Yazılar

Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor

Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor

Kalp ve damar hastalıkları tüm dünyada en önde gelen ölüm sebebi olmaya devam ediyor. Öyle ki ülkemizde her yıl 200 bin kişi kalp damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Kış mevsiminde havaların soğumasıyla birlikte kalp damar hastalıklarının görülme sıklığı da artıyor. Bunun temel nedeni ise soğuk havanın damarları büzücü etkisi ve soğuk havada vücudun ısı ihtiyacını karşılayabilmek için kalbin daha fazla çalışmak zorunda kalması. Kalbi besleyen koroner damarlarda oluşan büzülmeden dolayı kalp istediği kan miktarını, yani ihtiyacı olan oksijeni yeterince alamıyor ve bunun sonucunda kalpte beslenme bozukluğu oluşuyor. Böylece kalp dokusuna giden kan miktarı azalıyor. Vücudun ihtiyacı olan ısıyı sağlamak için kalbin daha fazla çalışmak zorunda kalması da kalbi yoruyor. Bu sorunlar; özellikle bilinen kalp damar hastalığı veya kalp yetmezliği olan hastalarda göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikayetlerin artmasına, daha da kötüsü kalp krizi oluşma riskinin yaklaşık olarak 3 kat artmasına neden olabiliyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, ayrıca soğuk havayla beraber başta grip olmak üzere görülme sıklığı artan alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının vücut direncinin düşmesine ve kalbin iş yükününün artmasına sebep olduğuna dikkat çekerek, “Bu tablo da stabil durumda seyreden kalp hastalarının klinik şikayetlerinin başlamasına yol açabiliyor” diyor. Ayrıca kış mevsiminde hemen hepimizin günlük yaşantımızda sıkça yaptığımız bazı hatalar var ki kalbimizi yorarak; kalp damar hastalıklarının gelişmelerine veya var olan hastalıkların tetiklenmelerine neden olabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, kış aylarında sıkça yaptığımız 7 önemli hatayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Mutlu Güngör

Hata: Rüzgara karşı yürümek

Doğrusu: Kış aylarında kalp sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerin başında ‘rüzgar’ geliyor. Bunun nedeni ise rüzgarın göğüs bölgemizde oluşan ılık hava tabakasını uzaklaştırarak damarların büzülmelerine neden olması. Koroner damarlarda oluşan büzülme de kalp dokusuna giden kan miktarının azalmasına sebep oluyor. Bunun sonucunda özellikle kalp damar hastalığı olan kişilerde rüzgarlı havalarda göğüs ağrısı şikayeti gelişebiliyor, çok daha önemlisi kalp krizinin oluşma riski artıyor. Dolayısıyla rüzgara karşı yürümemeli, rüzgarlı havalarda dışarı çıkmaktan kaçınmalı veya korunaklı kıyafetler giymelisiniz.

Hata: Gribal enfeksiyonlarda bilinçsizce ilaç kullanmak

Doğrusu: Kış mevsiminde sık görülen alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına yönelik; antigribal, ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlara, zaman zaman da antibiyotiklere başvuruluyor. Ancak dikkat! Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, reçete edilen bu ilaçların kullandığınız kalp ilaçlarıyla etkileşimde olabilecekleri uyarısında bulunarak, “Özellikle kalp yetmezliği olan hastalarda bilinçsizce kullanılan ilaçlar bazen ölümcül ritim bozukluklarına yol açabiliyor. Bu nedenle ilaçlarınızı sadece hekim kontrolünde kullanmalı, tedaviyi planlayan hekiminize kullandığınız mevcut kalp ilaçlarınız hakkında mutlaka bilgi vermelisiniz” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hata: Aşırı ağır ve yağlı besinler tüketmek

Doğrusu: Kış aylarında vücudumuzun artan ısı ihtiyacı nedeniyle almamız gereken enerji miktarı da artıyor. Ancak yaz mevsimine göre daha az hareket ettiğimiz için besin tüketiminde abartıya kaçtığımızda kilo alımı kaçınılmaz oluyor. Fazla kilolar da kalbin iş yükünü arttırıyor. Bu nedenle kış mevsiminde de ideal kilomuzu korumamız çok önemli. Doç. Dr. Mutlu Güngör,  “Aşırı ağır ve yağlı yemekler tüketmemek, basit şekerlerden kaçınmak, toksinlerin atılımı için yeterli miktarda sıvı içmek bu anlamda çok önemlidir” diyor.

Hata: Soğuk havalarda ısınmak için sigara içmek

Doğrusu: Sigara kalp damarlarının büzülmelerine ve bunun sonucunda vücudun oksijenizasyonunun bozulmasının yanı sıra kan basıncının yükselmesi gibi önemli sorunlara yol açıyor. Soğuk havanın da damarları büzücü etkisi nedeniyle bu havada içilen sigara kalbin iş yükünü daha da arttırıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, “Özellikle kalp damar hastalığı olan hastalarda soğuk havada içilen sigara göğüs ağrısı ve nefes darlığına neden olabiliyor, hatta bazen kalp krizini bile tetikleyebiliyor. Sigara sadece kış aylarında değil, her mevsim sağlığımızı tehdit ediyor. Dolayısıyla sigarayı bir an önce bırakmak yaşamsal önem taşıyor” uyarısında bulunuyor.

 Hata: Spor yapmayı aksatmak

Doğrusu: Kışın havaların soğumasıyla beraber hastalanmaktan çekindiğimiz için çoğumuz dışarıya çıkmaktan kaçınıyoruz. Ancak hareketsiz bir yaşam; bağışıklık sisteminin baskılanması ve kilo alımı ile sonuçlanabiliyor. Ayrıca tansiyon, şeker ve kolesterol regülasyonumuzun bozulması gibi sorunlar da oluşturabiliyor. Bu nedenle mümkünse her gün, değilse haftada en az 5 gün, özellikle havanın sıcak ve güneşli olduğu öğle saatlerinde, en az 45’er dakikalık tempolu yürüyüşler yapmayı alışkanlık haline getirin. Yürüyüş sırasında vücut ısınızın düşmemesi için bere, eldiven ve atkı gibi koruyucu aksesuarlar kullanmayı da ihmal etmeyin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

 Hata: Sabah erken saatlerde ağır egzersiz yapmak

Doğrusu: Kalp sağlığınız için kış aylarında da sporunuzu aksatmamanız yaşamsal öneme sahip. Ancak sempatik sistemin, bir başka deyişle adrenerjik aktivitenin fazla olduğu sabahın erken saatlerinde; yoğun tempolu yürüyüş, kas güçlendirme egzersizleri ve bisiklet sürmek gibi zorlu egzersizlerden kaçınmanız gerekiyor. Çünkü sabah saat 09:00’a kadar olan dönemde sempatik sistem aktivitesi daha fazla olduğu için nabız ve tansiyon değerleri öğleden sonraki saatlere göre daha yüksek, damarların büzülme riski de yine öğleden sonraki saatlere göre daha fazla oluyor. Bu yüzden sabah erken saatlerde yapılan zorlu ve yoğun egzersizler; göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikayetlere sebep olabiliyor, hatta kalp krizini tetikleyebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, “O yüzden egzersizlerinizi öğleden sonraki saatlerde, havanın açık ve ılık olduğu dönemlerde yapmaya özen gösterin. Sabah saatleri dışında vaktiniz yoksa; hafif tempolu yürüyüşleri veya gevşeme egzersizlerini tercih etmenizde fayda var” diyor.

Hata: Aşırı kalın veya ince giyinmek

Doğrusu: Kalın kıyafetle kapalı bir alana veya daha sıcak bir ortama girdiğimizde terliyoruz. Ter vücudumuzda buharlaşırken; vücut ısımızın düşmesine, dolayısıyla üşümemize sebep oluyor. Veya tam tersi ince bir kıyafet tercih ettiğimizde, akşam saatlerinde havanın soğumasıyla birlikte üşüyebiliyoruz. Kalbimiz de her iki durumda vücut ısısını yükseltmek için daha fazla efor sarf etmek zorunda kalıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, “Çok kalın veya ince bir kıyafet yerine, ince ama kat kat kıyafetler tercih etmelisiniz. Kat kat giyinmek, kıyafetler arasında hava tabakası oluşturarak yalıtım etkisi sağlıyor, böylece vücudu soğuktan daha iyi koruyor. Ortamın sıcaklığına göre kıyafet değiştirerek hem terlemekten hem de üşümekten korunabilirsiniz” önerisinde bulunuyor. Doç. Dr. Mutlu Güngör, “Bunların yanı sıra vücuttaki ısı kaybı özellikle vücudun baş ve uç bölgelerinden başladığı için eldiven, bere ve atkı gibi koruyucu kıyafetleri çok soğuk havalarda kullanmalı, gerekirse akciğerlerinize soğuk hava solumamak için ağzınızı ve burnunuzu atkıyla kapatmalısınız. Ayrıca hava aldırmayarak terletecek sentetik kıyafetlerden kaçınmalısınız” diyor.

Bu yanlışlar kalp krizi riskini artırıyor!

Bu yanlışlar kalp krizi riskini artırıyor!

Sağlıksız beslenmeden sigaraya, hareketsizlikten aşırı strese, bozuk uyku düzeninden fazla kiloya… Günlük yaşantımızda bu ve benzeri bazı yanlış alışkanlıklar ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp krizinde riski artırıyor. Oysa kalp krizini büyük ölçüde önleyebilmek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, koroner arterler olarak bilinen kalbi besleyen damarların tıkanması sonucu oluşan kalp krizinin günümüzde çocuk yaşta da kapıyı çalabildiğini belirterek “Kalp krizi halen tüm dünyada ve Türkiye’de görülen ölümlerin en büyük sebebidir. Türkiye’de her yıl yaklaşık olarak 200 bin kişi hayatını kalp krizi nedeniyle kaybetmekte ve bu sayı ne yazık ki her yıl artmaktadır” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, bazı basit ama etkili yaşam tarzı değişiklikleriyle kalbi korumanın ve kalp krizini önlemenin büyük ölçüde elimizde olduğunu belirterek, alınabilecek 10 önlemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Mutlu Güngör

 İdeal kilonuzda olun

Fazla kilo kalp damar hastalıklarına ve kalp krizine zemin hazırlayan faktörler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Toplumumuzda maalesef dengesiz beslenme, hareketsiz ve stresli hayat gibi durumlardan dolayı her geçen gün aşırı kilo sorunu yaşayanların sayısında artış görülüyor. Vücut kitle indeksinin 30’un üzerinde olması obezite, 40’ın üzerinde olması da morbid (ölümcül) obezite olarak tanımlanır. Obeziteyle mücadelenin temeli düzenli egzersiz ve dengeli beslenmedir. Düzenli yürüyüş yapmayı, az yemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Yeme alışkanlıkları için başlangıçta diyetisyen önerisi alınabilir. Buna rağmen kilo veremeyen hastalarda yeni kullanıma giren ancak kısa dönemde çok başarılı olan medikal tedaviler de mevcuttur. Bu yüzden doktor önerileri de alınabilir. Egzersiz, diyet ve medikal tedaviye rağmen hala kilo veremeyen hastalarda hekim gerekli görürse obezite cerrahisi de düşünülmelidir. Ama cerrahi tedavi hiç bir zaman çözüm olarak görülmemelidir; yeme alışkanlığını değiştiremeyen hastalarda cerrahi sonrası tekrar kilo alındığı unutmamalıdır.

 Bel çevrenizi kontrol edin

Kalp krizini önlemek için, vücudumuzun ideal kilosunu gösteren vücut kitle indeksi kadar göbek çevresi de önem taşıyor. Göbek çevresi iç organ yağlanması ile paraleldir. Yağlanma tipi cinsiyete göre değişmektedir. Erkekler genellikle elma tipi olarak bilinen göbek çevresine, kadınlar ise armut tipi olarak bilinen basen çevresine kilo alırlar. İdeal bel çevresi; erkekler için 102 cm, kadınlar için ise 90 cm altıdır; bu ölçünün üzeri ise riski artırır. Göbek çevrenizi düzenli ölçerek bu seviyelerin altına inmeye çalışın.

Akdeniz usulü beslenin

Akdeniz usulü beslenme kalp ve damar hastalıklarından korunmanın başlıca anahtarlarından biri. Et ağırlıklı, yağlı, kızartılmış besinlerin yer aldığı beslenme yerine; sebze, meyve, balık, kuru bakliyat ve kararında zeytinyağı ile hazırlanan yeşilliklerin yer aldığı Akdeniz usulü beslenmeye geçin. Zeytinyağı antioksidan etkisi ile damar sertliğini azaltır, doymamış yağ olduğu için kolesterolü düşürücü etkisi vardır, ancak aşırı tüketiminden kaçınmak gerekir. Beslenmede; besin değeri yüksek, lifsel yapıda, omega 3 içerikli, düşük karbonhidratlı gıdalar tercih edilmelidir.

Tansiyonunuzu kontrol altında tutun  

Damarın içindeki basınç, tansiyon olarak tanımlanır. Tansiyon ne kadar yüksekse damar iç yüzeyine olan travma o kadar fazladır. O yüzden kan basıncı yani tansiyon mutlaka normal sınırlarda tutulmalıdır. Hipertansiyon tanımı 130/80 mmhg üzeri değerleri ifade eder. Burada unutulmaması gereken konu, hem büyük hem de küçük tansiyonun normal sınırlarda olması gerekliliğidir. Bir değerin bile yüksek olması, hipertansiyon tanımı için yeterlidir. Kişiden kişiye değişmekle beraber genellikle 135/85 mmhg üzeri değerlerde medikal tedavi gerekliliği vardır. Hayat tarzı değişikliği de tansiyon kontrolünde çok etkindir. Tuzsuz diyet, düzenli egzersiz, kilo kontrolü kan basıncı kontrolünde özellikle genç hastalarda medikal tedavi kadar etkin olabilir. Hipertansiyon genellikle klinik şikayet yaratmadığı için herhangi bir şikayet olmadığı halde ayda 1 kez de olsa mutlaka tansiyon ölçümü yapılmalı, 130/80 mmhg üzeri durumlarda bir doktor muayenesi olunmalıdır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Sigarayı bırakmak için gerekirse destek alın

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör “Yapılan sayısız bilimsel çalışma gösteriyor ki, sigara kalbin en büyük düşmanlarından biri. Sigara, damarın iç yüzeyine (endotel) hasar verir, ayrıca kanın akışkanlığını azaltır yani kanda pıhtılaşmayı artırır. Bozulmuş bir endotelde, pıhtılaşmanın da artması ile beraber damarın tıkanma riski çok daha fazla olur. Sigara ayrıca hem tansiyonu yükselterek hem de damarlarda büzülmeye sebep olarak yine endotel hasarına katkıda bulunur. Sigara kullanan hastalardaki damar sertliği çok daha yaygındır, bacak damar tıkanıklıkları da hemen hemen neredeyse sadece sigara içen hastalarda görülür. Ayrıca sigaranın kanser fizyopatolojisindeki yerini de unutmamak gerekir. Vücutta görülen tüm kanserlerin sebepleri arasında maalesef sigara mevcuttur” diyor.

 Diyabetiniz var mı öğrenin

Diyabet hastalığı, kalp damar tıkanıklıklarının en sık sebeplerinden biridir. Kandaki fazla şeker damar iç yüzeyinde birikerek damar sertliğine sebep olur. Dengesiz beslenme, obezite, hareketsiz ve stresli hayat gibi olumsuz durumlardan dolayı diyabet hastalığının görülme sıklığı her geçen gün artmakta ve maalesef daha erken yaşlarda görülmektedir. Ülkemizde pek çok kişi de ne yazık ki diyabet hastası olduğunun farkında bile olmadan yaşamını aslında büyük bir risk altında sürdürüyor. Çünkü diyabet hastalığı da hipertansiyon gibi sinsi seyreder, hastalığın erken evrelerinde hiç şikayet olmayabilir. Bu da tanıda gecikmelere sebep olur. O yüzden mutlaka belli periyotlarla doktor kontrolü yapılmalı, hastalığın uç organ hasarı oluşturmadan tanı ve tedavisi sağlanmalıdır. Diyabetten korunmadaki en etkin yol, dengeli beslenme ve egzersiz alışkanlığının edinilmesidir.

Kolesterolünüzü düzenli ölçtürün

Kolesterol, vücutta üretilebilen veya dışarıdan gıdalarla alınabilen bir maddedir ve vücut için gereklidir. Örneğin; pek çok hormon sentezinde kolesterol kullanılır. Ancak kolesterolün fazlası, damar duvarında birikerek damar sertliği oluşumunu başlatan ana sebeptir. O yüzden  “azı karar çoğu zarar” ifadesi kolesterol için uygun bir tanımdır. Bilindiği gibi 2 tür kolesterol vardır. Kötü olarak bilinen LDL kolesterol ve iyi olarak bilinen HDL kolesterol. Damar sertliği yapan LDL kolesteroldür. Normal değeri 130 mg/dl altıdır. Kolesterolün ilaç tedavi gerekliliği hastanın kalp damar hastalığı risk faktörlerine ve kan kolesterol seviyesine göre değişir. Yani kolesterol ilaç tedavileri bireysel tedavilerdir. Hastanın damar yapısına veya risk faktörlerine göre agresif ilaç tedavisi verilebileceği gibi ilaçsız takip de yapılabilir.

 Fast food ürünlerden ve alkolden kaçının

Fast food ürünlerden, paketli hazır gıdalardan kaçınmak kalp krizini önlemede önemli destek sağlar. Hayvansal yağ oranları ve kalorisi fazla, raf ömrünün uzatılması için katkı maddeli ve tuz içeriği yüksek bu ürünlerin aşırı tüketilmesi obezite, hipertansiyon, kolesterol, diyabet gibi hastalıkların da artmasını kaçınılmaz kılar. Fastfood tarzı beslenme; kalp damar sağlığı kadar mide-bağırsak sistemi hastalıkları, kanser gibi pek çok hastalığın da oluşmasına sebep olmaktadır. Alkol kullanımı da; içerdiği şeker dolayısıyla obezite ve diyabet hastalığına yol açmaktadır. Alkol aynı zamanda vücudun sıvı yükünü artırarak kalp yetmezliğinin kötüleşmesine ve çarpıntılara sebep olabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Düzenli egzersiz yapın

Mutlaka günlük 45-60 dakika süreli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirin. Egzersiz yapmak; kan basıncı kontrolüne, diyabet ve kolesterol düzeylerini düşürmeye, ideal kiloya ulaşmaya katkı sağlayarak kalp damar hastalıklarından korunmaya destek olur. Her gün tempolu yürüyüş, yavaş tempo koşu, bisiklet veya yüzme gibi aerobik egzersizler tercih edilmelidir. Yapılan egzersizlerde nabzın yükselmesi, hafif terleme sağlanmalı, alışveriş gezisi şeklinde olmamalıdır. Yürüyüş sırasında birlikte yürüdüğümüz kişiyle rahat konuşabilmemiz tempomuzun yetersiz olduğu anlamına gelir. Koruyucu hekimlik anlamında, günlük bir saat yürüyüş yapmak hekiminizin size vereceği reçeteden çok daha fazla faydalı olabilir.

 Doktora gitmekten kaçınmayın

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu GüngörKalp krizi geçiren hastaların büyük bir bölümü kriz öncesi önemli bir şikayet tanımlamaz. Ayrıca kronik hastalıklar da uç organ hasarı gelişmeden önce klinik bulgu vermeyebiliyor. Dolayısıyla özellikle risk grubunda olan kişilerin yıllık kontrolleri mutlaka gerekir. Menopoz döneminde, 40 yaş üzeri erkeklerde, sigara kullananlarda ve diyabet hastalarında bu kontroller çok daha fazla önem taşır.” diyor.