Yazılar

Kulakta ağrı ve tıkanma hissi yaşıyorsanız, dikkat!

Kulakta ağrı ve tıkanma hissi yaşıyorsanız, dikkat!

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz, yaz döneminde sıkça görülen dış kulak enfeksiyonlarının önlenebilir olduğunu belirterek “Ataç, anahtar, sıvı ve sprey gibi maddeler ile kulağınızı temizlemeyin” dedi. Doç. Dr. Titiz, enfeksiyon durumunda yaşanan ağrı geçse bile hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekti.

Acıbadem Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz, deniz ve havuzun çokça tercih edildiği yaz günlerinde “dış kulak yolunu döşeyen derinin ve kulak zarının dış yüzeyinin iltihaplanması” olarak tanımlanan “Otitis Eksterna” adlı dış kulak enfeksiyonunun arttığını söyledi. Doç. Dr. Ali Titiz, “Dış kulak yolunun kendi kendini temizleme özelliği ve enfeksiyonlara karşı koruma mekanizması olmasına karşın nemi saklama özelliğinden dolayı diğer vücut derilerine göre enfeksiyon oluşumuna daha elverişli bir ortam yaratır. Bu durum, yeteri özen gösterilmediği zamanlarda, bakteri ve mantarların üremesini ve kolayca hastalık oluşmasına sebep olabilir.“ dedi. Doç. Dr. Ali Titiz, kulak temizleme pamuklarının gereksiz ve sürekli kullanımının dış kulak yolu cildinin tahriş olmasına ve enfeksiyonlara açık hale gelmesine zemin hazırladığının da altını çizdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Ali Titiz

Enfeksiyonu bunlar tetikliyor

Dış kulak yolunun, enfeksiyonlara karşı korunma mekanizması içermesine rağmen bazı faktörlerin enfeksiyon gelişimini kolaylaştırdığını veya doğrudan neden olduğuna değinen Doç. Dr. Ali Titiz, bu faktörlerin kişiye bağlı ve dış faktörler olmak üzere iki grupta toplandığını ifade etti. Dış faktörlerin başında havuz ve deniz kirliliği, depo sularının kullanıldığı duş sularının geldiğini belirten Doç. Dr. Titiz “Kişiye bağlı faktörler ise genel vücut durumu ile ilişkili sistemik veya kulak bölgesine ait lokal nedenler olarak ikiye ayrılır. Diyabet, obezite, bağışıklık sistemi hastalıkları, dermatolojik hastalıklar, beslenme bozuklukları vb. sistemik faktörler arasındadır. Dış kulak yolu cildinin travması (temizleme veya kaşıma gibi nedenler vb.), dış kulak yolu darlıkları (serumen birikmesi, dar veya kıvrımlı kanal, ekzostoz vb.), koruyucu serumenin olmaması (sık suya maruziyet ve sık kulak temizleme alışkanlığı), daha önce dış kulak yolu enfeksiyonu geçirmek, yüzme, dalış ve su ile ilgili aktivitelere katılım, sıcak ve nemli hava, işitme cihazı kullanımı gibi faktörler ise kişiye bağlı diğer faktörlerdir”  diye konuştu. Doç. Dr. Ali Titiz, bu faktörlerin etkisiyle koruyucu serumen tabakasının ortadan kalktığını ve enfeksiyon sürecinin başladığını ifade etti.

Ağrı ve tıkanma hissiyle başlıyor

“Dış kulak yolu enfeksiyonunda en önemli fiziksel bulgu, kulak kanalının ön kısmına veya kulak kepçesinin arkaya doğru çekilmesi ile ağrı oluşumudur. Genellikle 1-2 gün boyunca artan ağrı ve bu ağrıya eşlik eden kulak kanalında tıkanma hissi olur. Bazen ağrı çok şiddetli olabilir” diyen Doç. Dr. Ali Titiz, görülen diğer belirtileri şöyle sıraladı: “Kulakta dolgunluk veya basınç hissi; başlangıçta açık, ardından iltihabi ve kötü kokulu kulak akıntısı; özellikle mantar enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonlarda kaşıntı; işitme kaybı; tinnitus (kulak çınlaması); enfeksiyon tedavi edilmezse ateş ve boyunda şişlik (lenf bezi büyümesi); nadiren iki taraflı dış kulak yolu enfeksiyonu.”

Tedavi etkisiz kalırsa test gerekebilir

Bu belirtilerin görülmesi halinde bir kulak burun boğaz hekimine muayene olmak gerektiğini belirten Doç. Dr. Ali Titiz ”Genellikle fiziksel muayene yeterlidir. Fakat tedavi önlemleri etkisiz kalırsa veya hastanın bağışıklık sistemi ile ilgili sorunları varsa laboratuvar testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlar; kulak kültürü, kan şekeri düzeyi ve hemogram vb. olabilir. Nadiren görüntüleme yöntemlerine de ihtiyaç duyulabilir“ dedi.

Ağrı geçse bile doktora başvurulmalı

Tedavi süreciyle ilgili konuşan Doç. Dr. Ali Titiz ”Belirtiler görüldüğü anda kulağın su temasının kesilmesi gerekir, ağrı için basit ağrı kesici kullanılabilir. Hastanın, kulağa sıvı ya da katı maddelerin uygulanmasından kaçınması ve ağrı geçse de hızla doktora başvurması önemlidir” dedi. Doç. Dr. Titiz, tedavi süresince su temasını önleyecek tıkaçlar kullanmak gibi yöntemlerle kulağın kuru tutulmasının iyileşme sürecini hızlandırdığına dikkat çekti.

“Tatile çıkmadan kulak temizletmek etkili bir önlem”

Dış kulak yolu iltihabının sık karşılaşılan bir sorun olduğunu ancak kolaylıkla önlenebileceğinin altını çizen Doç. Dr. Ali Titiz şunları söyledi: “Özellikle sık buşon (halk arasında kulak kiri) temizliği ihtiyacı olan kişilerin yaz başlangıcında kulak temizliği yaptırıp bu şekilde tatile çıkmaları etkili bir önlemdir, kulak çubuklarının uygun kullanımı, sadece dış kulak yolunun girişinin temizlenmesi önemlidir. Ataç, anahtar, sıvı ve sprey gibi maddeler veya parmağınızı kulak yoluna sokarak yapılan temizleme işleminden kaçınılmalıdır. Bu işlem dış kulak yolu derisini zedeleyebilir. Kulakların kuru tutulmaya çalışılması, yüzme veya duş almadan sonra kulakların temiz bir havlu ile kurulanması önemlidir. Başın ve kulak kepçesinin hareket ettirilmesi ile suyun dışarı akması sağlanabilir. Sık tekrarlayan dış kulak yolu iltihabı varlığında yüzme veya duş sırasında kulak tıkaçları veya başlık kullanarak suyun kulağa kaçması engellenebilir.”

Yeni doğanlara işitme araması şart!

Yeni doğanlara işitme araması şart!

İşitme, bireyin çevresi ile ilişki kurmasında önemli bir rol oynayan duyularımızdan bir tanesidir. Ayrıca konuşma fonksiyonunun sağlanması için gereklidir. Çevremizle olan ilişkilerin sağlıklı bir şekilde oluşturulmasını kolaylaştırmakta ve sezgisel deneyimlere kapı açmaktadır. “İnsan sahip olduğu bu mükemmel özelliğin farkındalığını unutmakta, bazen elinde olmadan veya bazen de bireysel veya çevresel faktörlere dikkat etmediği zaman işitmesinin azalmasına veya kaybolmasına neden olabilmektedir” diyen Acıbadem Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz “Dünya İşitme Günü, 3 Mart tarihinde ele alınan bir koruyuculuk etkinliğidir. Bugünün amacı, dünya çapında, kulak ve işitme sağlığı üzerinde farkındalık yaratılmasının sağlanması ve bu konu üzerinde toplumun bilinçlendirilmesidir. Dünya Sağlık Örgütü, işitme kaybına yol açan faktörlerin %60′nın önlenebilir olduğunu bildirmektedir. Bu açıdan bakıldığında işitme kaybı varlığının erken dönemde belirlenmesi ve işitme kaybı oluşturacak dış etkilerden korunma bu sorunun çözümünde en önemli temel basamağı oluşturur” açıklamasında bulundu.

Erken teşhis önemli

Çocukluk çağında doğumsal veya hastalıklara bağlı işitme kayıpları ön plandayken; erişkin yaş gurubunda ise çalışma hayatı ile maruz kalınan gürültünün işitme sorunları yaşatabildiğini aktaran Ali Titiz “Bu açıdan bakıldığında, işitme kaybının erken teşhisi büyük önem taşımaktadır. Özellikle ilk 2 yaşta gelişmesinin büyük ölçüde tamamlandığı işitme ve konuşma fonksiyonumuzun değerlendirilmesi ve varsa işitme kaybının bu dönemde belirlenip müdahale edilmesi, çocuğun işitme ve konuşma engelli bir birey olmaktan çıkıp topluma normal bir birey olarak kazandırılmasını sağlamaktadır. Son yıllarda ülkemizde de oldukça yaygın ve başarılı bir şekilde uygulanan “yeni doğan işitme taraması programı” ile yeni doğan döneminde bu sorun gelişmiş odyolojik testler ile belirlenebilmekte ve sorunu olan bireylerde klasik işitme cihazı veya gelişmiş koklear implant uygulamaları ile işitmenin düzeltilmesi sağlanabilmektedir” dedi.

Kulaklık kullanımı ile gürültüyü aza indirin

Endüstri toplumlarında var olan seslere ve gürültüye maruz kalmanın kulakta ciddi zararlara yol açabildiğini aktaran Ali Titiz, çalışanlarda gürültüye maruz kalma sebebiyle tam ya da tama yakın işitme kaybı görülebileceğini söyledi. Gürültünün şiddeti ve maruziyet süresinin işitme kaybının gelişiminde belirleyici olduğunu aktaran Titiz “Bizler hem günlük yaşamda hem de çalışma ortamlarında gürültüyü azaltabilir veya tama yakın kaldırabiliriz. Bu amaçla gürültü kaynaklarının kontrol altına alınması ve izolasyonları, kulaklık kullanımı ve çalışma ortamında rotasyonel çalışma düzeninin sağlanması bireylerin işitme sağlığı açısından en önemli koruyucu faktörleri oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

İşitme sorunu toplumsal yaşamı etkiliyor

“Çalışma ortamında gürültünün azaltılması veya çalışanların gürültüden korunması, iş verimliliğini olumlu etkileyecektir” diyen Ali Titiz sözlerine şöyle devam etti: “İyi bir ses ortamı, gürültü yaralanmalarına karşı önleyici, istikrarlı ve uzun vadeli yaklaşım gerektirir. Çocuk veya erişkin olsun işitme kaybı gelişimi bireyleri çevrelerinden kısmen veya tamamen soyutlayabilir. Bu nedenle toplumda sağlıklı bir iletişimin temelini işitme ve konuşma fonksiyonumuz oluşturur. Konuşma gelişiminin sağlıklı bir işitme ile sağlanabildiği düşünülürse işitmenin önemi daha iyi anlaşılacaktır. İşitme kaybına bağlı olarak gelişen sorunların çözümü, bireyin toplumsal yaşama güçlü bir şekilde katılmasını sağlamakta ve yaşam kalitesini artırmaktadır.”

İşitme cihazı kullanımı yayılmalıdır

Aİşitme cihazı kullanımının ülkemizde düşük olduğunu aktaran Ali Titiz “Toplumda işitme kaybının tam olduğu bireylerde işitsel rehabilitasyon için kabul edilebilirlik daha rahat iken hafif ve orta derecede işitme kaybı olan özellikle erişkinlerde işitsel rehabilitasyon için işitme cihazı kullanımı kabullenebilirliği sadece ülkemizde değil tüm dünyada oldukça düşüktür. Kişi tarafından hem kozmetik hem de yaşlılık ibaresi olarak görülen bu durumda işitsel duyumuzun düzeltilmemesi içinde bulunduğu sosyal ortamdaki yaşam kalitesini sürekli olarak olumsuz etkileyecektir. Bu açıdan bakıldığında toplumda gözlük kullanımının nasıl görsel duyumuzun rehabilitasyonu açısından büyük önem taşıdığı bilinmekte ve her yaş gurubunda vakit geçirmeden kullanılabilmekteyse, işitme kayıplarında da benzer bir yaklaşımın olmasını kulak burun boğaz hekimleri olarak ummaktayız” diyerek sözlerini noktaladı.