole olmadan tedavi ve bakıma katılımlarının önemi vurgulanmak isteniyor. ‘Hastalık yok hasta var’ ilkesinden yola çıkarak hastalar, tedavi ve bakımın içinde olmalı. Kendileriyle benzer hastalığı olanlarla iletişim kurmalı, hatta onlara yardımcı olmaya çalışmalı” diye konuşuyor.

Sağlıklı yaşam biçimini seçmeliler”

Uzmanlık alanı ‘iç hastalıkları hemşireliği’ olan Prof. Dr. Gülten Kaptan, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve kan damarı (kardiyovasküler) hastalığı, sigara içmek, obezite, ailede böbrek hastalığı öyküsü, anormal böbrek yapısı gibi faktörlerin kronik böbrek hastalığı riskini artırdığını söylüyor. “Her ne kadar dışlanamaz faktörler olsa da sağlıklı yaşam biçimi tüm hastalıklardan olduğu gibi böbrek hastalıklarından da korur” diyen Kaptan, kişinin yaşamında bazı önlemler alarak böbrek hastalığına yakalanmaktan kurtulabileceğini belirtiyor. Tuzun böbrek sağlığının en büyük düşmanı olduğunu söyleyen Kaptan, şöyle konuşuyor: “Tuz, düşmandır. Böbrek sağlığı için şarküteri ürünlerinden uzak durmak gerekir. Mesela pizzaya sucuk yerine brokoli, ıspanak veya lor peyniri konulmalı. Böylece obezite gibi önemli bir risk faktörü de azaltılabilir. Sigara ve alkol, böbreklerin sevmediği kötü alışkanlıklar… Bunlardan vazgeçin, azaltın, mümkünse bırakın. Sağlık Bakanlığımızın sigarayı bırakma merkezlerine başvurun, yardım alın. Böbrek sağlığınız için yiyecekleri kızartmayın, haşlayın ya da fırınlayın.”

“Risk var ama tedaviler devam etmeli”

Pandemi döneminde böbrek hastalarının yüksek risk altında olduğunu belirten Prof. Kaptan, şu uyarılarda bulunuyor: “Covit-19 salgını döneminde böbrek hastaları sağlık merkezlerine gitmekten korkuyor olabilirler. Diyaliz hastalarının bağışıklık sistemleri zayıflayabilir ve bu da enfeksiyonlarla savaşmayı zorlaştırabilir. Ancak böbrek hastalarının düzenli olarak planlanan diyaliz tedavilerine devam etmeleri ve sağlık ekiplerinin önerdiği şekilde gerekli önlemleri almaları önemli. Covit-19 yeni bir virüstür; üzerinde araştırmalar daha yeni başladı. Yaşlı yetişkinler, böbrek hastalığı veya diğer ciddi kronik tıbbi sorunları olan kişiler, Covit-19 için daha yüksek risk altında görünmekte. Dolayısıyla böbrek hastaları, iki ve daha fazla kat maske takmaktan, kendilerini daha çok izole etmeye kadar bir dizi önlemleri de alarak tedavilerini sürdürmeliler. Böbrek hastalığınızın tedavisi ister ilaç ister diyalizle devam etsin; her zaman sağlık profesyonelleri ile birlikte adım atın. Semptomlarınızın yönetiminde doktorun yönlendirdiği şekilde semptomları yöneten hemşirenizin en büyük yol gösterici olduğunu unutmayın.”

Böbrek sağlığınızı korumak için 6 öneri

1-) Fazla tuz tüketiminden ve özellikle şarküteri ürünlerinden uzak durun.

2-) Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçin.

3-) Yiyecekleri kızartmak yerine haşlayın ya da fırınlayın.

4-) Haftada üç gün açık havada yürüyüş yapın.

5-) Derin soluk alma egzersizlerini öğrenin. Her yürüyüşte günlük olarak nefes egzersizlerini uygulayın.

6-) Günde 7-8 saat fizyolojik uykunun, en iyi korunma yöntemlerinden biri olduğunu unutmayın.

Pandemi döneminde böbrek hastaları kendini nasıl korumalı?

*Covit-19’dan korunmak için iki veya daha fazla katmanlı bir maske takın.

* Maskeyi burnunuzu ve ağzınızı kapatacak şekilde takın ve çenenizin altına sabitleyin.

* Soğuk havalarda maskenizi atkınızın veya kar maskenizin altına takın.

* Maskenizin nefesinizdeki nemden, kardan veya yağmurdan ıslanması ihtimaline karşı yedek bir maske bulundurun.

* Ellerinizi sık sık yıkayın.

* Sık sık dışarı çıkmamak için evinizde sarf malzemelerini stoklayın.

* Halka açık bir yere çıktığınızda, hasta olanlardan uzak durun, yakın teması sınırlayın.

* Mümkün olduğunca kalabalıktan kaçının.

* Bölgenizdeki bir salgın sırasında mümkün olduğunca evde kalın.

* Dışarı çıkarsanız sosyal mesafe önlemlerini alın ve temas mesafenizi 2 metrede tutmaya çalışın.

* Dışarı çıktığınızda düzenli olarak ellerinizi yıkamayı unutmayın.

* Diyalizdeyseniz tedavilerinizi kaçırmamanız gerektiğini unutmayın.

* Kendinizi hasta hissederseniz, herhangi bir sorununuz veya endişeniz varsa kliniğinizle iletişime geçin.

* Böbrek nakli geçirdiyseniz, anti-ret ilaçlarınızı almaya devam edin.

* Siz veya evinizdeki herhangi biri Covit-19 semptomları gösteriyorsa, evinizden ayrılmayın. Böyle bir durumda diyalize veya diğer randevulara gitmeden önce böbrek ünitenizi arayın.

* Olabildiğince evden çalışın, diğer insanlarla teması sınırlayın.