Yazılar

Pandemide ev kazaları arttı!

Pandemide ev kazaları arttı!

Yaklaşık bir yıldır günlük yaşantımızı derinden sarsan ve hem yetişkinlerin hem çocukların hiç olmadığı kadar evde zaman geçirmesine neden olan Covid-19 pandemisi sürecinde ev kazalarında da artış yaşanıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, ev kazalarından en çok etkilenenlerin başında çocuklar, yaşlılar ve kadınların geldiğini; oysa alınacak önlemlerle kazaların en az seviyeye indirilmesinin mümkün olduğunu belirterek “Evlerimizde alacağımız önlemlerle yaşam alanlarımızı bizim ve çocuklarımız için daha güvenli hale getirebiliriz. Çocukların merakını baskılayacak uygulamalar yerine güvenli bir çevrede yaşamalarını sağlayarak yaralanmalarını önlemek en etkin yaklaşım olacaktır.” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, en sık karşılaşılan ev kazalarını ve alınabilecek 10 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kitaplıkları duvara sabitleyin

Odalarda ve mutfakta düşme riski bulunan kitaplık, raf, dolap ya da televizyon gibi eşyaların duvara sabitlenmesi kazaların önüne geçmeyi sağlıyor.

Balkona korkuluk şart

Ev kazalarının başında gelen düşme ve çarpmaları önlemeye yönelik tedbirler alarak üzücü sonuçları engellemek mümkün oluyor. Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, balkonlarda en az 1 metre yüksekliğinde korkuluk olmasının, dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri olduğunu belirtirken, balkonlarda çocukların üzerine tırmanacağı sandalye gibi eşyalar bulundurulmasının da kazaya davetiye çıkardığından, bu tür eşyaların balkonda tutulmaması gerektiğini söylüyor.

Pause Sağlık

Pencereye güvenlik kilidini ihmal etmeyin

Zeminden yüksekliği az olan pencerelerin en fazla 10 cm açılacak şekilde güvenlik kilitleri ile koruma altına alınması gerekiyor.

Kaymayan kilim tercih edin

Çok katlı evlerde merdiven başına ve sonuna güvenlik kapısı konulmasını, merdiven alanlarının iyi aydınlatılmasını da öneren Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, özellikle kaygan yüzeylerde kaymayan kilim ve paspas tercih edilmesinin şart olduğunu, aksi halde düşme sonucu yaralanmaların sık meydana gelebildiğini söylüyor. Öte yandan masa, sehpa gibi keskin ve sivri kenarlı eşyalara koruyucu takılması ile de ciddi yaralanmalar önlenebiliyor.

Çekmecelere kilit taktırın

Kapı tutucular ve parmak koruyucularla parmak ve el sıkışması riski azaltılabilir. Çocukların bıçak gibi kesici aletlere ulaşmalarını önlemek için mutfak dolap ve çekmecelerinde özel kilitler kullanılmalı.

Temizlik malzemelerinin kapağını açık bırakmayın

Evde, çocukların kolayca ulaşabileceği temizlik malzemeleri ya da ilaç gibi zehirli maddeler de kaza nedenlerinin başında geliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, “Ülkemizde çamaşır suyu gibi malzemelerin ambalajları dışında başka kaplara konulması ve bunların içilmesi sonucu zehirlenmeler oldukça sık görülüyor. Bu tarz maddeler kendi kutusundan başka kutuda muhafaza edilmemeli. Ayrıca kapağın açık ya da gevşek bırakılmamasına çok özen gösterilmeli. Çünkü bu tür hatalar bir anlık ihmale gelmiyor.” uyarısında bulunuyor.

Küvetleri dolu halde bırakmayın

Çocuklar suyla oynamayı çok seviyor ancak bazen büyükçe bir kaptaki birkaç santim derinliğindeki su bile boğulmalara yol açabiliyor. Bu nedenle evlerde geniş ağızlı kaplarda, kovalarda ve küvette su bulundurulmaması gerekiyor. 10 yaşına kadar çocukların banyo ve küvet gibi yerlerde kardeşleriyle ya da yalnız bırakılmaması da kazaları önlemek için önem taşıyor.

Küçük parçalı oyuncaklara dikkat!

Özellikle ilk bir yaşta çocuklar etraflarındaki nesneleri ağızlarıyla keşfettikleri için ellerine geçen her nesneyi ağızlarına götürüyor. Küçük nesnelerin boğaza kaçması ise ölümcül durumlara yol açabiliyor. Bu nedenle yerde ve çocukların ulaşabileceği alanlarda ağızlarına alabilecekleri küçük nesneler bulunmamasına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı “Küçük parçalara ayrılan oyuncaklar alınmamalı. Çocuk kıyafetlerine çengelli iğne, nazar boncuğu gibi objeler takılmamalı. Çocuklar 3 yaşını geçene kadar fındık, fıstık, çekirdek gibi boğazı tıkayabilecek gıdalar verilmemeli.” diyor.

Prizlere koruyucu takın

Evdeki her noktayı keşfetmek isteyen çocuklar için elektrik prizleri de cazip noktalardan biri. Bu da onları elektrik çarpmasına açık hale getiriyor. Prizlere koruyucu takılması, saç kurutma makinesi gibi eşyaların kullanılmadığı zamanlarda prizde takılı bırakılmaması gerekiyor.

Kibrit ve çakmak açıkta bırakılmamalı

Kibrit ya da çakmakla oynarken kendini yakan ya da yangına neden olan çocuklara sıkça rastlanıyor. Yanıcı ya da yangına neden olabilecek nesnelerin kesinlikle çocukların ulaşamayacağı kilitli yerlerde muhafaza edilmesi gerekiyor. Fırın ve ocakların açma/kapama düğmelerinin çocuk güvenlik kilidi ile kontrol altına alınması önem taşıyor. Ayrıca yemekler ocağın arka gözlerinde pişirilmeli ve tencere-tava sapları ulaşılamayacak şekilde içe dönük şekilde tutulmalı. Masa örtülerinin çekilmesi sonucu sıcak sıvı gıdaların dökülmesiyle haşlanma yanıkları da sık görülen ev kazaları arasında. Bunun için masa örtüsü kullanımından kaçının. Ayrıca ulaşılabilir yerlerde kaynar su dolu kap bulundurmayın.

Evde bu kazalarda artış yaşanıyor!

Evlerde en sık görülen kazaların “düşme ve çarpma, kesi, yabancı cisimle boğulma/tıkanma, suda boğulma, zehirlenme, yanık, elektrik çarpması ve ateşli silah yaralanmaları” olduğunu belirten Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, alınacak basit önlemlerle bu kazaların büyük ölçüde önüne geçilebileceğini vurguluyor. Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, evlerde ilk yardım çantası ve yangın söndürme tüpünün de bulunmasının çok önemli olduğunu belirterek; ayrıca ambulans, itfaiye, polis, zehir danışma gibi önemli telefon numaraları ile kan grubu, kronik hastalıklar gibi bilgilerin bir kartta yazılı tutulması gerektiğini söylüyor.

Covid-19 pozitifseniz daha fazla emzirin! Neden mi?

Covid-19 pozitifseniz daha fazla emzirin! Neden mi?

Her geçen gün daha fazla kişide görülen Covid-19 enfeksiyonunun yüksek bulaş riski özellikle hamileleri ve emziren anneleri bir başka endişelendiriyor. Bir yandan kendi sağlıklarını bir yandan bebeklerini düşünen anneler virüsü bulaştırabileceklerini düşünerek bebeklerini emzirmekten vazgeçebiliyor! Ancak anne sütünün koruyucu özelliği nedeniyle tam da bu süreçte bebeklerin bu hazineden mahrum bırakılmaması gerekiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Köşeli Şahin, Covid-19 enfeksiyonunun doğum sırasında ya da anne sütünden bebeğe geçtiğini gösteren bir kanıt olmadığını belirterek “Anne el hijyenine dikkat ederek ve maske takarak bebeğini emzirebilir. Bu sayede bağışıklığını güçlendiren önemli emzimleri bebeğine sağladığı için onu diğer virüslere karşı olduğu kadar Covid-19’a karşı da korumuş olur” diye konuşuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Köşeli Şahin, pandemide emzirmenin önemini ve güvenli bir emzirmenin kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Anne sütü bebeği hastalıktan korur!

Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akademisi, bebeklerin yaşamın ilk altı ayında sadece anne sütü ile beslenmesini, sonrasında da iki yaşa kadar ayına uygun ek gıdalar eklenerek anne sütüne devam edilmesini öneriyor. Bağışıklığı destekleyici bileşenleri sayesinde anne sütünün bebekleri birçok enfeksiyondan koruduğunu belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Köşeli Şahin şu bilgileri veriyor: “Covid-19’un hamilelerde anne karnından direkt olarak, doğum sırasında kan yoluyla veya doğumdan sonra anne sütü aracılığı ile bebeğe bulaştığını gösteren bir kanıt bulunmuyor. Mevcut vakalara bulaşmanın solunum yoluyla gerçekleştiği düşünülüyor. Yapılan çalışmalarda enfeksiyon geçiren annelerin sütünde koronavirüs antijenleri tespit edilmedi, aksine koronavirüse karşı oluşan (koruyucu) antikorlar saptandı. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Enfeksiyon Kontrol Merkezi başta olmak üzere birçok sağlık kuruluşu Covid-19 enfeksiyonu geçiren annelerin bebeklerini anne sütüyle beslemeye devam etmesini öneriyor.”

Güvenli emzirme için 10 kural!

Covid-19 virüsü taşıyan ya da taşıma şüphesi olan annelerin bebeklerini emzirirken dikkat etmesi gereken noktaları unutmamak gerektiğini vurgulayan Dr. Elif Köşeli Şahin; annenin düzenli beslenmesi, yeterli sıvı tüketmesi ve yeterli/kaliteli uyumasının hem enfeksiyonla mücadele hem de anne sütünün devamlılığı açısından önem taşıdığını söylüyor. Bu nedenle hamileliği pandemiye denk gelmiş ve bu süreci stresle geçirmiş, doğum sonrası  bebekli yeni bir hayata adapte olmaya çalışan annelere destek ve özen sağlanılması gerektiğini vurgulayan Dr. Elif Köşeli Şahin, emzirme sürecinde uyulması gereken kuralları şöyle sıralıyor:

  1. Covid-19 bulaşma riskine karşı emzirme sırasında alınabilecek en iyi önlem, ağız ve burnu kapatan bir maske takmaktır. Standart 3 katlı cerrahi maske kullanılmalıdır, koruyuculuğu artırmak için çift maske kullanmak tercih edilebilir.
  2. N95 maskeler hastalar ve hastalık şüphesi olanlar için solunum güçlüğü nedeniyle uygun değildir. Özellikle de hastalık şüphesi olan kişilerin ventilli (kapaklı) maskeleri kesinlikle takmaması gerekiyor. Bu kapakçıklar nefesi olduğu gibi dışarı verdiği için virüsün çevredeki yetişkinlere ya da bebeğe bulaşmasına neden olabiliyor.
  3. Evdeki bireylerin tüm giysileri 60-90 derecede yıkanmalı ve annenin bebeği emzirdiği oda sık sık havalandırılmalıdır.
  4. Annenin, bebeğini kucağına almadan önce 20 saniye boyunca ellerini, parmak aralarını da içerecek şekilde tercihen sabunlu su ile yıkaması, sabun yoksa alkol bazlı el dezenfektanı kullanması gerekir. Hasta iken el temizliğinin daha etkili olabilmesi için yüzük-bilezik gibi takılar kullanılmamalıdır.
  5. Memenin üzerine direkt olarak hapşırılıp öksürülmemişse her emzirme öncesi memenin yıkanmasına gerek yoktur.
  6. Gün içince sürekli dokunulan yüzeyler rutin temizlenmelidir.
  7. Anne emziremeyecek kadar halsizse anne sütü özel bir pompa ile sağılmalı, hasta olmayan birinin yardımıyla çocuğa verilmelidir. Pompa, süt saklama kapları ve kullanılan aparatlar her sağımdan sonra dezenfekte edilmelidir.
  8. Emzirme saatleri dışında annenin evdeki sağlıklı bireylerden ve bebekten ayrı bir odada tutulması, bebeğin alt değiştirme, giydirme, banyo ve uyku gibi ihtiyaçlarının da başkası tarafından giderilmesi gerekir.
  9. Anne Covid-19 testi pozitif çıkmasına rağmen semptom göstermiyorsa ilaç kullanım gerekliliği iyi hesaplanmalı, ilaç tedavisi başlanacaksa mümkünse süte geçmeyen emzirme ile uyumlu alternatifler tercih edilmelidir.
  10. Hastanede tedavi görmekte olan anneler maske ve önlük giyerek emzirmeye devam edebilir veya süt sağılarak bebeğe sağlıklı bir bakım veren tarafından verilebilir.

Çocuklarda yüksek ateşe dikkat!

Çocuklarda yüksek ateşe dikkat!

Farklı sebeplerle sıklıkla görülen yüksek ateş, ebeveynlerin bebeklerinde karşılaşmaktan en korktukları durumlar arasında yer alır. Bir hastalık bulgusu olarak algılanan ateş, kimi zaman vücudun geliştirdiği bir savunma hareketiyken, kimi zamansa bir rahatsızlığın ilk belirtisi olabiliyor. Bu noktada bebeklerde görülen ateşin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ersin Sarı, konu hakkında önemli bilgiler veriyor.

Ateş, çocuğunuzun vücudunun enfeksiyonla mücadele ettiği anlamına gelir

Bebeklerin bağışıklık sistemi büyümelerine bağlı olarak gelişmekte, bebekler bu süreçte çeşitli hastalıklara karşı daha savunmasız olabilmektedir. Çeşitli sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan ateş ise ebeveynlerin en önemli endişelerinin başında gelmektedir. Genel anlamda bilinmesi gereken en önemli unsur, ateş bir hastalık değil, bir rahatsızlığın göstergesi olarak vücudun gösterdiği tepkimedir.

Bebeklerde normal kabul edilen vücut ısısı kaçtır?

Bir bebeğin normal vücut sıcaklığı yetişkin bir bireye oranla daha yüksektir. Bu noktada normal kabul edilen 35- 37 derece iken bir bebeğin vücut sıcaklığı ise 35-37,5 arasında değişmektedir. 38 derece ise bebekler için önemli bir sınırdır ve hafif derecede ateş olarak kabul edilir. Ancak bu sınırı aşan derecelerde mutlaka kontrol altına alınması gerekmektedir. Bu durumda bebeğin vücut sıcaklığı 38,5 derece olduğunda menenjit başta olmak üzere birçok hastalık riski göz önünde alınarak doktora gidilmelidir.

Bebeğin vücut ısısı ölçülen bölgelere göre farklılık gösterir. Bu sebeple bu durum göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır.

  • Kulak: 38 derece
  • Alın: 37,5 derece
  • Koltukaltı: 37,3 derece
  • Makat: 38 derece ise yüksek ateş olarak tanımlanır.

Bebeklerde ateşin yükselme nedenleri nelerdir?

  • Diş çıkarma dönemleri,
  • Gribal enfeksiyonlar,
  • İdrar yolu enfeksiyonları,
  • Üst solunum yolu hastalıkları,
  • İshal,
  • Orta kulak iltihabı,
  • Bulaşıcı hastalıklar,
  • Zaman zamansa güneş çarpması gibi sebepler yüzünden bebeklerde yüksek ateş görmek mümkündür.

Belirli faktörler risk oranını artırıyor

  • Zayıf ve hassas olmak,
  • Kansız olmak,
  • Kalabalık bir ortamda yaşamak,
  • Anne sütü ile beslenmemek vb.

Yüksek ateş hangi durumlarda tehlikeli hale gelir?

Bebeklerde ateş hastalıklarla başa çıkmak için vücudun kullandığı bir yöntemdir. Ancak yüksek ateş özellikle de 1 yaşın altındaki bebeklerde çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Yüksek ateşin tehlikeli olduğu kriterler ise;

  • Ateşin derecesi 40 ve üzeriyse,
  • Ateşe kusma eşlik ediyorsa,
  • Ateş 2 gündür devam ediyorsa,
  • Yutkunma ve nefes almada zorluk çekiyorsa,
  • Sürekli uyku eğilimi gösteriyorsa,
  • Ciltte mor döküntüler oluşuyorsa,
  • Ateşi ilaç içmesine rağmen düşmüyorsa,
  • Beslenmek istemiyorsa,
  • Ateşle birlikte ishal görülüyorsa tehlikelidir.

Bebeklerde yüksek ateş durumunda nasıl müdahale edilebilir?

Daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek ateş özellikle de 1 yaşın altındaki bebekleri etkiliyor. Bu noktada erken ve doğru müdahale çok önemlidir. Eğer bebeğinizin ateşi çok yükseldiyse yapabileceğiniz uygulamalar;

  • Ateşin yükselmesi vücutta ciddi sıvı kaybına yol açar. Üstelik terleme olmasa bile buharlaşmayla birlikte vücut çok fazla sıvı kaybeder. Bu noktada bebeğinizin kaybettiği sıvıyı karşılamanız gerekir. Bol bol su verebilir, bunun yanında taze sıkılmış meyve suları ve çorbaları tercih edebilirsiniz.
  • Bebeğinizin ateşi varsa ve siz hasta olduğunu düşündüğünüz için onu sarıp sarmalıyorsanız en büyük hatayı yaparsanız. Bebeğinizin vücut sıcaklığını düşürmek için daha serin bir yere alın. Kalın giysiler yerine daha ince kıyafetleri tercih edin. İçinde bulunduğu odanın sıcaklığı 20-22 dereceyi geçmemelidir.
  • Ilık su ile ıslattığınız temiz bir bez ile vücudunun sıcaklığını düşürmeye yardımcı olabilirsiniz.
  • Eğer bu yöntemler işe yaramıyorsa ateş düşürücü ilaçlar deneyebilirsiniz. Ancak buna rağmen bebeğinizin ateşi düşmüyorsa mutlaka doktora götürülmelisiniz. Çünkü geç kalınması durumunda bebeğin havale veya menenjit gibi çok ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalma riski artar.

Zeka gelişimini destekleyen 8 öneri

Zeka gelişimini destekleyen 8 öneri

Hangi anne baba çocuğunun zeki ve başarılı olmasını istemez ki? Özellikle de Covid-19 pandemisi sürecinde gerek çocuklarının evde online eğitimine kulak kesilen, derslerde bilemediği sorulara şahit olup eğitim başarısını artırma telaşına kapılan gerekse de kendileri işte olduğu için çocuklarının evde eğitimlerinin eksik kalacağından endişe eden pek çok anne baba, hem başarıyı artırmanın hem de çocuklarının zekasını geliştirmenin yollarını arıyor.  Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, “Eğitim de dahil her şeyin eve taşınması biz ebeveynlere bazı sorumluluklar getirdi. Evdeki eğitimin bilgisayarlar üzerinde olması ve birçok ebeveynin çalışıyor olması aileleri çocuklarının eğitimlerinin eksik kalacakları konusunda endişelendiriyor. Çocukların evde eğitimleri devam ederken zekalarını geliştirecek neler yapılabilir diye düşünmeden edemiyor insan. Birçok zeka tipi vardır: Sözel zeka, matematiksel zeka, görsel zeka, bedensel zeka, müziksel zeka, sosyal zeka, kişisel zeka ve doğacı zeka. Bu zekaların birbirleri ile uyumu önemlidir. Bu yüzden bu farklı zekaları geliştirmek için bilişsel çalışmaların yanı sıra, gelişimi için çocuğa ruhsal ve fiziksel yönden de iyi koşullar sağlamalıyız” diyor. Dr. Neslihan Korkmaz, çocukların hem okul başarılarını artırmaya hem de zekalarını geliştirmeye yardımcı olacak önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Müzik dinletin ve müzik aleti çalmaya yönlendirin
Müzik çocukların kendini ifade etme yeteneklerini geliştirip, estetik, yaratıcı ve yapıcı düşünme kapasitelerini arttırıyor. Okul çağındaki çocukların okuma ve yazmayı daha kolay öğrenmesini, anlama ve düşünme becerilerini geliştiriyor. Yani akademik performansı da olumlu etkiliyor. Dr. Neslihan Korkmaz “Çocuklara müzik dinletmek beyin aktivitesini arttırıp, stresin ve sıkıntının azaltılmasını sağlıyor. Aldıkları müzik eğitimlerine paralel olarak, ritim becerileri olan öğrencilerin diğerlerine oranla günlük hayatlarında daha iyi plan yaptıkları, daha hızlı organize oldukları ve süreçleri daha iyi takip ettikleri yapılan çalışmalarda ispatlanmıştır” diyor. Yapılan araştırmalar ayrıca müzik aleti çalan çocukların büyük ve küçük kas gelişimlerinin desteklendiğini, bilişsel ve psikomotor gelişimine katkı sağladığını ortaya koyuyor.

Spor yaptırın

Egzersiz yapmak, beyin sağlığı için gerekli kimyasalları uyarıyor, dopamin ve endorfin hormonlarını salgılatarak stresi azaltıyor ve uykuya dalmayı kolaylaştırıyor. Düzenli spor; çocuğun motivasyonu artırırken, dans etmek ve yoga yapmak da hem fiziksel hem de ruhsal olarak geliştiriyor.

Bu besinleri mutlaka tüketmesine özen gösterin
Okul başarısını artırmada ve zeka gelişiminde sağlıklı beslenme çok önemli. Yumurta, balık, ceviz, badem, tahıllar, sebzeler, domates, kırmızı et, baklagiller, yoğurt, yemeklere ilave edilecek zerdeçal ve yeterli su tüketimi çok önemli. Odaklanma ve güçlü hafıza yeteneklerini geliştiren, sinir sistemini güçlendiren, beyin gelişimine yardımcı olan bu besinler sinir sistemini güçlendiriyor ve düşünme yetilerini geliştiriyor.

Yeterli ve kaliteli uyumasını sağlayın
Yeterli süre ve kalitede uyku uyuyan çocuklarda bilişsel işlevler artıyor, psikolojik olarak daha sağlıklı hale geliyorlar. Gün içerisinde öğrenilen bilgilerin işlenmesi, hafızada depolanması, sinirler arasında doğru şekilde haritalandırılması uyku vakitlerinde mümkün oluyor.

Oyun oynamaya mutlaka zaman ayırın

Çocuğunuzla oynayın, beraber zaman geçirin. Serbest oyun oynama zamanları yaratın, oyununu kendisinin seçmesine izin verin, yapmaktan çekindiği, korktuğu herhangi bir deneyim için onu yüreklendirin, yaşına uygun taşıyabileceği kadar sorumluluk verin. Dr. Neslihan Korkmaz “Körebe veya saklambaç gibi oyunlar neden- sonuç ilişkisi kurmasını sağlar. Boyama, el işi faaliyeti ya da hamurdan şekiller yaptırabilirsiniz. Puzzle, satranç, dama, tavla, solo test gibi oyunlar çocukların problem çözmesinde katkıda bulunur” diyor.

Onu dikkatli dinleyin
Kronik stres beyin hücrelerini yok ediyor, hipokampüse zarar veriyor ve hafıza kaybı gerçekleşebiliyor. Çocuğunuzla beraber rahatlamak, mümkünse meditasyon yapmak ve rahatlatıcı müzikler dinlemek hafızayı kuvvetlendiriyor.

Telefon ve tableti birlikte sınırlandırın
Tablet, telefon, televizyon ve bilgisayar oyunlarına birlikte süre koyun. Zihinsel ve bedensel aktiviteler planlayın. Çocuğunuza ait bir oda ve masa ayarlayın. Çocuğunuz ders çalışırken evde olabildiğince dikkatini dağıtacak faaliyetlerde bulunmayın. Kitap okuma saati yapmanız çocuğunuz için en büyük katkılardan biri. Birlikte bir tarif seçip yemek yapabilirsiniz. Ayrıca beraber saksıya çiçek ekin ve sulama görevini ona verin” diyor.

Her zaman sevginizi gösterin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz “Her şeyden önce sevginizi gösterin, onlara yanlarında olduğunuzu hissettirin. Şımarır diye düşünerek sevginizi, takdirinizi ve beğeninizi göstermekten kaçınmayın. Kişiliklerini değil, davranışlarını eleştirin. Çocuğunuzun ayrı bir birey olduğunun bilincinde olarak üslubunuza dikkat edin ve onu rencide edecek şekilde davranmaktan kaçının. Yaptığı bir yanlışın neden yanlış olduğunu sabırla ve sevgiyle açıklayın” diyor.

3 yaşından sonra her yıl tansiyon ölçümü yaptırın!

3 yaşından sonra her yıl tansiyon ölçümü yaptırın!

Genellikle yetişkin hastalığı olarak bilinen yüksek tansiyon; genetik geçiş, çeşitli böbrek hastalıkları ve özellikle obezite nedeniyle artık çocukların da kapısını tehlikeli bir şekilde çalıyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, hiçbir sıkıntısı olmasa bile 3 yaşından itibaren her çocuğun tansiyonunun yılda en az bir kez ölçülmesi gerektiğini belirterek “Yüksek tansiyon yenidoğan döneminden itibaren her yaşta görülebilir ve ciddiyetle takip edilmesi gereken bir durumdur. Zira, yüksek tansiyon vücuttaki tüm damar sisteminin yapısını bozabilir. Çocuklarda da tıpkı yetişkinler gibi; beyin, göz, kalp, böbrek gibi önemli organlarda ciddi hastalıklara yol açabilir” diyor.

Bu belirtilere dikkat!

Kalbin vücuda kan pompalama işlemi sırasında damarların iç duvarında oluşan basınca tansiyon deniyor. Kalbin kan pompalarken yarattığı basınç büyük tansiyon, kalp kası gevşediğinde oluşan basınç da küçük tansiyon olarak tanımlanıyor. Ancak, yüksek tansiyon, çocuklarda genellikle belirti vermiyor. Henüz konuşamayan küçük bebeklerde, yüksek tansiyon nedensiz yere aşırı ağlamak, terlemek, sık nefes almak, beslenme güçlüğü şeklinde kendini gösteriyor. Daha büyük çocuklarda ise baş ağrısı, bulantı, kulak çınlaması, aşırı terleme, kusma, çarpıntı, görmede azalma, nefes nefese kalma ve yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor.  Tansiyonun çocuklarda gün içinde ve endişe, korku, üzüntü gibi nedenlere bağlı olarak değişebildiğini anlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Çocukluk çağındaki normal tansiyon değerleri, çocuğun yaşına, cinsiyetine, kilo/boy oranına göre değişiyor” diyor.

Bazı hastalıklar yüksek tansiyon nedeni

Peki, çocuklarda yüksek tansiyon neden ortaya çıkıyor? Bu sorunun ilk cevabı aileden kaynaklı genetik geçiş. Bu tür durumlarda kilo fazlalığı da yüksek tansiyona eşlik ediyor. Obezitenin de  yüksek tansiyona yol açtığına kaydeden Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yüksek tansiyona yol açan ikincil nedenler arasında bazı böbrek ve kalp problemleri ile nadiren de olsa böbrek üstü bezleri tümörü sayılabilir. Tansiyon yüksekliği nadiren şikayete yol açar. Böbrek kaynaklı tansiyon yüksekliği gelişme geriliğine neden olur. Ayrıca burun kanaması, görmede sorun, baş ağrısı, sersemlik hissi ve epileptik nöbetler görülebilir. Tansiyon yüksekliği olduğu düşünülen çocuklarda holter cihazı ile tansiyon izlemesi yapılmalı”

Yılda bir kez tansiyonunu ölçtürün

Yüksek tansiyonun başta kalp, böbrek, damar duvarları ve sinirlerde olmak üzere çeşitli organ hasarları yapabiliyor. Yüksek basınçla pompalanan kan kalbin odacıklarında büyüme ve kalp kasında kalınlaşma yaptığından ileride koroner arter hastalığı ve kalp krizi riskini de artırıyor. Ayrıca tedavi edilmeyen tansiyonun böbrek damarlarında yarattığı hasara bağlı olarak böbreğe kan akışının yavaşlamasından sorumlu olduğunu dile getiren Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Aynı şekilde yüksek tansiyon nedeniyle beyne giden damarlar da hasarlanır. Bu da inmeye yol açabilir. Yüksek tansiyon her türlü organa giden damarı bozacağı için görmede bozulma gibi etkileri de bulunur. Bu yüzden özellikle 3 yaşın üstündeki her çocuğun tansiyonu hiçbir yakınma olmasa bile yılda bir ölçülmelidir. Üç yaş altında ise yüksek tansiyonu düşündürecek hastalıklar veya yakınmalar varsa tansiyon mutlaka ölçülmelidir” diye anlatıyor.

Tedavide ilk adım kilo kontrolü

Yüksek tansiyon tanısı konulduğunda tedavi olarak ilk başvurulan yöntem çocuğun kilosunun istenen düzeye gelmesi için diyet ve egzersize başlatılması ile duygusal destek sağlanması. Ayrıca tuz tüketiminin de sınırlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi’nin verdiği bilgilere göre günlük alınması gereken tuz miktarı, ilk altı ayda bir gramdan az, bir yaşına kadar bir gram,1-3 yaş arasında 2 gram, 4-6 yaş arasında 3 gram, 7-10 yaş arasında 5 gram, 11-14 yaş arasında ve yetişkinler için de 6 gram olmalı. Bir çay kaşığı tuzun 1.5-2 gram civarında olduğunu belirten Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Yüksek tansiyon saptanırsa bu miktarlar da azaltılmalı. Sadece yemeğe konan tuz değil aynı zamanda gizli tuz dediğimiz işlenmiş gıdalardaki tuzları da düşünmek lazım. O yüzden çocukluktan itibaren abur cuburu kısıtlamak önemli. Çocuklarda 6 ay süreyle uygulanan diyet ve tuz kısıtlaması işe yaramazsa ilaç tedavisine başlanır.”

Normal tansiyon çocuğun gelişimine bağlı

Çocuklar, boy ve kilo değerlerine göre “persentil” olarak belirlenen aralıklara göre değerlendiriliyor. Persentil bebeğin / çocuğun gelişiminin normal şekilde ilerleyip ilerlemediği hakkında ipucu vermek için kullanılan bir büyüme eğrisidir.  Çocuklarda büyümeyi değerlendirmek için persentil eğrileri olduğu gibi tansiyon için de yaşlara ve cinsiyete göre değişen bir persentil tablosu vardır. Bu bilgilerin ardından çocukluk çağı tansiyon düzeyi hakkında konuşan Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Örneğin 1 yaşındaki bir erkek çocuğun kabul edilebilir alt ve üst tansiyon değerleri ile 2 yaşındaki bir erkek çocuğun kabul edilebilir alt ve üst tansiyon değerleri farklıdır. 1 yaşındaki erkek çocuğun kabul edilebilir tansiyon alt değeri 99/51, üst değeri 102/54 iken 2 yaşındaki bir erkek çocuğun kabul edilebilir tansiyon alt değeri 99/55, üst değeri ise 105/59’dur.  Bu durum kız çocukları için de geçerlidir. Örneğin, 2 yaş ve 3 yaşındaki kız çocuklarının kabul edilebilir tansiyon alt ve üst değerleri birbirinden farklıdır. Özetle; her yaşın ve cinsin kabul edilen tansiyon değerleri farklıdır. Bu değerleri kilo boy oranı da etkilediği için hekiminize danışarak çocuğunuzda gözlemlediğiniz tansiyon ile ilgili şüphenizi kesinleştirebilirsiniz.