Yazılar

Tok tutan besinler

Tok tutan besinler

Ramazan ayında tüketilen besinlere dikkat edilmesi sağlık açısından oldukça büyük önem taşıyor. Oruç tutanlar iftar için ağır yemekleri tercih ederken, sahurda ise daha hafif besinler tüketiyor. Ramazan ayının en önemli öğünü olan sahurda tüketilen besinler, gün içerisindeki iştah kontrolünü olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Yiyeceklerin bazıları tokluk hissi sağlarken, bazıları ise açlık hissine neden olabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ceyda Nur Çakın, sahurda mutlaka yenilmesi ve uzak durulması gereken gıdaları şöyle sıraladı:

Tok kalmayı sağlayan gıdalar:

Yumurta: Yumurta tokluk veren besinlerin en önemlisidir. Yüksek kaliteli protein içeriği sayesinde mide boşalmasının yavaşlamasını sağlayarak iyi bir iştah kontrolü sağlamaya yardımcı olur.

Tahıllar: Tam tahıllı ekmek, karabuğday, yulaf gibi liften zengin kompleks karbonhidratlar sahurda mutlaka tüketilmelidir. Bu tahıllar vücudumuzun temel enerji kaynağı olup gün içerisinde daha dengeli bir kan şekeri profili sağlayarak tokluk hissine katkıda bulunur.

Yeşillikler: Domates, salatalık ve biber gibi çiğ sebzeler mutlaka sahur sofrasında yer almalıdır. Çiğ sebze tüketimi ile artan lif alımı yine mide boşalmasını yavaşlatarak daha uzun süre tokluk hissi sağlayacaktır. Çiğ sebzelere ek olarak sahur menüsüne bir adet taze meyve eklemek bu etkiyi artıracaktır.

Süt ürünleri: Peynir, yoğurt, süt veya kefir gibi süt ürünlerine yer vermek protein alımına katkı sağlayarak iştah kontrolüne yardımcı olmaktadır.

Kuruyemiş: Ceviz, çiğ badem, fındık ve tuzsuz zeytin içerdiği sağlıklı yağ asitleri ve diyet lifi sayesinde tok kalmanıza destek olmaktadır.

Uzak durulması gereken gıdalar:

Kızartma çeşitleri: Kızartma yöntemi ile pişirilmiş her türlü yiyecek sağlıklı beslenme önerilerinde yer almamakla birlikte oruç tutarken de tercih edilmemelidir. Çünkü yüksek yağ içeriğine sahip öğünlerden sonra kan şekeri hızlı bir şekilde düşebilmekte; gün içerisinde susuzluk hissi artabilmektedir.

Şarküteri ürünleri: Salam, sucuk, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünleri yüksek miktarda yağ ve tuz içermekte, bu nedenle uzak durulması gereken besinler arasında yer almaktadır.

Hamur işi: Kek, poğaça, börek gibi hamur işleri ve beyaz ekmek, tüketildikten sonra kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselip daha sonra düşmesine neden olmaktadır. Bu ürünlerin sahur menüsünde yer alması gün içinde daha fazla acıkma hissi yaratabilmektedir.

Çay ve kahve: Sahurda çok fazla çay ve kahve tüketmek vücuttan sıvı kaybını artıracağı için susuzluk hissine neden olacaktır.

Meyve suyu: Meyveler kabuklu ve bütün şekilde tüketilmeli, suyu sıkılmamalıdır. Meyve suyu tüketimi gün içerinde dengeli bir kan şekeri profili sağlamazken; meyve suyunda diyet lifinin olmaması iştah üzerine olumsuz etki göstermektedir.

Kavrulmuş ve tuzlu kuruyemiş: Kabuklu yemişler mutlaka kavrulmamış ve tuzsuz şekilde tüketilmelidir, aksi takdirde susuzluğu tetikleyebileceği unutulmamalıdır.

Yağlı et ürünleri: Genel olarak besinlerin yağ, tuz ve baharat içeriğine dikkat edilmeli; kavurma ve diğer yağlı etlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.

Bağışıklık sisteminizi koruyun

Bağışıklık sisteminizi koruyun

Koronavirüs sürecinde hastalığa yakalanmamak ya da hafif atlatmak için beslenme düzeninin nasıl olması gerektiği, son dönemlerde üzerinde sıklıkla durulan konular arasında yer alıyor.  Pandemi koşullarına bağlı olarak kişilerde oluşan stres ve buna bağlı uyku düzeni ile duygusal durumun bozulması ise birçok kişinin sağlıksız beslenmesine neden olabiliyor. Bu süreçte iyi hissettiren sağlık gıdaların tüketilmesi ve D vitamini başta olmak üzere vitamin -mineral desteği alınarak bağışıklığın güçlü tutulması önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ceyda Nur Çakın, koronavirüs sürecinde bağışıklığın güçlendirilmesi için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi:

Hem fiziksel hem de psikolojik olarak koronavirüsten korunun

Beslenmenin sağlıklı hale getirilmesi fiziksel sağlık kadar zihinsel sağlığı da desteklemekte ve kişilerin Covid- 19’un neden olduğu kaygı, belirsizlik ve psikolojik stresle başa çıkmalarında önemli rol oynamaktadır. Uyku bozuklukları ve stres ile mücadelede görev üstlenen melatonin ve serotonin hormonları ile triptofan adı verilen aminoasit düzeylerini bazı gıdalar ile artırmak mümkün olabilmektedir. Beslenme programında özellikle yumurta, badem, yulaf, tam tahıllı yiyecekler, muz ve kırmızı meyvelere günlük olarak yer verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte haftada en az iki gün ızgara veya fırınlanmış şekilde Omega-3 yağ asitlerinden zengin yağlı balıklar tercih edilmelidir. Süt ve süt ürünlerini düzenli olarak tüketerek uykuya geçmeyi sağlayan triptofan aminoasidinin üretiminin artırılmasını sağlamak da büyük fayda sağlamaktadır.

Obezite Covid- 19’un olumsuz etkilerini artırıyor

Son bilimsel araştırmalar Covid-19 ve beslenme arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. İyi beslenme, kriz zamanlarında dayanıklılığın temel direği olarak görülürken, besleyici gıda eksikliği, bireyleri koronavirüsü önlemek ve onunla savaşmak için dezavantajlı konuma getirmektedir. Sağlıksız beslenme obeziteye yol açarken; obezite ise diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların yanı sıra Covid-19’a yakalanma durumunda ciddi komplikasyon riskini de artırmaktadır. Ayrıca obezite, vücutta yaygın iltihaplanma ve hipoventilasyon ile birlikte hastalık ile savaşmayı zorlaştırabilmektedir.

Bağışıklığınızı güçlendirin

Beslenmenin bağışıklık sistemi ve hastalığa yatkınlık üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Spesifik besinlerin veya besin bileşenlerinin, hücrelerin aktivasyonu, sinyal moleküllerinin üretiminde modifikasyon ve gen ekspresyonu yoluyla bağışıklık sistemini etkileyebileceği kanıtlanmıştır. Bununla birlikte tüketilen besinler önemli bir bağışıklık sistemi organı olan bağırsaktaki yararlı bakteri varlığını belirlemektedir. Yeterli makro ve mikro besin tüketimi, özellikle demir, çinko ve B6, B12, A,C ve E vitaminleri, bağışıklık fonksiyonunu artırarak enfeksiyonu önlemeye ve bunlarla savaşmaya yardımcı olabilmektedir.

D vitamini düzeyinin Covid-19’un şiddetinde belirleyici rolü vardır

En önemli vitaminlerden biri olan D vitamini düzeyinin Covid-19 şiddeti ve Covid-19’a bağlı ölümler ile ilişkisi üzerine yapılmış çalışmalar bulunmaktadır. Ayrıca solumun yolu hastalıklarının bozulmuş D vitamini metabolizması ile ilişkili olduğu; akciğer enfeksiyonu sonrası D vitamini seviyesinin  azaldığı da yapılan çalışmalarda belirlenmiştir.

Vitamin ve mineraller öncelikle doğal yollardan alınmalı

Bağışıklık sistemi için gerekli olan bu vitamin ve minerallerin başlıca kaynakları yumurta, süt ve süt ürünler, kırmızı et, hindi ve balık gibi hayvansal protein kaynakları olmaktadır. Ay çekirdeği, fıstık, badem ve avokado yine bağışıklık için önemli olan sağlıklı yağ asitleri ve E vitamini içermektedir. Vücudumuzun savunma mekanizması için önemli olan antioksidan besin öğeleri ise turunçgiller ve kivi, pancar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ile karnabahar, brokoli, sarımsak ve soğan gibi sülfürlü sebzelerde yüksek miktarda bulunmaktadır. Öncelikli olarak dengeli bir beslenme şekli ile bu vitamin ve mineralleri doğal yollardan alınmalı, ihtiyaç durumunda ise hekime danışılarak takviye kullanımına gidilmelidir.

Dengeli beslenme için bu kurallara uyun

Tükettiğiniz sebze ve meyvelerin farklı renkte olmasına özen gösterin. Tabaklarınız ne kadar renkliyse o kadar çok antioksidan vitamin-mineral alırsınız.

Haftada en az iki gün ızgara veya fırında pişmiş şekilde hamsi, uskumru, sardalya, palamut ve çinekop gibi omega 3 zengini balıkları tüketin.

Sıvı tüketiminize özen gösterin. Vücut ağırlığınız başına 30 ml. su tüketimi sağlayın.

Paketli atıştırmalıklardan uzak durun. Öğünlerinizin düzenli olmasına özen gösterin.

Bilimsel dayanağı olmayan besin takviyelerinden, bitkisel karışımlar ve kürlerden uzak durun.

Düzenli fiziksel aktivite ve egzersizi hayatınızın bir parçası haline getirmeye çalışın.

Uyku sürenizin yeterli olmasına özen gösterin.