Yazılar

Diş bakımı aksatılmamalı!

Diş bakımı aksatılmamalı!
Okulların açılmasıyla birlikte evden erken çıkan çocukların ağız bakımlarına daha az zaman ayırdıklarını görmekteyiz. İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Pedodonti Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Müge Bulut, diş bakımı hakkında merak edilenleri anlattı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Öğr. Müge Bulut

“Diş problemleri okul devamsızlığına yol açabilir””
Diş çürüğü, çocukluk döneminde sık görülen enfeksiyöz ve kronik bir hastalıktır. Diş çürüğü prevalansı ağız hijyeni uygulaması, şeker tüketimi ve koruyucu ağız sağlığı uygulamaları ile yakından ilişkilidir. Okul çağında diş fırçalama ve dengeli beslenme alışkanlıklarının kazanılması çocukların ağız ve diş sağlığı için büyük önem taşır.
Çocukluk çağında meydana gelen çürükler ciddi ağrı, enfeksiyon, çiğneme güçlüğü, kilo kaybı, büyüme eğrisinde düşme, daimi dişlerde diş çürüğü riski, erken diş kayıplarına bağlı çapraşıklık, uyku problemleri, okul devamsızlığı gibi problemlere yol açabilmektedir.

“Okul çağında kazanılan davranışlar alışkanlık ile kalıcı hale gelecektir”
Okulların açılmasıyla birlikte evden erken çıkan çocukların ağız bakımlarına daha az zaman ayırdıklarını görmekteyiz. Bununla birlikte bu yaş grubunda günlük süt ve süt ürünleri ile taze sebze ve meyve tüketiminin yetersiz düzeyde olduğu ve karbonhidrat içeren atıştırmalıkları çok sık tükettikleri bilinmektedir. Sabah okula yetişme, akşam ödev yetiştirme telaşı nedeniyle aksatılan diş fırçalamanın günde en az iki kez ve iki dakika süre ile yapılması gerekiyor. Unutulmamalıdır ki, bu yaşlarda kazanılan davranışlar alışkanlığa dönüşerek kalıcı hale gelecektir.
Özellikle okul çağındaki çocuklarda ağızda asit ortamının oluşmasını kolaylaştıran şekerli besinlerin tüketim miktarı ve tüketme sıklığının kontrol edilmesi ve özellikle ara öğünlerde tüketiminin sınırlandırılması oldukça önemlidir. Bunların yerine beslenme çantalarına lifli yiyecekler, kuruyemiş ve beyaz peynir gibi besinler koyulmalıdır. Protein ve sebze ağırlıklı beslenme çürük riskini azaltacaktır.

Etkili diş fırçalama ve doğru beslenme alışkanlıkları edinilmelidir
Ağız ve diş sağlığı genel sağlıktan ayrı düşünülmemesi gereken çocukların hem bedensel hem sosyal gelişimini etkileyen önemli bir konudur. Diş çürüklerinin, çocukluk döneminde ortaya çıkan ve önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam eden yaygın bir diş hastalığı olduğu, çocukların yaşlarına uygun florlu diş macunları kullanılarak yapılan etkili diş fırçalama ve doğru beslenme alışkanlıkları ile önlenebileceği unutulmamalıdır.

Diş hastalıkları kalp krizi riskini artırıyor

Diş hastalıkları kalp krizi riskini artırıyor

Sağlık dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten de koruyor. Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere, toplumda ağız ve diş hastalıklarının görülme sıklığını azaltmak ve ağız sağlığının önemine dikkat çekebilmek için kutlanan Dünya Ağız Sağlığı Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Ağız sağlığımızın doğrudan tüm vücut sağlığı ile ilgili olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu nedenle günde iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme gibi basit ve etkili alışkanlıkları yaşam boyu sürdürmek önemli” diyor.

Ağzımızda çoğunlukla zararsız bakteriler bulunduğunu söyleyen Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere şunları söyledi:

“Ağzımız sindirim ve solunum sisteminize giriş noktasıdır ve ağız yoluyla giren bazı bakteriler hastalıklara yol açabilir. Ağız hijyeni olmayan bireylerde bu bakteriler, diş çürüğü ve diş eti hastalığı gibi ağız enfeksiyonlarına yol açabilecek seviyelere ulaşabilir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların da tükürük akışını bozması ağız hijyenini olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü tükürük, ağzımıza giren yiyecekleri yıkar ve ağızdaki bakteriler tarafından üretilen asitleri nötralize ederek mikroplardan korunmaya yardımcı olur.”

Kalp hastalığı riski üç katına çıkıyor

Ağız bakterilerinin ve diş eti iltihabının birtakım kronik hastalıklara da yol açtığını kaydeden Dr. Eda Özdere, “Kalpte meydana gelen ve endokardit adı verilen enfeksiyon, genellikle ağız yoluyla vücuda giren bakteri veya diğer mikropların kan dolaşımı yoluyla kalbin belirli bölgelerine ulaşmasıyla ortaya çıkar. Araştırmalara göre periodontal (diş ve dişetlerini etkileyen iltihap) hastalığı olan kişilerin kalp hastalığına yakalanma riski üç kat fazla” diye bilgi veriyor

Prematüre ve düşük olasılığı ortaya çıkabilir

Sağlıksız ağız yapısının kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra, felç, bakteriyel zatürre gibi hayati sorunlara yol açabileceğini kaydeden Dr. Eda Özdere, hamilelere de uyarılarda  bulunuyor. ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesi’nde yapılan beş yıllık bir araştırmaya göre periodontal hastalığı olan hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskinin 7 kat arttığını anlatan Dr. Eda Özdere,  “Diyabeti olan kişilerde periodontitis (diş eti çekilmesi) daha sık ve şiddetli seyrediyor. Yapılan çalışmalar, diş eti hastalığı olan kişilerin kan şekeri seviyelerini kontrol etmekte daha zorlandıklarını da ortaya koyuyor. Kısacası düzenli ağız ve diş bakımı, diyabet kontrolünü kolaylaştırabiliyor. Yani kontrolsüz diyabet, diş eti hastalıklarına davetiye çıkartırken diyabetli bireylerde tedavi edilmeyen bu hastalıklar diyabetin kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor”  diyor.

Ağız sağlığı için 5 temel alışkanlık

Peki, sağlıklı diş ve diş eti için neler yapılması gerekiyor? Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere, bu sorunun cevabı olan basit ve etkili yöntemleri şöyle özetliyor:

-Dişlerinizi günde iki kez düzenli olarak fırçalayın.

-Dişlerin arasına kaçan gıdaların ağız kokusuna, diş etinde tahrişe ve hastalığa neden olmasını önlemek için günlük diş ipi kullanın.

-Oluşabilecek sorunları önlemek veya erken aşamalarında tespit edebilmek için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret edin.

-Sağlıklı ve dengeli beslenin.

-Sigara kullanmayın.

Zayıflamanın ilk adımı diş ipi kullanmak

Zayıflamanın ilk adımı diş ipi kullanmak

Detoks işleminin başlangıcının vücudumuzun giriş kapısı olan ağız olduğunu dile getiren Hospitadent Kayseri şubesi Başhekimi Abdulkadir Polat, diş ve dil bölgelerinin temizlenmesinin kilo verme ve zinde kalma konusunda en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı.

Toksinlerin vücudumuzu olumsuz etkileyerek fiziksel ve psikolojik sağlığımız üzerinde olumsuz etki yarattığını ifade eden Başhekim Abdulkadir Polat, bakteri ekzotoksinlerinin en sık görüldüğü bölgenin ağız ve dilimiz olduğunu dile getirdi. Dolayısıyla ağız ve dişlerde bakterilerden kurtulmak için diş fırçalarının ulaşamadığı noktalarda diş ipi kullanmanın oldukça faydalı olduğunu da sözlerine ekledi.

Düzenli olarak diş fırçalanmasına rağmen dişin farklı bölgelerinde belli başlı bazı plakların ve yemek artıklarının kalabileceğini söyleyen Diş Hekimi, daha ince ve dar kısımlara giriş yaptığı için diş ipinin dişlerin tertemiz olmasına yardımcı olduğunu vurguladı. Doğru şekilde diş ipi kullanımının, diş çürükleri ve diş eti rahatsızlıklarına sebep olan plak ve yemek artıklarını uzaklaştırdığı gibi kilo verme ve zinde kalma konusunda da en önemli adım olduğunu sözlerine ekledi.

Peki, diş ipi nasıl kullanılır?

Diş ipi ile tüm diş aralarının temizlenmesi ve diş etlerinin altına inilmesi gerektiğini vurgulayan Başhekim Polat, diş ipinin günde bir kez kullanılarak sağlıklı ve temiz dişlere ulaşılabileceğini dile getirdi. Ayrıca dişler arasına girilirken diş ipinin fazla zorlanması, diş eti dokusunu zedeleyebileceği için diş etlerinde ağrı, kanama ve diş eti çekilmesi gibi problemlere yol açabileceğini de sözlerine ekleyerek diş ipinin diş aralarında yumuşak hareketlerle gezdirilmesi gerektiğini söyledi.

Dişten dişe geçerken diş ipinin temiz bölümlerinin kullanılması gerektiğini söyleyen Hospitadent Başhekimi Polat, diş ipinin gece kullanılmasının, sabah kötü ve huzur bozan koku ile uyanılmasını engellediğini de vurguladı.

COVID-19 korkusu diş sorunlarını arttırdı

COVID-19 korkusu diş sorunlarını arttırdı

Türkiye’de genel olarak ihmal edilen ağız ve diş sağlığı konusu, pandemiyle birlikte daha da problemli bir hale geldi. Hastaların COVID-19 korkusu ile ağız ortamında çalışılan bir branş olan diş hekimliğinden daha da çekinir hale geldiğini belirten, “Pandemi korkusuyla insanlar tedavilerini ve kontrollerini aksatmaya başladılar. Buna bağlı olarak da özellikle diş ve dişeti problemleri hızla ilerledi” açıklamasında bulundu.

Pandemi sürecinde diş sağlığıyla ilgili sorunların, özellikle de var olan küçük çürüklerin büyüdüğüne ya da yeni çürüklerin oluştuğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Diş kayıplarından sonra, kayıp yeri implant veya köprü protezi ile doldurulamadığı için kemik kayıpları arttı ve ağız içi denge bozuldu. Hatta hastalar yarım kalan tedavilerini dahi bırakma yolunu seçti, bu da durumun daha da kötüleşmesine sebep oldu” dedi.

En üst düzeyde sterilizasyon önlemleri uygulanıyor

Kliniklerde COVID-19 öncesi de COVID-19 sonrası da her zaman en üst seviyede sterilizasyon önlemlerinin uygulandığının altını çizen Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Her hasta sonrası odadaki tüm ekipmanlar dezenfekte edilmekte ve odalar özel ULV cihazı ile temizlenmektedir. Biz bu süreçte ek olarak hasta randevularını kısa tutarak, hasta aralarını uzattık. Hastane girişinde termal kameralar ile ateş ölçümü yaparak HES kodu sorgulamaya başladık. Hekimler olarak koruyucu ekipman sayımızı arttırdık. Özel maskeler, gözlük, cerrahi önlük ile işlem yapıyoruz. Hastaları korumamız gerektiği kadar kendimizi de korumamız gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Evde sağlıksız atıştırmalıklardan ve TV karşısında abur cuburlardan uzak durulmalı

Pandemi sürecinin evde uzun vakitler geçirilen, TV karşısında sürekli bir şeyler atıştırılan bir döneme dönüştüğüne dikkat çeken Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Hastalarımıza tavsiyem şu: Rutin beslenme alışkanlıklarını bozmamaya çalışsınlar. Sağlıksız atıştırmalıklardan ve TV karşısında yenen abur cuburdan uzak dursunlar. Sabah kahvaltı sonrası ve akşam yemeğinden sonra günde 2 kez mutlaka dişlerini fırçalasınlar. Doğal, bitkisel desteklerden faydalanmayı sevenler karanfil, maydanoz ve adaçayı gibi bitkilerden yardım alabilir” önerisinde bulundu.

 “Dişlerim Sağlıklı, Ama Gülüşüm Hiç Güzel Değil”

 “Dişlerim Sağlıklı, Ama Gülüşüm Hiç Güzel Değil”

Cep telefonu ve “selfie” hayatımıza gireli, yüzümüzün yakın çekim görüntülerine aşina olduk. Bu yüzden, içinde yaşadığımız “estetik ve imaj çağında”, yüzümüzün ve gülüşümüzün güzelliği eskiye nazaran çok daha önemli oldu- dişlerimizin güzelliği de öyle!

İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ortodonti Uzmanı Prof. Dr. Arzu Arı Demirkaya, ortodontik tedaviler hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Ortodontik bozuklukların çok büyük bir oranı doğumsaldır. Yani dişlerin ve çenelerin konumları birbiriyle uyumlu olmaları genlere bağlıdır. Ancak kazanılmış ortodontik bozukluklar da vardır. Kazanılmış ortodontik bozukluklar en çok süt dişlerindeki çürüklerin tedavi edilmemesinden ve ağızdan nefes alma, parmak emme gibi hatalı alışkanlıklardan kaynaklanır ve halkın bilinç ve eğitim düzeyi arttıkça azalır. Son yıllarda diş tellerine daha sık rastlanır olması da anne ve babaların bilinç ve eğitim düzeylerinin artmasına bağlıdır. Eskiden bozuk bir ağız yapısı normal kabul edilebilirken, bugün artık bu durumun düzeltilebileceği biliniyor. Bu nedenle artık çocuk hastalar kadar, erişkinler de ortodontik tedavi yaptırıyor. Çocukken dişleri düzeltilmeyenler, bu konuda bilinçlendikçe tedavi olmanın yollarını arıyorlar.

İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ortodonti Uzmanı Prof. Dr. Arzu Arı Demirkaya

Hem dişlerin diziliminin hatalı olduğu, yer darlığı ve yer fazlalığı gibi durumlarda; hem de çenelerin birbirlerine göre ve yüze göre konumlarının hatalı olduğu, çenelerin önde ya da geride olma durumlarında, ortodontik tedavi uygulamak gerekir. En basit bir diş çapraşıklığı bile en azından ağızda daha çok bakteri tutunmasına neden olduğu için sağlığa zararlıdır. Daha büyük ortodontik sorunlar dişeti sağlığını tehdit eder, konuşma şeklini bozar, düzgün çiğnemeyi, ısırmayı imkânsız kılar ve çene eklemlerinin bozulmasına etki eder. Konuşurken, gülümserken dişlerin çirkin görünmesi veya çeneler nedeniyle yüzün güzel görünmemesi insanın kendine güvenini azaltır, sosyal hayatını ve hatta ruh sağlığını etkiler. Bütün bu nedenlerle ortodontik tedavinin sadece estetik amaçla yapıldığını söylemek yanlış olur.

Çenelerin normal gelişimini etkileyebilecek bozuklukların hiç vakit kaybetmeden erken yaşlarda tedavi edilmesi gerekir. Fonksiyonel çene kayması gibi, 7-10 yaşlarında kısa bir tedaviyle düzelebilecek bir sorun tedavi edilmezse, ileri yaşlarda ancak ameliyatla düzelebilecek büyük bir anomaliye dönüşebilir. Anne-babalar çocuklarında altçenenin konuşurken veya çiğnerken öne veya tek bir tarafa doğru kaydığını gözlemlerlerse, hiç vakit kaybetmeden bir ortodontiste danışmalıdır. Ancak kalıcı dişlerin hepsi sürmeden önce görülen ufak tefek çapraşıklıklar normal kabul edilir. Diş çapraşıklıklarının tedavisi için 10-12 yaşlarına kadar, yani bütün dişler değişene kadar beklenir. Ağızda değişecek diş kalmadığı andan itibaren çapraşıklık düzeltme yaşının üst sınırı yoktur. Dişler ve dişetleri sağlıklı olduğu sürece her yaşta ortodontik tedavi uygulanabilir. Ancak dişlerle birlikte çene konumları da bozuksa ortodontik tedavinin çocukların en hızlı gelişim gösterdiği 11-14 yaşlarında yapılması büyük önem taşır. Bu yüzden çocukların diş ve çene gelişiminin bir ortodontist tarafından düzenli olarak takip edilmesi en doğrusudur.

Dişlere yapıştırılan sabit tellerle yapılan kapsamlı ortodontik tedaviler çoğunlukla 18-24 ay sürer. Bu tedavi boyunca ortodontistiniz sizi 6-8 haftalık aralıklarla görmek isteyecektir. Ancak ortodontik tedavi süresinin düzeltilmek istenen bozukluğun kapsamına göre değiştiğini unutmamak gerekir. Sadece alt ön dişlerdeki hafif bir çapraşıklık 3-4 ayda düzelebilirken, örneğin gömük kalan köpek dişlerinin sürdürülmesi bazen 3-4 yıl alabilir.

Prof. Dr. Arzu Arı Demirkaya, ‘’Ortodontistin telleri takarken ya da tedavinin devamında yapacağı hiçbir şey acı vermez. Sadece teller ilk uygulandığında 1 haftalık bir alışma dönemi olur. Özellikle ilk günlerde dişler yemek yerken sızlayabilir, dudaklar ve dil tellere alışırken tahriş olabilir, ama bu rahatsızlıkların hepsi geçicidir’’ dedi.

Ortodontik tedavi, doktor ve hastasının en üst düzeyde işbirliği yaptığı durumlarda son derece olumlu sonuçlar verir. Tedavi gören kişi en çok ağız hijyenine dikkat etmelidir. Tellerin, dişlerin ve dişetlerinin düzenli olarak bakterilerden ve onların oluşturduğu bakteri plağından tamamen arındırılması gerekir. Yetersiz bakım, dişlerde ve dişetlerinde kalıcı hasara yol açabilir. Ayrıca tedavi boyunca yemek yerken aşırı sert gıdalardan kaçınmak ve tellere zarar gelmesini önlemek şarttır. Tedavide takılıp çıkartılabilen aygıtlar ve lastikler kullanılıyorsa, bunların doktorun önerdiği sürelerin altında kullanılması tedavinin başarısını olumsuz yönde etkiler. Uzun soluklu ve sabır gerektiren bu tedavide ortodontistin önerilerine tam olarak uyulmalı, randevulara zamanında gidilmelidir.

Dişhekimliğinin birçok dalında olduğu gibi, ortodontide de son yıllarda kullanılan malzeme ve tekniklerdeki ilerlemeye bağlı olarak önemli gelişmeler olmaktadır. Her şeyden önce artık hastanın damağını kaplayan büyük destek aygıtları yerine çoğu kez minicik vidalarla çene kemiğinden destek alınabilmekte, bu sayede daha az diş çekimine gereksinim duyulmakta, enselik veya kafalık gibi ağız dışı aygıtlara tedavide çok daha az yer verilmekte, bazı işlemler daha kısa sürede tamamlanabilmektedir. Daha hafif kuvvetlerle çalışmaya olanak sağlayan kapaklı braketler sayesinde başka birçok avantajın yanı sıra, hasta daha az rahatsızlık hissetmekte, braket etrafında bakteri birikimi azalmakta, tedavi süresi kısalmaktadır. Diğer bir gelişme de giderek daha estetik tellerin, hatta takılıp çıkartılabilen şeffaf plakların kullanılmasıdır. Dişlerin arka yüzeylerine yapıştırılan lingual teller çok yassı oldukları için konuşmayı neredeyse hiç etkilemeden aynı sonuçların alınmasını sağlamaktadır.