Yazılar

Turizm Bakanlığında sahte kefalet senedi ile ihale iddiası

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kalan Salıcı, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğünde, sahte kefalet senedi ile ihale verildiğini ileri sürdü.

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kalan Salıcı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u  doğrudan kendisine bağlı olan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihalede, ihalenin sahte kefalet senedi sunan şirkete verilerek devletin dolandırıldığı iddiasıyla istifaya davet etti.

“Kiralama sahte kefalet senedi ile yapıldı”

X hesabından bir video paylaşan Oğuz Kaan Salıcı “Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy. İstifa etmenizin pardon görevden affınızı istemenin zamanı geldi. Çünkü sahte kefalet senedi ile devletin dolandırılmasına neden oldunuz. Nasıl mı? Size doğrudan bağlı olan Vakıflar Genel Müdürlüğü bu yılın nisan ayında bir ihale düzenledi. Tam adıyla “İstanbul Park Yapım ve Onarım Karşılığı Kiralama İhalesi”. Formula1 yarışlarından bildiğimiz ihaleye konu alan büyüklüğü tam 200 bin metrekare yani Bakanlığınızın Ankara’daki yerleşkesinin 200 katı, ya da sahibi olduğunuz hani şu bir odasının geceliği kişi başı 330 bin TL olan Bodrum’daki oteliniz var ya, onun da 17 katı büyüklüğünde bir alan. Burayı o tarihindeki kurla günlüğü 365 bin TL’ye kiralanız. Hem de bu yolsuz kiralamayı sahte kefalet senedi ile yaptınız. İhaleyi Lale Cander‘in sahibi olduğu Can Bilim Eğitim Kurumları İşletmeciliği Anonim Şirketi kazandı.” dedi.

7 milyon 635 bin dolarlık sahte teminat mektubu

Lale Cander’in Mehmet Nuri Ersoy’un ahbabı olduğunu söyleyen Salıcı, Lale Cander’in şirketinin ihaleye girebilmek için Vakıflar Genel Müdürlüğüne 7 milyon 683 bin dolarlık teminat mektubu vermesi gerektiğini anlattı. Salıcı “Vermedi mi? Verdi. Verdi vermesine de sahte belge verdi. Mapfrekefalet Sigorta Aracılık Hizmetleri tarafından düzenlenen 7 milyon 683 bin dolar bedelli bir kefalet senedi ihaleyi düzenleyen Vakıflar Genel Müdürlüğüne sunuldu. Senet kabul edildi, sözleşme imzalandı. Oysa vakıflar genel müdürlüğüne sunulan kefalet senedini düzenleyen Mapfrekefalet Sigorta, dünya çapında faaliyet gösteren bildiğimiz Mapfre Sigorta ile aynı firma değil. Mapfrekefalet Sigorta ve Aracılık Hizmetlerinin sahibi bir Bulgaristan vatandaşı. Bu şirket daha önce onlarca kez sahte kefalet senedi düzenlemekten haberlere konu oldu. Şirket hakkında nitelikli dolandırıcılık ve evrakta sahtecilikten dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma mevcut. Bir sahte kefalet senelerinin düzenlenmesini aracılık eden Aksu Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi var. bunların da TOBB bünyesinde herhangi bir kaydı yok. Yani acente de fason.” ifadelerini kullandı.

Salıcı, açıklamasının devamında şunları söyledi:

“Ülkemizde sigorta şirketlerini denetleyen ve faaliyet izni veren bir kurum var; Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu. Bu kurum ile sigorta şirketlerinin meslek birliği olan Türkiye Sigorta Birliği, sahte kefalet senedi düzenlenmesine ilişkin bir çok kez duyuru yapmış.

Diğer bakanlıkların ihalelerine de sahte teminat mektubu verilmiş

Bu poliçeyi düzenleyebilecek şirketler Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun internet sitesinde ilerlemiş. Mapfrekefalet Sigorta ve Aracılık Hizmetleri Anonim Şirketi bu listede yok. Hatta 2020 yılından sonra kefalet senetlerinin herkesin erişebileceği şekilde sorgulanmasını sağlayacak bir doğrulama uygulaması da geliştirilmiş. Onu da sorguladım. Ne diyor biliyor musunuz? ‘Böyle bir kayda rastlanmadı’ diye kabak gibi bir sonuç çıkıyor. Yetmedi bu fason şirketin devleti dolandırmak üzere kurulduğunu anlıyoruz. Öyle ya daha önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı daha önce kendi bakanlıkları bünyesinde başka ihaleleri kazanan firmalar tarafından yine aynı fason şirket tarafından düzenlenerek kendilerine sunulan kefalet senetlerinin sahte olduğunu tespit etmişler. Bunu da gidip gerçek Mapfre Sigorta’ya bildirmişler.

“İstifa etmek için ikinci bir Civangate skandalını mı bekliyorsunuz?

Sayın Ersoy her şey ortada ahbabınız Lale Cander ve Can Bilim Eğitim Kurumları İşletmeciliği Anonim Şirketi şeytan üçgeninde sizin yeriniz neresi? İhaleyi iptal etmeyi pisti Can Bilim Eğitim Kurumları İşletmeciliğinden almayı düşünüyor musunuz? Neyi bekliyorsunuz? İhaleyi iptal ettiğinizde de yeni ihalenin başka bir ahbabınız olan Serkan Yazıcı’ya gideceği ile ilgili bakanlığınız koridorlarında konuşulan iddialar doğru mu? Sayın Ersoy görünen o ki devletin malına kendi şirketinizin malına sahip çıktığınız gibi sahip çıkmıyorsunuz tekrar soruyorum; Niye istifa etmiyorsunuz? Biraz onurunuz varsa istifa edin istifa etmek için ikinci bir Civangate skandalı mı bekliyorsunuz?”

TGA için “Meclis Araştırması” önergesi!

CHP Antalya milletvekili Aykut Kaya, verdiği önerge ile TGA’nın mali kaynaklarını etkin kullanıp kullanmadığına yönelik olarak meclis araştırması açılmasını talep etti.

Aykut Kaya’nın TGA ile ilgili TBMM’ye verdiği önerge

TGA hem Hazine’den hem turizmcilerden aldığı yüksek paya rağmen yeterli tanıtım yapmıyor

“Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), 15 Temmuz 2019 tarihinde kurulmuş olup Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet göstermektedir. TGA’nın Türkiye’nin turizmin tanıtılması ve geliştirilmesinden sorumlu devlet kurumu olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte, turizmcilerden alınan pay ve Hazine yardımıyla finanse edilen kurumun işlevsellik bakımından mevcut ihtiyacı karşılamada birtakım zafiyetler gösterdiği düşünülmektedir. Ayrıca Hazine’den aldığı yüksek meblağlardaki desteklere rağmen, ülkemizin turizm bakımından tanıtımının yeterli seviyede olmadığı anlaşılmaktadır.

Otellerin doluluklarındaki düşüşler TGA’nın etkinliğinin sorgulanmasına neden oluyor

Örneğin Turizmdatabank’ın Hazine’den derlediği verilere göre, TGA’nın turizm sektöründen aldığı Turizm Payı miktarı, 2024 yılı 5 aylık dönemde %115 artarak 1,25 milyar TL olmuştur. Bu rakamın 6,6 milyon lirası vergi olarak devlete giderken kalan miktarın TGA’ya aktarıldığı ifade edilmektedir. Hazine’den alınan yardım bakımından 2023 yılında 420 milyon TL kaynak aktarımı gerçekleşirken, 2024’te bu rakamın 760 milyon TL’ye ulaştığı kaydedilmektedir. Bu kadar yüksek maddi kaynağa sahip olmasına rağmen, TGA’nın kuruluş amacına uygun olarak, Türkiye’nin uluslararası pazarda hedeflediği konumu kazanmasına katkıda bulunmak, turist sayısını ve karlılığını artırmak gibi hedeflere ulaşma konusunda ne kadar başarılı olduğu tartışılmaktadır. Turizm sektöründeki durgunluk ve otellerin doluluk oranlarındaki düşüşler, TGA’nın işleyişinin ve etkinliğinin sorgulanmasına neden olmaktadır.

Turizm sektörü TGA için ödedikleri paraların nereye harcandığını bilmek istiyor

Ayrıca söz konusu rakamların sadece tanıtım ve reklam giderleri için harcanması gereken tutarların fazlasıyla üzerinde olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla, TGA bütçesinin yeni turizm alanlarının geliştirilmesi ve ülkemizin turizm potansiyelini yükseltmesi için kullanılması önem arz etmektedir. Kaldı ki, turizm sektörümüz temsilcileri de kurumun harcamalarının şeffaf bir şekilde yapılması gerektiğinin ve TGA için ödedikleri paraların nereye harcandığını bilmek istediklerini belirtmişlerdir.

Personel alımları neye göre yapılıyor?

Önemli bir konu da geçtiğimiz dönemlerde ilana kapalı bir şekilde yapılan personel alımlarıdır. Bu durum kamuoyu nezdinde rahatsızlık yaratmakla birlikte, bu dönemlerde esas alınan personel seçim kriterlerinin ve personel alımlarının liyakate göre yapılıp yapılmadığının detaylı bir şekilde incelenmesi kurumun işlev ve fonksiyonlarının güçlendirilmesi açısından elzemdir.

TGA için Meclis araştırması gerekiyor

Kısacası, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın mali kaynaklarının etkin kullanılıp kullanılmadığının incelenmesi, yürüttüğü faaliyetlerin ülke turizmine olan etkilerinin detaylıca tespit edilmesi, Hazine ve turizmcilerden alınan maddi desteklere karşılık yeterli verimliliği sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi ve alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması önem arz etmektedir.”