Yazılar

Bademcik enfeksiyonu minik kalbini vurabilir!

Bademcik enfeksiyonu minik kalbini vurabilir!

Vücudumuzun savunma organlarından biri olan bademcikler, burun ile ağızdan giren mikropları yakalamak ve süzmek gibi son derece önemli işleve sahipler. Dolayısıyla solunum yolu hastalıklarına karşı adeta ‘bariyer’ görevini üstleniyorlar. Ancak çocukların sağlıklı bir yaşam sürmelerinde kilit konumda olan bademcikler bazen kendileri enfeksiyon odağına dönüşüp, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, bu nedenle ihtiyaç halinde bademciklerin tümüyle veya kısmen alınmalarının büyük önem taşıdığına işaret ederek, “Bademcik enfeksiyonunun 1-3 yaş aralığında az görülmesi, geniz bölgesinde yerleşmiş olan adenoid dokusunun tıkayıcı özelliğe sahip olacak boyutta büyümesine nadir rastlanması ve bademciklerin bağışıklık sistemindeki rolleri nedeniyle bademcik ameliyatları genellikle 3-6 yaş aralığında yapılıyor. Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine, bademcik ameliyatı için ideal bir yaş yoktur. Bademcik ve geniz eti ile ilgili sorunlar hangi yaşlarda oluştuysa ameliyatın ertelenmeden o zaman yapılması gerekiyor. Zira ideal yaş yanılgısıyla ameliyatı ertelemek çocuğa büyük zararlar verebiliyor. Örneğin bademcikler, geçirilen enfeksiyonlar sonrasında akut eklem romatizmasına ve romatizmaya bağlı kalp kapak hastalıkları ile daha pek çok önemli sağlık sorununa neden olabiliyor” diyor.

Prof. Dr. Haluk Özkarakaş

Prof. Dr. Haluk Özkarakaş

Enfeksiyon kalp kapaklarını vurabilir! 

Bademcikler özellikle kış aylarında enfeksiyon odağı ve bakteri deposu haline gelebiliyor. Bunun sonucunda çocuk, örneğin beta hemolitik streptokok taşıyıcısı olabiliyor. Geçirilen enfeksiyonlar sonrasında akut eklem romatizması, romatizmaya bağlı kalp kapak hastalıkları, böbreklerde küçük filtrelerin iltihaplanması, cilt döküntüleri (kızıl) gibi enfeksiyona bağlı önemli hastalıklar gelişebiliyor. Bunların yanı sıra bademcikler hacimsel büyümeye yönelerek nefes yolunda tıkanmalara yol açabiliyor. Damakta, yüzde, dişlerde ve üst çenede gelişim anomalileri de yine büyüyen bademcikler sonucu oluşan diğer önemli problemleri oluşturuyor.

Bademcik ameliyatı ne zaman gerekli?

Sadece büyük olup enfeksiyona neden olmuyorsa, bademciği her zaman almak gerekmeyebiliyor, küçültme işlemi yeterli geliyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, bademcik veya bademcik-geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumları şöyle özetliyor:

  • Son bir yıl içinde yedi kez ateşli enfeksiyon veya son iki yıl içinde toplam 10 kez ateşli enfeksiyon ya da son üç yıl içinde yılda beş veya daha fazla boğaz ağrısı ve ateş gelişmesi
  • Bademciklerde ve / veya genizde nefes yolunu daraltan, gürültülü solunum ya da nefes durmasına yol açan büyümeler
  • Meme hattı üzerinde, sırt ve göğüste, ensede ve saçlı deride terleme yapması
  • Sık aralıklarla ateşlenme sorunu nedeniyle okuldan geri kalmaya neden olması
  • Bademciğin kendisinde veya çevresinde apse oluşması (Bir kez bile olsa tekrarlama riski yüksek olduğu için bademciğin alınması öneriliyor)
  • Bademcik üzerinde bir ayı geçmiş iyileşmeyen yara varlığı
  • Tek taraflı, ani ve hızlı büyümenin başlaması (tümör gelişme olasılığına karşı patolojik inceleme için)

Bademcik enfeksiyonu

Ameliyat sonrasında bağışıklık düşmez!

Toplumda bademcikler alındıktan sonra vücudun ağız ve boğaz yoluyla giren bakteri ile virüslere karşı savunmasız kaldığına, bu nedenle boğaz enfeksiyonlarının daha sık görülmesinin yanı sıra akciğerlere ineceğine yönelik yaygın bir kaygı var. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, sanılanın aksine bademcik ameliyatının ardından bağışıklığın düşmediğini belirterek, “Ameliyat ile almakta olduğumuz, bir organdır. Dolayısıyla kar-zarar terazimizde bademciklerin ve/veya geniz etinin alınmasını gerektirecek sorunlar oluştuysa almak yoluna gidiyoruz. Ayrıca bazı durumlarda bademciğin tümüyle alınmayıp küçültülmesi de doğal olarak organı koruma düşüncesinin bir sonucudur” bilgisini veriyor.

Kolay ve kısa süren bir ameliyat

Tonsillektomi (bademciklerin alınması) oldukça kolay uygulanabilen ve çoğu zaman çocuğun ameliyattan birkaç saat sonra taburcu olduğu bir yaklaşım. Günümüzde bademcik ameliyatlarında en yaygın olarak ‘soğuk teknik’ olarak da adlandırılan ‘klasik yöntem’ uygulanıyor. Bu yöntemde bademcikler neşter ve makas yardımıyla çıkarılıyor. Bunların yanı sıra plazma koblasyon ve thermal welding  gibi yüksek frekanslı dalga enerjisi kullanılan yöntemler  ile yüksek ısı oluşturan koterizasyon ve lazer yöntemleri de yine  başvurulan diğer ameliyat yöntemlerinden.  Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, bademcik ameliyatlarında ‘plazma koblasyon’ yönteminin sağladığı faydalar nedeniyle oldukça sık tercih edildiğini belirterek, “Bu yöntemde, bademcikler tuzlu su solüsyonu içinde işlevini yapan radyofrekans yöntemiyle küçültülüyor. Plazma koblasyon yönteminin en önemli faydaları çok çabuk yapılabilmesi, yok denecek kadar az kanamaya neden olması ve  ameliyat sonrası ağrısının düşük dereceli olmasıdır. Koter veya lazerle de küçültme yapılabiliyor, ancak bu yöntemlerin muhtemelen yakıcı özelliklerinden dolayı acısı ve kanama yapıcı etkileri daha fazla oluyor” diyor.

Ameliyat sonrasında ‘bol su içmek’  şart!

Bademcik küçültme veya alma ameliyatının ardından  genelde soğuk ve sıvı olan gıdalar içeren bir diyet listesi veriliyor. Zamanla daha katı, daha ılık gıdalara geçiş yapılıyor. Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, bademcik ameliyatından sonra dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın ‘su içmek’ olduğuna dikkat çekerek, “Zira susuzluk başladığında ağrı ve ateş artıyor. Dolayısıyla yemeği reddetse de çocuğa düzenli su içirilmesi çok önemli. Ayrıca dondurma yüksek besin değeri ve soğuk etkisiyle ağrıyı azalttığı için ameliyat sonrasında çocuklara en çok verdiğimiz ve en sevilen gıdalardan. Dondurma çocuklarda ameliyatın ardından ödül gibi oluyor adeta” diyor.

Yaz aylarında dış kulak enfeksiyonları artıyor!

Yaz aylarında dış kulak enfeksiyonları artıyor!

Yaz mevsiminde havaların ısınmasıyla birlikte deniz ve havuz sezonu açıldı. Tatil planlarının şekillenmeye başladığı bu sıcak yaz günlerinde pek çok kişi serin sulara koşacak. Ancak dikkat! Özellikle kulak sağlığı açısından bazı önlemlere dikkat edilmediğinde tatil keyfi zehir olabiliyor! Dış kulak enfeksiyonlarında yaz aylarında artış yaşandığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil, kulaklarımızda birçok soruna davetiye çıkaran yaz risklerine karşı uyarılarda bulundu ve bu risklere karşı alınması gereken 7 etkili önlemi açıkladı.

İşitme görevinin yanı sıra vücudun dengesini sağlamada da çok önemli bir rol oynayan, vücudumuzun en karmaşık organları arasında yer alan kulaklarımız özellikle yaz aylarında önemli risklerle karşı karşıya kalıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil yaz aylarında özellikle dış kulak yolu enfeksiyonlarında artış yaşandığını belirterek “Yüzülen havuz veya denizin temiz olmaması çoğunlukla kulakta enfeksiyona yol açabiliyor. Ayrıca havuzdaki klor dış kulak yolunun dış etkenlere karşı direncini düşürüyor. Su teması sonrası kulakların nemli bırakılması ise özellikle mantar enfeksiyonlarının gelişimine neden oluyor” diyor.

Prof. Dr. Arif Ulubil

Havuz ve denizde dikkat!

Dış kulak yolunun çok kolay bir şekilde havuz ve denizdeki mikroorganizmalardan enfekte olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Arif Ulubil şöyle konuşuyor: “Yaz döneminde dış kulak yolu enfeksiyonu diye tabir edilen bölgenin enfeksiyonlarını sıklıkla görmekteyiz. Deniz ve özellikle havuz suyunun içindeki mikroplar başlı başına bu bölgede enfeksiyona yol açabilirler. Havuz suyu mikrop açısından temiz olsa dahi yüksek pH değerine sahip olduğundan dış kulak kanalındaki düşük pH oranını bozup mikropların bu bölgede yerleşip üreyebilmelerine zemin hazırlayabilir. Bunun yanı sıra kulak kanalında sıkışan ve doğru temizlenemeyen kulak kirinin suyla teması sonucu geçmeyen kulak tıkanıklıkları oluşabilir.”

Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil

Kulak çubuğuyla gelen tehlike!

Kulak kirini temizlemek ya da kulak tıkanıklığını açmak amacıyla kulak çubuğu da çok yaygın kullanılıyor ancak dikkat! Normal şartlar altında kulak kirinin kendiliğinden dışarı atıldığını, kulak temizliği için kulak pamuğu kullanıp çok fazla derine sokulduğunda ise kirin iyice zara doğru itilerek tıkanıklığın arttığını belirten Prof. Dr. Arif Ulubil “Bu da enfeksiyona zemin hazırlar. Bu nedenle kulak çubuğu ya da gelişigüzel damla kullanmak yerine mutlaka doktora başvurmak gerekir” diyor.  Prof. Dr. Arif Ulubil bakteri kaynaklı dış kulak yolu enfeksiyonunun şiddetli kulak ağrısına yol açtığını, kulak mantarında ise inatçı kulak kaşıntıları oluştuğunu belirtirken bu sorunların da yazın çok yaygın görüldüğünü söylüyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil

Kulak sağlığı için 7 önemli önlem!

KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil yazın kulak sağlığı için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralıyor;

  • Havuzun ve denizin temiz olmasına dikkat edin.
  • Duş veya yüzme sonrası kulaklarınızı kurutmaya çalışın çünkü kanaldaki nem enfeksiyona zemin hazırlayabiliyor.
  • Kulaklarınızı deniz veya havuzdan sonra bir havlu veya saç kurutma makinesi ile kurutun.
  • Mevcut bir kulak zarı probleminiz yoksa kulak tıkacı kullanmayın. Aksi taktirde kulak tıkacı hem kulağın havalanmasını bozabilir hem de sert tıkaçlar dış kulak yolu cildine zarar vererek enfeksiyon riskini artırabilir.
  • Bonenizin çok sıkı olmamasına dikkat edin.
  • Kulağınızda tıkanıklık veya basınç hissettiğinizde rahatlamak için kesinlikle kulak çubuğu kullanmayın.
  • Herhangi bir sorunda gelişigüzel uygulamalardan kaçınıp mutlaka hekime başvurun.

Kulak kireçlenmesi demans riskini artırıyor!

Kulak kireçlenmesi demans riskini artırıyor!
Halk dilinde ‘kulak kireçlenmesi’ olarak ifade edilen Otoskleroz işitme kaybının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil “Vücudumuzdaki kemikler hayat boyunca sürekli kendini yenilemek adına eski hücreleri yıkıp, yenilerini oluştururlar. Otosklerozda iç kulak kapsülünü oluşturan kemikteki yenilenme döngüsünün bozularak anormal sert bir kemik dokunun ortaya çıkması, sesin iç kulağa iletilmesini engeller. Aslında ortada bir kireçlenme değil, kemik dokusu oluşumu vardır” diyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil, ülkemizde sık rastlanan ama farkındalığın olmadığı Otoskleroz hastalığı hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Arif Ulubil

20’li yaşlarda dikkat!

Toplumun yüzde 1’inde görülen Otoskleroz özellikle genç erişkinlerde işitme kaybına neden oluyor. En çok 20’li yaşlarda kendini belli eden, genellikle 15-45 yaşları arasında rastlanan hastalığın görülme sıklığı kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla oluyor. Otosklerozun bilinen belirli bir nedeni olmadığını, genetik faktörler ve hormonal değişikliklerin de hastalığa yol açabileceğini belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil, yapılan çalışmalara göre; geçirilmiş kızamık enfeksiyonunun bu anormal kemik yapımını tetiklediğini söylüyor.

Bu belirtilerle ortaya çıkıyor!

Otosklerozun en önemli belirtisini zamanla kademeli olarak artan işitme kaybı oluşturuyor. İşitme kaybı yıllar içinde giderek ilerlerken, hastaların yaklaşık yüzde 75’inde işitme kaybı her iki kulağı da etkiliyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil “Otoskleroz hastaları kendi seslerini kulaklarında daha güçlü duyduklarından çok düşük sesle konuşurlar. Bazı hastalar ilginç bir şekilde gürültülü ortamlarda konuşmaları daha iyi takip edebildiklerini de belirtebiliyorlar. İşitme kaybına bazen kulak çınlaması, baş dönmesi ve denge sorunları eşlik edebiliyor” diyor.

Ciddi işitme kaybına neden oluyor!

Hastalığın tanısı KBB uzmanı tarafından konuluyor. Kulak muayenesinde anormal bir bulguya rastlanmazken, ardından işitme kaybının derecesini belirlemek için işitme testleri yapılıyor. İşitme testinde özellikle düşük frekanslarda (kaba seslerde) daha belirgin olan iletim tipi bir işitme kaybına rastlandığını belirten Prof. Dr. Arif Ulubil “Yüzde 80 gibi yüksek bir oranda kulak kireçlenmesi olan kişilerde her iki kulakta da işitme kaybı vardır” diyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil

Demansa yol açabiliyor!

Kulak kireçlenmesi tedavi edilmediğinde kalıcı işitme kaybına neden olabiliyor. İşitme kaybı tedavi edilmediğinde, beyin zaman içinde kelimeleri işleme kapasitesini yitiriyor ve hastalarda erken demans ortaya çıkabiliyor. Ayrıca işitememenin yarattığı depresyona sık rastlanıyor. Otoskleroz hastalığında erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arif Ulubil “Erken tanı, rehabilitasyonun da erken olması demek olduğundan, hastaların işitme kaybı kaynaklı gelişebilecek psikolojik ve zihinsel problemlerden daha az etkilenmelerini sağlayacaktır” diye konuşuyor.

Cerrahi tedavi ile yüzde 95 başarı sağlanabiliyor!

KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil tedaviye yönelik şöyle konuşuyor: “Otosklerozun bir tedavisi yoktur. Hastalığın neden olduğu işitme kaybı tedavisinde; cerrahi en çok tercih edilen ve uygulanan tedavi şeklidir. Bu ameliyatı sık yapan, iyi ellerde, işitmede belirgin düzelme olasılığı yüzde 95’tir. Hedeflenen işitme düzeyine birkaç hafta içinde ulaşılır. İç kulağın da etkilendiği çok ileri otosklerozda, total işitme kaybı olduğunda, halk arasında biyonik kulak olarak bilinen koklear implant ameliyatı ile işitme sağlanabilir. Cerrahi tedavi istemeyen ya da cerrahiye uygun olmayan kişiler için işitme cihazları kullanılır.”

Orta kulak iltihabı ihmale gelmez

Orta kulak iltihabı ihmale gelmez

Küçük yaşta görülen kimi hastalıkların belirtileri, çocukların konuşma becerilerinin henüz yeterince gelişmemiş olması nedeniyle gözden kaçırılabiliyor. Halk arasında orta kulak iltihabı olarak bilinen akut otitis media da bu hastalıklardan biri… Çok şiddetli kulak ağrısına neden olmasının yanı sıra denge ve iştahta sorun, huzursuzluk, uyku problemleri gibi ilgisiz olduğu düşünülebilecek belirtileri de bulunan orta kulak enfeksiyonları, tedavi edilmediğinde beyin zarı iltihabı, menenjit ve kalıcı duyma kaybına yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Cerrahi Tıp Merkezi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayça Koç, anne babaların bu nedenle, özellikle şikayetlerini tam olarak ifade edemeyen küçük çocuklarını iyi gözlemlemeleri, elini sürekli kulağına götürmek gibi bazı sinyalleri mutlaka dikkate almaları gerektiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Ayça Koç, bugünlerde çok sık görülen orta kulak iltihabında ihmale gelmez o sinyalleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Ayça Koç

Bu sinyallere dikkat!

Çocukların elini sürekli kulağına götürmesi, kulaklarını çekiştirmesi, denge sorunu yaşamaları, iştahlarında azalma ya da huzursuzluk yaşamaları durumunda “Nasıl olsa geçer!” dememek gerekiyor. Acıbadem Ataşehir Cerrahi Tıp Merkezi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayça Koç “Orta kulak iltihabı sıklıkla iki yaşa kadar görülüyor. Okul öncesi çağdaki çocukların da yüzde 80’i yılda en az bir kez bu hastalığa yakalanıyor. Havaların soğuması, okulların açılması ve çocukların kapalı, kalabalık ortamlarda kalma sürelerinin artmasıyla orta kulak iltihabı artış gösteriyor. Bir kulağını sürekli çekiştiren, denge kaybı yaşayan, iştahı azalan, kulağından sıvı gelen, normalden daha fazla ağlayan, huzursuz, sesleri duymada ve cevap vermede sorun yaşayan çocuklarda da orta kulak iltihabının akla gelmesi gerekiyor. Çocuğunuzun şikayetleri başlar başlamaz hekime başvurmayı ihmal etmeyin” diyor.

Şiddetli kulak ağrısı uykudan uyandırıyor!

Sinüzit, büyümüş geniz eti, alerji, burun eti, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi nedenlerin yanı sıra burun anatomisindeki farklılıkların da bu hastalığa davetiye çıkardığını belirten Doç. Dr. Ayça Koç şöyle konuşuyor: “Ayrıca diyabet ve bağışıklık sisteminin zayıflaması, genetik yatkınlık, damak anormallikleri, koklear implantlar, beslenme yetersizliği, alerji, emzirme eksikliği, sigara dumanına maruz kalma, emzik kullanımı, kreş ve kalabalık aile ortamı da sıklıkla karşımıza çıkan faktörler arasında yer alıyor.” Orta kulak iltihabının en iyi göstergelerinden birinin şiddetli kulak ağrısı olduğunu, anne babaların, gece ağrı ile uyanan çocuklarını endişeli bir biçimde acil servise getirdiklerini belirterek, orta kulak iltihabının düzeyinin tedavi seçeneklerini de etkilediğini söylüyor.  Antibiyotik ve burun açıcı ilaçların yeterli olduğu durumların yanı sıra cerrahiye ihtiyaç duyulan vakalar da olduğunu kaydeden Doç. Dr. Ayça Koç, “Sağlık hizmetlerine hızlı erişim, erken tanı ve tedavi sayesinde bu hastaların iyileşme oranı çok yüksektir. Ancak tedavi edilmeyen durumlarda kulak zarı yırtılması, kulak kemiği iltihapları, işitme kaybı, menenjit, beyin apsesi gibi ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Bu nedenle çocuk veya erişkin hastaların kulakla ilgili yakınmalarında erken dönemde doktora başvurup verilen tedaviyi uygulamaları önemlidir” diye konuşuyor.

Grip ve zatürre (pnömokok) aşısı, korunmada etkili

Peki, orta kulak iltihabından kaçınmak, bu hastalığı önlemek mümkün mü? Doç. Dr. Ayça Koç, üst solunum yolu enfeksiyonlarını önlemede etkili olan, halk arasında zatürre aşısı olarak bilinen pnömokok aşısı ile grip aşılarının dolaylı olarak orta kulak enfeksiyonu sıklığını da azalttığına işaret ediyor. Sigara dumanından kaçınmanın ve sağlıklı beslenmenin de önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ayça Koç; anne sütüyle beslenmenin desteklenmesi, emzik alışkanlığından vazgeçilmesi, büyümüş geniz eti ve burun içi anatomik yapı sorunlarının çözülmesi ve alerji tedavilerine özen gösterilmesinin de önemini vurguluyor.

İşitme kaybının önemli sinyali!

İşitme kaybının önemli sinyali!

Sınıfta derslerde söz almıyor, soruları yanıtsız bırakıyor, dikkatsiz görünüyor; tekrarlaması istendiğinde, sesleri karıştırıyor veya yanlış telaffuz ediyor… Hiç akla gelmese de bu ve benzeri bazı davranışlar çocuklarda işitme sorunlarının önemli sinyallerinden olabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Engin Çakmakçı, çocukluk döneminde işitme kayıplarının geç fark edildiğinde gelişim geriliği sorunu olarak karşımıza çıkabildiğini, bu gelişim geriliğinin de akademik başarısızlığı ve sosyal olarak toplumda yer edinememesi sorununu beraberinde getirebildiğini belirterek “Bazen, yalnızca tek kulakta olan işitme kaybını anlamak zor olabiliyor. Oysa tek kulaktaki işitme kaybının bile çocuğun işitme yoluyla öğrenme kabiliyetini olumsuz etkileyebileceğini unutmamak gerekir. İşitme kayıplarının erken fark edilmesi, tanınması ve çözüm üretilmesi sayesinde bebek ve çocukların engelli birey olmaktan çıkarılıp yaşamını sağlıklı şekilde sürdürmesi sağlanabilir” diyor. KBB Uzmanı Dr. Mustafa Engin Çakmakçı, 20-26 Eylül Uluslararası İşitme Engelliler Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, çocuklarda işitme kaybının 10 önemli sinyalini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Engin Çakmakçı

Dr. Mustafa Engin Çakmakçı

Çocukluk dönemi işitme kayıpları, genetik yani doğuştan olabileceği gibi okul öncesi ve okul çağında da ortaya çıkabiliyor. İşitme doğuştan hiç olmayabileceği gibi ağır, orta ve hafif düzeyde işitme kayıpları ile karşılaşılaşılabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Engin Çakmakçı “Gelişimsel bozuklukların yanı sıra sonradan kazanılmış işitme kayıpları da olabiliyor. Yenidoğan sarılığı, prematüre doğum, geniz eti büyüklüğü, alerji, sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmek, orta kulakta sıvı birikimi, enfeksiyonlar, travmalar, ilaçlar ve yüksek gürültüye maruz kalmak işitme sorunlarına yol açabiliyor. Tanı konulmamış doğumsal veya çocukluk çağında gelişen işitme kayıpları çocuğun dil, sosyal, duygusal, bilişsel ve akademik gelişimini, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiliyor” diyor. Bebeklerde işitme kaybının en yaygın görülen nedeninin gelişimsel (doğumsal) bozukluk olduğunu belirten Dr. Mustafa Engin Çakmakçı, erken tanının her yaşta önemli olduğunu vurgulayarak “İşitme kaybı tanısının doğumdan sonraki ilk 6-9 ay içerisinde konması ve erken cihaz ile eğitim sağlanması durumunda bu çocukların dil ve konuşma gelişimleri normal ya da normale yakın duruma getirilebilir” diye konuşuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Öğretmenin farkındalığı çok önemli

Özellikle bebeklerde işitme kaybının ilk altı ay içerisinde fark edilmesi ve erken tedavi durumunda çocukların dil gelişimleri normal ya da normale yakın duruma getirilebiliyor. Ülkemizde işitme kaybının araştırılması her yeni doğan bebekte yapılıyor. 2004 yılında ulusal bir program olarak uygulanmaya başlanan “Yeni doğan İşitme Tarama Programı” her bebekte işitme taramasının yapılmasını, erken tanı konulmasını ve işitme kaybının giderilmesi için seçeneklerin ortaya konmasını sağlıyor. KBB Uzmanı Dr. Mustafa Engin Çakmakçı “Tarama programında işitme kaybı ortaya çıkmayan bebekte ve çocukluk döneminde işitme kaybının erken fark edilmesinde anne ve babaların, yuva ve ilkokul öğretmenlerinin ve çocukla ilgilenen her bireyin farkındalığı büyük önem taşımaktadır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Konuşma gelişimi işitme hakkında önemli bir gösterge!

Bebek ve çocuklarda konuşma gelişiminin, işitmenin sağlıklı olmasına bağlı olduğunu belirten Dr. Mustafa Engin Çakmakçı şöyle konuşuyor: “Konuşma gelişimi işitme hakkında önemli fikirler verir. Her çocuk benzersiz olsa da, bebeklerde ve çocuklarda iletişim gelişiminin genel aşamaları vardır: Örneğin; ilk 3 aya kadar bebek ani ve yüksek seslerde irkilir, tanıdık sesleri duyduğunda sakinleşir. 3-6 ay arasında; ismi söylendiğinde veya ortamda bir ses varlığında sizi görmese de başını çevirir, kendi kendine mırıldanma şeklinde sesler çıkarır. 6-9 ay arasında; adı söylendiğinde tepki verir ve başını sesin yönüne çevirir. Anne, baba, hayır, bay bay gibi basit sözcükleri kavrayabilir. 10. ayda; bebekçe sesler, tek tek heceli sesler çıkarabilir ve konuşma benzeri seslere dönüşür. 12. ayda birkaç sözcük söyleyebilmelidir. 12-18 ay arasında; basit kelimeleri ve sesleri tekrarlar. Tanıdık nesneleri işaret etmeye çalışır, basit talimatları anlar, tanıdık hayvan seslerini taklit edebilir. Yedi veya daha fazla kelime kullanabilir. 18 aylık çocuğun konuşmasının yüzde 25’i anlaşılabilir olmalıdır. 18-24 ay arasında; basit cümleleri anlar, komutla tanıdık nesneleri alır ve vücudun çeşitli kısımlarını gösterir. 20 ila 50 sözcüklük konuşulan kelime hazinesine sahip olur ve kısa cümleleri kullanır. 2-3 yaş arasında; 50-250 sözcük ile konuştuğu kelime hazinesine sahiptir. Basit iki sözcük içeren cümleler kullanır. Konuştuklarının çoğu, her gün çocukla birlikte olmayan yetişkinler tarafından yüzde 50-75’i anlaşılır olmalıdır. Dudak hareketlerini görmeden, söylendiğinde vücudun bazı kısımlarını işaret eder. 3 yaşından itibaren, hemen hemen her şeyi tek kelimeyle adlandırır. Sizinle veya oyuncaklarla sohbet eder. 450 kelimelik bir kelime dağarcığa sahiptir. 4 veya 5 kelimelik cümleler kurar, konuşmaları takip eder. Çocuğun konuşmasının yüzde 75 ila yüzde 100’ü anlaşılır olmalıdır. 3- 5 yaş arasında; günlük olarak isteklerini anlatır, duyguları yansıtır, bilgi verir ve sorular sorar. Okul öncesi yaştaki bir çocuk söylenenlerin neredeyse tümünü anlar. Sözcük hazinesi 1000 ila 2000 sözcüğe ulaşır. Karmaşık ve anlamlı cümleler kurar. Tüm konuşma net ve anlaşılabilir olmalıdır.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

İşitme kaybının 10 sinyali!

  • Çocuğunuz seslere yanıt ve tepki vermiyorsa
  • Konuşması geç ve konuşma gelişimi yaşına göre gerideyse
  • Görüş alanı dışında konuşan kişileri ve sesleri fark etmiyorsa
  • Televizyon veya benzeri ortamlarda sesleri herkesten fazla açarak izliyorsa
  • Düşük, orta veya yüksek seslere anormal tepki veriyorsa
  • Tekrarlaması istendiğinde, sesleri karıştırıyor veya yanlış telaffuz ediyorsa
  • İsmi söylendiğinde ve seslenildiğinde cevap ve tepki vermiyor, dönüp bakmıyorsa
  • Dikkatsiz görünüyor, okul çağında ise sınıfta derse katılımı az, öğrenmesi geri ve başarı düzeyinin düşük olduğunu düşünüyorsanız
  • Dil gelişiminde bozulma ve gerileme gözlüyorsanız
  • Telefondaki konuşma veya soruları yanıtsız bırakıyorsa.

Çocukluk döneminde işitme kaybının 10 önemli nedeni!

  • Doğumsal (genetik) iç kulak gelişim bozuklukları
  • Baş ve yüzün yapısal anomalileri
  • Prematüre (erken) doğum
  • Yenidoğan sarılığı
  • Kulak enfeksiyonları
  • Yüksek ateşli hastalıklar, menenjit
  • Düşme ve kazalara bağlı kafa travması
  • İç kulağa zararlı bazı ilaçların kullanılması
  • Yüksek gürültüye maruz kalma
  • Annenin gebelik döneminde geçirdiği ateşli hastalıklar

Çocuklarda kış hastalıkları kapıyı erken çaldı!

Çocuklarda kış hastalıkları kapıyı erken çaldı!
Yazın kavurucu sıcaklarından sonbaharın serin ve yağışlı havasına geçtiğimiz bugünlerde okulların da açılıp kapalı ortamlarda zaman geçirilmesiyle üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Baylançiçek “Son zamanlarda nezle, grip ve farenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle kliniklere çok sayıda başvuru yaşanmakta. Özellikle çocuklar arasında yaygın görülen bu durum, yakın temasta olan erişkinlere de bulaşabiliyor. Pandemiden dolayı uzun süre izole kalan çocukların yazın normalleşme ile birlikte çevreleriyle yakın temasları ve yoğun klima kullanımının etkisiyle aslında kışın sık görülen üst solunum yolu hastalıklarını yazın ortasından itibaren görmeye başladık” diyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının başlıca belirtileri olan burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ateş, öksürük, hapşırma, baş ağrısı, geniz akıntısı, boğazda yanma-ağrı, gözlerde sulanma, kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, Covid-19 belirtilerine benzemesinden dolayı ailelerin paniğe kapılabildiklerini belirten Doç. Dr. Serdar Baylançiçek “Grip ve farenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda birkaç gün süren ateş atakları yapabiliyor. Okulların açılması ile birlikte bu hastalıkların sıklığının artması beklenmekte. Ancak alınacak basit önlemlerle bu enfeksiyonlardan korunulabilir ve salgınların oluşması engellenebilir” diyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Serdar Baylançiçek, pandemi sürecinde okul dönemi çocuklarında alınacak basit ama etkili önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Serdar Baylançiçek

1. Ortamı düzenli havalandırmak
Virüslerin neden olduğu bu hastalık grubunda bulaşma yakın temas ile olmaktadır. Hapşırma ve öksürme ile ortama dağılan partiküller uzun süre havada asılı kalmakta ve buradan geçen diğer bireylere kolaylıkla bulaşmaktadır. Özellikle havalandırması yetersiz kapalı ortamlar ve yakın temasın en çok olduğu okullar, bu enfeksiyonların kış aylarında daha sık görülmesinin temel nedeni olmaktadır. Toplu taşıtlar, okul, alışveriş merkezi gibi kalabalık yerlerde üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan bir kişi virüsleri kolaylıkla ortama yayıp diğer sağlıklı bireylere bulaştırabilmektedir. Bu nedenle özellikle bu tür yerlerde havalandırmanın iyi olmasına dikkat etmek, temizliğe özen göstermek gibi basit tedbirler ile üst solunum yolu enfeksiyonlarının yayılması önlenebilir.

2. El yıkama alışkanlığı kazandırmak
Ellerin yıkanması veya dezenfektan ile temizlenmesi hem Covid-19 hem de üst solunum yolları enfeksiyonlarında bulaşmayı ciddi oranda azaltmaktadır. Çocuklara ebeveynleri ve öğretmenleri ellerini düzenli yıkama alışkanlığı kazandırmalı, elleri özellikle ağıza ve gözlere sürmemek gerektiğini anlatmalıdır.

3. Kalem, bardak vb gereçleri ortak kullanmamak
Sık temas edilen kapı-pencere kolları, telefon ve çalışma masası gibi yüzeylerin düzenli olarak dezenfekte edilmesi, temas sonrası ellerin yıkanması gerekir. Kalem, bardak, havlu gibi eşyaları ortak kullanmamak oldukça önemlidir. Kalem, silgi gibi okul gereçlerinin ağıza sürülmemesi de enfeksiyonların bulaşmasını önlemede etkilidir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

4. Maske kullanmak
Doç. Dr. Serdar Baylançiçek “Covid-19 enfeksiyonundan korunmak için maske takmak, başkasını öpmemek, kimseyle aynı çatal, kaşık gibi eşyaları kullanmamak çok büyük önem taşıyor. Sınıfta ders esnasında mutlaka takılması gereken maskeler teneffüslerde de takılmalıdır” diyor.

5. Hasta çocuğu okula göndermemek
Velilerin kesinlikle üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri olan çocuklarını okula göndermemeleri, evde istirahat etmelerini sağlamaları ve gerekirse hekime götürmeleri enfeksiyonun yayılmaması ve başkalarına bulaşmaması açısından şart. Eğer çocuğunuz veya siz üst solunum yolu enfeksiyonlarının başlıca belirtileri olan burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ateş, öksürük, hapşırma, baş ağrısı, geniz akıntısı, boğazda yanma-ağrı, gözlerde sulanma, kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık gibi Covid-19 belirtilerine benzeyen şikayetler yaşıyorsanız paniğe kapılmadan hekime danışmanızda fayda var. Eğer doktorunuz gerekli görürse Covid-19 için test yaptırın.

6. Dengeli ve düzenli beslenmesini sağlamak
Bağışıklık sisteminin zayıflamaması için düzenli ve dengeli beslenmeye özen göstermek gereklidir. Tek yönlü beslenmeden kaçınarak bol bol sebze ve meyve tüketilmesi vücut direnci için çok önemlidir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

7. Uyku düzenini sağlamak
Yapılan bilimsel çalışmalar, yeterli ve kaliteli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirmede büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor. Çocukların aynı saatte yatıp aynı saatte kalkması, uyuduğu odanın uyku kalitesi açısından elverişli olması, odasında gece lambası yanmaması, uykudan önce cep telefonundan uzak durması gerekiyor.

8. Aşıları aksatmamak
Doç. Dr. Serdar Baylançiçek “Toplumun büyük kısmının aşılanması ve bağışıklık oluşması, özellikle Covid-19 enfeksiyonun hafif atlatılması ve hastane yatışlarının önüne geçmesi için çok önemli. Ayrıca kronik rahatsızlığı olan ve bağışıklık sistemi ile ilgili rahatsızlıkları bulunan kişilerin influenza virüsü için de aşılanması önerilmektedir. Ülkemizde aşı yaşı 12’ye indi ama bazı ailelerde çocuklarını aşılatma konusunda kararsızlık yaşanıyor. Oysa mevcut aşılar ile virüse karşı yüksek oranda koruma sağlanırken ciddi bir yan etki görülmüyor” diyor.

Ani işitme kaybında ilk 24 saat çok önemli!

Ani işitme kaybında ilk 24 saat çok önemli!

Son bir yıldır günlük yaşantımızı derinden etkileyen koronavirüs pandemisinde bazı sağlık sorunlarımızı göz ardı ederek hastaneye gitmeyi öteleyebiliyoruz. Tıpkı ani işitme kayıplarında olduğu gibi… Ancak ‘nasıl olsa geçer’ diye düşündüğümüz ani işitme kaybı, erken tedavi edilmediğinde kalıcı hasara yol açabiliyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Kulağınızda çok kısa süre içinde, çoğu zaman birdenbire denilebilecek tarzda işitme azalması, uğuldama, çınlama olursa, yakınmanın başlamasının üzerinden 24 saat geçmeden doktora başvurmanız gerekir” diyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş ani işitme kaybına yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Telefonla konuşurken birdenbire karşınızdakini duymamaya başlıyorsunuz ya da televizyonun sesi yok olup sadece görüntülerle başbaşa kalıyorsunuz… Ansızın ama çok kısa süreli yaşadığınız işitme kaybı kendiliğinden düzelip yeniden duymaya başlayınca da ‘geçici bir sorun, şimdi bu pandemi sürecinde hastaneye gitmeye değmez, nasılsa düzeldi’ diye bakıyorsunuz… Ancak yanlış yapıyorsunuz! Yaşam kalitesini azaltmasının yanında önemli bir sağlık sorunu olan ani işitme kaybının mutlaka dikkate alınması gerekiyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş her yaşta görülebilmekle birlikte hem kadınlarda hem erkeklerde genellikle 40’lı yaşlarda ortaya çıkan ani işitme kaybının ihmale gelmeyeceğini belirtiyor. Ani işitme kaybı tedavisinin ne denli erken başlanırsa o denli başarılı olacağını, memnun edici sonuç alınacağını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Özkarakaş “Kulağınızda çok kısa süre içinde, çoğu zaman birdenbire denebilecek tarzda işitme azalması, uğuldama, çınlama olursa, yakınmanın başlaması üzerinden yirmi dört saat geçmeden doktora başvurmak gerekir” diyor.

Bu belirtiler eşlik ediyorsa!

Beş temel duyumuzdan biri olan işitme; fiziksel, sosyal ve toplumsal olarak günlük yaşantımızın çok önemli bir parçası. Kişinin yaşam kalitesi açısından da büyük önem taşıyan işitmede olası bir ihmal, tedaviyi de önemli ölçüde etkiliyor. Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, birbirini takip eden üç ses frekansında, üç günden daha kısa sürede gelişen ani işitme kaybına; kulak çınlaması, baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetlerin de eşlik etmesi durumunda zaman kaybetmemek gerektiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Sürenin geciktirilmesi operasyonu ve başarı oranını önemli oranda sınırlamaktadır. Ani işitme kaybı ve uğultu çok kısa sürede, belki de hasta sadece gazetesini okurken başlamış olabilir. Beraberinde şiddetli baş dönmesi olması çoğu zaman dikkat çekici olmalıdır. Hele de bu yakınma kulağa gelen bir darbe, ıkınma, yük kaldırma gibi hareketler sırasında olduysa daha da anlam taşıyacaktır.“ KBB hekiminin fistül testinde pozitif sonuç çıkması durumunda uygulayacağı tedavi yaklaşımı ile işitme ve baş dönmesi sorununun düzelebildiğini belirten Prof. Dr. Haluk Özkarakaş “Zaman geçirmeden hastane başvurusu ve etkin değerlendirme, ardından cerrahi yaklaşım çok önem taşımaktadır. Doğal olarak her baş dönmesi ile beraber gelen ani işitme kaybı olan hastalara operasyon önermiyorum. Fistül araştırma yöntemlerinin pozitif sonuç vermesi ile işitmede önemli (bazen tama yakın) kazanç sağladığımız; vertigonun ise hasta operasyondan çıkıp ayılma aşamasındayken dahi düzeldiğine tanık olduğumuz çok olmuştur.” diyor.

Kulakta en sık görülen hastalıklar

Kulakta en sık görülen hastalıklar

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle hastaneye gitmek yerine ertelenen bazı sağlık sorunlarının arasında kulak hastalıkları ve işitme ile ilgili sıkıntılar da yer alıyor. Oysa işitme sorunlarının ertelemeye gelmeyeceğini belirten Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer “Son bir yıldır Covid pandemisi sürecinde özellikle de işitme ile ilgili sıkıntıların ertelendiğini görüyoruz. Ancak ertelenen şikayetler hastalıkların ilerlemesine veya şiddetlerinin artarak bireyin yaşam kalitesinde kalıcı bozulmaya neden olabiliyor. İşitme ve denge organımız olan kulaktaki olası bir problem birçok önemli hastalığa yol açabiliyor.” diyor.  KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kulakta en sık görülen 5 hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kulak tıkanıklığı

Sıklıkla kulak salgısının, dış kulak yolunda birikmesine bağlı olarak ortaya çıkıyor. Dış kulak yolunda üretilen bu salgı genellikle kendiliğinden dışarı doğru atılıyor ancak dar kulak yolu ve kulak kanalının içine yabancı cisim sokulması gibi durumlarda bu salgı derinlere itilerek kulak yolunda tıkanıklığa neden olabiliyor. Bu durumda genellikle bir kulak burun boğaz uzmanının sıkışmış ve genellikle sertleşmiş olan salgıyı çıkarması gerekiyor. Bu sıkışmış salgı bireyin kulağında tıkanıklık, ağrı ve hatta işitme kaybına yol açabiliyor.

Kulak yolu enfeksiyonları

Dış kulak yolu çeşitli bakteri, mantar, virüs enfeksiyonlarından etkilenebiliyor. Genellikle lokal travma (örneğin kaşımak) ve kulak yolunun kirli su ile teması sonrasında ortaya çıkıyor. Kulak egzaması gibi cilt ile ilgili hastalıklarda, birey kulağını kaşıma sonrasında travmaya uğratırsa ciddi kulak yolu enfeksiyonları ile karşılaşabilir. Kulak ağrısı, kulakta ödem temel şikayet olarak görülürken, kulak kepçesine dokunma veya çene hareketi bile ağrıyı artırabiliyor.  Enfeksiyon ilerledikçe akıntı ve kulak yolunda birikime bağlı olarak işitme kaybı, kulak etrafında veya boyundaki lenf bezlerinde büyüme ve ağrıya yol açabiliyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer “Unutulmaması gereken önemli noktalardan birisi de özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış ve kontrolsüz diyabet tanısı olan bireylerde kulak yolu enfeksiyonları uzun süre devam etmekte ve yönetilmesi zor bir tablo oluşturmaktadır. Dolayısıyla kulak yolunun travmaya maruz bırakılmaması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, kulak yolunda zona hastalığı da görülebilmekte ve bu tabloya tek taraflı yüz felci ve işitme kaybı eşlik edebilmektedir.” diyor.

İşitme kaybı

İşitme kaybı hemen her yaş grubunda karşılaşılan bir sorun. İki kulağı da etkilediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açıyor. Erişkinlerde ortaya çıkan işitme kayıpları travma, enfeksiyon, toksik nedenler, damar hastalıkları, genetik nedenler ve immünolojik nedenler gibi geniş bir yelpazede görülebilirken, ileri yaşa bağlı işitme kayıpları ve gürültüye bağlı işitme kayıpları sık görülen iki neden olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle ileri yaştaki bireylerde işitme kaybının sosyal izolasyona ve yalnızlık hissine neden olduğunu, unutkanlık ile ilişkili hastalıkların daha kötü seyretmesine zemin hazırladığını belirten KBB Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer, ani işitme kaybının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Ani işitme kaybı genellikle tek kulakta üç gün içinde ortaya çıkan ve en az 30 desibel kayıp oluşturan işitme kaybı olarak tanımlanır. Örneğin; birey bir sabah uyandığında aniden bir kulağında işitme azalmış hatta hiç işitmemeye başlamıştır. İşitme kaybına baş dönmesi ve kulak çınlaması eşlik edebilir. Hafif düzeydeki ani işitme kayıplarında bireyler bir kulağımda aniden çınlama başladı şeklinde de şikayet bildirebilmektedirler. Hikaye, fizik muayene ve işitme testi sonrasında tanı kesinleşir ve gerekli görüntüleme yöntemleri istenerek uygun tedavi başlanır. Şikayetin ortaya çıkışından sonra 7-10 gün içinde tedavinin başlanması tedavi başarısı açısından önemlidir.”

Baş dönmesi

KBB Uzmanı Doç. Dr. Deniz Tuna Edizer “Hareket etmeden hareket algısının olması olarak tanımlanabilen baş dönmesi toplumda yaygın olarak görülen önemli bir şikayet. Birçok hastalığa bağlı olarak karşımıza çıkabiliyor. Kulak kaynaklı baş dönmelerinin temel özellikleri arasında dönme hissi, bulantı ve kusma, eşlik eden çift görme ya da konuşma bozukluğunun olmaması yer alıyor. Toplumda kristal kayması olarak da bilinen BPPV, denge sinirinin iltihabı, Meniere Hastalığı kulak kaynaklı baş dönmelerinin içinde sık görülenlerden. Bu tablolar genellikle ani baş dönmesine neden olur ve bireyde önemli bir kaygı oluşturur. Ani başlayan baş dönmesinde bireyin genel sağlık durumu ile ilgili bilgi almak, basit hasta başı muayene bulguları ve gerekirse görüntüleme yöntemlerini kullanmak önem taşımaktadır. Tek bir manevra ile düzeltilebilen kristal kayması (BPPV) beyinde önemli damar tıkanıklıkları gibi geniş bir hastalık yelpazesi baş dönmesine neden olabilmektedir.” diyor.

Yüz felci

Yüz felci beyin, beyin sapı, kulak ve tükürük bezleri hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Kulak ile ilgili yüz felci genellikle yüzün tek yarısında göz ve ağız etkilenmesi ile karşımıza çıkıyor. Bireyde gözünü kapatamama ve ağız hareket bozukluğuna bağlı tükürüğün ağızdan dışarı akması gibi şikayetler görülüyor. Ani ortaya çıkan tek taraflı yüz felcinde kulak arkasında ağrı, yüzde ağrı / uyuşma tabloya eşlik edebiliyor. Etken olarak aktive bazı olmuş virüsler sorumlu tutuluyor. Tanı koyulduktan sonra gecikmeden tedavinin başlanması gerekiyor. Özellikle bireyde önceden tanı almış kronik orta kulak iltihabı varlığında ortaya çıkan yüz felcinin tedavisinde cerrahi yöntem de kullanılabiliyor.