Yazılar

Çocuklarda salmonellaya dikkat!

Çocuklarda salmonellaya dikkat!

Karın ağrısı, ateş ve ishal gibi belirtilerle kendini gösteren salmonella, yetişkinlerde olduğu gibi çocuk sağlığını da tehdit ediyor. Çocuklarda bağışıklık sistemi daha zayıf olduğu için yetişkinlere göre bu sorun daha ciddi seyredebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü’nden Uz. Dr. Seda Günhar, salmonellanın çocuklar üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.

Salmonella, bağırsakları etkileyen yaygın bir hastalıktır. Salmonella bakterileri, bağırsaklarda yaşamakta ve dışkı yoluyla da vücuttan atılmaktadır. Gıda zehirlenmelerinin en bilinen sebebi olan salmonella, beslenme yoluyla bulaşabilmektedir. Salmonella, bulaşması çok kolay bir enfeksiyondur ve bu nedenle de korunma tedbirleri konusunda bilinçli olmak önemlidir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Seda Günhar

Acil tıbbi müdahale gerekebilir

Salmonella, bazı durumlarda, ishal ciddi dehidrasyona neden olabilir ve acil tıbbi müdahale gerektirir. Enfeksiyon bağırsakların ötesine yayılırsa hayatı tehdit eden komplikasyonlar da gelişebilir. Salmonella enfeksiyonu şu yollarla bulaşabilir:

  • İnsan ve hayvan atıklarının kaynak sularına karışması
  • İçme suyunun yeterince klorlanmaması
  • Salmonella taşıyan iyi pişmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi
  • Kaynağı bilinmeyen suların içilmesi ya da kullanılması
  • Pastörize edilmemiş süt ya da peynir tüketilmesi
  • Kirli çiğ sebze, meyve, baharat veya çerez yenilmesi
  • Kümes hayvanlarına temas edilmesi
  • Hasta insanlarla temas gerçekleşmesi

Çok ciddi seyredebilir

Salmonellada en yüksek riskli grup çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerdir. Bu grupta enfeksiyon daha da ciddi seyredebilir. Salmonella bakterisinin bulaştığı kişilerde ortalama 12-72 saat sonra klinik tablo başlar. Çoğu hastada klinik bulgu oluşmayabilir ama özellikle yüksek riskli grupta yüksek ateş, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal en sık izlenen şikayetlerdir. Bazı hastalarda bu şikayetler nedeni ile hastaneye yatış gerekebilir. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir. Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir.

En çok su ve gıdalardan bulaşıyor

Salmonella bakterisi su ve gıdalarla bulaştığı için çok hızlı bir şekilde yayılabilecek bir bakteridir. Salmonellanın yayılmasını önlemek için kişisel hijyen kurallarına uymak ve güvenilir olmayan yerlerden çiğ gıda tüketiminin olmamasına dikkat etmek gerekmektedir. Çocukların çok sevdiği ve tükettiği pek çok gıda maddesinden de salmonella bulaşabilmektedir. Örneğin, yumurta, süt gibi proteinli gıdalar, beklemiş sütlaç, iyi şekilde saklanmamış yaş pastalar, bulaş olan çikolatalar, çerez gibi hazır ürünler ve dışarıda bekletilmiş tavuklarda daha çok görülür. Salmonelladan korunmak için çiğ, az pişmiş yumurta, et veya kümes hayvanları, kabuklu deniz ürünleri ve pastörize edilmemiş süt gibi yüksek riskli gıdaların iyice pişirildikten sonra tüketilmesi gerekmektedir.

İshal diyeti önemli

Salmonella grubu hastalar muayene edildikten sonra doktor tarafından reçete edilen antibiyotik tedavisine başlamalıdır. Antibiyotik tedavisinin yanı sıra yeterli sıvı alınmasının sağlanması, ishal için destek tedavi ve ishal diyetinin yapılması önemlidir. İshal diyetinde patates püresi, pirinç lapası, yağsız haşlanmış makarna gibi yüksek enerji içeren yiyecekler, muz gibi potasyumdan zengin besinler tercih edilmelidir. Bunun yanında aile içi bulaş da olabilmektedir. Aile bireylerinde belirtiler olsun ya da olmasın probiyotik tavsiye edilmelidir.

Havale geçiren çocuklara dikkat!

Havale geçiren çocuklara dikkat!

Çocuklarımızı elleri ayakları kasılmış bir şekilde titreyerek görmeyi istemeyiz. Çocuklarımız bu durumdayken bizler büyük panik içerisinde olup onlara kötü bir şey olacağını düşünürüz. Fakat yaşadığınız bu durum düşündüğünüz gibi büyük olmayabilir. Normalin üzerinde yüksek ateşin sebep olduğu “havale” çocuklarımızda böyle nöbetlere neden olabilir. Bahsettiğimiz bu nöbet esnasında asla panik olmamalıyız. Çocuklardaki havale sırasında neler yapılması gerektiği ile ilgili bilgileri Avrasya Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Ali Talay şu şekilde açıkladı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Mehmet Ali Talay

Çocuklarda olan havale nedir?

Vücut ısısının aşırı yükselmesi ile yaşanan nöbet durumudur. Genellik 6 ay ile 3 yaş arası çocuklarda görülen bir nöbettir ve ister istemez ebeveynlerde paniğe yol açabilir. Havale genellikle zararı olmayan bir durumdur. Neredeyse tüm çocuklar havaleden sonra tamamen eski haline döner. Havale esnasında çocuğunuz bilincini kaybedebilir, kollar ve bacaklarda kasılmalar ve titremeler görülebilir. Çocuğunuz tuvaletini altına kaçırabilir, gözleri kayabilir nefesi kısa süreli durabilir, hatta kusabilir. Bu durumda aileye düşen en büyük görev nöbet esnasında çocuğun kendi kendine zarar vermesine engel olmaktır.

Havalenin nedenleri nelerdir?

  • Havale genellikle hayatımızın ilk beş yılı içerisinde görülür ve bir hastalığın ilerlemesi ya da sonucunda ortaya çıkar,
  • Bebeklerde genel nedeni ateş yapan enfeksiyonlardır,
  • Kan şekerinin düşmesi,
  • Vücuttaki tuz miktarında meydana gelen değişiklik,
  • Metabolizma bozuklukları,
  • Epilepsi,
  • Baş travması

İlk olarak nasıl müdahale edilir?

  • Çocuk düz, sert zemine yan şekilde yatırılmalıdır,
  • Panik yapmayın ve çocukla sakin bir şekilde konuşmaya çalışın,
  • Boyun bölgesini sıkan elbiseler varsa gevşetin,
  • Çocuğun etrafındaki sakıncalı (sert ve sivri) objeleri kaldırın,
  • Hareketlerini engellemek için onu sıkıp tutmaya çalışmayın,
  • Havale durumu 10 dakikadan fazla sürerse ambulans çağırın.

Havale nelere yol açar?

Basit olarak adlandırabileceğimiz havaleler beyin hasarına, zihinsel engelliliğe veya öğrenme bozukluğuna neden olabilir. Havale, epilepsi hastalığının belirtisi değildir. Havalenin yol açtığı en bilinen neden tekrarlayan nöbetlerdir. Çocuğun ilk havalesi hafif ateşten meydana geldiyse, ateşlenme aniden meydana geldiyse, ailede kalıtsal havale varsa, ilk havalesini 15 aylıktan küçükken geçirmişse tekrarlayabilecek havale geçirme olasılığı yüksektir.

Havalenin tedavisi nasıl yapılır?

Havaleler genellikle birkaç dakika içinde kendiliğinden sona erer. Fakat havale 10 dakikadan fazla devam ettiyse ya da tekrarlandıysa çocuğunuzu muhakkak uzman doktora götürmek gerekir. 15 dakikadan fazla devam eden havalelerin geçmesi için doktor ilaç tedavisine başlayabilir.  İlaç tedavisine rağmen havale tekrarlanırsa ya da bir enfeksiyonla beraber görülürse ve enfeksiyonun sebebi belirlenemezse doktorunuz çocuğunuzun hastaneye yatırılmasını talep edebilir. Basit diyebileceğimiz havale nöbetlerinde ise hastane tedavisi gerekmeyebilir.

Süt kanser ve obeziteden koruyor

Süt kanser ve obeziteden koruyor

Sağlığın yaşam boyu korunması için çocukluk çağında yeterli ve dengeli beslenmek, özellikle de süt ve süt ürünleri tüketimine ağırlık vermek büyük önem taşıyor. Anne sütünden sonra çocuklarda en önemli besin kaynağının inek sütü olduğu uzmanlar tarafından da kabul ediliyor. Liv Hospital Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Aydın sütün faydalarını ve çocuklarda süt tüketiminin önemini anlattı.

Kalsiyum gibi spesifik besin öğesi desteği almak yerine, besin olarak süt tüketmenin sağlık açısından daha etkin olduğunu biliyoruz. Günlük diyetimizde yer alan dört önemli besin grubundan birisi olan süt ve süt ürünlerinin özellikle protein ve kalsiyum içeriği açısından tüketilmesini mutlaka öneriyoruz. Süt içerisinde bulunan B2, B12, A vitaminleri, tiamin, niasin, fosfor ve magnezyum olmak üzere birçok besin öğesi önemli kaynaktır. Ama demir miktarının da düşük olduğu unutulmamalıdır. Çocuklar için önerdiğimiz günlük süt miktarı ortalama 2 su bardağı yani 500 ml kadardır.

Pause Dergi, Pause Sağlık

Doğru süt tüketimi nasıl olmalı?

Açık sütü kaynatırken evde tam ayarlayamamak ve hava ile temas etmesi yüzde 60-100 gibi ciddi  protein ve mineral kayıplarına neden oluyor. UHT ve pastörize edilerek kullanılan sütlerde bu kayıp oranı çok az miktarda. Özellikle pastörize sütler günlük süt olarak tabir edilir ve biz bu sütlerin kullanılmasını öneriyoruz.

Hangi yaşta hangi süt tercih edilmeli?

Özellikle 1 yaşa kadar kesinlikle inek sütü verilmemeli. 2 yaşa kadar da mümkün olduğunca inek sütü kullanımından kaçınılmalı, onun yerine keçi sütü de kesinlikle kullanılmamalı. Ama kefir, yoğurt, peynir gibi sütün mayalanması ile oluşan ürünler tercih edilebilir. Birinci sırada kefir, ikinci sırada peynir, üçüncü sırada da yoğurt tercih edilmesini öneriyoruz.

Erken yaşta özellikle 1 yaş içerisinde başlanan inek sütü ciddi demir eksikliği anemisi, alerjik hastalıklara eğilim, kemik gelişiminde bozukluk, büyüme, gelişme geriliği gibi sorunlara yol açabiliyor.

Çocuk çağında tüketilen süt ömür boyu hastalıklardan koruyucu etki taşıyor

Süt içerdiği mineral, vitamin, protein, iyot, kalsiyum ile çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunur. Kemik gelişimi için kalsiyumun dışında yağ, karbonhidrat ve protein gibi besin öğeleri ile fosfor, magnezyum, flor, bakır ve çinko gibi besin öğeleri sütün içerisinde yeterli miktarda var. Ayrıca sütün yeterli alımı, ilerleyen yaşlarda kemik yoğunluğunun azalması ile ortaya çıkan kemik erimesi riskini azaltıyor. Aynı zamanda süt alımı iyi olan çocuklarda diş çürükleri daha az görülüyor.

Süt tüketimi, ileri yaşlarda ortaya çıkabilen hipertansiyon hastalığı riski için de önem taşıyor. Kalsiyum, magnezyum ve fosforun az tüketimi ile kan basıncı artışı arasında ilişkili olduğu saptandı. Yeterli miktarda süt içerek kan basıncının düzenlenmesine de katkıda bulunabiliriz.

Kansere karşı da koruyucu

Süt alımı ile bazı kanser türlerinde kesin olarak saptanmamış olsa da özellikle kalın barsak ve prostat kanserleri riskinde azalma görüldüğü bildiriliyor.

Ayrıca süt ile beslenen çocuklarda kalsiyumun yağ yakıcı özelliği nedeni ile kilo kontrolü daha iyi sağlanmış ve obezite sıklığında azalma saptanmıştır.

Bahar hastalıklarına dikkat

Bahar hastalıklarına dikkat

Havaların ısınıp doğanın yeni elbiselerini giymeye başladığı bahar ayında Covid pandemisi en önemli tehdit olmaya devam ederken, bir yandan da bahar hastalıkları kapıyı çalmaya başladı. Ani ısı değişiklikleri, yağmur, rüzgar ve polenlerin etkisi ile vücut direnci azalıyor, bağışıklık sistemi zayıflıyor. Hal böyle olunca özellikle çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarından alerjik astıma dek bir çok hastalık bahar ayıyla birlikte tetikleniyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Eda Sünnetçi “Pandeminin gölgesinde girdiğimiz bahar mevsiminde Covid-19 enfeksiyonu bazı hastalıklar  ile karıştırılabiliyor. Covid 19’da ateş, öksürük, kırgınlık, solunum sıkıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kusma, ishal, kas ağrısı, karın ağrısı görülebilir. Bunlar diğer hastalıklarda da görülebilen semptomlar olması nedeniyle ayırıcı tanı için mutlaka iyi bir temas öyküsü alınmalı ve test yapılmalıdır.” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Eda Sünnetçi, baharda en sık görülen 6 hastalığı ve pandemi koşullarında bahar hastalıklarına karşı alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Soğuk algınlığı

Soğuk algınlığı çeşitli virüslerle bulaşan, hafif seyirli olan, genelde üst solunum yolları belirtileriyle seyreden bir hastalık tablosudur. Virüslerle karşılaştıktan 24-72 saat kadar sonra boğazda kuruluk, boğaz ağrısı, burun akıntısı, burunda tıkanıklık, hapşırma, öksürük gibi şikayetler başlar. Soğuk algınlığı ilerlerse, sinüzit ve orta kulak enfeksiyonu yapabilir.

Sinüzit

Kafatasının boşluklarına sinüs adı verilir. Bunların içi hava doludur. Bu boşlukların iltihaplanması durumunda da sinüzit meydana gelir. Yüzde ve başta ağrı, burun tıkanıklığı, iltihaplı akıntı, koku alma bozukluğu, öksürük, ateş ve halsizlik gibi belirtilerle karşılaşılır.

Orta kulak iltihabı

Genellikle kulak ağrısı ile kendini gösterir, orta kulakta bakteriler çoğalır. Genellikle nezle, grip ya da boğaz enfeksiyonunun sonrasında gelişir.

Farenjit

Farinks, burun ve ağız boşluğunun arka kısmıdır, buranın enfeksiyonuna ise farenjit denir. Boğaz ağrısı, ateş, öksürük gibi şikâyetler olur. Muayenede farenkste kızarıklık, akıntı ve ödem olabilir.

Alerjik rinit

‘Saman nezlesi’ olarak da adlandırılan alerjik rinit, burun mukozasının alerjik nedenlerle iltihaplanmasıdır. Alerjik rinit ilkbaharda havada uçuşan polenler nedeniyle artış gösteriyor. Hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, öksürük, geniz akıntısı, koku almada güçlük, gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık alerjik rinitin belirtileri arasında yer alır. Alerjik riniti olanların yüzde 30’unda alerjik astım da görülebiliyor. Alerjenlerden korunmak ve polenlerin yoğun olduğu yerlerden uzak durmak, gerektiğinde maske kullanmak da önemli.

Alerjik astım

İlkbaharda alerjik astım sıklığı da artmakta. Hava yollarının daralmasıyla kendini gösteren, ataklarla seyreden bir hastalık olan alerjik astımda da alerjik nedenlerle oluşan bir iltihap söz konusu. Burada etkilenen yer hava yollarıdır. Bu iltihap nedeniyle hava yollarının mukozası şişerek ödem oluşuyor. Kişi dış ortamdaki etkilere daha hassas hale geliyor. Öksürük, nefes darlığı, hırıltılı nefes alerjik astımın belirtileri arasında yer alırken, ateş ve koyu renk balgamlı öksürüğün eklenmesi enfeksiyon eklendiğini düşündürüyor. Tedavinin aksatılmaması ve alerjenlerden korunmak çok önemli.

Baharı sağlıklı geçirmenin 8 püf noktası!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Eda Sünnetçi, baharı sağlıklı geçirmenin 8 püf noktasını şöyle anlattı;

  1. Hijyen kurallarını öğretin, kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak tutun, kapalı ortamları sık sık havalandırın.
  2. Çocuğunuzu sigara dumanına maruz bırakmayın, evin balkonunda dahi olsa sigara içmeyin.
  3. Sağlıklı beslenme bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklardan korur. Bu nedenle çocuğunuzun sağlıklı beslenmesine, abur cuburdan uzak durmasına dikkat edin. Bebeğinizi ilk altı ay mutlaka emzirin.
  4. Sağlıklı beslenmenin en önemi iki öğesi olan vitaminlerin ana kaynağı olan sebze ve meyveler günde en az 5 porsiyon tüketilmelidir.
  5. C vitamini bağışıklığı güçlendirir; portakal, mandalina, greyfurt kivi gibi meyveler kırmızıbiber, turp, kırmızı pancar, ıspanak, lahana, pırasa gibi C vitamininden zengin olan sebzeler daha çok tüketilmelidir.
  6. Balık omega 3 yağ asidi içerdiği için bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlar. Haftada en az 2 gün tüketilmelidir.
  7. D vitamini düzeyine mutlaka baktırın. Doktor kontrolünde ve önerisine göre D vitamini takviyesi kullanılmalıdır. İhtiyaçtan fazlası vücutta depolanan vitamin olması sebebiyle zararlı olabilmektedir.
  8. Yeterli sıvı alımı ve iyi uyku da güçlü bir bağışıklığın olmazsa olmazları arasında yer aldığından çocuğunuza susamayı beklemeden düzenli su içme alışkanlığı kazandırın; kaliteli ve yeterli uyku için de her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmasına özen gösterin.