Yazılar

Güçlü bağışıklık sistemi için C Vitamini

Güçlü bağışıklık sistemi için C Vitamini

“Sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenme alışkanlıklarının önemi göz ardı edilmemelidir. 4 Nisan Dünya C Vitamini Günü, sağlıklı yaşamı desteklemek ve toplumun beslenme konusunda bilinçlenmesine katkı sağlamak adına bir fırsattır. Unutmayın, sağlıklı beslenmek geleceğinizi şekillendirir ve daha mutlu bir yaşam sürmenize yardımcı olur.” diyen Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı her mevsim, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olan doğru beslenmenin önemini vurgulayarak, C vitamini hakkında bilgiler verdi.

Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

Vücut için zorunludur
C vitamini, vücut için zorunlu bir vitamindir ve çeşitli besinlerde bulunur. Portakal, limon, mandalina gibi turunçgiller; kivi, çilek gibi meyveler; domates, biber gibi sebzeler C vitamini bakımından zengin kaynaklardır. Bunların yanı sıra, lahana, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler de C vitamini içerir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir
C vitamini, vücudun bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olan antioksidan özelliklere sahiptir. Antioksidanlar, vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücreleri korur ve hastalıklara karşı direnci artırır.

Kolajen üretiminde önemli bir rol oynar
Ayrıca, C vitamini kolajen üretiminde önemli bir rol oynar. Kolajen, cildin sağlamlığını koruyan ve genç kalmasını sağlayan bir proteindir. C vitamini eksikliği ciltte kırışıklıkların ve yaşlanmanın hızlanmasına neden olabilir.

Vitamini doğal besinlerden almak en sağlıklı yoldur
Günlük C vitamini ihtiyacı yetişkinler için ortalama 65-90 miligramdır. Ancak hamile ve emziren kadınlar ile sigara içenlerin bu miktarı artırmaları önerilir. Bu miktarı doğal besinlerden almak en sağlıklı yoldur, ancak bazen takviye olarak da alınabilir. Unutulmaması gereken bir nokta ise uzun dönem yüksek düzeyde (örneğin 500 mg veya 1000 mg gibi) C vitamini takviyesi almak böbrek taşı riskini artırabilir. Bu nedenle bu yüksek dozlarda uzun süre kullanılması önerilmemektedir. Fakat solunum enfeksiyonları sırasında (örneğin 1 hafta) yüksek doz C vitamini almanın enfeksiyon süresini kısaltabileceği de bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Ayrıca demir ilacı kullanan kişiler demir ilaçlarını alırlarken beraberinde C vitamini tüketirlerse demir emiliminin arttığı ve böylece demir eksikliğinin daha çabuk düzeldiği bilinmektedir.

Eksikliğinde ciltte kuruma ve pullanma olur
C vitamini eksikliğinde ciltte kuruma ve pullanma, vücudun çeşitli yerlerinde ödem, kolay morarma, eklem ve kemik ağrıları, yara iyileşmesinde gecikmeler, diş eti kanamaları, bağışıklık sisteminde zayıflama ve bu nedenle çok sık enfeksiyon geçirme görülebilmektedir.

Günde en az bir porsiyon yeterli olur
Beslenme düzeninizde C vitamini bakımından zengin gıdalara yer vermek sağlığınızı korumak için önemlidir. Günde en az bir porsiyon meyve ve sebze tüketerek vücudunuzun ihtiyacı olan bu önemli vitaminin alımını sağlayabilirsiniz. Birçok besinde kolaylıkla ulaşabileceğimiz C vitamini ısıya karşı hassas olduğundan çiğ meyve ve sebzelerden alınan C vitamini pişirilmiş gıdalardan alınanlara göre çok daha yüksektir.

 

Kanser riskini nasıl azaltabiliriz?

Kanser riskini nasıl azaltabiliriz?

Dünya genelinde her yıl milyonlarca insan kanserle mücadele etmek zorunda kalıyor. Kanser, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıyla karakterize edilen bir hastalıktır. Bu önemli gün, kanserle savaşta farkındalık yaratmayı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulamayı amaçlamaktadır. Kanserde en önemli nokta kansere yakalanmamaktır ki bu tamamıyla elimizde olan bir durum değildir. Fakat kansere neden olan riskleri azaltmak ve her yaşa özel sağlık kontrolü yaptırmak çok önemlidir. Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Koçoğlu 4 Şubat Dünya Kanser Günü özelinde Kanser riskini azaltmak için önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

Kanser riskini azaltmak için öneriler

  1. Doğru ve dengeli beslenme: Sağlıklı bir yaşam için dengeli ve çeşitli besinleri içeren bir diyet önemlidir. Meyve, sebze, tam tahıllar ve protein kaynaklarına odaklanarak vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri almalıyız. Tükettiğimiz gıdaların organik olmasına olabildiğince özen göstermeli ve hazır ve fazla katkı maddesi içeren gıdalardan da uzak durmaya çalışmalıyız.
  2. Düzenli egzersiz: Fiziksel aktivitenin, genel sağlığın yanı sıra birçok kanserin riskini azalttığı kanıtlanmıştır. Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmak, vücut ağırlığını kontrol altında tutmak ve kas kütlesini korumak önemlidir.
  3. Sigara ve alkolün sınırlı kullanımı: Sigara içmek ve aşırı alkol tüketimi, birçok kanser türü ile ilişkilidir. Bu maddelerden uzak durmak veya kullanımını sınırlamak kanser riskinizi azaltabilir.
  4. Güneş koruyucu kullanımı: Cilt kanseri riskini azaltmak için güneş koruyucu kullanımı önemlidir. Güneşe çıkarken koruyucu giysiler ve şapka da kullanılmalıdır.
  5. Stresten kaçınma: Kronik stres, vücuttaki iltihaplanmayı artırabileceği için kanser riskini de artırabilir. Rahatlatıcı aktiviteler, meditasyon ve yoga gibi stresle başa çıkma yöntemlerini benimsemek önemlidir.
  6. Mesleki durumlar: Bazı meslekleri yapan kişilerde belirli kanserlerin görülme ihtimalinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle de kişilerin işyerlerinde yapılan sağlık kontrollerini düzenli yaptırmalarını ve eğer böyle bir sağlık kontrolü yapılmıyorsa bir hekime danışarak kendi kontrollerini düzenli yaptırmalarını öneririz. Eğer mesleğinizin herhangi bir kanser riskini artırıp artırmadığını bilmiyorsanız bir hekime danışmanızda fayda var.

Kanser sürecinde sağlık kontrolleri neden önemli?
Kanser, erken evrelerde genellikle belirti göstermeyen bir hastalıktır. Bu nedenle, kanserin erken teşhisi ve tedavisi, hastalığın yayılmasını önlemek açısından kritik öneme sahiptir. Sağlık kontrolleri bireylerin potansiyel risklerini belirlemek ve erken teşhis için uygun yöntemleri uygulamak amacıyla düzenli olarak yapılan test ve muayeneleri içerir. Her yaşa ve herkesin kendi farklı risk faktörlerine göre kanser döneminde istenecek tetkikler değişmektedir. Örneğin ailede belirli bir kanser türünün sık görülmesi veya ailede yaygın kanser görülmesi durumunda sağlık kontrolleri yaşı daha erken başlanarak daha detaylı işlemler yapılmaktadır.

Hangi sağlık kontrolleri

  • MEME KANSERİ
    Mamografi:
    Meme dokusunu inceleyen röntgen yöntemidir. Özellikle 40 yaş üstü kadınların yılda bir kez mamografi yaptırmaları önerilir.
    Kendi kendine muayene: Kadınlar, düzenli aralıklarla kendi memelerini muayene ederek anormal değişiklikleri fark edebilirler.
  • RAHİM AĞZI KANSERİ
    Pap Smear (Smear Testi):
    Rahim ağzındaki anormal hücreleri tespit etmek için yapılan bir testtir. Cinsel yaşam başladığında veya 21 yaşına gelindiğinde düzenli olarak yapılmalıdır.
  • PROSTAT KANSERİ
    PSA
    Testi: Prostat özgü antijen (PSA) seviyelerini ölçen bir kan testidir. Belirli yaş gruplarındaki erkeklerde düzenli olarak yapılabilir.
  • KALIN BAĞIRSAK KANSERİ
    Kolonoskopi:
    Kolonoskopi, kalın bağırsaktaki polipleri ve kanser öncesi lezyonları tespit etmek için kullanılan bir endoskopik inceleme yöntemidir. 50 yaş ve üzerindeki bireyler için önerilir.
  • AKCİĞER KANSERİ
    Tomografi (BT):
    Yüksek risk altındaki bireyler, özellikle uzun süreli sigara içiciler, düzenli olarak akciğer tomografisi kontrolü yaptırmalıdır.

Bunların dışında genetik ve kan testleriyle birlikte diğer görüntüleme yöntemleri ile kanser kontrolleri yapılmaktadır.

Sağlık kontrollerinin önemi
Sağlık kontrolleri hastalığın erken evrelerinde teşhis edilmesini sağlar. Erken teşhis, tedavi şansını artırır ve hastalığın yayılmasını engeller. Ayrıca testler,  bireylerin kanser risk faktörlerini belirlemelerine yardımcı olur. Bu, sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimsemek veya riski azaltmak için önlemler almak açısından önemlidir.

 

Glutatyon ve C Vitaminin kolajen üretimini destekliyor

Glutatyon ve C Vitaminin kolajen üretimini destekliyor

Bağışıklık sistemimizin güçlü olmasını istediğimiz, bir sıcak bir soğuk geçen kış mevsiminde C vitaminine her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Sadece C vitaminine değil, bununla birlikte Glutatyon takviyenizi yapmanız da hem karaciğer problemleriniz hem kırışıklık veya lekeleriniz için hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirebilmeniz için önemli. Konu hakkında merak edilenleri Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Koçoğlu anlattı.

Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

C vitamini, bağışıklık sistemini güçlendirir
C vitamini, vücutta bir dizi önemli fonksiyona sahiptir. Bunlar arasında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, demir emiliminin artırılması, kolajen üretiminin desteklenmesi, antioksidan etkisi ile hücreleri serbest radikallerin zararlarından koruma gibi görevler bulunur.
Günlük C vitamini ihtiyacı yaşa, cinsiyete, hamilelik durumuna ve kişisel sağlık koşullarına bağlı olarak değişebilir.
Genellikle yetişkinler için önerilen günlük alım miktarı ortalama 60-90 mg arasındadır.
C vitamini, kendi başına bir vitamin olarak alınabilir
Multi vitaminler de genellikle içerdikleri C vitamini ile bu ihtiyacı karşılamaya yardımcı olabilir.
C vitamini özellikle taze meyve ve sebzelerde bulunur. Portakal, mandalina, çilek, kivi, brokoli, biber, kuşburnu gibi besinler C vitamini kaynakları arasındadır.
C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir, antioksidan etkisi ile hücreleri korur, demir emilimini artırarak anemi riskini azaltır. Ayrıca kolajen üretimine katkıda bulunarak cilt sağlığını destekler.
C vitamini eksikliği genellikle skorbüt olarak bilinen hastalık ile ilişkilidir
Belirtiler arasında yorgunluk, halsizlik, ciltte morarma ve kanama eğilimi bulunabilir. C vitamini suda çözünen bir vitamin olduğu için fazlası idrar yoluyla atılır, ancak aşırı miktarda alımı bazı yan etkilere neden olabilir. Yüksek dozlarda C vitamini alımı ishal, karın ağrısı ve böbrek taşı oluşumu gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle önerilen günlük alım miktarına dikkat edilmelidir. Uzun dönem yüksek doz C vitamini kullanımı önerilmemektedir. Fakat enfeksiyon dönemlerinde enfeksiyonun ilk günlerinde C vitamini takviyesine başlanması enfeksiyon süresinde kısalmaya neden olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle C vitaminini gündelik hayatta daha çok gıdalar ile almaya özen göstermeli ve enfeksiyon dönemlerinde C vitamini takviyeleri almaya çalışmalıyız.
Glutatyon, hücre hasarına neden olabilirler
Glutatyon, vücutta doğal olarak bulunan bir antioksidandır. Antioksidanlar, hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasarlardan koruyan bileşiklerdir. Serbest radikaller, vücutta normal metabolik süreçlerin bir yan ürünü olarak ortaya çıkabilir ve hücre hasarına neden olabilirler.

Hücreleri oksidatif stresten koruyabilir
Glutatyonun “Antioksidan Etki” yani serbest radikaller denilen, hücreye ve DNA’ya zararlı bileşikleri etkisiz hale getirerek hücreleri oksidatif stresten korur. “Bağışıklık Sistemi Desteği” sağlayarak bağışıklık sistemi hücrelerinin normal fonksiyonlarını sürdürmelerine yardımcı olur. “Detoksifikasyon” denilen karaciğerde toksinlerin nötralize edilerek vücuttan atılmasına yardımcı olur.

pause sağlık
Glutatyon eksikliği, çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir
Bu faktörler arasında yaşlanma, çevresel toksinlere maruz kalma, yetersiz beslenme, stres ve bazı sağlık durumları bulunabilir.

Glutatyon eksikliğinde hücreler hasara uğrayabilir
Glutatyon eksikliğinde hücrelerin hasara uğraması nedeniyle enerji üretiminde azalma nedeniyle yorgunluk ve halsizlik, bağışıklık sisteminde zayıflama, karaciğer problemleri ve ciltte matlaşma, kırışıklık veya lekeler gibi benzeri cilt sorunları belirtiler görülebilir.

Glutatyon seviyelerimizi artırmak için kükürt içeren yiyecekler yiyebiliriz
Glutatyon seviyelerimizi artırmak için özellikle kükürt içeren yiyecekler tüketmek glutatyon üretimine katkı sağlar. Sarımsak, soğan, lahana, brokoli gibi sebzeler bu gruba örnektir. Selenyum, glutatyon peroksidaz adı verilen bir enzimin yapı taşıdır. Selenyum içeren besinler arasında Brezilya fıstığı, ton balığı ve hindi eti bulunabilir. Ve yeterli selenyum tüketimi glutatyon seviyelerimizi yükseltebilir. Glutatyon takviyeleri, doğrudan alımını sağlayabilir. Ancak, bu takviyelerin etkinliği konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Suyun PH dengesi çok önemli

Suyun PH dengesi çok önemli

“Su içmek sadece susuzluğu gidermekle kalmaz, aynı zamanda genel sağlığınızı destekler. Günlük su alımınızı izlemek ve içtiğiniz suyun pH seviyesine dikkat etmek, sağlıklı bir yaşam tarzının temel taşlarındandır. Su içmeyi ihmal etmeyin!” diyen Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Koçoğlu cilt sağlığının, eklem fonksiyonlarının ve enerji seviyelerinin de su alımına bağlı olduğunun altını çiziyor.

Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

Her gün en az kaç bardak su tüketmeli?
Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için doğru su alımı ve suyun pH dengesi çok önemlidir. Günlük yaşamda yeterli su içmek, vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılamak için temel bir adımdır. Her gün en az 8 bardak su içmeyi hedeflemelisiniz, ancak vücut özelliklerinize göre bu miktar değişebilir.
İdeal içme suyu pH’ı kaç olmalı?
Ayrıca, suyun pH seviyesine de dikkat etmek önemlidir. pH, suyun asidik mi yoksa alkali (bazik) mi olduğunu belirtir. İdeal içme suyu pH’ı genellikle 6.5 ile 8.5 arasında olmalıdır. Bu aralık, vücudunuzun doğal pH dengesini korumasına yardımcı olur. pH dengesinin sağlanması sindirim ve genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratabilir.

İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Koçoğlu

Neden önemli?
Suyun önemi büyüktür çünkü vücudunuzun düzgün çalışabilmesi için su gereklidir. Sindirim, metabolizma, vücut ısısı düzenlemesi ve toksinlerin atılması gibi temel süreçler suya dayanır. Ayrıca, cilt sağlığı, eklem fonksiyonları ve enerji seviyeleri de su alımına bağlıdır.
Sağlıklı bir yaşam tarzının temel taşı
Unutmayın ki su içmek sadece susuzluğu gidermekle kalmaz, aynı zamanda genel sağlığınızı destekler. Günlük su alımınızı izlemek ve içtiğiniz suyun pH seviyesine dikkat etmek, sağlıklı bir yaşam tarzının temel taşlarındandır. Su içmeyi ihmal etmeyin!