Yazılar

Fazla D vitamini kalp ve böbreklerde hasar oluşturabilir!

Fazla D vitamini kalp ve böbreklerde hasar oluşturabilir!  

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar D vitamininin vücutta kemik sağlığından enfeksiyon hastalıklarını önlemeye, zihinsel gelişimden kanserde kontrolsüz hücre çoğalmasının azaltılmasına dek sağlığımız üzerinde son derece önemli işlevlere sahip olduğunu gösteriyor. Ancak yaşamsal öneme sahip olmasına rağmen özellikle büyük kentlerde çoğu kişide D vitamini olması gereken seviyeden düşük seyrediyor. Dünyada yaklaşık bir milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu düşünülüyor. Bölgelere göre değişmekle birlikte, ülkemizde de her 2 kişiden 1’inde D vitamini eksikliği tespit ediliyor. D vitamini eksikliği pek çok ciddi soruna yol açsa da fazla olması da bir o kadar tehlikeli! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı, bu nedenle D vitamini eksikliğini karşılamak için hekime danışmadan gelişigüzel takviye kullanımından mutlaka kaçınılması gerektiğine dikkat çekerek, “Günlük D vitamini ihtiyacı yaş, cinsiyet, yaşanan coğrafya, eşlik eden hastalıklar, hamilelik durumu, hatta ten rengine göre değişir. Dolayısıyla günlük doz miktarını mutlaka hekim belirlemelidir, aksi takdirde D vitamini fayda yerine ciddi zararlar verebilir.  Zira, vücutta D vitaminin fazla olması toksik etki oluşturarak zehirlenmeye yol açabilir. D vitamini fazlalığında ayrıca kanda kalsiyum ve fosfor düzeyi yükselir, kilo kaybı, düzensiz kalp atımı, kemiklerde kırık riskinde artış, damarlarda ve dokularda kireçlenme, kalp ve böbrek hasarı görülebilir. Bu nedenle önce vücuttaki düzeyi saptanmalı ve sonrasında hekimin önerdiği uygun doz ve sürede takviye edilmelidir” diyor.

Dr. Meltem Batmacı

Dr. Meltem Batmacı

Pek çok yaşamsal işleve sahip!

Güneş ışığından yeterince ve doğru şekilde faydalanmamak, çocukluk döneminde dışarıda oynamak yerine evde tabletle zaman geçirmek, kapalı alanlarda saatlerce güneşten yoksun kalmak gibi pek çok faktör nedeniyle  oluşan D vitamini eksikliği günümüzün önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul ediliyor. Oysa D vitamini sağılığımız üzerinde kritik bir öneme sahip. En önemli etkilerinden biri ise kemik kırıklarını azaltarak ve kas gücünü artırarak düşmelerden koruması. Yapılan bilimsel araştırmalar; D vitamininin yeni tümör gelişimini (meme, yumurtalık, kolon, prostat ve diğer kanserler) ve var olan tümör büyümesini yavaşlattığını, kalp ve damar hastalıkları ile solunum sistemi hastalıkları riskini azalttığını gösteriyor. Damar sertliği ve yüksek tansiyon hastalığında düzenleyici olan D vitamini diyabet ve insülin direncine karşı da önemli rol oynuyor. Enfeksiyonların ve bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde etkili oluyor. Bir araştırmaya göre, herhangi bir nedenle olan prematüre ölüm riskinde D vitamini sayesinde yüzde 25 oranında azalma saptanmış. Bunların yanı sıra bunama riskinin de azaldığı görülmüş.

Dışarıdan takviye edilmesi gerekir

Somon balığı ve sardalya gibi yağlı balıklar, balık yağı, yumurta sarısı, sığır karaciğeri, mandıra ürünleri ve tahıllarda daha fazla düzeyde D3 vitamini olurken; bazı mantarlarda ve bitkisel kaynaklarda ise (bitkisel kaynaklı sütler, maydanoz, ısırgan otu vb) D2 vitamini  bulunuyor.  Ancak gıdaların günlük D vitamini gereksinimin sadece yüzde 10-20’sini karşıladığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı, “Gıdalar ile yeterince D vitamini almak mümkün değildir. 51-71 yaşları arasında gıda ve takviye ile D vitamini alımı 308 IU/gün olarak saptanmıştır.  Sadece gıda ile alınan D vitamini ise 140 IU / gün olarak tespit edilmiştir ki günlük doz gereksinimi düşünüldüğünde birçok insanın günlük minimum gereken dozu bile alamadığı aşikardır. Bu nedenle dengeli diyetin yanı sıra D vitamini takviyesine de ihtiyaç vardır” diye konuşuyor.

Hızla depolamaktan kaçının! 

Hekime  danışmadan, D vitamini ihtiyacını bir anda karşılayabilmek için ampul kırıp içmek gibi bir hataya asla düşülmemesi gerektiği uyarısında bulunan Dr. Meltem Batmacı, “Zira yapılan çalışmalarda; yüksek dozda, uzun aralıklarla alınan D vitamini (ampul kırıp içmek, damlalıklı şişenin tamamını içmek gibi) ve düşük dozda, günlük alınan D vitamini (günlük ya da haftalık kullanılan damla, tablet, kapsül formunda D vitamini) kıyaslanmış. Çalışmanın sonunda; ikinci grupta yer alan kişilerin sağlıklı oldukları ve D vitamini düzeylerinin de daha yüksek olduğu tespit edilmiştir” diyor.

Güneşlenmek çok önemli, ancak!

Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini bazı gıdalarda bulunmakla birlikte çoğunlukla deride güneşin etkisiyle ortaya çıkıyor. D vitamini sentezi güneşin UVB ışını etkisiyle ciltte başlıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı, güneşe çıkılması gereken süre ve saat diliminin yaşanılan bölgeye göre değiştiğini belirterek, “D vitamini sentezi için ülkemizde 10:00-15:00 saatleri arasında kolları ve bacakları 15-20 dakika güneş ışınlarına maruz bırakmak önerilir. Ancak UV ışığına maruziyet cilt kanserine neden olabilir, dolayısıyla aşırı güneşlenmekten mutlaka kaçınılmalıdır” diye konuşuyor.

D vitamini sentezini azaltan 8 neden!

UVB ışınını, dolayısıyla D vitamin sentezini azaltan pek çok faktör mevcut. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı bu etkenleri şöyle sıralıyor:

  • İleri yaş
  • Kış mevsimi nedeniyle UVB ışınlarına daha az maruz kalmak
  • Güneş koruyucu kullanımı (faktör düzeyi 15 ve üzeri olan güneş koruyucu krem D vitamini emilimini yüzde 90’dan fazla azaltıyor)
  • Tüm cildi kapatacak şekilde giyinmek
  • Açık havada kısıtlı zaman geçirmek
  • Koyu renk cilt (melanin pigmenti doğal güneş koruyucu gibi davranıyor)
  • Kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirmek
  • D Vitamini sentezine katkıda bulunan organlarda fonksiyon bozukluğu

Gelişigüzel D vitamini kullanmak zehirleyebilir!

Gelişigüzel D vitamini kullanmak zehirleyebilir!

Özellikle büyük kentlerde çoğu kişinin D vitamini olması gereken seviyeden düşük seyrediyor. Bunun nedenleri arasında; güneş ışığından yeterince ve doğru şekilde faydalanamamak, çocukluk döneminde dışarıda oynamak yerine evde tabletle zaman geçirmek, kapalı alanlarda saatlerce güneşten yoksun kalmak gibi birçok faktör yer alıyor. Ülkemizde D vitamini eksikliğinin görülme sıklığının ciddi boyutlarda olduğunu belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı “Bölgelere göre değişmekle birlikte D vitamini eksikliği ülkemizde yüzde 50’nin üzerindedir. Tüm dünyada yaklaşık 1 milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu düşünülmektedir. Oysa özellikle son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar D vitamininin vücutta kemik sağlığından enfeksiyon hastalıklarını önlemeye, zihinsel gelişimden kanserde kontrolsüz hücre çoğalmasının azaltılmasına dek kritik öneme sahip olduğunu gösteriyor” diyor. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamininin bazı gıdalarda bulunmakla birlikte çoğunlukla deride güneşin etkisi ile ortaya çıktığını belirten Dr. Meltem Batmacı “Halk arasında ‘güneş vitamini’ de denilen D vitamininin gıdalardan karşılanması ise günlük gereksinimin yüzde 10-20’sidir. Yani dışarıdan takviye edilmesi gerekir” diye konuşuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı D vitamini hakkında bilinmesi gereken 9 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Dr. Meltem Batmacı

Sayısız faydası var

D vitamininin vücudumuzda kritik rol oynadığını belirten Dr. Meltem Batmacı şöyle konuşuyor: “Vücudumuzda kemik sağlığı açısından çok önemli. Kemik kırıklarını azaltıp kas liflerini koruyarak kas gücünü artırır ve bu da düşmelerden korur. Yapılan bilimsel araştırmalar; D vitamininin yeni tümör gelişimini (meme, yumurtalık, kolon, prostat ve diğer kanserler) ve var olan tümör büyümesini yavaşlattığını, kalp ve damar hastalıkları ile solunum sistemi hastalıkları riskini azalttığını göstermiştir. Damar sertliği ve yüksek tansiyon hastalığında düzenleyici olan D vitamini diyabet ve insülin direncine karşı da önemli rol oynar. Enfeksiyonların ve bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde etkilidir. Bir araştırmaya göre, herhangi bir nedenle olan prematüre ölüm riskinde D vitamini sayesinde yüzde 25 azalma saptanmıştır. Bunama riskinin de azaldığı görülmüştür.”

Gelişigüzel kullanımı zehirleyebilir!

D vitamininin kesinlikle vücuttaki seviyesi belirlenip ardından hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini, aksi takdirde fayda yerine ciddi zararlar verebileceğini vurgulayan Dr. Meltem Batmacı “Tedavi öncesinde ve sonrasında mutlaka D vitamini düzeyleri görülmelidir. Yaş, cinsiyet, yaşanan coğrafya, eşlik eden hastalıklar, gebelik durumu hatta ten rengi bile günlük D vitamini ihtiyacını belirleyen unsurlardır. Bu nedenle D vitamini ihtiyacı kişiden kişiye değişmektedir. Fazla alındığında D vitaminine bağlı zehirlenmeye neden olur, kanda kalsiyum düzeyi yükselir, kilo kaybı, düzensiz kalp atımı, düşme sıklığında ve kemik kırık riskinde artış, damarlarda ve dokularda kireçlenme, kalp ve böbrek hasarı görülür” diyor.

Dikkat! Ampul kırıp içmek!… 

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı hekime danışmadan, D vitamini ihtiyacını bir anda karşılayabilmek için ampul kırıp içmek gibi bir hataya düşülmemesi gerektiğini belirterek şu uyarılarda bulunuyor: “Yapılan çalışmalar da; yüksek dozda, uzun aralıklarla alınan D vitamini (ampul kırıp içmek, damlalıklı şişenin tamamını içmek gibi) ve düşük dozda, günlük alınan D vitamini (günlük ya da haftalık kullanılan damla, tablet, kapsül formunda D vitamini) kıyaslandığında ikinci gruptakilerin sağlıklı ve D vitamini düzeylerinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. D vitamini, fazla miktarlarda alındığında toksik etkilere yol açtığı ve hayati riske bile neden olabildiği için, hekime başvurarak kullanımından önce vücuttaki düzeyi saptanmalı ve sonrasında kişiye uygun doz ve sürede alınmalıdır.” Dr. Batmacı ayrıca toplumda “Camın önüne oturup güneşlendiğimden D vitamini bol bol alıyorumdur” şeklinde yanlış bir düşünce olduğunu belirterek “Camın, tül perdenin ya da kıyafetin arkasından alınan güneşin, hiçbir faydası yoktur. Çünkü bu türden kısıtlamalarda, D vitamini yapımını sağlayan UVB ışınları cilde ulaşamaz” uyarısında bulunuyor.

D vitamini ihtiyacı besinlerle karşılanamıyor!

Somon balığı ve sardalya gibi yağlı balıklar, balık yağı, yumurta sarısı, sığır karaciğeri, mandıra ürünleri ve tahıllarda D3 vitamini düzeyi daha fazla olurken; bazı mantarlarda ve bitkisel kaynaklarda (bitkisel kaynaklı sütler, maydanoz, ısırgan otu vb), D2 vitamini  bulunuyor. Ancak besinlerle yeterince D vitamini almanın mümkün olmadığını belirten Dr. Meltem Batmacı “Bu nedenle dengeli diyet ve gerekli D vitamini miktarının takviye olarak alınması uygundur. 51-71 yaşları arasındaki gıda ve suplamentle D vitamini alımı 308 IU/gün saptanmış olup, sadece gıda ile alınan D vitamini ise 140 IU / gün olarak saptanmıştır ki günlük doz gereksinimi düşünüldüğünde birçok insanın, günlük minimum gereken dozu bile alamadığı aşikardır” diyor.

Bu kişilerde D vitamini eksikliği daha fazla!

Süt, yumurta ve balık yemeyenlerde, laktoz intoleransı olanlarda, veganlarda, bağırsak, karaciğer ve böbrek hastalığı olanlarda, obezlerde, obezite ameliyatı geçirenlerde, siyahilerde, bağırsak operasyonu olanlarda, steroid, epilepsi ilaçları gibi bazı ilaçları kullananlarda ve güneşten uzak kalanlarda D vitamini eksikliği daha fazla oluyor.

Güneşten D vitamini açısından en doğru şekilde faydalanmak için!

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı, güneşten D vitamini anlamında en doğru şekilde faydalanabilmek için her gün kolları ve bacakları güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde

15-20 dakikayı aşmamak üzere güneşlendirmek gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Vitamin D sentezi, güneşin UVB ışını etkisi ile ciltte başlar. Yaşanılan bölgeye göre, güneşe çıkılması gereken süre ve saat dilimi değişir. Ülkemizde 10:00-15:00 saatleri arasında 15-20 dakika güneşlenme önerilir. Türkiye’de güneşe bağlı D vitamini sentezi Mayıs-Kasım ayları arasında mümkündür. Ancak çok önemli bir nokta var ki asla unutulmaması gerekir; UV ışığına maruziyet cilt kanserine neden olur, bu nedenle aşırı güneşlenme önerilmez!”

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

İki çeşit D vitamini bulunuyor

İki çeşit D vitamini olduğunu belirten Dr. Meltem Batmacı “Vitamin D2; bitkisel kaynaklıdır ve takviye edilmiş gıdalar ile bazı suplamentlerde bulunur. Vitamin D3 ise; insan vücudunda ve hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunan formdur. D3 formu kandaki D vitamin düzeyini daha çok yükseltir ve bu etkin düzeyi daha uzun süre korur. Ancak kişinin ihtiyacına göre mutlaka hekim karar vermelidir” diye konuşuyor.

Bu etkenler D vitamini alımını önlüyor!

UVB ışınını azaltan ve dolayısıyla D vitamin sentezini azaltan çok çeşitli faktör bulunuyor. Dr. Batmacı bu faktörleri şöyle sıralıyor: “Güneş koruyucu kullanımı (faktör düzeyi 15 ve üzeri olan güneş koruyucu krem D vitamini emilimini yüzde 90’dan fazla azaltır), tüm cildi kapatacak şekilde giyinmek, açık havada kısıtlı vakit geçirmek, koyu renkli cilt (melanin pigmenti, doğal güneş koruyucu gibi davranır), ileri yaş, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirme, D vitamini sentezine katkıda bulunan organlarda fonksiyon bozukluğu, kış mevsimi vb)” Dr. Batmacı güneşle sentezlenen D vitamininin birkaç ay idare edeceğini ancak sonrasında eksiklik ortaya çıkacağını bu nedenle düzenli ölçümlerin yapılması gerektiğini söylüyor.

Eksikliğinde bu sorunlar ortaya çıkabiliyor!

Vücuttaki D vitamini seviyesinin altı ayda bir kontrol edilmesi gerekiyor. D vitamini eksikliğinde; kemik ve kas dokusunda zayıflama, kemik kırılganlığında artış, düşme sıklığında artış, kanda kalsiyum ve fosfor düzeyinde düşüklük, kalpte ritim sorunu, Osteomalazi (kemik yumuşaması) hastalığı, kalp krizi, inme ve kalp damar hastalıkları riski artıyor.

Koronavirüs düşmanı: D Vitamini

Koronavirüs düşmanı: D Vitamini

  • Covid-19 salgını ile savaşan tıp dünyası, güçlü bağışıklık sisteminin önemi konusunda hemfikir. Bu süreçte D vitamini, önemini bir kez daha kanıtladı.
  • Maltepe Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Aile Hekimi Dr. Şevin Demir, virüsle savaşta güçlü ve sağlıklı olmak için vitamin depolarının dolu olmasını belirterek, D vitaminin hastalıktan korunma ve koronavirüs tedavisi sürecine olumlu etkisine dikkat çekiyor.

D vitamini yetersizliği, ülkemizde ve dünyada en yaygın görülen vitamin eksiklikleri arasında yer alıyor. Dünyada yaklaşık bir milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu tahmin edilirken, Türkiye’de yüzde 60-70 oranında görülen bu eksikliğin sağlığı ciddi şekilde etkilediği biliniyor. Bağışıklık sisteminin gücünü kaybetmesi nedeniyle vitamin eksikliği bulunan kişilerde gribal enfeksiyonların da dahil olduğu enfeksiyon hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıkları ağır şekilde geçirme riski önemli ölçüde artıyor.

Koronavirüs salgınıyla birlikte güçlü bağışıklık sistemine dikkat çeken uzmanlar, D vitaminin bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalığa yakalanma riskini düşürdüğünü, yakalanılsa da daha hafif atlatılmasını sağladığını belirtiyorlar.

Maltepe Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Aile Hekimi Dr. Öğretim Üyesi Şevin Demir, D vitaminin önemini, eksikliğinin nasıl anlaşıldığını, fazlasının zararını, hangi yollardan takviye yapılabileceğini ayrıntılarıyla anlattı. Kalsiyum ve fosfor seviyelerini düzenleyen D vitamininin kemik ve kas sağlığı için önemine dikkat çeken Dr. Demir, “D vitamini kalbin sağlıklı olarak kasılıp gevşemesini düzenler, hipertansiyon gelişme riskini ve insülin direncini azaltır. Bağışıklık sistemimizde rol alarak otoimmün hastalıkların önlenmesini ve inflamasyonun azalmasını sağlar, solunum sistemimizin virüslerle savaşmasında etkilidir.” dedi.

D VİTAMİNİ SEVİYESİ NE OLMALI?

D vitamini eksikliği ya da fazlalığının basit bir kan tahliliyle anlaşılabileceğini belirten Dr. Demir, takviye kullanımının mutlaka doktor önerisiyle gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Vücutta gereğinden fazla D vitaminin bulunmasının zehirlenmeye yol açabileceğini belirten Dr. Demir, “D vitamini eksikliğinin derece ve süresine göre klinik bulgular ortaya çıkar. Kemik mineral yoğunluğunda azalmanın yanı sıra kemiklerde dayanıklılığın azalması anlamına gelen osteomalazi, yaygın kemik – kas ağrısı, kemik hassasiyeti, kas güçsüzlüğü, yürüme zorluğu ve kırıklar gelişebilir” dedi.

HASTALIK DAHA HAFİF SEYREDİYOR

Dr. Demir, D vitamini düzeyleri ile Covid-19’un şiddetli geçirilmesi veya ölüm oranları arasındaki ilişki konusunda henüz yeterli kanıt olmadığını ancak çok sayıda davam eden çalışmanın olduğunu vurguladı. Bugüne kadar yapılan çalışmalar göz önüne alındığında hastalığın seyrine olumlu etkilerinin olduğunu söylemenin mümkün olduğunu belirten Dr. Demir, “D vitamini desteğinin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle pandemi döneminde D vitamini düzeyini 30 ng/ml’nin üzerine çıkarmak istiyoruz. Hastanemizde D vitamini seviyesi yeterli olmayan tüm hastalara takviye veriyoruz” diye konuştu.

DOĞRU DOZ ÖNEMLİ

D vitamini takviyesinin hastalığı geçirmemize engel olmayacağını ancak hastalıkla savaşırken daha güçlü olmamızı sağlayacağını belirten Dr. Demir, 16. yüzyılın önemli bilim adamı, modern tıbbın kurucularından kabul edilen Paracelsus’un, “Bütün maddeler zehirdir, zehirle ilacı birbirinden ayıran onun dozudur” sözüne dikkat çekti. Yaşamamamız için en gerekli olan suyun bile 20 litre içilemeyeceğini vurgulayan Dr. Demir, ne kadar D vitamini takviyesi alınması gerektiğiyle ilgili merak edilen soruya şu yanıtı verdi: “Multivitaminlerin içindeki günlük idame dozlarını almak problem değil ama yüksek dozlar alınacaksa öncesinde mutlaka seviye ölçümü gerekir.”

GÜNEŞ EN BÜYÜK D VİTAMİNİ KAYNAĞI

D vitaminin yüzde 10- 20 kadarı gıdalar ile alınıyor. Yüzde 80-90’ı ise UVB ışınları etkisiyle ciltte sentezleniyor. Türkiye’nin bulunduğu konumda D vitamini sentezinin mayıs – kasım ayları arasında gerçekleştiğini belirten Dr. Demir, şunları söyledi:

“Uygun ışın açısı saat 10.00-15.00 arasında olduğundan, D vitamini sentezi için bu saatlerde güneşe çıkılmasını öneriyoruz. Yazın uygun saatlerde tüm vücudun güneş ışığı ile ciltte hafif pembelik oluşturacak şekilde karşılaşması durumunda; deride, ağızdan alınan yaklaşık 20.000 IU vitamin D dozuna eşdeğer düzeyde vitamin D sentezi gerçekleşir. Sadece el, kol ve bacakların güneşe maruz kalması durumunda ise yaklaşık 3.000 IU vitamin D sentezi sağlar. Cilt rengi açık olan bir insanda cildin hafif pembeleşmesine 15 dakikada ulaşılabilirken, koyu ciltli bir kişide bu süre 3-4 kat daha uzun olabilir. Faktör düzeyi 15 veya üzerindeki güneş koruyucu kremlerin kullanılması güneş ışınlarının deriye ulaşmasını engellemektedir. Cam ve tül arkasından güneşlenme de vitamin D sentezini engeller. Güneş kaynaklı salgıladığımız D vitamini seviyesi istenilenin altında ise takviye gerekir.”

 

VİTAMİN DEPOLARINIZ DOLU OLSUN

Dr. Demir, pandemi döneminde evlere kapandığımız, daha az güneş ışınına maruz kaldığımız için D vitamini seviyelerimizin daha da düşmüş olabileceğinin unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Bu süreçte daha az hareket edildiğini, daha çok abur cubur yendiğini, hastanelerin riskli olduğu düşünülerek şeker, tansiyon gibi kronik hastalıklar için kontrollerin aksatıldığını belirten Dr. Demir, şu öneride de bulundu: “Biliyoruz ki bu virüsle savaşırken ne kadar güçlü ve sağlıklı olursak, onu o kadar kolay yenebiliriz. Bunun için de kronik hastalıklarımızın kontrol altında olması, vücut vitamin depolarımızın yeterli dolulukta olması gerekir.”