Yazılar

İNSANİ GELİŞME İÇİN KAPSAYICI KENT

İNSANİ GELİŞME İÇİN KAPSAYICI KENT

Vural Çakır-Brand City

Birleşmiş Milletler (BM)  2016 yılında  önündeki 15 yıl için faaliyetlerini belirleyecek olan sürdürülebilir kalkınma hedeflerini (SDG)  tanımladı. BM ve Üye ülkeler öngörülen bu 17 ana hedef doğrultusunda çalışmaları yoğunlaştırılacaktı.

Amaçlar genel sözler olarak bırakılmadı. 169 küresel alt hedefle detaylandırıldı. Bu  alt hedeflerin performans ölçümü için de 234 gösterge belirlendi. Umarız Pratik hayat da gerçekten bu şekilde ilerler. BM vizyon açısından etkili ama yapısal durumu nedeniyle aksiyon açısından o kadar değil.

17 ana hedefin 11 nolu olanı  şehirlerin ve insan yerleşimlerinin kapsayıcı,güvenli , dayanıklı ve sürdürülebilir kılınmasını amaçlıyor.

Kentler dünya yüzölçümünün sadece yüzde 3’ünü oluşturuyor ama, nüfusun yüzde 60’ını barındırıyor. Bütün tahminler bu nüfus oranının artmaya devam edeceği doğrultusunda. Yani hayatımızın kalitesini olumlu ve olumsuz olarak etkileyebilecek pek çok değişken kentde toplulaşıyor.

11 nolu hedefin ilk kelimesinin kapsayıcılık olması bir sıralama rasgelmesi değil. Son yıllarda teknoloji ve telekom şirketlerinin büyük çabalarıyla da akıllı kent (smart city) tanımı çok kullanılmaya başlandı. Akıllı kent bir yönetme ve  işletim sistemi olarak önem taşıyor.  Kentin güçlü bilgi ağlarına sahip olması ve günlük kent yönetim hizmetlerinin bu bilgi ağı sayesinde daha hızlı, daha verimli hale getirilmesini öneriyor

Kapsayıcı kent (inclusive city) ise öncelikle bir “işletim sistemi” değil bir yönetim felsefesi. Tıpkı insani gelişme gibi yönetsel önceliklerinizi, kent hayatına yaklaşımınızı,kaynaklarınızı nasıl yönlendireceğinizi belirleyen bir bakış açısı. Bir vizyon.

Kapsama kentde yaşayan her bir bireyin onurlu , kabul edilebilir seviyede bir yaşam kalitesine kavuşturulması anlamına gelir. Hiç kimseyi dışlamadan,dışarıda bırakmadan.

Kent kaynakları  öncelikle ihtiyaç sahibi  hemşehrilerin hayat kalitesini yükseltmeye ve bütün bireyleri  organik kent hayatının  içine almaya, herkesi içermeye ayrılır.   Özellikle son son otuz yılda neredeyse  kent yaşamına damgasını vuran “seks and city” tüketim  kültüründen farklı  bir  kentsel yaşam kültürü oluşturmayı öngörür.

Türkiye gelir dağılımı adaletsizlikleri konusunda  OECD ‘nin en zayıf durumdaki ülkeleri arasında. Nüfusun yüzde 14’ü sürekli yoksulluk içinde; nüfusun yüzde 28,7’si ciddi maddi yoksunluk çekiyor. İşsiz sayısı yaklaşık 4 milyon ve neredeyse her dört gençten birisi işsiz.

Yaşlı bakım hizmetlerinin mevcut içeriği ve kapasitesi ile asla başedemeyeceği bir ileri yaş nüfusu geliyor.

Engellilerin  kent yaşamına  eksiksiz olarak katılabilmesini sağlayacak”engelsiz şehir”lerden çok uzaktayız. Tam aksine yol yapımından ulaşım hizmetlerine, sinemalardan lokantalara, bina asansörlerinden işyeri mimarilerine kadar tamamı  engellerle dolu bir mekanizma  çalışıyor.

Kapsama politikaları, bütün bu konuları öncelikli olarak adresler. Ekonomik, sosyal ve kültürel adaletsizlikleri azaltmayı, eşitlikçi ilişkileri teşvik etmeyi ve sosyal çeşitliliği doğal bir durum olarak tanımayı gerektirir.

Sosyal kapsama politikaları ile ihtiyaç sahiplerine yardım  etmek ve  destek olmak bir sadaka değil zorunlu bir toplumsal görevdir.

İnsanların gündelik hayatlarının etkileyen kararlara katılımını sağlayacak derinlikli bir demokrasi anlayışı da kapsayıcı kent yönetim politikaları için gereklidir.  Yapılan yeni bir avm veya konut projesi, değiştirilen bir imar planı,artan bir kat yükseklği  bir anda insanların alıştıkları gündelik hayat kalitesini habersizce ve geri dönülemez şekilde etkileyebilir. Buna kimsenin hakkı olmamalıdır.

İnsani gelişme ve Kapsayıcı kent politikaları bunları somut aksiyon planlarına bağlamayı amaçlıyor.  Sürdürülebilir şehir için  BM’in  sağladığı alt hedefler de aslında  bunları tanımlıyor Yerel yöneticilerin başucunda bulunması gereken alt hedeflerden bazıları şöyle:

Herkesin güvenli ve uygun fiyatlı konutlara ve temel hizmetlere erişiminin sağlanması;gecekondu mahallelerinin iyileştirilmesi

Kırılgan durumdaki insanların kadınların,çocukların, engelilerin ve yaşlıların ihtiyaçlarına özel önem verilmesi, yol güvenliklerinin geliştirilmesi

Herkesin güvenli ,uygun fiyatlı, erişilebilir ve sürdürülebilir ulaşım sistemlerine erişiminin sağlanması

Hava kalitesine,belediye atık yönetimine ve diğer atık yönetimlerine özel önem verilerek kişi başına düşen olumsuz çevresel etkilerin azaltılması

Özellikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engellilerin güvenli, kapsayıcı ve erişilebilir yeşil alanlara ve kamu alanlarına erişimlerinin güvence altına alınması.

Yoksulların ve kırılgan durumdaki insanların korunması temel alınarak afetler nedeniyle ölümlerin ve etkilenen insanların önemli ölçüde azaltılması

Önümüzdeki yerel seçimlerin insani gelişme için kapsayıcı kent politikalarının güçleneceği bir aşama olmasını diliyoruz.