Yazılar

Bacak bacak üstüne atamıyorsanız, dikkat!

Bacak bacak üstüne atamıyorsanız, dikkat!

Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, normalde rahmin iç zar tabakasında bulunması gereken hücrelerin çoğunlukla yumurtalıklar olmak üzere rahim dışında herhangi bir bölgeye yerleşmeleri olarak tanımlanıyor. Dünyada ve ülkemizde her 10 kadından 1’inde görülen endometriozis, kadınlık hormonu olan östrojen ile ilişkili olması ve bu yaşlarda vücutta daha fazla bulunması nedeniyle üreme çağı olan 18-45 yaş grubundaki kadınları tehdit ediyor. Başta ağrı kesiciler ile geçmeyen ağrılı ve düzensiz adetler olmak üzere pek çok soruna yol açarak hayat kalitesini düşürebiliyor, çok daha önemlisi anne olmayı engelleyebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, kadınlarda yaygın görülmesine rağmen endometriozise tanı konulmasının en gelişmiş ülkelerde bile 8-10 yılı bulabildiğini belirterek, “Endometriozisin belirtileri hastalığın yerleşmiş olduğu bölge ile yayılım durumuna göre farklılık gösteriyor. Ayrıca bazı hastalarda hiçbir semptom gelişmiyor veya idrarda yanma, bağırsak alışkanlığındaki değişimler, kronik karın ağrısı gibi başka hastalıkları taklit eden belirtilerle de ortaya çıkabiliyor. Tanıdaki gecikmenin en yaygın sebebi ise endometriozisin ilk belirtilerinin çoğu zaman ağrı olması nedeniyle hastalar tarafından pek önemsenmemesi. Ayrıca her adet zaten ağrılı geçer inanışı hekime başvuruyu geciktiriyor. Bunların sonucunda aslında genç yaşta yakalanabilecek olan hastalık ileri safhalarda tespit ediliyor.  Oysa erken teşhis sayesinde ileriye yönelik önlemler alınıyor, böylece

üreme fonksiyonları korunabiliyor ve şiddetli ağrıya bağlı olarak yaşam kalitesinin düşmesi önlenebiliyor” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, endometriozisin atlanmaması gereken 10 sinyalini anlattı; önemli bilgiler verdi!

Doç. Dr. Cihan Kaya

Doç. Dr. Cihan Kaya

Ağrılı adetler

Endometriozis hastalığında en sık karşılaşılan şikayetlerden biri, adet döneminde gelişen ağrı oluyor. Ağrı kadınların aile, iş ve günlük yaşamlarını ciddi boyutlarda etkileyebilecek şiddete ulaşabiliyor. Doç. Dr. Cihan Kaya, ağrının sıklıkla adet döneminden hemen önce başladığını ve genellikle adet dönemi boyunca devam ettiğini belirterek, “Hastalığın evresinden ya da varsa kistlerin boyutlarından bağımsız olarak çikolata kistine bağlı gelişen ağrı acil başvurusu yaptıracak kadar dayanılmaz şiddete ulaşabiliyor. Hastalar çoğu zaman ağrılar nedeniyle tekrarlayan ağrı kesiciler, enjeksiyonlar, sıcak su torbaları gibi yöntemlere ihtiyaç duyuyorlar” diyor.

Cinsel ilişkide ağrı

Özellikle rahmin arkasındaki bağların ya da vajenin birlikte tutulduğu endometriozisin ileri evrelerinde cinsel ilişki sırasında dayanılmaz şiddette ağrı gelişmesi, yine yaygın görülen belirtilerden. Ağrı bu bölgede bulunan sinirlerin tutulumu ve organ anatomisinin bozulması sonucu oluşuyor.  Özellikle iki taraflı kisti olan hastalarda cinsel birliktelik sırasında ağrı şikayetine daha sık rastlanıyor.

Bağırsak alışkanlığındaki değişimler

Endometriozis sadece yumurtalıkları değil karın içerisinde özellikle çevre organları da tutabiliyor. Yakın komşuluğu nedeniyle bağırsak yüzeylerinde de endometriozis odakları görülebiliyor. Bağırsak ve bu bölgedeki sinirlerin tutulumu nedeniyle bazen karında geçmeyen şişkinlik, dışkılamada zorluk, ishal, kabızlık ve gaitada kan görülmesi gibi sorunlar yaşanabiliyor. İleri tutulum varlığında bağırsaktan dışkı geçişi mümkün olmuyor ve halk arasında ‘bağırsak tıkanıklığı’ olarak bilinen tablo ortaya çıkabiliyor.

Yoğun adetler

Endometriozis sadece rahmin dışındaki organları değil, rahmin kas tabakasını da tutabiliyor. Bu durum tıp literatüründe adenomiyozis olarak biliniyor. Adenomiyozis, çikolata kisti olan her üç kadından 1’inde görülüyor. Bu tablo özellikle ağrılı, düzensiz ve uzamış adet kanamalarına neden oluyor. Adenomiyozis tanısı ultrasonla tecrübeli hekimler tarafından konabiliyor.

İdrar yaparken ağrı

Endometrioziste, bağırsak tutulumunun yanı sıra bir diğer yakın organ olan idrar torbası ve idrar boruları da etkilenebiliyor. Özellikle ileri evre endometriozis hastalarında, idrar borularının yumurtalıklara yakın olması nedeniyle bu borularda tıkanıklık, böbreklerde genişleme ve daha ileri aşamalarda böbrek kayıpları görülebiliyor. Özellikle idrar torbası tutulumunda adet dönemlerinde ağrılı idrar yapma, kanlı idrar ve devamlı alt karın ağrısı ile birlikte sık idrara çıkma gibi belirtiler gelişebiliyor.

Bel – bacak ağrısı

Endometriozis alt karın boşluğunu yoğun biçimde saran kas tabakasını, bu bölgedeki lifleri ve sinirleri tutabiliyor. Bu tutulumlar nadir görülse de hastalarda bel ağrısı, bacak bacak üstüne atamama, siyatik sinir tutulumundan kaynaklanan bacak arkasında ağrı ve sürekli alt karın bölgesinde kramp şeklinde şikayetlere neden olabiliyor.

pause sağlık

İnfertilite

Genç yaştaki kadınların hastalığı olduğu için endometriozisin üreme fonksiyonu üzerinde de olumsuz etkileri olabiliyor. Öyle ki hamile kalamayan her üç kadından 1’inde endometriozis tespit ediliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurtalık tutulumunda sağlıklı yumurtalık dokusunun etkilenebildiğini vurgulayarak, “Özellikle iki taraflı yumurtalıkların tutulması halinde zaten yaşam boyu belirli bir sayıda olan yumurta sayısı giderek azalabiliyor. Bunun dışında tüplerin tıkanması ya da rahmin tutulması embriyo için olumsuz bir ortam oluşturarak kendiliğinden gebe kalma şansını üçte bir oranında azaltabiliyor” diye konuşuyor.

Kesi yerlerinde şişlikler

Özellikle eski ameliyat kesi yerlerinde (sezaryen ya da normal doğum kesi yerleri) adet dönemlerinde ele gelen şişlikler cilt altına yerleşen endometriozisin habercisi olabiliyor.

Sağ omuza vuran ağrı, nefes alamama

Diyafram ya da akciğer tutulumunda yine adet dönemlerinde sağ omuza vuran ağrı, kanamalı kusma ve akciğerlerde sönmeye bağlı nefes alamama gibi belirtiler de endometriozise işaret edebiliyor.

Kronik yorgunluk ve kas ağrıları

Endometriozis migren ve fibromiyalji gibi hastalıklarla da sıklıkla birlikte görülebiliyor. Bu durum, hali hazırda alt karın bölgesindeki ağrıları nedeniyle günlük hayatı etkilenmiş olan kadınlarda genel bir halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, baş ağrısı ve kas kramplarına yol açabiliyor.

Tedavi hayat kalitesini artırıyor!

Endometriozis tedavisi hastanın yaşına, şikayetlerine, hastalığın tutulum derecesine, çocuk isteğine ve varsa kitlenin iyi-kötü huylu olma durumuna göre değişiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, şikayetleri olmayan hastalarda çoğunlukla düzenli takip ya da ilaç tedavilerinin yeterli geldiğini belirterek, şöyle devam ediyor: “Ancak büyük yumurtalık kistleri olan, ağrı kesicilere cevap alınamayan ağrı sorunu yaşayan ya da kanser şüphesi taşıyan hastalara laparoskopi (kapalı ameliyat) yöntemiyle ameliyat önerilebiliyor. Anne olmak isteyen, ancak yumurtalık sayısı azalmış hastaların doğal yollarla çocuk sahibi olamaması durumunda tüp bebek yöntemi tavsiye edilebiliyor. Oldukça başarılı sonuçlar alınan bu tedaviler hastaların hayat kalitesini artırarak ağrı ya da kaygı sorunlarıyla uğraşmak yerine hayata tekrar dönmelerine yönelik olarak uygulanıyor”        

Miyom ameliyatı anne olmayı önler mi?

Miyom ameliyatı anne olmayı önler mi?

Rahmin düz kas tabakasından kaynaklanan iyi huylu tümörler olan miyomlar ülkemizde her 5 kadından 1’inde görülüyor. En sık üreme çağı olan 25-45’li yaş grubu kadınlarda teşhis edilen miyomların yaygınlığı, son yıllarda doğurganlık oranlarının azalması ve yüksek östrojen maruziyeti nedeniyle giderek artıyor. Her ne kadar iyi huylu tümörler olsalar da miyom dokusu içinde 1000’de 1 olasılıkla kanser dokusu bulunabiliyor. Ayrıca rahmin iç duvarında yerleşmiş olan miyomlar embriyonun gelişmesine engel olarak çocuk sahibi olmayı önleyebiliyor. Bu nedenle erken teşhis ve tedavi miyomlarda büyük öneme sahip. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, genelde belirti vermedikleri için miyomların çoğunlukla rutin muayeneler sırasında tesadüfen fark edildiklerine işaret ederek, “Dolayısıyla hiçbir yakınma olmasa dahi 21 yaşından itibaren yıllık jinekolojik muayeneler ihmal edilmemeli. Ayrıca miyomlar büyüdüklerinde düzensiz ya da miktarı artmış adet kanamaları, kasık  bölgesinde baskı-dolgunluk hissi ve ağrı,  sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, kabızlık ve erken doyma gibi şikayetlere yol açarlar. Bu tür sorunlarda da mutlaka hekime başvurmak gerekiyor” diyor.

Miyomların ilaçlar ve açık veya kapalı cerrahi yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, “Ancak toplumda miyomlar hakkında doğru sanılan pek çok hatalı bilgi mevcut. Gerçeği yansıtmayan bu bilgiler hastaların gereksiz yere endişeye kapılmalarına veya hekime başvurmayarak teşhis ile tedavinin gecikmesine neden olabiliyor” diyor. Doç. Dr. Cihan Kaya, miyomlar ile ilgili doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Doç. Dr. Cihan Kaya

Miyom ameliyatında rahim alınır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Miyom ameliyatında rahmin alınması şart değildir. Özellikle ileride hamile kalmayı planlayan kadınlarda rahim korunarak sadece miyomlar çıkarılabiliyor.

Miyom ameliyatı sonrasında hamile kalınamaz. YANLIŞ

DOĞRUSU: Miyom ameliyatı; yaş, azalmış yumurtalar, tüplerde tıkanıklık ya da sperm fonksiyonlarında bozukluk gibi  başka bir neden yoksa çocuk sahibi olmayı etkilemiyor. Aksine, özellikle rahim iç duvarına yerleşmiş olan miyomlar embriyo gelişiminde sorun oluşturuyor.

Miyom ameliyatı adet olmayı önler. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Miyom ameliyatında sadece miyomlar alındıysa her ay düzenli adet görmeye devam ediliyor.

Miyom ameliyatı menopoza neden olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Miyomlar rahim kaynaklı iyi huylu tümörlerdir. Miyom alınması sonrasında yumurtalıklarından salgılanan östrojen hormonunda azalma görülmüyor. Yumurtalıklardan bağımsız yapılar olmaları nedeniyle miyom alınması ile menopoz arasında bir ilişki yoktur.

Her miyomun ameliyatla alınması gerekir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Herhangi bir şikayete neden olmayan miyomlarda düzenli aralıklarla takip yeterli iken adet düzensizliği, anemi, sık idrara çıkma, kabızlık ile ağrı kesicilere yanıt vermeyen ve günlük hayatı olumsuz etkileyen ağrı gelişmesi ile çocuk sahibi olamama gibi durumlarda  cerrahi olarak müdahale gerekiyor.

Miyom ameliyatı zor bir ameliyattır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Ameliyatın zorluğu ya da süresi; miyomların sayısı, boyutu ya da yerleşim yerine göre değişiyor. Günümüzde açık cerrahi, histeroskopi, laparoskopi (kapalı ameliyat), robot yardımlı cerrahi ya da vNOTES (kesisiz vajinal laparoskopik cerrahi) yöntemleriyle miyom alınması işlemi başarıyla gerçekleştiriliyor.

Rahmin alınması cinsel isteksizliğe neden olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Miyom nedeniyle sadece rahim alınması ve yumurtalıkların korunması cinsel fonksiyonlarda değişikliğe yol açmıyor. Cinsel isteksizlik kadın ve erkek ile ilişkili birçok faktöre bağlı olarak gelişiyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Tüm miyomlar menopoz döneminde küçülürler. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Miyomlar östrojen hormonuna bağımlı tümörlerdir. Doç. Dr. Cihan Kaya, menopoz dönemiyle birlikte östrojen seviyeleri düştüğü için miyomların kısmen küçülebildiğini belirterek, “Ancak bu tablo her hastada aynı olmuyor. Menopoz süreci bazı kadınlarda yıllarca sürebiliyor. Dolayısıyla menopoz sürecini beklemek özellikle organ bası şikayetleri olan, düzensiz adet kanamalarına yol açan ve giderek büyüyen miyomları olan hastalar için önerilmiyor”

Rahmin alınması zamanla rahim sarkmasına yol açar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sadece miyomların ya da organ sarkması olmayan bir tabloda rahmin alınması, uygun cerrahi tekniklerin kullanılmasıyla yeni bir organ sarkmasına neden olmuyor. Altta yatan, özellikle zor doğumlar sonrası görülen bir organ sarkması varsa bu şikayetler de rahim alınması sırasında düzeltilebiliyor.

İlaçlar uzun süre kullanılabilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Özellikle kasık ağrısı şikayeti ön planda olan hastalarda ağrı kesiciler faydalı olabiliyor. Doç. Dr. Cihan Kaya, ancak yan etkileri nedeniyle ilaçların uzun süre kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Ayrıca adet kanaması olan hastalarda tercih edilen progesteron içeren haplar ya da spiraller uzun dönem kullanımda adet görememeye yol açabiliyor. Üreme hormonlarını baskılayan iğneler rahmin alınmasını istemeyen hastalara tavsiye edilebiliyor. Ancak bu ilaçlar da menopoz benzeri sıcak basması, gece terlemesi, baş ağrısı, kemik erimesi ve mide bulantısı gibi bazı olumsuz yan etkilere sahipler. Bu nedenle üç-altı ay süreli kullanılıyor” diyor.

Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

Günümüzde kariyer hedeflerinin yanı sıra sosyal ve ekonomik etkenler nedeniyle kadınlar anne olma planlarını genellikle ileri yaşlara erteliyorlar. Birçok kadın artık aile kurmak ve anne olmak için 35 yaşından sonrasını bekliyor. Yapılan çalışmalar, son 15 yılda 35-39 yaş grubundaki kadınlarda canlı doğum sayısının yüzde 150 gibi oldukça yüksek bir oranda arttığını ortaya koyuyor. Ancak anne olma hedefi ertelenirken biyolojik saat de bir yandan çalışmaya devam ediyor; yıllar geçtikte doğurganlık kapasitesi hızla azalıyor! Bu nedenle tüm dünyada ve ülkemizde pek çok kadın anne olma şansını garanti altına almak için ‘yumurta dondurma’ yöntemine başvuruyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, son yıllarda vitrifikasyon adı verilen yeni bir dondurma tekniğinin gelişmesi sayesinde yumurta dondurma yönteminden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirterek, “Özellikle deneyimli merkezlerde uygun tedavi protokolleri uygulanması durumunda, 35 yaşından önce yumurta dondurma işleminin yapılması daha çok sayıda ve iyi kalitede yumurta elde edilmesini sağlayarak işlem başarısını artıracaktır” diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma yöntemi hakkında en çok merak edilen 8 soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Cihan Kaya

SORU: Yumurta dondurma işlemi nasıl yapılıyor?

CEVAP: Yumurta dondurma işleminde uygulanan yumurta geliştirici hormon tedavileri sayesinde yumurtaların bir veya birden fazla olacak şekilde çoğaltılmaları amaçlanıyor. Ortalama 10-14 günlük bir tedavi sonrasında olgunlaşan yumurtalar hafif doz anestezi altında toplanarak mikroskop altında inceleniyor. Uygun olanlar dondurma işlemine tabi tutularak sıvı nitrojen tankları içinde saklanıyor. Yumurta toplama işlemi kısa sürüyor ve hastalar genellikle 2-4 saat içinde günlük işlerine dönebiliyorlar. Hamilelik istendiğinde bu yumurtalar çözülerek uygun sperm ile birleştiriliyor ve embriyo elde edilebiliyor.

SORU: Kimler yumurta dondurma işleminden faydalanabilir?

CEVAP: Ülkemizdeki yasal mevzuatlara göre; yumurta dondurma işlemi, kanser nedeniyle tedavi alacak olan ve yumurtalık fonksiyonlarını kaybetme riski bulunan hastalarda tedavi öncesi öneriliyor. Bunun dışında halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriozis hastalığı nedeniyle yumurtalık kisti ameliyatı geçirecek olan ve yumurta sayısının düşmesi beklenen hastalara da ameliyat öncesi tavsiye ediliyor. Bunlara ek olarak, henüz doğum yapmamış olup ailesinde de erken menopoz öyküsü olan hastalar doğurganlığın korunması amacıyla yumurta dondurma işleminden faydalanabiliyorlar.

SORU: Yöntem için ideal yaş aralığı var mı?

CEVAP: Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminde yaşın önemli bir faktör olduğuna işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Özellikle yumurta dondurmak isteyen kadınların bu işlemi 35 yaşından önce yaptırmaları hem yumurta sayısı hem de yumurta kalitesi açısından önemlidir. Yaş ilerledikçe elde edilen yumurta sayısı azalıyor ve buna bağlı hamilelik şansı düşüyor. Özellikle 42 yaş ve üzeri hastalarda bu işlemin yararı ile ilgili bilgiler tartışılıyor.”

SORU: Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

CEVAP: Ülkemiz mevzuatlarına göre, hasta onayı ile yumurtalar 5 yıla kadar saklanabiliyor. Bu yöntemde yumurtaların 5 yıl ve üzerinde saklanmaları teknik olarak mümkün olsa da 5 yıldan sonraki süreç için Sağlık Bakanlığı’nın onayı gerekiyor.

SORU: Dondurma işlemi yumurtalara zarar verir mi?

CEVAP: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminin yumurtalıklarda bilinen bir zararı olmadığını ve hastaların bu işlem nedeniyle erken menopoza girmediklerini belirterek, “Günümüzde ileri dondurma teknikleri sayesinde yumurtaların 10 yıl üzerinde saklanabileceği biliniyor.” diyor.

SORU: Yumurta dondurma işlemi ile sağlanan hamileliklerde bebekler sağlıklı oluyorlar mı?

CEVAP: Yumurta dondurma işlemi ile elde edilen hamileliklerle ilgili olarak yapılan çalışmalarda; normal gebeliklere kıyasla artmış bir doğumsal anomali riskinin söz konusu olmadığı ortaya konmuş. Ancak tüp bebek işlemlerinde genel bir erken doğum ve dış gebelik riski olduğu belirtiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

SORU: Yumurta dondurma yönteminin embriyo dondurmadan farkı nedir?

CEVAP: Yumurta dondurma yönteminde embriyo dondurma işlemine benzer şekilde yumurtaların olgunlaştırılmaları amacıyla hormon ilaçları veriliyor, yumurta takibi yapılıyor ve yeterli büyüklüğe ulaşan yumurtalar toplanıyor. Embriyo dondurma işleminden farklı olarak, bu yumurtalar sperm ile birleştiriliyor. Oluşan embriyolar donduruluyor. Çiftlerin ve rahmin uygun olduğu bir dönemde de embriyo transferi yapılıyor.

SORU: Yumurta dondurma işleminin başarı oranı nedir?

CEVAP: Yapılan büyük ölçekli çalışma sonuçlarına göre; dondurma ve çözdürme işlemlerinden sonra yumurtaların hayatta kalma oranının yüzde 90-97, spermle birleştikten sonra embriyo oluşma oranının yüzde 71-79 ve embriyonun rahme tutunma oranının yüzde 17-41 olduğu tahmin ediliyor. Daha önce dondurulmuş ve çözülmüş yumurta başına hamilelik oranı ise yüzde 4,5 – 12 arasında değişiyor.

Miyomlara izsiz ve ağrısız operasyon

Miyomlara izsiz ve ağrısız operasyon

Rahmin düz kas tabakasından kaynaklanan iyi huylu tümörler olan miyomlar, doğurganlık çağındaki kadınlarda oldukça sık rastlanan bir hastalık. Öyle ki ülkemizde her 5 kadından birinde, çapı ufak veya büyük, az ya da çok sayıda  ‘miyom’ tespit ediliyor! Vücuttaki östrojen seviyelerinin daha yüksek olması nedeniyle sıklıkla üreme çağındaki 18-45 yaş grubundaki kadınlarda görülen miyomlar, rahim alınması operasyonlarının en sık nedenini oluşturuyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, miyomların hastaların çoğunda herhangi bir şikayete yol açmadıkları için genellikle rutin muayeneler sırasında tesadüfen tespit edildiklerine dikkat çekerek, “Miyomlar bazı hastalarda ise düzensiz ya da miktarı artan adet kanaması, kasık bölgesinde ağrı, kabızlık ile sık idrara çıkma gibi yakınmalara neden olabiliyor. Daha da önemlisi, rahim içerisinde yerleşmiş olan miyomlar hamilelik oluşumunu önleyebiliyor; hamilelik oluşsa bile tekrarlayan düşüklere veya erken doğuma yol açabiliyor. Herhangi bir yakınma oluşturmayan miyomlarda düzenli aralıklarla takip yeterli gelirken, yaşam kalitesini düşüren sorunlara yol açtığında veya anne olmayı önlediğinde ise ilaçla veya cerrahi olarak müdahale etmek gerekiyor” diyor.

Doç. Dr. Cihan Kaya

V-NOTES ile ‘izsiz’ ve ‘ağrısız’ ameliyat!

Günümüzde miyom ameliyatlarının büyük çoğunluğu, hastalara açık cerrahiye göre daha az hastanede kalış süresi ve daha kısa sürede günlük aktivitelere dönüş imkanı gibi önemli konforlar sağlayan ‘laparoskopik’, bir başka deyişle kapalı yöntemle yapılabilir oldu. Son yıllarda teknoloji dünyasında atılan dev adımlar sayesinde laparoskopik ameliyatlarda hastaların yüzünü güldüren önemli bir gelişme daha yaşandı; tüm işlemlerin ‘doğal açıklıktan’ gerçekleştiği V-NOTES yöntemi!

Dünyada ve ülkemizde birkaç yıldır uygulanan V-NOTES yönteminin hastalara sağladığı en dikkat çekici faydaları; tüm işlemlerin doğal açıklıktan uygulanması nedeniyle karın bölgesinde kesi izi oluşturmaması ve bu sayede operasyon sonrasında ağrı oluşumunu önlemesi! Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, “V-NOTES cerrahisi; karın duvarına hiçbir kesi yapmadan, laparoskopik aletler eşliğinde, doğum kanalından gerçekleştirilen cerrahi yöntem demek. Miyomların izsiz ve ağrısız çıkarılmasını sağlayan bu yöntem sayesinde hastalar ameliyat sonrasında hastaneden aynı gün taburcu olabiliyor; kısa sürede iş ve günlük yaşamlarına dönebiliyorlar” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Karın bölgesinde ‘iz’ olmuyor

Tıp dünyasında büyük heyecan yaratan V-NOTES yöntemi; özellikle çocuk istemeyen ve büyük miyomlar nedeniyle düzensiz adet kanaması, sık idrara çıkma, kabızlık, cinsel ilişki sırasında ağrı ve sürekli oluşan kasık ağrısı nedeniyle rahmin alınması gereken hastalarda uygulanabiliyor. Ayrıca rahmin korunmasını isteyen hastalarda, özellikle rahmin dış kısmına yakın yerleşimli miyomlarda da kolaylıkla yapılabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı  Doç. Dr. Cihan Kaya, gerek rahmin korunduğu gerekse tamamen alındığı durumlarda başvurulabilen V-NOTES yönteminin nasıl uygulandığını şöyle anlatıyor:

“Doğum kanalının en derin noktasına yapılan 2-3 santimlik kesilerden karın boşluğuna ulaşılıyor. Bu yöntem için özel olarak geliştirilmiş, doğum yolunu koruyucu platformlar yardımıyla, karın içerisindeki organlar görünür hale getiriliyor. Ardından miyomlar kamera ve laparoskopik aletler yardımıyla vücut dışarısına alınıyor. Doğum kanalı tekrar onarılarak operasyon tamamlanıyor”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Ameliyat sonrasında ‘ağrı’ sorunu yaşanmıyor!

Klasik laparoskopide karın cildine ve cilt altı dokulara yapılan ufak kesiler ve ameliyat süresinin uzun olması gibi etkenler nedeniyle, ameliyat sonrasında özellikle alt karın bölgesi ile kesi yerlerinde ağrı gelişebiliyor. V-NOTES yönteminde ise tüm işlemler doğum kanalında gerçekleştiği ve ortalama 30-45 dakika gibi kısa bir sürede tamamlandığı için ameliyat sonrasında ağrı sorunu yaşanmıyor.

Hastalar normal doğum yapabiliyor

Yöntemin sağladığı bir başka önemli fayda ise ameliyat süresinin kısa olması ve karın bölgesinde kesi olmaması sayesinde hastaların aynı gün taburcu olabilmeleri. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, “V- NOTES ameliyatından sonra hastalar ortalama 6-18 sonra evlerine dönebiliyor, iş ve günlük aktivitelere kısa sürede dönüş yapabiliyorlar. Karın bölgesinde kesi yeri fıtıklarının gelişmemesi ve kesi izlerine bağlı kozmetik kaygıları önlemesi de bu yöntemin diğer önemli faydasını oluşturuyor”  diyor. Doç. Dr. Cihan Kaya, ameliyat sonrasında hastaların normal doğum yapabileceklerini de sözlerine ekliyor.

Hangi jinekolojik sorunlarda uygulanıyor?

  • Miyomlar
  • Ağır adet kanaması
  • Erken evre rahim kanseri
  • Yumurtalık kistleri
  • Dış gebelik
  • Rahim sarkması
  • Tüp ligasyon (bağlanması) istemi
  • Tüp bebek öncesi tüplerin alınması