Yazılar

“Bir Tane İçsem Bir Şey Olmaz” En Büyük Tuzak

Sigarayı Bırakmada İçsel Motivasyon Kalıcı Başarı Sağlıyor Sigara, Duygusal Düzenleme Aracı Haline Gelebilir “Bir Tane İçsem Bir Şey Olmaz” En Büyük Tuzak

Sigaranın, birçok kişi için yalnızca bir alışkanlık olmadığını belirten uzmanlar, stresle baş etmenin ve duyguları düzenlemenin bir yolu haline geldiğini söylüyor.

Pek çok kişinin sigarayı destek mekanizması olarak algıladığını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu algı bırakma kararını psikolojik olarak zorlaştırır.” dedi. Nikotinin beyinde yarattığı ödül mekanizmasının, sigarayı hızlı ve güçlü bir rahatlama aracı gibi kodladığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, ancak beynin, doğru alternatifler sunulduğunda yeni alışkanlıklar öğrenebildiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Çetin ayrıca içsel motivasyonla alınan bırakma kararının, dış baskıyla verilen kararlara göre çok daha kalıcı olduğu bilgisini paylaştı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında sigarayı bırakma sürecindeki engeller hakkında bilgi verdi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin

Dr. Alptekin Çetin

Sigara, duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olabilir!

Sigarayı bırakmak isteyen bireylerde en sık karşılaşılan motivasyon engelleri hakkında açıklama yapan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Nikotinin yarattığı fiziksel bağımlılık, stresle baş etme becerilerinin sigaraya bağlanmış olması, daha önceki başarısız bırakma denemelerinin yarattığı özgüven kaybı ve ‘bırakırsam hayatımdan bir şey eksilecek’ düşüncesi engel olarak öne çıkar.” dedi.

Pek çok kişinin sigarayı yalnızca bir madde değil, günlük hayatı düzenleyen bir destek mekanizması olarak algıladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bu algı bırakma kararını psikolojik olarak zorlaştırır. ‘İstiyorum ama bırakamıyorum’ diyen kişilerde genellikle güçlü bir bağımlılık, yüksek kaygı ve yetersizlik duygusu ön plandadır; kişi denemek ister ama başarısızlıktan korkar. ‘İstesem bırakırım ama istemiyorum’ diyenlerde ise çoğu zaman savunma mekanizmaları devrededir; kişi bağımlılığını kabul etmek yerine kontrol algısını korumaya çalışır. Her iki durumda da ortak nokta, sigaranın kişinin duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olmasıdır.” şeklinde konuştu.

Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre daha kalıcı!

Nikotinin beyinde dopamin salınımını artırarak sigaranın hızlı ve güçlü bir ödül olarak kodlanmasına neden olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Zamanla beyin, rahatlama, keyif ve stres azalmasını sigarayla eşleştirir.” dedi.

Bu kodlamanın; sigaranın sağladığı geçici rahatlamanın fark edilmesi, alternatif ödül ve rahatlama yollarının geliştirilmesi ve nikotin yoksunluğunun uygun tedaviyle yönetilmesiyle kırılabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Beyin yeni alışkanlıklar öğrenebilir; önemli olan ona doğru alternatifleri sunmaktır. Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre çok daha kalıcıdır çünkü davranış değişikliği içsel motivasyonla desteklenir. Kendi kararını veren birey, zorluklarla karşılaştığında sorumluluğu dış faktörlere değil kendine bağlar ve süreci daha sürdürülebilir şekilde yönetir. Zorla ya da sadece çevre baskısıyla bırakılan sigarada nüks riski belirgin olarak daha yüksektir.” açıklamasını yaptı.

Kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini daha güçlü hale getirebilir!

Sağlık motivasyonunun önemli olmakla birlikte tek başına her birey için yeterli olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle gençlerde ve uzun süredir sigara içenlerde sağlık riskleri soyut ve uzak algılanabilir. Estetik kaygılar, maddi kazanç, çocuklara iyi bir rol model olma, özgürlük hissi ve performans artışı gibi kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini çok daha güçlü hale getirebilir.” ifadelerini kullandı.

Eski ritüellerin yerine yenileri konmalı!

Sigara içme ritüellerinin, nikotinden bağımsız olarak güçlü koşullanmalara yol açtığına ve bırakma motivasyonunu sabote ettiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kahveyle, stresle ya da molalarla eşleşmiş sigara davranışı otomatikleşir. Bu ritüellerin yerine kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, şekersiz sakız, su içme ya da zihni meşgul eden küçük alışkanlıklar koymak, beynin eski eşleşmeleri çözmesine yardımcı olur.” dedi.

Bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adım vazgeçmemek!

‘Bir tane içsem bir şey olmaz’ düşüncesinin, bağımlılığın en sık kullandığı bilişsel tuzaklardan biri olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Beyin, kontrolün geri kazanıldığı yanılgısını yaratır ancak tek bir sigara, bağımlılık devresini yeniden aktive eder ve çoğu zaman eski kullanım düzeyine hızlı bir dönüşe yol açar. Bu düşünce masum görünse de nükslerin en yaygın nedenlerinden biridir.

Sigarayı bırakmayı defalarca deneyip başaramamış kişilere şunu söylemek isterim: Bu bir irade zayıflığı değil, tedavi edilmesi gereken bir bağımlılıktır. Her başarısız deneme, aslında bir öğrenme sürecidir ve doğru yöntem, doğru destek ve doğru zamanla başarı mümkündür. Vazgeçmemek, bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adımdır.”

 

#SigarayıBırak #İçselMotivasyon #Bağımlılık #GözSağlığı #Nikotin #SigaraBırakmaGünü #ÜsküdarÜniversitesi #NPİSTANBUL #SağlıkHaberi #Psikiyatri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Uzun süreli e-sigara kullanımı akciğer sönmesine bile neden olabiliyor!

Uzun süreli e-sigara kullanımı akciğer sönmesine bile neden olabiliyor!

Elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını ifade eden uzmanlar, elektronik sigaraların, farklı tatlar ve kokular sunduğunu bunun da gençlerin ilgisini çekerek kullanımını teşvik edebildiğini söylüyor. “Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar.” diyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, uzun süreli e-sigara kullanımının akciğer sönmesi gibi ileri düzey akciğer hastalıklarını ortaya çıkabileceğini kaydetti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, ciğerlerin sönmesi ve ölüme bile neden olan elektronik sigaranın neden sağlığa zararlı olduğunu anlattı.

Dr. Alptekin Çetin

Dr. Alptekin Çetin

Elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ne?

Elektronik sigara ya da “e-sigara” olarak da adlandırılan cihazların buharlaştırıcı (atomizer) adı verilen bir cihaz aracılığıyla nikotin ve diğer kimyasalları içeren sıvıyı (e-sıvı) ısıtarak buharlaştırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ve neden gençler tarafından tercih edildiği konularında birçok faktör bulunduğunu söyledi.

Sağlık risklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, kimyasal içeriğin genellikle nikotin, propilen glikol, gliserin ve çeşitli tatlandırıcılar gibi kimyasallar içerdiğini, bu kimyasalların bazılarının, solunum yolu hastalıklarına, kalp hastalıklarına ve kansere neden olabilecek potansiyel tehlikeler taşıyabildiğini vurguladı.

Kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor

Nikotin bağımlılığına da dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Elektronik sigaralar, nikotin içerir ve bu da bağımlılık yapabilir. Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar. E-sigaraların buharlaştırdığı kimyasallar, akciğerlerde tahrişe, inflamasyona ve solunum yolu problemlerine neden olabiliyor. E-sigara kullanımıyla ilişkili olan kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor ve bazı durumlarda akciğer hastalıklarına yol açabiliyor.” dedi.

Gençler neden elektronik sigara kullanmayı tercih ediyor?

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını kaydederek, “Elektronik sigaralar, farklı tatlar ve kokular sunuyor. Bu özellik, gençlerin ilgisini çekebiliyor ve kullanımını teşvik edebiliyor. Arkadaş gruplarında e-sigara kullanımının yaygınlaşması da gençler arasında popülerlik kazanmasına yol açabiliyor.” diye bilgi verdi.

Uzun süreli elektronik sigara kullanımı ve akciğer sönmesi…

Uzun süreli e-sigara kullanımının, solunum yolu problemlerine, özellikle de kronik obstrüktif akciğer hastalığına (KOAH) yol açabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Pnömotoraks, halk arasında bilinen ismiyle akciğer sönmesi, ileri düzey akciğer hastalıklarında ortaya çıkabilir. Nikotin, kalp atış hızını artırabilir ve kan basıncını yükseltebilir, bu da kalp hastalığı riskini artırabilir. Uzun süreli kullanım, nikotin bağımlılığına yol açabilir ve sosyal etkileşimleri olumsuz etkileyebilir.” dedi.

Elektronik sigara kullanımından kaynaklanan sağlık sorunlarının, genellikle tıbbi bir profesyonelin gözetiminde tedavi edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Tedavi, nikotin bağımlılığını azaltmaya yönelik farmakolojik ve davranışsal yaklaşımları içerebilir. Solunum yolu problemleri gibi fiziksel sağlık sorunları için, uygun tedavi ve yönetim planları belirlenir.” diye sözlerini tamamladı.

Alkol bağımlılığı iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı!

Alkol bağımlılığı iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı!

Alkol bağımlılığının iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı olduğunu ifade eden uzmanlar, alkol bağımlılığının; kişinin haftalar, aylar ve yıllar içerisinde planladığı miktarlardan daha fazla tüketmeye başlamasıyla ortaya çıktığını söylüyor. ‘Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır’ demenin uygun olmadığını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Her gün alkol tüketilmesi bağımlılık için geçerli bir kriter değildir. Kişi, aralıklarla alkol tüketerek alkol bağımlısı olabilir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 1-7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla, alkol bağımlılığı konusunu değerlendirdi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin

Dr. Alptekin Çetin

Alkol bağımlılığı nedir?

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol bağımlılığı önemli bir beyin hastalığıdır. İradesizlik falan değildir. Alkol bağımlılığı; kişinin haftalar, aylar ve yıllar içerisinde planladığı miktarlardan artık daha fazla tüketmeye başlaması, gündelik hayatını etkileyecek düzeylere gelmesiyle beraber ortaya çıkıyor. Bu bir süreç. Bir günde, haftada ya da ayda olan bir şey değil.” dedi.

“Herkesin bu hastalıkla ilgili yaşadığı deneyimler birbirinden farklı”

Alkol bağımlılığının, kişinin alkole temas etmesi, alkolle beraber keyif alması, alkolün hoşuna gitmesi, alkolün kaygısına, sıkıntısına iyi gelmesiyle ya da hoşuna gitmesiyle beraber kullanımı tekrarlaması sonucu aylar yıllar içerisinde ortaya çıkan bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Herkesin bu hastalıkla ilgili yaşadığı deneyimler birbirinden farklıdır. Yani 6 ayda hasta olacaksınız, bağımlılık ortaya çıkacak diye bir şey yoktur. Kişinin genetik yapısı, kalıtsal özellikleri, yaşamış olduğu başka hastalıklar, ruhsal hâli, sosyal çevresi, ortamda bulunan alkol, yakın çevresinde kullanılan alkol, genetik olarak birinci dereceden akrabalarında yaşanmış bir alkol bağımlılığının olması bağımlılık eşiğini değiştiriyor. Bu kişiden kişiye farklılık gösteriyor.” diye konuştu.

Alkol bağımlılığının pek çok belirtisi var

Alkol bağımlılığı belirtilerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, şöyle devam etti:

“Pek çok farklı belirtiler var. Öncelikle kişinin sosyal hayatında ciddi sorunlar, ciddi düzensizlikler ortaya çıkmaya başlıyor. Yani, belli başlı sorumluluklarını kişi artık yerine getiremez hâle gelebiliyor. Vaktinde işine gidemeyebiliyor, işindeki performansı sağlıklı olmayabiliyor ya da aile bireylerine ayırdığı vakit istediği düzeyde olamayabiliyor. Sağlığı ile ilgili ciddi problemler ortaya çıkmasına rağmen bu problemlerle uygun bir şekilde baş edemiyor olabilir. Maddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Çok fazla para harcamaya başlıyor ve buna rağmen bu harcamalar devam edebiliyor. Kişinin dikkatini çekebilecek pek çok bu tarz sorunlar olabiliyor.”

“Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır demek uygun değil”

Alkol bağımlısı kişilerin illaki alkol kokmuyor olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır demek uygun bir şey değildir. Sosyal hayatın içinde durum değişebiliyor. Yoksunluk krizi oluşturabilir ama oluşturmayabilir de. Kişi uzun süreli devamlı alkol tükettiğinde, belli sebeplerle alkolden uzak kalırsa yoksunluk krizi ortaya çıkabilir.” dedi.

Yoksunlukta ne olabilir?

Yoksunluk durumuna da dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Dışarıdan kişilerin dikkatini çeken durumlar olabilir veya kişinin kendisinin yaşadığı sorunlar olabilir. Kaygısı artabilir. Uykusuzluk ortaya çıkabilir. Titremeler olabilir. Genellikle çevrede en çok dikkat çeken bu olur. Terlemeler olabilir. Sıkıntısı artabilir. Kimi zaman daha hoş durumlarda öfkeli ve saldırgan hâle gelebilir. Daha da uç durumlarda, daha ciddi nörolojik tablolarda ortaya çıkabilir. Yani kişi epileptik nöbet geçirebilir. Beyin ciddi anlamda alkolle baskılandığı için alkolün bir anda kesilmesiyle beraber epileptik nöbet ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.

Dr. Alptekin Çetin

Kimler alkol bağımlısı?

Belli içme sıklığının alkol bağımlılığı riskini ortaya çıkardığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kadınlar ve erkekler için haftalık tüketim birimlerinin belirlendiği bilimsel çalışmalar vardır. Bunlar bizim için riskli tüketim olarak adlandırılıyor ama bazen danışanlarımızdan duyuyoruz, ‘Ben her gün alkol tüketmiyorum ki ben bağımlı değilimdir.’  Hayır, her gün alkol tüketilmesi bağımlılık için geçerli bir kriter değildir. Kişi, aralıklarla alkol tüketerek alkol bağımlısı olabilir. Bunun için farklı farklı ölçütler, değerlendirmeler vardır.” dedi.

Alkol bağımlılığı erken bunamaya neden olabiliyor

Alkolün, beyin hücrelerinin ölümüne neden olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Beyinde küçülme oluyor. Bu da erken bunama hastalığının habercisidir. Erken bunama riskini ortaya çıkarır. Beyin kanamalarına daha yatkınlık olabilir. Ayrıca sadece beyin değil karaciğer de çok önemlidir. Alkol karaciğerde büyümeye neden olabiliyor. Karaciğerde büyüme olduktan sonra siroz süreci ortaya çıkabiliyor. Kaslar da çok etkileniyor. Ellerde, ayaklarda güçsüzlükler ortaya çıkabiliyor. Pankreas ciddi anlamda etkileniyor. Vücuttaki pek çok organ alkol ile beraber zarar görebiliyor.” diye konuştu.

Daha çok tüketmek için arkadaşlarından uzaklaşıyor

‘Alkol sosyalleştiriyor’ sözünü gerçeği yansıtmadığını, bağımlı kişilerin sosyal yaşantıdan yavaş yavaş çekilmeye başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kendi içine kapanıyor. Arkadaşlarından, sosyal çevresinden, ailesinden uzaklaşıyor. Yalnızlaşmaya başlıyor. Yalnızken belki daha çok alkol tüketiyor. Sosyal anlamda ciddi bir etkilenme oluyor. İş hayatı, arkadaş çevresi etkileniyor.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, bağımlılık başlangıcı için genç yetişkin dönemin risk olduğunu ifade ederek, “18-25 yaş arasındaki yoğun alkol tüketimi alkol bağımlılığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Ama hastalarımıza bakacak olursak her yaş grubunda alkol bağımlılığını sık görebiliyoruz. Sosyal bir sınıf ise yoktur. Alkol bağımlılığı her sosyal sınıfta görülebiliyor.” şeklinde konuştu.

Alkol bağımlılarının profesyonel yardım alması gerektiğini de söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bazı danışanlarımıza ayaktan tedavi uygulayabiliyoruz ama bazılarında alkol kullanımının beyne ve vücuda ciddi etkileri varsa, kişi alkolden uzak kalamıyorsa, alkolden uzak kaldığında ciddi yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyorsa o zaman yatış sürecini planlamak gerekiyor.” dedi.