Yazılar

Çocuğunuzun vücudundaki morluklar lösemi belirtisi olabilir!

Çocuğunuzun vücudundaki morluklar lösemi belirtisi olabilir!

Çocuklarda bazen sadece basit bir çarpma ile oluşan morluklar kimi zaman çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Bu nedenle ‘’Çocuğum sadece çarpmıştır, birkaç güne zaten geçecektir’’ söylemleri her zaman hafife alındığı kadar kolay olmayabilir. Fakat belirti gösteren her morlukta endişeli yaşamak ve en olumsuz senaryoyu düşünmek de yanlıştır. Liv Hospital Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan çocuklardaki morlukların hangi durum ve seviyelerde ciddiye alınması gerektiği konusunu anlattı.

Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan

Morluk sayısını ve boyutunu mutlaka takip edin
Çocuğunuz hareketli ve yerinde duramayan bir yapıdaysa morarmalarını normal karşılayabilirsiniz Çünkü dizinin altında, özellikle kaval kemiğinin üzerinde destek doku az olduğundan dolayı çarpması ya da düşmesi sonucu dizlerinde morlukların oluşması çok doğaldır. Ancak çocuğunuzun yalnızca diz altında değil vücudunun diğer bölgelerinde de varsa ve travma olmadan veya küçük çarpmalarla bile büyük morluklar oluşuyorsa bu bir kan hastalığının belirtisi olabilir. Bu nedenle bu konuda dikkatli olmanız, morluk sayısı ve boyutlarını takip etmeniz çok önemli.

Ayrıntılı muayene önemli
Vücudumuz kanama olmasını engellemek üzere programlanmış bir sistemin bütünüdür. Damar duvarı, kan pulcukları (trombosit) ve pıhtılaşmaya yarayan faktörler sayesinde hasarlanan yerde pıhtı oluşup kanama olmasını engeller. Bu 3 faktör iyi çalışmazsa veya sayılarında azalma olursa morluklar oluşmaya başlar. Morluklar ile gelen bir hastada iyi bir öykü, dikkatli fizik muayene ve basit birinci basamak testleri ile yüzde 80’den fazla durumda tanı konulabilir.

TANIDA, MORLUĞA EŞLİK EDEN AĞRI VE ATEŞ ÖNEMLİ

Tanı nasıl konuluyor?
Sizde ya da diğer çocuklarınızda bir şikayetin bulunup bulunmadığı ve morluklara eşlik eden ağrı, ateş gibi başka semptomların görülüp görülmediği konusu tanı için önemlidir. Düşünülen tanıya uygun tetkikler istenerek, genelde tam kan sayımı ve periferik yayma denilen mikroskopla, hücrelere bakılarak tanı konulur. Bazen pıhtılaşma testleri ve kemik iliği aspirasyonu gibi ileri tetkiklerin de yapılması gerekebilir.

Kemik iliği kanseri habercisi olabilir
Morarmalar trombosit yani kan pulcuk sayısı ve fonksiyon bozuklukları İTP (immün trombositopenik purpura, glanzmann trombastenisi, vb), Hemofili A ve Hemofili B, vWF gibi pıhtılaşma faktör eksiklikleri ve lösemi, nöroblastom gibi kemik iliğini tutan tümör hastalıklarının habercisi olabilir. Aynı zamanda bazı karaciğer ve böbrek hastalıklarının ilk belirtisi de morlukların sayı ve büyüklüklerinin fazla olması şeklinde klinik bulgu verebilir.

Tek başına morluk lösemi demek değildir
Bacaklarda morarma sıklıkla görülen bir lösemi belirtisi olabilir ama lösemi tek başına sadece morluklarla bulgu vermez. Bu morarmaların nedeni blast denilen hücrelerin kemik iliğini istila ederek iyi hücrelerin üremesini engellemesinden kaynaklanmaktadır. Kemik iliğinde yaşam için gerekli olan eritrosit (Kırmızı kan hücreleri) azalınca çocukların rengi solar, halsizleşir, çabuk yorulur, yerinden kalkmak istemez, çok üşürler; kan pulcukları (trombositler) azalınca hastada morluklar ve peteşi denilen minik kanamalar yanında burun, ağız, idrar, dışkı, mide kanamaları oluşabilir. Lökositler azalınca ve artınca ateşli hastalıklar oluşur. Bu nedenle morlukların lösemiyi düşündürmesi için çocuklarda genellikle beraberinde kilo kaybı, vücutta çeşitli bölgelerde bezeler, diş etlerinde şişkinlik ve eklem ağrıları, ateş ve düzelmeyen enfeksiyonlar olmalıdır. Eklem ve bacak ağrıları romatizmal çocuk hastalıklarına bağlı olabileceği gibi lösemiye de bağlı olabilir.

Ne zaman endişelenmek gerekir?
Ağrı iki haftadan uzun sürüyorsa, sık tekrarlıyorsa, vücut ağrı kesicilere yanıt vermiyorsa, hareket kısıtlanması varsa, gece ağrı ile uyanılıyorsa mutlaka araştırılması gerekir. Çok sayıda olan, kendi kendine gelişen, travmanın şiddetiyle ters orantılı olan, beraberinde burun ve diş eti kanamalarının eşlik ettiği morluklarda da alarma geçilmesi gerekir.

Kemik iliğinde şunlara dikkat edin

Kemik iliğinde şunlara dikkat edin

Çocukluk çağında görülen hastalıklar arasında genetik geçişli olanlar önemli bir yer tutuyor. Özellikle ülkemizde akraba evliliklerinin fazla olması, genetik geçişli olan hematolojik hastalıklar, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve metabolik rahatsızlıkların daha fazla görülmesine neden oluyor. Farklı sistemleri ve organları tutan akut lösemiden, akdeniz anemisine, nöroblastomdan Multiple skleroza kadar birçok hastalığın önemli bir kısmı çocukluk çağında gerçekleştirilen Kemik İliği Nakli işlemi ile tedavi edilebiliyor. Kemik iliği nakli sonrasında dikkat edilecek kurallar ise bu tedavinin başarı şansını yükseltiyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Hematoloji Bölümü ve Kemik İliği Nakli Merkezi’nden Prof. Dr. Bülent Barış Kuşkonmaz, kemik iliği nakli ve sonraki süreçte dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Bülent Barış Kuşkonmaz

Kök hücre kaynağına göre farklılaşabiliyor

Kemik iliğinde bulunan ve kanın şekilli elemanları da denilen kan hücrelerini oluşturan kök hücreye hematopoetik (kan yapıcı) kök hücre, hematopoetik kök hücrelerin hastaya verilmesi işlemine ise hematopoetik kök hücre nakli denir. Kök hücre kaynağı olarak kemik iliği kullanılırsa kemik iliği nakli, periferik kan (damarlarımızda dolaşan kan) kullanılırsa periferik kök hücre nakli, kord kanı kullanılırsa kordon kanı nakli ismi verilir. Kemik iliği nakli diğer tedavi yöntemleri ile tedavi edilemeyen veya tedavi şansı düşük olan çeşitli kanserler ve kanser dışı hastalıklarda yapılır.

Akraba evlilikleri hastalık riskini artırıyor

Ülkemizde akraba evliliği sık olduğu için genetik geçişli hematolojik hastalıklar, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve metabolik hastalıklar daha fazla görülmektedir. Bu hastalıkların bir kısmının tedavisi için de kemik iliği nakli yapılması gerekmektedir. Çocuklarda görülen; akut lösemiler gibi hematolojik kanserlerde, akdeniz anemisi, kalıtsal kemik iliği yetmezlikleri gibi iyi huylu hematolojik hastalıklarda, ağır kombine immünyetmezlik gibi kalıtsal bağışıklık sistemi yetmezliklerinde, nöroblastom, Hodgkin lenfoma gibi solid tümörlerde, Hurler sendromu gibi kalıtsal metabolizma hastalıkları ile Multiple skleroz gibi otoimmün hastalıklarda kemik iliği nakli tedavisi uygulanabilmektedir

Kemik iliği nakli cerrahi bir işlem değildir

Kemik iliği nakli öncesinde çocuk hastalara hazırlık rejimi olarak adlandırılan, genel olarak 7-10 gün süren, kemoterapiyi ve bazen radyoterapiyi içeren bir tedavi uygulanır. Bunun temel iki amacı; kemik iliğinde hastaya ait kök hücreleri ortadan kaldırarak vericinin sağlıklı kök hücreleri için yer açmak ve hasta bağışıklık sistemini baskılayarak verilecek sağlıklı kök hücrelerin reddedilmesini önlemektir. Kemik iliği nakli cerrahi bir işlem veya ameliyat değildir. Toplanan kök hücreler hastaya damar yoluyla verilir. Nakil sürecinde enfeksiyon riskini en aza indirmek için hastalar özel odalarda kalmaktadır.

Kemik iliği nakli kök hücre bağışçılarında sağlık sorununa yol açmaz

Ülkemizde Kemik İliği Bankası Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi’ne başvuran gönüllülere öncelikle bulaşıcı, bağışıklık veya enfeksiyon gibi hastalıkların kontrolü yapılır. Sağlıklı kişiler arasından seçilen vericilerde, kök hücre toplama işleminin yapıldığı bölgede birkaç gün süren geçici ağrı ve ilaçlara bağlı gelişen kemik ağrısı gibi hafif ağrılar hissedebilir. Bu şikayetlerin dışında vericilerde ciddi bir sağlık sorunu bildirilmemiştir. Ciddi bir yan etkisi gösterilmemiş olan kök hücre bağışı ile birçok hastanın hayatının kurtarılabileceği unutulmamalıdır.

Çocuklarda nakil yapılan hastalık ve hastalık durumuna bağlı olarak nakil başarı oranları ve uzun süre yaşam elde etme şansı değişmektedir. Bazı hastalıklarda (örneğin; aplastik anemi, beta talasemi) nakil başarı oranı %80-90’ın üzerinde olabilirken, lösemilerde bu oran yaklaşık %70-80 dolaylarında olmaktadır.

Nakil sonrası beslenme tedbirleri mutlaka uygulanmalıdır

Nakil olan çocukların belli bir süre bağışıklık sitemi zayıf olacağı için yiyeceklerden bulaşabilecek enfeksiyonlara karşı, hastanedeki beslenme tedbirleri devam ettirilmelidir. İzin verilen yiyecekler arasında; iyi pişirilmiş etler ve sebzeler, pastörize edilmiş süt, süt ürünleri ve meyve suları, portakal –muz gibi kalın kabuklu meyveler, kompostolar, paketlenmiş ürünler, pişirme sırasında eklenmiş tuz ve baharatlar ile güvenilir marka veya kaynatılmış sular bulunmaktadır. Yasak olan gıdalar arasında ise çiğ ve pişmemiş besinler, pastörize olmayan ürünler, üzüm-çilek gibi ince kabuklu meyveler, kuruyemişler, salamuralar ve paketsiz ürünler yer almaktadır.

Nakil sonrası dikkat edilmesi gerekenler

Kemik iliği nakli sonrası ilk aylarda daha sık olmak üzere, hastalar yakından takip edilir. Nakil sonrası bağışıklık sisteminin normale gelmesi zaman alırken, özellikle enfeksiyon riskine dikkat edilmelidir. Bu kapsamda kemik iliği nakli olan hastaların dikkat etmesi gereken noktalar şu şekildedir:

  1. Kişisel hijyene dikkat edilmeli (el yıkama, haftada en az iki kez banyo)
  2. Taburculuk sonrası yaşanacak ev iyice temizlenmeli
  3. Hasta ayrı bir odada kalmalı, duvarlar silinebilir boya ile boyanmalı
  4. Mümkün olduğunca ziyaretçi alınmamalı, alınmak durumunda kalınırsa ziyaretçiler az sayıda olması
  5. Güneşe çıkmadan önce güneş koruyucu krem sürülmeli
  6. Nakil sonrası 1 yıl deniz ve havuza girilmemeli
  7. Nakil sonrası bağışıklık sistemi normal fonksiyonunu kazanana kadar evde tadilat yaptırılmamalı
  8. Nakil sonrası çocuk en az 6 ay okula gönderilmemeli, evde eğitime devam edilmeli
  9. Evde hayvan beslenmemeli ve hayvanlarla temas engellenmeli
  10. Canlı aşı yapılmış kişiler ile yakın temasta bulunulmamalı
  11. Yünlü, naylon kıyafetler yerine pamuklu kıyafetler tercih edilmeli; yeni alınan kıyafetler giyilmeden önce yıkanmalı
  12. Ev dışına çıkarılan çocuklara maske takılmalı
  13. Enfeksiyonu olan kişilerle temastan kaçınılmalı
  14. Kalabalık ortamlardan ve enfeksiyon riski yüksek olan ortamlardan kaçınılmalı
  15. Kemik iliği nakli olan çocuk hastalarda, önerilen aşı şemasına mutlaka uyulmalı.