Yazılar

Dereotunun 10 faydası

Dereotunun 10 faydası

Pek çok yemeğin üzerine süs olarak kullanılan dereotu aslında düşük kalorisiyle diyet yapanlar ve sağlıklı beslenenler için çok değerli bir besin olarak öne çıkıyor. Kimyona benzeyen tadıyla baharat olarak da tüketilebilen dereotu A vitamini dahil pek çok temel vitamini de içinde barındırıyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Sinem Türkmen, dereotunun faydaları hakkında bilgi verdi.

Dereotu, değişen yumuşak yapraklara, yeşil renge ve ince bir gövdeye sahip bitkilerden biridir. Dereotu tat olarak aromatiktir. Çeşitli yemeklerin lezzetini yükseltmek için yaygın olarak kullanılır. Genellikle somon, patates ve yoğurt bazlı soslarla eşleştirilir. Dereotu yüksek oranda life sahiptir ve düşük kalorilidir. Dereotu besin değeri açısından da zengindir. 100 gram dereotunda 43 kalori, 61 mg sodyum, 738 mg potasyum, 85 mg C vitamini, 208 mg kalsiyum, 6.6 mg demir, 55 mg magnezyum vardır. Dereotunun içinde bulunan A vitamini ve C vitamini bağışıklık sistemini desteklemektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dyt. Sinem Türkmen

10 maddede dereotunun faydaları

Antioksidanlar açısından zengin ve iyi bir C vitamini, magnezyum ve A vitamini kaynağı olan dereotu, kalp hastalığı ve kansere karşı koruma da dahil olmak üzere sağlık için çeşitli faydalara sahip olabilir. Dereotunun faydalarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

  1. Dereotu, antioksidanlar açısından zengindir. Antioksidanlar, hücreleri serbest radikaller olarak bilinen kararsız moleküllerin neden olduğu hasara karşı korumaya yardımcı olan doğal olarak oluşan bileşiklerdir. Sonuç olarak araştırmalar, antioksidanlar açısından zengin gıdaları tüketmenin kronik inflamasyonu azaltmaya ve kalp hastalığı, Alzheimer, romatoid artrit ile çeşitli kanser türleri dahil olmak üzere belirli durumları önlemeye ve hatta tedavi etmeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Dereotu bitkisinin hem tohumlarının hem de yapraklarının, aşağıdakiler dahil olmak üzere, antioksidan özelliklere sahip çeşitli bitki bileşikleri açısından zengin olduğu bulunmuştur.
  2. Dereotu flavonoidler açısından da zengindir. Bu bileşikler, kalp hastalığı, felç ve bazı kanser türlerinin riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu durum beyin sağlığında da önemli bir rol oynayabilir.
  3. Terpenoidler de dereotunda vardır. Bu bileşiklerde uçucu yağlar da bulunur ve bu karaciğer, kalp, böbrek ve beyin hastalıklarına karşı koruma sağlayabilir.
  4. Dereotunun kalp sağlığı üzerinde de etkileri vardır. Kalp hastalığı dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, kötü beslenme, sigara içme ve egzersiz eksikliği gibi risk faktörlerini azaltarak kalp hastalığı vakalarının yaklaşık yüzde 75’inin önlenebileceğini öngörmektedir.
  5. Dereotu yüksek kan şekeri düzeyini düşürmeye yardımcı olabilir. Kronik şekilde yüksek kan şekeri seviyelerine sahip olmak, insülin direnci, metabolik sendrom ve tip 2 diyabet gibi durumlar riski artırabileceğinden endişe vericidir. Dereotunun kan şekerini düşürücü etkilere sahip olduğu düşünülmektedir.
  6. Dereotu içindeki Klebsiella pneumoniae ve Staphylococcus aureus gibi uçucu yağlar, potansiyel olarak zararlı bakterilerle savaşan antibakteriyel etkilere sahiptir. Bu sayede dereotu idrar yolu enfeksiyonu için faydalı olabilmektedir.
  7. Dereotu, kemik sağlığı için önemli olan kalsiyum, magnezyum ve fosfor içerir.
  8. Dereotundaki uçucu yağlar, adet dönemi boyunca kramplardan kaynaklanan ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Ancak araştırmalar şu anda sınırlıdır.
  9. Dereotundaki uçucu yağlar yatıştırıcı ve sakinleştirici etkiler verebilir. Bu sayede gece uykusu için de faydalıdır.
  10. Dereotun antiseptik ve antibakteriyel özelliklerle ağız ve nefes spreyi görevi görebilir. Ağız kokusunu giderir.

Tek başına dereotu kilo verdirmez

Dereotu diyetlerde rahatlıkla tüketilebilir ancak tek başına dereotunun zayıflamaya etkisi bulunmamaktadır. Tek başına hiçbir besin maddesi zayıflatıcı etkiye sahip değildir. Sadece sağlıklı beslenme düzeni ve egzersize katkı sağlayabilirler. Dereotu kalori açısından düşük olduğu için aşırıya kaçmadan diyetlerde tüketilebilir.

Tiroid için dereotu takviyelerini doktora danışmadan kullanmayın
Dereotunun hipotiroid, hipertiroid, Haşimato rahatsızlıklarının tedavi sürecinde etkili olabileceği bilinmektedir. Ancak endokrinoloji ile beslenme ve diyet uzmanına danışmadan dereotu içeren destek ürünler kullanılmamalıdır.

Sağlık beslenmeyi takıntı haline getirmeyin

Sağlık beslenmeyi takıntı haline getirmeyin

Sağlıklı beslenmek, her yaş ve cinsiyet grubunda önemsenmesi gereken, sağlığın korunmasındaki en temel faktörlerden biri. Gıdaların doğallığının bozulmasındaki gerçeklik de göz önünde bulundurulduğunda beslenmeye dikkat etmek hayati önem taşıyor. Ancak her şeyde olduğu gibi bu durumun da aşırısından zarar görmek kaçınılmaz oluyor. Özellikle son yıllarda gittikçe artan sağlıklı beslenme takıntısı, psikolojik bozuklukları beraberinde getiriyor. Genellikle çekiciliğin zayıflıkla bağlantılı olduğu kabul edilen endüstrileşmiş toplumlarda rastlanılan bu psikiyatrik rahatsızlık, daha çok genç kızları tehdit ediyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Psi. Ayşe Burcu Durak, sağlıklı beslenme takıntısı olarak bilinen ‘ortoreksiya nervoza’ hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık

Farkında olmadan psikoloji olumsuz etkileniyor

Yeme davranışı bozuklukları, günümüzde çok yaygınlaşan ve özellikle genç kızlarda daha sık görülen psikiyatrik bir hastalıktır. Genellikle orta sosyoekonomik düzeyde, beyaz ırkta ve çekiciliğin zayıflıkla bağlantılı olduğu kabul edilen endüstrileşmiş toplumlarda görülmektedir.  Ortoreksiya nervoza (ON) sağlıklı beslenme takıntısı olarak tanımlanan yeme bozukluğu olup, kişinin tüm yaşantısına müdahale eden doğal diyet tüketme takıntısıdır.

Zayıflık kontrol altında tutulamaz hale geliyor

Doğal ve sağlıklı beslenmenin takıntı haline getirilmesi sonucu oluşan bu davranış bozukluğu bireylerde endişeye varan takıntıların ortaya çıkmasına ve ilerleyen süreçte yeme davranış bozuklukları gibi patolojik sonuçlara neden olmaktadır. Ortorektik eğilim gösteren bireylerin sağlıklı beslenebilme amacıyla besin seçimlerini sınırlamaları, ağırlık kaybına neden olmaktadır. Sınırlı beslenme tarzı ilerledikçe ortaya çıkan zayıflık ise bu süreçteki ilerlemenin bir sonucudur.

Vücut yapısında bozulmalar görülüyor

Ortorektik eğilim gösterenlerin besin tercihlerinin değerlendirildiği bir çalışmada sebze, meyve ve tam tahıllı ürün tüketme gibi sağlıklı beslenme eğiliminin daha fazla olduğu ve sağlıklı besin satışı yapan yerleri daha sık ziyaret ettikleri saptanmıştır. Sağlıklı beslenme takıntısı ilerleyen süreçte beden algısında olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Dış görümünü daha iyi hale getirmek amacıyla yapılan kısıtlamalar sonucu; enerji, protein ve diğer besin ögelerinin yetersiz, dengesiz veya fazla alınması nedeniyle vücut yapı ve fonksiyonlarının ölçülebilir şekilde olumsuz bozulduğu ‘malnutrisyon’ gibi sağlık sorunlara zemin hazırlayabilmektedir.

Ortorektik bireylerin normal bireylerden önemli düzeyde farklı olarak;

  • Besinler konusunda daha endişeli oldukları,
  • Sağlıksız olduğunu düşündükleri besinleri tükettiklerinde suçluluk duydukları,
  • Sağlıklı besin satın almak için daha fazla para ödemeye hazır oldukları,
  • Sağlıklı beslenmenin dış görünüşlerini etkileyeceği konusunda ciddi endişe duydukları görülmektedir.

En çok 25 yaş altında görülüyor

Yeme bozuklukları vakalarının yüzde 90’dan fazlasını, 25 yaş altı bireyler oluşturmakta, kadınlarda erkeklere oranla 5-20 kat daha fazla görülmekte ve tüm vakaların sadece yüzde 5-10’unu erkekler oluşturmaktadır. Sosyokültürel faktörlerin, yeme bozuklukları gelişiminde etkili olduğu bilinmekte, toplumun zayıflığa önem vermesi, aileden, arkadaşlardan ve kitle iletişim araçlarından gelen baskılar yeme bozukluklarının gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır.

Maddi olarak ve ruhsal açından sıkıntıya girmeye başladıysanız…

Ortorektik eğilimli bireylerdeki takıntılı kaygıların belirlenmesi, hastalığın sınıflandırılmasında ve tanı kriterlerinin oluşturulmasında yararlı olacaktır.

Sağlıklı beslenme takıntısından korunmak için;

  • Öncelikle yiyecekleri sağlığa zararlı bir tehdit unsuru olarak görmekten vazgeçin.
  • Unutmayın ki sağlıklı beslenme endişesine düşüldüğünde yaşanan yetersiz beslenme kişi için daha tehlikeli bir duruma yol açarak yarardan çok zarara dönüşen davranışlarla sağlık için uzun vadeli metabolik sorunları ortaya çıkarabilir.
  • En önemlisi bu durum sizin için hem maddi hem ruhsal bir sıkıntı yaratmaya başladıysa bir psikoloğa görünmeniz faydalı olacaktır. Ortoreksiya diğer yeme bozuklukları içinde değerlendirilebilecek bir davranıştır.