Yazılar

Ağız kokusuna karşı 7 önlem

Ağız kokusuna karşı 7 önlem

Covid-19 süreciyle birlikte günlük hayatımızın bir parçası olan maske kullanımı; kişinin kendi ağız kokusunu fark etmesini ve çözüm arayışını beraberinde getirdi. Boşanmalarda gerekçe sayılabilecek kadar ciddi bir sorun olan ağız kokusu, iş yaşamında da özellikle konuşarak iletişim kurmada sıkıntı yaşanmasına yol açıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Dt. Hatice Ağan “Ağız kokusu da tıpkı ter kokusu gibi oldukça hassas bir konu; insanlar bazen en sevdiklerine bile ağzının koktuğunu söylemeye çekinebiliyor, kişinin kendisinin bunu fark etmesini bekliyor. Ancak Covid-19 enfeksiyonuyla birlikte hayatımızın bir parçası haline gelen maskeler nedeniyle hastalarda ağız kokusu konusunda ciddi bir farkındalık oluştu. Sık sık maske değiştirmesine rağmen, yediklerinden bağımsız kötü bir koku aldığını söyleyen ve ağız kokusu şikayetiyle kliniğimize başvuran hastaların sayısı pandemi süresinde oldukça arttı.” diyor. Ağız kokusu ya da tıbbi adıyla halitozisin farklı nedenleri olduğunu söyleyen Dr. Dt. Hatice Ağan, hem ağız kokusuna yol açan  nedenleri anlattı, hem de alınabilecek etkili önlemleri sıraladı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ağız kokusunun birçok nedeni var!

Halitozisin (ağız kokusu) cinsiyetler arasındaki dağılımına bakıldığında farklı çalışmalar olmasına rağmen erkeklerde kadınlardan daha fazla olduğu görülüyor. Yaşın ilerlemesi ağız kokusunun artması için belirgin bir faktör olurken, buna karşın özellikle karma dişlenme dönemleri ile boğaz ve bademcik enfeksiyonları sırasında çocuklarda da ağız kokusu sorunu yaşanabiliyor. Dr. Dt. Hatice Ağan ağız kokusunun patolojik ve fizyolojik nedenleri olduğunu belirterek, bu nedenleri şu şekilde açıklıyor:

  • Fizyolojik halitozis; daha çok beslenme alışkanlıkları, soğan, sarımsak vb. gıdalar ve uzun süre aç ve susuz kalmaya bağlı olarak ortaya çıkarken, tehlikeli olan patolojik halitozis ise bazı sağlık sorunlarından kaynaklanabiliyor.
  • Patolojik halitozis; kulak-burun-boğaz hastalıkları, geniz akıntıları, sinüzit ve bademcik hastalıkları, reflü, ülser, gastrit gibi sindirim sistemi hastalıklarının yanı sıra; akciğer ve solunum yolu hastalıkları, kronik böbrek yetmezliği, diyabet, hematolojik hastalıklardan kaynaklanabiliyor.

En yaygın nedeni ağız ve dişler!

Ağız kokusunun en yaygın nedenini ağız ve diş sağlığı sorunları oluşturuyor. Öyle ki bu tüm nedenler içindeki oranı, yüzde 80’e ulaşıyor. Diş çürükleri ve çürük yüzeylerde biriken plaklar, bakteri tabakaları, ağızla uyumsuz dolgular ve diş eti iltihapları ağız kokusunun en belirgin sebepleri arasında yer alıyor.

Diş aralarında biriken gıdalar, diş etinde kokuşmaya neden oluyor. Dişlerin yüzeyine yapışan plak ve tartar önce diş etinin iltihaplanmasına yol açıyor; oradan da çene kemiğine sirayet edebiliyor.

20 yaş dişleri olarak adlandırılan üçüncü azı dişleri de, ağız içinde kendine yer bulmaya çalışırken sadece çapraşıklığa değil, ağız kokusuna da neden oluyor.

Kötü ağız hijyeni yani düzenli diş fırçalamama ve diş ipi kullanmama da ağız kokusunun en yaygın sebepleri listesinde yerini alıyor.

Popüler diyetler ve şekerli beslenmeye dikkat!

Dr. Dt. Hatice Ağan fazla protein tüketiminin, vücudumuzu enerji için yağ hücrelerini yakmaya zorladığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Bu işlem de keton adı verilen artık ürünlere; dolayısıyla nefes ve idrar yolu ile salınan bir kokuya yol açıyor. Yapılan araştırmalarda da vejetaryenlerde, hayvansal kaynaklı gıdaları tüketenlere göre daha az ağız kokusuna rastlandığı belirtiliyor. Günümüzün güncel diyet modellerine baktığımızda, protein ağırlıklı ve ketojenik diyetler ya da aralıklı oruç dediğimiz uzun süreli açlık durumu da ağız kokusuna yol açabiliyor. Bu tip diyetleri yapanlara bol su tüketmelerini öneriyoruz. Vitamin, mineral eksiklikleri ve tükürük akışındaki azalma da ağız kokusuna neden olabiliyor.”

 Ağız kokusunu ölçen cihazlar mevcut

Ağız kokusu farkındalığı maskelerle artsa da bu sorun için teşhis ve tedavi arayışı yeni değil. Sülfür bileşiklerinin ölçümü yapılarak hastalara ağız kokusu seviyesi ve nedenleri hakkında objektif bilgi veren halitozis ölçüm cihazları olduğunu belirten Dr. Dt. Hatice Ağan “Bu cihazlarda yapılan ölçümler sayesinde hastanın ağız kokusunun neden kaynaklandığını ve hangi seviyede olduğunu görebiliyor ve ona göre bir tedavi planı hazırlıyoruz. Gerektiğinde KBB ve Gastroenteroloji hekimleri ile bir arada çalışıyoruz.” diyor.

Ağız kokusuna karşı 7 basit ama etkili önlem!

Dr. Dt. Hatice Ağan’a göre alınacak 7 basit önlemle ağız kokusunun önüne geçmek mümkün. Bu önlemler şu şekilde sıralanabilir;

 Düzenli diş fırçalama ve ara yüz bakımı

Dişler günde en az iki kez, ikişer dakika, diş etinden dişe doğru fırçalanmalı; ayrıca çürüklerin en çok olduğu diş araları diş ipi veya ara yüz fırçası ile temizlenmelidir. Şarjlı veya manuel fırçalarla dişlerin dile, damağa, yanağa bakan yüzeyleri ve çiğneyici yüzeyleri temizlenmelidir.

 Dil fırçalama

Dilin kadifemsi dokusu yüzeyinde çok miktarda mikroorganizma barındığından, bu mikroorganizmaların özel dil fırçaları ile temizlenmesi ağız kokusunu önlemede çok önemlidir. Ağız gargaraları da antiseptik özelliklerinden ötürü ferah bir nefes sağlamada faydalıdır.

Düzenli diş muayenesi

Zamanında çekilmeyen 20 yaş dişleri, arka bölgede cep oluşumu ve kokuya neden olabilir. Dişlerdeki çapraşıklık ortodontik olarak düzeltilmez ise ağız bakımı zorlaşır. Dişlerin çürümesi ve dişeti hastalıklarının oluşumu kolaylaşır. Koruyucu diş hekimliği uygulamaları, yılda iki kez düzenli olarak yapılan diş hekimi kontrolü ile diş taşı temizliği, yukarıda sayılan tüm ağız ve diş kaynaklı sorunların ilerlemeden ve ağız kokusuna sebebiyet vermeden çözülmesini sağlayacaktır.

Protezlerin temizlenmesi

Düzenli temizliği yapılmayan protez yüzeylerinde bakteri ve mantar birikimi olabilir. Yemek artıklarının yapışmasıyla kokuşma meydana gelebilir; bu nedenle protezler özel fırçalarla temizlenmeli, antiseptik solüsyonlarda saklanmalıdır.

Bol su tüketimi

Bol su içmek ağız kokusu ile mücadele etmekte faydalıdır. Ağız içindeki birikintilerin uzaklaştırılmasını sağlar ve ağız kuruluğunun önüne geçer.

Tütün ürünleri ve alkolden uzak durmak  

Dr. Dt. Hatice Ağan “Tütün ürünleri ve alkol genel sağlığı tehdit ettiği gibi ağız kokusuna da yol açar. Sigara ve alkolü bırakmak için onlarca sebebe ağız kokusu da eklenebilir. Sigara kullanımına bağlı ağızda eklentiler artar, tartar birikimi kolaylaşır. Sigara, diş eti hastalıklarının daha sinsi ilerlemesine neden olur. Tütün ve aşırı alkol kullanımı ağız kanserlerinin de en önemli nedenlerinden biridir.” diyor.

Sebze ve meyvelerin ısırılarak tüketilmesi  

Elma, havuç gibi yiyeceklerin ısırılarak tüketilmesi sırasında tükürük artışı artar ve diş yüzeyleri daha kolay temizlenmiş olur. Meyveleri ısırarak yemek, tükürük bezlerinin salgı üretimini aktive eder. Şekersiz sakız çiğnenmesi de tükürük miktarını artırarak ağız kokusunun önüne geçebilir.

Diş Sağlığı Alanından Sağlık Turizmine Destek

Diş Sağlığı Alanından Sağlık Turizmine Destek

2006 yılında kurulan Hospitadent Dental Group, yurt içi ve yurt dışında bulunan 10 şubesi, modern tıbbi cihazları, seçkin hekim kadrosu ve uzman personeliyle artık daha hızlı büyümeyi hedefliyor.

Türk ürünlerinin yurt dışında markalaşması, Türk malı imajının yerleştirilmesi ve desteklenmesi amacıyla oluşturulan “Turquality Marka Destek Programı’’na katılmaya hak kazanan Hospitadent Dental Groupsektöre öncülük etmeye devam ediyor.

Alanya’da Yeni Bir Şube

Sağlık turizminde artan talebi karşılamak için şube ağlarını genişletmeyi amaçladıklarını ve bu nedenle yakın zamanda Alanya’da yeni bir şube açılışı yapacaklarını belirten Hospitadent Yönetim Kurulu Bakanı Ahmet Selvi, yurt dışı yatırımlarına da değinerek 2021 yılı içerisinde 3 yurt içi, 2 yurt dışı şubesi açmayı hedeflediklerini ayrıca yurt dışı irtibat ofisi açma hedeflerinin de olduğunu bildirdi.

Hospitadent Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Selvi, Alanya Hospitadent Dental Group hakkında bilgi verdi ve neden Alanya’yı seçtiklerini anlattı.

Alanya’nın, tarihi ve kültürel mirasıyla, sağladığı canlılık ve hareketle, sağlık turizminde söz sahibi olmaya hazır bir şehir olduğuna dikkat çeken Selvi, Alanya’nın 3- 4 saat mesafedeki ülkelere hitap etmesi ve iki havalimanı arasında turizm hizmeti vermesi sebebiyle rakip bölgelere göre stratejik avantajının çok yüksek olduğunu vurguladı. Türkiye’nin diş tedavisi alanında ön plana çıktığına, Alanya’nın da sağlık turizmi için ev sahipliği yapabilecek 700 civarında otelinin bulunduğuna ve 40 yıllık turizm tecrübesine dikkat çekti.

2021 yılının Ocak ayında açılması planlanan 11. şube hakkında bilgi veren Hospitadent Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Selvi, Alanya Hospitadent’in implant, protez, endodonti, ortodonti, periodontoloji, pedodonti, ağız ve çene cerrahisi alanlarında hizmet vereceğini ifade etti.

14 Yılda 10 Diş Hastanesi

14 yıl içinde 10 hastaneye ulaştıklarını ifade eden Selvi, “18000 m2 kapalı alanda, 200 diş hekimi ve toplamda 500 personelle 14 yıldır hasta memnuniyeti ilkemizden ödün vermeden, dünya standartlarında hizmet vermekteyiz. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından kurumlarımıza gelen 2.000.000 ‘dan fazla hastamızın diş tedavi hizmetini gerçekleştirdik.

Yurt dışından gelen misafirlerimizi havalimanında karşılıyor, anlaşmalı olduğumuz otellerde konaklatıyoruz. Ziyaretleri süresince transfer işlemlerinin tamamını gerçekleştiriyoruz.

Yapılan işlemlerde dolgu 2 yıl, protez 5 yıl, implantlar ömür boyu garanti kapsamında sertifikalandırılmıştır. Hizmetlerimizde kullandığımız malzemeler birinci kalitedir. İmplant için sektörde iyi bilinen, denenmiş güvenilir Alman ya da Avrupa malı ürünler tercih edilmektedir. Tüm işlemlerimiz tam steril kliniklerimizde tek kullanımlık aletlerle gerçekleştirilir. Kaliteli hizmetimiz ISO 9001 2015 ve Temos – “Quality in International Dental Care” sertifikalarıyla tescillenmiştir.” dedi.

Salgınla Mücadelede; Diş hekimine gittiğinizde nelere dikkat etmelisiniz?

Salgınla Mücadelede; Diş hekimine gittiğinizde nelere dikkat etmelisiniz?

Bütün gece uyumamıştı. Sırası mıydı şimdi? Bir ağrı kesici daha alıp internette evine yakın bir diş hekimi aramaya başladı. Kendi doktoru temaslı olduğu için karantinaya girmişti. Dün aradığı bir doktorun sekreteri randevusuz hasta kabul etmediklerini ve günlük hasta kotaları olduğunu söylemişti. Kliniklerdeki pandemi önlemleri çalışmayı yavaşlatıyordu tabii. Diğer bir diş hekimi evde küçük çocuğu olduğu için çalışmamayı seçmişti. Demek ki herkes benzer durumdaydı.. Kendisine acilen güvenilir bir hekim bulmalıydı. Keşke geçen seneki yıllık kontrol zamanını atlamasaydı. Peki ya bulduğu diş hekiminde güvenle tedavi olabileceğini nasıl anlayacaktı? Mart 2020 den bu yana dişler cephesinde durum böyle. Hastalar da diş hekimleri de yeni durumla başa çıkmaya çalışıyorlar. Pandemi bizi televizyon başına mıhlarken ani önlem olarak bazı diş hekimleri olarak hasta kabul etmemeye başladık.  Belli ki tehlikesiz günlere ulaşmak zaman alacak ve yukarıda anlattığım senaryoyu henüz yaşamadı iseniz de dikkatli olmazsanız yaşayabilirsiniz… Diş hekimine gitmekten kaçınırsanız bir gün mecburen güvenli olmayan bir yere gitmek zorunda kalabilirsiniz. Bilgi bizi korur bunu unutmayalım. Her hastalıkta olduğu gibi bir problemden kendinizi korumak o hastalığa yakalanıp tedavi görmekten kolaydır.

Bu dönemde acil bir diş hekimi ihtiyacınız olsun istemiyorsanız koruma amaçlı aşağıdakileri uygulayabilirsiniz: * Günde 2 kez 2 dakika süren uygun fırçalama. Fırçanızın ve macununuzun nasıl olması gerektiğini doktorunuzla birebir konuşarak sormalısınız. Diş etleriniz kanadığı için fırçalamayı sakın bırakmayın. İnternetten diş fırçalama yöntemlerini inceleyebilirsiniz. *Yatmadan önce bütün dişlerin arasından geçireceğiniz diş ipi. Diş araları ihmale gelmez çünkü sinsi çürükler en çok diş aralarından başlar. Hangi tür ip sizin ağzınıza uygundur bunu da doktorunuzla görüşerek belirlemelisiniz. *Doktorunuzun önereceği size uyacak bir ağız bakım suyu. Her ağızın ihtiyacı farklıdır.

Diyelim ki tedavi ihtiyacınız var. Diş hekimine gittiğinizde nelere dikkat etmelisiniz?

Gittiğiniz işletmede sizi korumak için neler yapıldığını sormaktan çekinmeyiniz.  Diş hekimliğinde pandemi risk yönetimi çok önemli ve ciddi bir konudur. Diş hekimleri zaten genelde bulaşıcı hastalıklara çok maruz kalan bir meslek gurubu olduklarından gerekli altyapı ile çalışmaktadırlar. Ancak rutindeki bazı uygulamalar karşı karşıya kaldığımız virüsün yüksek bulaşıcılığı sebebi ile artık değişti. Düşünün ki siz kendinizi korumak için asansöre bile binmezken sizden hemen önce işlem yapılmış bir koltuğa nasıl oturacaksınız? Ya da aynı bekleme odasında bir çok kişi ile birlikte beklemeyi nasıl göze alacaksınız?

İşte önemli ipuçları:

1-Hekime gitmeden önce kliniğin bir pandemi protokolü olup olmadığını sorgulayabilir, bir gün öncesinden size göndermelerini isteyebilir okuyabilir ve sorularınız varsa sorabilirsiniz.

2- Sadece randevu ile hasta kabul edilmesi insanlar arası fiziksel mesafeyi koruyacak ve gerekli sterilizasyon ve havalandırma işlemleri için yetkililere zaman tanıyacaktır.

3-Gittiğinizde muayenehane veya kliniğin fiziki şartlarını inceleyin. Camlar doğal havalandırma yöntemlerine uygun olarak açılabiliyor olmalı çünkü doğal havalandırmanın bütün hava temizleyici suni yöntemlerden daha iyi ve güvenli olduğu bulunmuş. Bekleme odası dekorasyonu toz ve mikrop tutmayan sade şekilde düzenlenmiş olmalı. Tercihen Sekreter bankosu şeffaf yüksek bir separatörle ayrılmış olmalı. Kendi elemanını korumayan bir işletmenin sizi korumakta çok da hassas olmayacağından emin olabilirsiniz.

4- Tabii ki kapının girişinde dezenfektan bulunmalı veya dezenfektan alerjiniz varsa size özel bir eldiven verilmeli. Ateşiniz kalibre edilmiş bir cihazla ölçülmeli (cihazlar pek çok yerde kalibre edilmeden kullanıldığı için genelde vücut ısısı düşük çıkıyor)

5-Bekleme odasında çok beklememelisiniz eğer orada bekleyenler varsa dışarıda bekleyerek kendinizi korumaya alabilirsiniz. Zaten randevu ile çalışılıyorsa böyle bir sorun yaşamazsınız. Artık muayenehanelerde ve kliniklerde çay kahve ikramının bulunması riskli hale geldi. Bu varsa kullanmayın. Düşünceli bir hekim bu uygulamayı kaldırmıştır zaten.

6-Tüm çalışanlar uygun ekipmanlar giymiş mi ve işlem bittiğinde tıbbi atığa atılabilecek tek kullanımlık dış kabuk giysileri var mı? Bazı hekimler bütün gün aynı kıyafeti giyerek hasta bakıyor. Tabii ki bu çok yanlış bir uygulama. Dış kıyafet her hastada değiştirilmeli.

7-Hekim ve asistanı mutlaka N95 denen maskeyi takmış ve kalkan ile çalışıyor olmalılar. Tercihen işlem odasında havadaki aeresol denen görünmeyen su zerreciklerini emen bir sistem olabilir bu yoksa işlem sırasında cam açık olmalı. İşlem odası iş bittikten sonra uygun soğuk sterilizasyon sıvıları ile silinmeli ve en az yarım saat cam açık bir havalandırma gerçekleştirilmeli. Varsa Ultraviyole ışık yakılmalı. Ama bu ışık sadece gördüğü yüzeyleri dezenfekte eder. Ayrıca hipokloröz sisleme makinesi de kullanılabilir.

8- İşlemler kısa tutulmalı. Bu dönemde ne kadar korunaklı olursanız olun diğer insanlarla aynı ortamda mümkün olduğunca az kalmalısınız. 1 saatten uzun işlemler olacaksa randevuları bölmekte fayda var. Bazı işletmeler HES kodu isteyebilir, normaldir. Bunların yapılıp yapılmadığını sormak en doğal hakkınız.  Bu sayılanlar tabii ki maliyeti arttıran önlemlerdir. Hiç bir işlem yaptırmasanız bile sizin için bunca önlemin alındığı bir yerde muayene ücreti ödemeden gideceğinizi sakın düşünmeyin. Büyük bir saygısızlık olur. Ayrıca; sosyal medyada dolaşan internet üzerinden erişen ucuz reklamlara itibar etmemenizi önemle tavsiye ediyorum. Butik hizmet veren ve hekiminizle gerekirse test sonuçlarınızı karşılıklı rahatça paylaşabileceğiniz, samimiyet kurabileceğiniz yerleri tercih etmenizde fayda var.  Kıymetli Pause dergi okurları; hepimize hayatımızın tüm gerçek keyfinin geri geleceği yepyeni bir gelecek diliyorum. Sağlıkla kalın. Güvenle gülümseyin.

Diş Dr. Pervin Bilginer

Genel anestezi ile uyku rahatlığında diş tedavisi

Genel anestezi ile uyku rahatlığında diş tedavisi

Genel anestezi, hastaların herhangi bir ağrılı cerrahi işlem için uyutulması, işlemin sonunda da uyandırılmasıdır. Acı ve ağrı duyusunu ortadan kaldıran ve derin bir uyku durumuna benzeyen genel anestezi uygulaması geçici bilinç kaybı sağlaması ve kaslarda gevşemeye yol açması sebebiyle hekim tarafından yapılan müdahaleyi kolaylaştırmaktadır.

Anestezi, kelime anlamı olarak “hissizlik, duyusuzluk” demektir. Hastanın acı, ağrı duymaması için uygulanan yöntem, vücudun bütünündeki duyuyu geçici bir süre için yok eder. Bundan dolayı operasyonlar hasta için ağrısız ve hatırlanmayan işlemlerdir.

Tek seansta tüm tedavi işlemleri tamamlanabilir

Çoğunlukla diş hekimi korkusu olan kişilere, çocuklara ve engellilere uygulanan genel anestezi yönteminin diş çekiminden, ileri cerrahi işlemlere kadar diş hekimliğinin tüm alanında başarı ile uygulandığını belirten Hospitadent Dental Group Mecidiyeköy Şubesi Başhekimi Yiğit Emrah Kurt, bu yöntemle tek seansta tüm tedavi işlemlerinin yapılabildiğini söyledi.

Diş eti hastalıklarının çocukların sadece günlük hayatını değil; genel sağlığını, uyku düzenini ve psikolojisini de etkilediği uyarısında bulunan Diş Hekimi Yiğit Emrah Kurt, ‘‘Çocuklarda bu alternatif, hem psikolojik açıdan hem de dişlerdeki problemlerin ilerlememesi açısından avantajlıdır. Tedavi sürecinde hastalar hiçbir ağrı ve his duymamaktadır” şeklinde konuştu.

Korku ve endişeden uzak tedavi

Ayrıca tıbbi zorunluluk durumlarının yanı sıra genel konfor açısından uygulanabilen bu yöntem ile tedavinin korku ve endişeden uzak bir şekilde yapılmasının stresi azaltan bir uygulama olduğuna, uygulamanın ardından hastaların çok kolay ve kısa süre içerisinde yeniden sağlığına kavuştuğuna değindi.