Yazılar

Aromalı sütlere dikkat!

Aromalı sütlerin renkli ambalajları ve tatlı aromalarıyla çocuklar için cazip göründüğünü belirten uzmanlar, bu sütlerin çocukların ilgisini çekse de sağlıklı bir alternatif olmayabileceğini söylüyor.

Bu ürünlerin faydalı besin öğeleri içerse de yüksek miktarda şeker ve katkı maddeleri de barındırabildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu içerikler, uzun vadede çocuklarda kilo artışı, diş çürükleri, insülin direnci gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.” dedi. Ayrıca aşırı süt tüketiminin demir emilimini azaltarak kansızlığa yol açabildiğini kaydeden Yiğit, evde doğal meyvelerle veya kakao ile hazırlanan sütlerin ise çok daha sağlıklı ve güvenli seçenekler sunduğunu vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.

Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

İçeriği ve tüketim miktarı kontrol edilmeli!

Renkli ambalajları, çizgi film karakterleri ve tatlı aromalarıyla aromalı sütlerin, çocukların dikkatini kolayca çekebildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu ürünler, süt tüketmeyen çocuklar için cazip bir seçenek gibi görünse de içerik ve miktar açısından dikkatli değerlendirilmesi gerekir.” dedi.

Yiğit, “Aromalı sütler, gazlı içecekler ve soğuk çaylar gibi şekerli içeceklere göre elbette daha besleyici olabilir. Ancak evde doğal malzemelerle hazırlanan aromalı sütlerden daha sağlıklı oldukları söylenemez.” şeklinde konuştu.

Şeker içeriği sağlık sorunlarına neden olabilir!

Ticari aromalı sütlerin, kalsiyum, protein ve D vitamini gibi faydalı bileşenler içerse de çoğu zaman yüksek miktarda eklenmiş şeker ve aroma vericiler de barındırdığını kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu içerikler, uzun vadede çocuklarda kilo artışı, diş çürükleri, insülin direnci gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.” dedi.

Tatlı aromalara alışan çocukların doğal gıdalara ilgisinin azalabileceği ve beslenme alışkanlıklarının olumsuz etkilenebileceği konusunda uyaran Yiğit, şunları söyledi:

“Bazı araştırmalar, fazla şeker tüketiminin vücut yağ oranını artırarak hormonal dengeyi etkileyebileceğini ve bu durumun kız çocuklarında erken ergenlik riskini artırabileceğini gösteriyor. Ayrıca, günde 600 ml ve üzeri inek sütü tüketiminin, demir emilimini azaltarak bazı çocuklarda kansızlık riskini artırabileceği de belirtiliyor.”

Evde hazırlamak hem besleyici hem de güvenli…

Evde hazırlanan doğal aromalı sütlerin ise çocuklar için hem daha güvenli hem de daha besleyici bir alternatif olduğunu vurgulayan Yiğit, “Örneğin; 5-6 adet çilekle hazırlanan çilekli süt ya da şekersiz kakao, az miktarda bal veya hurma özü ile yapılmış kakaolu süt, katkı maddesi içermeyen sağlıklı seçenekler sunar. Alerjik yapıya sahip çocuklar için ise bu tarifler keçi sütüyle hazırlanarak da uygulanabilir.” dedi.

Çocukların sütle olumlu bir ilişki kurabilmesi için birlikte süt hazırlamanın, farklı meyve veya sunumlarla süreci eğlenceli hâle getirmenin beslenme alışkanlıklarını da olumlu etkileyeceğini dile getiren Yiğit, “Sonuç olarak, aromalı sütler bazı koşullarda süt tüketimini teşvik edebilir. Ancak içeriğindeki şeker, katkı maddeleri ve tüketim miktarı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Mümkün olduğunca evde hazırlanan, sade ve doğal içeriklerle zenginleştirilmiş sütler tercih edilmeli.” diyerek sözlerini tamamladı.

Zayıflama yolculuğunda yeni trend: Aralıklı Oruç Diyeti…

Zayıflama yolculuğunda yeni trend: Aralıklı Oruç Diyeti…

Son dönemde popülerlik kazanan Aralıklı Oruç Diyeti, beslenme düzenini değiştirerek kilo kontrolü sağlama amacı güden bir yaklaşım olarak ön plana çıkıyor. Aralıklı oruç diyetinin diğer diyetlere göre uygulanmasının daha kolay olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Vücut işlevleri ve stres durumları göz önünde bulundurulduğunda kadınlarda çoğunlukla 10:14 metodu öneriliyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, aralıklı oruç konusunu değerlendirdi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Aralıklı Oruç Diyetinin, açlık durumları ile yemek yeme dönemlerinin belirli periyotlarla değiştiği bir diyet yaklaşımı olduğunu ifade ederek, “Aralıklı Oruç Diyetinde rutin beslenme programlarından farklı olarak, yenilen yemeğin kalorisi ve çeşidi değil, yenildiği zaman aralığı önemlidir.” dedi.

Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

En çok tercih edilen 16:8 metodu…

Pek çok farklı şekilde yapılabilen bu beslenme yaklaşımında, popüler birçok metodun mevcut olduğunu anlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “En çok tercih edilen 16:8 metodudur. Kişinin 16 saat boyunca aç kaldığı, 8 saat boyunca besin alımının olduğu bir yöntemdir. Vücut işlevleri ve stres durumları göz önünde bulundurulduğunda kadınlarda çoğunlukla 10:14 metodu öneriliyor.” diye konuştu.

Uygulanması daha kolay…

Aralıklı Oruç Diyetinin diğer diyetlere göre uygulanmasının daha kolay olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Özellikle gece açlığını desteklediği için daha az kalori alımını sağladığından ötürü kilo kaybına yardımcı oluyor. Bu diyetin temelinde aç kalınan dönemde, vücudun detoksifikasyon mekanizmasına destek olmak ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak da var.” dedi.

Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

İstatistiksel olarak anlamlı bir üstünlüğü yok

Klinik çalışmalara da atıfta bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Aralıklı oruç ile yapılmış klinik çalışmalarda bu diyetin kan şekerini ve kan basıncını düzenlemede, insülin duyarlılığını arttırmada, oksidatif stresi azaltmada birçok olumlu etkisi olduğu bildirilmiştir. Ancak diğer kalori kısıtlı diyetler ile karşılaştırıldığında zayıflama açısından, istatistiksel olarak anlamlı bir üstünlüğünün olmadığı görülmüştür.” şeklinde konuştu.

Aralıklı Oruç Diyetini kimler uygulayabilir?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Aralıklı oruç yapmak isteyen sağlıklı bireylerin diyeti; bir beslenme uzmanı eşliğinde, kontrollü bir şekilde, kişiye özel planlanmalıdır. Bu beslenme modelinin yanlış uygulanması; vitamin eksikliklerine, kas kayıplarına, enerji düşüklüğüne sebep olabilmektedir. Ayrıca belli zamanlarda ve günlerde kısıtlayıcı beslenme tutumlarının, bireylerde özellikle ergenlerde yeme bozukluğuna sebep olabileceği unutulmamalıdır. Sonuç olarak Aralıklı oruç diyeti uygulanması kolay gibi görünse de uygulanırken dikkate alınması gereken birçok faktör vardır ve mutlaka uzman kontrolünde uygulanmalıdır.” dedi.

Koyu renkli balların antioksidan içeriği daha yüksek

Koyu renkli balların antioksidan içeriği daha yüksek

Oldukça sağlıklı bir besin olan balın tüketilirken porsiyon kontrolünün oldukça önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, doğal bir besin olan bala, dışarıdan herhangi bir madde katılmasının yasak olduğunu söylüyor. Balın doğal olarak antioksidan özelliği olduğunu kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yapılan bir araştırmada koyu renkli balların antioksidan içeriğinin açık renkli olanlara göre daha yüksek olduğunun görüldüğünü vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı bir besin olan bal hakkında tüm bilinmeyenleri anlattı.

Arıların bitkisel kaynaklardan topladıkları nektarları metabolize ederek bala dönüştürmelerinin biyokimyasal bir süreç olduğunu ifade eden Yiğit, doğal bir besin olan bala, dışarıdan herhangi bir madde katılması veya balın doğal yapısında bulunan bir maddenin uzaklaştırılmasının kanun ve yönetmeliklerce yasaklandığını söyledi. Hülya Yiğit, şunları kaydetti:

“Bal, doğal olarak antioksidan özelliği olan bir gıdadır. Yapılan bir araştırmada koyu renkli balların antioksidan içeriğinin açık renkli olanlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Bal içerdiği vitaminler, mineraller, organik asitler, flavonoidler ve enzimler nedeniyle sindirimi kolay, besleyici ve pek çok hastalığa karşı koruyucu ve tedavi edici özellik gösteren fonksiyonel bir besindir. Bal bileşiminde bulunan potasyum, fosfor, demir, magnezyum, sodyum, mangan, klor, kükürt ve iyot gibi insan vücudunun ihtiyaç duyduğu mineral maddelerce de zengin bir besin kaynağıdır.”

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Bağışıklık sistemini de destekliyor

Bal bakteri, virüs ve mantarlara karşı vücudun bağışıklık sistemine destek olduğuna dikkati çeken Yiğit, “Özellikle kış aylarında bağışıklığı güçlendirmek ve soğuk algınlığından korunmak için tüketmekte fayda vardır. Bal içeriğindeki flavonoidler sayesinde kansere karşı koruyucu etki de göstermektedir. Yapılan birçok bilimsel araştırma balın, mide ülserinin temel etkeni olan Helicobacter pylori bakterisinin gelişimini yavaşlatarak hastalığın etkisini azalttığını bildirmiştir.” şeklinde konuştu.

Porsiyon kontrolüne dikkat!

“Bal oldukça sağlıklı bir besindir ancak tüketilirken porsiyon kontrolü oldukça önemlidir.” diyen Yiğit, içeriğinde yüzde 82 oranında karbonhidrat ve yüzde 1 oranında vitamin, mineral ve biyoaktif bileşikler bulundurduğunu, şeker oranı oldukça yüksek olduğu için diyabetik bireylerin tüketirken oldukça dikkatli olması gerektiğini söyledi.

“Dikkatli olunması gereken diğer bir grup ise 1 yaş altı bebeklerdir. Botulizm riski sebebiyle bebeklere 1 yaşında önce bal yedirilmemeli.” diyen Hülya Yiğit, sağlıklı bireylerin gün aşırı olarak 1 tatlı kaşığı kadar bal tüketmesinin vücut için yeterli olacağını, fazla miktarda bal tüketiminin kan şekeri dengesizliklerine, iştah kontrolünün azalmasına ve kilo artışına sebep olabileceğini de sözlerine ekledi.