İngev Başkanı Vural Çakır “Gerçekçi ve cesur”
Brand City
İNGEV Başkanı Vural Çakır “Gerçekçi ve cesur”
Geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin geri dönüşü konusunda yaygın siyasi pozisyonların tümü birbirine benziyor. “Suriye’de sorunlar çözülsün (çözülecek) ve ülkelerine geri dönsünler (dönecekler)”. Güvenli bölge yaratmanın bir önemli gerekçesi de bu şekilde.
İkili konuşmalarda ise resmi söylemelerin aksine . “Suriye’ye dönüş zayıf ihtimal “
Önümüzdeki iki kuşak boyunca Ülkemizin en önemli meselelerinden birisi olacak soruna yaklaşım bu gerçekçi olmayan teze dayanmamalı.
Dünya mülteci pratiği geri dönüşün belli koşullarda mümkün olduğunu gösterir. Mülteciler sınırda özel olarak oluşturulmuş alanlarda (kamplarda) yaşıyorsa ve mültecilik süresi kısa ise geri dönülüyor.
Ev sahibi toplulukla iç içe geçilmişse, süre uzamışsa, kendilerine yeni bir hayat kurmak zorunda kalmışlar ise geri dönüş eğilimi düşük.
Türkiye’de geçici koruma statüsünde 4 milyona yakın Suriyeli var. Bunların yalnızca, evet yalnızca 63 bini kamplarda bulunuyor. Geriye kalanı ev sahibi toplum ile iç içe geçmiş olarak şehirlerde yaşıyor. Kendilerine bir hayat kurmuşlar. çok büyük zorluklar içindeler, ama bir hayat kurmuş durumdalar.
600 bini aşkın çocuk eğitim sisteminin içine girmiş, okullaşmış durumda ve Türkçe eğitim görüyor.Üniversitede okuyanların sayısı 27 bin.
Çalışma izini alanların sayısı 35 bine yaklaşıyor. İş gücü piyasasında 800 bin dolayında Suriyeli var. Suriyelilerin kurduğu şirket sayısı 15 bini aştı, esnaf konumundakilerle birlikte toplam 35-40 bin olarak tahmin ediliyor.
Yoğun olarak bulundukları bölgelerde kendi “eko sistemleri” oluşmuş durumda. Yani yöresel yemeklerini, içeceklerini, alışveriş mekanlarını oluşturmuş durumdalar. Tıpkı Almanya’daki birinci kuşak Türklerin almanca öğrenmeden ve bulundukları ülke kültürüne uyum sağlamadan hayatlarını sürdürebildikleri gibi, yaşlı Suriyeliler de bildikleri hayatı Arapça ile sürdürebiliyorlar.
Sonuçta,bütün dinamikleriyle Ülkemizdeki Suriyeliler Türkiye günlük yaşamının içine yerleşmiş, yeni bir hayatın temellerini atmış durumdalar.
Bu içiçelik sürerken “ sizin geçici koruma kimlikleriniz iptal ettik, işte şurada Suriye’ye kalkan otobüsler var, haydi siz 4 milyon insan kuyruğa girin otobüslere,trenlere binin ve Suriye’ye dönün, orada yeniden bir hayat kurmaya başlayın” denemeyeceği açık.“ Sevgili çocuklular sizi okullarınızdan alıyoruz , hadi bakalım Suriye’ye gidiyorsunuz “ denilebilir mi ?
Suriye hemen yarın güvenli bölge haline gelse bile yapılamaz.
Daha gerçekçi ve daha cesur bir stratejiye ve onun dile gelmesine ihtiyacımız var. Cesur , çünkü birçok unsur birleşerek Türk -Suriyeli ilişkisini başlıca sosyal uyumsuzluk noktalarından birisi haline getirdi. Başka bir söylem seçmen oyunu etkileyecek siyasal riskler taşıyor.
Gerçekçi olan ise öncelikle Suriyelilerin büyük çoğunluğunun bu ülkenin bir parçası olduğunu Kabul ederek buna göre stratejiyi ayarlamak.
Meselenin Ülkemizde gittikçe büyüyecek bir çatışma alanı değil bir avantaj olabilmesini sağlayabilmek,gelecekte yeniden inşa edilecek Suriye ile güçlü bir köprü sağlamasına da zemin hazırlamak.
Bu nedenle Ülkemizdeki Sosyal uyumu çok ciddiye almalıyız; bizim kültürümüzü , iş hayatından kadın erkek ilişkilerine kadar her alanda hissetmelerini sağlayacak; bizim de onların davranışlarını doğru anlamamızı sağlayacak geniş kapsamlı bir uyum bakışına ihtiyacımız var. Özellikle ev sahibi toplum farkındalığı çok yükselmeli…
Bu yeni durumun yüklerini kaldırırken, zenginliklerini de daha iyi değerlendirebiliriz.
İngev’de yürüttüğümüz bir proje için mentorluk yaptığım Suriyelilerin sahip olduğu iki tekstil kuruluşu geçen ay Libya’dan 900 parçalık elbise siparişi aldı. Arapça konuşulan ülkelerle ticaret açısından yeni bir potansiyel.
Ülkemizdeki Suriyelileri stratejik olarak Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak düşünüp, aşamalı olarak ve belli koşullar altında vatandaşımız haline getirmeliyiz. Geri dönüşün artık çoğunluk için değil azınlık için mümkün olacağını öngörmeliyiz. Gelecek kuşaklara yeni bir çatışma alanı değil zenginlik bırakabilmek için
+90 544 455 22 63