Yazılar

Sigara bağımlılığının nedeni çocuklukta saklı olabilir

Sigara bağımlılığının nedeni çocuklukta saklı olabilir

Ülkemizdeki erkeklerin % 50’si, kadınların ise % 18’i düzenli olarak sigara kullanıyor. Sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle her yıl dünya genelinde 5 milyon kişi hayatını kaybediyor. Zararları tüm dünya tarafından bilinen sigarayı bırakma konusunda farklı çalışmalar yapılıyor. Bırakmak için kişiye göre sigaranın bir bağımlılık mı yoksa bir alışkanlık mı olduğunun belirlenmesi gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Canan Şengül, sigarayı bırakma süreci konusunda bilinmesi gerekenleri anlattı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Canan Şengül

Sigarayı neden içtiğinizi biliyor musunuz?

Yıllarca içtiğiniz ve bırakma deneyimlerinde bulunduğunuz sigara içiciliğinizi hiç sorguladınız mı? Neden bırakmak istemediğinizi ve bıraktığınızda bu eylemin neden kalıcı olmadığını düşündünüz mü? Sigara içmenin size keyif verdiğini, sosyal ortam yarattığını, stresinizi aldığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sigara içmek bir madde bağımlılığıdır. İlk içtiğiniz sigara ile bağımlılık mekanizmasını uyararak madde bağımlısı konumuna düşebilirsiniz. Bıraktıktan sonra içilecek tek bir sigara ile bile tekrar madde bağımlılığı mekanizması uyarılır ve tekrar sigara içilmeye başlanabilir.

Sigara içiyorsanız ilerde çocuğunuzun da içme ihtimali yüksek

Sigara içilen bir aile ortamında büyüyen çocuklar bilinçaltında sigara içme eylemini normalleştirir. Sürekli her ortamda, her duygu durumunda sigara içiliyor olması çocuklarınızın bir bilgisayar hard diski gibi bu davranışları hafızaya almasına neden olur. Erişkin dönemine geldiklerinde bilinç düzeyi sigaranın zararlarını biliyor olsa da, bilinçaltı sigara içme eylemini her derde deva, keyif veren rahatlatıcı bir davranış gibi gösterir. Ebeveyn olarak rol model olduğunuz çocuklarınız sizden gördüğü davranışlardan dolayı erişkin olduklarında bilinçaltı ve bilinçli davranışlar konusunda stres yaşamaya başlar. Her bırakma deneyimi başarısızlıkla sonuçlanır. Bir yandan bilinçaltınızdan sigara içme eyleminin normalleştirilmesi bir yandan da madde bağımlılığı mekanizmasının her içilen sigara ile daha da kuvvetlenmesi sigara bırakma eyleminizin sizde stres oluşturmasına sebep olur. Bu kişilere iyi bir bilinçaltı temizliği yapılması gerekir.

Ailede sigara içen yoksa bilinçaltı temizdir

Aile içerisinde ve yakın çevresinde sigara içen kişilerin olmadığı bir ortamda büyüyen çocukların ise bilinçaltı temizdir. Bu çocukların bilinçaltı sigara içmeyi normalleştirmemiştir. Öte yandan, arkadaş çevresinde bir tane denemek için içilen sigara bile madde bağımlılığı mekanizmasını tetikler, daha sonra ikincisini içme isteği ortaya çıkar. Madde bağımlılığı mekanizması ile ilk içilen sigaranın tuzağına düşülmüştür. Zaman içerisinde sigaraya bağımlı olunur. Bu gruptaki sigara içiciler, sigaranın nasıl bağımlılık yaptığını ve zararlarını öğrendiklerinde kolayca sigaradan vazgeçebilir.

Sigarayı kalıcı olarak bırakmak için uzman yardımı alın

Sigara bırakma sürecini kişi her zaman kendi başına yönetemeyebilir. Sigaranın kalıcı olarak bırakılabilmesi için uzman kontrolünde, multidisipliner yaklaşımlarla, kişiye özel tedavi metotlarına başvurulmalıdır. Bireyin geçmiş deneyimlerine, yaşam tarzına özel olarak belirlenecek yöntemlerle kişi sağlıklı bir şekilde sigarayı bırakabilir.

Bıraktıktan sonra da etkisi devam ediyorsa…

Sigarayı bıraktıktan sonra bazı şikayetleriniz olabilir. Mesela bol miktarda balgam çıkışı görülebilir, ağız içinde yaralar oluşmaya başlayabilir. Sigara içerisinde birçok oksidan yani tahrip edici madde vardır. Bu maddelerin etkilerini ortadan kaldırmak için nötrleştirici başka maddeler katarlar. Çok hassas olan ağız mukozasında siz sigarayı bıraktıktan sonra bile sigaranın zararlı etkileri devam etmektedir. Aslında bu durumu sigara bırakma sürecinde bir iyiye gidiş olarak algılamak gerekir. Vücut sigarasız kalmaya bir tepki vermektedir. Ağız bakımı ve ilaçlarla bu süreci kısaltmak mümkün olmaktadır.

Tatilcilere alerji uyarısı

Tatilcilere alerji uyarısı

Tatile çıkmak birçok insanın favori etkinliklerinden biridir. Kısa ya da uzun süreli yapılan tatillerde insanlar dinlenir ve enerji toplar. Alerjik bünyeli insanların ise tatile çıkarken sağlıklarına daha fazla dikkat etmeleri gerekebilir. Farklı bir şehre ya da ülkeye gitmek var olan alerjilerini olumsuz etkileyebilir. Bu durumun önlenmesi adına tatile gidilecek yerin iyi araştırılması ve alerji ilaçlarının kişinin yanında olması önem taşır. Memorial Şişli Hastanesi Alerji Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ayşe Bilge Öztürk, alerji hastalarının tatile çıkarken dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Alerjisi olan birinin günlük hayatta alerjenlerden kaçınması gerekmektedir. Bu her zaman mümkün olamadığı için kişi alerji ilaçlarını hep yanında taşımalı ve mutlaka alerji hastalıkları doktorunun önerilerini uygulamalıdır. Bir alerji hastasının seyahate çıkmadan önce de doktoruna danışmasında fayda vardır. Kişi seyahati süresince ilaçlarının yeterli olduğundan emin olmalı ve gerektiğinde alerjik yakınmalarına yönelik ilaçlarını kullanmalıdır. Alerjiler çeşitli şekillerde olabilir. En yaygın görülen alerjiler arasında; polen, hayvan tüyü, ev tozu akarı, besin alerjileri ve yaz aylarında sık görülen arı alerjileri yer almaktadır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Ayşe Bilge Öztürk

Polen alerjiniz varsa;

Polen alerjiniz varsa gideceğiniz yerin polen düzeyini öğrenmelisiniz. Avrupa ülkeleri için polleninfo.org diğer ülkeler için www.wao.org, ülkemiz için ise www.aid.org.tr adresinden bilgi alabilirsiniz. Duyarlı olduğunuz polenin yoğun olduğu bir yere seyahat etmeniz şikayetlerinizin artışına sebep olabilir.

  • Polenlerin yoğun olduğu sabah ve öğle saatlerinde, kuru ve rüzgârlı havalarda zorunlu değilse dışarı çıkmayın.
  • Dışarıya çıktığınızda güneş gözlüğü kullanın. Özellikle gözü çepeçevre saran maske tarzında gözlükler polen alerjisine bağlı göz yakınmalarınızın azalmasına katkıda bulunur.
  • Eğer arabanızla seyahat ediyorsanız, araba camları açık bir şekilde yolculuk etmeyin. Arabanızda polen filtreli klima kullanabilirsiniz.

Hayvan tüyüne alerjisiniz varsa;

Evcil hayvanların da kabul edildiği yerlerde alerjenlere maruz kalabilirsiniz. Duyarlı kişilerin, ev hayvanı olan yerlere ziyaret öncesinde, reçetelenmiş ilaçlarını kullanmayı unutmamaları gerekmektedir.

Ev tozu akarı alerjiniz varsa;

Meteorolojik Veri İşlem Dairesi Başkanlığı Veri Kontrol ve İstatistik Şube Müdürlüğü İstatistik Birimi’nin yayınladığı “Türkiye Yıllık Ortalama Nem Dağılımı” haritasını kullanarak yaşadığınız bölgenin nem düzeyini değerlendirebilirsiniz.  Eğer yaşadığınız bölge nemi %50’nin üstünde ise genel olarak o bölgede akar yoğunluğunun yüksek olduğu söylenebilir. Ev tozu akarı alerjiniz varsa alerjen geçirmeyen yastık, yatak ve yorgan kılıflarını yanınıza alabilirsiniz.

Özellikle uzun zaman geçirilen odalarda yerde halı bulundurulmaması yakınmalarınızı azaltacaktır. Bu nedenle kalacağınız yerde mümkünse halı olmayan odaları tercih edin.

Besin alerjiniz varsa;

  • Besin alerjiniz varsa gideceğiniz yerin yemek servis hizmetleri ile bunu paylaşın.
  • Anafilaksi hikâyeniz varsa yanınızda adrenalin oto-enjektör taşıyın.
  • Mümkünse restoranlarda besinlerin içeriklerini ve hazırlanma şekillerini tam olarak bilen ve sizi aydınlatacak yetkili biriyle konuşun.
  • Yemek siparişlerinden önce besinlerin içeriklerini ve hazırlanma şeklini öğreniniz.
  • Restoranlarda mümkünse tek veya iki bileşeni olan yemekler isteyin.
  • Açık büfelerden kaçının. Böyle yerlerde kolayca besinler birbirine karışabilir.
  • Yiyecek hazırlanan fırınlarda ve mutfaklarda çalışanlar için önemsiz olan küçük bulaşmalar hastalar için riskli olabilir. Mesela, aynı hamur teknesinde hem ekmek hamuru hem de süt içeren kek hamuru hazırlanmış olabilir. Bu da süt alerjik birinde ekmek tüketilmesi sonucunda reaksiyona yol açabilir.
  • Anafilaksi, eser miktardaki alerjenle de olabilir. Onun için “Eser miktarda… içerebilir” ibaresi olan besinlerden kaçının.
  • Resmi ithal izni olmayan ilaçları ve besin destek ürünlerini kullanmayın.

Arı alerjisiniz varsa;

  • Araç ile seyahat ederken pencereleri kapalı tutun.
  • Arıların olduğu mevsimde dışarı çıkarken uzun kollu ve paçası uzun giysiler giymeye dikkat edin.
  • Renkli giysilerin, kozmetik, parfüm veya saç spreylerinin arıları çekeceğini unutmayın.
  • Açıktaki besinlerin ve çöplerin özellikle yaban arılarını çekeceğini unutmayın ve açık alanlarda yemek yememeye mümkün olduğunca özen gösterin.

Ağız kuruluğu bazı hastalıkların habercisi olabilir

Ağız kuruluğu bazı hastalıkların habercisi olabilir

Ağız içindeki tükürüğün azalmasıyla ortaya çıkan ağız kuruluğu, birçok nedene bağlı olarak gelişebiliyor. Kserostomi olarak da bilinen ağız kuruluğu, diş çürükleri ve ağız içi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Bazı ciddi hastalıkların belirtisi de olabilen ağız kuruluğundan kurtulmak için altta yatan nedenin belirlenmesi gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kaplan, ağız kuruluğu ve nedenleri hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Tükürük üretilmezse ağız kuruluğu görülür

Ağız kuruluğu, tükürük bezlerinin ağız içini ıslak tutmak için yeterli tükürük üretemediği bir durumu ifade etmektedir. Tükürük, bakteriler tarafından üretilen asitleri etkisiz hale getirerek, bakteri üremesini sınırlar ve diş çürümesini önlemeye yardımcı olur. Tükürük ayrıca tat alma yeteneğini geliştirir ve çiğneme ile yutmayı kolaylaştırır. Ayrıca tükürükteki enzimler sindirime yardımcı olmaktadır. Azalmış tükürük ve bunun sonucunda ortaya çıkan ağız kuruluğunun, diş ve diş eti sağlığına, iştah ve yemekten aldığınız zevk üzerinde büyük etkisi olacaktır. Ağız kuruluğu genellikle belirli ilaçların yan etkisinden, yaşlanmaya bağlı sorunlardan veya kanser tedavilerinin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu belirtilere dikkat!

Ağız içinde yeterince tükürük üretilmemesi şu belirtilere neden olabilmektedir:

  • Ağızda kuruluk veya yapışkanlık hissi.
  • Sık sık susama.
  • Dilde karıncalanma hissi.
  • Tükürük bezlerinde büyüme.
  • Kalın ve lifli görünen tükürük.
  • Ağız kokusu.
  • Çiğneme, konuşma ve yutma güçlüğü.
  • Boğaz ağrısı ve ses kısıklığı.
  • Kuru veya oluklu dil.
  • Değişen bir tat alma duyusu.
  • Protez takma sorunları.

 

Ağız kuruluğunun nedeni bu sorunlar olabilir

İlaçlar:  Depresyon, yüksek tansiyon ve anksiyete tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yanı sıra antihistaminikler, dekonjestanlar, kas gevşeticiler ile ağrı kesici ilaçlar ağız kuruluğu yapabilir.

Yaşlanma:  Birçok kişi yaşlandıkça ağız kuruluğu yaşar. Bu duruma katkıda bulunan faktörler arasında belirli ilaçların kullanımı, vücudun ilaçları işleme yeteneğindeki değişiklikler, yetersiz beslenme ve uzun süreli sağlık sorunları yer alır.

Kanser tedavisi: Kemoterapi ilaçları tükürüğün yapısını ve üretilen miktarı değiştirebilir. Baş ve boynuna uygulanan radyasyon ya da ışın tedavileri tükürük bezlerine zarar vererek tükürük üretiminde belirgin bir azalmaya neden olabilir.

Sinir hasarı: Baş ve boyun bölgesindeki sinir hasarına neden olan bir yaralanma veya ameliyat, ağız kuruluğuna neden olabilir.

Diğer sağlık koşulları: Diyabet-şeker hastalığı, felç, ağızdaki mantar enfeksiyonu (pamukçuk) veya Alzheimer hastalığı, Sjögren sendromu veya HIV/AIDS gibi otoimmün hastalıkları ağız kuruluğu yapabilir.  Böbrek yetmezliği,  tiroid hastalıkları, kansızlık, verem gibi hastalıklar da ağız kuruluğunun nedenidir.

Burun tıkanıklığı: Ağızdan nefes almak, horlamak ve oda havasının kuru olması da ağız kuruluğuna katkıda bulunabilir.

Tütün ve alkol kullanımı: Alkol ve sigara içmek veya tütün çiğnemek ağız kuruluğu şikayetlerini artırabilir.

Uyuşturucu kullanımı: Metamfetamin kullanımı şiddetli ağız kuruluğuna ve “meth ağzı” olarak da bilinen dişlere zararlı bir duruma sebep olur. Esrar da ağız kuruluğuna neden olabilir.

Ağız kuruluğu için önemli öneriler

Tedavinin belirlenmesi ağız kuruluğunun nedenine bağlı olarak yapılmalıdır. Uzman hekim veya diş hekimi şunları yapabilir:

  • Ağız kuruluğuna neden olan ilaçlar değiştirilebilir. Eğer bu mümkün değilse belki doz miktarı azaltılabilir.
  • Ağızı nemlendirecek ürünler kullanılabilir (Ağız gargaraları, yapay tükürük veya nemlendiriciler olabilir). Ağız kuruluğu için tasarlanmış, özellikle ksilitol içeren ağız gargaraları, diş çürümesine karşı koruma da sağlar.
  • Tükürüğü uyaran ilaçlar kullanılabilir.
  • Dişleri korumak önemlidir. Çürükleri önlemek için florürlü ilaçlar veya haftalık klorheksidin kullanılabilir.

Kalp dostu yulaf

Kalp dostu yulaf

Yulaf, zengin besin değerleri, uzun süre tok tutması ve sağlığa faydaları nedeniyle günümüzün popüler besinleri arasında yer alıyor. Sağlıklı ve lezzetli yiyecekler hazırlamak isteyenlerin birinci tercihi olan yulaf, tatlı ya da tuzlu tariflerde rahatlıkla kullanılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. N. Sinem Türkmen, yulafın sağlığa faydaları hakkında bilgi verdi.

Yulaf ( Avena sativa), tohumları için yetiştirilen bir tarım bitkisidir. Dünya tahıl üretim istatistiklerinde buğday, mısır, pirinç, arpa ve sorgumdan sonra altıncı sırada yer almaktadır. Yulaf saf haliyle glüten içermeyen bir tahıldır. Eğer üretildiği ortamda glütenli bir besinle teması olursa glütensiz olma özelliğini kaybetmektedir. Yulaftan elde edilen yulaf sütü bitkisel süt kaynakları arasında yer almaktadır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Güçlü bir fosfor ve lif kaynağı

80 gram yulaf yani 8 yemek kaşığı yulaf, günlük fosfor, B1 vitamini ve lif ihtiyacının %40’ını, magnezyum ihtiyacının %35’ini, bakır, çinko ve demir ihtiyacının %20’sini karşılamaktadır. Yulaf hem çözünür hem de çözünmez lifler içerir. Yulafın diyete dahil edilmesi, zengin makro ve mikro besin maddeleri, çözünür lif (β-glukanlar) ve yakın zamanda keşfedilen yulaf polifenolikleri nedeniyle sağlığa yararlı etkiler sağlamaktadır.

Yüksek tansiyon ve kolesterole iyi geliyor

Yapılan bilimsel çalışmalarda yulaf kaynaklarının (yulaf kepeği, yulaf ezmesi ve tam yulaf unu dahil)  tüketiminin toplam kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL) konsantrasyonlarını azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, avenantramid olarak bilinen yüksek antioksidan içeriği sayesinde vücutta nitrik oksit üretimini artırarak kan basıncı seviyelerini düşürmeye de yardımcı olmaktadır. Nitrik oksit molekülü, kan damarlarını genişletmeye yardımcı olur ve daha iyi kan akışına yol açar. Bu nedenle yüksek tansiyon ve kolesterol hastaları her gün mutlaka yulaf tüketmelidir.

Kan şekeri düzeyini düşürüyor, uzun süre tok tutuyor

Yulaf, içerdiği beta-glukanın midenin boşalmasını ve glukozun kanda emilimini geciktiren kalın bir jel oluşturma özelliği sayesinde, özellikle fazla kilolu veya Tip 2 diyabetli kişilerde kan şekeri düzeylerini düşürmeye ve insülin hormonun aktivitesinin iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Yulaf içerdiği çözünmeyen lif sayesinde, kabızlığı azaltarak bağırsak sağlığını iyileştirir. Kilo yönetimi için de tüketimi oldukça önemlidir. İçerdiği lif miktarı sayesinde uzun süre tokluk sağlar, daha sonraki öğünlerde besin alımının azalmasına neden olarak kilo kaybetmek isteyen bireylerin porsiyon kontrolü sağlamasına yardımcı olur.